İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1962/286 K.1963/53

Karar tarihi:7/3/1963

Esas1962/286Karar1963/53Tarih7 Mart 1963Okuma16 dk · 3.158 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Mart 1963
Esas No.
1962/286
Karar No.
1963/53
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.158 kelime·16 dk okuma·8 bölüm

Karar tarihi:7/3/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:8.6.1963/11423

İtirazda bulunan : İstanbul Asliye 6 ncı Hukuk Mahkemesi.

İtirazın konusu : 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (c) ve (d) bentlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Olay : Cafer Kalan, Nâzım Dümen aleyhine 15/12/1962 günlü dilekçe ile istanbul Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dâvada; sahibi bulunduğu, gayrimenkulun kamulaştırma parasının arttırılması için açacağı dâvada kendisini temsil edecek olan dâvâlı yaptığı 25/9/1961 günlü 3000 liralık yazılı ücret sözleşmesi, miktar bakımından 6830 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde kabul edilen esaslara uymadığından işbu sözleşmenin iptaline karar verilmesini istemiştir.

İstanbul Asliye 6 ncı Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamada; her iki taraf, 6830 sayılı kanunun 32 nci maddesinin (c) ,(d), (e) fıkralarının ve ayrıca dâvâlı vekili 33 üncü maddenin de Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Mahkemece, 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (e) fıkrasının dâvada uygulanmayacağı, dâva ile ilgili hükümlerin 6830 sayılı kanunun (c) ve (d) fıkralarından ibaret olduğu belirtildikten sonra;

A -

3499 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca bir dâvanın neticelerine göre değişen ücret sözleşmesi muteber olup 6830 sayılı kanunda böyle bir sözleşmenin suç sayılmasının sözleşme serbestisine aykırı olduğu, adaba aykırı olmamak, kamu düzenini bozmamak şartiyle sözleşme serbestliğinin Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin teminatı altında bulunduğu, bu sebeple anılan 32 nci maddenin (d) fıkrasının iptali gerektiği;

B -

Bu maddesinin (c) fıkrasındaki, müvekkil ile vekil arasında kararlaştırılacak

ücret miktarının avukatlık ücret tarifesine göre sınırlandırılmağının ve buna

aykırı hareketin suç sayılmasının, yalnız avukatın değil, müvekkilin de

haklarını zedeleyici ve aynı zamanda sözleşme serbestliğini ortadan kaldırıcı

bir nitelik taşıdığını, 3499 sayılı Avukatlık Kanunundaki yazılı sözleşme

bulunmayan hallerde tarifenin uygulanacağına ilişkin âmir hüküm, kanunu

bilerek, ücret sözleşmesi yapmamış olan tarafların asgari tarifeyi benimsemiş

sayılacaklarını gösterdiğinden burada ana prensibi bozan bir hal bulunmamakta

ise de 6830 sayılı kanunun 32 nci maddesinin (c) fıkrasındaki sınırlamanın

Anayasa'nın 40 ıncı maddesiyle sağlanan sözleşme hürriyetini bozduğu;

Öte yandan avukatlık ücretinin sınırlanması, mülk sahibinin Anayasa'nın 38 inci maddesiyle sağlanmış olan "gayrimenkulun gerçek karşılığını alabilme" hakkını da engellediği, zira mahkemeye başvuran mülk sahibinin, güvendiği avukatla dilediği şekilde ücret sözleşmesi yapamıyacağı,

Gerekçeleriyle 6830 sayılı kanunun (c) ve (d) fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varıldığından dâvanın geri bırakılmasına 27/12/1962 gününde karar verilmiştir.

İnceleme : Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğün 15 inci maddesi gereğince yapılan ilk incelemesinde başvurmanın; Anayasa'nın 151 ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 gün ve 44 sayılı kanunun 27 nci maddesine uygun olduğu anlaşıldığından esasın incelenmesine dair verilen karar uyarınca düzenlenen rapor, mahkeme kararı ve ilişiği kâğıtlar, 6830 sayılı İstimlâk Kanunu ve gerekçesi, komisyon mazbatası ve Meclis Müzakere Tutanakları ve Anayasa'nın konu ile ilgili maddeleri, Anayasa Komisyonu raporu ve Temsilciler Meclisi müzakere tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

6830 sayılı İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinde (Aşağıda yanlı muamele ve fiiller memnudur) denildikten sonra memnu muamele ve fiiller alfabe sırasiyle ayrı ayrı bentlerde gösterilmiştir.

