İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zana Döner Başvurusu (B. No: 2015/5916)

1. Başvuru, katılınan bir gösteride

Başvuru No2015/5916Tarih10 Ocak 2019Okuma18 dk · 3.522 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zana Döner Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/5916
R.G. Tarih ve Sayı
26/2/2019-30698
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.522 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, katılınan bir gösteride

terör örgütünün propagandasının yapıldığından bahisle başlatılan kovuşturmanın

ertelenmesine karar verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. 1977 doğumlu olan başvurucunun bir akrabası 21/5/2005

tarihinde kolluk makamlarına giderek başvurucunun kayıp olduğunu ve Türkçe adı

Kürdistan İşçi Partisi olan PKK terör örgütünün dağ kadrosuna iştirak etmek

amacıyla kırsal alana götürülmüş olabileceğini beyan etmiştir.

7. Bu beyan üzerine başlatılan soruşturma sonucunda terör örgütü

üyeliğinden cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında 27/3/2007 tarihli

iddianame düzenlenmiştir. Anılan iddianamenin kabulü üzerine açılan dava

kovuşturma aşamasında iken bu defa başvurucunun 9/10/2005 ve 27/11/2005

tarihlerinde İstanbul'da PKK terör örgütü ve onun lideri lehine sloganların

atıldığı, birtakım şiddet olaylarının yaşandığı gösterilere katıldığı

iddiasıyla örgüt propagandası yapmak, toplantı ve gösteri esnasında ihtara ve

zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmek ve kolluk görevlilerine görevi

yaptırmamak suçlarından cezalandırılması istemiyle İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca hakkında 20/12/2011 tarihli yeni bir iddianame düzenlenmiştir.

8. Yeni iddianameye göre başvurucu 9/10/2005 tarihinde "Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo) - PKK Halktır, Halk Burada - Öcalansız

Dünyayı Başınıza Yıkarız - Gençlik Aponun Fedaisidir

- Selam Selam İmralıya Bin

Selam - Kürdistan Faşistlere Mezar Olacak." şeklinde sloganlar

atan grup içinde sürekli olarak bulunmuş, 27/11/2005 tarihli gösteride ise "Biji Serok Apo (yaşasın Başkan Apo) - PKK Burada Halk Burada-Selam Selam İmralı'ya Bin

Selam-Biji PKK (Yaşasın PKK)"

şeklinde sloganların atıldığı eyleme katılmıştır. İddianameye göre her iki

gösteri esnasında da ciddi şiddet olayları yaşanmıştır.

9. Başvurucu hakkındaki iddianameyi kabul eden İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) açılan bu yeni davanın başvurucu

hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan açılan dava ile birleştirilmesine

karar vermiştir. Mahkeme 11/4/2012 tarihli kararı ile başvurucunun örgüt

propagandası yapmak, toplantı ve gösteri esnasında ihtara ve zor kullanmaya

rağmen dağılmamakta ısraretme ve kolluk görevlilerine

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından mahkûmiyetine karar vermiştir.

10. Anılan karar, temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

19/6/2014 tarihli kararıyla, görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında

mahkûmiyete yeterli bir delil bulunmadığı; örgüt propagandası yapmak, toplantı

ve gösteri esnasında ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme

suçları bakımından ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un

geçici 1. maddesindeki düzenleme dayanak alınarak kovuşturmanın ertelenmesine

karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

11. Bozma üzerine yargılamayı yapan İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi 30/12/2014 tarihinde bozma kararına uyarak görevi yaptırmamak için

direnme suçu bakımından beraat; örgüt propagandası yapmak, toplantı ve gösteri

esnasında ihtara, zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmek suçları

bakımından ise kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermiştir.

12. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesince 19/2/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya

9/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 31/3/205 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 6352 sayılı Kanun'ungeçici 1.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1)

31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat

açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını

ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan

dolayı;

...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın

ertelenmesine,

...

karar verilir.

(2)

Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme

kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına

giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme kararı verilir. Bu süre

zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu

suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen

... kovuşturmaya devam olunur."

