İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeki Çınar Başvurusu (B. No: 2016/3585)

1. Başvuru, devlet memuru olan ve bir topluluğun etkinliğine

Başvuru No2016/3585Tarih12 Haziran 2019Okuma19 dk · 3.727 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zeki Çınar Başvurusu

Karar tarihi
12 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2016/3585
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.727 kelime·19 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, devlet memuru olan ve bir topluluğun etkinliğine

katılan başvurucunun siyasi faaliyette bulunduğu gerekçesiyle disiplin cezası

ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Diğer Vergiler Müdürlüğünde

bilgisayar işletmeni olarak çalışan başvurucu ayrıca Kamu Emekçileri

Sendikaları Konfederasyonuna(KESK) bağlı Büro

Emekçileri Sendikası (BESK) üyesidir.

9. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığına başvurucu hakkında Partizan

adıyla bilinen ve (aşırı) sol örgüt olarak nitelendirilen bir topluluğun tüm

etkinliklerine katıldığı yönünde bir ihbar mektubu ulaşmıştır. İhbar mektubunun

hemen ardından ise başvurucunun anılan topluluğun toplantılarına katıldığına

dair fotoğrafı gönderilmiştir.

A. Disiplin Soruşturması

Süreci

10. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, gönderilen ihbar

mektubu ve fotoğraf dikkate alınarak başvurucu hakkında disiplin soruşturması

başlatılmıştır. Disiplin soruşturmasını yürüten muhakkik, soruşturma kapsamında

başvurucu hakkında daha önce yapılmış adli ve idari tahkikatları incelemek

amacı ile Bursa Emniyet Müdürlüğü, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bursa Vergi

Dairesi Başkanlığından bilgi istemiştir. Muhakkike 6/10/2004 ve 28/4/2006

tarihli iki rapor ulaşmıştır.

11. 6/10/2004 tarihli soruşturma raporu başvurucunun 2004

yılında İstanbul'da yapılacak olan NATO Zirvesi'ni protesto etmek amacıyla

Bursa'da tertiplenecek gösteri için el ilanları dağıtması ve 30/5/2004 tarihi Pazar günü yapılan gösteriye katılması ile ilgilidir. Anılan

eylem için çağrıda bulunması ve daha sonra kendisinin bu eyleme katılması

sebebiyle başvurucu uyarı cezası ile cezalandırılmıştır. Gerek soruşturma

raporunda gerekse yargılama sırasında anılan eylemin Partizan isimli toplulukla

bir ilişkisi olduğu ortaya konulamamıştır.

12. 28/4/2006 tarihli soruşturma raporunun konusu ise

başvurucunun 1 Mayıs 2005 yılında Bursa'da yapılan emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışması konulu toplantı

ve gösteriye katılarak "Partizan"

ve "İşçi Köylü"

pankartları arasında yürümesi ve slogan atmasıdır. Başvurucu hakkında terör

örgütü propagandası yapmak suçundan iddianame tanzim edilerek dava açıldığı ve

yargılamanın devam ettiği anlaşıldığından yargılama sonucuna göre gerekli

işlemin yapılması görüş ve sonucuna varılmıştır.

13. Başvurucu hakkında gönderilen fotoğraf 22/7/2007 Pazar günü Partizan isimli topluluk tarafından düzenlenen ve

başvurucunun da bulunduğu piknikte çekilmiştir. Piknik yapan grup; "Biz halkız. Gelecek ellerimizdedir.

Partizan.", "Oy verme,

onay verme, oyuna gelme. Partizan." şeklinde yazılar bulunan

pankartın hemen önünde yerde oturmaktadır. 1/8/2007 tarihli Ön İnceleme ve

Araştırma Raporu'nda başvurucunun Partizan tarafından düzenlenen pikniğe

katılması, 1 Mayıs 2005 yılında katıldığı gösterideki (bkz. § 11) eylemleri ve

2004 yılındaki NATO protestosuna katılması (bkz. § 10) bütünlük içinde

değerlendirilmiştir. Bu bağlamda yapılan soruşturma neticesinde başvurucunun

Partizan Örgütü tarafından organize edilen eylemlere katılarak 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesine aykırı

davrandığı gerekçesi ile aynı Kanun'un 125/D-o fıkrası uyarınca kademe

ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesine karar verilmiştir.

