İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1967/31 K.1967/34

Karar tarihi:24/10/1967

Esas1967/31Karar1967/34Tarih24 Ekim 1967Okuma19 dk · 3.726 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
24 Ekim 1967
Esas No
1967/31
Karar No
1967/34
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.726 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

Karar tarihi:24/10/1967

Resmi Gazete tarih/sayı:6.1.1968/12793

İstemde bulunan : İzmir Birinci Sorgu Hakimliği

İstemin konusu : Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 124. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve Sorgu Hakimlerince verilecek bazı kararların mensup oldukları asliye mahkemesi başkanı veya hâkiminin onayı ile tekemmül edeceğini gösteren hükmün, Anayasa'nın 132. maddesine aykırı olduğu kanısına varıldığından iptaline karar verilmesi istenmiştir.

İnceleme :

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk incelemede; hazırlanan rapor, Sorgu Hâkimliğinden gelen ve Mahkememizin 1967/31 esas sayısına kayıtlı bulunan dâva dosyasındaki belgeler okunduktan Anayasa'nın 151 ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 maddelerinde itiraza yetkili merci olarak gösterilen mahkeme terimi içine Sorgu Hâkimliğinin girip girmediği, bu bakımdan sorgu hâkimliğinin Anayasa Mahkemesine itirazda bulunmağa yetkili olup olmadığı konusunun ön sorun olarak çözümlenmesi lüzumu belirmekle bu yönle ilgili kanun hükümleri incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Gerekçe :

İlk soruşturmayı yapmakla görevli olan sorgu hâkimliğinin, bir mahkeme niteliğinde olup olmadığının belli edilmesi için üç yönün incelenmesi gerekmektedir.

A)

Adlî teşkilât kanunlarına göre sorgu hâkimleri,

B)

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu bakmamdan sorgu hâkimleri,

C)

Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre mahkeme,

l-

Mehakimi Şer'iyenin ilgasına ve Mehakim Teşkilâtına ait Ahkâmı Muaddil 1340 günlü

ve 469 sayılı Kanunun 1. maddesini değiştiren Ceza Kanununun Mevkii Mer'iyete

Vaz'ına müteallik Kanunun 25. maddesinde "Türkiye Cumhuriyetinde yetki ve

derecesi kanunla belli edilmiş sulh mahkemeleri ve bulundukları kazanın adı ile

bir başkan ve iki üyeden kurulu asliye mahkemeleri vardır." ve yine adı

geçen Kanunun 3. maddesini değiştiren 26. maddesinde "Asliye Mahkemeleri,

sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan bütün hukuk, ceza ve ticaret dâvlarını

görür." ve 28. maddesinde de "Her asliye mahkemesi mezdinde bir C.

Savcısı ile lüzumu kadar sorgu hâkimi ve üye yardımcısı bulunur."

denilmektedir. Maddelerin bu açık anlatımına göre, kuruluş kanunlarında ve

sonradan çıkan usul kanunlarında mahkemelere görev verilirken, sorgu

hâkimliğine, onun mahkeme niteliğinde olduğunu kabul ettirecek yargılama

yetkisi tanınmamış ve sorgu hâkimliği, aşağıda açıklananlar dışında bir görevle

yükümlü tutulmamıştır.

2- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 183. maddesinde, ilk soruşturmanın sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına ve mahakemenin men'ine karar verebilmeğe elverişli delilerin, elde edilmesinden ve toplanmasından ibaret olduğu açıklanmakta ve 196. maddesinde ise, ilk soruşturma sonunda sanığın cezayı gerektiren bir suç işlediği sanısını verecek yeterli nedenler bulunması halinde son soruşturmanın açılmasına karar verileceğinden söz edilmektedir. Bu maddelere göre ik soruşturmanın konusu, delileri toplamaktan, ereği de son soruşturmanın açılması, mahakemenin men'i, soruşturmanın geçici olarak durdurulması veya davanın düşürülmesi ile ilgili kararları verebilmekten ibarettir.

Bu noktada sorgu Hâkimlerinin kararlarının hukuki nitelikleri üzerinde kısaca durmak gerekir.

A)

Sorgu Hâkimlerinin verdikleri son soruşturmanın açılması kararları onanmaya bağlı almadığı gibi, buna esas yönünden de itiraz edilemez. Bu kararlar o zamana kadar gıyabi, gizli ve yazılı olarak yapılan ilk soruşturma işlemlerini mahkemenin açık, yüze karşı yürütülen yargılamalarının aydınlığa çıkarmak gibi önemli bir sonuç verir; uygulamada mahkemeyi bağlamaz, sanık kazanılmış hak doğurmaz ve kesin hüküm olmak niteliği taşımaz.