B. Uluslararası Hukuk

15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ilgili kişilerin

kesinleşmiş bir karar ile mahkûm olmadığı durumlarda ifade özgürlüğüne

müdahalede bulunulup bulunulmadığı konusuna ilişkin yaklaşımı aşağıdaki

kararlar üzerinden izlenebilir:

1. Financial

Times Ltd. ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 821/03, 15/12/2009

16. AİHM, Financial Times

Ltd. ve diğerleri/Birleşik Krallık (aynı kararda bkz. § 56)

kararında emir uygulanmamış olmasına rağmen bir yayıncıya anonim bir bilgi

kaynağının kimliğinin açıklanması emri verilmesini -anılan emrin uygulanma

kabiliyetini haiz hâlde kalmış olmasını gözeterek- ifade özgürlüğüne müdahale

olarak kabul etmiştir.

2. Nedim

Şener/Türkiye, B. No: 38270/11, 8/7/2014

17. Bir başka kararda ise AİHM, çok ciddi bazı suçlar

dolayısıyla yapılan ceza yargılaması çerçevesinde araştırmacı gazetecilerin

yaklaşık bir yıl süreyle tutuklu kalmasını gazetecilerin ifade özgürlüğüne müdahale

olarak değerlendirmiştir (Nedim

Şener/Türkiye, §§ 94-96).

3. Wille/Lihtenştayn [BD], B. No: 28396/95,

28/10/1999

18. AİHM bir diğer kararında, Lihtenştayn İdare Mahkemesi

başkanı olan başvurucunun anayasal bir konuya ilişkin olarak devlet başkanının

görüşüne aykırı bir açıklama yapmış olması nedeniyle devlet başkanının

başvurucuyu başka bir kamu görevine atamayacağı yönündeki niyetini açıklamış

olmasını da ifade özgürlüğüne müdahale saymıştır (Wille/Lihtenştayn, § 50).

4. Bowman/Birleşik Krallık [BD], B. No: 141/1996/760/961, 19/2/1998

19. AİHM'in Bowman/Birleşik Krallık (aynı kararda bkz. §§ 10-15) kararına konu

olayda başvurucu; kürtaj karşıtı olan, Birleşik Krallık mevzuatında kürtaja

izin veren hükümlerin değiştirilmesi için mücadele eden ve yaklaşık 50.000

üyesi olan bir topluluğun yöneticisidir. Başvurucu Nisan 1992 tarihindeki

parlamento seçimleri öncesinde kürtaj karşıtı görüşleri içeren 1.500.000

broşürün dağıtımı için çalışmalar yapmıştır. Başvurucu bunun üzerine genel olarak

seçime belli bir süre kala seçmenlere belli bir adayın lehinde ya da aleyhinde

olacak şekilde görüş iletilmesi için yetkili olmayan bir kimse tarafından 5

pounddan fazla harcama yapılmasını yasaklayan mevzuatı ihlal etmekle

suçlanmıştır. Başvurucu, bu davada davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle

beraat etmiştir. Öte yandan başvurucu buna benzer bir suçlamayla 1979 ve 1982

yıllarında mahkûm edilmiş, bir miktar para cezası ile soruşturma giderlerini

ödemek durumunda kalmıştır.

20. AİHM bu başvuruda seçimlere belli bir süre bilgi ve

görüşlerin yayılması için belli bir tutarın üzerinde harcama yapılmasını

cezalandıran ve başvurucuyu doğrudan etkileyen mevzuat hükmünün başvurucunun

ifade özgürlüğüne bir müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır (Bowman/Birleşik Krallık, § 33). AİHM; neticede beraat etmiş olsa da

başvurucunun bir soruşturmaya maruz kaldığını ve beraat kararının davanın

süresinde açılmaması şeklindeki bir teknik nedene dayandığını, soruşturma

makamlarının başvurucuya soruşturma açmalarının gelecek seçim dönemlerinde

davranışını değiştirmemesi durumunda başvurucunun soruşturmaya maruz kalma ve

mahkûm edilme riski altında olduğunu gösterdiğini belirterek başvurucunun

mağdur sıfatına sahip olduğunu ileri sürebileceğini belirtmiştir (Bowman/Birleşik Krallık, § 29).

