İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özlem Dertli Başvurusu (B. No: 2015/17535)

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının

Başvuru No2015/17535Tarih23 Ocak 2019Okuma15 dk · 2.991 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özlem Dertli Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/17535
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.991 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının

etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. 4/2/2015 tarihinde Ödemiş Devlet Hastanesine sağlık kontrolü

için giden G.Ç. isimli ve nüfus kaydına göre 2/4/1998 tarihinde doğan çocuğun

24 haftalık hamile olduğunun tespit edilmesiyle Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından başvurucunun eşi olan C.A. hakkında reşit

olmayanla cinsel ilişki suçundan 4/2/2015 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.

7. Başvurucu 8/2/2015 tarihinde Ödemiş ilçe merkezinde bulunan

Polis Merkezi Amirliğine saat 01.00 sıralarında eşi hakkında kayıp müracaatında

bulunmuştur. Başvurucu, müracaatında eşinin 7/2/2015 tarihinde saat 08.00

sıralarında evden işe gitmek üzere ayrıldığını, eşinin kullanmış olduğu telefon

hattından kendisine 7/2/2015 tarihinde saat 22.36'da ''hkkni helal et ccklrıma shp

ck bşksına bba dmsnler arkmdn

lf etdrm hytda tk svdgm

sy snsn ck

svdm snşn ck syi gze

aldm ama sna bnu hc hsstdrmdm

ck svdm ln

hakkn, helal et dgnime shp ck'' ve 22.39'da

''Ozur dlrm'' şeklinde

çekilen mesajlar nedeniyle hayatından endişe duyduğunu belirtmiştir.

8. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan hakkında soruşturma

başlatılan C.A. 8/2/2015 tarihinde saat 08.00 civarında Ödemiş ilçesinde bir

zeytin ağacında asılı olarak bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

şüpheli ölüm olayının aydınlatılması için aynı tarihte soruşturma işlemlerine

başlanmıştır.

9. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı tarihte olay yeri

inceleme işlemi gerçekleştirilmiş, buna ilişkin rapor ile olay yeri görgü ve

tespit tutanakları düzenlenmiş, fotoğraf ve video çekimleri Olay Yeri İnceleme

uzmanları tarafından yapılmış, krokiler çizilmiştir.

10. C.A.nın

üzerinde bulunan cep telefonu incelemeye alınmış ve özellikle mesajlar

incelenerek Telefon İnceleme Tutanağı düzenlenmiştir. Tutanağa göre ölenin

telefonunda 8/2/2015 günü saat 01.33'ten itibaren çok sayıda cevapsız çağrı ile

başvurucunun kullandığı telefon numarasından ölene hitaben yazılmış çok sayıda

mesajın olduğu tespit edilmiştir. Tutanak içeriklerine göre tehdit veya

intihara yönlendirme ve benzeri şüpheli bir duruma rastlanmamıştır.

11. Olay yeri incelemesi ve ölü muayene işlemlerinin

tamamlanmasını müteakip Cumhuriyet Başsavcılığı kesin ölüm nedeni ile ölüm

zamanının tespiti amacıyla cesedin İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığına

gönderilmesine karar vermiştir.

12.Adli Tıp Kurumunda 9/2/2015 tarihinde klasik otopsi yapılmış

ve buna dair rapor 27/2/2015 tarihinde düzenlenmiştir. Otopsi raporunun ilgili

kısımları şöyledir:

''...Boyunda, çepeçevre tam tur attıktan sonra

sol yanda kesişim yeri olan ve bir ucunun saçlı deri içine ve enseye doğru

uzanan ve ensede saçlı deri içinde yüzeyelleşen ve

kaybolan, diğer ucunun çene sol alt yüzünde çene ucuna uzanan, kahverengi

renkte, en kalın yeri 1.3 cm olan etrafında hiperemik ince hatlar bulunan telem olduğu görüldü.

