İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil Üstündağ Başvurusu (B. No: 2013/5062)

1. Tapu sicil müdürlüğünde şef

Başvuru No2013/5062Tarih14 Ocak 2014Okuma12 dk · 2.421 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Halil Üstündağ Başvurusu

Karar tarihi
14 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/5062
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.421 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Tapu sicil müdürlüğünde şef

olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere

görevlendirilen başvurucu, anılan görevden dolayı tarafına vekalet ücreti

ödenmemesi üzerine açtığı davada verilen karar nedeniyle anayasal haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/7/2013 tarihinde

İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 23/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Devrekani ilçesi

Tapu Sicil Müdürlüğünde 7/6/2002 tarihi itibarıyla şef olarak görev yapmakta

iken müdür kadrosunun boş olması nedeniyle Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihli

oluruyla Tapu Sicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere yetkilendirilmiştir.

6. Başvurucu, söz konusu görevi

vekaleten yürüttüğünden bahisle 21/4/2006 tarihli dilekçe ile Tapu ve Kadastro

Genel Müdürlüğüne başvurarak tarafına vekalet ücreti ödenmesi talebinde

bulunmuş, anılan talebin idarece cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi

üzerine ret işleminin iptali ile vekalet ücreti ve tazminatların ödenmesi

istemiyle Kastamonu İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

7. Mahkeme, 28/11/2006 tarih ve

E.2006/625, K.2006/871 sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda

yer alan hükümler karşısında asilde aranan şartları haiz olmayan bir kişinin

vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenemeyeceğinin açık

olduğu, ancak 657 sayılı Kanun’da bir görevin tedviren yürütülmesine ilişkin

bir hükme yer verilmemiş olmakla beraber, idarece tedvir görevi verilen kişinin

Anayasa’nın angarya yasağına dair 18. maddesi uyarınca bazı maddi haklara hak

kazanacağı, asilde aranan şartları taşımayan davacıya vekalet aylığı adı

altında bir ücret ödenmesi mümkün değilse de yürüttüğü görevden dolayı

üstlendiği sorumluluk dikkate alındığında vekalet görevinden ötürü vekalet

aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği

gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve idareye başvuru tarihinden

itibaren vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak

davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

8. Davalı idare tarafından

temyiz edilen karar, Danıştay 2. Dairesinin 13/6/2011 tarih ve E.2008/1955,

K.2011/2475 sayılı kararı ile bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesinde,

vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları düzenlenmiş olup; maddenin

birinci fıkrasında, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası

uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedeniyle işlerinden geçici olarak

ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan

vekil atanabileceği; ikinci fıkrasında, bir görevin memurlar eliyle vekaleten

yürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu hükümleri yer almıştır.

Anılan hükümlere göre; vekalet aylığına ve vekalet edilen

kadronun zam ve tazminatlarına hak kazanılabilmesi için, söz konusu hükümde

öngörülen biçimde boşalmış olan kadroya vekaleten yapılacak atamanın, 657

sayılı Kanun’un 86. maddeden bahisle ve atamanın vekaleten olduğu açıkça

belirtilmek suretiyle asili atamaya yetkili makam tarafından bizzat yapılması,

yani her şeyden önce vekaleten atanılmış olması

gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen ilkeler dışında yapılan

görevlendirmelerin ise Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre kamu

hizmetinin aksamadan yürütülmesi amacına yönelik bir zaruret halinden doğduğu

ve aslında hukuki bir dayanağının da bulunmadığı dikkate alındığında, söz

konusu uygulamaların personel rejimine ait disiplini dışında kaldığı açık olup,

bu anlamda, kamu hizmetinin aksamadan yürütülebilmesi amacına yönelik olarak

görevlendirilmiş bir memurun asilin sahip olduğu tüm haklardan eksiksiz bir

şekilde yararlanacağından söz etmek imkansızdır.

Kaldı ki, 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanan 99 sayılı Devlet Memurları

Kanunu Genel Tebliği’nin 3. maddesinde de 657 sayılı Kanun’un vekalet ücreti

ödenmesine ilişkin 175. maddesine göre tedvir dolayısıyla her hangi bir ödeme

yapılmasının mümkün olmadığına işaret edilmiştir.