B)

Sorgu hâkimliğinin muhakemenin men'ine ilişkin kararı:

Bu

kararın kesin sonuç doğurmadığı, dolayısiyle kesin hüküm teşkil etmediği, Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunun yazılı emirle bozmaya ilişkin 343. maddesinin son

fıkrasında yer alan "Eğer bozma sorgu hâkimi kararları ile dâvanın esasını

halletmeye mahkeme kararları hakkında ise, yeniden yapılacak tetkik ve tahkik

neticesine göre icap eden karar verilir." şeklindeki hükmünden de

anlaşılmaktadır. Çünkü madde, yazılı emir yolu ile verilen bu bozma kararının,

sanık aleyhine etki yapacağım, duraksamaya yer vermeyecek derecede açıklamış

bulunmaktadır. Öte yandan Sorgu Hâkimleri, kamu dâvasının ortadan

kaldırılmasına (Af Kanunu veya zaman aşımı hükümlerinin uygulanmasında olduğu

gibi) karar verebilirse de bu çeşit "kararlar, kamu dâvasının esasını

çözümleyen nitelik taşımazlar.

Bu açıklamalar, sorgu hâkimlerinin, ilk soruşturma evresinde yargılama yapmadıklarını göstermektedir.

Ceza yargılaması, ortak bir faaliyeti gerektirir, mahkemelere özgü, herkese açık duruşma (Anayasa Madde : 135) çevresinde gelişir ve uyuşmazlığı çözümleyen hükümle sona erer. Bu bakımdan (Mahkeme) yi, yargılamayı yapan ve uyuşmazlığı kesinlikle çözümleyen organ olarak anlamak zorunluğu vardır. Bu niteliğe sahip olmayan sorgu hâkimliklerinin ise (Mahkeme) deyimi kapsamına girmedikleri kabul edilmek gerekir.

3- Anayasa'nın 151. maddesinde "Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği kararlar kadar dâvayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi görmezse, bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelişinden başlamak üzere 3 ay içinde kararını verir.

Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını kendi kanısına göre çözülmeyerek dâvayı yürütür. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemeler buna uymak zorundadır." denilmekte, 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde de Anayasa Maddesinin birinci fıkrası hükmü tekrarlanmaktadır. Metindeki (Mahkeme) deyimi ile, bu konudaki itiraz yetkisinin mahkemelere tanınmış olduğu açıkça belirmiş bulunmaktadır.

Sonuç :

Anayasa'nın 151. maddesiyle 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde "Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme" den söz edilmiş olup, mahkeme kavramı içine girmeyen sorgu hâkimliğinin, Anayasa mahkemesine başvurmaya yetkisi bulunmadığından istemin 44 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca reddine üyelerden Hakkı Ketenoğlu, Recai Seçkin ve Ziya Önel' in karşı oylariyle ve oyçokluğiyle 24/10/1967 gününde karar verildi.

Başkan

İbrahim Senil

Başkanvekili

Lütfi Ömerbaş

Üye

Salim Başol

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

Recai seçkin

KARŞI

OY YAZISI

Çoğunluk kararı, Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurabilecek hâkimlerin bir dâvayı esas yönünden karara bağlamak üzere dâvaya bakan hâkimler olduğu, sorgu hâkimlerinin ise dâvanın esasını karara bağlamaya yetkili hâkimlerden bulunmadıkları için Anayasa Mahkemesine başvurmayacakları ilkesine dayanmaktadır. Buna göre Anayasamız 151. maddesindeki. (Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme) sözlerinin ne anlama geldiğinin, Anayasa'ya ne gibi bir ereğe dayanılarak konuldukları dahi gözönünde tutularak, incelenmesi gerekmektedir.

l-

Anayasa'mız, Anayasa Mahkemesini Anayasa'nın koruyucusu olarak kurmuş, belli

organlara da doksan günlük süre içinde her hangi bir yasa veya yasama meclisi

içtüzüğüne karşı Anayasa'ya aykırılık nedeniyle iptal dâvası açmak yetkisi

tanınmıştır. Ancak doksan günlük sürenin geçirilmesi veya dâva açabilecek

organların dikkatsizlikleri veya her hangi bir siyasal düşünceleri yüzünden

dâva açmamış olmaları sonunda Anayasa'ya aykırı herhangi bir hükmün hukuk

düzeni içinde kalması ve uygulanması tehlikesini dahi önlemeyi erek edinen

Anayasa Koyucusu, mahkemelerin belli bir dâvada uygulayacakları bir hükmün

Anayasa'ya aykırı olup olmadığını Anayasa Mahkemesine incelettirmek yetkisini

mahkemelere de tanımıştır. Bu durum, Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesinin görev ve

yetkilerini gösteren 147., doğrudan doğruya iptal dâvası açabilecekleri

gösteren 149., iptal dâvası için hak düşüren süreyi bildiren 150. Anayasa'ya

aykırılığın ilgililerce öbür mahkemelerde ileri sürülmesi veya öbür mahkemelerce

kendiliklerinden gözönünde tutulması üzerine işin Anayasa Mahkemesine

gönderileceğini gösteren 151. ve Anayasa Mahkemesinin gerek iptal dâvası,

gerekse öbür mahkemelerin başvurması üzerine vereceği iptal kararları sonunda

Anayasa'ya uymayan hükmün yürürlükten kalkacağı ilkesini benimseyen 152.