İstanbul Asliye 6 ncı Hukuk Mahkemesine açılan dâvada, itiraza konu olan bu maddenin yalnız (c) ve (d) bentleridir.

(c) bendi, "istimlâk dâvası için vekil ile müvekkil arasında vekâlet ücretinin, müddeabihin miktarı 10.000 liradan aşağı olan hallerde avukatlık ücret tarifesinde tâyin olunan asgari ücretin üç mislinden (10.000) lirayı tecavüz eden miktar için de asgari hadden fazla olması";

(d) bendi ise "artırılan bedele göre artıp eksilen vekâlet ücreti kararlaştırılması";

Hükümlerini kapsamaktadır.

32 nci maddede gösterilen yasaklardan birine aykırı hareket, 33 üncü madde ile cezalandırıldığına göre sözü geçen (c) ve (d) bentlerine aykırı hareket de suç teşkil etmektedir.

İstimlâk

Kanununun Hükümetçe hazırlanan tasarısında 32 nci maddeye yer verilmemiştir. Bu

madde, tasarıyı incelemek üzere kurulan Meclis Geçici Komisyonu tarafından

teklif olunmuştur. Geçici Komisyon tutanağında (İstimlâk faaliyeti esnasında

suistimallere ve ispekülâsyonlara meydan vermemek, hakiki bedelin takdirini

temin etmek, bu kanunda kasdedilen gayenin fevkinde idareyi malî külfete mâruz

bırakmamak için bazı fiil ve muamelelerin ceza tehdidi altında menedilmiş

olduğu) 32, 33, 34 üncü maddelerin gerekçeleri olarak ifade edilmiş ve

tasarının, Meclisteki görüşülmesi sırasında, tümü üzerinde söz alan Komisyon

Başkanı da (Takdiri kıymet komisyonu azalan ile ehlivukufların kendilerine

resmen takdir edilen ücretler dışında menfaat temin eylemelerini ve dâva vekili

ve avukatların kanunen tâyin edilen şartlar haricinde vekâlet ücreti ve masraf

tekabbülü gibi her türlü yolsuz hareketleri ceza müeyyidesi altına alınmak

suretiyle istimlâk dolayısiyle tehaddüs etmekte olan her çeşit suistimal ve

ispekülâsyonları önleyici tedbirler almak prensibine dayandığın) açıklamıştır.

Başka söz alan olmadığından maddelere geçilerek 32 nci maddede sevkedildiği

şekilde kanunlaşmıştır. (T. B. Millet Meclisi Zabıt Ceridesi devr. x cilt 13,

içtima 2 ve 101 ve 102 nci inikat sahife 813, 875 ve 971)

Görülüyorki,

itiraz konusu 32 nci maddenin (c) ve (d) bentlerindeki yasaklayıcı

hükümlerin gerektiriği sebepleri yolsuzluk ve ispekülâsyonları önlemek

düşüncesine dayanmaktadır. Diğer yönden 354 sayılı Türkiye Cumhiyeti

Anayasası'nın 40 ıncı maddesinde (Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme

hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Kanun, bu

hürriyetleri ancak kamu yararı amaciyle sınırlayabilir) denmektedir. Bu madde;

Anayasa'nın temel haklar ve ödevlere ilişkin ikinci kısmının sosyal ve iktisadi

haklar ve ödevleri gösteren üçüncü bölümünde yer almış olmasına göre, sözleşme

hürriyetinin temel iktisadi hak ve hürriyetlerden olduğu şüphe götürmez.

Maddede belirtildiği üzere kanun bu hürriyetleri ancak kamu yararı amaciyle

sınırlayabilecektir. Başka bir deyimle kamu yararı, sınırlamayı zorunlu

kılmalıdır.

