İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cahit Tayfur ve Mehmet Tayfur Başvurusu (B. No: 2014/2014)

1. Başvuru, terör tazminatı ödenmesi isteminin reddedilmesi ve

Başvuru No2014/2014Tarih25 Aralık 2018Okuma13 dk · 2.699 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cahit Tayfur Ve Mehmet Tayfur Başvurusu

Karar tarihi
25 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2014/2014
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.699 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör tazminatı ödenmesi isteminin reddedilmesi ve

Danıştay kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 10/2/2014 ve 6/3/2014 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur.

4. Komisyonlarca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmemiştir.

7. Anayasa Mahkemesi tarafından 5/11/2018 tarihlerde konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3103 başvuru numaralı bireysel başvuru

dosyasının 2014/2014 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine; 2014/3103 numaralı bireysel başvuru dosyasının

kapatılmasına, incelemenin 2014/2014 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Cahit Tayfur ve Mehmet Tayfur kardeştirler.

10. Başvurucular, birinci başvurucu Cahit Tayfur'un 17/6/1993

tarihinde terör örgütü mensupları tarafından kaçırıldığını, fidye karşılığı

serbest bırakıldığını, bu olay akabinde terör örgütü üyeleri tarafından tehdit

almaya devam ettiklerini ve bu nedenle yerleşim yerlerini terk etmek zorunda

kaldıklarını beyan etmişlerdir.

A. Birinci Başvurucu

Cahit Tayfur Tarafından İzlenen Süreç

11. Başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle mal varlığına ulaşamaması nedeniyle uğradığı maddi

zararın ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tazmini istemiyle Batman Valiliği

Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

12. Komisyon, başvurucuya tazminat bedeli olarak 10.000 TL

ödenmesine karar vermiştir.

13. Komisyon kararı akabinde 17/7/2014 tarihli ve 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un

12. maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname

örneği başvurucu tarafından kabul edilmeyerek tazminat miktarının yetersiz

olduğu iddiasıyla Komisyon kararının iptali için başvurucu tarafından

Diyarbakır İdare Mahkemesinde iptal ve maddi tazminat istemli tam yargı davası

açılmıştır.

14. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 31/3/2010 tarihli kararı

ile dava reddedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“...Batman

Valiliğinin boşalan, kısmen boşalan ve boşalmayan köyler listesinin

incelenmesinden, Kaletepe Köyünün ve İnanlı

Mezrasının boşalan/boşaltılan köy ve mezralardan olmadığı, köy nüfusunun 1990

yılında 1230, 1997 yılında 725 olduğu, 1990-2000 yılları arasında köyde

muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, köyde koruculuk sisteminin bulunmadığı

anlaşıldığından, kısmen köyü terk edenler olmakla birlikte tamamen boşalmayan Kaletepe Köyü ve mezralarında, 5233 sayılı Yasa kapsamına

giren dönemlerde normal yaşam düzeyini sağlayacak güvenlik ortamının bulunduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

Öte yandan, genel olarak güvenlik kaygısı oluşturmamakla

birlikte münferit olarak gerçekleşen ve doğrudan belli bir kimseyi hedef alan

terör olayları sebebiyle meydana gelen zararların karşılanması 5233 sayılı Yasa

gereği olması yanında, bu tür bir olaya maruz kalan kişinin o yeri terk

etmesinde haklılık bulunduğunun kabulüyle bu terk dolayısıyla malvarlığına

ulaşamamadan kaynaklanan zararının da 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini

gerekmektedir.