maddesi hükümlerinin tüm olarak ve birbirleriyle karşılaştırılarak

incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ayrıca, Anayasa'nın hazırlık çalışmalarına

ilişkin belgelerin gözden geçirilmesi dahi, bizi yine bu sonuca ulaştırmaktadır;

nitekim, İstanbul öntasarısının 104. .ve 105. maddelerinin hem belli

organların, hem de bir dâvaya bakan mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkili oldukları ve bu Mahkemenin Anayasa'ya aykırılık nedeniyle verdiği iptal

kararlan sonunda iptal edilen hükümlerin yürürlükten kalkmasını benimseme

ilkelerine dayandığı görülmektedir. Burada avukat Kâzım Öztürk'ün Türkiye İş

Bankası kültür yayınlarından olup Ajans - Türk Matbaası/Ankara, 1966 da

basılmış bulunan izahlı, Gerekçeli, Anabelgeli ve Maddelere göre tasnifli bütün

tutanakları ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı adlı kitabına gönderme

yapılmıştır.) (Cilt l S. 75, 382 ve 383). Yine Temsilciler Meclisi Anayasa

Komisyonunun yargıya ilişkin hükümleri düzenleyen Alt Komisyonunun raporunda (Mahkemelerin

hangi hukukî esasları uygulayacaklarının Anayasa'ya dercedilmesi lâzımdır.

Eskidenberi mahkemenin bütün kanunları ve idarî tasarrufları kayıtsız, şartsız

uygulayacağı, bunların Anayasa'ya veya kanuna uygunluğu üzerinde duramıyacağı

düşüncesi ileri süregelmiştir. Halbuki kurulmak istenilen hukuk devletinde

böyle bir anlayışa yer verilemez. Mahkeme bir kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı

olduğunu görürse bu hususta kesin bir karar verilmesini Anayasa Mahkemesinden

istiyebilmelidir. (Cilt l, S. 561) denilmektedir. Bu Alt Komisyonca yazılan

metnin 16. maddesiyle, doğrudan doğruya iptal dâvası, 17. maddesiyle bu dâvanın

süresi ve 18. maddesiyle de mahkemelerin ellerindeki dâvayı durdurarak Anayasa

Mahkemesine başvurma yetkileri hükme bağlanmıştır. Bu 18. maddenin gerekçesinde

sistem açıklandıktan sonra bir kanunun Anayasa'ya uygunluğunu incelemek

yetkisinin bütün hâkimlerde bulunduğu ve işin gösterdiği özellik dolayısiyle

Anayasa Mahkemesinin kurulmuş olduğu yazılmakta ve daha sonra "Fakat

unutmamak lâzımdır ki bütün hâkimler Anayasa'ya aykırılık iddiasını incelemeye

yetkilidirler. Bu sebeple, Anayasa Mahkemesinin üç ay içinde karar vermemesi

halinde mahkemelerin Anayasa'ya aykırılık iddiasını resen karara bağlamaları

esasen haiz bulundukları bir yetkiyi istisnaî olarak kullanmalarından ibaret

olup prensipleri ihlâl eden bir mahiyet arz etmemektedir" (Cilt 1. S. 582)

denilmektedir.

Temsilciler

Meclisi Anayasa Komisyonunun raporunda, genel ilkelerin yargıya ilişkin

bölümünde (Hukuk Devletinin temel unsuru, bütün devlet faaliyetlerinin hukuk

kurallarına uygun olmasıdır. Bu uygunluğu sağlıyacak makamlar yargı

oraganlarıdır. Tasarı, bütün devlet faaliyetlerini kaideler hiyerarşisi içinde

kazaî murakabeye tabi tutmuş bulunmaktadır. Yasama organının faaliyetleri, yeni

kurulan Anayasa Mahkemesinin kazaî denetimi altındadır. Bu denetimin

müessiriyetini sağlamak için ilgililere tanınan iptal dâvası yetkisi yanında,

defi yoluyla murakabe imkânı da açık bırakılmıştır. (Cilt 1. S. 605) denildiği

gibi yine o raporda, metin bakımından değişikliğe uğramamış bulunan Anayasa'nın

132. maddesi 1. fıkrası hükmü için, konumuzla ilgili olarak (Tasarının 8.

maddesinde Anayasa hükümlerinin yargı organlarım bağlayan "Doğrudan

doğruya uygulanması gereken temel hukuk kuralı" olduğu yazılıdır. Bu hale

göre hâkim bir kanunu tatbik ederken onun Anayasa'ya uygun olup olmadığım her

zaman nazara alabilecektir ve Tasarının 152. maddesinde yazılı olduğu şekilde

hareket edebilecektir.) (Cilt 3. S. 3748) sözleri yer almıştır. Hatırlatalım ki

Tasarının 152. maddesi, Anayasa' nın 152. maddesinin karşılığıdır. Raporda 151.

maddeye gönderme yapılmak istendiği anlaşılmaktadır; zira, bir yasa hükmünün

Anayasa'ya aykırılığı söz konusu olan durumlarda mahkemenin yapacağı işlemleri

gösteren hüküm 151. maddededir ve 152. maddede bu yönü kapsayan bir hüküm

yoktur.

