İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1964/38 K.1965/59

Karar tarihi:16/11/1965

Esas1964/38Karar1965/59Tarih16 Kasım 1965Okuma21 dk · 4.123 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
16 Kasım 1965
Esas No.
1964/38
Karar No.
1965/59
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.123 kelime·21 dk okuma·6 bölüm

Karar tarihi:16/11/1965

Resmi Gazete tarih/sayı:12.1.1966/12200

Davacı : Cumhuriyet Senatosu 32 üyesi adına tabii üye Haydar Tunçkanat

Dâvanın konusu : 17/7/1964 günlü ve 509 sayılı Tapulama Kanunu, Cumhuriyet Senatosunda Anayasa'nın 86 ncı maddesine aykırı olarak kabul edildiğinden usul bakımından kanunun tümünün ve aynı kanunun 32 nci maddesinin (c) bendi, 33 üncü maddesinin ikinci ve sonraki fıkraları, 34., 44., 52., 53., 92., 97. ve geçici 3 üncü maddeleri, Anayasa'nın 5., 11., 36., 37., 53. ve 152 nci maddeleri hükümlerine aykırı olduğundan kanunun bu maddelerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İnceleme: Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca, 15/9/1964 gününde yapılan ilk incelemede, dosyada eksiklik bulunmadığı ve başvurmanın, Anayasa'nın 149 uncu ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 21., 25. ve 26 ncı maddelerine uygun olduğu anlaşıldığından dâvanın esasının incelenmesine karar verilmesi üzerine düzenlenen rapor, dâva dilekçesi, Tapulama Kanunu ile Anayasa'nın konu ile ilgili maddeleri, komisyon raporları ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Gerekçe : Dâva dilekçesinde, gerek usul (Şekil) ve gerek esas hakkındaki iptal nedenleri açıklanmıştır. Görüşmede, ilk önce şekle ilişkin istemin ele alınması uygun görülmüştür. Zira kanunun, sekil noksanlığı yüzünden tümü iptal edilirse, hukuk düzeni içinde varlığı kalmayacağından taşıdığı hükümlerin Anayasa'ya aykırı olup olmadığını araştırmağa yer kalmayacaktır.

Dâvacının kanunun kabul şekline ilişkin gerekçesi şöyledir :

(Usul bakımından :

Anayasa'nın 86 ncı maddesi

a) Her Meclisin üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanacağını,

b) Anayasa'da başkaca bir kayıt gösterilmemişse toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verileceğini tesbit etmiş bulunmaktadır.

Anayasa'nın

tesbit ettiği bu şekil ve usule aykırı haraket ve karar şekli, Anayasa'ya

aykırıdır. İptal talebinde bulunulan kanun tasarısının görüşülmesi sırasında,

İçtüzük hükümlerine uygun olarak beş üye ekseriyet olmadığını beyanla ayağa

kalkmış ve Başkanlık ta talebin Tüzüğe uygun olduğunu ve yoklama yapacağını

beyan etmiştir. Bu arada açık oylama talebi de mevcuttu. Başkan ekseriyet

olmadığını bildiren beş üyenin isteğine uyarak yoklama yaptırmıştır. Fakat

başlamış bulunan ve son üyenin ismi okunmakla tekemmül eden ekseriyet var veya

yok işlemi için Başkanlık hiç bir tebliğde bulunmadan ve Başkanlıkça o anda

tesbit edilmiş olan Ekseriyet yokluğuna" rağmen Başkanlık açık oylama

işlemine geçmiştir. Anayasa'nın 86 ncı maddesinin tesbit ettiği ekseriyetin

mevcut olmamasına rağmen, görüşme devam etmiş ve karar alınmıştır.

Görüşme ve karardan sonra Başkan yoklama sonucunu bildirerek ekseriyetin olmadığını açıklamıştır. Kanun tasarısı Anayasa'nın 86 no maddesine aykırı olarak görüşülmüş ve karara bağlanmıştır.

Birinci

açık oylamada ekseriyet olmadığını 115 inci birleşimde oy verenlerin kabul ve

redlerin çoğunluğuna göre karar alınacağı ayrıca ekseriyet aranmadığı

Başkanlıkça bildirilmiş ve bu bildiri üzerine de itiraz yolu görüşmelerden

sonra, Başkanlık ekseriyet aranmadan oylama yapılacağını ifade etmiş ve buna

göre işlem yapmıştır. Eski İçtüzüğün 141. maddesi son fıkrası "ikinci defa

rey verenlerin adedi ne olursa olsun netice muteberdir." hükmünü taşırdı.

Eski Anayasa, şekil ve usule ait âmir ve düzenleyici hükmü taşımıyordu. Bu

sebeple içtüzük, görüşüme ve karar için usul tanzim edebilmiş idi. Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğü Anayasa'nın 86 ncı madesinin sarahati ve konuyu şekle

bağlaması karşısında, eski içtüzüğün 144 üncü rnadesinin son fıkrasının

bünyesine bir müessese olarak alamazdı ve almamıştır. Bu yolda bir hüküm

olsaydı Anayasa'ya aykırı olcaktı. Anayasa'nın 86 ncı maddesi görüşme ve karar

şeklini bir usule bağlamış bulunmaktadır. Birinci yahut bunu takip eden

görüşmeler için farklı usul düşünmemiş ve göstermemiştir. Başkanlık Divânı

seçimlerinde, Yüksek Hâkimler Kurulu üyeleri ve Anayasa Mahkemesi üyeleri

seçimlerinde ilk ve sonraki oylamalarda farklı usulü tesbit gibi kanun tasarı

ve teklifleri için farklı bir şekil göstermemiş ve istememiştir. Buna aykırı

olarak yapılan oylamada Anayasa'nın 86 ncı maddesine aykırıdır. Anayasa'nın 86

ncı maddesi kanunların görüşülmesini belli bir sistem içinde derpiş etmiştir.

Ve bu bir Anayasa hükmüdür. 86 ncı madde Anayasa'da yer aldığına ve bir prensip

tesis ettiğine göre, 86 ncı, maddeye aykırı hareket ve oylamaya gitmek,

Anayasa'ya aykırı olduğundan kanunun usul bakımından, tümünün iptali talep

edilmektedir.)

Başka hukuki tasarruflarda olduğu gibi, kanunların yapılışında da şekil noksanlıları bulunabilir. Yürürlükten kaldırılan 1924 günlü Teşkilâtı Esasiye Kanununda, kanunların yargı mercilerince denetlenebileceği öngörülmemişti. Bununla birlikte, doktrinde, bu konu tartışılmış ve şekil yönünden de, bazı noktalarda görüş ayrılıkları bir yana bırakılırsa, bu denetlemenin yapılması gerektiğinde ilini adamları birleşmişlerdir.

Yürürlükteki

Anayasa, bu konuyu ele almış ve kanunların yargı denetimine bağlı tutulmasını

147 nci maddesinde kabul etmiştir. Bu maddede, Anayasa Mahkemesinin, kanunların

ve Türkiye B. M. Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetleyeceği açıklanmıştır.

Mutlak olan bu hüküm, kanunların gerek şekli ve gerek esas bakımlarından

Anayasa'ya uygunluğunun Mahkememizce denetlenmesini kapsamaktadır. Sözü geçen

147 nci maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi şırasında şekil yönü

üzerinde de durulmuş, ve bir üye Yasama Meclisleri dışnda, bir organın herhangi

bir kanunun Anayasa'ya sırf şekil bakımından uygunluğunu denetlemesinin söz

konusu olamayacağı, sadece esas ve muhteva bakımından Anayasa'ya uygun olup

olmadığını araştıracağı görüsünü savunmuş, fakat, Anayasa Komisyonu sözcüsü

verdiği cevapta, bir kanun şekil itibariyle sakat ise, yani kanunun

yapılmasında uyulması gereken şekiller bakımından gerekli şartlar mevcut

değilse o kanunun bu takdirde dahi Anayasa'ya aykırı olduğunu, ölü doğmuş, hatta

doğmamış bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı sorununu Anayasa Mahkemesinin

inceleyeceği kanısında olduklarını söylemiştir. Komisyon adına yapılan ve

aksine bir görüş ileri sürmemekle Meclis tarafından da benimsendiği anlaşılan

bu açıklama sözü geçen 147 nci maddenin mutlak olan hükmüne uygundur. Millet

Meclisi Anayasa Komisyonu da, 22/ 4/1962 günlü ve 44 sayılı kanuna ilişkin

raporunda, aynı kanıya varmış ve "kanunların Anayasa'ya uygunluğunun şekil

bakımından murakabesinin, Anayasa Mahkemesi dahil, her mahkemenin ilkel

yetkilerinden olduğunu" belirtmiştir.

Şu halde, Mahkememiz, davacının şekle ilişkin iddiasını incelemeğe ve bu yönden bir karar vermeğe yetkilidir.

Davacı kanunun oylanmasında Anayasa'ya ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğüne aykırılık bulunduğunu öne sürmektedir. Buna göre konu, Anayasa'nın 85 İnci maddesinin birinci fıkrası ve 86 nc maddesi ile ilgili bulunmaktadır.

Bu fıkra ve madde şöyledir :

"Madde 85 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler."

"Madde 86 - Her Meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir."

85 inci maddenin birinci fıkrasına göre Meclislerin çalışmalarının içtüzük hükümlerine uygun olarak yürütülmesi, Anayasa'nın bir emri gereğidir. Böyle olunca kanunların Mahkememizce denetlenmesinde, içtüzük hükümleri de gözönünde tutulmalıdır.