Cesette kesici delici alet yarası, ateşli

silah yarası görülmedi... Boyun cilt altında ve

yumuşak dokularda telem altına uyan bölgelerde kuruma ve kurşuni renk değişimi

olduğu gözlendi. Hyoid kemik ve tiroid

kartilajın sağlam olduğu görüldü. Larenks

solunda yumuşak dokuda 0.3 cm’lik ekimoz

olduğu görüldü. Boyun omurlarının sağlam olduğu gözlendi. Ösofagusta

makroskopik patolojik özellik olmadığı gözlendi...

"...otopsiden

ve tetkiklerden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate

alındığında;

1. Kimya İhtisas Dairesi’nin raporuna göre; Kanda; a- Alkol arandığı, bulunmadığı, b- Sistematiğimizdeki

(Ek1) uyutucu-uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ve ilaçların arandığı, 130 ng/mL Naproxen

bulunduğu, c- (STA) Sistematiğimizdeki (Ek2) maddelerin arandığı, bulunmadığı,

idrarda; a- Sistematiğimizdeki (Ek1) uyutucu-uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin

ve ilaçların arandığı, Naproxen bulunduğu, b-(STA)

Sistematiğimizdeki (Ek2) maddelerin arandığı, Naproxen

bulunduğu,

2. Kişinin ölümünün ası sonucu meydana gelmiş

olduğu...''

13. Olay yerini gören kamera kayıtları da kolluk tarafından

temin edilerek incelenmiştir. 25/5/2015 tarihli tutanak şöyledir:

''08/2/2015 günü 08.45

sıralarında komutanlığımıza bağlı Mursallı Mahallesi

girişinde Vakıflar Müdürlüğüne ait arazinin içinde dikili olan zeytin ağacına

kendisini asmak suretiyle intihar eden [C.A.] isimli şahsın , olay yerine

nasıl, kiminle, ne ile gidiğ gitmediği konusunda

yapılan araştırmada olay yerinin bitişiğinde bulunan kamera kayıtları alınmıştır.

Kamera kayıtlarının ayrıntılı fotoğraf halinde yapılan incelemesinde; [C.A.]nın 07/02/2015 günü saat 22.03 sıralarında bahse konu

olay yerine motosikletin farının tek olması, ayrıca 08/02/2015 günü 09.00

sıralarında şahsın bahse konu arazi içerisinde bulunduktan sonra arazinin

içerisinde bulunduktan sonra arazinin girişinde kendi üzerine kayıtlı 35 ..

Plakalı motosikletinde olay yerinde bulunması nedeniyle olay yerine 0/02/2015

günü saat 22.03 de motosiklet ile geldiği, öncesinde ve sonrasında olay yerine

başka bir motorlu aracın girmediği yapılan incelemelerden anlaşılmıştır. ''

14. Başvurucu müşteki olarak 10/2/2015 tarihinde kolluk

biriminde ifade vermiştir. Başvurucu, eşinin G.Ç. ile olan ilişkisine dair

ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucu, olaya ilişkin olarak ise eşinin

akşam saatlerinde 7/2/2015 tarihinde başka birisinin telefonundan arayarak hâl

ve hatırını sorduğunu, daha sonra ise kayıp ihbarında bulunduğu sırada

düzenlenen tutanakta yazılı mesajların geldiğini, eşinin ilişki yaşadığı G.Ç.nin ailesinin eşini intihara yönlendirmiş olabileceğini

söylemiş; evden çıktıktan sonraki görüntülerin ilgili yerlerden temin edilerek

incelenmesini, olayda kullanılan ipin nereden temin edildiğinin araştırılmasını

talep etmiş ve G.Ç. ile G.Ç.nin babası K.Ç, annesi

M.Ç. ve amcalarının eşinin ölümünden sorumlu olduğunu beyan ederek bu

kişilerden şikâyetçi olmuştur.

15. Ölenin kardeşi M.A. ile başvurucunun şikâyetçi olduğu

kişiler de dâhil olmak üzere olaya dair bilgisi olduğu değerlendirilen

ilgililerin olayla ilgili ifadelerine başvurulmuştur. Dosyada şüpheli sıfatı

ile herhangi bir kişi hakkında işlem yapıldığına dair belgeye rastlanmamıştır.

16. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre ölen ile en

son görüştüğü değerlendirilen H.K. isimli kişinin ifadesine de başvurulmuştur.

