İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2015/13566 Tarih:

Ziya Gül Başvurusu (B. No: 2015/13566)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ZİYA GÜL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/13566)

Karar Tarihi:12/6/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılma

işleminin iptali istemiyle açılan davanın hatalı değerlendirme sonucu

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1966 doğumlu olup yurt dışında çalışması sebebiyle

ilgili mevzuat hükümleri kapsamında dövizle askerlik hizmeti düzenlemesinden

yararlanmak istemiştir. Başvurucunun 5/5/2000 tarihinde dövizle askerlik

bedelini peşin ödeyerek yaptığı bu yöndeki başvurusu Millî Savunma Bakanlığı

(MSB) tarafından kabul edilmiştir. 3/7/2000 ile 3/8/2000 tarihleri arasında

Burdur 58. Topçu Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde temel askerlik eğitimine

tabi tutulan başvurucu 3/8/2000 tarihi itibarıyla terhis edilmiştir.

7. Kesin terhis işleminin onay aşamasında Türkiye Cumhuriyeti

Merkez Bankası (TCMB) başvurucunundövizle askerlik

bedeli adı altında 5/5/2000 tarihinde yatırdığı tutarı aynı gün geri çektiğinin

tespit edildiğini 16/7/2002 tarihli yazı ile MSB'ye bildirmiştir.

8. Of Askerlik Şubesi (Askerlik Şubesi) başvurucunun

İngiltere'de bulunan adresine (yurt dışı adresi) 27/8/2002 tarihli bir yazı

göndermiştir. Söz konusu yazıda; dövizle askerlik hizmetinden yararlanabilmek

için 5/5/2000 tarihinde yatırdığı tutarın TCMB hesabına aktarılmadığının tespit

edildiği, kesin terhis çizelgesinin onaylanabilmesi için muhabir bankayla

temasa geçerek söz konusu meblağın TCMB hesabına aktarılması işlemini

sonuçlandırması gerektiği hususu başvurucuya bildirilmiştir.

9. Yapılan bu bildirime rağmen başvurucuya ait dövizle askerlik

bedelinin TCMB hesabına aktarılmaması üzerine Askerlik Şubesi 5/5/2005 tarihinde

Londra Başkonsolosluğuna (Başkonsolosluk) bir yazı göndermiştir. Söz konusu

yazıda; dövizle askerlik bedelinin otuz sekiz yaş sonuna kadar tamamlanmamış

olması nedeniyle üç ay içindeyurda dönmesi gerektiği,

aksi hâlde Türk vatandaşlığının kaybettirileceği hususlarının başvurucuya

tebliğ edilmesi istenmiştir.

10. Başkonsolosluk 17/6/2005 tarihli cevap yazısında dövizle

askerlik bedelinin ödendiğine dair dekontun gönderildiğini belirtmiştir. Bunun

üzerine Askerlik Şubesi 8/7/2005 tarihinde Başkonsolosluğa hitaben;

başvurucunun bankaya yatırdığı bedeli aynı gün geri çektiğinin tespit

edildiğinden bahisle konu hakkında başvurucu ile görüşme yapılması talebini

içeren yeni bir yazı göndermiştir.

11. Askerlik Şubesi başvurucunun yurt dışı adresine gönderdiği

17/8/2005 tarihli yazı ile başvurucuya 7/1/2006 tarihine kadar dövizle askerlik

bedelini yatırması gerektiği, aksi hâlde dövizle askerlik hizmeti kapsamından

çıkartılacağı ihtarında bulunmuştur.

12. Başvurucu, yapılan ihtarlara rağmen otuz sekiz yaşını

tamamladığı yılın sonuna kadar döviz ödemesini yapmadığı gerekçesiyle 16/5/2006

tarihinde dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmıştır.

13. Askerlik Şubesi 2006 ile 2008 yılları arasındaki muhtelif

tarihli yazılarıyla Başkonsolosluktan, dövizle askerlik hizmeti kapsamından

çıkartıldığının başvurucuya tebliğ edilmesini istemiştir. Başkonsolosluk

15/1/2008 tarihli yazısı ile başvurucunun yapılan çağrılara icabet etmediğinden

tebligatın gerçekleştirilemediğini Askerlik Şubesine bildirmiştir. Aynı

mahiyetteki yazışmalar 2011 yılına kadar devam etmiş, nihayetinde 24/11/2011

tarihinde Başkonsolosluk, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartıldığına

dair işlemi başvurucuya tebliğ etmiştir.