İçtüzük

hükümleri, genellikle, şekle ait kurallardır. Burada hatıra gelen soru, bir

kanun yapılırken İçtüzüklerin herhangi bir hükmüne aykırılığın, iptal nedeni

sayılıp sayılmayacağıdır. Bu hükümler içerisinde, Yasama Meclislerince verilen

bir kararın sıhhati üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu

gibi, bu derecede önemli olmayanlar da vardır. Birinci kategoriye girenlere

aykırılığın iptal nedeni teşkil edeceği, buna karşılık öteki şekil kurallarına

riayetsizliğin iptali gerektirmeyeceği kabul edilmelidir. Anayasa'da

gösterilmeyen ve yalnız İçtüzüklerde bulunan şekil kuralları arasında bu

ayırımı yapmak, Anayasa'nın maksadına uygun düşer. Zira İçtüzüklerdeki şekil

kurallarına aşırı bağlılık, yasama meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz yere

aksatır. Doktrinde de bu yolda bir ayırımı destekleyen görüşler vardır. Millet

Meclisi Anayasa Komisyonu 44 sayılı kanuna ait raporunda, yasama meclislerinin,

kanunun görüşülmesinde ve kabulünde İçtüzük hükümlerine uyup uymadıklarını

kontrol bakımından mahkemelerin ihtiyatlı ve ölçülü davranmaları lüzumlu olduğu

ve Anayasa'nın koyduğu şekil şartlarından Farklı olarak İçtüzüklerindeki şekil

şartlarının hepsinin mutlak butlanı gerektirmediği belirtilmiştir. Komisyonun

bu kanısı, Anayasa'nın maksadı ve bilimsel görüşler ile bağdaşmaktadır.

İçtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı, uygulanacak İçtüzük hükmünün Önemine ve niteliğine göre çözümlenecek ve dâva veya itiraz vukuunda, Mahkememizce takdir edilecek bir konudur.

Anayasa'nın 86 ncı maddesine gelince; bu maddenin taşıdığı hüküm, Yasama Meclislerinin toplanma ve karar verme yeter sayısını belli etmekte ve bu bakımdan şekle ilişkin bulunmaktadır. Bu şekil kuralına, Anasaya'da yer aldığından, uyulması zorunludur. Bu kurala uyulmadan çıkarılan bir kanun, Anayasa'ya aykırı olur.

Burada

üzerinde durulması gereken husus 86 ncı maddenin anlamıdır. Temsilciler Meclisi

Anayasa Komisyonu raporunda ve görüşme tutanaklarında, bu konuda herhangi bir

açıklama yoktur. Zaten metin de tereddüde yer bırakmayacak derecede açıktır.

Maddenin yazılışına göre, her mecliste, karar verilebilmesi için toplantıda

bulunması gereken üye sayısı toplantı için aranan yeter sayının aynıdır. Yani

üye tam sayısının salt çoğunluğudur. Hüküm mutlak olduğundan gerek ilk ve gerek

sonraki oylamalarda uygulanmalıdır. Maddeden bunun dışında bir anlam

çıkarılamaz ve örneğin ikinci oylamada, bir mecliste hazır bulunan üyelerin

sayısı, üye tam sayısının salt çoğunluğundan az olsa da karar verilebileceği

yolunda bir yorum yapılamaz.

Şimdi yukarıki açıklamaların ışığı altında, şekil iddiasının incelenmesine geçilebilir.

Tapulama Kanununu daha önce, yasama meclislerince kabul edilmiş fakat bir daha görüşülmek üzere Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmiştir. Bunun üzerine Millet Meclisince yeniden yapılan görüşmeler sonunda kabul edilen şekli ile Cumhuriyet Senatosuna verilmiştir. Görüşme tutanaklarına göre tasarının Cumhuriyet Senatosunda oylanması, özetle, şu şekilde cereyan etmiştir :

Tasarının

görüşülmesi tamamlandıktan sonra, 88 inci birleşimde 15 üye, tasarının tümünün

açık oya konulmasını teklif ettiklerinden açık oylamaya başvurulmuş 70 üyenin

oylamaya katıldığı, 56 kabul 10 red, 4 çekimser oy verildiği görülmüştür. Bu

durum karşısında başkan, yeter sayı bulunmadığından, ikinci kez oylamaya

sunulacağını söylemiş ve iki üyenin geçmiş uygulamalar uyarınca yetersayı

bulunduğunun kabulü gerektiğini savunmaları üzerine, senelerden beri uygulana

gelen usulü tatbik etmek zorunda olduğunu ve yetersayı olmadığından ertesi

günkü toplantıda yeniden oylayacağını, o zaman ne olursa olsun kabul

edileceğini bildirmiştir. 89 uncu birleşiminin öğleden sonraki oturumunda

Başkan "Tapulama Kanunu tasarısının oylamasına geçiyoruz." demiş,

oyların konulacağı zarflar dağıtılmıştır. Bundan sonra başka konularda

görüşmeler olmuş ve bu arada beş üye ayağa kalkarak yeter sayı bulunmadığını

Öne sürdüklerinden yoklama yapılmıştır. Başkan yoklama sonucunu bildirmeden

tasarının oylanmasına başlıyoruz demiş ve Vehbi Ersü'den itibaren adlar okunmak

suretiyle oylar toplanmıştır. Oylama işlemi bitince Başkan sonucu aynen şöyle

bildirmiştir : "Oya 86 üye iştirak etmiştir. 57 kabul, 23 red, 6 çekimser,

l boş, binaenaleyh ikinci oylama olduğu için nisap aranmıyacak, Kanun 57 oyla

kabul edilmiştir. Efendim yoklama esnasında, yani bundan 15-20 dakika evvel 76

mevcut tesbit edilmiş ise de halen ekseriyetin olduğu görülmektedir. İtiraz

varsa tekrar yoklama yaptırayım."

Bu beyana karşı bir itiraz olmamıştır.