H.K. ifadesinde özetle G.Ç. ile ilişkisinin G.Ç.nin

yakınları tarafından öğrenilmesi nedeniyle C.A.nın

can güvenliğinden endişe ettiğini, C.A. ile olay tarihinden bir gün önce yeni

bir telefon hattı üzerinden telefonla, ardından da evinde yüz yüze

görüştüklerini ve burada C.A.nın saat 21.30'a kadar

uyuduktan sonra kalkıp eşiyle (başvurucu) uzun bir telefon görüşmesi yaptığını,

odaya girdikten sonra ''Çocukları özledim,

onları görmeye gideceğim'' dediğini, kendisinin de C.A.nın ağabeyi olan M.A.nın

İzmir'den geleceğini söyleyerek bir müddet daha beklemesini tavsiye ettiğini,

bunun üzerine C.A.nın sinirlenerek ''Oğlum, ben çocuk muyum, Ödemiş'i 20 yıldır bilirim,

Ödemiş'in her yerini karış karış bilirim, zaten yarım saate gelirim''

diyerek evden saat 22.00 sıralarında ayrıldığını, o saatten sonra da

kendisinden bir daha haber alamadığını beyan etmiştir. Bu şahsın ifadesinden, C.A.nın kendisine yönelik olarak

-başta başvurucunun beyanlarında belirtilen kişiler olmak üzere- üçüncü kişiler

tarafından tehdit veya intihara yönlendirilmesi şeklinde herhangi bir beyanda

bulunmadığı anlaşılmıştır.

17. Başsavcılık ayrıca C.A.nın

kullandığı telefon hattına ait HTS (hattın arama kayıtlarına ilişkin tarihsel

rapor) kayıtlarını 1/2/2015 ile 8/2/2015 tarihleri arasını kapsayacak şekilde

Telekomünikasyon İletişim Hizmetleri Başkanlığından isteyerek incelemiştir.

18. Başsavcılık olay hakkında 18/6/2015 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılığın kararı şöyledir:

''Yapılan incelemede;

olay sonrası yapılan olay yeri inceleme ve ölü muayene işlemi sonucunda ölenin

kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla otopsi işlemi için İzmir Adli Tıp

Kurumuna gönderildiği, İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 27/02/2015 tarihli

otopsi raporu uyarınca kişinin ölümünün ası sonucu meydana geldiğinin tespit

edildiği, dosya kapsamında yapılan incelemede, ölenin 04/02/2015 günü ayrı bir

tahkikat kapsamında 'Reşit Olmayanla Cinsel İlişki' suçuna ilişkin şüpheli

olarak savunmasının alındığı, bu olaydan dört gün sonra intihar ettiğinin

tespit edildiği, bilgi sahibi olarak beyanıalınan

önceki olayın mağduru olan [G.Ç.]

anne, babası ve amcalarının ölenin intihar etmesi olayı ile bir ilgilerinin

olmadığını beyan ettikleri, ayrıcı dosya kapsamında bilgi sahibi olarak

beyanları alınan ölenin kardeşi olan [M.A.] ve ölenin eşi olan [başvurucu] beyanlarında ölenin

intiharından önce kendilerine intiharedeceği yönünde

çeşitli mesajlar gönderdiğini beyan ettikleri, bu kapsamda ölenin kullanmakta

olduğu cep telefonunun mesaj kayıtları incelendiğinde ölenin öldüğü gün çeşitli

saatlerde intihar edeceği yönünde birçok mesaj kaydının bulunduğunun 08/02/2015

tarihli tutanaklarla tespit edildiği,ölenin

telefonunda yapılan incelemeye ilişkin Telekomünikasyon İletişim Hizmetleri

Başkanlığınca verilen cevapta herhangi bir şüpheli mesaj yada arama kaydınınbulunmadığı, ölenin intihar ettiği yere yerin bitişiğinde

bulunan Durusu Süs Bitkileri isimli işyerinin girişini gösterir kamera

kayıtlarının incelenmesi sonucunda 25/05/2015 tarihli tutanakta muhtemelen

ölenin 07/02/2015 günü saat 22:03 de kullanmakta olduğu motosiklet ile intihar

ettiği tarlaya geldiğinin tespit edildiği, ölenin müştekiye ve kardeşi olan[M.A]'ya göndermiş olduğu mesaj kayıtları ölenin

kullanmakta olduğu cep telefonunun arama kayıtlarını gösterir iletişimin

tespiti tutanakları dosya kapsamında beyanları alınan bilgi sahiplerinin

beyanları ile olay yeri görgü ve tespit tutanakları ile ölene ait otopsi raporu

birlikte değerlendirildiğinde ölenin intihara teşvik edildiğine veya zorla

kendini öldürmeye zorlandığını gösterir herhangi bir delil elde edilemediği,

ölenin ölüm olayından 4 gün önce yaşadığı soruşturma sonucunda buhrana girmesi

sonucu intihar ettiğinin kabulü gerektiği, ortadaTürk

Ceza Kanunu kapsamında soruşturmayı gerektirirsuç ve

suçlu bulunmadığı'' [anlaşılmıştır.]

19. Başvurucunun anılan karara itiraz etmesi üzerine Ödemiş Sulh

Ceza Hâkimliği itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

'' müşteki Özlem Akçadağ

tarafından Hakimliğimize gönderilmek üzere Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı'na

sunulan 14/07/2015 havale tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Ödemiş Cumhuriyet

Başsavcılığı' nın 10/07/2015 tarihinde tebliğ edilen

18/06/2015 tarih ve 2015/573 soruşturma-2015/1211 karar sayılı kovuşturmaya yer

olmadığı kararının olayın oluş şekli, tanık ifadeleri ve delillerin gözönünde bulundurulduğunda yerinde olmadığını, ölen eşi [C. A.]nınolay gecesi arkadaşının evinden çocuklarını özlediğini ve

onları görmeye gideceğini söyleyerek ayrıldığını, kendisinden bir daha haber

alınamadığını, sabahında asılı halde cesedinin bulunduğunu, tanıkların alınan

ifadesinde [G.Ç]. ve

[M.A] kızın hamile kalması olayından ailenin

haberinin olduğunu söylemesine rağmen tanıklar [A.Ç.] ve [M.Ç.]nin

ın bu durumdan haberleri olmadığını, jandarmanın

ifade için çağırmasıyla öğrendiklerini beyan ettiklerini, ayrıca [G.Ç.]nin amcası olan [Ş.Ç.]ninölen eşine yönelik tehdit içerikli söylemlerinin olduğunun ifade

tutanaklarında mevcut olduğunu, her ne kadar eşinin telefonundan kendisine ve

kardeşine intihar edeceğini belli eden mesajlar gelmiş olsa da mesajların kimin

tarafındanyazıldığının belirlenemediğini, tüm bu

hususların birlikte değerlendirildiğinde ifadelerdeki çelişkilerin giderilmeden

ve gereklitahkikat yapılmadan Cumhuriyet savcılığının

vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığına kararının yasaya aykırı olduğunu,Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 1806/2015tarih 2015/573 soruşturma 2015/1211 karar

sayılı kararın kaldırılması ve bu hususun yerine getirilmesini istediğini

belirterek itiraz ettiğianlaşılmıştır.

Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 1806/2015 tarih 2015/573 soruşturma 2015/1211 karar sayılıası sonucu ölüm suçundan ölen [C.A.] hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın dosya içeriğine göre usul ve yasaya uygun olduğu...''

20. Anılan karar başvurucuya 8/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucu 5/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Yasin

Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeterli

inceleme yapılmadığını, delillerin değerlendirilmediğini ve bu kapsamda;

i. Eşinin kendisini iple asarak intihar ettiğinin belirtilmesine

rağmen boyun kısmında en ufak bir morarma ya da ip izi tespit edilemediğini,

ii. Adli tıp raporunun eksik olduğunu, kesin ölüm sebebinin

yeterince incelenmediğini,

iii. G.Ç.nin yakınlarının vermiş

olduğu ifadelerinde eşi C.A. ile G.Ç. arasındaki ilişkiden haberdar

olmadıklarını beyan etmiş olmalarına rağmen 25/5/2015 tarihli ifadelerinde

bununla çelişen cümleler kurduklarını, bu nedenle tanık beyanlarının çelişkili

oluğunu, çelişkilerin giderilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiğini

belirterek Anayasa'nın 3., 6., 17., 36., ve

40. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucu, ölen C.A.nın olay tarihinde eşidir ve başvurucunun mağdur

sıfatı bulunmaktadır.