B. Yargılama Süreci

14. Başvurucu, hakkında tesis olunan disiplin cezasına karşı

Bursa 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. İdare

Mahkemesi 2/7/2009 tarihli kararında Partizan isimli oluşumun yasa dışı

olduğuna dair bilgi ve belge sunulmamasını, Partizan isminde bir siyasi parti

olduğunun da ispatlanamadığını gözeterek davanın kabulüne karar vermiştir.

15. Yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay 12. Dava

Dairesi (Daire)idarenin temyiz isteminin kabulüne ve ilk derece mahkemesinin

kararının bozulmasına karar vermiştir. Daire kararının ilgili kısımları şu

şekildedir:

"... Dosya içerisinde bulunan bilgi ve

belgelere göre, 2005 yılındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında, davacının

Partizan ve işçi-köylü pankartları arkasında hareket eden ve slogan attıran

kişiler arasında bulunduğu, 24.06.2007 tarihinde yapılan ve Partizan isimli

oluşumun düzenlediği bir piknikte yer aldığı, piknik yapan grubun üstüne asılan

pankartta ise 'Biz halkız. Gelecek ellerimizdedir. Partizan', 'Oy verme, onay

verme, oyuna gelme. Partizan' yazılarının bulunduğu görülmektedir.

22.07.2007 milletvekili genel seçimlerinden

bir ay önce yapılan ve davacının da katıldığı bu pikniğin siyasi faaliyetlerde

bulunan Partizan isimli örgüt tarafından düzenlendiği, piknik sırasındaki

pankartların içeriğine bakıldığında da seçimlere katılan tüm siyasi partilerin

zararına olacak şekilde faaliyette bulunulduğu açık olduğundan davacının

fiiline uygun olarak verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz

isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzeredosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15

(onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere 12/03/2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi."

16. Bozmadan sonra yapılan yargılamada İdare Mahkemesi, Dairenin

bozma ilamında belirtmiş olduğu gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar

vermiştir. Başvurucunun temyiz ve karar düzeltme talepleri, kararın ve

dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek Daire tarafından

reddedilmiş ve bozma doğrultusunda verilen karar onanmıştır. Nihai karar

başvurucuya 15/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 15/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 657 sayılı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:

"Devlet memurları siyasi partiye üye

olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını

hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil,

ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım

yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde

bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.

Devlet memurları her durumda Devletin

menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve

kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren

herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi

bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım

edemezler.”

19. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Devlet

memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

D - Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre

memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya

zararına fiilen faaliyette bulunmak.

…”

B. Uluslararası Hukuk

20. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerin dengeli ve

siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlar sergilenip

sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığı ifade

özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi uygulamalarında memurun bulunduğu konum ile görev yaptığı

alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesini belirlemede ulusal makamlara

bir takdir marjı tanınmaktadır (İsmail

Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, § 28; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998,

§§ 53, 54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995,

§§ 51-53; Otto/Almanya (k.k.),

B. No: 27574/02, 24/11/2005).

21. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birey olduğu,

siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal

yönlere sahip olduğu ve bu nitelikleriyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

10. ve 11. maddelerinden yararlanma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (İsmail Sezer/Türkiye, § 52; Vogt/Almanya, § 53).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 12/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, hakkında yürütülen 2004 ve 2005 tarihli disiplin

soruşturmalarının da dikkate alınarak disiplin cezası verilmesinin mükerrer

cezalandırma işlemi olduğunu ve aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama ve

cezalandırmama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Partizanın siyasi

parti olmadığını, sosyalist ideolojiyi haiz yasal bir dergi olduğunu ifade eden

başvurucu; pikniğe bir yakını ile karşılaşması sonucunda tesadüfen katıldığını,

piknikte kendisinin yazmadığı ve asmadığı sadece tesadüfen önünde bulunduğu

pankartın içeriği sebebi ile hakkında disiplin cezası verilmesinin Anayasa'nın

2., 13., 25., 26. ve 34. maddelerini ihlal ettiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın "Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi

şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Başvurucunun bir topluluğun etkinliğine katılması sonucunda

devlet memurundan beklenen yükümlülüklere uymadığı gerekçesiyle disiplin

yaptırımına tabi tutulmasının ifade özgürlüğüne müdahale niteliği taşıdığında

şüphe bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 51. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

28. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

29. 657 sayılı Kanun'un "Tarafsızlık

ve devlete bağlılık" kenar başlıklı 7. maddesi ile "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza

uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin kanunilik koşulunu karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Başvurucunun bir topluluğun etkinliğine katıldığından

bahisle hakkında siyasi faaliyette bulunması sebebi ile disiplin cezası

verilmesine ilişkin kararın Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer

alan sebeplerden kamu düzeninin ve

güvenliğinin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri ve İfade Özgürlüğü

31. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

32. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise

bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının

haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir

dengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68). Bu

bağlamda başvurucunun ifa ettiği görev, katıldığı toplantının içeriği, siyasi

topluluğun konumu ve başvurucunun siyasi yönünün görevine yansıması gibi

hususlar değerlendirilecektir.

(b) Kamu

Görevlilerinin İfade Özgürlüğü

33. Demokrasinin esasını meselelerin halka açık olarak

tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

olduğunu vurgulamıştır (sendikal faaliyet bağlamında bkz. Abdulkadir Akgün, B. No: 2015/19791,

20/3/2019, § 39; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Hasan Güngör (2), B. No: 2015/1554,

20/12/2018, § 49). Buna göre aynı zamanda birey olan devlet memurları,

çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi, demokratik toplumun temel

ilkelerinin korumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle görevine yansıtma,

şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece,

ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile

getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi ifade

özgürlüğünün korumasından yararlanırlar (Hasan

Güngör, B. No: 2013/6152, § 46).

(c) Kamu

Görevlilerinin Ödev ve Sorumlulukları ile İfade Özgürlükleri Arasında Dengeleme

34. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerin dengeli ve

siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlar sergilenip

sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığı ifade

özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda memurun bulunduğu

konum, görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesini

belirlemede ulusal makamların bir takdir marjı vardır. Fakat örgütlenme

özgürlüğünü sınırlama niteliği taşıyan bu durumun bir sınırının olduğu da

unutulmamalıdır (Hasan Güngör, §

48).

35. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birer birey

olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma

gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (Hasan Güngör, § 49).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda Anayasa Mahkemesi öncelikle yapacağı

incelemenin kapsamını belirleyecektir. Disiplin soruşturması, başvurucunun

Partizan adıyla tanınan, (aşırı) sol görüşlü ve yasa dışı olarak nitelendirilen

bir topluluğun etkinliklerine destek olmak amacı ile hareket ettiğine ilişkin

ihbar mektubu ile başlamıştır. Ancak gerek disiplin soruşturması raporunda

gerekse ilk derece yargılamasında söz konusu topluluğun yasadışı bir oluşum

olduğu ortaya konulamamıştır. Yine idari merciler tarafından yürütülen disiplin

soruşturmasında başvurucu hakkındaki önceki idari soruşturmaların (bkz. §§ 10,

11) da dikkate alındığı görülmektedir. Ancak nihai kararda yalnızca

başvurucunun soruşturmaya konu son eylemi dikkate alındığından Anayasa

Mahkemesinin değerlendirmesi de ilk derece mahkemesinin gerekçesi kapsamıyla

sınırlı olacaktır.

37. Başvurucu; bir vergi dairesi başkanlığında bilgisayar

işletmeni (memur) olarak görev yapmakta olup katılmış olduğu piknik şeklindeki

toplantıda kullanılan pankartları kendisinin hazırlamadığını ve asmadığını,

sadece önünde bulunduğunu belirtmiştir. Toplantı sırasında asılı bulunan

pankartın içeriğinin oy kullanılmamasını özendirmesi sebebi ile bireysel

başvuruya konu nihai kararda başvurucun oy kullanmama yönünde çağrı yapılan bir

toplantıda bulunması şeklindeki eylemi tüm siyasi partiler aleyhine faaliyet

olarak kabul edilmiştir.

