İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yunus Çiçek Başvurusu (B. No: 2016/11172)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

Başvuru No2016/11172Tarih26 Aralık 2018Okuma17 dk · 3.348 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yunus Çiçek Başvurusu

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2016/11172
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.348 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa ilişkin itiraz

incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve itiraz incelemeleri sırasında

alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 3/9/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve silahlı terör örgütüne

üye olma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile

Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet, terör örgütü faaliyeti kapsamında

nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, silahla ateş etmek veya patlayıcı madde

kullanmak suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, patlayıcı

maddenin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından

7/9/2012 tarihinde Viranşehir Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır.

7. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK mülga 10. madde ile

görevli) 11/3/2013 tarihli iddianamesiyle başvurucunun terör amacıyla kasten

öldürme (beş kez), terör amacıyla kasten öldürmeye teşebbüs (yirmi dört kez),

6136 sayılı Kanun'a muhalefet, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma,

silahla kasten yaralama, resmî evrakta sahtecilik, devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozma suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açmıştır.

8. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK mülga 10. madde ile

görevli) E.2013/38 sayılı dosyası üzerinden görülen dava, başvurucu yönünden

tutuklu olarak sürdürülmüştür.

9. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince 4/2/2014 tarihinde yapılan

duruşma sonrasında, TMK mülga 10. madde ile görevli mahkemelerin kapatılması

üzerine dava dosyasının Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar

verilmiştir.

10. Dava anılan Mahkemenin E.2014/124 sırasına kaydedilmiş ve

11/4/2014 tarihli duruşmada "atılı

suçların türüne, kanıt durumuna, atılı suçları işledikleri yönünde kuvvetli suç

şüphelerinin bulunmasına, kanıtları etkileme ve kaçma şüphesi ile tutukluluk

süresine göre " gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

11. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 6/6/2014, 18/7/2014,

19/9/2014, 12/11/2014, 9/1/2015, 3/4/2015, 26/6/2015, 18/9/2015, 13/11/2015, 5/2/2016,

23/2/2016, 2/3/2016 ve 1/4/2016 tarihli duruşmalarda da aynı gerekçelerle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazlar Karşıyaka 2.

Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

12. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi 29/4/2016 tarihli ara

kararında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

13. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz

etmiştir.

14. İnceleme merciince dosya Cumhuriyet Savcılığına gönderilmiş,

Cumhuriyet savcısı "usul ve yasaya

uygun olduğundan" başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmesi yönünde mütalaada bulunmuş ve Cumhuriyet Savcılığının bu

mütalaası başvurucuya tebliğ edilmemiştir.

15. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/5/2016 tarihinde, dosya

üzerinden yaptığı inceleme sonucunda itirazın reddine karar vermiştir.

16. Ret kararı 24/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 10/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/7/2016 tarihli

kararıyla, başvurucunun üyesi olduğu yasa dışı silahlı PKK terör örgütünün

amacı doğrultusunda devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemde bulunma suçundan ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası, kasten öldürme suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis

(beş kez) cezası, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından 14 yıl hapis (on beş

kez), 16 yıl hapis (altı kez) ve 18 yıl hapis (üç kez) cezaları, kasten

yaralama suçundan 2 yıl 3 ay hapis, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma

suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası ve 20.000 TL adli para cezası, resmî belgede

sahtecilik suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası, ruhsatsız tabanca taşıma suçundan

1 yıl 15 ay hapis ve 1.800 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükümle

birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısımları şöyledir:

" ... Silahlı terör örgütü PKK/KCK örgütü

üyesi sanık Yunus Çiçek'in, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın

Suriye Devletindeki kamplarında aldığı silahlı ve siyasi eğitim gördüğü, "Memyan" kod adını aldığı, sanık Yunus Çiçek ve [B.B.]nin Suriye'de iken örgütün talimatı doğrultusunda, Foça

İlçesinde görev yapan asker şahıslara yönelik bombalı saldırı yapmak üzere yine

Suriye'de iken silahlı terör örgütü PKK sorumlusu tarafından ismi de bildirilen

sanık [H.D.] ile

Şanlıurfa-Kızıltepe-Viranşehir-Ceylanpınar üçgeninde Kepez Kavşağında

buluştukları, sanıklar Yunus Çiçek, [H.D.] ve silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi ve bu olay sonrası