Bu esaslar belirtildikten sonra, 3499 sayılı Avukatlık Kanunu, avukatla müvekkil arasındaki hukuki münasebetleri düzenlediği halde, 6830 sayılı İstimlâk Kanunu uyarınca istimlâk parasının artırılması dâvalarının vekâlet ücretlerini düzenleyici özel hükümler konmasında kamu yararının bulunup -bulunmadığının çözümlenmesi gerekir. Bu sebeple de söz konusu her iki bendin, ayrı ayrı incelenmesi ve tartışılması icap eder.

l-

6830 sayılı istimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (c) bendi; vekil ve müvekkil

arasında kararlaştırılacak vekâlet ücretinin müddeabihin miktarı (10.000)

liradan az olması halinde avukatlık ücret tarifesinde gösterilen en az ücretin

üç katını, (10.000) lirayı aşan miktar için de en az ücreti geçemiyeceğini

kesin olarak belirtmiştir. Buna göre; müddeabihin miktarı bakımından her iki

halde de avukatlık ücret tarifesi esas tutulacak, bunun dışında yapılan

sözleşmeler hükümsüz sayılacaktır. Gerçekten Avukatlık Kanununda, avukatlık

ücret tarifesinin uygulanacağı hakkında bir hüküm varsa da bu hüküm, taraflar

arasında avukatlık ücretinin yazılı mukavele ile belli edilmemiş olan hallere

hasredilmiş olduğundan sınırlayıcı nitelikte değildir. Halbuki İstimlâk

Kanununun 32 nci maddesinin (c) bendi, avukatlık ücret tarifesinin

uygulanmasını tarafların irade ve ihtiyarına bırakmadığı ve her halde

uygulanmasını zorunlu kıldığı için sınırlayıcı ve sözleşme hürriyetini

zedeleyici niteliktedir.

Bu sınırlamada yolsuzluktan Önlemek amacının güdüldüğü kanunun gerekçesinde belirtilmekte ise de, Avukatlık Kanunu hükümlerine göre bir kamu hizmeti olan ve adaletin yerine getirilmesine yardım eden avukatlık mesleği hakkında böyle bir endişeye yer verilmesi doğru olmamakla beraber bu ihtimale bir an için yer verilse bile bunun yalnız istimlâk dâvalarında söz konusu edilmesinin de doğru bir görüş olmayacağı meydandadır.

İstimlâk dâvalarında vekâlet ücreti sözleşmesinin belli bir miktarı kapsamak üzere serbestçe yapılmasının, kamu düzenini bozacak veya genel ahlâk kavramı ile bağdaşmayacak, toplum yararına aykırı ve kişi hak ve hürriyetleriyle toplum yararı arasındaki dengeyi sarsacak bir sonuç doğurmayacağı cihetle, bu sınırlamada kamu yararı bulunduğu kabul edilemez. Bu sebeple; sözü geçen (c) bendi hükmü, Anayasa'nın 40 ıncı maddesinde yer alan sözleşme hürriyetine aykırı bulunmuştur.

Mahkeme kararında, bu bentdeki sınırlamanın, mülk sahibinin güvendiği avukatla dilediği şekilde vekâlet ücreti sözleşmesi yapmasına engel olması bakımından Anayasa'nın 38 inci maddesiyle teminat altına alınmış olan (Gayrimenkulun gerçek karşılığını alabilme) hakkını da engellediği ileri sürülmekte ise de : istimlâk işlerinde gerçek değeri takdir edecek merciin mahkemeler olmasına göre konunun Anayasa'nın 38 inci maddesiyle bir ilgisi bulunmadığını belirtmek faydalı görülmüştür.

2- 6830 sayılı istimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (d) bendiyle (Artırılan bedele göre artıp eksilen vekâlet ücreti kararlaştırılması) yasaklanmıştır.