Uyuşmazlık bu yönüyle ele alındığında

öncelikle, davacının teröristler tarafından kaçırıldığı ve fidye ödeyerek

serbest kaldığı iddiasının tereddüde yer vermeyecek şekilde bilgi ve belgelerle

doğrulanması gerekmektedir. Buna ilişkin olarak davacı tarafından sunulan

belgelerin incelenmesinden; Kozluk Jandarma Komutanlığının 21.07.1993 tarihli

yazısı ile davacının tütün ortağının karısına tecavüz olayı nedeniyle

teröristler tarafından kaçırılması ve fidye ödeyerek serbest kalması sonucu

köyü terk ettiği için maddi sıkıntı çektiğinin Kozluk Kaymakamlığının bilgisine

sunulduğu, Kozluk Kaymakamlığının 23.07.1993 tarihli yazısında ise yine aynı

olaydan bahisle DSİ Bölge Müdürlüğünden kamulaştırma bedelinin ödenmesinde

davacıya yardımcı olunmasının istenildiği, son olarak Kaletepe

Köyü Muhtarı ... imzasıyla davacının teröristlerce kaçırılıp serbest kaldıktan

sonra köyü terk ettiğinin beyan edildiği görülmüştür. Ayrıca, davacının

başvurusu üzerine 01.08.2005 tarihinde İnanlı Mezrasında Jandarma tarafından

yapılan araştırma sonucu düzenlenen tutanakta davacının teröristlerce

kaçırıldığı mezra halkından iki kişi tarafından beyan edildiği görülmüş ise de,

söz konusu belgeler Mahkememizce kanaat oluşturmaya yeterli görülmediğinden,

ara kararıyla Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığından davacının kaçırılma olayına

ilişkin yazının dayanağı ile bu kapsamda herhangi bir tahkikat yapılıp

yapılmadığı, tutanak tutulup tutulmadığı sorulmuş, alınan cevap yazısında arşiv

kayıtlarında buna dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, mezra halkından

ifadesine başvurulanların o dönemde böyle bir olay duymadıkları yönünde beyanda

bulunduklarıbildirilmiş, DSİ Bölge Müdürlüğünün cevap

yazısında ise davacı adına kayıtlı taşınmazların kamulaştırılmadığı

belirtilmiştir.

Bu durumda, davacının ikamet ettiği Kaletepe Köyü ile İnanlı Mezrasının tamamen boşalan köy ve

mezralardan olmadığı, davacının teröristlerce kaçırılıp fidye karşılığı serbest

kaldığı iddiasının somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı dikkate

alındığında, davacının malvarlığına ulaşamama ve fidye tutarı nedeniyle

oluştuğu ileri sürülen zararının 5233 sayılı Yasa kapsamında karşılanmasına

olanak bulunmamaktadır...”

15. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 26/4/2013 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve

hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek onanma kararı

verilmiştir.

16. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 26/11/2013

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

17. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucu vekiline

15/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 10/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. Başvurucu Mehmet

Tayfur Tarafından İzlenenSüreç

18. Başvurucu 12/7/2005 tarihinde 679 ve 1057 parsel numaralı

taşınmazlarını kullanamadığı iddiasıyla 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talebiyle Komisyona başvurmuştur.

19. Komisyon 7/4/2008 tarihli ve 2008/2-1487 sayılı kararında

1057 parsel numaralı taşınmazla ilgili başvurucuya tazminat bedeli olarak 5.000

TL ödenmesine karar vermiştir.

20. Komisyon kararı akabinde davet yazısı ile birlikte

gönderilen sulhname örneği başvurucu tarafından kabul

edilmiş ve ilgili idare ile sulhname imzalanmıştır.

21. Başvurucu 7/12/2009 tarihinde Komisyona dilekçe sunarak 679

parsel numaralı taşınmazı hakkında yapmış olduğu başvurunun hangi aşamada

olduğunu, başvurusu hakkında karar verilip verilmediğini öğrenmek istediğini

beyan etmiştir.

22. Komisyonun 15/12/2009 tarihli ve 2009/561 sayılı kararında

başvurucunun başvurusunun daha önce görüşülerek karara bağlandığı ve

başvurucuya ödeme yapıldığı, ilk defa ibraz edilen tapunun yeni bir başvuru

olarak değerlendirildiği, başvuru süresinin 31/5/2008 tarihi itibarıyla dolduğu

gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.

23. 7/12/2009 tarihli dilekçesinin (bkz. § 21) Komisyonca hatalı

değerlendirilerek yeni bir başvuru şeklinde algılandığı iddiasıyla başvurucu

tarafından Diyarbakır İdare Mahkemesinde Komisyon kararının iptali davası ve

maddi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır.