5. Altuğ

Taner Akçam/Türkiye, B. No: 27520/07, 25/10/2011

21. Başvurucunun mağdur statüsüne sahip olduğu kabul edilen Altuğ Taner Akçam/Türkiye (aynı kararda

bkz. §§ 65-84) kararına konu

olayda AİHM, başvurucunun çalışma alanı Ermeni nüfusuna ilişkin 1915 yılında

gerçekleşen tarihî olayları da kapsayan bir tarih profesörü olduğuna ve anılan

olaylara dair pek çok kitap ve makale yayımladığına dikkat çekmiştir. AİHM

başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 301. maddesi çerçevesinde soruşturma yapılmaması ve mahkûmiyet

kararı verilmemiş olmasına rağmen Ermenilere ilişkin görüşleri nedeniyle aşırı

milliyetçi kişiler tarafından yapılan suç duyurularının taciz kampanyalarına

dönüştüğü vebaşvurucunun anılan hüküm çerçevesinde

yapılan suçlamalara cevap vermek zorunda kaldığı tespitini yapmıştır. AİHM;

kendisini kamuoyuna vatan haini veyacasus

olarak gösteren karalama kampanyasına başvurucunun hedef olduğunu ve kampanyayı

müteakip birçok kişiden kendisini aşağılayan ve ölümle tehdit içeren nefret

mektupları aldığını belirtmiştir. AİHM ayrıca konuyla ilgili yaşanan sürecin

akademisyen olan başvurucunun soruşturulma riskinden korunmak için akademik

çalışmalarında kendini sınırlayarak davranışlarını yeniden düzenlemek zorunda

bıraktığını belirtmiştir. AİHM bu nedenlerle başvurucunun mağdur statüsünde

olduğunu ve ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulduğunu kabul

etmiştir.

6. Dilipak/Türkiye,

B. No: 29680/05, 15/9/2015.

22. Dilipak/Türkiye

(aynı kararda bkz. §§ 4-20) kararına konu olayda gazeteci olan başvurucu, üst

düzey askerî yetkililere yönelik eleştiriler içeren bir makale yazmıştır.

Başvurucu bu yazılardan dolayı silahlı kuvvetleri aşağılama ve askerî

hiyerarşiye zarar verme suçlarını işlediği gerekçesiyle bir kısmı askerî

mahkemeler önünde olmak üzeretoplamda altı yıldan

fazla süren bir ceza yargılamasına tabi olmuştur. Yargılama sonunda suçun

kovuşturulmasının zamanaşımına uğradığına karar verilmiştir.

23. AİHM bu davada başvurucunun altı aydan üç yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılma riski altında bulunduğunu, askerî mahkemeler önünde

iki buçuk yıl süren ceza yargılamasının toplamda altı buçuk yıl sürdüğünü ve

zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle sona erdiğini tespit etmiştir. AİHM, ciddi

şekilde cezalandırılan suçlar nedeniyle başvurucu hakkında yürütülen, kısmen

askerî mahkemeler önünde olmak üzere altı buçuk yıl süren kamu davalarının -bu

davaların neden olabilecekleri caydırıcı etki de dikkate alındığında- başvurucu

açısından sadece salt varsayımsal riskler içeriyor

gibi değerlendirilemeyeceği ancak bunların kendiliğinden gerçek ve etkili baskı

niteliğinde olduğu kanaatine ulaşmıştır. AİHM'e göre,

kamu davasının zamanaşımına uğradığının tespit edilmesi yalnızca yukarıda

anılan risklerin mevcudiyetine son vermiş ancak hiçbir unsur, söz konusu

risklerin başvurucu üzerinde belli bir süre boyunca baskı oluşturmaya devam

ettiği gerçeğini ortadan kaldırmamıştır. AİHM bu gerekçelerle mevcut davanın

özel koşulları altında başvurucunun ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına bir

müdahalede bulunulduğu sonucuna varmıştır(Dilipak/Türkiye, §§ 40-51).

24. AİHM'e göre bir ihlalin mağduru

olma iddiasının ileri sürülebilmesi için kişinin aleyhte olduğunu belirttiği

önlemden doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Altuğ

Taner Akçam/Türkiye, § 66). Ancak yukarıdaki kararlardan da

anlaşıldığı üzere AİHM bazı durumlarda, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etkiye sahip bazı koşulların

-ilgili kişiler kesinleşmiş bir karar ile mahkûm olmamış olsalar bile- ifade

özgürlüğüne müdahale olarak kabul edilebileceği görüşündedir (Nedim Şener/Türkiye, § 94).