Yine sözü edilen raporda, 151. maddenin gerekçesi olarak, bu maddenin yasaların Anayasa'ya aykırılığının itiraz yoluyla ileri sürülmesi usulünü düzenlediği, Anayasa Mahkemesinin kurulması sonucunda, bir dâva sırasında ortaya atılacak olan bir yasanın Anayasa'ya aykırılığı iddiasının, artık kural olarak, mahkeme için bir bekletici mesele olacağı, dâvanın sürüncemede kalmasını önlemek üzere, Anayasa Mahkemesinin en çok üç ay içinde işi karara bağlaması gerekeceği, üç ay içinde Anayasan Mahkemesi karar vermezse, Anayasa'ya aykırılık yönünü mahkemenin kendisinin inceleyip çözümleyeceği bildirilmiştir. (Cilt 3. S. 3787).

Adı anılan Komisyonun raporunda 145. maddenin gerekçesinde (Cilt 3. S. 3706) (Tasarı, kanunların Anayasa'ya uygunluğunun kazaî murakabesi prensibini kabul etmiştir. Bu prensip, memleketimiz için yenidir. Yıllardan beri, Anayasa'ya aykırı kanunlardan şikayet edilen memleketimizde, bu prensibin kabul edilmesi, mühim gelişmelerden biri telâkki edilmiş ve bu sebeble son batı Avrupa Anayasalarında görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi teşkili uygun görülmüştür.) sözleriyle Mahkemenin ne gibi bir ihtiyacı karşılamak ereğiyle kurulduğu özellikle belirtilmiştir.

Kimlerin

Anayasa Mahkemesine başvurarak iptal dâvası açabileceğini düzenleyen 149.

maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında bir üye, (Egemenlik

kayıtsız, şartsız ulusundur.) dendiğine göre, verdiği oylarla kurulan meclisi

denetleyebilmesi için yurttaşların Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açmaya

yetkili - kılınmaları - gerektiğini ileri sürerek bir önerge vermiştir.) (Cilt

3. S. 3775). Bunu destekleyen başka bir üye, Anayasa Mahkemesinin kapısının kişilere

sim sıkı kapatılmış bulunması ile temel hak ve hürriyetlerin öz sahibi olan

kişiler için teminat kalmayacağını, temel hak ve hürriyetleri çiğniyenlerin

resmî kişiler olduğunu, iptal dâvası açma hakkının ise yalnızca bu resmî

kişilere tanınıp hakkı çiğnenen yurttaşlara tanınmadığını ortaya atmıştır (Cilt

3. S. 3776). Herkesin dâva açabilmesi görüşüne karşılık komisyon sözcülerinden

Ardıçoğlu, bunu bugün için artık bırakılmış bir yol olduğunu (Cilt 3. S. 3773).

Aksoy ise, iptal dâvası açma yetkisinin belli kişilere verildiğini, öbürlerinin

ise ancak defi yoluna gitmelerinin kabul edildiğini, Mecliste bir yandan

herkesin iptal dâvası açabilmesi ilkesinin benimsenmesinin öte yandan iptal

dâvası açma yetkisinin herkesten esirgenmesinin istediğini söyledikten sonra

(Halbuki biz bu fikirleri, ortasında bir yol tutarak, iptal dâvası açmak hakkım

mahdut şahıslara ve teşekküllere tanıdık, diğerlerine de, dâvâlının - defi -

yoluyla - her zaman dermeyan etmek imkanını verdik). (S. 3778), meclis

üyelerinden Necip Bilge (27 milyon vatandaştan dâva hakkına sahip 10-15 milyon

vatandaşı nazarı itibara alacak olursak, bir kanunun iptal edilmesi hususunda

re'sen bir kaç dâva hakkı tanımak çok tehlikeli olur. Kaldı ki, Anayasa'ya

aykırı bir kanun vatandaşa tatbik edilmişse o kişi defi yoluy la Anayasa

Mahkemesine müracaat yapabilir. Onun için defi dışında iptal dâvası bir istisna

olmak gerekir.) Esat Çağa ise bütün yurttaşlara iptal dâvası yetkisinin

tanınmasının doksan günlük hak düşüren süre dolayı-siyle yurttaşların yararına

olmayacağını savunmuş ve (Kanunlar menfaatlerimize dokundukları zaman

Anayasa'ya bir kanunun mugayir olup olmadığım düşünürüz. Onun için 151. maddede

vatandaşa bir imkân tanınmıştır, Anayasa'ya mugayyir görüyorsak defan dermeyan

etmemiz lâzımdır... Binaenaleyh defi yolu dâva yolunda vatandaşın daha

lehindedir. Vatandaş için en teminatlı yol ihtiyar edilmiştir.) demiştir.