Başkan, böylece, yoklamada 76 üyenin bulunduğunu oylama sonucunu bildirdikten sonra açıklamış, ancak "halen ekseriyetin olduğu görülmektedir." Sözleri ile ne kastettiğini izah etmemiştir.

Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğünün 108 inci maddesinin 8 numaralı bendinde, kâtiplerce tesbit

edilen sonucun, Başkan tarafından oturumda Genel Kurula bildirileceği

yazılıdır. Şu halde Başkanın, durumu tesbit eden bu beyanını esas olarak almak

ve itiraz vaki olup da aksi sabit olmadıkça hüküm ifade ettiğini kabul etmek

gerekir. Olayda da açık oylamanın, Anayasa'nın 86 ncı maddesine uygun olup

olmadığı Başkanın bu beyanına göre belli edilmelidir. Cumhuriyet Senatosunun

üye tam sayısı 185 dir. Böyle olunca, yukarıda, Anayasa'nın 86 ncı maddesinin

anlamı izah edilirken belirtilen nedenlerle, oylamanın sözü geçen maddeye uygun

sayılabilmesi için oylamaya, yeter sayı olan 93 üyenin katılmış olması

gerekirdi Oysa oylamaya sadece 86 üyenin katıldığı Başkanın beyanından

anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, kanunun Cumhuriyet Senatosunda kabulü

hakkındaki kararın, Anayasa'nın 86 ncı madesine aykırı olarak verildiği

sonucuna varılmaktadır.

Anayasa'nın

86 ncı maddesi hükmü, İçtüzüğünün 112 nci maddesinde de (Birinci fıkra) vardır

ve bu madde de Anayasa'nın 86 ncı maddesi gibi anlaşılmalıdır. Nitekim, çtüzük

tasarısının 103 üncü maddesinin (Bu günkü 112 nci madde) son fıkrasında

"ikinci defa oy verenlerin sayısı ne olursa olsun netice muteberdir."

hükmü konulmuş iken İçtüzük Komisyonu tasarıyı geri alarak yeniden gözden

geçirdiğinde, gerekçe göstermeden, bu fıkrayı kaldırmış ve Cumhuriyet Senatosu

tarafından da böylece kabul edilmiştir. Bu değişiklik ikinci oylama için ayrı

bir sistemin düşünülmediğini ortaya koymaktadır. Olayda oturumları yöneten

Başkan, sözü geçen 112 nci madde hükmünü yalnız ilk oylamada bu anlama göre

uygulamış, ikinci oylamada ise, İçtüzükte aksine bir hüküm bulunmadığından,

senelerden beri yürütülen taamül uyarınca, oylamanın yapıldığı toplantıda

bulunan üye sayısı ne olursa olsun oylamanın muteber olduğu kanısında bulunmuş

ve oylama sonucunu bu görüşe uygun olarak değerlendirmiştir. Oysa 112 nci madde

mutlak olduğundan bütün oylamalarda, üye tam sayısının salt çoğunluğunun

aranması zorunludur. Şu halde, ikinci oylamada 112 nci madde hükmüne

uyulmayarak eski taamüle göre işlem yapılması bu madeye ve dolayısiyle Anayasa'nın

85 inci madesinin birinci fıkrasına aykırıdır. Sözü geçen 112 nci madde,

Anayasa'nın 86 ncı madesinde yer alan bir şekil kuralı koyduğundan bu kurala

aykırılık, iptal nedeni teşkil eder.

Cumhuriyet

Senatosunun 89 uncu birleşimine ait tutanağın 567 nci sayfasının, oya

katılmayanlar sütununda adları yazılı yedi üyeden birinin, adları tesbit

edilemeyen dört arkadaşı ile birlikte ayağa kalkarak yoklama isteğinde

bulunduğu, bir başka üyenin, oyların zarflara konulmasını teklif ettiği ve

beşinin oylamadan evvel ve oyların tasnifi esnasında söz alıp konuştukları,

tutanak kayıtlarında görülmektedir. Bu üyelerin oylamanın yapıldığı toplantıda

bulundukları kabul edilerek hesaba katılmaları halinde yeter sayı doksan üçe

varır. Fakat bu üyelerin, oyların verilmesi sırasında toplantıda bulundukları

kesinlikle sabit değildir. Oylar verilirken geçici bir süre için de olsa

toplantıyı terketmiş olabilirler Kaldı ki, bu üyelerin oylama boyunca

toplantıda hazır bulundukları farzedilse dahi, açık oylamaya katılmadıklarından,

yeter sayıya giremezler.

Gerçekten

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün "açık oya başvurma şekli"

kenarbaşlığını taşıyan 108 inci maddesinin 6 numaralı bendinde "kararın,

lehte ve aleyhte bulunanların adedine göre belli olduğu, çekimserlerin adedinin

oy üzerinde tesir icra etmediği ve fakat sadece yeter sayıya dahil oldukları,

iptal edilmiş oy pusulalarının, çekimser oyu sayılarak yeter sayıya dahil

oldukları" açıklanmıştır. İçtüzük böylece, yalnız oy verenlerin yeter sayı

hesabına katılmalarını öngörmektedir İçtüzüğün bu hükümlerine göre, oylama

sırasında toplantıda fiilen bulunsalar bile, ov vermiyenlerin yeter sayıya

katılmaları mümkün değildir. Eğer aksi düşünülmüş olsa idi, karar verme yeter

sayısının tesbiti gibi Meclis çalışmalarının önemli bir safhasına ilişkin olan

bu hususun İçtüzükte açıkça belli edilmesi gerekirdi.

Böylece, 509 sayılı Tapulama Kanununun Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sonunda yapılan oylama sırasında toplanma yeter sayısının var olmadığı ve böylece kanunun, Anayasa'nın ve İçtüzüğün öngördüğü şekillere riayet edilmeksizin çıkarıldığı, Başkanın tebliğini ve diğer görüşme safhalarını tesbit eden tutanaklar münderecatından anlaşılmakta ve bu sebeple Anayasa'nın 85 inci ve 86 nci maddelerine aykırı bulunan kanunun tümünün iptali gerekmektedir.

Kanunun tümü iptal edildiğine göre davacının esasa ilişkin iddiaları üzerinde ayrıca durmağa yer kalmamış bulunmaktadır,

Sonuç : l - 509 sayılı Tapulama Kanununun iptaline, üyelerden Asım Erkan ve Celâlettin Kuralmen'in esasta ve Şemsettin Akçoğlu'nun gerekçede muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile;

2 - Anayasa'nın 152 nci ve 44 sayılı Kanunun 50 nci maddeleri uyarınca iptal hükmünün 12 Mayıs 1966 gününde yürürlüğe girmesine oybirliği ile

16/11/1965 gününde karar verildi.

Başkan

Lûtfi Akadlı

Başkanvekili

Rifat Göksu

Üye

Asım Erkan

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

MUHALEFET

ŞERHİ

Tapulama Kanunu tasarısının yasama meclislerinde geçirdiği inceleme ve görüşme safhaları :

5602 sayılı Tapulama Kanununun 22 Mart 1950 gününden itibaren başlayıp 10 yıldan fazla devam eden tatbikatında görülüp tesbit edilen noksanları tamamlamak suretiyle hazırlanan yeni tapulama kanunu tasarısı, Millet Meclisinde ve Cumhuriyet Senatosunda kabul edildikten sonra yayınlanmak üzere Cumhurbaşkanına sunulmuştu.

Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 93 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanarak bir kere daha görüşülmek üzere 13 Şubat 1964 gününde Millet Meclisine göndermiştir.

Millet Meclisinde görüşülerek bir kelimesi dahi değiştirilmeksizin eski metin aynen 30/6/1964 gününde kabul edilip 1/7/1964 gününde Cumhuriyet Senatosuna gönderilmiştir.

Millet Meclisi Geçici Komisyonunun 30/4/1964 günlü raporunda Veto yazısı özetlenip cevaplandırılmış ve Tapulama Kanununun kabulünü gerektiren sebepler açık açık izah edilmiştir.

Cumhuriyet Senatosunun Geçici Komisyonunca da Millet Meclisi Geçici Komisyonunun raporunda açıklanan görüşlere aynen iştirak edildiği belirtilerek bu kanun tasarısının memleket ihtiyaçları bakımından tapulamanın biran evvel neticelendirilmesi için öncelik ve ivedilikle ve gündemde bulunan bütün işlere takdimen görüşülmesine karar verilmiş ve düzenlenen 9/7/1964 günlü raporla birlikte tasarı Başkanlığa sunulmuştur.

Cumhuriyet Senatosunun Geçici Komisyonunda ve Genel Kurulunda da değişiklik yapılmaksızın eski metnin müzakeresi tamamlanmış Millet Meclisinde kabul olunan metnin maddeleri Başkan tarafından oya sunulmuş ve kabul olunmuştur.

Millet Meclisinde kabul olunan metinde, Senatoca değişiklik yapılmayan hallerde Senatoda oylamanın önemi kalmaz.

Anayasa'nın 92 nci maddesinin üçüncü fıkrasında aynen (Millet Meclisinde kabul olunan metin. Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadan kabul edilirse bu metin kanunlaşır.) denmiştir.

Aynı maddenin 10 uncu fıkrasında da aynen (Cumhuriyet Senatosu kendisine gönderilen bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulundaki görüşme süresini aşmayan bir süre içinde karara bağlar, bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde 15 günden, ivedi olmayan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde karara bağlanmayan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatili devamınca işlemez.) denmiştir.

Sözü geçen metnin tamamı vâki teklif üzerine açık oylamaya tabi tutulmuş, birinci oylamada çoğunluk bulunmadığından dolayı oylama ertesi güne bırakılmıştır.

Anayasa'nın 86 ncı maddesi uyarınca Meclisler, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.

Cumhuriyet Senatosunun üye tam sayısı 184 olup salt çoğunluk 93 dür.

17/7/1964 gününde yapılan müteakip birleşimde Başkan çoğunluğun bulunduğunu beyan ederek oturumu açmıştır.

Oy zarfları dağıtılmak suretiyle açık oylama yapılmış tasnif sonunda 57 kabul, 23 red, 6 çekimser ve l boş olmak üzere 87 Senatörün oya katıldığı anlaşılmış ve Başkan 57 oyla kanunun kabul edildiğini bildirmiştir.

Oy zarfları toplandığı zaman Başkan, oya iştirak etmeyen varmı' diye bir sual sormuş ve oylama işleminin bittiğini bildirmiştir.

Başkanın bu yolda sual sorması, salonda bulunup toplantıya katıldığı halde oyunu kullanmayan Senatörün bulunabileceğine delâlet etmektedir.

Nitekim, salonda bulundukları konuşma yapmış olmaları veya önerge vermiş bulunmaları gibi maddi vakıalarla sabit olan 7 Senatörün isimleri oya katılmayanların isimleri meyamna yazılmış olduğu tutanak münderecatından anlaşılmaktadır.

Oylarını kullanmayan bu 7 Senatörün salonda bulunması salt çoğunluk nisabını temin etmiştir. Kabul oyunun sayısına nazaran bu 7 oy ne olursa olsun sonucu değiştirmez.

Açık oylamalarda başkanın (Oyunu kullanmayanlar lütfen kullansınlar. Oyunu kullanmayan arkadaşımız varmı' "yok" oylama muamelesi bitmiştir.) dediği tutanağın bir çok yerlerinde görülmüştür.

İçtüzüğünün 110 uncu maddesi aynen (ittihaz edilmediği takdirde, hademe tarafından kutuların dolaştırılması suretiyle de açık oylama yapılabilir.) denmiştir.

Dağıtılan zarfı alan Senatör o zarfı hademenin dolaştırdığı kutuya atmamak suretiyle oyunu kullanmaktan vazgeçebilir. Tasniften önce, kimlerin oyunu kullandığı ve kimlerin kullanmadığı Başkanlık Divanınca bilinemez ve bu husus kontrol edilemez.

Salonda bulunduğu yukarıda belirtilen vakıalarla sabit olan 7 Senatörün oyunu kullanmadığından dolayı salonda bulunmadıklarını farz olunmasında isabet yoktur.

Oylamaya başlandıktan sonra yoklama istenmiş, Başkan tasnifin neticesini bildirdikten sonra aynen (Efendim yoklama esnasında yani bundan 15 - 20 dakika evvel yetmişaltı mevcut tesbit edilmiş ise de halen Ekseriyetin olduğu görülmektedir. İtiraz varsa tekrar yoklama yaptırayım.) demiş. (Yok yok sesleri) duyulmuş yoklamadan vazgeçilmiştir.

Sözü geçen oylamanın tasnifi yapılırken tatil için müteaddit önergeler verilmiş, tatil hakkında konuşmalar olmuş, son önerge kabul edilerek l Kasım'a kadar tatil edilmesine karar verilmiştir.

Bu maddi vakıada birleşimin başından sonuna kadar salonda salt çoğunluğun bulunduğuna delâlet etmektedir.

Başkan, çoğunluk var diye oturumu açmış, son tatil önergesinin kabulü ile l Kasım 1964 günü saat 15 de toplanılmak üzere birleşimi kapatmıştır.

184 üyesi bulunan Meclisin, saatlerce süren oturumu esnasında kısa sürelerle dışarı çıkma içeri girmelerin vuku bulacağı tabiidir. Bu giriş ve çıkışlarla salt çoğunluk nisabının bozulduğu bahis konusu olamaz.

Her ne kadar Başkan, açık oylama sonucunu genel kurula bildirirken aynen (Oya 86 üye iştirak etmiştir. 57 kabul, 23 red, 6 çekimser, l boş Binaenaleyh ikinci oylama olduğu için nisap aranmayarak kanun 57 oyla kabul edilmiştir.) demiş ise de kendisini ve salonda bulunup da oya katılmayan 7 Senatörü hesaba katmayıp sadece oyunu kullananların toplamına bakarak nisabın bulunmadığını beyan etmek yanlıştır.

Cumhuriyet Senatosunun Ocak - 1964 tarihinden itibaren uygulanmakta olan iç tüzüğünün bu husustaki hükümlerinin Anayasa'nın 86 ncı maddesi hükmüne uygun olarak tanzim edildiğini, kaçıncı oylama olursa olsun salt çoğunluk aranacağını, yorgunluğun tesiriyle unutarak 40 yıldan beri uygulanan eski İçtüzük hükmüne göre beyanda bulunmuş olan Başkanın bu yoldaki beyanının yanlış olduğu tutanağın sair münderacatiyle sabit olmuştur.

Başkanın bu yanlış sözüne dayanılarak oylamanın, Anayasa'nın 86 ncı maddesine aykırı olduğunun kabulü ve Tapulama Kanununun tamamının iptali isabetsizdir. Bu sebeplere binaen çoğunluğun iptal kararına muhalifim.

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

MUHALEFET

ŞERHİ

509 sayılı Kanuna ait tasan Cumhuriyet Senatosunda oylandığı sırada toplantıda yeter sayı bulunmadığı ve oylamaya da yeter sayıda üyenin katılmadığı; bu sebeple kanunun, Anayasa'nın 85 ve 86 ncı maddelerinin Öngördüğü şekillere riayet edilmeksizin çıkarıldığı kısımlarında çoğunlukla beraberim.

Ancak, yeter sayıda üyenin katılmadığı bir toplantıda oylama yapılamıyacağı gibi -toplantıda yeter sayı bulunsa bile-oylamaya iştirak edenlerin yeter sayıda olmayışının meydana çıkması, varılan sonucun hukuken yok sayılmasını gerektirir. Çünkü elde edilen sonuç - şekle aykırı olmakla kalmayıp - yetersizlikle de malûldür.

İncelemenin sadece şekil noksanına değil yetkisizliğe de yöneltilmesi ve kararın buna göre tesisi gerektiği kanaatiyle muhalifim.

Üye

Asım Erkan

MUHALEFET

ŞERHİ

Anayasa'nın "86" ncı maddesinde "Her meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir." denilmektedir. C. Senatosu İçtüzüğünün "112" nci maddesi de "C. Senatosu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir." demek suretiyle aynı esası tekrar etmiştir. Şu halde C. Senatosu, üye tam sayısı "185" olduğuna göre en aşağı "93" üye ile toplanabilir, karar yeter sayısı da toplantıya katılmış olanların salt çoğunluğu olarak kabul edilenden en aşağı 47 olmak lâzım gelir.

İptali

talep olunan Tapulama Kanununun C. Senatosunda kabul edildiği "89"

ncu birleşimin öğleden sonraki oturumunda oylama safhası bitince Başkan sonucu

bildirirken "Oya" "86" üye iştirak etmiştir. "57"

kabul, "23" red, "6" çekimser, "l" boş, ikinci

yoklama olduğu için nisap aranmayacaktır. Kanun "57" oyla kabul

edilmiştir." demiş ve arkasından da "Efendim, yoklama esnasında yani

bundan 15-20 dakika evvel "76" mevcut tesbit, edilmiş ise de halen

ekseriyetin olduğu görülmektedir. İtiraz varsa tekrar yoklama yaptırayım"

sözlerini ilâve etmiştir. Bu beyana karşı bir itiraz olmamıştır. Esasen

"86" oy verilmiş olması da evvelce tesbit edilmiş olduğu bildirilen

mevcut miktarın hilafını tesbit etmiştir. Ay rica tutanak kayıtlarının

tetkikinden de, oya katılmamış olanlar arasında gösterilen üyelerden birinin,

adları tesbit edilmiyen dört arkadaşı ile birlikte ayağa kalkıp yoklama istediği,

bir başkasının oyların zafrlara konulmasını teklif ettiği ve diğer beşinin

oylamadan evvel ve oyların tasnifi sırasında söz alıp konuştukları

anlaşılmaktadır. Böylece oya katılmamış olduğu gösterilen üyelerden yedisinin

toplantıya iştirak etmiş olduğu tutanak münderecatı ile sabit bulunmaktadır.

Başkan tarafından oya iştirak ettiği bildirilen "86" kişiye bu

"7" üye de eklenince mezkûr toplantıya, Anayasa'nın ve İçtüzüğün

talep ettiği en aşağı toplantı yeter sayısı olan "93" üyenin katılmış

olduğu tahakkuk etmektedir. Nitekim, oylama sonucunu bildiren Başkanın

"Halen ekseriyet olduğu görülmektedir. İtiraz varsa tekrar yoklama

yaptırayım." demesi ve buna karşı bir itiraz yapılmamış olması da bunun

bir delilidir. Yedi üyenin oya iştirak etmemiş olmaları ise, hiç bir suretle

bunların toplantı yeter sayısına ithal edilmemeleri için bir sebep olamaz.

Cumhuriyet Senatosunun bu konudaki düşünüşü de, "58" inci birleşimine

ait tutanakta kayıtlı genel kurulca tasvip edilmiş olan Başkanlık Divanının benzeri

bir oylamada itiraz üzerine vermiş olduğu 6/4/1964 tarihli bir kararın

gerekçesinde şöyle açıklanmıştır :

Üyelerin

Genel Kurul salonunda daima mevcudiyetleri ve bütün oylamalara iştirakleri

ayrıca mecburi kılınmamıştır. Birleşimin açılmasını imza sonucundan önce takdir

edebilen Başkanlık Divanı görüşmeler sırasında yeter sayısının muhafaza edilip

edilmediğini de takdir eder, Anayasa'mız, "86" nci madde ile birleşim

için tesbit ettiği "Üye tam sayısının salt çoğunluğu" ibare şekli

yerine "Toplantıya katılanların salt çoğunluğu" terimini ve şeklini

tesbit etmesi önemli bir pay taşıyan bir husustur. Toplantıya katılan üyeler,

oylamaya iştirak etsin veya etmesin Genel Kurulda mevcut olan üyelerdir. Genel

Kurulda mevcut olan ve mevcudiyetleri açık oy Önergesi, konuşmalar ve diğer

hallerde açıkça görülen üyeleri yok farzetmek hukuki mesnetten ve haklılıktan

mahrum bir görüş ve iddia olur. Toplantıya katılanların sayısı yeter sayıyı

buluyorsa, oya iştiraki mecburi olmayan üye herhangi bir sebeple oyunu

kullanmıyorsa bu üyeleri nazara almamak yerinde ve doğru olamaz.)

