İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1968/9 K.1968/67

Karar tarihi:26/12/1968

Esas1968/9Karar1968/67Tarih26 Aralık 1968Okuma13 dk · 2.547 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
26 Aralık 1968
Esas No
1968/9
Karar No
1968/67
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.547 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

Karar tarihi:26/12/1968

Resmi Gazete tarih/sayı:10.7.1969/13245

İstemde bulunan Mahkeme : İstanbul Asliye Altıncı Hukuk Hâkimliği.

İstemin konusu : 4947 sayılı Türkiye Emlâk Kredi Bankası Kanununun Bankaca bu kanun hükümlerine göre yapılacak kovuşturma işlemlerine karşı borçlu veya üçüncü kişilerce ileri sürülecek itiraz ve açılacak dâvaların bu işlemleri durduramayacağına ilişkin bulunan 21. maddesindeki hüküm Anayasa'nın 31. 12. ve 132. maddelerine aykırı bulunduğu yolundaki iddianın ciddî olduğu kanısına varıldığından sözü edilen maddenin iptaline karar verilmesidir.

OLAY

Davacı,

üçüncü kişinin borcu için kendisine ait taşınmaz malın dâvâlı Vakıflar

Bankasına rehnedilmiş olduğunu, dâvâlı Bankanın bu taşınmaz malın paraya

çevrilmesi için kovuşturmaya geçtiğini ve taşınmaz malın satışını istediğini,

kovuşturmaya temel olan borç, ipotekli başka malların satışı sonunda ödenmiş

olduğu için son yapılan kovuşturmanın haksız olduğunu ve ipotek kaydının hukukî

dayanağının kalmadığını ileri sürerek ipotek kaydının silinmesine, satış günü

çok yakın olduğundan icra kovuşturmasının tedbir yolu ile durdurulmasına karar

verilmesini istemiştir. Mahkemece verilen ihtiyatî tedbir kararı ile kovuşturma

durdurulmuş, buna karşı dâvâlı Banka kovuşturmanın 4947 sayılı Kanuna göre

yapılmakta olduğunu, bu kanunun 21. maddesi hükmünce bu türlü kovuşturmalarda

ileri sürülecek itirazlarla açılacak dâvaların bu işlemleri durduramayacağını

ortaya atarak tedbirin kaldırılmasını istemiştir. Bu savunma karşısında davacı

vekili, 4947 sayılı Kanunun dâvâlı için bir ayrıcalık meydana getiren 21.

maddesinin, yasa önündeki eşitlik ilkesine aykırı bulunduğundan Anayasa'nın 12.

maddesine; borçlu durumunda olanların hak arama özgürlüğünü sınırlandırdığından

Anayasa'nın 132. maddesine ve mahkemelerin yargı yetkisini daralttığından

Anayasa'nın 132. maddesine aykırılığını ileri sürmüştür.

Mahkeme, şu gerekçelerle iddiayı ciddî görmüştür:

4947 sayılı Kanunun 21. maddesi, bu kanun hükümlerince yapılacak kovuşturmalara karşı dâva açıldığında tedbir kararı verilmesini yasak etmektedir. Bundan başka icra ve İflâs Kanununun 33. 71. 72. maddeleri gereğince borçluya tanınan haklar, sözü edilen 21. madde uyarınca dâvâlı Bankaya borçlu olanlara tanınmış değildir. Buna göre davacı bir takım haklarından yoksun bırakılmakta, onun hukukî durumunda ayırım gözetilmektedir.