14. Başvurucu, dövizle askerlik hizmeti kapsamından

çıkartılmasına ilişkin idari işlemin iptali istemiyle 8/4/2014 tarihinde Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

15. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 30/12/2014 tarihinde verdiği

kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, kesin terhis işleminin onay

sürecinde dövizle askerlik bedelinin TCMB'nin özel döviz hesabına

aktarılmadığının tespit edilmesi üzerine söz konusu eksikliğin tamamlanması

için başvurucunun yurt içi ve yurt dışı adreslerine müteaddit defalar tebligat

yapıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. İlgili mevzuat hükümleri uyarınca

paranın özel döviz hesabına aktarılmasının sağlanmasından yükümlülerin sorumlu

olduğunun hatırlatıldığı kararda, yapılan tüm bildirimlere rağmen başvurucunun

eksikliği tamamlama ya da yatırdığını iddia ettiği paranın akıbetini araştırma

yönünde bir tutum sergilemediğine, hukuki süreç başlatmadığına dikkat

çekilmiştir. Kararda, yatırdığı parayı aynı gün geri çektiğinin TCMB tarafından

tespit edilmesi karşısında başvurucunun idareyi aldatıcı tutum ve davranış

sergilediği değerlendirmesine yer verilerek bu sebeple idari istikrar ilkesinin

somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı ifade edilmiş; netice itibarıyla

dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu tespitinde bulunulmuştur.

16. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 17/6/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar 2/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 31/7/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun ek 1.

maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak

üzere yaptıkları başvuruları kabul edilen yükümlülerden,...

ödemeleri gereken yabancı ülke parasını yönetmelikte belirtilen sürelere uygun

ödemeyenler, ... Millî Savunma Bakanlığı tarafından dövizle askerlik hizmeti

kapsamından çıkartılarak durumlarına uygun askerlik işlemine tâbi

tutulurlar."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ...

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6.

maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarak

bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından

savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve

yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her

ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk

sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).

22. AİHM, medeni hak

kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş olmanın bir gereği olarak

bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna ilişkin bulunan hak ve

yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının askerlik hizmeti ve bu hizmete alternatif

kamu hizmetlerine ilişkin yargısal süreçlere uygulanmayacağını kabul etmektedir

(Nicolussi/Avusturya (k.k.), B. No: 11734/85, 8/5/1987).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, zorunlu askerlik hizmetini tamamlayıp terhis

olduktan sonra hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde yeniden askerlik yapma

yükümlülüğüne tabi kılınması nedeniyle Türkiye'ye giriş yapamama ve yakalanma

tehdidiyle karşı karşıya kaldığından şikâyet etmekte; bu durumun özgürlüğünü

kısıtladığını, seyahat hakkını engellediğini belirtmektedir. Banka aracılığıyla

gerekli döviz ödemesini yaptığını, söz konusu paranın TCMB hesabına

geçmemesinde kendisine yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, terhis olduktan

yıllar sonra idareyi yanıltıcı herhangi bir davranışı da bulunmadığı hâlde

kapsam dışına çıkartılmasının hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığını

belirten başvurucu, derece mahkemesinin tüm bu iddialarını dikkate almaksızın

hatalı değerlendirmeye istinaden davasını reddettiğini ifade etmektedir.

Başvurucu; askerlik hizmetini tamamladıktan çok uzun süre sonra dava konusu

işlemin tesis edilmesi nedeniyle yargılama sürecinde iddialarını ispata

yarayacak belgeleri temin etme olanağı bulamadığını, dolayısıyla savunma

hakkını kullanamadığını belirtmektedir. Başvurucu ayrıca, AYİM’in

kuruluş ve yapısı itibarıyla bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığından, AYİM’in kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin olmamasından ve karar düzeltme taleplerinin aynı daire tarafından

incelenmesinden de şikâyet etmektedir. Başvurucu, yukarıda yer verilen

nedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ve

seyahat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılma işleminin

iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesinin, bir başka ifadeyle bu

husustaki yargılamanın sonucunun adil olmamasıdır. Dolayısıyla anılan iddialar

adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

28. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

29. Anayasa'nın "Vatan

hizmeti" kenar başlıklı 72. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve

ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine

getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir."

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı metne dahil"

edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma

hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 54). Bu itibarla

Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği

belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§

22).

31. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar"medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara

bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

32. Somut uyuşmazlıkta suç isnadına bağlı bir yargılamanın

mevcut olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte

uyuşmazlığın niteliği itibarıyla medeni hak

ve yükümlülükler kapsamında görülüp görülemeyeceği, bu husustaki

değerlendirmeden hareketle söz konusu uyuşmazlığa ilişkin başvurunun Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alıp almadığı yönünden bir irdeleme

yapılması gerekmektedir.

33. Yukarıda da belirtildiği üzere bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara

bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi

uygulanabilir. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni meselelerde uygulanabilmesi için

ilk olarak ortada bir uyuşmazlığın bulunması koşulunu aramakta; uyuşmazlığın iç

hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek haklar

ve yükümlülükler ile ilgili olması, bu haklar ve yükümlülüklerin de Sözleşme'deki anlamıyla medeni

olması gerektiğini vurgulamaktadır (bkz. § 21).

34. Bu noktada devletin bir bireye, salt egemenlik yetkisini

kullanarak tanıdığı hak ya da yüklediği yükümlülüklerin medeni hak ve yükümlülük kapsamında

değerlendirilemeyeceğini belirtmek gerekir. AİHM de medeni hak kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş

olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna

ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir (bkz. §

22). Askerlik ve askere alma işlemleri de devletin egemenlik yetkisinin

tezahürü olan ve müdahaleye kapalı bulunan çekirdek alanını oluşturmaktadır. Bu

bağlamda Anayasa'da vatandaşlık bağından kaynaklanan kamusal bir hak ve ödev

olarak düzenlenen askerlik hizmetinin medeni

hak ve yükümlülük kapsamında olmadığı hususunda tereddüt

bulunmamaktadır. Bir kişinin zorunlu askerlik hizmeti yükümlüsü olup olmadığı,

kimlerin bu hizmeti yerine getirmekten muaf tutulacağı ya da muafiyet

koşullarının ne olacağı, bu hizmetin hangi statüde ve ne kadar süre ile yerine

getirileceği, her bir statü yönünden hizmetin tamamlanmış sayılması için

gerekli koşulların ne olduğu/yükümlünün bu koşulları sağlayıp sağlamadığı,

askere sevk işlemlerinin hangi yöntem izlenerek ve ne şekilde yürütüleceği, bu

süreçteki uygulamaların ne olacağı gibi meseleler özü itibarıyla askerlik

hizmeti yapma yükümlülüğüne ilişkin olduğundan medeni

hak ve yükümlülük kapsamında değildir. Buna göre askerlik

yükümlülüğünü konu alan ya da askere alma kararlarına ilişkin olan iş ve

işlemler nedeniyle açılan davalardaki yargılama süreçleriyle ilgili adil

yargılanma şikâyetlerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında

olduğunun kabul edilmesi gerekir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Yusuf Gürkan [GK], B. No: 2014/11067,

18/10/2017, § 35).

35. Bu bağlamda somut olayda bireysel başvuruya dayanak davanın

açılmasına sebep olan olgu, başvurucunun mevzuatta öngörülen koşulları yerine

getirmediği gerekçesiyle dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılarak

yeniden askerlik yükümlülüğüne tabi kılınmış olmasıdır. Bir başka ifadeyle

davanın çözümünde tartışılması gereken temel mesele başvurucunun dövizle

askerlik hizmetini, koşullarına uygun olarak yerine getirip getirmediği ve

bunun doğal sonucu olarak askerlik yükümlüsü olup olmadığıdır. Dolayısıyla

uyuşmazlığın özünün devletin askere alma yetkisinin kullanımıyla ilgili olduğu

anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucunun dövizle askerlik hizmeti kapsamından

çıkartılması kararının tartışılmasını gerektiren ve devletin salt egemenlik

yetkisinin kullanımının tezahürü mahiyetinde olan askere alma yetkisiyle

doğrudan bağlantılı görülen bu uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük kapsamında

değerlendirilemeyeceği açıktır.

36. Tüm bu değerlendirmelere göre medeni hak ve yükümlülük

kapsamında yer almayan askerlik hizmeti yükümlülüğüne ilişkin olduğu anlaşılan

uyuşmazlığın Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı

sonucuna varılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Ziya GÜL

Vekili

:

Av. İsmail

KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13566, 12 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası