İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yalçın Özön Başvurusu (B. No: 2016/10966)

1. Başvuru, denetim faaliyeti sonucu tespit edilen kamu zararının

Başvuru No2016/10966Tarih13 Haziran 2019Okuma12 dk · 2.338 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yalçın Özön Başvurusu

Karar tarihi
13 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2016/10966
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.338 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, denetim faaliyeti sonucu tespit edilen kamu zararının

Sayıştay tarafından, harcama yetkilisi olan başvurucudan tazmin edilmesine

hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığı

şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 2010 ve 2011 yılları arasında Kocaeli Büyükşehir

Belediyesi Başkanlığında (Büyükşehir Belediyesi) daire başkanı olarak görev

yapmış ve daha sonra emekli olmuştur.

8. Başvurucunun görev yaptığı dönemde Büyükşehir Belediyesi ile

Belediye ve Mahalli İdareler Çalışanları Birliği Sendikası (Sendika) arasında

Sosyal Denge Sözleşmesi (Sözleşme) akdedilmiştir. Bahse konu Sözleşme'nin 13.

maddesinde sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımı adı altında yapılacak

ek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.

9. Büyükşehir Belediyesinin 2010 yılına ilişkin hesaplarının

denetiminde Sayıştay denetçileri sosyal denge yardımı adı altında yapılan

ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı tespitiyle kamu zararına sebep

olunduğu iddiasını sorgu konusu yapmıştır. Büyükşehir Belediyesi

sorumlularından gelen yazılı savunmaların ardından denetçilerce düzenlenen

yargılamaya esas raporda zararın ilgililerden tazmini talep edilmiştir.

10. Sayıştay 6. Dairesi (Daire) 22/7/2013 tarihi kararı ile,

taraflar arasında akdedilen Sözleşmeye dayalı olarak görevli personele sosyal

denge yardımı adı altında yapılan ödemelerden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı

Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca gelir vergisi kesintisi yapılmaması

nedeniyle oluşan 13.775,70 TL kamu zararının aralarında başvurucunun da

bulunduğu sorumlulardan tazminine karar vermiştir.

11. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Sayıştay Temyiz

Kurulu (Kurul)21/4/2015 tarihinde Daire kararını tasdik etmiştir. Kurul söz

konusu kararda, sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerin 193 sayılı

Kanun'a göre ücret niteliğinde gelir vergisine tabi olduğu tespitinde

bulunmuştur. Kurul ayrıca 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri

Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 6289 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle

eklenen geçici 14. maddesinin ek ödemelerden yapılacak kesintilere ilişkin bir

hüküm içermediği ve dolayısıyla bu ödemelerden gelir vergisi kesintisi

yapılması gerektiği tespitinde de bulunmuştur.

12. Başvurucu Kurulun bu kararına karşı karar düzeltme isteğinde

bulunmuştur. Kurul 1/3/2016 tarihinde temyiz incelemesindeki gerekçesini tekrar

ederek isteği reddetmiştir.

13. Nihai karar 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

10/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Sayıştayın

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Sayıştay;

a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve

işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında

Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.

b) Genel yönetim kapsamındaki kamu

idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara

ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların

hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.

c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük

Millet Meclisine sunar.

ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini

yapar.

..."

15. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve

Kontrol Kanunu'nun "Harcama talimatı ve

sorumluluk" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

"Bütçelerden harcama yapılabilmesi,

harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama

talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi,

kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli

olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının

bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata

uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve

bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."

16. 4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş

bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur

temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta

bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi

kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun

ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali

takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.''

17. 193 sayılı Kanun'un 94. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi

kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,

dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,

yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve

serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai

işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan

ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben

yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci

maddede yazılı olup ücret sayılan edemelerden

(istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,...''

