İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Z. S. Başvurusu (B. No: 2014/19968)

(Başvuru Numarası: 2014/19968)

Başvuru No2014/19968Tarih15 Şubat 2017Okuma28 dk · 5.679 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2014/19968
Karar tarihi
15 Şubat 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.679 kelime·28 dk okuma·22 bölüm

Z. S. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19968)

Karar Tarihi: 15/2/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek devlet memurluğundan

çıkarılma işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, olay tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı

bünyesinde sivil memur olarak görev yapmaktadır.

9. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine

gönderilmiş olan belgelere göre, 2010 yılında bazı askerî personel hakkında

Hava Kuvvetleri Komutanlığına gelen isimsiz bir ihbar üzerine İstihbarata Karşı

Koyma (İKK) zafiyeti konusunda idari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikatı

yürütmek üzere İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan inceleme timi

görevlendirilmiştir.

10. Söz konusu inceleme timi tarafından konuyla ilgili

personelin ifadeleri alınmıştır. Ayrıca hakkında tahkikat yürütülen asker

kişilerin özlük dosyaları ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki

personelin göreve mahsus e-posta (intranet, outlook) hesapları incelenmiştir.

11. Anayasa Mahkemesine sunulmuş belgelere göre, istihbarat timi

tarafından 7/4/2011 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade tutanağına

göre başvurucunun belirtilen askerî personelle ilişkisi olup olmadığı ve

ilişkilerinin boyutu sorulmuştur. Başvurucunun, bu kişilerle mesai arkadaşlığı

olduğunu, herhangi bir gönül ilişkisi olmadığını beyan ettiği görülmüştür.

Ayrıca başvurucuya, eğer sadece normal arkadaşlığı var ise neden gayri meşru

ilişkileri olduğu yönünde şikâyet edildiği sorulmuştur.

12. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesine gönderilen belgeler

arasında bulunan e-posta iletileri incelendiğinde 2006 ila 2010 yılları

arasında başvurucunun intranet hesabına gönderilmiş ve başvurucunun gönderdiği

iletiler bulunmaktadır. Başvurucunun cinsel içerikli mesaj göndermediği,

duygusal içerikli mesajlar göndermiş olduğu görülmüştür.

13. İnceleme timi tarafından yürütülen tahkikat sonucunda

hazırlanan raporda, başvurucunun asker kişilerle cinsel ilişki yaşadığı, ahlaki

düşüklük içerisinde olduğu belirtilmiş ve devlet memurluğundan çıkarılması

teklifi getirilmiştir.

14. Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, 12/12/2011

tarihinde başvurucuya isnat edilen fiillerin zamanaşımına uğramış olduğuna

karar vermiştir.

15. Aynı tahkikat kapsamında başvurucu hakkında personel

güvenlik incelemesi yürütülmüşve başvurucunun ilişkilerinin sürdüğü

belirtilerek tekrar disiplin soruşturması başlatılmıştır.

16.İnceleme Timi tarafından hazırlanan İnceleme Sonuç

Raporu'nda, başvurucunun evli olmadığı ancak 2010 ila 2011 yıllarında evli olan

bir asker kişiyle gönül ilişkisi olduğu, göreve tahsisli e-posta adresine

gönderilen veya kendisinin gönderdiği iletilerde bu gönül ilişkisini ortaya

koyan mesajlar bulunduğu belirtilmiştir. Raporda başvurucunun ahlaki yönden zafiyetlerinin

belirlendiği belirtilerek Yüksek Disiplin Kuruluna sevki gerektiğine dair

teklif getirilmiştir.

17. Bu teklif doğrultusunda başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna

sevkedilmiştir. Başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna verdiği savunmasında, söz

konusu ithamları kabul etmediğini, bir şey yaptıysa da özel hayatında

yaptığını, kurumuna zarar verecek bir şey yapmadığını belirtmiştir.

18. Yüksek Disiplin Kurulunun 9/1/2013 tarihli işlemiyle

eylemlerinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz

kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu gerekçesiyle

başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararda suç

tarihi olarak 2004 ila 2011 yılları gösterilmiştir.

19. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılma kararına karşı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.

20. Başvurucu dava dilekçesinde, özeli olan mesajlarını

incelemek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini, söz konusu

fiillerden kimsenin haberi ve bilgisi olmadığını, işyerinde hiçbir disiplin

zaafiyetine sebep olmadığını, kendisine ait mesajların incelenmesi suretiyle

özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

21. Davalı idare tarafından savunma ekinde 4/7/1972 tarihli ve

1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi kapsamında

AYİM'e gizli belge ve bilgiler gönderilmiştir.

22. Anayasa Mahkemesine gönderilen söz konusu yargılama dosyası

içeriğine göre başvurucu vekilinin dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeleri

inceleme yönünde herhangi bir talebi olmadığı görülmüştür.

23. Bununla birlikte, başvurucu vekilince sunulan 13/3/2013

tarihli dava dilekçesinin "Açıklamalar" başlığı altındaki ilk

paragrafında, davalı idarece soruşturma dosyasını inceleme taleplerinin kabul

edildiğini, işleme esas alınan 21/12/2010 tarihli E-Posta Denetim Birimi

İnceleme Sonuç Raporu ve ekindeki mesaj çıktılarını incelediklerini beyan

ettiği görülmektedir. Ayrıca başvurucu vekili 24/6/2013 tarihli cevaba cevap

dilekçesinde, başvurucu hakkındaki işleme esas alınan mesajlar hakkındaki görüş

ve beyanlarını sunmuştur.

24. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuştur.

Başsavcılık, işlemin iptalinekarar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Başsavcılığa göre eylem tarihleri bakımından iki yıllık ceza zamanaşımı süresi

dolmuştur. Ayrıca Başsavcılık görüşünde, istihbarat çalışması çerçevesinde

ifade alma işleminin hukuka uygun kabul edilemeyeceği belirtilmiş, bu suretle

elde edilmiş ifade beyanlarına dayalı memurluktan çıkarma kararının da sebep

unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

25. AYİM, oy çokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM'e göre

başvurucunun yazışmalarından ilişkilerinin devam ettiği anlaşılmaktadır ve

dolayısıyla iki yıllık ceza zamanaşımı süresi bitmemiştir. AYİM, başvurucunun

gönderdiği mesajlar ve istihbarat timine verdiği yazılı ifadede söz konusu

olayları kabul ettiği tespitinde bulunmuştur. AYİM'e göre söz konusu eylemler

memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç verici

hareketler kapsamındadır. AYİM'e göre söz konusu e-postalar başvurucunun özeli

olan bir alandan değil hizmete yönelik kullanılan ve denetime açık olan

intranet üzerinden elde edilmiştir ve e-posta içeriklerinden anlaşılan

ilişkileri, başvurucu ve diğer personelin ifadeleriyle teyid edilmiştir. AYİM'e

göre söz konusu eylemler Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) disiplin anlayışıyla

bağdaşmamakta ve TSK'nın itibarını zedelemektedir.

26. AYİM kararında ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetinin

başarılı olduğu, ödül ve takdir belgeleri bulunduğu ve hiç disiplin cezası

bulunmadığı anlaşılmakta ise de davacının eylemlerinin vasıf ve yoğunluğu

dikkate alınarak bir alt disiplin cezası verilmemesinin hukuka uygun

bulunduğunu belirtmiştir.

27. İki hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üyelere göre,

davacının ve diğer şahısların savunma hakkı ihlal edilerek alınan ifadeleri

delil olarak kabul edilemez. Ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetleri başarılıdır,

takdir ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır ve herhangi bir displin cezası

bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra isnat edilen eylemlerin başvurucu ve anılan

şahıslar dışında başka kimseler tarafından bilinmediği dikkate alındığında,

başvurucunun TSK'da hizmet etmesine engel teşkil edecek derecede vehamet arz

etmemektedir. Dolayısıyla en ağır disiplin cezası olan devlet memurluğundan

çıkarılması cezası ölçülülük ilkesine uygun değildir.