38. Başta siyasi partiler olmak üzere toplumsal örgütlerin

kamuyu ilgilendiren sorunlarla ilgili gösteri, yürüyüş veya basın açıklaması

yaparak ya da daha farklı barışçıl yöntemlerle sesini duyurmaya çalışarak

farkındalık oluşturmaya ve çoğunluğun dikkatini çekmeye çabalaması ifade

özgürlüğünün beklenen sonuçlarındadır (Hasan

Güngör, § 45).

39. Demokrasinin gelişmesi ile bireyin seçme ve seçilme hakkını

özgürce kullanabilmesi bakımından bireylerin ifade özgürlüğünü serbestçe

kullanabilmeleri hayati önem arz etmektedir. İfade özgürlüğünün siyasi,

sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her türlü

ifadeyi kapsamına aldığı gözetildiğinde oy kullanmama çağrısının da ifade

özgürlüğü kapsamında kaldığında şüphe bulunmamaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B: No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 40; Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 52; Hasan

Güngör (2), B. No: 2015/1554, 25/12/2018, § 46 ).

40. Anayasa’nın 26. maddesinin asıl işlevi herkesin ifade

özgürlüğünü korumaktır. Dolayısıyla devlet memurları da toplumun diğer bütün

bireyleri gibi ifade özgürlüğünden yararlanır. Anayasa Mahkemesi; görevine

yansıtma, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu

olmadığı sürece memurların ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen

görüşlerinin veya bunların dile getirilme biçiminin yetkili makamların gözünde

kabul edilemez olsa dahi ifade özgürlüğünün korumasından yararlanacağını daha

önce ifade etmiştir (Hasan Güngör,

§ 46).

41. Memuriyet güvenceli bir şekilde asli ve sürekli olarak ifa

edilen bir kamu hizmeti olup sade vatandaşlara göre daha fazla kısıtlama

içermektedir. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerin dengeli ve

siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlar sergilenip

sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığı ifade

özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda bulunduğu konum ve

görev yaptığı alan memurun ödev ve sorumluluk derecesini belirlemede kamu

gücünü kullanan makamların bir takdir marjı bulunmaktadır (Hasan Güngör, § 48).

42. Bu çerçevede memurlar için temel kısıtlamalardan biri

siyaset yapma yasağıdır. Çerçevesi Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş (bkz. §§

16-18) olan bu yasağın en temel amacı kamu görevlilerinin görevlerini ifa

ederken tarafsız davranmalarını ve tarafsız görünmelerini sağlamaktır.

43. Bununla birlikte mevcut siyasi oluşumların yararına ya da

zararına faaliyet yapıldığı veya dinî, felsefi, mezhepsel görüşlerin kamu

hizmetine yansıtılır şekilde hizmetin yerine getirildiği iddialarının

memurların siyaset yasağının kapsamında kaldığını söylemek her zaman kolay

değildir. Bu nedenle -siyasi parti üyeliği dışında- memurların kamu hizmetini

yerine getirirken uygulamalarının ve faaliyetlerinin siyaset yasağı kapsamına

girip girmediğinin her olayın kendi şartları içinde titizlikle incelenmesi ve

müdahale konusu eylemin bir siyasi parti yararına olduğunun makul gerekçelerle

ortaya konulması gereklidir. Zira çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

demokrasinin temelleri olup düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan

müdahalelerin dar yorumlanması zorunludur (Hasan

Güngör (2), § 49).

44. Eldeki başvuru, başvurucunun oy kullanmama yönünde çağrı

yapan sol görüşlü bir grubun toplantısında bulunmasından ibarettir. Pankart

içerik itibarıyla oy kullanmanın ve mevcut siyasi partiler arasında seçim

yapmanın anlamsızlığını ifade etmekte olup ifade biçimi olarak oy kullanmamayı

benimseyen bu grubun görüşünü yansıtmaktadır. Anayasa Mahkemesi devlet

memurlarının ifade özgürlüğü kapsamında düşünceyi açıklama özgürlüğünden

bütünüyle mahrum bırakılamayacaklarını daha önceki kararlarında da belirtmiştir

(benzer yönde değerlendirme için bkz. Hasan

Güngör, § 51; Hasan Güngör (2),

§ 50). Bu bağlamda devlet memuru olan başvurucunun ifade özgürlüğü ile devlet

memurlarına getirilen siyaset yasağının meşru amacı arasında adil bir dengenin

gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekir.