B. Yargı Kararları

18. Danıştay Üçüncü Dairesinin 8/4/2015 tarihli ve E.2014/1405,

K.2015/1894 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacı tarafından, üyelerine ödenen

sosyal denge tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmaması ve yapılan

kesintilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı

dava açılmıştır. Diyarbakır Vergi Mahkemesi 20/1/2014 gün ve E:2014/48 K:2014/69

sayılı kararıyla; gelir vergisi kesintilerini yapan davalı idarenin davacının

vergilendirme işlemi ile ilgili başvurusu hakkında işlem tesis etmeye yetkili

olmadığı, bu konuda yetkili merci olan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı ya

da Gelir İdaresi Başkanlığına yapılacak başvuru sonucuna göre dava açılması

gerektiği, kesinti yapılıp yapılmaması hususunda bir yetki ve görevi bulunmayan

yetkisiz kuruma yapılan başvurusu üzerine oluşan işlemin vergisel anlamda

davacı sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen, idari davaya konu

edilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle

davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, vergisel

anlamda sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen ret işleminin dava

konusu edilebilecek bir işlem olduğu, sosyal denge tazminatı ödemeleri

üzerinden damga vergisi hariç hiç bir vergi ve kesinti

yapılmaması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

...

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi

yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle

Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri

sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda

bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına [karar

verildi].

19. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/3/2002 tarihli ve

E.2001/2261, K.2002/1442 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her

türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolununaçıkolduğu,160/1.maddesinde,

Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililerin yazılı bildirim tarihinden

itibaren onbeş gün içinde birkereye

mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği, bu kararlar

dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamayacağı hükümlerineyer

verilmiştir.

Anayasanın 160/1. maddesinde idari yargı

yoluna başvurulamayacağı öngörülen kararlar, Sayıştayca

ilgilileri hakkında hesap yargılaması sonucu verilen tazmin ya da beraat

kararlarıdır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20.Mahkemenin 13/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 15.

maddesi uyarınca personele sosyal denge tazminatı ödendiğini ve bu ödemelerden

gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle Sayıştay tarafından hakkında tazmin

hükmü verildiğini belirtmiştir. Başvurucu tazmin hükmünün, kamu görevlilerine

yapılan ek ödemeye dayalı ve onu temel alan bir yargılama faaliyeti olup 4688

sayılı Kanun'un geçici 14. maddesi uyarınca Sayıştayın

bu hususta yargılama yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

22. Başvurucu ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

sözleşmelerine göre tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları sözleşme

hükümlerine uymak zorunda olduklarını, bu kapsamda taraflar arasındaki Sözleşme'de gelir vergisi kesileceğine dair bir hüküm bulunmadığından

sözleşmede yer almayan bir konuda kesinti yapılmasının hukuka ve ILO

sözleşmelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

23. Başvurucu, sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi

kesintisi yapılmasının aynı zamanda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na

da aykırı olduğunu belirterek hakkında tazmin hükmü verilmesinin Anayasa'nın

5., 11., 35., 36., 49. ve 55. maddelerinde güvence altına alınan haklarını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının yanında adil

yargılanma hakkı başta olmak üzere Anayasa'da güvence altına alınan başkaca hak

ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özü, harcama

yetkilisi olarak kamunun uğramış olduğu zarardan sorumlu tutulmasına dair

Sayıştay kararına yöneliktir. İlgili Sayıştay kararı ile başvurucu bir miktar

parayı ödemekle yüz yüze kalacağından iddiaları bir bütün olarak mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir.

25. Yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukuki

uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu

kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları

arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya

düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden

açılamamasıdır. Sayıştay; sorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olup

olmadığı, hukuka aykırı ise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırı

mali işlem ile kamu zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda

6085 sayılı Kanun'da öngörülen yargılama usullerini izleyerek bir inceleme

yaptıktan sonra her üç koşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesap

sorumlusundan tazminine karar vermektedir (AYM,E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012).

26. Sayıştayın tazmin kararı vermesi,

hukuka aykırılığın müeyyidesidir. Anayasa'nın 160. maddesinin birinci

fıkrasında, Sayıştayın bu kararının kesin hüküm

niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi bir

hukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısal

anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir (AYM, E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; Anayasa Mahkemesinin aynı yöndeki diğer kararları için

ayrıca bkz. AYM, E.2011/21, K.2013/36, 28/2/2013; E.2011/142, K.2013/52,

3/4/2013; E.2014/172, K.2014/170, 13/11/2014).

27. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Hakkında verilen tazmin kararı uyarınca başvurucunun tahsiline karar verilen

vergi miktarı kadar bir parayı ödemek zorunda kaldığı açık olup Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk olduğu hususunda

tereddüt bulunmamaktadır.