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, eşinin

şüpheli ölümü ile ilgili ceza soruşturmasının etkili şekilde yürütülmediğine ve

bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

27. Somut olayda başvurucu, eşinin ölümüne bir devlet

görevlisinin neden olduğunu ileri sürmemiş; eşinin yaşamına yönelik olarak

devletin yetkili makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın

bir tehdidin bulunduğuna, ancak anılan makamların eşinin yaşamını korumak için

gerekli tedbirleri almadığına ilişkin bir iddiada da bulunmamıştır.

28. Bu itibarla başvurucunun tüm iddiaları, yaşam hakkının -etkili

soruşturmaya ilişkin- usul boyutu kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup söz

konusu iddialara ilişkin inceleme de bu çerçevede yapılmıştır.

29. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama, ...

hakkına sahiptir."

30. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

31. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

32. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

33. Diğer taraftan ceza soruşturmasının temel amacına ilişkin

yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi gerektirmez. Anayasa'nın 17.

maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

34. Yaşam hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili olabilmesi

için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri

tespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya sorumlu

kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma

yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

35. Delillerin toplanması açısından soruşturmanın etkililiğini

sağlayan en alt seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü

koşullarına göre değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde

ve soruşturmanın gerçekleri gözönünde bulundurularak

değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın delillerin toplanmasına ilişkin

olarak etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari

soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün

değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

36. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

37. Son olarak ceza soruşturmasının etkililiği için

soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30). Bu husus hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere

hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden bir

gerekliliktir.

38. Somut olayda başvurucunun eski eşinin ölü olarak bulunduğu

8/2/2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı olaydan haberdar olur olmaz derhâl ve

resen soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet savcısı delillerin

toplanması ve kaybolmaması için gerek emrindeki kolluk görevlileri vasıtasıyla

gerekse de olay yeri incelemesi ve ölü muayene işlemleri gibi adli mahiyetteki

soruşturma muamelelerini bizzat yapmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının olaya

ilişkin olarak yaptığı işlemlerin herhangi bir gecikmeye sebebiyet vermediği,

maddi delilleri gecikmeksizin temin ettiği ve incelediği anlaşılmıştır.

39. Soruşturmanın etkililiğini temin adına aranan, ölüm olayını

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin

toplanması ve elde edilen tüm delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir

analizine dayalı olarak bir sonuca ulaşılması ölçütleri açısından somut olayda

yürütülen soruşturma işlemleri incelendiğinde ayrıntıları yukarıda (bkz. §§

8-18) açıklandığı üzere tüm makul tedbirlerin alındığı, gerekli özenin

gösterildiği tespit edilmiştir. Aralarında başvurucunun da bulunduğu, konuyla

ilgili bilgi sahibi olduğu değerlendirilen tüm kişilerin ifadelerine

başvurulmuştur. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ortamından temin

edilebilen ve başvurucu tarafından eklenen dosya içeriğine göre başvurucunun

eski eşi C.A.nın ilişkide

bulunduğu iddia edilen G.Ç.nin ifadesi 25/5/2015

tarihinde bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından alınmıştır. Başvurucunun ifadesi

de 8/2/2015 tarihinde kolluk aracılığı ile alınmıştır. Başvurucunun ifadesinde

"...Eşimi G.Ç.nin

ailesi intihara yönlendirmiş olabilir. ..Olay tamamen

çözüme bağlanmıştı, sorun çözülmüştü, intihar edecek bir sebep yoktu. Benim

eşimin ölümünden G.Ç., babası K.Ç., annesi M.Ç. ve amcaları sorumludur"

şeklinde beyanda bulunması üzerine tüm ilgililerin ifadelerine başvurulmuştur.

Buna göre M.A. ile H.K. 12/2/2015 tarihinde, M.Ç. ile A.Ç. 16/2015 tarihinde,

Ş.Ç. ile H.Ç. 18/2/2015 tarihinde, Ö.K. ile Ö.S. 27/2/2015 tarihinde İlçe

Jandarma Komutanlığında ifade vermiştir. Bu ifadelerin yanında başvurucunun

soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığından talep ettiği telefon

kayıtlarının tarihsel raporu da ilgili kamu kurumundan temin edilmiştir.

Bunlara ilave olarak yine başvurucunun incelenmesini talep ettiği kamera

kayıtları da dosya içine alınarak incelenmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı

olayın şüpheli olması nedeniyle sadece ölü muayenesi işlemi ile yetinmemiş,

ayrıca klasik otopsi yapılmasına da karar vererek adli tıp raporu da

aldırmıştır. Tüm dosya içeriği ile başvurucunun iddiaları çerçevesinde devletin

yaşam hakkına yönelik etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün bir unsuru olarak

soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğinin söylenemeyeceği

anlaşılmaktadır.

40. Başvurucu, soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve

belgelerin kendisine verilmediğini veya olayın sorumlusunun tespitini

sağlayacak nitelikteki ilave delil tespitinde bulunma ya da araştırma

yapılmasına yönelik taleplerinin soruşturma makamlarınca reddedildiğini de

iddia etmemiştir. Bu nedenle soruşturmada, başvurucunun meşru menfaatlerini

korumak için soruşturma sürecine gerektiği ölçüde katılması yönünden de bir

eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

41. Başvurucu, tanık beyanları arasındaki çelişkinin

giderilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de tanık

beyanları arasındaki çelişki giderilmiş olsaydı ne gibi bir sonuca ulaşılacağına,

bunun ölüm hadisesinin aydınlatılmasına nasıl bir fayda sağlayacağına ilişkin

herhangi bir açıklamada bulunmaksızın ve somut argümanlar da sunmaksızın sadece

iddialarda bulunmuştur. Burada ifade edilmelidir ki Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine

ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebi

karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek

soruşturma işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62).

42. Soruşturmada, soruşturma makamların elde ettikleri delilleri

ve gerçekleştirilmesi gereken soruşturma işlemlerini hatalı şekilde

değerlendirdiklerini söylemeyi mümkün kılan bir bulgu da bulunmamaktadır.

Dolayısıyla soruşturma dosyasında yer alan unsurlar ve taraflarca soruşturma

hakkında sunulan bilgiler gözönünde bulundurulduğunda

bu makamların soruşturmada etkililiği sağlamak için delillerin toplanması ve

soruşturmanın yönlendirilmesi konusunda gerekli işlemleri yerine getirmedikleri

söylenemeyecektir.

43. Sonuç olarak Cumhuriyet Başsavcılığının vardığı sonucun aksi

yönde bir sonuca ulaşılmasını mümkün kılan bir bulgu ve bilgi bulunmadığı

dikkate alındığında, yakınının öldürülmüş veya intihara yönlendirilmiş

olabileceğini ileri süren başvurucunun iddiası konusunda daha sağlam delil veya

emare sunmadan soruşturma makamlarının daha derin ve etkili bir soruşturma

yürütmeleri hususunda haklı bir beklentiye giremeyeceği kanaatine varılmış ve

mevcut koşullarda ölüm olayını aydınlatabilecek tüm delillerin toplandığı,

yaklaşık dört ay gibi makul bir sürede sonuçlandırılan soruşturmanın özenle

yürütüldüğü ve netice itibarıyla yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucu

:

Özlem

DERTLİ(AKÇADAĞ)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17535, 23 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Dertli(akçadağ)
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17535
Tarih
23 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Nihal Soydan Başvurusu (B. No: 2015/3112)
  • Nurettin Evran Başvurusu (B. No: 2015/18070)
  • Adem Türkel Başvurusu (B. No: 2017/632)
  • Mehmet Ali Emir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16482)
  • F.e. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15586)
  • Erkan Orakçı Başvurusu (B. No: 2015/7162)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.