İLK

İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26/3/1968 gününde yapılan ve Başkan İbrahim Senil Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, üye İhsan Kececioğlu, Salim Başol, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Halit Zarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları ilk inceleme toplantısında:

1- Mahkememizce daha önce verilen karar gereği bu kez dâva dilekçesinin gönderilmesi ile yerine getirilmiş olmakla işin esasının İncelenmesine Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Celâlettin Kuralmen, Avni Givda ve İhsan Ecemiş'in Asliye Mahkemesince 6219 sayılı Kanununun 4947 sayılı Kanunun 21. maddesine gönderme yapan 11. maddesinin iptalinin istenmemesi ve işbu 11. madde ele alınmadıkça 21. madde üzerinde bir inceleme yapılmasının mümkün olmaması bakımından itirazın reddi gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,

2- İtirazın 6219 sayılı Kanunun 11. maddesinin 4947 sayılı Kanunun 21. maddesine gönderme yapan hükmü ile, gönderme yapılan 21. maddeyi dahi kapsadığına 1 sayılı bentte adları yazılı üyelerin karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

Yukarıda

(olay) bölümünde açıklandığı üzere, Asliye Mahkemesindeki dâvada dâvâlı olan

Banka, Emlâk Kredi Bankası olmayıp Türkiye Vakıflar Bankasıdır. 4947 sayılı

Emlâk ve Kredi Bankası Kanununun 21. maddesinin Vakıflar Bankasının dâvâlı

olduğu bu dâvada uygulama yeri bulması, ancak 6219 sayılı Vakıflar Bankası

Kanununun "4947 sayılı Kanunun 15-26. maddelerindeki hükümler, bu banka

muamelâtında da aynen tatbik olunur" hükmünü kapsayan 11. maddesi

dolayısıyladır. Her ne kadar mahkeme, Anayasa Mahkemesine gönderme kararında

sözü edilen 11. maddeyi anmamış ise de kendisinin 4947 sayılı kanunu

uygulayabilmesi ancak sözü geçen 11. maddedeki gönderme gereğince

olabileceğinden, mahkeme kararının yazılışındaki bu eksiklik kararın anlamını

değiştirecek nitelikte görülmemiş, Asliye Mahkemesinin hem 6219 sayılı Kanunun

gönderme yapan 11. maddesinin, hem de gönderme yapılan 4947 sayılı Kanunun 21.

maddesinin Anayasa'ya aykırı oldukları yönünün incelenmesi için işi Mahkememize

gönderdiği sonucuna varılmıştır.

KONU

İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

A)

İptali istenen kanun hükümleri :

a) 4947 sayılı Kanunun 21. maddesi Bu Kanunun 15. ve 16. maddeleri hükümleri saklı olmak üzere, Bankaca bu kanun hükümlerine göre yapılacak kovuşturma işlemlerinin herhangi birine karşı olursa olsun, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılacak itirazlar ve açılacak dâvalar, bu işlemleri durdurmaz.

Borçlunun medenî durumunda hasıl olacak değişiklikler, iflâsı ve ölümü halleri, bankanın bu kanunda yazılı kovuşturma haklarına halel getirmez.

b) 6219 sayılı Kanunun 11. maddesi 4947 sayılı Kanunun 15.-26. maddelerindeki hükümler, bu banka muamelâtında da aynen tatbik olunur.

B)

4947 sayılı Kanunun 21. maddesinde saklı tutulan hükümler:

a) 4947 sayılı Kanunun 15. maddesi Bankanın ipotekle temin edilmiş olan alacaklarından ödenmesi lâzım gelen paralar vaktinde ödenmezse, borcun ödenmesi banka tarafından borçluya yazı ile tebliğ edilir. Bu yazının İcra ve İflâs Kanununun 146. maddesi hükümlerine göre yazılması lâzımdır.

İpotekli mal başka birinin ise veya mülkiyeti başka birine geçmiş ise bunlara ve gayrimenkul kirada ise kiracılara da takipten haber verilir.

Ödeme tebliğinde tebliğ tarihinden başlayarak on gün içinde icra merciine yapılacak itiraz, icra yargıçlığınca, bankadan dosyası getirtilerek yirmi gün içinde karara bağlanır ve taraflara tebliğ olunur.

b) 4947 sayılı Kanunun 16. maddesi ödeme tebliğine süresi içinde itiraz olunmadığı veya itiraz olunup da itiraz icra yargıçlığınca reddedildiği ve borç da süresi içinde ödenmediği takdirde bankanın isteği üzerine icra yargıçlığı seçeceği üç kişilik bilirkişi kuruluna gayrimenkulun kıymetini biçtirerek bankaya ve borçluya ve takipten haber verilenlere bildirir. Bu işlemlerin bankanın başvurmasından başlayarak onbeş gün içinde bitirilmesi gerektir.