24. Batman İdare Mahkemesinin 28/3/2012 tarihli kararı ile dava

reddedilmiştir. Kararın incelenmesinde, başvurucunun daha önceki başvurusu

üzerine 5233 sayılı Kanun uyarınca tazmini gereken zararları tespit edilerek

davalı idare ve başvurucu arasında anlaşma sağlanıp sulhname

imzalanmak suretiyle karşılıklı olarak uzlaşmaya varıldığı, bu durumda ayni ve

nakdi tüm zararlarının karşılandığı kabul ve taahhüt edilerek sulhname imzalandıktan, başvuru süresi dolduktan sonra bazı

taşınmazların değerlendirilmeye alınmadığı iddiasıyla yapılan tazminat

talebinin karşılanmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesine dayanıldığı

tespit edilmiştir.

25. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 21/9/2012 tarihli kararı ile 679 parsel numaralı taşınmaz hakkında da

karar vermiştir. Danıştay kararında başvurucunun Batman ili, Kozluk ilçesi, Kaletepe köyü, İnanlı mezrasında bulunan 679 ve 1057 parsel

numaralı iki ayrı taşınmazının bulunduğu, bu iki taşınmazına ilişkin

zararlarının tazmini için 12/7/2005 tarihinde iki ayrı başvuru yapıldığı, 5502

ve 5500 sayılı iki müracaat dosyasının açıldığının açık olduğu, 5502 sayılı

dosyanın 1057 parsel numaralı taşınmaza ilişkin olduğu, bu dosya kapsamında

yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu 5.000 TL zarar tespit edilerek sulhname imzalandığı belirtilmiştir. Diğer dosya olan 5500

sayılı dosyanın ise 679 parsel numaralı taşınmaza ilişkin olmasına karşın bu

dosyanın ayrıca değerlendirilmediğinin anlaşıldığı, fakat Dairenin esasına

kayıtlı diğer dosyaların incelenmesinden Kaletepe

köyü, İnanlı mezrasının terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri

nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılmadığı

anlaşıldığından anılan parselle ilgili oluştuğu ileri sürülen zararın

tazmininin mümkün olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı, sonucu

itibarıyla yerinde görülmüş ve kararın onanmasına hükmedilmiştir.

26. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 23/10/2013

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

27. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvurucu vekiline

20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 6/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

IV.İLGİLİ HUKUK

28. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 5., 7., 8. ve 12. maddeleri,

20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Yönetmelik'in (Yönetmelik) 7. maddesi.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, terör örgütü üyeleri tarafındanbaşvurucu Cahit Tayfur'un kaçırıldığını ve bir

müddet alıkonulduğunu, ayrıcaterör nedeniyle yerleşim

yerini terk etmek zorunda kaldıklarını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde

tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Anılan ihlal iddiasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile

ilgisi bulunmadığından bu ilke bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında

incelenmiştir.

A. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

31. Başvurucular; Batman'ın Kozluk ilçesi Kaletepe

köyü İnanlı mezrasında ikamet etmekte iken başvurucu Cahit Tayfur'un terör

örgütü mensuplarınca kaçırıldığını, bir miktar para karşılığında serbest

bırakıldığını, kaçırılma olayı akabinde terör örgütü üyelerinin tehditlerine

maruz kalmaları nedeniyle yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kaldıklarını

iddia etmişlerdir. Bu bağlamda başvurular 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış

oldukları müracaatları hakkında Komisyonca verilen kararda yerleşim yerlerini

terk konusunda kabul bulunmasına, dolayısıyla yerleşim yerlerini terk

ettiklerinin Komisyonca kabul edilmiş olmasına rağmen açtıkları davalarda

derece mahkemelerince davalarının reddi yönünde hatalı şekilde hüküm

kurulduğunu; zararlarının tazmini imkânından mahrum kaldıklarını beyan

etmişlerdir. Anılan olaylarnedeniyle Anayasa’nın 35.,

36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

32. Başvurucu Mehmet Tayfur ayrıca, parsel numaraları farklı iki

taşınmazı için Komisyona başvuruda bulunmuş olmasına rağmen bir taşınmazı için

dosyanın akıbeti konusunda bilgi edinme amaçlı yaptığı başvurusunun hatalı

değerlendirilerek yeni bir başvuru olarak incelendiğini, temyiz incelemesinde

bu yanlışlık fark edilmesine rağmen bu hatayı giderici bir imkândan mahrum

bırakıldığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Başvurucuların iddialarını dile getiriş biçiminden

