İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şükrü Aydın Başvurusu (B. No: 2015/10260)

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

Başvuru No2015/10260Tarih11 Aralık 2018Okuma14 dk · 2.831 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şükrü Aydın Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/10260
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.831 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede

bitirilememesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

yürütülen soruşturma kapsamında 3/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve Sakarya

2. Sulh Ceza Mahkemesinin 4/9/2009 tarihli kararı ile kasten öldürmeye

azmettirme suçundan tutuklanmıştır.

8. Başsavcılığın 25/12/2009 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

kasten öldürme ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet etme suçlarından cezalandırılması

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

9. İddianame Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

28/12/2009 tarihinde kabul edilerek E.2009/412 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme tensiple birlikte başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

10. Mahkeme 22/1/2010 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almış ve bazı tanıkları dinlemiştir.

11. Mahkeme 7/9/2010 tarihinde yaptığı dokuzuncu duruşmada başvurucununkasten öldürmeye azmettirme suçundan müebbet

hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme

suçundan 1 yıl 6 ay hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

12. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi 26/3/2012 tarihli ilamıyla hükmün

bozulmasına karar vermiştir.

13. Bozma ilamından sonra Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2012/158 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuş, Mahkemece ilk

duruşma 7/6/2012 tarihinde yapılmıştır. Mahkeme 12/3/2013 tarihinde yaptığı

altıncı celsede başvurucunun kasten öldürmeye azmettirme suçundan 18 yıl hapis

ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla cezalandırılmasına, 6136 sayılı

Kanun'a muhalefet etme suçundan ise beraatine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

14. Temyiz üzerine karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi 21/10/2014

tarihli ilamıyla hükmün bozulmasına karar vermiştir.

15. Bozma üzerine Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/379

sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuş, Mahkemece ilk duruşma

29/1/2015 tarihinde yapılmış, 12/5/2015 tarihinde yapılan dördüncü

duruşmada ise başvurucunun kasten öldürmeye azmettirme suçlarından 15 yıl hapis

ve müebbet hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme

hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk durumunun devamına da karar vermiştir.

16. Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz etmiş, itirazı inceleyen Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi

27/5/2015 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak reddetmiştir.

17. Başvurucu 10/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Temyiz üzerine hüküm Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28/12/2015 tarihli ilamıyla

onanarak kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Azmettirme" kenar başlıklı 38.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren

kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır."

20. 5237 sayılı Kanun'un

"Kasten öldürme" kenar başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet

hapis cezası ile cezalandırılır. "

21. 5237 sayılı Kanun'un

"Nitelikli hâller" kenar başlıklı 82. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Kasten öldürme suçunun;

...

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan

kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

...

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. "

22. 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak

ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya

bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne

kadar adlî para cezasına hükmolunur."

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklulukta geçecek süre"

kenar başlıklı 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı

geçemez."

24. Aynı Kanun'un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her

aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir."

25. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanun'un 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller

saklı kalmak üzere, … on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla

ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

27. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü.

A. Tutukluluğun Kanunda

Öngörülen Azami Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, 5 yıl 10 aydan fazla süredir tutuklu olduğunu ve

kanunda öngörülen azami beş yıllık sürenin aşılması nedeniyle tutukluluğun

devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa'nın 19. maddesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan

yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir."

31. Başvurucunun kanuni tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin şikâyetinin

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi

gerekir.

a. Başvuru Yollarının

Tüketilmesi Hakkında

32. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucuların -devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak- tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

ya da makul süreyi aştığı şikâyetleri yönünden iddia edilen ihlalin tespitini

ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu

yolu tüketmeleri gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ile öngörülen tazminat yolu; bir yandan başvurucuların maruz kaldığı

tutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da

uğranılan zararın tazmini imkânı sağladığından anılan şikâyetler açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48).

33. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının her

şeyden önce ulaşılabilir olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara

yer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için kanunda

öngörülen sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat yolunun ulaşılabilir

olmadığını ve tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,

2/7/2015, §§ 45-50).

34. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 28/12/2015

tarihinde kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

itibarıyla tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle söz

konusu tazminat yolunun başvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla

başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir

başvuru yolunun bulunmadığı açıktır (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017,

§ 49).

b. Şikâyetin İncelenmesi

(1) Genel

İlkeler

35. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesinde; temel hak ve

hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu

sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeni ile laik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır. Anayasa'nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü,

Anayasa'nın 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla

sınırlanabileceğine dair kural ile uyumludur (Murat

Narman, § 43).

37. Kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin sınırlamaların kanunda

belirtilen esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari

organlara ve derece mahkemelerine aittir. Anayasa'nın 19. maddesinin amacı

bireyi keyfî bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup maddede

öngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması ve keyfî uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu

nedenle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten

yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince

başvurucunun tutukluluk durumunun kanuni dayanağının

bulunup bulunmadığının; kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiği

hâllerde ise hukuk devleti ilkesi gereği, keyfîliği

önlemek için uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir

olup olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (Murat Narman, § 44).

38. Tutuklamaya ilişkin hükümler 5271 sayılı Kanun'un 100. ve

devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre kişi ancak hakkında suç

işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama

nedeninin bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin

neler olduğu da belirtilmiştir (Murat

Narman, § 45).

39. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinde ise soruşturma ve

kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami kanuni süreler

düzenlenmiştir. Buna göreağır ceza mahkemesinin

görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin

zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği ancak uzatma süresinin

toplam üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla uzatma süreleri dâhil

toplam tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır (Murat Narman, § 46).

40. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin olan bir yargılama

kapsamında tutukluluk süresi her bir suç için ayrı ayrı uygulanamayacak,

uygulanan tutuklama tedbiri yargılama sürecinin bütünü açısından sonuç

doğuracaktır (Burak Döner, B. No:

2012/521, 2/7/2013, § 48).

41. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma

kapsamından çıkacak ve mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâli sona

erecektir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçun

işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu

nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir.

Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine

bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının

kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve

Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Mehmet

İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 49, Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 30).

42. Bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı; başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, § 66).

43. Mahkûmiyet sonrasında sanığın tekrar bir suç isnadına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakıldığını kabul etmek için, diğer bir ifadeyle sanığın

ilk derece yargılamasında yeniden tutuklu

statüsünde olduğunu söyleyebilmek için temyiz incelemesi sonunda mahkûmiyet

kararının bozulması ve davayla ilgili yeni bir hüküm verilmesi amacıyla ilk

derece mahkemesinde yargılama yapılması gerekir. Yargıtay Dairesince temyiz

sürecinde hükümle ilgili bir karar verilmeden, tespit edilen eksikliğin

giderilmesi amacıyla dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi sanığın

özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yeniden bir

suç isnadına bağlı hâle getirmez (Ali

Kederli, B. No:2014/16355, 30/12/2014, § 30).

44. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya

hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz.

Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması

da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya

Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık bir keyfîlik bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline

sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir.

45. Ayrıca suç ve sanık sayısı, davanın karmaşık olması gibi

etkenler tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusundaki değerlendirmede

ele alınabilecek etkenler olup bunların kanuni tutukluluk süresinin

belirlenmesinde esas alınması mümkün değildir. Normun lafzı ve amacı, tutuklama

tedbirinin ceza adalet sistemi içindeki yeri ve 5271 sayılı Kanun'un 102.

maddesindeki düzenleme ile kişi özgürlüğüne yönelik sınırlamaların dar

yorumlanması hususları birlikte değerlendirildiğinde aksine bir sonuca varmak

mümkün görünmemektedir (Burak Döner, §

49).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Somut olayda başvurucu, isnat edilen suçlar nedeniyle

3/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve daha sonra tutuklanmıştır. Tutuklu

olarak devam eden yargılamada ilk mahkûmiyet kararının açıklandığı 7/9/2010

tarihinde tutukluluk hâli sona ermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 26/3/2012 tarihli bozma

ilamıyla yeniden suç isnadına bağlı tutma başlamıştır. Mahkemece verilen

12/3/2013 tarihli ikinci hükümle suç isnadına bağlı tutma sona ermiş ancak

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/10/2014 tarihli bozma ilamıyla tekrar suç

isnadına bağlı olarak tutma başlamış, nihayetinde Mahkemece 12/5/2015 tarihinde verilen ve Yargıtay 1.

Ceza Dairesinin 28/12/2015 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşen üçüncü

hükümle birlikte suç isnadına bağlı olarak tutma sona ermiştir.

47. Buna göre başvurucu, gözaltına alındığı 3/9/2009 tarihi ile

ilk hüküm tarihi olan 7/9/2010 tarihleri arasında 1 yıl 4 gün, 26/3/2012

tarihli ilk bozma ilamı ile ikinci hükmün verildiği 12/3/2013 tarihleri

arasında 11 ay 16 gün, ikinci bozma ilamı ile üçüncü hükmün verildiği

21/10/2014-12/5/2015 tarihleri arasında 6 ay 21 gün, toplamda ise 2 yıl 6 ay 11

gün tutuklu kalmıştır.

48. Somut olayda 3/9/2009 tarihinde gözaltına alınan ve daha

sonra tutuklanan başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri

uyarınca tutukluluk için öngörülen azami sürenin aşıldığı iddiasıyla tahliye

talebinde bulunmuştur. Gerek davaya bakangerekse

itirazı inceleyen mahkemeler tutukluluğun devamına karar vermişlerdir.

49. Başvurucu 3/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 4/9/2009

tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucunun suç isnadına bağlı olarak tutulduğu süre

2 yıl 6 ay 11 gündür. Başvurucu, ağır ceza mahkemelerinin görevine giren kasten

öldürmeye azmettirme suçundan yargılanmıştır. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un

102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami tutukluluk süresi 5

yıldır. Dolayısıyla 2 yıl 6 ay 11 gün tutuklu kalan başvurucu yönünden kanunda

öngörülen azami süre dolmamıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kanunda öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu, altı yıla yakın süredir devam eden yargılama

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

52. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a göre kurulan Komisyon, aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ceza hukuku

kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku

kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut icra edilmediği iddialarıyla

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruları incelemekle görevlidir.

53. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre benzer iddialarla

Anayasa Mahkemesine yapılan ve münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih

itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvuruların da Komisyon

tarafından incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür.

54. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

55. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

56. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle hukuk sisteminde mevcut idari merciler ve/veya derece mahkemeleri

önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

57. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda verdiği Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komiyonu)

başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir, makul bir başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olup olmadığını

belirtmiş ve bireysel başvuru yoluna başvurmadan önce tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır.

58. Somut olayda bu içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum

söz konusu değildir. Buna göre (Tazminat Komisyonuna) başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna varılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu : Şükrü AYDIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/10260, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutukluluğun Kanunda
  9. B. Adil Yargılanma
  10. A. 1. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Hatipoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/10260
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Zerrin Kocatoros Başvurusu (B. No: 2017/20629)
  • Zahir Türkan Başvurusu (B. No: 2014/11455)
  • Alpay Demir Başvurusu (B. No: 2014/8738)
  • Ertan Erçıktı Başvurusu (B. No: 2015/7294)
  • Cahit Tayfur ve Mehmet Tayfur Başvurusu (B. No: 2014/2014)
  • Ayşe Keskin Başvurusu (B. No: 2015/13432)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.