İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yalçın Atlı Başvurusu (B. No: 2015/19711)

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı işlemleri uygulandığı sırada

Başvuru No2015/19711Tarih15 Ocak 2020Okuma20 dk · 3.906 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yalçın Atlı Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/19711
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.906 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama ve gözaltı işlemleri uygulandığı sırada

darbedilme ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 15/3/1992 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesinde

ikamet etmektedir.

9. Başvurucu 17/10/2014 tarihinde, bir terör soruşturması

kapsamında ikametinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Bu soruşturma

kapsamında aynı gün Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığında (Cumhuriyet

Başsavcılığı) verdiği ifadesinde yakalama işlemini gerçekleştiren polis

memurları tarafından darbedildiğini beyan etmiştir. İfadenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Sabah saatinde evime gelen polis memurlarında[n] biri

beni darp etti. Yere düştüğüm sırada kafama bir tekme attı. Ayrıca ayağıma da

vurdu. Bana vuran polis memurunun yüzü kapalıydı. Kendisini görsem tanımam ama

evime gelenlerden birisiydi. Ayrıca gözlüklü bir polis memuru gözlüklü olduğunu

hatırlıyorum benim kafamı eğerek bana vurdu. Ayrıca şerefsiz dedi. Bana vuran

bu polis memurunu görsem tanırım. Bana vuran polis memurlarından şikayetçiyim

dedi.

ŞÜPHELİ MÜDAFİİNDEN SORULDU

Müvekkilimin

beyanına aynen katılıyorum. Müvekkilimin eylemi sadece IŞID terör örgütüne

karşı meydana gelen spontene bir eylemdir. Örgüt üyeliği söz konusu değildir.

Samimi beyanda bulunmuştur. Atılan taş polise yetişmemiştir. Sabit ikametgah

sahibidir. Sabıkasızdır. Müvekkilimiz göz altına alınarak psikolojik ve

fiziksel şiddet uygulanmıştır. Kendilerinden şikayetçiyiz... dedi.

..."

10. Başvurucu 17/10/2014 tarihinde Muradiye Sulh Ceza

Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/772

numaralı soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun

avukatı; başvurucunun gözaltına alındığı esnada psikolojik ve fiilî şiddete

maruz kaldığını, bu husustaki raporun dosyada bulunduğunu beyan ederek görevli

memurlardan şikâyetçi olduklarını tekrar etmiştir.

11. Başvurucu hakkında Muradiye Devlet Hastanesi tarafından

17/10/2014 tarihinde düzenlenen üç adet doktor raporu bulunmaktadır. Saat

09.38'de düzenlenen ilk raporda başvurucunun boynunun sağ tarafında morluk

bulunduğu, saat 12.47'de düzenlenen ikinci raporda boyun sağ lateralinde yer

yer kızarıklık ve yüzeysel lezyonlar mevcut olduğu, saat 16.47'de düzenlenen

raporda ise boynun sağ tarafında basit tıbbi müdahale ile giderilebilir

kızarıklık ve lezyonlar, dizde ağrı şikâyeti ve lezyon bulunduğu belirtilmiştir.

12. 23/10/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/772

numaralı soruşturma dosyası üzerinden başvurucunun kötü muameleye maruz

kaldığına yönelik şikâyetleri ile ilgili olarak Muradiye İlçe Emniyet

Müdürlüğüne bir müzekkere yazılmış, araştırma yapılması talep edilmiştir.

Müzekkerenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Yalçın Atlı'ya ait ifade tutanağı yazımız

ekinde gönderilmekle şüphelinin ifadesinde polis memurları tarafından darp

edildiğini bildirmesi nedeniyle konuya ilişkin detaylı araştırma yapılması,

varsa kamera kayıtlarının tespiti ile tanık araştırması yapılması ikmal

olunacak evrakın Cumhuriyet Başsavcılığımıza ivedi olarak gönderilmesi rica

olunur."