Böyle bir yasaklama yapılmadığı takdirde; avukatla müvekkil arasında Önceden bir ücret belli edilmeksizin, vekâlet ücretinin, dâva sonunda artırılan istimlâk parasına göre kararlaştırılması mümkün olacaktır. Bu halde vekilin, dâva sonunda artırılan istimlâk parası ile orantılı olarak yararlanması gibi bir sonuç doğacaktır ki; böyle bir anlaşmanın, hâsılı dâvaya ortaklığı tazammun edeceği cihetle, avukatı taraflardan biri imiş gibi hareket etmek durumuna düşürecektir. Bu durumun; avukatlık mesleğinin amacı ile bağdaşamıyacağı açıktır.

İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (d) bendindeki hüküm, avukatın hâsılı dâvaya ortak olmasını önlemeyi hedef tuttuğundan bu hükmün, kamu düzeni ile ilgili olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü adalet gereklerine uymak zorunda olan ve kendisine teklif edilen işi hiç bir sebep göstermeksizin reddetmek, aldığı işi ise, haksızlığını anlayınca bırakmak yetkisine sahip bulunan avukatın dâvanın takibinde objektif bir görüşle hakkın yerine getirilmesine yardımcı olmasında, kamu yararı vardır.

Bu sebeplerle sözü edilen İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (d) bendindeki sınırlamada Anayasa'nın 40 ıncı maddesine aykırı bir durum görülmemiş ve mahkemenin dâvanın neticesine göre ücret mukavelesi yapmanın mutlak olarak serbest olması gerektiği yolundaki görüşü yerinde bulunmamış olduğundan bu bende ilişkin itirazın reddi gerektir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

1- 6830 sayılı istimlâk Kanununun 32 nci maddesinin (c) bendinin, Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptaline;

2- Aynı maddenin (d) bendi Anayasa'ya aykırı olmadığından bu bende ilişkin itirazın reddine; oyçokluğu ile 7/3/1963 gününde karar verildi.

Başkan

Sünuhi Arsan

Başkanvekili

Tevfik Gerçeker

Üye

Osman Yeten

Üye

Rifat Göksu

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Yekta Aytan

Üye

Ahmet Akar

(*) Karardan sonra hastalanması ve hastalığının devam etmesi sebebiyle muhalefet şerhi yazamamıştır.

HUHALEFET

ŞERHİ

6830 sayılı İstimlâk Kanununun 32 nci maddesinin C ve D bentleri istimlâk işlerinde vekâlet ücretinin yukarı hadlerini tesbit eden hükümlerdir. Bu hükümlerin, istimlâk işlerinde vekâlet ücreti yolsuzluklarının vakıalarla anlaşılması karşısında sevkedilmiş olduğu kanun gerekçesinden anlaşılmaktadır. Ve bu, bilinen bir hakikattir.

Anayasa'nın 36 ncı maddesi kamu yararı amaciyle istimlâke cevaz vermiştir.

40 ıncı madde ile de kamu yararı amaciyle sözleşmenin sınırlanabileceği kabul edilmiştir.

Yurdumuzun, bir çok büyük İstimlâklerin yapılmasını gerektiren imara muhtaç bir halde bulunduğu herkesçe bilinen bir keyfiyettir.

Bu itibarla istimlâk işlerinde avukatlık ücretinin yukarı haddinin tâyininin bir özelliği vardır. Bu özellik, bu alanda, avukatlık ücretinin sınırlanmasında kamu yararının varlığını gösterir.

Çoğunluk kararında Anayasa'ya aykırı görülmeyen 32 nci maddenin D bendi de aslında C bendi gibi avukatlık ücretinin yukarı haddini sınırlayan bir hükümdür.

Binaenaleyh, C bendi de Anayasa'ya aykırı değildir.

Bu sebeplerle çoğunluk kararının bu kısmına muhalifim.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

HUHALEFET

ŞERHİ

Anayasa'mız, 40 ıncı maddesinin ilk fıkrası ile herkesin dilediği alanda sözleşme hürriyetine sahip olduğunu belirtirken ikinci fıkrasiyle bu hürriyetin kamu yararı amaciyle kanun tarafından sınırlanabileceğini de kabul etmiştir.

İstanbul Asliye 6 ncı Hukuk Hâkimliği, 6830 sayılı istimlâk Kanununun, (memnu muamele ve fiiller) başlıklı 32 nci maddesinin C ve D fıkraları ile istimlâk dâvalarına ait vekâlet ücretinin tesbiti konusunda konulmuş bulunan sınırlamaları, Anayasa'nın sözü geçen 40 ıncı maddesine aykırı görerek itirazda bulunmuştur.