Çoğunluk

ise, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün "108" inci maddesinin

"6" nci bendinde; kararın lehte ve aleyhte bulunanların adedine göre

belli olacağını, çekimserlerin adedinin oy üzerinde tesir etmiyece-ğinin ve

fakat sadece yeter sayıya dahil bulunacağının açıklanmış olmasından, İçtüzüğün

sadece oy verenlerin yeter sayı hesabına katılmalarını öngördüğü neticesini

çıkarmaktadır. Halbuki bu madde "Açık oya başvurma" kenar başlığını

taşımaktadır. Verilecek oyların şekli, kıymeti ile açık oyun ne suretle

yapılacağını göstermektedir. Yoksa; İçtüzük toplantıda hazır oldukları halde oy

kullanmamış olanlar hakkında bir hüküm sevk etmiş değildir. Bu maddeden,

toplantıya katıldığı halde oy kullanmamış olanların "Toplantıya katılmamış

sayılacakları" yolunda bir mâna çıkarmaya imkân yoktur. Çünkü; İçtüzüğün

sözü geçen 108 inci maddesinin "7" nci bendinde; kâtipler tarafından

leh ve aleyhte bulunanların, çekimserlerin miktarı ve iptal edilmiş oy pusulası

varsa bunların adedinin ve ayrıca da mevcut üye adedinin ve yeter sayı olup

olmadığının tesbit edileceği bildirilmiş, fakat oya iştirak etmeyen mevcut

üyelerin yeter sayıya ithal olunamıyacağına dair bir kayıt konulmamıştır. Diğer

taraftan Anayasa'nın 86 nci maddesinin "Toplantıya katılanlar"

şeklindeki sarih ifadesi de bu maddeden çoğunluğun kabul ettiği şekilde bir

mâna çıkarmaya manidir. Bu açık hüküm, İçtüzüğün bazı hükümlerinin aksi yönde

tefsirine gidilmek suretiyle ihlâl edilemez. "Toplantıya katılanlar"

tabiri, oya iştirak etsin veya etmesin toplantıda hazır bulundukları tutanak

ile anlaşılanlardır. Anayasa'da oya iştirak eden, etmeyen diye bir tefrik

olmadığından İçtüzükde bu mutlak ve âmir hüküm hilâfına mânalandırılamaz.

Nitekim, Meclis Başkanları da kanunen oya iştirak edemezler fakat toplantı

yeter sayısına dahildirler.

Bu

mütâlâanın aksini terviç, yukarıda açıklandığı üzere Anayasa' nın 86 ncı

maddesine aykırı olacağı gibi Yasama Meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz yere

aksatmaktan başka bir fayda da tevlit edemez. Çoğunluk gerekçesinde işaret

olunduğu veçhile, Millet Meclisi Anayasa Komisyonunun raporunda da "Yasama

Meclislerinin Kanun görüşmelerinde ve kabulünde Anayasa'nın koyduğu şekil ve

şartlardan farklı olan lçtüzüklerdeki şekil ve şartların hepsinin mutlak butlan

gerektirmiyeceği" belirtilmiştir. Komisyonun bu kanısı, Anayasa'nın

maksadı ve ilmî görüşlerle de bağdaşmaktadır. Gerçekten; boş çıkan,

iptal edilen ve hatta çekimser bir oy ile hiç verilmemiş olan bir oy arasında

bir kanunun kabulu konusunda netice bakımından bir fark mülâhaza etmeye imkân

yoktur.

Bu itibarla, Tapulama Kanununun C. Senatosunda kabul olunduğu oturumun Anayasanın 86. maddesinin sarih ifadesine uygun şekilde Senato üye tam sayısının salt çoğunluğu teşkil eden 93 üye ile toplandığı ve Kanunun da toplantıya katılanların salt çoğunluğunu aşan oy miktarı ile kabul edilmiş bulunduğu açıklandığı üzere oturum tutanağı ile subuta ermektedir. Binaenaleh kanunun kabulünde Anayasa'nın 86 ncı maddesine bir aykırılık mevcut değildir.

Oylamada, Anayasa'nın "86" ncı maddesine böylece uygunsuzluk bulunmadığı anlaşıldığı gibi C. Senatosu içtüzüğü hükümlerine başkaca bir muhalefet de tesbit edilememiştir. Binnetice; Anayasa'nın 85 inci maddesine aykırılık da söz konusu olamaz.

Bu sebeplerle, iptali dâva olunan 509 saylıı Tapulama Kanununun C. Senatosu tarafından kabulü şeklinde Anayasa hükümlerine aykırılık bulunmadığı kanısında olduğumdan sözü geçen kanunun bu yönden iptaline dair çoğunluk kararma muhalifim.

Üye Şemsettin Akçoğlu Üye Celâlettin Kuralmen

Anayasa Mahkemesi, E. 1964/38, K. 1965/59, 16 Kasım 1965 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhi
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. Muhalefet
  8. Şerhi

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1964/38
Karar No
1965/59
Tarih
16 Kasım 1965

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1965/3 K.1965/60
  • AYM Norm Denetimi E.1964/41 K.1965/61
  • AYM Norm Denetimi E.1963/139 K.1965/62
  • AYM Norm Denetimi E.1963/86 K.1965/63
  • AYM Norm Denetimi E.1965/43 K.1965/64
  • AYM Norm Denetimi E.1963/57 K.1965/65

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.