28. Anayasa Mahkemesinin kararlarında vergi ve benzeri

yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye

ve ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdıkları amaçlar

dikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya

düzenlenmesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Arif Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016,

§ 50; Narsan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Somut olayda da sendika üyesi çalışanlara

sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi

yapılmaması nedeniyle bu hatadan sorumlu kabul edilen başvurucunun kamunun

zararını tazmin etmesine karar verilmiştir. Buna göre başvurucudan kamu

zararının tazmin edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

Diğer taraftan müdahalenin amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararına

kullanımının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin kural çerçevesinde incelenmesi

gerekir.

29. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek

yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan,B.

No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

30. Büyükşehir Belediyesinde çalışan personele Sözleşme uyarınca

yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu ve harcama yetkilisi olarak

başvurucunun bu ödemelerden kesinti yapmaması nedeniyle 5018 sayılı Kanun'un

33. maddesi uyarınca tazmin sorumluğunun bulunduğu görüldüğünden, yapılan

müdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı anlaşılmıştır.

31. Vergi borçlarının ödenmesi için tedbirlerin alınmasında ve

bu kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş bir

takdir yetkisi bulunmaktadır. Kişilerin kamuya olan borçlarının tahsili için

yasal düzenlemeler yapılmış olup başvuruya konu olay açısından başvurucunun

personelin ücret gelirinden vergi kesintisi yapmaması nedeniyle oluşan kamu

zararının ödenmesinden sorumlu tutulmasında kamu yararı olduğu ve müdahalenin

bu yönüyle meşru bir amacının bulunduğu tartışmasızdır.

32. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin

ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı ve

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

33. Ölçülülük ilkesi,

elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt

ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik,

öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını; gereklilik, ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ise bireyin

hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin

gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2016/46,

K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40, K.2016/5, 28/1/2016, § 10).

34. Somut olayda başvurucu öncelikle sosyal denge tazminatı adı

altında personele yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını ileri

sürmektedir. Sayıştay ise personele yapılan bu ek ödemelerin ücret niteliğinde

olduğunu ve dolayısıyla 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisine tabi olduğunu

gerekçeli kararlarında açıkça belirtmiştir. Öte yandan aynı ödemelerin gelir

vergisine tabi olduğu Danıştay tarafından da kabul edilmektedir (bkz. § 18).

35. Başvurucu ikinci olarak 4688 sayılı Kanun'un geçici 14.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında yapılan ödemelerin

affedildiğini, dolayısıyla bu ödemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların Sayıştay

tarafından mali yargı konusu yapılamayacağını ileri sürmektedir. Sayıştay yaptığı

değerlendirmede, yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın

bu ödemeler nedeniyle kaynağında kesilmesi gereken gelir vergisine ilişkin

olduğu ve 4688 sayılı Kanun ile vergi mevzuatında bu ödemeleri vergiden istisna

tutan bir hükmün bulunmadığı sonucuna varmıştır.

36. Başvurucu kanunen yerine getirmek zorunda olduğu bir görevi

yapmaması sebebiyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuştur. Başvurucunun bu

sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafından tespit edilmiş,

başvurucu Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarını serbestçe ileri

sürme imkânını elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamların kararlarının

makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da başvurucu tarafından

ortaya konulamamıştır.

37. Başvurucunun tazmin etmekle yükümlü tutulduğu miktar

nedeniyle ödeme yapılan personele rücu etme imkânının bulunduğu ve bu bağlamda

Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvencelerin de sağlandığı gözetildiğinde

müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği

değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile

müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmamış olup

mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlal edilmediği açıktır.

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması, nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucu : Yalçın ÖZÖN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/10966, 13 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin
  17. Şahiner
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/10966
Tarih
13 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Özlem Ergay Başvurusu (B. No: 2016/74015)
  • Adil Kocagöz Başvurusu (B. No: 2016/11518)
  • Mehmet Ferit Çelik Başvurusu (B. No: 2016/10202)
  • Mehmet Ata Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13893)
  • Aliye Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7425)
  • İskenderun Demir ve Çelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/12214)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.