28. Başvurucunun karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Anılan

karar 26/11/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

29. Başvurucu vekili tarafından 17/12/2014 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. Anayasa'nın "...

disiplin kovuşturulmasında güvence" kenar başlıklı 129.

maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile

... mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. "

31. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza

uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...

E -

Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere

memurluktan çıkarmaktır.

Devlet

memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...

g)

Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç

verici hareketlerde bulunmak.”

32. 657 sayılı Kanun’un “Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar

başlıklı 125. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya

başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı

uygulanabilir.”

33.657 sayılı Kanun'un 129. maddesi şöyledir:

“Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal

eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük

dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya,

yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif

yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.

Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen

memur, (…) soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda

sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına

sahiptir.”

34. 1602 sayılı Kanun'un “Dosya

dışında inceleme” başlıklı 52. maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı

ve yedinci fıkraları şöyledir:

“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar

ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine

incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve

vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları

yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz

nitelikte iseler, taraf ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf

veya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas

teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu

itiraz, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler

karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere

göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve

vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine

davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

B. Uluslararası Hukuk

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir.”

36. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî bir

şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanan

güvenceler kapsamında yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),

devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunan bir menfaate müdahale

ettiğini tespit ettiğinde 8. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşulları

incelemektedir. Buna göre kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağı

olup olmadığı, anılan fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı,

demokratik bir toplumda gerekli ve öngörülen amaçla orantılı olup olmadığı

araştırılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dudgeon/Birleşik Krallık, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83,

24/3/1988, § 59; De Souza Ribeiro/Fransa,

B. No: 22689/07, 13/12/2012, § 77).

37. Ayrıca AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesi açıkça

usul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınan

haklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran karar

alma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı

sağlayacak nitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreç

başvurucunun 8. maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adil

şartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasını

gerektirir. AİHM'e göre bu şekildeki güvencelerin amacı 8. maddede yer alan

haklara keyfî şekilde müdahalede bulunulmasını önlemek, müdahalenin

gerekçelendirilmesini sağlamaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04,

27/4/2010, § 51; T.P. ve K.M./Birleşik

Krallık, B. No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).

38. AİHM'e göre gerek negatif yükümlülükler gerekse pozitif

yükümlülükler bakımından söz konusu usule ilişkin etkili güvencelerin sunulması

gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hokkanen/Finlandiya, B.No: 19823/92, 23/9/1994, §§ 55-58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96,

19/9/2000,§§ 63-66; Bajrami/Arnavutluk,

B. No: 35853/04, 12/12/2006, §§ 50-55; Abdulaziz,

Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 28/5/1985, §

67).

39. Gerek negatif yükümlülük alanındaki usule dair güvencelere

örnek olması ve gerekse Anayasa Mahkemesi önündeki mevcut başvuruyla

benzerlikler içermesi bakımından Smith ve

Grady/Birleşik Krallık kararı incelenmelidir. Bu davada başvurucular

Kraliyet Hava Kuvvetlerinde görevli personeldir ve eş cinsel olmaları nedeniyle

görevlerine son verilmiştir. Başvuruculardan Bayan Smith hemşire olarak Bay

Grady ise pilot olarak görev yapmıştır. Görevden alınmaları işlemine karşı açtıkları

davada verilen kararda, her ikisinin de sicil ve görev performansının mükemmel

derecede olduğu, herhangi bir disiplinsizliklerinin bulunmadığı belirtilmiştir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Smith

ve Grady/Birleşik Krallık, B. No: 33985/96, 33986/96, 27/9/1999, §

30).