Ceylanpınar-Viranşehir karayolu denetiminde güvenlik güçlerince öldürülen [B.B.]de olduğu halde önce Şanlıurfa Ceylanpınar İlçesine,

bu ilçeden İzmir Turgutlu İlçesine ve İzmir Turgutlu İlçesinde ticari taksi ile

Bayındır İlçesine sanık [Ş.R.]nin

evine geldikleri, sanık [H.D.]

daha önceden toprağa gömdüğü patlayıcıları ve mühimmatları alıp, sanık Yunus

Çiçek'in [B.B.] ile birlikte

04/08/2012 günü Foça İlçesine geldiği, olay yerinde keşif ve istihbarat

çalışması yaptığı, Foça İlçesi, Bağarası Köyü, Gediz

Ovası Kumtepe mevkiinde kamışlar arasında saklanırken 7-8/08/2012 günümaktuller [Y.K.], [B.Ş.] ve [Z.T.]nin, sanık Yunus Çiçek ile birlikte geldiği

[B.B.]yi görmeleri üzerine, sanık Yunus Çiçek'in yedinde

taşıdığı ruhsatsız 7.65 mm. çapında 760210 seri numaralı tabanca ve yine

birlikte geldiği [B.B.]nin yedinde

bulunan 7.65 mm çapında 760211 seri numaralı tabanca ile yakalanmamak amacı ile

maktuller [Y.K.],

[B.Ş.] ve [Z.T.]yi öldürdükleri, bu şekilde sanığın bir başka suçu

işleyeceğinden yakalanmamak için terör amacıyla maktuller [Y.K.], [B.Ş.]

ve [Z.T.]yi öldürdüğü,

Sanık Yunus Çiçek'in talimat uyarınca 9/8/2012

tarihinde yaptığı bombalı saldırı sonucu, birinci patlama nedeniyle 552134

plakalı askeri servis aracında ağır hasar meydana da getirip, araç içerisinde

bulunan askeri servis aracının şoförü Ulaştırma Uzman Çavuş maktul [H.F.Ö.], Muhafız Ulaştırma Er [Ö.A.]nın şehit olduğu, işe gitmek üzere aynı servis aracında

bulunan [H.G.],

[U.Ç.], [S.Ç.], [C.Ş.], [F.Ş.], [A.İ.Ö.], [G.G.], [G.Ç.], [Ö.K.], [Ö.D.],

[Ş.U.], [N.Ç.], [F.Ö.], [İ.D.] ve [A.A.]nın raporlarında açıklandığı şekilde yaralandığı,

[T.D.]nin ise yaralanmadığı, yine;

Birinci patlama üzerine olay yerine itfaiye,

sağlık ekipleri ve takviye gelen diğer askeri personellerin müdahaleleri

sırasında saat 08:17 sıralarında ilk patlama noktasının yaklaşık 10-15 metre

gerisinde yolun kenarına bırakılan 2. bir bomba düzeneğinin patlaması sonucu [T.D.],

[K.Ö.], [M.D.], [G.O.], [E.U.], [M.Ü.] ve [A.C.]nin raporlarında açıklandığı şekilde yaralandığı,

...

Foça İlçesindeki bu olayla ilgili olarak

soruşturma devam ederken;

Sanık Yunus Çiçek'in 07-08-/2012 ve 09/08/2012

tarihlerinde Foça ilçesindeki bu olayları gerçekleştirdikten sonra 02.09.2012

tarihinde Viranşehir-Ceylanpınar karayolunda 63 HY 766 plakalı araç ile seyir

halinde iken, içlerinde şehit olan polis memuru [M.D.] ve yaralanan davamız katılanı polis memuru [İ.D.] ve Jandarma Onbaşı [M.A.]nın da bulunduğu güvenlik görevlilerinin kontrol için

durdurması üzerine, yakalanmamak için, polis memuru [İ.D.]ye ateş ederek yaralamak suretiyle terör amacıyla [İ.D.]ye karşı kasten öldürmeye kalkışmak suçunu işlediği,