şikâyetlerinin taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında görülmemesine,

dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu kanaatine varılmış ve

başvurucunun iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden

incelenmesine karar verilmiştir.

34. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu,

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir esasen derece

mahkemelerine aittir. Nitekim 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde belirtilen hususlara

ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, B. No:

2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine

ait olmakla beraber derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi

durumunda anayasal bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin

tespiti noktasında farklı bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§ 93; Cahit Tekin, B. No:

2013/2744, 16/7/2014, § 88).

35. Başvurucu Cahit Tayfur tarafından açılan davada,

başvurucunun teröristler tarafından kaçırıldığı ve fidye ödeyerek serbest

kaldığı iddiasına ilişkin özel durumu da dâhil olmak üzere başvurucunun

iddiaları değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 14).

Anılan davada ara karar ile başvurucunun kaçırılma ve taşınmazlarının bulunduğu

iddialarına ilişkin yazışmaların yapıldığı anlaşılmaktadır. Muhabereleşme

sonucu Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gönderilen cevap yazısında

arşiv kayıtlarında kaçırılma olayına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı,

mezra halkından ifadesine başvurulanların o dönemde böyle bir olay duymadıkları

yönünde beyanda bulunduklarıbildirilmiştir. Devlet Su

İşeri Bölge Müdürlüğünün cevap yazısında ise davacı adına kayıtlı taşınmazların

kamulaştırılmadığı belirtilmiştir. Anılan cevap yazılarının dikkate alınmasıyla

ve ayrıca başvurucunun ikamet ettiği Kaletepe köyü,

İnanlı mezrasının tamamen boşalan köy ve mezralardan olmaması nedeniyle

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde davanın reddi yönünde kanaat oluşmuştur.

Başvurucunun ikamet ettiği mezra bakımından yapılan genel değerlendirmenin

yanında başvurucunun özel durumu açısında Diyarbakır 1. İdare Mahkemesini bu

kanaate ulaştıran neden başvurucunun teröristlerce kaçırılıp fidye karşılığı

serbest kaldığı iddiasının somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı sonucuna

varılmasıdır. Her ne kadar Komisyonca yapılan değerlendirme ve varılan sonuçtan

farklı bir değerlendirme yapılmış, başvurucunun yerleşim yerini terk konusunda

genel ve özel durum incelemesi de yapılarak farklı bir sonuca ulaşılmış ise de

ilk derece mahkemesindeki dosyada mevcut olan, dosyaya gönderilen belgelerin

tamamının incelenmesi sonucunda başvurucunun teröristlerce kaçırıldığının somut

bir şekilde ortaya konulamadığı yönünde kanaate varılmıştır. Neticede dosya

kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek verilen kararda

bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmamaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Cahit Tayfur tarafından

ileri sürülen iddiaların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

37. Başvurucu Mehmet Tayfur'un ağabeyinin kaçırılması, bu olay

akabinde aldığı tehdit nedeniyle yerleşim yerini terk ettiğine ilişkin özel

terk nedeni ve başvurusu hakkındaki değerlendirmelere (bkz. §§ 22-26) ilişkin

iddiaların incelenmesinde başvurucunun 679parsel numaralı taşınmazı hakkında

Komisyon ve ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirme akabinde Danıştay Onbeşinci Dairesi sebep ikamesi yaparak başvurucunun

iddialarını incelemiş, Komisyon ve Batman İdare Mahkemesince belirtilen

gerekçeden farklı bir nedenle talebin reddine karar vermiştir. Dairenin esasına

kayıtlı diğer dosyaların incelenmesinden Kaletepe

köyü, İnanlı mezrasının terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri

nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılmadığı

anlaşıldığından anılan parselle ilgili olarak oluştuğu ileri sürülen zararın

tazmininin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddi kararının onanmasına

hükmetmiştir (bkz. § 25). Söz konusu karar aleyhine başvurucu itiraz imkânını

kullanarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Başvurucunun karar düzeltme isteminin

reddine hükmedilmiştir(bkz. § 26).