13. 2014/772 numaralı soruşturma dosyası 13/11/2014 tarihinde

fezleke düzenlenerek Erciş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Erciş

Cumhuriyet Başsavcılığı fezleke üzerine başvurucu hakkında 2014/3541 numaralı

dosya üzerinden bir soruşturma başlatarak 9/12/2014 tarihinde düzenlediği

iddianame ile Erciş Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

14. Başvurucu 15/12/2014 tarihinde vekili aracılığıyla

Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvurarak 17/10/2014 tarihinde maruz

kaldığını iddia ettiği kötü muamele eylemlerini gerçekleştiren, bu eylemleri

görmelerine karşılık ihbarda bulunmayan ve usulüne uygun doktor raporu

düzenlemeyen kamu görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu önceki

beyanlarında ikametinde yakalanarak gözaltına alındığını söylemesine karşılık,

şikayet dilekçesinde dayısının evinde bulunduğu sırada gözaltına alındığını

ifade etmiştir. Başvurucu bu dilekçede özet olarak, olay günü dayısının evinde

kaldığını, sabah 06.00 sıralarında sırada kapıyı kırarak içeri giren özel tim

kıyafetli iki polis tarafından yakalanarak gözaltına alındığını, bu sırada polis

memurlarının silahın dipçiği ve tekme ile vurarak kendisini darbettiğini beyan

etmiştir. Başvurucu yakalandıktan sonra arabaya bindirilmek üzere getirildiği

sırada bir grup polis tarafından da darbedildiğini, araca bindirildikten sonra

arka koltukta iki polis memurunun kendisini darbetmeye devam ettiğini, sinkaflı

sözlerle sövdüklerini ve ters kelepçe taktıklarını ifade etmiştir. Bu şekilde

Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğünü ifade eden başvurucu; binanın içinde

koridorda yirmi dakika ve nezarette bir saat elleri arkadan kelepçeli şekilde

bekletildiğini beyan etmiştir. Başvurucu bunun ardından doktor raporu için

hastaneye götürüldüğünü ancak doktorun polisler bir perdenin arkasında

beklerken kendisini muayene ettiğini, doktorun yalnızca bel üstü giysilerini kaldırarak

ve ayağına bakarak bu muayeneyi gerçekleştirdiğini, muayenenin ardından

doktorla polislerin bir şeyler konuştuğunu ifade etmiştir. Başvurucu, Savcılık

ifadesinin ardından üç kez daha doktora götürüldüğünü beyan etmiştir. Ayrıca

yakalama işlemi sırasında dayısı ve dayısının eşinin evde olduğunu,

yakalandıktan sonra arabaya götürülürken mahalle muhtarını gördüğünü ve Emniyet

Müdürlüğü binasının içinde gözaltına alınan Z.Y. isimli kişi ile birlikte

tutulduklarını ifade etmiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığı şikâyet dilekçesinin kendisine

ulaştığı 31/12/2014 tarihinde 2015/14 numaralı dosya üzerinden bir soruşturma

başlatmıştır. Başvurucunun bu dosya kapsamında 10/2/2015 tarihinde alınan

ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Olay tarihi olan17.10.2014 tarihinde

benkendi evimde bulunmaktaydım. Saat 05:30 civarındayüzleri kapalı Özel Harekat

polisleri evimizin kapısını kırarak içeri girdiler, bulunduğum odaya

girdiler,odaya girerken ellerinde uzun namlulu silahlar bulunmaktaydı, bana

doğrultarak herhangi bir bir şekilde hareket etme yoksa vururuz dediler, bu

polis memurlarının yüzleri kapalıydı.daha sonra benim ensemden tutarak beni

salona getirdiler, orada silahın dipçisi ile boynuma vurdular, daha sonra bana

yumruk ve tekme vurarak beni araçlarına aldılar. Araç içerisinde de beni darp

ettiler. Daha sonra beniMuradiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirdiler,

buradayüzleri açık sivil polis memurları bana hakaretlerde bulundular, daha

sonra beni nezarethaneye attılar.

...Araç içerisinde getirilirken bana hitaben

'Şerefsiz, ... Koyduğun çocuğu, karakolda iseşerefsiz.' gibi hakaretlerde

bulunuyorlardı.

...Beni evden karakola getirinceye kadar tekme

tokat, dipçikle boynuma vurma gibidarp eylemlerine maruz kaldım.