Anayasa

Mahkemesine ilişkin hükümlerin ilki olan 147. maddenin görüşülmesi sırasında

Temsilciler Meclisinde söz alan üyeler (Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın

koruyucusu olacaktır.) (S. 3754), (Devlet teşkilâtımızda yer alacak olan yeni

müessese, hukuk devletinin tahakukuna hizmet edecek bir müessesedir. İnşallah

bundan sonra kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacak şekilde tedvini bu müessesenin

kontrolü ile mümkün olacak ve memleketimiz hakikaten çoktan beri özlenen hukuk

devletine kavuşacak ve büyük milletimiz bundan büyük huzur ve refah

duyacaktır.) (S. 3776), (Anayasa Mahkemesi, insan haklarını korumak ve kötü

niyetli iktidarların baskı rejimi kurmalarını önlemek bakımından pek çok

faydalar sağlayacak) (S. 3770) diyerek mahkemenin kuruluş amacını

belirtmişlerdir.

II-

Yukarıki bentte anılan hazırlık çalışmalardan anlaşılıyor ki, Anayasa'nın 151.

maddesi hükmü, Anayasa'nın 132. maddesinin 1. fıkrasındaki (Hâkimler

görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerine

göre hüküm verirler.) yollu hükümle bağlantılıdır ve baktığı dâvada her hukuk

kuralından önce Anayasa'yı uygulamakla ödevli tutulan hâkim, belli dâvada

uygulayacağı bir yasa hükmünün Anayasa hükmüyle çatıştığını gördüğünde

Anayasa'nın 151. maddesindeki açık hüküm uyarınca dâvayı durduracak ve Anayasa

Mahkemesinden karar isteyecektir ve şayet Anayasa Mahkemesi üç ay içinde karar

vermemiş bulunursa o zaman Anayasa'ya aykırılık sorununu kendisi

çözümleyecektir; başka deyimle belli dâvada hâkim tarafından Anayasa'nın

uygulanması, eğer o konuda Anayasa'yla çatışır gibi görünen bir yasa hükmü

varsa, Anayasa'ya aykırılık yönü için Anayasa Mahkemesinden karar istenmesi ve

şayet karar 3 ay içinde verilmezse, bu yönün kendisi tarafından karara

bağlanması biçiminde olacaktır

III-

Dâvaya bakmak, onu sonuçlandırmak için incelemek demektir. Yoksa her halde dâvanın esasının karara bağlamak için incelemek değildir. Görevsiz veya yetkisiz bir mahkemede dâva açılmış ise, o mahkemenin görev ve yetki yönünü incelemesi dahi, Türk Hukuk dilinde dâvaya bakmaktır. Dâvayı görmek sözü de yine o anlamda kullanılır.

IV-

Anayasa'nın 151. maddesinde Anayasa'ya aykırılık iddiasının mahkemece ciddî

görülmemiş olması halinde bu yönün temyiz merciince esas kararla birlikte

inceleneceği hükmüne dayanılarak 151. maddedeki mahkemenin esas üzerinde karar

verebilecek mahkeme olduğu sonucuna varılamaz; çünkü, Anayasa'ya bu hükmün

konulmasının nedeni, (Mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddî görmezse,

bu iddia esas-hükümle birlikte karara bağlanır) yollu yazılıştan ve hazırlık

çalışmalarındaki belgelerden (Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu gerekçesi)

(Cilt 3. S. 3787) anlaşıldığı üzere, Anayasa'ya aykırılık iddiasının reddine

ilişkin ara kararının son karar beklenmeksizin temyiz edilebilmesini ve böylece

dâvaların sürüncemede kalmasını önlemektir. Bundan dolayı, bu hüküm, sorgu

hâkimlerini Anayasa Mahkemesine başvurmak yetkisinden yoksun bırakacak biçimde

yorumlanamaz.