Mahkememiz bu kararı ile d fıkrasiyle konulmuş olan sınırlamada (Kamu yararı) bulunduğunu ve binnetice bu fıkra hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığını kabul ederek itirazın bu fıkraya ilişkin kısmını reddetmiş, C fıkrasiyle konulmuş olan sınırlamada ise (Kamu yararı) bulunmadığı gerekçesiyle mezkûr fıkra hükmünü Anayasa'ya aykırı görerek iptal etmiştir.

Halbuki C fıkrasiyle konulmuş bulunan sınırlamada da kamu yararı bulunduğunu kabul etmek zarureti vardır. Zira fıkranın yaptığı sınırlama, istimlâk dâvaları için vekil tâyin olunacak avukatlara verilecek vekâlet ücretinin en yüksek hudutlarını tâyin etmekten ve vekil ile müvekkil arasında akdolunacak vekâletnamelerde bu hadlerin üstünde vekâlet ücreti tesbitini men etmekten ibaret bulunmaktadır.

Görülüyor ki bu sınırlama sadece istimlâk dâvaları için tâyin edilecek avukatların ücretleriyle ilgilidir, istimlâk muameleleri ise, kamu yararı bulunduğu usulüne uygun olarak tesbit edilmiş bulunan ihtiyaçlar için başvurulan mecburi bir alım şekli olup Anayasa'mız bu gibi alımlara esasında cevaz vermiştir.

Temelinde kamu yararı olan bir muamelenin, sonuçlanmasına kadar geçecek safhalarının, maksada ulaştırıcı bir sürat ve suhuletle yürütülmesinde de kamu yararı bulunduğunda şüphe yoktur. Keza bu safhalardan herhangi birisinde meydana gelecek maksadı engelleyici durumların bertaraf edilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını da keza muamelenin esasındaki kamu yararının tabii bir icabı olarak görmek lâzımgelir.

Diğer

taraftan, münferit bazı istimlâkler olabileceği gibi çoğu zaman büyük sahaları

kaplayan ve bazen bir şehrin bütün çehresini değiştirecek derecede şümullü

faaliyetlere girişilmesini icap ettiren genişlikte istimlâkler olabilir, İşte

bu gibi hallerde (İstimlâk dolayısiyle gayrimenkul değerlerinde vâki olacak

artışlara ve ispekülâsyona meydan vermemek, hakikî bedelin takdirini temin

eylemek ve kanundan kasdedilen gayenin fevkinde idareyi malî külfete maruz

bırakmamak) için tedbir almanın gerekli bulunduğundan, kanun tasarısına bahse

konu tahdit ve takyit hükümlerinin konulmuş bulunduğu, tasarının incelenmesi

için Büyük Mîllet Meclisince kurulmuş bulunan geçici Komisyon raporunda yazılı

açıklamadan anlaşılmaktadır.

Bu gerekçenin anlatmak istediği durum şudur :

İstimlâk dâvalarında avukatlık ücretinin hiç bir tahdide tâbi tutulmaması veya diğer bir ifade ile Avukatlık Kanunundaki umumi takyit hükümleri dışında ve hudutsuz bir surette serbest bırakılması halinde davacı mal sahibi ile avukatı pek yüksek miktarlara varan avukatlık ücreti tesbiti konusunda serbest kalacaklardır.