45. İlk derece yargılamasında başvurucunun toplantıya katılması

dışında başka bir eylemi tespit edilmemiş ve toplantıya katılımı sadece pankart

içeriği gözönüne alınarak tüm siyasi partiler

aleyhine faaliyet olarak nitelendirilmiştir. Demokratik bir toplumda ifade

özgürlüğünün incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceleri de

kapsadığına şüphe yoktur. Aksi hâlde demokratik bir toplumun üzerine inşa

edildiği değerler olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilikten bahsedilemez.

Demokratik bir toplumda bireyin gerek siyasi tercihlerini yapabilme amacının

doğurduğu ihtiyacı gerek siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili bilgi edinme

merakı göz ardı edilemez bir durumdur (Hasan

Güngör, § 53).

46. İlaveten başvurucunun bilgisayar işletmeni olarak mesleki

faaliyetlerini yerine getirirken memurların siyaset yasağına aykırı herhangi

bir davranışının tespit edilmediği görülmektedir. Yine başvurucunun yürüttüğü

kamu hizmetinin kendisine -memurların siyaset yasağı bağlamında- asker, polis,

hâkim ve savcılar gibi daha kapsamlı bir özen yükümlülüğü de yüklemediği

anlaşılmaktadır.

47. Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin başvurucunun söz konusu

toplantıya katılmak şeklinde cereyan eden eylemini sırf pankart içeriğini ve

başvurucunun seçimlere bir ay kala toplantıya katılmış olmasını dikkate alarak tüm siyasi partiler zararına hareket etme

şeklindeki değerlendirmesi ilgili bir gerekçe olarak görülmemiştir. Mevcut

olayda başvurucunun ifade özgürlüğü ve kamu görevlisinin siyaset yapma

yasağının meşru amacı arasında adil bir denge kurmamış ve müdahaleyi oluşturan

tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı gösterilememiştir.

48. Açıklanan gerekçelerle şikâyet edilen bir yıl süre ile

kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamadığı ve bu sebeple demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir.

49. Başvurucunun aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama ve

cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin başvuruda ifade

özgürlüğü yönünden ihlal bulunması nedeniyle ayrıca incelenmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) fıkranın

ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu, ihlalin tespiti ile tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

52. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan ( [GK] B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60).

53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, § 55).

54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal;

idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

56. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

57. Anayasa Mahkemesi; ilk derece mahkemesinin başvurucunun bir

toplantıya katılmak şeklinde cereyan eden eylemini tüm siyasi partiler zararına hareket etme şeklinde

değerlendirmesini ilgili bir gerekçe olarak görmemiştir. Mevcut olayda

başvurucunun ifade özgürlüğü ve kamu görevlisinin siyaset yapma yasağının meşru

amacı arasında adil bir denge kurulamadığı ve müdahaleyi oluşturan tedbirin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının gösterilemediği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

58. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa 1. İdare Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa 1. İdare

Mahkemesine (E.2013/1078, K.2013/830) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatma Gülbin

ÖZCÜRE

Başvurucu

:

Zeki ÇINAR

Vekili

:

Av. Duygu

DEMİREL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/3585, 12 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Disiplin Soruşturması
  7. B. Yargılama Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 52; Hasan
  15. VI. Hüküm
  16. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  18. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Gökcan
  21. Özgüldür
  22. Hakyemez
  23. Özcüre
  24. Demirel
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/3585
Tarih
12 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Özkan Kart Başvurusu (B. No: 2016/2251)
  • Cihan Tandoğan Başvurusu (B. No: 2015/8604)
  • Ö.f.i. Başvurusu (B. No: 2016/574)
  • Barış Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39842)
  • Abuzer Uzun Başvurusu (B. No: 2016/61250)
  • Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.a.ş. Başvurusu (B. No: 2017/28966)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.