V-

Anayasa'mızda hâkim ve mahkeme sözleri, çoğu kez, eş anlamlı sözler olarak

kullanılmıştır; nitekim 32. maddedeki tabiî hâkim tabiî mahkeme, olağan

mahkeme; 132/3 teki mahkeme kararlan, hâkim kararları; 22/6 daki mahkeme hâkim,

geçici 9. maddenin 1. fıkrasındaki mahkeme, hâkim; 14, 15, 16, 17 ve 27.

maddelerin 2. fıkralarındaki hâkim, mahkeme; 22/4 deki hâkim tarafından,

mahkeme tarafından, 22/5 teki hâkim, mahkeme; 30/1 ve 30/4 teki hâkim, mahkeme

ve yine 30/4 teki mahkeme sözcüğü de hâkim anlamına gelmektedir. Buna göre

Anayasa'mızın 151. maddesindeki mahkeme sözcüğünün de hâkim yerine kullanıldığı

kabul edilebilir. Bu, o denli doğrudur ki maddedeki mahkeme, sözcüklerinin

yerine hâkim sözcüğü yazılmış olsaydı metnin anlamında hiç bir değişiklik

olmazdı.

Gerek Medenî yasada, gerekse öbür yasalarımızda da hâkim ve mahkeme sözlerinin eş anlamlı olarak kullanıldığı hükümler çoktur. Anayasa Mahkemeside, Anayasa'mızda ve olağan yasalarımızda ve özellikle Anayasa'nın 151. maddesinde, (Hâkim) ve (Mahkeme) sözlerinin birbiri yerine, eş anlamlı sözler olarak kullanılageldiğini kabul etmektedir. (Anayasa Mahkemesinin esas 1966/15, karar 1966/33 sayılı, 20/9/1966 günlü kararı, gerekçe II ve bu gerekçede anılan 1965/2 - 57 sayılı ve 26/ 10/1965 günlü kararı Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 4, S.189 ve 190)

VI-

Yukarıki açıklamalardan anlaşıldığı üzere Anayasa'nın 151. maddesi, defi

voliyle Anayasa'ya aykırılığın hâkim önünde ileri sürülmesini sağlamak ereğiyle

Anayasa Koyucu tarafından kabul edilmiştir. Sorgu hâkimi, esas hakkında kesin

karar verebilen bir hâkim değilse de, kişisel durumu bakımından bir adliye

hâkimi olduğu, herkesçe kabul edilmektedir. Sorgu hâkimi ancak kamu dâvasından

sonra dâvaya el atan ve ilk soruşturma yaparak dâvayı yürüten bir hâkim olduğu

için dâvaya bakan bir hâkimdir. Bu hâkime karşı gerek sanık, gerekse kişisel

davacı, her türlü iddia ve savunmada başka deyimle her türlü defi veya itirazda

bulunabilirler. Anayasa'ya aykırılık itirazı da bu savunmaların en

önemlilerindendir. Buna göre, sorgu hâkimlerine karşı baktık-lan dâva

dolayısiyle ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık itirazını, öbür itirazlar gibi

gözönünde tutmak ve itirazı ciddî görürse dâvayı durdurarak işi Anayasa

Mahkemesine ulaştırmak yetkisinin bu hâkimlere tanınması, 151. madde hükmünün

konuluş amacına uygun ve bu yetkinin tanınmaması, Anayasa'ya aykırı olur.

VII-

Defi veya itiraz yoluyla Anayasaya aykırılık iddiasını hâkime karşı ileri sürme yetkisi, Anayasa'mızda kişilere Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açma yetkisinin tanınmamış olmasına karşılık Anayasa'ya aykırı hükmün kendilerine uygulanmasına engel olmak amacıyla tanınmıştır. Sorgu hâkimi kamu dâvasının açılması sonunda dâvaya bakmakta olan bir hâkimdir; o halde, Anayasa'ya aykırılık iddiasının ona karşı da ileri sürülmesi ve onun da işi Anayasa Mahkemesine ulaştırarak karar isteyebilmesi, yurttaşın Anayasa ile korunmuş hak ve hürriyetlerinin bir an önce gerçekleştirilmesi bakımından zorunludur.

İlk

soruşturma yolu, yurttaşlar bakımından, beraatle sonuçlanabilecek dâvaların

açılarak yurttaşların herkese açık duruşmalarda sanık olarak kamuya

tanıtılmasını önleme ereğiyle konulmuştur. Yurttaşların haysiyetlerinin

korunmasını hak ve hürriyetlerine bir an önce kavuşmalarını ve adaletin gecikmeden

ortaya çıkmasını sağlama, Anayasa'nın başlıca temel ilkelerindendir. Anayasa'ya

aykırı bir hükme dayanılarak kendisine karşı ilk soruşturma açılmış olan bir

yurttaşın Anayasa'ya aykırılık savunmasını sorgu hâkiminin ciddî görmesi veya

sorgu hâkiminin dâvaya temel olan ceza hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi

durumunda dâvayı durdurarak işi Anayasa Mahkemesine göndermesi, ilk

soruşturmanın ve Anayasa'nın yurttaşların haysiyetlerini koruma ve adaleti

gecikmeden ortaya çıkarma ereklerinin gereği, çoğunluk düşüncesi ise bu

ereklere ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırı bulunmaktadır.