Olayda ise, davacıya şef olarak görev yapmakta iken Tapu

Sicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihli

Oluruyla yetki verildiği, dolayısıyla davacının söz konusu göreve usulüne uygun

olarak vekaleten atanmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, Tapu Sicil Müdürlüğü görevini vekaleten değil,

tedviren yürüten davacıya tazminat şeklinde olsa dahi vekalet aylığı ödenmesine

imkan bulunmamaktadır.”

9. Kastamonu İdare Mahkemesinin

30/9/2011 tarih ve E.2011/746, K.2011/701 sayılı kararıyla bozma kararına

uyularak aynı gerekçelerle dava reddedilmiştir.

10. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay 2. Dairesinin 31/5/2012 tarih ve E.2012/850, K.2012/3186

sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 1/2/2013

tarih ve E.2012/9356, K.2013/453 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar

başvurucuya 3/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

11. 14/7/1965 tarih ve 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uyuşmazlığa konu işlem tarihinde yürürlükte

bulunan “Vekalet görevi ve aylık

verilmesinin şartları” kenar başlıklı 86. maddesi şöyledir:

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası

uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak

ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan

vekil atanabilir.

Bir görevin memurlar

eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.

Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik,

diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve

mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve

müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî

idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.

Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3

aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla

kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık

görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı

ödenir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya

hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan

belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek

üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle

atanabilirler.

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler

lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.

Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu

bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları

tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama

yapılabilir.”

12. Aynı Kanun’un “Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer

ödemeler” kenar başlıklı 175. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Ancak, kurum içinden

veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için,

vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.”

13. 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99 Seri No.lu Devlet Memurları Genel

Tebliği’nin 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175

inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkün

bulunmamaktadır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 14/1/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/7/2013 tarih ve 2013/5062

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, 28/2/2006

tarihinden itibaren yaklaşık dört yıl süre ile vekaleten tapu sicil müdürlüğü görevini

ifa ettiğini, görevi sırasında asil olarak görev yapan bir müdürün

kullanabileceği tüm yetkileri kullanarak sorumluluk altına girdiğini, devletin

hem bir personelini daha çok sorumluluk ve ücret gerektiren bir işte

çalıştırmasının hem de ücret vermemesinin angarya yasağına aykırı olduğunu,

İdare Mahkemesinin iptal kararı üzerine tarafına ödenen vekalet aylıklarının

bozma kararına uyan mahkeme kararı nedeniyle kendisinden tahsil edilmeye

başlandığını belirterek, Anayasanın 10., 18., 40. ve 55. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurunun, üstlendiği yeni görev nedeniyle başvurucuya ayrıca

ödeme yapılmamasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu her ne kadar

Anayasa’nın 10. ve 40. maddelerinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de bu

iddiaların özü ücrette adaletin sağlanması hususu ile ilgilidir. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı

değildir. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları Anayasa’nın 18. ve 55.

maddeleri ile ilişkili görülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.

17. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

18. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

1. Anayasa’nın

18. Maddesi Yönünden

19. Başvurucu, üstlendiği

görevden dolayı tarafına ücret verilmemesi nedeniyle angarya yasağının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

20. Anayasa’nın “Zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 18.

maddesi şöyledir:

“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya

yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya

tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan

istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu

kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir

çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.”

21. Anılan maddenin gerekçesinin

ilk paragrafı şöyledir:

“Çalışma, iş görme kişinin serbest iradesiyle yüklendiği bir

faaliyet, diğer bir deyimle serbest iradeyle üstlenilen bir yüktür. Bu yükün

kişiye zorla kabul ettirilmesi, kendisinin, iradesi dışında bir faaliyette

bulunmaya mecbur bırakılması hem kişi hürriyetiyle bağdaşmayan bir husustur;

hem de bu duruma sokulan kişi için bir eziyet teşkil eder. Bu nedenledir ki

maddenin birinci fıkrası zorla çalıştırmayı yasaklamaktadır. Bu fıkra ile aynı

zamanda “Angarya yasağı” da getirilmiştir. “Angarya”, kişinin emeğinin

karşılığını almadan zorla çalıştırılmasıdır. Maddenin ikinci fıkrası “Zorla

çalıştırma” sayılmayacak halleri göstermektedir ve bu sayım sınırlayıcıdır.”

22. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin “Kölelik ve zorla çalıştırma

yasağı” başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla

çalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz.

3. Aşağıdaki haller, bu madde anlamında ‘zorla çalıştırma ya

da zorunlu çalışma’ sayılmaz:

a) Bu Sözleşme’nin 5. maddesinde öngörülen koşullara uygun

olarak tutulu bulunan bir kimseden, tutulmanın olağan seyri içinde veya şartlı

tahliyeden yararlandığı süre içinde yapması istenilen bir iş;

b) Askeri nitelikli her hangi bir

hizmet veya vicdani reddin meşru sayıldığı ülkelerde, vicdani reddi seçen

kişilere zorunlu askerlik hizmeti yerine gördürülebilecek başka bir hizmet;

c) Toplumun hayat veya refahını tehdit eden kriz veya afet

hallerinde gerekli görülen her hizmet;

d) Olağan yurttaşlık yükümlülükleri kapsamına giren her

türlü çalışma veya hizmet.”

23. Anayasa’da zorla çalıştırma

yasaklanmakla birlikte bu kavramın tanımı yapılmamıştır. Bu kavramın tanımı ve

içeriği belirlenirken, temel insan haklarına ilişkin uluslararası

sözleşmelerden ve ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve uygulamalarından

yararlanılabilir. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29

Numaralı Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin Uluslararası Çalışma Örgütü

(ILO) Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme’nin 2. maddesinde

düzenlenen ve AİHM’ce de AİHS’nin 4. maddesinde yer

alan zorla çalıştırma yasağının kapsamının belirlenmesinde esas alınan tanıma

göre zorla çalıştırma, “herhangi bir kişinin

ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş

veya hizmetleri” ifade etmektedir. Buna göre, zorla çalıştırmadan

söz edilebilmesi için, kişinin ceza tehdidi altında ve rızası bulunmaksızın

çalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, K.T. 14/2/2013).

24. Anayasa’nın 18. maddesinde

zorla çalıştırma yasağıyla birlikte angaryanın da yasak olduğu belirtilmiştir. Sözleşme’de yer almayan bu ifade, Anayasa’nın 18.

maddesinin gerekçesinde “kişinin emeğinin

karşılığını almadan zorla çalıştırılması”; Anayasa Mahkemesinin

çeşitli kararlarında da “bir maldan ya da

bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma” şeklinde

tanımlanmıştır (Bkz. AYM, E.2011/150, K.2013/30, K.T. 14/2/2013, E.2006/21,

K.2006/38, K.T. 13/3/2006). Buna göre angarya, zorla çalıştırmanın bedel

ödenmeksizin yaptırılan şekli olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, angarya

yasağı ile ilgili şikâyetlerin de zorla çalıştırma yasağı kapsamında

incelenmesi gerekir.

25. AİHM’e göre bir eylemin zorla

çalıştırma veya zorunlu çalışma sayılabilmesi için: 1) Kişinin işi kendi

iradesine aykırı olarak yapması, 2) İşi yapma yükümlülüğünün “haksız” veya “baskıcı” olması veya yapılmasının katlanılmaz sıkıntılara

yol açması gerekir. Ayrıca kişinin bu işi önceden rızasıyla yapıp yapmadığı,

bir kuruma isteyerek girip girmediği, normal yurttaşlık veya mesleki

yükümlülüğünün bir parçası olan bir hizmeti ifa edip etmediği de dikkate

alınmalıdır (Bkz. Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, §

32-41; Karlheinz Schmidt/Almanya,

B. No:13580/88, 18/7/1994; Zarb Adami/Malta, B.

No: 17209/02, 20/6/2006). (AYM, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 28).

26. Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in yukarıda belirtilen kararlarında benimsenen

ilkeleri çerçevesinde başvurucunun iddiası değerlendirildiğinde; başvurucunun

şef olarak görev yaptığı kurumda müdür olarak görevlendirilmesinin iradesi

dışında, bir tehdit veya baskı sonucu gerçekleştiği ya da katlanılmaz

sıkıntılara yol açtığı yolunda her hangi bir iddiada

bulunulmamıştır. Esasen başvurucu, müdür olarak görevlendirilmekle daha önce

yürüttüğü şeflik görevine nazaran daha fazla yetki ve sorumluluk üstlenmiş

olduğunu belirterek söz konusu görevin katlanılmazlığından

değil, bu görevin niteliği nedeniyle tarafına ayrıca ücret verilmemesinden

şikâyet etmektedir.