25. AİHM ilgili kişilerin kesinleşmiş bir karar ile mahkûm

olmadığı durumlarda ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulup bulunulmadığı

konusunu her olayın kendine özel şartları içinde değerlendirmektedir. AİHM'in müdahalenin varlığını kabul ettiği Financial Times Ltd. ve diğerleri/Birleşik Krallık,

Nedim Şener/Türkiye ve Dilipak/Türkiye kararlarında caydırıcı etki

kavramının en yoğun uygulandığı alan olan basın özgürlüğüyle ilgili hususlar

gündemdedir. AİHM'in Bowman/Birleşik Krallık kararında ise başvurucu önemli bir

toplumsal mesele üzerinde mücadele yürüten ve yaklaşık 50.000 üyesi olan bir

topluluğun yöneticisidir. Ayrıca başvurucu somut başvurudakine benzer bir

suçlamayla 1979 ve 1982 yıllarında da mahkûm olmuştur. Altuğ Taner Akçam/Türkiye kararında ise

başvurucu çalışma alanı Ermeni nüfusuna ilişkin 1915 yılında gerçekleşen tarihî

olayları da kapsayan bir tarih profesörüdür ve anılan olaylara dair pek çok

kitap ile makale yayımlamıştır. Ayrıca başvurucu bu konularda kendi görüşlerine

muhalif olan farklı kesimlerden ciddi tepkiler almış ve birtakım kampanyalara

hedef olmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; hakkındaki yargılamanın 3 yıl 2 ay sürmüş olması

nedeniyle bu süre boyunca yargılanıp ceza alma hususunda bir riskle

karşılaştığını ve hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmiş olmasının

kendisi üzerinde haksız baskı oluşturduğunu, davanın nasıl sonuçlanacağı

konusunda kendisini hep tedirgin hissettiğini ve bu nedenle ifade özgürlüğünün

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu ayrıca, yargılanmasına gerekçe gösterilen

sloganların içeriğinin cebir ve şiddet yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek

şekilde propaganda yapmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle de ifade özgürlüğünün

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca ifade özgürlüğü hakkına

müdahale olduğunun kabulü için ilgilinin davranışının hukuk ya da ceza

yargılaması çerçevesinde nihai bir yaptırıma tabi tutulmuş olması gerekir.

Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi

önceki kararlarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının

(birçok karar arasında örnek kararlar için bkz. Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 40) ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceğini, beraatle sonuçlanan ceza yargılamasının ifade özgürlüğüne

müdahale oluşturup oluşturmayacağının ise her başvuru konusu olayın kendine

özgü koşulları altında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Oğulcan Büyükkalkan ve

diğerleri, B. No: 2014/17226, 10/01/2018, § 49).

30. Somut başvuruda iddia edildiği üzere kovuşturmanın

ertelenmesi kararlarının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edip etmediği hususu

da Anayasa Mahkemesince önceki kararlarda değerlendirilmiştir. Ancak Anayasa

Mahkemesinin konuya ilişkin içtihadının hatırlatılmasından önce kovuşturmanın

ertelenmesi müessesesi bakımından izahta bulunulmasını müteakiben Anayasa

Mahkemesi içtihadının hatırlatılması ve nihai olarak da somut olayın anılan

içtihat kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

1- Kovuşturmanın Ertelenmesi

Müessesesi

31. 6352 sayılı Kanun, adından da anlaşılacağı üzere yargı

hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla mevzuatın birçok alanında değişiklik

yapmıştır. Bu kapsamda geçici 1. maddeyle, 31/12/2011 tarihine kadar basın ve

yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup

adli para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını

gerektiren bir suçtan dolayı kamu davasının açılmasının kovuşturmanın veya

kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi imkânı

getirilmiştir. Böylece bulundukları safhaya bağlı olarak soruşturma, kovuşturma

ve infaz makamları önünde işlem görmekte olan çok sayıda dosyanın belli bir

süre işlemden kaldırılarak ağır iş yükü altındaki yargının kısmen

rahatlatılması hedeflenmiştir (Ali Atlı,

B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 43).

32. Anılan düzenlemeye göre kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilmesi sonucunda ilgili kişi 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca üç yıl süresince denetim altına alınacaktır. Adı

geçen kurala göre ilgili kişi hakkında üç yıllık süre zarfında 6352 sayılı

Kanun’un geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan suçları

işlememesi hâlinde düşme kararı verilecek ancak ilgilinin bu süre içinde yeni

bir suç işlemesi ve bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olması

hâlinde ertelenen kovuşturmaya devam edilecektir.

2. Kovuşturmanın Ertelenmesi Kararlarının İfade

Özgürlüğüne Müdahale Teşkil Edip Etmediği Hususundaki Anayasa Mahkemesi

İçtihadı

33. Anayasa Mahkemesinin Fatih

Taş ([GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 69-79) kararında,

yayımladığı kitaplardan dolayı hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilmesiyle yayınevi sahibi olan başvurucunun ifade, sanat ve basın

özgürlüklerine müdahale edildiği sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında kesinleşmiş bir

mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen başvurucu hakkında açılan ceza davasının

yaklaşık on bir yıl sürdüğü ve yayıncı olması nedeniyle daha ileride de

soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalma riskinin bulunup bulunmadığı hususunu

ele almıştır. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun başvuruya konu iki kitabı

yayımlaması nedeniyle PKK terör örgütüne basın yolu ile yardım etmek suçundan

cezalandırılması için İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığınca

kamu davası açıldığını ve İstanbul 4 No.lu DGM'nin 2002 yılında başvurucunun

terör örgütüne yardım etmek suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, söz

konusu kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini

tespit etmiştir. Daha sonra infaz aşamasında kanun değişikliği nedeniyle

infazın durdurulmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama sonucunda başvurucu,

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007 ve 2010 yıllarında verdiği kararları

ile terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan iki kez mahkûm edilmiş; söz

konusu kararlar Yargıtayca esas yönünden değil usul

yönünden bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonunda İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012 yılında verdiği bir kararı ile başvurucu hakkında yürütülen

kovuşturmanın ertelenmesine ve başvurucu hakkında üç yıl denetimli serbestlik hükümlerinin

uygulanmasına karar verilmiş, bu karar yapılan itirazın itiraz mercii

tarafından reddedilmesi ile kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun

yayınevi sahibi olması nedeniyle düşünce açıklamaları veya basın faaliyetleri

nedeniyle ileride soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalma riskinin bulunduğunu

ve bu sebeple de başvuruya konu ertelenen kovuşturmanın da yeniden canlanma

ihtimalini göz ardı etmemiştir. Üstelik Anayasa Mahkemesine göre kovuşturmaya

yeniden başlandığı bir durumda başvurucunun söz konusu şiir kitaplarını

yayımlaması nedeniyle daha önce üç kez ilk derece mahkemesince mahkûm edilmiş

olması gözönüne alındığında ceza alma tehdidi de

devam etmektedir. Anayasa Mahkemesi, yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler

üzerinde caydırıcı etkisinin bulunduğuna işaret etmiş ve sonunda kişinin isnat

edilen suçlardan aklanma ihtimali bulunsa bile somut başvurunun koşullarında

başvurucunun ilerde düşüncelerini açıklamaktan veya basın faaliyetlerini

yapmaktan imtina etme riski bulunduğu sonucuna varmıştır.

34. Anayasa Mahkemesi Mehmet

Ali Aydın ([GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 33, 34) kararında olay tarihinde bir siyasi

partinin il başkanlığını yapan bir siyasetçi olan başvurucu hakkında verilen

kovuşturmanın ertelenmesi kararının ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edip

etmediğini değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesinin kararına konu olayda

başvurucu, bir toplantıda yapmış olduğu düşünce açıklamaları nedeniyle olay

tarihinde tutuklanmış ve doksan dört gün tutuklu kalmış; hakkında yasa dışı

örgüt propagandası yapmak, örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek

suçlarından ceza davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun örgüte üye

olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek suçundan 6 yıl 3 ay ve yasa dışı

örgüt propagandası yapmak suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun söz konusu kararı temyizi

üzerine Yargıtay 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi nedeniyle ilk derece

mahkemesinin kararını bozmuş ve nihayet ilk derece mahkemesince başvurucu

hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi

başvurucunun olay tarihinde ve sonraki dönemde bir partinin il başkanlığını

yapan bir siyasetçi olması nedeniyle düşünce açıklamaları veya siyasi

faaliyetleri nedeniyle ileride soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalma riski

bulunduğuna dikkat çekmiştir. Başvurucu söz konusu düşünce açıklamaları

nedeniyle tutuklu kaldığı gibi uzun süreli hapis cezası ile de

cezalandırılmıştır. Anayasa Mahkemesine göre kovuşturmaya yeniden başlandığı

bir durumda başvurucunun cezalandırılma riski yüksektir. Dolayısıyla

başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulmuştur.