40. Başvurucular Kraliyet Hava Kuvvetleri Polisi (İstihbarata

karşı koyma ve güvenliğin sağlanması konularında görevlidir.) tarafından

sorgulanmışlardır. Bu sorgulama sırasında, sorgulama yapılmasının amacı

açıklanmış, eş cinsel olanların Silahlı Kuvvetlerde çalıştırılmayacağı

yönündeki devlet politikası hatırlatılarak başvurucuların karşılaşacağı

sonuçlar belirtilmiştir. Başvuruculara hiç bir şey söylemek zorunda olmadıkları

ancak konuşmaları halinde söyleyecekleri şeylerin aleyhe delil olarak

kullanılabileceği uyarısı yapılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucuların talepleri

üzerine avukatlarıyla görüşerek hukuki yardım almalarına müsaade edilmiştir.

Bayan Smith'in sorgusu sırasında bir kadın soruşturmacı da görüşmelere

katılmıştır. Ayrıca görüşmelere başlanmadan önce Bayan Smith'e, bazı soruların

utanmasına sebep olabileceği, eğer böyle hissederse bunu belirtebileceği

hatırlatılmıştır. Bayan Smith sorgudan önce bir avukatla görüşmüş ve avukatı

hiç bir şey söylememesi, bazı basit sorulara cevap verebileceği yönünde

tavsiyede bulunmuştur. Bay Grady'nin talebi üzerine de avukatının ve yine

Kraliyet Hava Kuvvetlerinde pilot olarak görev yapan bir personelin objektif

gözlemci olarak sorgulama sürecine katılması sağlanmıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§ 14,

25, 26, 27).

41. AİHM, her iki başvurucunun özel hayata saygı hakkına

müdahalede bulunulduğu tespitini yapmıştır. AİHM, müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli olup olmadığını incelerken özel hayata saygı hakkının

cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda kamu

makamlarının takdir yetkisinin daha dar tutulması gerektiğini, bu alanlara

yönelik müdahaleler için özellikle ciddi nedenlerin varlığının şart olduğunu

vurgulamıştır (Smith ve Grady/Birleşik

Krallık, §§ 88-89; Dudgeon/Birleşik

Krallık, § 52).

42. AİHM demokratik toplumda gereklilik unsuru yönünden müdahale

için gösterilen gerekçeleri incelediği sırada her iki başvurucu yönünden

sorgulama sürecinideğerlendirmiştir. AİHM'e göre sorgulama süreci son derece

müdahaleci nitelikteydi. Başvurucuların özel hayatlarının en mahrem yönlerine,

cinsel hayatlarına, aile ilişkilerine dair çok ayrıntılı sorular sorulmuştur.

Sorgu tarzı oldukça saldırgan ve müdahalecidir. Hatta Hükûmet görüşünde de

Bayan Smith'e sorulan, üvey kızıyla cinsel ilişkisi olup olmadığı sorusunun

savunulacak bir tarafı olmadığı belirtilmiştir (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, § 91). Ayrıca, eş

cinselliğin Silahlı Kuvvetlerden erken ayrılabilmek için bahane olarak

kullanılıp kullanılmadığını anlamak amacıyla sorgulama yapıldığı belirtilmişse

de söz konusu soruşturmaya kadar başvurucular cinsel yönelimlerini gizli

tutmuşlardır ve görevden ayrılmak istemedikleri açıktır; bu nedenle

sorgulamanın devam ettirilmiş olmasının makul bir gerekçesi bulunmamaktadır.

AİHM, Hükûmetin sorgulamanın devam ettirilmesiyle ilgili olarak ileri sürdüğü

tıbbi riskler veya güvenlik riskleri, disiplinle ilgili sebeplerin de somut

olayda mevcut olmadığını, bu yüzden başvurucuların cinsel yönelimlerini kabul

etmelerine rağmen sorgu sürecinin devam ettirilmesi konusunda Hükûmetin ikna

edici ve ciddi gerekçeler ortaya koyamadığını vurgulamıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§

106-110).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkı

Kapsamında Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, dava dosyasının tamamını ve idare tarafından

sunulan gizli belgeleri incelemesine izin verilmediğini, bu bilgi ve belgelerle

ilgili beyanlarının alınmadığını ileri sürmüş, bu nedenle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

.

Kabul Edilebilirlik Yönünden

47. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği; başvurucunun

temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).