Bunun

neticesi olarak avukatların istimlâk bedellerinin yüksek seviyelere çıkarılması

konusunda aynen mal sahiplerinin içinde bulundukları psikolojiye ve gayrete

düşeceklerini ve bu suretle avukatlık müessesesinde muhafaza edilmesi gereken

(Bitaraflık) ve (Sadece kanun adamı olmak) niteliklerinin zedelenebileceğini,

bu halin hiç şüphesiz bütün avukatlara teşmili mümkün değilse de mahdut sayıda

avukatı bu yola sürükleyebileceğinin düşünülmesi gereken bir ihtimal olduğunu

ve bunun neticesinde hakikaten (Bitaraf) ve (Kanun adamı) niteliğinde olan

avukatların bu sahada çalışma imkânları da ortadan kalkacağından sahanın

tamamiyle diğerlerine kalacağını, her ne kadar netice itibariyle istimlâk bedellerinin

tesbiti işi, bağımsız mahkemelerin takdir ve kararlarına bağlı bulunmakta ise

de mal sahibi psikolojisine girmiş bir avukatın göstereceği aşırı alâka ve

gayretlerin adaleti de bazı ahvalde yanıltabileceğini, bu suretle gerçek

değerin çok üstünde ve idarenin altından kalkamıyacağı büyüm malî

mükellefiyetlerin ortaya çıkarabileceğini ve bu sebepler neticesinde de (Kamu

yararı) gayesiyle yapılmak istenilen bir istimlâk muamelesinin hedef ve

gayesine ulaşmasının engellenebileceğini ve binnetice Anayasa ile idareye

tanınmış bulunan (Kamu yararı için istimlâk) biç işliyememeşi veya hiç olmazsa

aksaması gibi bir durumun ortaya çıkacağını, memleketimizin yakın mazide

geçirdiği tecrübelere istinaden düşünmek ve binnetice bahse konu tahditle kamu

yararı bu Umduğunu kabul etmek lâzım gelir.

Diğer

taraftan bu sınırlama hükmünde, görevini yaparken Adalet esaslarını yerine

getirmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktan başka bir

düşüncesi bulunmamak gibi (Tarafsız) bir ortamda çalışması gereken avukatın,

davacı mal sahibi psikolojisine girerek bu nitelikleri kaybetmesini önleyici

tesiri balonundan da (Kamu yararı) bulunduğunu izaha hacet yoktur. Esasen aynı

maddenin d fıkrasiyle yapılmış bulunan ve netice itibariyle avukatlık ücretinin

tesbiti sözleşmelerinde riayeti mecburi bir sınırlama olan hükmün, bu gerekçe

ile kabule şayan ve Anayasa'ya uygun görülürken tamamen benzeri mahiyette olan

c fıkrasındaki sınırlama hükmünü Anayasa'ya aykırı görmenin izahı da mümkün

değildir.

Nihayet Avukatlık müessesesi, tamamiyle herkese serbest, özel bir çalışma sahası olmayıp kanunla bir âmme hizmeti olarak tanzim edilmiş, bu sahada hizmet göreceklerde aranacak özel nitelikler tesbit olunarak bu nitelikleri haiz olmayanların çalışmaları menedilmiş ve özel Çalışma sahasında görülmeyen bir takım haklar ve imtiyazlar tanınmış olduğuna göre bunun karşılığında da, yine âmme hizmetinin gereği gibi görülebilmesi mülâhazasiyle, bazı mükellefiyetler ve sınırlamalar konulmasını tabii karşılamak icap eder. Hele bu müesseseyi tamamen özel mahiyette olan çalışma sahalarının şartlan ile kıyaslamak çok yanlış olur.

Netice olarak : 6830 sayılı kanunun 32 nci maddesinin C fıkrasiyle konulmuş bulunan ve avukatlık ücretlerine ait mükavenameleri âzami bir had içinde sınırlayan hüküm, bu sebeplerle (Kamu yararı) mülâhazasına dayanmakta ve avukatlık kanununun ücret tarifesini esas almak ve bilhassa ondan aşağı ücret tesbitine taraftan zorlamamak, avukatların diğer çalışma sahalarını da umumi hükümler içerisinde serbest bırakmak suretiyle mukavelename serbestisi hakkının özüne de dokunulmamış bulunmaktadır.

Bu sebeplerle 6830 sayılı istimlâk Kanununun 32 nci maddesinin C fıkrasının Anayasa'ya aykırı bir ciheti bulunmadığından kararın bu fıkra ile ilgili kısmına muhalifiz.

Üye

Salim Başol

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Anayasa'nın 40 ıncı maddesinde, sözleşme hürriyetinin mutlak olmadığı, kamu yararı amaciyle ve kanunla bu hürriyetin de sınırlanabileceği gösterilmiştir.