...Beni yakalayan polislerin açık kimliğini bilmiyorum

ancak Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan sivil

polislerdir,kendilerini görsem teşhis edebilirim.

...yakalandığım andan itibaren ailem bu olaya

şahittir, ayrıca polislerin yanında mahalle muhtarı da bulunmaktaydı.

...beni darp edenpolis memurlarını teşhis

edebilirim, ayrıca beni darp eden vehakarette bulunan polis memurları hakkında

şikayetçiyim ancakadli rapor düzenleyendoktorlar hakkında herhangi bir

şikayetim yoktur, benim olayla ilişkin söyleyeceklerim bundan ibarettir, dedi"

16. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/14 numaralı

soruşturma kapsamında 3/4/2015 tarihinde Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne

hitaben başvurucunun şikâyetleri ile ilgili araştırma yapılması talebini içeren

bir müzekkere yazılmıştır. Müzekkerenin ilgili kısımları şöyledir:

"Müşteki vekilinin şikayet dilekçesi ve

ifade tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup;

Ekte gönderilen şikayet dilekçesine ilişkin

olarak araştırma yapılması, Yalçın Atlı'ya ilişkin görüntülerin(mobese, emniyet

giriş çıkışı, Muradiye Devlet Hastanesi) tespit edilmesi, müştekiyi darp

ettiği/hakaret ettiğiileri sürülen polis memurlarının tespitinin yapılması,

İkmal edilecek evrakın Cumhuriyet

Başsavcılığımıza gönderilmesi rica olunur."

17. Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından bu müzekkereye

21/4/2015 tarihinde cevap verilmiştir. Cevap yazısının ilgili kısımları

şöyledir:

"...söz konusu olayların olduğu

tarihlerde, ilçe merkezinde bulunan mobese kameralarının aktif olmadığı, İlçe

Emniyet Müdürlüğü bina içerisinde ve dışında da bulunan güvenlik kameraları

görüntülerinin (1) aylık kayıt tuttuğu ancak olay tarihinin altı ay öncesi

olmasından dolayı güvenlik kamerası kayıtlarının temininin mümkün olmadığı

anlaşılmıştır.

Muradiye Devlet Hastanesi güvenlik kameraları

da (1) ay süre ile kayıt yaptığından ve olay tarihinin yaklaşık altı ay önce

olmasından dolayı şahsın olay tarihinde Muradiye Devlet Hastanesine götürüldüğü

görüntüleri temin edilememiştir. Olaya ilişkin herhangi bir güvenlik kamerası

veya mobese kamerası görüntüsünün temin edilmesi mümkün olmadığı için şahsın

şikayet dilekçesinde kendisine kötü muamelede bulunduğu iddia edilen Polis

Memurlarının tespiti de mümkün olmamıştır."

18. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun şikâyeti ile

ilgili olarak 10/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Müşteki hakkında Muradiye Devlet Hastanesi

tarafından düzenlenen kesin nitelikteki adli raporda boyun ve dizde

yaralanmanın olduğu ve söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile

giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği,

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis

memuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet personeli tarafından

gerçekleştirildiği iddia olunanişkence suçu yönünden;müştekinin adli raporda

belirtilen yaralanmasının şahsın gözaltına alındığı sırada boynundan tutulmak

ya da diz çöktürmek suretiyle polisin zor kullanma yetkisi kapsamında orantılı

güç kullanılması sonucu oluşma ihtimalinin yüksek olduğu, müştekinin ifadesinde

de gözaltına alındığı sırada boynundan tutulduğunun beyan edildiği, şüpheli

hakkında üzerineatılı suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamını

gerektirecek nitelikte ve yeterliliktesomut bir delilin elde edilemediği,

Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polis

memurları hakkındaki hakaret suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricinde

şühheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını ve

soruşturmanın devamını gerçekleştirecek nitelikte ve yeterlilikte somut bir

delil elde edilemediği,

Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine atılı

resmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak; bahsi geçen

görevlilerin üzerine atılı suçtan dolayıdava açılmasını ve soruşturmanın

devamını gerektirecek nitelikte ve yeterliliktesomut bir delilin elde edilemediği

anlaşılmakla;

Olay hakkında kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,

..."

19. Başvurucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz

etmiş, itiraz Erciş Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/10/2015 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Ret kararı başvurucu vekiline 20/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Ret kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dosya içerisinde ismi anılan şahıslar arasında

çıkan tartışma çıktığı akabinde tartışmanın kavgaya dönüştüğü, tarafların

karşılıklı olarak birbirlerini tehdit ettikliri ve hakaret ettikleri, basit

yaralama, tehdit ve hakaret suçunu işledikleri iddiasıyla Muradiye Cumhuriyet

Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda 10/08/2015tarih 2015/14

soruşturma, 2015/188 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığınadair karar

verildiği anlaşılmıştır.

Hakimliğimizce incelenmesi neticesinde dosya

içerisindeki tüm bütün bilgi ve belgelerin bir bütün halindeincelenmesi

neticesinde;

Kamu davasının açılması için yeterli

nedenlerin dosyada bulunmadığı, Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/14

nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya aykırı yönünün

bulunmadığı, anılan karar aleyhine bulunulmuş olan itirazın bu nedenlereddine

dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

..."

20. Başvurucu 17/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet

savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir

hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek

üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; yakalama ve gözaltı işlemleri sırasında polis

memurlarının kendisini tekme, yumruk ve silah dipçiği vurmak suretiyle

darbettiklerini, bu darp nedeniyle yaralanmasına ilişkin doktor raporu

bulunmasına ve ifadesi alınırken Cumhuriyet Savcılığında kötü muameleye maruz

kaldığını beyan etmesine karşın resen bir soruşturma başlatılmadığını iddia

etmektedir. Başvurucu, yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada kötü

muamelede bulunan kolluk görevlilerinin kimlikleri belli olmasına rağmen bu

kişilerin ifadesine başvurulmadığını, gösterdiği tanıkların dinlenmediğini

ileri sürmektedir. Bulguların eksik yazıldığını iddia ettiği tıbbi raporu

düzenleyen doktorların beyanlarının alınmadığını, olay yerlerini gösteren

kamera görüntülerinin tespit edilmediğini, böylece gerekli deliller toplanmadan

ve özensiz yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verildiğini iddia etmektedir. Başvurucu bu iddiaları kapsamında

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

25. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri,

…kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

26. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma yükümlülüğü)

içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu, negatif

yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün alanında

kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer yöndeki

inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:

2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas,

B. No: 2014/7703, 2/2/2017, § 49).

27. Başvurucu, yaralanmasına neden olan kötü muamele eyleminin

devlet görevlileri tarafından gerçekleştirildiğini ve sorumlular hakkında

etkili bir ceza soruşturması yapılmadığını ileri sürerek kötü muamele yasağının

hem maddi hem de usul boyutlarıyla ihlal edildiğini iddia etmektedir. Ancak

başvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıyla ulaşılan deliller, kötü muamele

yasağının maddi boyutu bakımından ihlal edildiğine ilişkin iddiayı bu aşamada

incelemeye imkân vermemektedir. Bu nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme,

başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde, sadece devletin pozitif yükümlülüğü

kapsamındaki etkili soruşturma yapma yükümlülüğü açısından ele alınacaktır

(benzer yaklaşım için bkz. Evin Barış,

B. No: 2016/172, 28/5/2019, § 27).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

29. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının

sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın

temel amacı söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını

güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda

bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini

sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 110).

30. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını

gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

25).

31. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına

soruşturma yapılmamış olması yahut yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötü

muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer,

resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile

işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren belirtiler bulunduğunda soruşturma

açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız

biçimde, kamu denetimine tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi, bir bütün

olarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,

§ 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §

116).

32. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikli

yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle

öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek

için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer

diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi

incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için

alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

33. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın

17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma

ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza

kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

34. Devlet memurları tarafından yapılan işkence ve kötü muamele

hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için soruşturmadan sorumlu ve

tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir.

Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının

olmamasını değil ama aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.

Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için öncelikle

soruşturmanın bağımsız yürütülebilir bir niteliğe sahip olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 117).

35. Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın

soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine

dayalı olması, bunun yanı sıra söz konusu kararın bireylerin vücut bütünlüğüne

yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü

bir müdahale olup olmadığı noktasında yeterli bir değerlendirme de içermesi

gerekmektedir (Cebrail Bektaş ve Yüksel

Şahin, B. No: 2015/4787, 25/9/2019,

§ 64).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Başvurucunun hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında

yakalanarak gözaltına alındığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucu

bu adli işlemler sırasında kolluk görevlileri tarafından darbedildiğini iddia

etmiş ve iddiasını doktor raporlarıyla desteklemiştir. Bu nedenle başvurucunun

kötü muameleye maruz kaldığına dair iddiasının savunulabilir nitelikte olduğu

kanaatine varılmıştır. Bu hâlde sorumluların belirlenmesini ve olayın

aydınlatılmasını sağlamaya elverişli ve etkili resmî bir soruşturma yapılması

gerekmektedir.

37. Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucunun kötü muameleye maruz

kaldığına yönelik iddialardan, başvurucunun 17/10/2014 tarihinde verdiği ifade

ve sorgusu sırasındaki beyanlarıyla haberdar olmuştur. 23/10/2014 tarihinde

Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile kamera kayıtlarının

tespit edilmesi ve tanık araştırması yapılması istenmiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığının derhâl ve resen harekete geçtiği, kötü muamele iddiasından

haberdar olmasından itibaren altı gün içinde olayı araştırmaya başladığı

anlaşılmaktadır.

38. Buna karşılık 23/10/2014 tarihli araştırma talebi

başvurucunun şüpheli sıfatıyla yer aldığı 2014/772 sayılı soruşturma dosyası

üzerinden yapılmıştır. Bu dosya, başvurucu hakkında kamu davası açılması

talebiyle fezleke düzenlenerek 13/11/2014 tarihinde Erciş Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir. Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı fezleke ile gelen

dosyayı 2014/3541 numaraya kaydederek 9/12/2014 tarihinde başvurucu hakkında

Erciş Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Başvuru dosyasında ve UYAP

üzerinden erişilen belgelerde 23/10/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yazılan müzekkere uyarınca talep edilen hususlarda bir araştırma

yapıldığına dair bir bilgi veya sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kolluk

görevlileri hakkında verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle Emniyet

Müdürlüğüne yazılan 23/10/2014 tarihli müzekkerenin ve resen başlatılan

soruşturmanın takibi ve neticelendirilmesi konusunda ihmal gösterildiği

değerlendirilmiştir.

39. Başvurucunun 15/12/2014 tarihinde verdiği şikayet dilekçesi

üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/14 sayılı dosya üzerinden yeni bir

soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucunun beyanı alınmış

ve 3/4/2015 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere daha yazılarak MOBESE,

Emniyet Müdürlüğü ve Muradiye Devlet Hastanesindeki kamera görüntülerinin

tespit edilmesi ve başvurucuyu darp ettiği ileri sürülen polis memurlarının

kimliklerinin belirlenmesi talep edilmiştir. Bu talebe verilen cevapta Devlet

Hastanesi ve Emniyet Müdürlüğündeki güvenlik kamerası sistemlerinin kayıtları

en fazla bir ay saklayabildikleri ve olay tarihinde Muradiye ilçesinde MOBESE

kameralarının aktif olmadığı belirtilerek şikâyet konusu olayla ilgili görüntü

kaydına ulaşılamadığı ve kötü muamelede bulunduğu iddia edilen kolluk

görevlilerinin tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Neticede, soruşturma

10/8/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonlandırılmıştır.

40. 2015/14 sayılı dosya üzerinden yürütülen bu yeni

soruşturmada, başvurucunun şüpheli olarak yer aldığı 2014/772 sayılı soruşturma

dosyasının incelenmesi yoluna başvurulmamıştır. Oysa başvurucunun yakalanması,

evinin ve üstünün aranması, gözaltına alınması ve sağlık muayenesinden

geçirilmesine dair adli işlemlere ilişkin tutanaklar bu dosyada bulunmaktadır.

Başvurucu hakkındaki adli işlemleri yapan kolluk görevlilerinin ve tıbbi

muayenesini gerçekleştiren sağlık görevlilerinin isimleri de bu tutanaklarda

yer almaktadır. Olayla ilgili bilgisi ve sorumluluğu bulunabilecek kamu

görevlilerinin tespiti ve beyanlarının alınması mümkün iken soruşturmanın bu

yola başvurulmadan yürütülmesi, kötü muamele eyleminde sorumluluğu bulunan kamu

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlandığı algısı oluşturabilecek

nitelikte, önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.

41. İddiaların aydınlatılabilmesi için kritik önemde olan

Emniyet Müdürlüğü ve Devlet Hastanesindeki kamera görüntüleri bir ay içinde

tespit edilmediğinden kaybolmuştur. Öte yandan başvurucunun iddia ettiği kötü

muamele eylemlerine tanık olduklarını beyan ettiği aile fertleri, mahalle

muhtarı ve Z.Y. isimli kişilerin beyanlarının alınması yoluna da

başvurulmamıştır. Bu nedenlerle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını

aydınlatabilecek nitelikteki önemli delillerin toplanmasında özenli

davranılmadığı kanaatine varılmıştır.

42. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, başvurucuda oluşan

yaralanmaların "polisin zor kullanma

yetkisi kapsamında orantılı güç kullanılması sonucu oluşma ihtimalinin yüksek

olduğu" gerekçesiyle verilmiştir. Oysa

"Genel İlkeler"

bölümünde de belirtildiği üzere soruşturma makamları olay ve olguları ciddiyetle

öğrenmeye çalışmalı, soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek

için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (bkz. § 32).

Başvurucunun zor kullanılarak yakalanmasını gerektirecek bir eylemde bulunup

bulunmadığı araştırılmaksızın başvurucu üzerinde kullanılan fiziksel gücün

orantılı olduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Bu nedenle kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar gerekçesinin etkili soruşturma yapma yükümlülüğü

açısından uygun ve yeterli olduğu söylenemez.

43. Erciş Sulh Ceza Mahkemesi 8/10/2015 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara yapılan itirazı reddetmiştir. Ret kararında, itiraza

konu edilen olaydan tamamen farklı bir olaydan, daha somut bir ifadeyle

karşılıklı tehdit, hakaret ve yaralama eylemlerinden bahsedilmektedir (bkz. §

19). Bu nedenle ret kararının başvurucunun itiraz nedenleri ve soruşturma

dosyası özenli bir şekilde incelenmeden verildiği kanaatine varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

46. Başvurucu, kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin tespiti

ile yeniden soruşturma yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesi Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, bireysel başvuruya

konu olayın incelenmesi sonucunda ihlal kararı verilmesi durumunda ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler hususunda detaylı

açıklamalarda bulunmuştur. Anılan içtihat doğrultusunda 6216 sayılı Kanun

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için temel kural olan

eski hâle getirmenin başvuruya konu olayda uygulanması gerektiği sonucuna

varılmıştır.

48. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

49. Başvuruda, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü

muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal bir karara varmak için gerekli

olan deliller toplanmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden soruşturma ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığınca

yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan kovuşturmaya yer olmadığı

kararının ortadan kaldırılması ve ihlal sonucuna uygun olarak etkin bir

soruşturma yürütülerek yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Muradiye Cumhuriyet

Başsavcılığına (Soruşturma No. 2015/14) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edilmiş

olması nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.226,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mahmut ATEŞ Başvurucu : Yalçın ATLI Vekili : Av. Mahmut KAÇAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19711, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Şüpheli Müdafiinden Soruldu
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  13. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19711
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mesut Temizkan Başvurusu (B. No: 2017/4764)
  • Mühittin Hüseyinoğlu Başvurusu (B. No: 2016/4970)
  • Emre Tabak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/73176)
  • Adle Deniz Sürer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1655)
  • Mehmet Demirci Başvurusu (B. No: 2016/6828)
  • Barış Toylak Başvurusu (B. No: 2016/10047)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.