48. Başvurucu, davalı idare tarafından gizli ibareli belge

sunulduğunu, idare savunmasının tebliği ile haberdar olmuştur. Buna karşın

başvurucunun yargılama sırasında sunduğu savunmaya cevap dilekçesi ile karar

düzeltme talebi incelendiğinde davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan

belgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve bu bilgilerin hükme esas alındığına

ilişkin herhangi bir iddiayı ileri sürmediği gibi ilgili belgelerin

incelettirilmesi ve bunun için yeterli süre verilmesi yönünde de bir talepte

bulunmadığı anlaşılmıştır (Uğur Ayyıldız,

B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 41-42; Can İpçi, B. No: 2014/8580, 30/3/2016, §

28-29).

49. Açıklanan nedenlerle gizli ibareli belgelerin

incelettirilmediği iddiasına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B.Özel Hayatın Gizliliği Hakkı ve Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu, bugüne kadar özel hayatıyla ilgili hiçbir hususun

kamu hizmetine yansımadığını, usule aykırı şekilde yürütülen disiplin sürecinde

tamamen özel hayatı ile ilgili sorular sorulduğunu belirtmiştir. Başvurucu,

özel hayatına ilişkin ifadelerin idare tarafından hukuka aykırı yöntemlerle

alındığını, bu ifadelerin veözel hayatın gizliliği ihlal edilerek ele geçirilen

e-posta yazışmalarının yasal delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla

memurluktan çıkarılmasına dayanak alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu

ayrıca, bu yöndeki talep ve iddialarına mahkeme kararında yanıt verilmediğini

belirtmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yer

alan özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini

iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ile 500.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

51. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve

bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat

içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

...”

52. Anayasa’nın “Haberleşme

hürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.

Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden

kalkar.

.....”

53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

54. Başvurucunun evli olan bir asker kişiyle gönül ilişkisi

olduğu vegöreve tahsisli e-posta sisteminden bu ilişkisini ortaya koyan

iletiler gönderdiği sebep gösterilerek gizli nitelikte olan hususlar nedeniyle

disiplin yaptırımına tabi tutulduğuna ilişkin söz konusu iddiasının, özel

hayatın gizliliği hakkının unsurlarından olan mahremiyet alanını ve haberleşme

hürriyetini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın 20.

maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı ile 22. maddesinde yer

alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

56. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özel

hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde “bireyin kişiliğini

geliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramı

temel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak

kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte

kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de

içermektedir (Serap Tortuk, B.

No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent

Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,

3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 30-32).

57. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanında

cereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkının

kapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin

kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem

ilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§ 31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata Türkeri, §§ 31-34).

58. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere

çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin mesleki

hayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlar

kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkı

gündeme gelecektir (Bülent Polat,

§ 62; Ata Türkeri, § 31).

59. Bu kapsamda, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel

hayatı hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak

kişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özel

hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, § 37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).

60. Öte yandan, Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve/veya toplu olarak

sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin

sağlanması gerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve İnternet aracılığıyla

yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin

gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).

61. Ayrıca, haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği

ilkesi, kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil aynı

zamanda iş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvenceye almaktadır (Bülent Polat, § 65; Tevfik Türkmen, § 54)

62. Buna göre başvurucunun göreve mahsus e-posta sisteminden

gönderdiği iletilerde yer alan özel yaşamına ait unsurlar gerekçe gösterilerek

devlet memurluğundan çıkarılmasının, özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme

hürriyetine bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

63. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

64. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

65. Bu sebeple müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının

belirlenmesinde, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun

düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen

nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşulları yönünden inceleme yapılması gerekir.

(1) Kanunilik

66. Başvuruya konu disiplin uygulaması ve yargısal incelemenin

657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt

bendi temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olayda

başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

67. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılan

değerlendirmeler neticesinde, söz konusu Kanun hükümlerinin

"kanunilik" ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (Serap Tortuk, §§ 41-42). Somut olayda bu

sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespit de bulunmamaktadır.

(2) Meşru Amaç

68. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde

gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.

69. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi, hakkın doğasından kaynaklanan

bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Buna

göre, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete

yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere

sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/87, K.2015/112,

8/12/2015, § 7; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,

29/1/2014;Sevim Akat Eşki, B. No:

2013/2187, 19/12/2013, § 33).

70. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden özel

sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakım

sınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama ve

elkoyma tedbirlerine yöneliktir. Dolayısıylabu sebeplerin özel hayata saygı

hakkının tüm boyutları yönünden uygulanması mümkün görünmemektedir (AYM,

E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013 sayılı kararının "J-Kanun'un 75. Maddesiyle 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

Başlığı İle Birlikte Değiştirilen 10. Maddesinin İncelenmesi"

başlığının "bb" alt

başlığı altında).

71. Bu durumda, Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler

ile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırma sebebi

olarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.

72. Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletin

temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

denilmektedir. Buna göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak devletin temel amaç ve görevlerindendir.

73. Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın

ön koşulu millî güvenlik ve kamu düzeninin tesisidir. Millî güvenlik ve kamu

düzeninin sağlanmadığı bir ortamda, hak ve özgürlüklerden gereği gibi

yararlanılması, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi mümkün değildir.

Devletin hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında, millî güvenliği ve kamu

düzenini sağlama görevi de bulunmaktadır.

74. Millî güvenliğin sağlamakla yükümlü olan Türk Silahlı

Kuvvetlerinin bu görevi gereği gibi yerine getirebilmesi bakımından askerî

disiplinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Silahlı Kuvvetlerin mensupları

arasındaki hiyerarşi ve disiplinin aşınması, söz konusu kamu hizmetinin

aksamasına neden olabilecek temel etkenlerden biridir.

75. Bu nedenle askerî disiplinin sağlanmasını teminen Silahlı

Kuvvetler mensuplarının sıkı disiplin kurallarına tabi tutulması vediğer

kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi olmalarıAnayasa'nın 5.

maddesiyle devlete yüklenen millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini koruma

ödevinin bir gereğidir. Anılan ödevin, kişilerin Anayasa'nın 20. maddesinin

birinci fıkrasında düzenlenen haklarının sınırlanmasında dikkate alınması

gerekmektedir.

76. Ayrıca, haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden bir veya birkaçına dayanması gerekir.

77. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ahlaki durumu sebep

gösterilerek TSK'dan çıkarılmasının, askerî disiplinin korunması ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlama ve bu itibarla millî güvenliğin

korunması amacını taşıdığı, dolayısıyla müdahalenin meşru bir amaca dayalı

olduğu sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

78. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden olma,

bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın

karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı

tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare

niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir

olarak değerlendirilemez (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016 § 13; ifade

özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; özel hayatın gizliliği hakkı

bağlamında Ata Türkeri, § 44; İ.F.A., B. No: 2013/8564, 17/2/2016, §

62).

79. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine, herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçeleringösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

80. Kamu makamlarının somut olayda olduğu gibi özel hayatın en

gizli, mahrem alanlarına müdahaleleriyle ilgili olarak müdahaleye yol açan

karar alma sürecinde de keyfî davranmadıklarını kanıtlamaları gereklidir. Bu da

ancak karar alma sürecinde özel hayatına müdahale edilen bireylere -deliller ve

kanıtlama konuları dâhil- adil şartlarda savunma ve sürece katılım

güvencelerinin sağlanmasıyla olacaktır (Ata

Türkeri, § 48).

81. Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu görevlilerine savunma

hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez. Buna göre savunma hakkı,

Anayasa'da yer alan temel haklardandır. Disiplin soruşturmasında savunma

hakkının kullanılabilmesi için savunması istenen kamu görevlisine suçlama

konusunun ve hakkındaki isnadın ne olduğunun açıkça bildirilmesi, bunun yanı

sıra savunmasını hazırlayabilmesi için makul bir sürenin tanınmış olması

gerekir. Dolayısıyla bu kriterlere uygun olarak verilecek savunma hakkı, özel

hayata ilişkin unsurlar ileri sürülerek uygulanan disiplin yaptırımlarında

bireyin özel hayata saygı hakkının etkili şekilde korunması ve keyfî

muamelelere tabi tutulmasının önlenmesi bakımından çok önemli bir güvence

oluşturmaktadır.