VIII-

Sorgu hâkimlerinin son soruşturmanın önlenmesine ilişkin kararlarının asliye hâkiminin onamasına bağlı bulunması, bu kararların hâkim kararı sayılmamasını gerektirmez; nitekim, ağır ceza mahkemelerinin ölüm cezasına, veya ölünceye dek ağır hapse ve belli bir sınırı aşan hapse ilişkin kararları da Yargıtay'ca incelenip onanmadan hiç bir hukukî sonuç doğurmazlar. Bu durum, onların hâkim kararı ve ağır ceza mahkemelerinin başkan ve üyelerinin hâkim sayılmasına hiç bir zaman engel olamaz.

Tekrarlayalım

ki bu hâkimler, bir çok kararlariyle dâvayı sonuçlandırmaktadırlar. Sorgu

hâkimlerinin yaptıkları ilk soruşturma, ceza dâvasında gerçeğe varılması için

zorunlu olduğu gibi bu hâkimler son soruşturmanın açılmasının önlenmesine,

zaman aşımı veya af dolayısiyle dâvanın ortadan kaldırılmasına karar vererek

dâvayı sonuçlandırma yetkisine de sahiptirler. Verdikleri bu türlü kararlar,

son soruşturma sonunda verilen kararlar oranında kesin hüküm değerini kazanmaz

ise de, bu kararların dâvaya son verdikleri ve belli bir ölçüde kesin hüküm

değerini taşıdıkları da, bir gerçektir; sorgu hâkimi dahi belli sonuçlara

varmak üzere işlemler yapan, yasa ve öbür hukuk kurallarını tıpkı son

soruşturma yapan hâkim gibi uygulayan ve dâvanın esasına karar verebilecek

mahkemece işin ele alınmasına engel olup dâvayı sonuçlandıran kararlar veren

bir hâkim olması dolayısiyle, onun dahi dâvanın sonuçlandırılması için

uygulayacağı usule veya esasa ilişkin hükümlerin Anayasa'ya aykırılığını

Anayasa Mahkemesine incelettirme yetkisi olmalıdır.

Öğreti

alanında, ileri sürüldüğüne göre, son soruşturma açılmaması kararları,

uyuşmazlığı dolayısiyle sonuçlandırılır, sorgu hâkimi, eylemin suç olmaması

nedeniyle talepnamenin reddine veya son soruşturmanın açılmamasına karar

verdiğinde, bu kararlar işin esasını doğrudan doğruya çözdükleri için taraflar

bakımından kesinleşince, kesin hüküm niteliğini alırlar. (Nurullah Kunter, Ceza

Muhakemesi Hukuku, İkinci Baskı, Sermet Matbaası, İstanbul 1964, No. 146/4, No.

454/1), son soruşturmanın açılmaması kararıyla kamu dâvası ortadan kalkar, bu

karar ancak "İzafi kesin hüküm" etkisi doğurur, bundan dolayı,

kararın kesinleşmesinden sonra "Dâva, ancak yeni vakıaların veya yeni

delillerin meydana çıkması halinde açılabilir" (Ceza Yargılama Usulü Ka.

204) (Faruk Erem, Ceza Usulü Hukuku Ajans-Türk Matbaası, Ankara 1964 No. 124)

Son

soruşturmanın açılmaması veya dâvanın ortadan kaldırılması gibi kamu dâvasını

sona erdiren kararları dahi verebilen bir hâkimin, açılmış dâva üzerinde bir

sonuca varabilmek amacıyla o dâvayı incelemesine soruşturma denilmekle

yetinilip dâvaya bakma denilmemesi, hukukî gerçeği olduğu gibi değerlendirmek

sayılamaz. Ceza Usulü Yasasının değişik 197. maddesindeki (Sorgu hâkimi,

maznunun muhakemesinin men'ine karar verirse bu kararında fiilî veya hukukî

sebeplerden hangisine istinad ettiğini gösterir.) hükmü, sorgu hâkiminin de son

soruşturma sonunda karar verecek olan mahkeme gibi hukuk kurallarını

uygulayacağını belirttiği gibi son soruşturmanın açılması kararında sorgu

hâkiminin suçun ne olduğunu ve uygulanması gereken kanun maddesinin hangisi

olduğunu yazması ödevi de yine onun öbür hâkimler gibi hukuk hükümlerini

uygulayacağını anlatmaktadır. Yine Ceza Usulü Yasasının değişik 204.