Başta Borçlar Kanunu olmak üzere muhtelif kanunlarda ve bazı âmme kanunlarında sözleşme hürriyetini kamu yararına kayıt altına alan hükümler zaten bulunduğundan, bu tatbikat bir Anayasa hükmiyle de teyit edilmiş olmaktadır.

3499

sayılı Avukatlık Kanunun 22 nci maddesiyle avukatlık (Âmme hizmeti mahiyetinde

bir meslek) diye kabul edilmiş, avukatların mahkemelerle ve müvekkilleriyle

olan münasebetleri - hattâ hususi hayatları avukatlık faaliyetinin gayelerine

uygun olarak bazı kayıtlara ve bu arada avukatlık ücret mukaveleleri de,

Borçlar kanunundakilerden farklı tahditlere tabi tutulmuştur. Böylece,

avukatlarla müvekkilleri arasındaki akdî münasebetler - hem hususî hukuk hem de

âmme hukuku sahalarında kamu yararı amacına dayanan kanun hükümleriyle tanzim

edilmiş olmaktadır. Avukat, (Hukuk işlerinde reyini bildirmek, dâva kabul

etmek, resmi dairelerde inhilâflı işleri takip eylemek) gibi her türlü meslekî

faaliyetlerinde bu hükümlere, uyduğu müddedçe müvekkiliyle yaptığı sözleşmenin

kamu yararını zedelediği bahis konusu olamaz.

Eğer, mevcut hükümlerde bir eksiklik varsa, avukatlarla müvekkilleri arasında tanzim edilecek sözleşmelere (Kamu yararı amaciyle) daha başka müdahalelerde bulunulması gerekiyorsa yeni kayıtlamalarında Avukatlık Kanununda yer alması zaruridir. Ancak bu yoldan bütün dâva ve iş sahiplerinin hakları korunmuş kamu yararı amacı gerçekleştirilmiş olur.

2- 6830 sayılı istimlâk Kanununun 32 nci maddesinin, iptali talebine konu teşkil eden (c) ve (d) bentlerindeki hükümlerle :

İstimlâk dâvalarında vekille müvekkil arasında tekarrür edecek avukatlık ücreti âzami nispetlerle sınırlandırılmış;

Artırılan istimlâk bedeline göre artıp eksilen avukatlık ücreti kararlaştırılması menedilmiş bulunmaktadır.

İstimlâk, kamu yararına yapılan bir tasarruftur; sözleşmelere kamu yararına kayıtlar koyan bu hükümler istimlâk Kanununda da yer alabilir, mülâhazası hatıra gelebilirse de bunun kabulü, konulan kayıtların istimlâk konusunu ve hassatan istimlâk muamelesinin sebebi olan kamu yararını ilgilendirir mahiyette olmasiyle mümkündür.

Hükümet teklifinde bulunmayan ve B. M. M. Muvakkat Encümeni tarafından ilâve edilen bu maddelere ait Encümen Mazbatasındaki gerekçeye göre bu yasakların istimlâk faaliyetleri esnasında spekülâsyonlara ve suistimallere meydan vermemek;

Hakikî bedelin takdirini temin etmek;

Bu kanundan kastedilen gayenin fevkinde idareyi malî külfete maruz bırakmamak;

Düşünceleriyle konulduğu anlaşılmaktadır.

Bütün bu sebeplerle avukatlık ücreti arasında hiçbir alâka ve münasebet olmadığı meydandadır. Avukatın, bir gayrimenkul sahibinden istimlâk dâvası dolayısiyle istiyeceği ücretin miktarı ve hattâ bu ücretin; artırılacak istimlâk bedeline göre çoğalıp azalması ne su istimallere ve spekülâsyonlara meydan verir, ne de hakikî bedelin takdirine mani olur. Vekille müyekkil arasında tekarrür eden avukatlık ücretinin miktarı ne olursa olsun ve bu miktar ne şekilde hesap edilirse edilsin (Bir malı, sahibinden değer bahasiyle alıp kamu yararına tahsis etmek) ten ibaret olan istimlâkin gayesi bu hareketlerle zedelenmiş olmaz."