35. Anayasa Mahkemesi Ali

Gürbüz ve Hasan Bayar kararında; bir gazetenin imtiyaz sahibi ve

yazı işleri müdürü olan başvurucular hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet

kararı olmamasına rağmen başvurucuların yaklaşık altı yıl süren soruşturma ve

kovuşturmadan doğrudan etkilendiğinin ve yayıncı olmaları nedeniyle daha sonra

da soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalma riskinin bulunduğu iddiasının dikkate

alınması gerektiğini kabul etmiştir. Mahkeme sonuç olarak aynı soruşturma

kapsamında aynı haber nedeniyle önce başvuruya konu gazete nüshasına el

konulması ve ardından başvurucuların yargılanarak haklarında kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilmesi ile bir bütün olarak başvurucuların Anayasa’nın

26. ve 28. maddelerinde korunan ifade ve basın özgürlüklerine müdahalede

bulunulduğunu kabul etmiştir (Ali Gürbüz ve

Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49). Mahkeme Ali Gürbüz kararında da aynı gerekçelerle

ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin bulunduğu kanaatine varmıştır. (Ali Gürbüz, B. No: 2013/724, 25/6/2015, §§

50-51). Öte yandan hem Ali Gürbüz ve Hasan

Bayar hem de Ali Gürbüz kararlarına

konu olaylarda başvurucular hakkında ilk derece mahkemelerince mahkûmiyet

kararları verilmiş ancak yargılamanın ilerleyen aşamalarında 6352 sayılı

Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince

başvurucular hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir.

36. Yayımladığı kitabın müstehcen içeriğe sahip olduğu

iddiasıyla başvurucunun yargılandığı ve hakkında kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verildiği bir başvuruda Anayasa Mahkemesi, söz konusu kitabın sanat

eseri olmadığını ifade eden ve Yargıtay içtihatlarına göre gözönünde

bulundurulması gereken resmî bir raporun varlığını, başvurucunun yaklaşık dört

yıl süren soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmasını, yayıncı olması nedeniyledaha sonra da soruşturma ve kovuşturmaya maruz

kalma riskinin bulunduğunu dikkate almış; başvurucu hakkında kovuşturmanın

ertelenmesi kararı verilerek onun üç yıl denetim altına alınmasının ifade ve

basın özgürlüklerine yönelik bir müdahale olduğu sonucuna ulaşmıştır (İrfan Sancı, B. No: 2014/20168,

26/10/2017, §§ 43, 44).

37. Anayasa Mahkemesi Selçuk Kozağaçlı (B. No: 2014/10715, 10/1/2018, § 32)

kararında, Çağdaş Hukukçular Derneği başkanı olan başvurucunun bu sıfatla

yaptığı bir basın açıklaması dolayısıyla hakkında kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilmesini ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirmiştir. Başvurucu, ilk

derece mahkemesinde beraat etmesine rağmen Yargıtay başvurucunun düşünce

açıklamalarının suç oluşturduğunu kabul etmiş ve beraat kararını esastan

bozmuştur. Anayasa Mahkemesi başvurucu hakkında henüz kesinleşmiş bir

mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen avukat olan başvurucunun o dönemde önemli

bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olduğunu, başvuruya konu açıklamaya benzer

açıklamaları sıklıkla yaptığını ve ileride de kovuşturmaya maruz kalma riskinin

bulunduğunu dikkate almıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında

kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek üç yıl denetim altına alınmasının

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu sonucuna varmıştır.

38. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilen durumlarda ifade özgürlüğüne müdahalenin varlığını kabul ederken

her başvurunun kendine has koşullarını dikkate almıştır. İfade özgürlüğüne

müdahalenin varlığını kabul ettiği Fatih Taş,

Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, Ali Gürbüz ve İrfan Sancı kararlarında başvurucuların yayıncı kimlikleri

bağlamında basın özgürlüğünün önemini dikkate almıştır. Anayasa Mahkemesi,

anılan kararlarında yaptırıma maruz kalma endişesinin basın mensubu olan başvurucular

üzerinde caydırıcı etkisinin bulunduğuna işaret etmiş ve sonunda başvurucuların

isnat edilen suçlardan aklanma ihtimali bulunsa bile bu etki altında ileride

düşüncelerini açıklamaktan veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme

riski bulunduğu sonucuna varmıştır.

39. Anayasa Mahkemesi, Mehmet

Ali Aydın kararında başvurucunun olay tarihinde bir siyasi partinin

il başkanlığını yapan bir siyasetçi olmasını ve siyasi faaliyetlerine devam

etmekte olmasını; Selçuk Kozağaçlı

kararında ise önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olan başvurucunun bu

sıfatıyla yaptığı bir basın açıklaması dolayısıyla yargılanmış olmasını nazara

almıştır. Anayasa Mahkemesi bu kararlarında da başvurucuların sıfatlarını ve

görevlerini dikkate alarak onlara yönelik kovuşturmanın ertelenmesi

kararlarının ceza tehdidi nedeniyle onlar üzerinde caydırıcı etki

doğurabileceğini kabul etmiştir.

3. Somut Olayın Anayasa Mahkemesi İçtihadı

Kapsamında Değerlendirilmesi

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verebilir. Temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

41. Somut başvuru bakımından başvurucu hakkındaki kovuşturmanın

ertelenmesi kararının onun ifade özgürlüğüne müdahalede teşkil edip etmediği

hususu mevcut başvurunun kendine has koşulları ışığında değerlendirilmelidir.

42. Başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesi kararı,

başvurucunun katıldığı bir gösteride attığı sloganların terör örgütünün

propagandasını yapmak suçunu oluşturduğu iddiası çerçevesinde yapılan bir

kovuşturmada verilmiştir.

43. Başvurucu başvuru formunda sadece ve soyut olarak hakkında

kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmiş olmasının kendisi üzerinde haksız

baskı oluşturduğunu, bu karar dolayısıyla davanın nasıl sonuçlanacağı konusunda

kendisini hep tedirgin hissettiğini belirtmiştir.

44. Mevcut başvuruya konu olayda Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına konu olaylardan farklı olarak başvurucu basın mensubu olmadığı gibi

herhangi bir grubu resmî olarak temsil etmemektedir. İkinci olarak mevcut

başvurunun özel koşulları altında başvurucu hakkında kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilerek onun ceza alması riski ötelenmiştir. Üçüncü olarak caydırıcı

etki kavramının en yoğun uygulama alanına sahip olduğu basın özgürlüğü

kapsamındaki meselelerle başvurunun bir ilgisi yoktur. Bunlardan başka

başvurucu kendisinin benzer suçlardan dolayı daha önce yargılandığını ileri

sürmediği gibi gelecekte de sistematik veya yapısal sorunlardan dolayı

kaçınılmaz olarak bu türden bir yargılamaya maruz kalma ve mahkûm edilme riski

altında olduğuna dair bir iddiada da bulunmamıştır.

45. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen

içtihatlarına (bkz. §§ 33-39) konu başvurulardan farklı olarak başvurucuya

ilişkin yargısal süreçlerin onu soruşturulma riskinden korunmak için düşünce

açıklamalarında kendisini sınırlayarak davranışlarını düzenlemek zorunda bıraktığıya da ertelenen dava hakkında düşme kararı

verilmesi için üç yıl beklenecek olmasının başvurucu üzerinde gerçek ve etkili

bir baskı niteliğinde olduğu ikna edici bir biçimde ortaya konulabilmiş

değildir. Sonuç olarak başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesi kararının

onun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturmadığı kanaatine

ulaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğüne

yönelik bir müdahalenin olmadığı anlaşıldığından ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Zana DÖNER

Vekili

:

Av. İnan

AKMEŞE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5916, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Özgüldür
  14. Akmeşe
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5916
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • İbrahim Soylu Başvurusu (B. No: 2015/14648)
  • Özlem Dertli Başvurusu (B. No: 2015/17535)
  • Nihal Soydan Başvurusu (B. No: 2015/3112)
  • Nurettin Evran Başvurusu (B. No: 2015/18070)
  • Adem Türkel Başvurusu (B. No: 2017/632)
  • Mehmet Ali Emir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16482)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.