38. Açılan bir davada idarece ileri sürülmemiş ancak idari yargı

yerince dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden saptanmış ve idarece ileri

sürülen nedenin hukuken geçerli olmadığı belirlenmiş ise idarenin ileri sürdüğü

nedenin bir yana bırakılarak dosyadan saptanan nedene göre uyuşmazlığın

çözümlenebilmesine idare hukukunda sebep

ikamesi adı verildiği bilinen bir olgudur. Dosyadan saptanan bu

nedenin dava konusu işlemin tesisini haklı kılacak nitelikte olması durumunda

davanın reddine karar verilebilecektir (Koray

Erdoğan, B. No: 2013/1989, 10/3/2016, § 38).

39. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları, bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının köyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış

olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması

şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlu görerek ve güvenlik

kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o

yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari

güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareket ederek 5233 sayılı Kanun

kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı

ilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar,

§§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84,

85).

40. Danıştay Onbeşinci Dairesi,

başvurucunun 679 parsel numaralı taşınmazına ilişkin şikâyetlerini

değerlendirmiş ve sebep ikamesi yaparak yukarıdaki paragrafta belirtilen nesnel

ölçütten hareketle başvurucunun iddiasını reddetmiştir. Başvurucunun iddiaları

hakkında nesnel ölçütten hareketle bir sonuca varılıp başvurucunun ağabeyinin

kaçırılması ve devamında yaşadığını beyan ettiği olaylar bağlamında özel

durumunun değerlendirmediği anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi,

incelediği başvuruları bir bütün olarak ele almak suretiyle değerlendirme

yapmaktadır. Birinci başvurucunun öznel durumunun -kaçırılma iddiasının- 5233

sayılı Kanun kapsamında kabul edilemeyeceği hususu derece mahkemelerince

belirlenmiş ve bu belirlemede Anayasa Mahkemesince açık bir keyfîlik

veya bariz takdir hatası saptanmamıştır (bkz. §§ 34-36).Aynı hadiseye

-kaçırılma- dayalı olarak yapılan her iki başvuruya bir bütün olarak

bakıldığında ve bu özel durumun şahsında gerçekleştiği kişi olan birinci

başvurucu açısından varılan sonuç gözetildiğinde Anayasa Mahkemesi ikinci

başvurucu açısından hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Cahit Tayfur'un hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

42. Başvurucu Mehmet Tayfur, Danıştay onama kararının gerekçesiz

olduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

43. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş

olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

44. Somut olayda kanun yolu incelemesi sonucunda verilen

kararda, değerlendirme konusu derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesinin uygun

bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiği iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucular

:

1. Cahit

TAYFUR

2. Mehmet

TAYFUR

Vekili : Av. Mehmet Masum ERKEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2014, 25 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Birinci Başvurucu
  7. B. Başvurucu Mehmet
  8. Iv.ilgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Hakkaniyete Uygun
  11. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  12. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Oduncu
  17. Tayfur
  18. Tayfur
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2014
Tarih
25 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Ayşe Keskin Başvurusu (B. No: 2015/13432)
  • Murat Yaşar Arıtürk Başvurusu (B. No: 2014/12124)
  • Muhammet Sami Sarıhan Başvurusu (B. No: 2015/2012)
  • Mesut Aydin Başvurusu (B. No: 2016/14263)
  • İbrahim Arslan Başvurusu (B. No: 2014/20413)
  • M.s.s. Başvurusu (B. No: 2014/19690)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.