maddesindeki (Sorgu hâkimi muhakemenin men'ine karar verip de bu karar

kat'ileştikten sonra dâva, ancak yeni vakıaların yeni delillerin meydana

çıkması halinde tekrar açılabilir.) hükmü de sorgu hâkiminin son soruşturma

açılmaması kararı ile ceza dâvasının bittiğini, hiç bir tartışmaya yer

bırakmayacak açıklıkta, bildirmektedir. Af ve zaman aşımı yüzünden dâvanın

ortadan kaldırılması kararları dahi, kuşkusuz yeni dâvayı sona erdiren

nitelikte kararlardır. Şayet hâkimin Anayasa'ya aykırı gördüğü bir ceza hükmü

iptal edilirse onun vereceği karar dahi yine dâvayı sonuçlandıracaktır.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, son soruşturma yapan bir bakim gibi hukuk kurallarını uygulayan ve yerine göre dâvayı sona erdirecek nitelikte kararlar verebilen sorgu hâkiminin dâvaya baktığını kabul etmemek ve yalnızca son soruşturma yapan hâkimlerin dâvaya baktıkları ilkesini benimsemek, usul kanununun sözüne de, özüne de uygun değildir.

IX-

Bir an için Anayasa'nın 151. maddesindeki (Dâvaya bakan mahkeme) sözlerinin (Dâvanın

esası üzerinde karar vermek üzere dâva ya bakan mahkeme) anlamına geldiği

varsayılsa bile, Anayasa'daki bu yazılış, sorgu hâkimlerinin Anayasa

Mahkemesine başvurma yetkisinden yoksun bırakılması amacıyla benimsenmiş

sayılamaz; çünkü bir kez yukarıki bentlerde açıklanan hazırlık çalışmalarından

hiç birinde söz konusu yetkinin yalnızca dâvanın esasına hükmedebilecek

hâkimler için tanınmak istendiğini gösteren hiç bir söz yoktur; bütün hazırlık

çalışmalarında iptal dâvasının gerek davacılar, gerekse süre bakımından

sınırlandırılmış olmasından yurttaşlar için doğan sakıncayı karşılamak ve iptal

dâvası açma süresinin geçirilmiş olması yüzünden yürürlükte kalmış bulunan

Anayasa'ya aykırı hükmün yürürlükten kaldırılmasını sağlamak için yurttaşa defi

veya itiraz yolunu açmak düşüncesi ortaya atılmış ve bunun için (Dâvaya bakan

mahkeme) den söz edilmiştir. Gerçekten, yurttaşın hakkının korunmasını

istiyebileceği ve yurttaşın Anayasa'ya aykırılık iddiasını tam bir güven içinde

ileri sürebileceği resmî bir yer düşünülünce ilk hatıra gelen yer, dâvaya

bakacak olan mahkemedir ve bundan dolayı 151. maddede dâvaya bakmakta olan

mahkemeden söz edilmiş olabilir, yoksa sorgu hâkimlerini maddenin kapsamı,

dışında tutmak için hiç bir hukukî neden yoktur. 151. maddede, dâvada

uygulanacak hüküm sınırlandırmasının konulması da, bir defi veya bir itirazın,

hukuk bakımından, ancak dâvada uygulama yeri olabilecek bir hüküm için söz

konusu edilebilme sindendir; dâvada uygulama yeri olmayan bir hüküm için

Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisinin tanınması, bütün mahkemelere hem de

doksan günlük süre söz konusu edilmeden, bütün yasalar için iptali isteme

yetkisinin tanınması demek olurdu ki, 149 ve 150. maddelerde benimsenen ilkeye

aykırı düşerdi. Demek ki dâvaya bakan mahkemeden söz edilmesi, olsa olsa, dâva

ile uğrasan hâkimler için en uygun olan durumu anlatmak amacına dayanır, yoksa

dâvayı sonuçlandırmak üzere dâvanın ortadan kaldırılması veya son soruşturma

açılması kararları verebilecek olan sorgu hâkimlerini Anayasa Mahkemesine başvurmaktan

yoksun bırakmak ve böylece yurttaşa son soruşturmaya değin Anayasa'ya aykırı

bir hükmün uygulanmasına göz yummak amacına değil...

SONUÇ / HÜKÜM

sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü çoğunluk kararına karşıyız.

Üye Halit · Zarbun Üye Ziya · Önel Üye Muhittin · Gürün Üye Recai · Seçkin Üye Ziya · Önel Üye Hakkı · Ketenoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1967/31, K. 1967/34, 24 Ekim 1967 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. A)
  4. B)
  5. C)
  6. A)
  7. B)
  8. Karşı
  9. Oy Yazısı
  10. Iı-
  11. Iıı-
  12. Iv-
  13. V-
  14. Vı-
  15. Vıı-
  16. Vııı-
  17. Ix-
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1967/31
Karar No
1967/34
Tarih
24 Ekim 1967

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1967/35 K.1967/32
  • AYM Norm Denetimi E.1967/38 K.1967/35
  • AYM Norm Denetimi E.1967/14 K.1967/36
  • AYM Norm Denetimi E.1967/16 K.1967/37
  • AYM Norm Denetimi E.1967/44 K.1967/38
  • AYM Norm Denetimi E.1967/45 K.1967/39

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.