82. Anayasa Mahkemesi, askerî disiplinin gerekleri

gözetildiğinde göreve ilişkin amaçlar doğrultusunda kullanılması gereken bir

elektronik haberleşme sisteminin ve bu sistem içerisindeki yazışmaların

denetlenmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir.

Ayrıca bu şekildeki denetim sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışında

kişisel nedenlerle kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu kullanıma

müdahalede bulunulması da demokratik bir toplumda gerekli olarak kabul

edilebilir (Bülent Polat, § 113; Tevfik Türkmen, § 77).

83. Bu çerçevede, Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinin disiplin

içinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğunun

ikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması halinde personelin özel hayatın

gizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabul

edilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olması

gereklidir (G.G. [GK], B. No:

2014/16701, 13/10/2016, § 60).

84. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,

sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli

olmasını ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması

gereğini ifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin

gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E.2015/102,

K.2016/151, 7/9/2016, § 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B. No: 2013/5126,

2/7/2015, § 72).

85. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olay

bakımından müdahalenin "demokratik toplum düzeninin gerekleri"

ilkesine uygun olup olmadığı incelenirken, kamu makamlarınca ortaya konulan

gerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğuran karar alma sürecinde

başvurucuya usule ilişkin güvencelerin sunulup sunulmadığı ortaya konulmalıdır.

Bunun yanı sıra müdahalenin "ölçülülük" ilkesine uygun olup

olmadığına bakılmalıdır.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

86. Somut olayda özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında

mahremiyetine dair konular hakkında sorgulanırken başvurucuya usule ilişkin

güvenceler verilip verilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.

87. Başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılma cezasıyla

cezalandırılmasına dair kararın istihbarat timi tarafından alınmış olan

ifadeler ile e-posta iletilerine dayalı olarak alındığı görülmektedir.

88. Başvurucunun Yüksek Disiplin Kurulu önünde tüm isnatları

reddettiği ve yargılama sürecinde de istihbarat timi tarafından psikolojik

baskı altında ifadesinin alındığını, ne için beyanda bulunduğunu bilmediği gibi

ifadesinin disiplin cezası verilmesine esas alınacağını da bilmediğini beyan

ettiği görülmüştür.

89.Gerek Yüksek Disiplin Kurulu kararında gerekse yargı

kararında, başvurucunun fiilinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve

derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu

değerlendirmelerine yer verilmiş, bu değerlendirmeye ise İstihbarat Timi

tarafından alınmış ifadeler dayanak yapılmıştır. Yüksek disiplin kurulları,

ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan

bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye,

mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Ancak olayda, Yüksek

Disiplin Kurulunca ayrıca bir araştırma yapılmaksızın İstihbarat Timi tarafından

alınmış ifadelerle yetinildiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde resen araştırma

ilkesinin geçerli olduğu yargılama usulüne tabi AYİM'inkarar gerekçesinde de

anılan ifadelere dayanıldığı ve başvurucunun iddialarının reddedildiği

görülmektedir. Bu durumda başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına

dayanak teşkil eden ve istihbarat timi tarafından yürütülen ifade alma

sürecinin anayasal güvencelere uygun olup olmadığı incelenmelidir.

90. İstihbarat Timi tarafından alınan ifadelere ait

tutanaklarda, disiplin soruşturması için ifade alındığı belirtilmemiş ve

başvurucunun ne ile suçlandığı bildirilmemiştir. Başvurucuya sorulan sorular,

kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacak şekilde geniş ancak kapsamı,

sınırları ve amacı belli olmayan niteliktedir. Tüm bu hususlar nedeniyle

idarenin söz konusu ifade sürecinde başvurucuya savunma hakkı tanıdığını ve

özgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığını kanıtlayamadığı

anlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda, özel hayata ilişkin hususlar sebep

gösterilerek devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi sürecinde

başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkin

güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

91. İkinci olarak müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup

olmadığı, idare ve Derece Mahkemesi kararlarının gerekçeleri çerçevesinde

incelenmelidir.

92. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezası ile

sonuçlanan disiplin soruşturması sürecinde mesleki hayatını değil özel hayatını

ilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda kalmıştır. Yüksek Disiplin Kurulu

kararı ve Derece Mahkemesi kararına göre başvurucunun mahremiyetine dair söz

konusu hususlar, başka kişilerhakkında İKK zafiyeti konusunda başlatılan

istihbarat faaliyeti kapsamında tespit edilmiştir.Dolayısıyla bu istihbarat faaliyeti

tespitine kadar söz konusu özel hayata ilişkin eylem ve davranışlarının

alenileştirilmediği, ilişkinin tarafları arasında kaldığı ve başvurucunun

mesleğine bir yansıması olmadığı, ihtilaf konusu soruşturmanın kapsamının

mesleki hayatın sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır.

93. Yüksek Disiplin Kurulu ve Derece Mahkemesi karar

gerekçelerinde, başvurucunun alenileşmemiş olduğu anlaşılan gönül ilişkilerinin

millî güvenliğin korunması amacına yönelik olarak yapılması gereken askerî

istihbaratı hangi nedenle ilgilendirdiğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.

Bunun yanı sıra, söz konusu kararlarda, isnat edilen ve tümüyle başvurucunun

özel yaşamına ilişkin olan eylemlerin, mesleki hayatı üzerindeki etkilerine

dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği ve TSK’nın işleyişi

üzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığı görülmüştür. Ayrıca

başvurucunun, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelik

iddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin alındığı

koşulların detaylı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle idare ve

Derece Mahkemesi kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme

hürriyetine müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçe

içermediği sonucuna ulaşılmıştır.

94. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı incelenmelidir.

Başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik

müdahalenin ölçülü olup olmadığının belirlenmesinde, söz konusu e-postaların

içeriğinde yer alan bilgilerin niteliği ile bu bilgilerin kullanılış şekline ve

anılan bilgilerin dayanak alınması sonucu uygulanan yaptırımın ağırlığına

bakılarak bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

95. Başvurucunun sadece taraflarınca bilinen gönül ilişkisini

gösteren duygusal içerikli mesajlar yazması şeklindeki eyleminin devlet

memurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılması, niteliği ve ağırlığı

bakımından güdülen meşru amaçla orantısızdır. Dolayısıyla söz konusu eylemin

daha önce hiçbir disiplin cezası bulunmayan, ödül ve takdirleri bulunan

başvurucunun en ağır disiplin yaptırımıyla cezalandırılmasında, sınırlandırma

ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan

bireyin kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucunun özel

hayatına ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna

varılmıştır.

96. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 22.

maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

97. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

98. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 500.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

99. Başvuruda Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına

alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

100. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

101. Başvurucu manevi tazminat talep etmişse de yeniden

yargılama yapılmak üzere dosyanın AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar

verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

102. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının ve

haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesine

(Anılan Dairenin 19/2/2014 tarihli ve E.2013/438, K.2014/265 sayılı kararına

ait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Z. S.

Vekili

:

Av. Altan

SERT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19968, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Z. S. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. E -
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Adil Yargılanma Hakkı
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  17. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. M. Emin KUZ
  23. Birtane
  24. Sert
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19968
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • A. A. Başvurusu (B. No: 2014/9947)
  • Arif Güven Başvurusu (B. No: 2014/13966)
  • Hamdullah Pirinççioğlu ve Kazim Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2014/15862)
  • Sait Baran Başvurusu (B. No: 2014/2300)
  • T. A. A. Başvurusu (B. No: 2014/19081)
  • Say İnşaat San. Paz. ve Tic. A.ş Başvurusu (B. No: 2014/3538)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.