Eğer; müvekkillerin aşırı avukatlık ücreti ödemek suretiyle zarar görmeleri Önlenmek, onların avukatlar tarafından istismar edilmelerine mani olunmak isteniyorsa bu hükümlerin bulunabileceği yer Avukatlık Kanunudur. Bu kanunun 128 inci maddesi avukatlık ücretinin serbestçe tâyinine müsaitken sadece istimlâk dâvalarında yapılacak bir kayıtlama, pek mahdut dâva sahiplerinin bundan faydalandırılması, güdülen gayeden uzaklaşmak olur. Binnetice bu hükmün şevkinde kamu yararına dayanıldığı müdafaa edilemez.

3- Fertler, kendi aralarında, her türlü sözleşme yapabilirler. Anlaştıkları esaslar kanuna, ahlâk ve adaba veya umumi intizama aykırı ise bu

Bir avukat :

Avukatlık ücretini - avukatlık kanununa göre - maktu olarak değil de nispi olarak tâyin etmişse;

Sözleşmede, hasılı dâvaya iştiraki tazammun eden kayıtlar varsa bu sözleşme batıldır. Gerek bu hallerde, gerekse yazılı değil de sözlü sözleşme yapılması halinde avukat, ancak asgari tarifede yazılı ücrete müstabiktir. halbuki İstimlâk Kanununda, tâyin edilen âzami miktarın üstünde ücret kararlaştırılması veya kararlaştırılan ücretin, artırılan istimlâk bedeline göre artıp eksilmesi hususunda anlaşılmaya varılması yalnız sözleşmeyi batıl kılmakla kalmayıp hapis ve para cezalariyle cezalandırılmayı da intaç etmektedir.

Bir

sözleşme yapılmasının ceza tahdidiyle yasak edilebilmesi için sözleşme

konusunun (Kaçakçılık, kalpazanlık v.s) gibi memnu fiiller olması gerekir. Bir

avukatın bir davayı kabul ve takip etmeyi deruhte etmesi, dâva sahibinin de

kendisine, buna karşılık - ne miktarda ve ne şekilde olursa olsun - bir para

ödemeyi kabul etmesi âmmeyi ilgilendiren, âmme düzenini bozan hareketler

değildir. Avukatlık Kanunundan ayrılarak yalnız istimlâk dâvalarına mahsus bir

ücret takyidi kabul etmek; sonra da, gerek buna aykırı sözleşmeyi gerekse,

hasılı dâvaya iştiraki tazammum eden ve Avukatlık Kanunun sadece batıl saydığı

sözleşmeyi suç saymak (Kamu yararı) mevhumiyle bağdaşamaz; hem Anayasa'ya hem

de medenî hukuk ve ceza hukuku esaslarına aykırı düşer. Netice :

Kararda · yazılı sebeplere ilâveten bu sebeplerle : a) · (c) bendine ait karara iştirak ediyoruz. b) · (d) bendine ait karara muhalifiz. Başkanvekili Tevfik · Gerçeker Üye Muhittin · Gürün Üye Ahmet · Akar Başkan Sünuhi · Arsan Üye Osman · Yeten Üye İsmail · Hakkı Ülkmen Üye Şemsettin · Akçoğul Üye Rifat · Göksu Üye İbrahim · Senil Üye Lütfi · Ömerbaş

Anayasa Mahkemesi, E. 1962/286, K. 1963/53, 7 Mart 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. A -
  4. B -
  5. Huhalefet
  6. Şerhi
  7. Huhalefet
  8. Şerhi
  9. Muhalefet
  10. Şerhi
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1962/286
Karar No
1963/53
Tarih
7 Mart 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/177 K.1963/56
  • AYM Norm Denetimi E.1963/37 K.1963/54
  • AYM Norm Denetimi E.1963/176 K.1963/55
  • AYM Norm Denetimi E.1963/178 K.1963/57
  • AYM Norm Denetimi E.1963/10 K.1963/61
  • AYM Norm Denetimi E.1963/38 K.1963/68

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.