27. Öte yandan, somut olayda

kamu hukuku kurallarının hâkim olması ve başvurucunun müdür olarak

görevlendirilmesi konusundaki rızasını belirleyen hiyerarşik yapı, yasal ya da

kamusal gereklilikler gibi iradesi dışındaki etmenlerin de bulunması nedeniyle

başvurucunun rızasını, özel hukuk ilişkilerindeki irade serbestisi ile aynı

ağırlıkta değerlendirmek doğru olmaz. Dolayısıyla başvurucunun anılan

görevlendirmeye rıza göstermiş olması, doğrudan zorla çalıştırma koşullarının

oluşmadığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, başvuru konusu olayda Anayasa’nın 18.

maddesi ve AİHS 4. maddesi yönünden bir ihlal olup olmadığının tespit

edilebilmesi için somut olayın tüm koşullarının dikkate alınması gerekir (Bkz. Van Der Mussele/Belçika, B.

No:8919/80, 23/11/1983§36-37).

28. Buna göre, üstlendiği

müdürlük görevi ile başvurucunun yetki ve sorumluluk alanı genişlemiş ise de,

bu görev ile daha önce yürütmekte olduğu şeflik görevinin birbiriyle ilgisiz

görevler olmadığı, başvurucunun yine mesleki faaliyet alanıyla ilgili ve de

kariyer olarak daha üst bir görevde çalışmaya devam ettiği, bu görevin

kendisine mesleki anlamda katkı ve deneyim sağlayacağının kuşkusuz olduğu ve

eski görevi ile aynı mesaiye tabi olduğu, öte yandan, başvurucunun müdür olarak

görevlendirilmesinin anılan kadronun boş olmasından ve bu boşluk nedeniyle kamu

hizmetinin yürütülmesine ilişkin oluşabilecek aksaklıkların önlenmesi ve

giderilmesi amacından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

29. Tüm bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde, üstlendiği görevin başvurucuya makul olmayan, orantısız

bir külfet yüklediği söylenemeyeceğinden, daha fazla yetki ve sorumluluğu

bulunan tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmesi nedeniyle başvurucuya ayrıca

bir ücret ödenmemesi, Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla

angarya olarak nitelendirilemez.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 18. maddesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Anayasa’nın

55. Maddesi Yönünden

31. Başvurucu, daha çok

sorumluluk ve ücret gerektiren bir görevi ifa ettiği halde karşılığında ayrı

bir ücret ödenmemesinin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Ücret emeğin karşılığıdır.

Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun

adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları

için gerekli tedbirleri alır.”

33. Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

34. Çalışanların yaptıkları işe

uygun adaletli bir ücret elde etmeleri Anayasa’nın 55. maddesinde güvence

altına alınmış olmakla birlikte AİHS’de düzenlenen haklardan değildir. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de adaletli ücret hakkının Sözleşme’de

ya da protokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir (Bkz. Erdal Çalışkan/Türkiye, B. No: 36062/04,

2/12/2008, § 17).

35. Buna göre başvurucunun ihlal

edildiğini ileri sürdüğü ücrette adaletin sağlanması hakkı, Anayasa ve AİHS ve

buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına

girmediğinden, başvurucunun bu iddiasının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. Ücrette adaletin sağlanması hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden “konu bakımından yetkisizlik”,

2. Angarya yasağının ihlal edildiği iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına, 14/1/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Halil ÜSTÜNDAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5062, 14 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. Kaleli
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5062
Tarih
14 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Emin Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2602)
  • Sadıka Şeker Başvurusu (B. No: 2013/1948)
  • Mustafa Ergin Nalbant Başvurusu (B. No: 2013/3339)
  • Mümin Meriç Başvurusu (B. No: 2013/7204)
  • Ümit Ata Başvurusu (B. No: 2012/254)
  • Set Makina Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/816)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.