(Bu olayla ilgili olarak şehit olan polis memuru [M.K.] ve yaralanan Jandarma Onbaşı [M.A.] hakkında dava açılmamıştır.) Bu olayda kullanılan ve

sanık Yunus Çiçek'te ele geçirilen 7,65 mm çaplı, 760210 ve ölü [B.B.]den ele geçirilen 7,65 mm çaplı 760211 seri numaralı

tabancalarında maktuller [B.Ş.], [Y.K.] ve [Z.T.]nın öldürülmesi olayında kullanıldıklarının uzmanlık

raporlarıyla anlaşılmış olup ve ayrıca Foça İlçesinde Foça Deniz Üs Komutanlığı

Anfibi Görev Grup Komutanlığına ait servis aracına

bombalı saldırı olayında olay yerinde ele geçen renkli poşet üzerindeki parmak

izinin sanık Yunus Çiçek'in sol el parmak izi ve yine bu olay yerinde ele geçen

krem renkli takı kutusu şeffaf renkli kapağı üzerinde ele geçirilen parmak

izinin [B.B.]nin sağ el işaret parmak izi ve piller üzerinde sarılı

şeffaf renkli koli bandı üzerindeki parmak izinin de [B.B.]nin sağ el orta parmak izi olduğu da anlaşılmış olup,

Foça İlçesinde cereyan eden bu olayların da bu şekilde açığa çıkarıldığı,

...

Sanık Yunus Çiçek'in üyesi olduğu silahlı

terör örgütü PKK/KCK'nun Devletin birliğini bozma ve

silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın amacı doğrultusunda

ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak,

vahamet arz eden terör amacıyla maktuller [Y.K.], [B.Ş.] ve [Z.T.],

Ulaştırma Uzman Çavuş [H.F.Ö.] ve

Ulaştırma Er [ÖA.]ye karşı terör

amacıyla kasten öldürme ve katılanlar [H.G.], [U.Ç.], [S.Ç.],

[C.Ş.], [F.Ş.], [A.İ.Ö.], [G.G.],

[G.Ç.], [Ö.K.], [Ö.D.], [Ş.U.], [N.Ç.], [F.Ö.], [İ.D.], [A.A.], [T.D.], [K.Ö.], [M.D.], [G.O.], [E.U.], [M.Ü.],

[A.C.], [T.D.] ve [İ.D.]ye karşı terör amacıyla kasten öldürmeye kalkışmak

suçlarını işlemek suretiyle devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak suçunu

işlediği... "

19. Başvurucu, hakkında verilen 14/7/2016 tarihli mahkûmiyet

kararını temyiz etmiştir.

20. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/7/2016 tarihli

mahkûmiyet kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ilamıyla

kasten yaralama suçundan verilen 2 yıl 3 ay hapis cezası yönünden sonuç ceza 1

yıl 15 ay olarak düzeltilmek suretiyle onanarak kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2)

Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim

veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."

22. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta

geçecek süre” kenar başlıklı 102. maddesinin(2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır

ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır.

Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi

toplam üç yılı geçemez.”

23. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103

üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan

istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar

bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar

verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm

verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir.

26. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazın Cumhuriyet savcısına ve

karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı

270. maddesi şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2)

(Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler

uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması

durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

27. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"

kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak

üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli

görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutukluluğa İtiraz

İncelemesinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazın

incelemesi sırasında duruşma yapılmadığını ve itirazın dosya üzerinden

gerçekleştirilen inceleme sonunda reddedildiğini, böylelikle tutukluluğa itiraz

incelemeleri sırasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine

riayet edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

31. Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

32. Başvurucu, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen

davanın 1/4/2016 tarihindeki duruşmasına müdafileriyle birlikte bizzat

katılmış; başvurucu ve müdafileri, tutukluluğa ilişkin itirazlarını ve tahliye

taleplerini sözlü olarak Mahkemeye bildirmişlerdir. Duruşma sonunda tahliye

talebi kabul edilmeyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiş; Mahkemece verilen ara karar doğrultusunda 29/4/2016 tarihinde dosya

üzerinden başvurucunun tutukluluk durumu yeniden değerlendirilerek tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiş ve 29/4/2016 tarihli karara yönelik itiraz,

Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda

11/5/2016 tarihinde verilen kararla reddedilmiştir.

33. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin

duruşmaya katılarak tahliyeye ilişkin beyan ve taleplerinin Karşıyaka 1. Ağır

Ceza Mahkemesi tarafından sözlü olarak alındığı, başvurucunun yüzüne karşı

tutukluluğun devamına karar verildiğinin açıklandığı tarih (1/4/2016) ile

Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının

duruşmasız olarak incelendiği tarih (11/5/2016) arasında yalnızca 1 ay 9 günlük

bir zaman dilimi bulunmaktadır.

34. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda tutukluluğa

itiraz incelemesinin başvurucuların dinlenilmesinden 1 ay 2 gün sonra (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 35) ve 1

ay 28 gün sonra (Mehmet Haberal,

B. No: 2012/849, 4/12/2013, §

128) duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.

35. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm

kararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usul

sisteminde, başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalı

incelenmesi tutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi

anlamına gelecektir. Bu durumda başvurucunun ve müdafiinin

sözlü olarak dinlenilmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararın tefhim

edilmesinden 1 ay 9 gün sonra yapılan itiraz incelemesinin duruşmasız olmasının

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği söylenemez.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğa İtiraz

İncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının

incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini,

dolayısıyla bu görüşü değerlendirme imkânından yoksun bırakıldığını, böylelikle

tutukluluğa itiraz incelemesi sırasında silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine riayet edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul

edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

39. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlik

kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden

incelenmesi gerekir. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkin

genel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda karar

verilmiştir (K.V. [GK], B. No:

2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

40. Anayasa Mahkemesi Devran

Duran ([GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, §§ 106-112) kararında;

tutukluluk incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli veya

sanıklara bildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun

cevap vermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudan

bahsedilmeyen durumlarda savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesinin

önemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir.

41. Somut olayda tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında

alınan Savcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu ve

eklerinde, bu görüş yazısında başvurucunun cevap vermesini gerekli kılan ve

daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğu dile getirilmemiştir.

Dolayısıyla başvurucunun iddiaları bakımından anılan karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum mevcut değildir.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her

seferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini,

tutukluluğun makul süreyi aştığını, ret kararlarında somut gerekçelerin

gösterilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü ve makul süreyi

aştığına ilişkin şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

46. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı"

kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

47. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

48. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

49. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâldeyargılama mercii huzuruna

makul sürede çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin

maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin

hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla

birlikte aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her durumda karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği

belirtilmektedir.

50. Bu yol bir yandan başvurucuya, maruz kaldığı tutukluluk

süresinin kanunda öngörülen azami süreyi aşıp aşmadığının veya makul olup

olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır.

Başvurucu tazminat talebinde bulunmamış olsa da tutukluluk hâlinin sona erdiği

dikkate alındığında tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığının tespitine

imkân sağlayan 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu

başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı

ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit

Kaya, § 48).

51. İlk derece mahkemesi, tutuklu olarak sürdürülen yargılama

sonunda 14/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun cezalandırılmasına karar

vermiş; anılan mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 16. Ceza

Dairesinin 15/2/2018 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

52. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak süresi içinde

bu hukuk yoluna başvurma imkânına sahiptir. Öte yandan bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucunun anılan hukuk yolunu tüketmesi

için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen dava açma süresi de

geçmemiştir.

53. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun yasal veya makul süreyi

aştığı iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiası

54. Başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

55. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a göre kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığı (Tazminat Komisyonu), aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ceza hukuku

kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku

kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruları incelemekle

görevlidir.

56. 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle

9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre benzer

iddialarla Anayasa Mahkemesine yapılan ve münhasıran bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel

başvuruların da Tazminat Komisyonu tarafından incelenerek karara bağlanması

öngörülmüştür.

57. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

58. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda verdiği Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Tazminat

Komisyonuna başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir, makul bir

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olduğunu

belirtmiş ve bireysel başvuru yoluna başvurmadan önce tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır.

59. Somut olayda bu içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum

söz konusu değildir. Buna göre (Tazminat Komisyonuna) başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna varılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak

yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğa itiraz incelemesi sırasında alınan savcılık

görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve

kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu : Yunus ÇİÇEK Vekili : Av. Abdulmecit YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/11172, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. No: 2012/849, 4/12/2013, §
  10. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  11. A. 1. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Başpınar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/11172
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Kemal Yıldız Başvurusu (B. No: 2017/27415)
  • Arafat Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1784)
  • Turgay Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/18479)
  • Şükrü Aydın Başvurusu (B. No: 2015/10260)
  • Zerrin Kocatoros Başvurusu (B. No: 2017/20629)
  • Zahir Türkan Başvurusu (B. No: 2014/11455)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.