C)

Dayanılan Anayasa maddeleri:

"Madde 12.- Herkes, dil, ırk, cinsiyet siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

"Madde 31.- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamaz."

"Madde 132.- Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.

Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dâva hakkında yasama meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunamaz."

ESASIN

İNCELENMESİ

Dâvanın esasına ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hükümlerle konuya ilişkin Anayasa hükümleri, bunların gerekçeleri ile bunlara ilgili yasama görüşme tutanakları incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A)

İcra ve İflâs Kanunu hükümleriyle bu dâvaya konu olan hükümlerin dayandığı ilkeler arasındaki ilişki :

Yukarıda yazılı özel hükümlerin dayandığı ilkelerle İcra ve İflâs Kanununda rehnin paraya çevrilmesi konusunda benimsenen ilkeler karşılaştırılınca genel hükümlere göre icra Memurluğunca yapılacak bir takım işlemlerin burada bankaya bırakılmış olduğu ve Yargıtay'a başvurma yetkisinin ancak ihalenin yapılmasından sonra kullanılması ilkesinin benimsendiği, taşınmaz malın ihalesi işlemine karşı icra hâkimine itiraz yolunun açık bulunduğu ve böylelikle borçlunun ve ipotekli taşınmaz mal sahibinin hukuki durumunun korunmasında hemen hemen aynı ilkelerin benimsendiği görülür.

Üyelerden İhsan Ecemiş ve Recai Seçkin durumun iyiye belirmesi için 4947 sayılı Kanundaki rehnin paraya çevrilmesine ilişkin özel hükümlerle benimsenmiş olan ilkelerin bu bendin başına yazılması gerektiğini ileri sürmüşlerse de çoğunluk, kararın yeterince açık olması için bunu gerekli görmemiştir; gerçekten özel hükümlerin incelenmesiyle bu ilkeler kolayca saptanabilecektir.

Bu nedenle İhsan Ecemiş ve Recai Seçkin kararın yazılışı bakımından çoğunluğun görüşüne katılmamışlardır.

B-

4947 sayılı Kanunun 21. maddesi hükmünün dâva konusu açısından Anayasa hükümleriyle karşılaştırılması :

Anayasa'ya aykırılığı söz konusu edilen 4947 sayılı Kanunun 21. maddesi ise, yazılışından da anlaşılacağı üzere, itiraz ileri sürülmesi ve dâva açılması bakımından herhangi bir sınırlandırmayı öngörmekte, ancak ve ancak ileri sürülecek İtirazlarla açılacak dâvaların icra kovuşturmasını durdurma sonucunu doğurmayacağını hükme bağlamakta, başka deyimle mahkemelerin bu işler için tedbir yolu ile icra kovuşturması işlemlerini ertelemelerini yasak etmektedir.

A)

Anayasa'nın 12. maddesinde benimsenen yasa önünde eşitlik ilkesinin çiğnenmiş

sayılması için, eşitliği bozar gibi görünen hükmün, herhangi bir kamu yararına

veya haklı nedene dayanması gerekmektedir. Olayda gerek 21. maddenin, gerekse

daha önceki maddelerin kabulü sırasında bildirilen gerekçelere göre, taşınmaz

mal üzerine kredi vererek yurttaşların konut ihtiyaçlarını karşılayacak olan

Emlâk Kredi Bankasının ipoteğe bağlı alacaklarını gecikmeden alması yolu ile

elde edeceği parayı başka yurttaşlara vererek onların da konut sahibi

olmalarını sağlaması ve böylece yurttaşların olabildiğince çoğunun bir an önce

konut sahibi kılınması ve bu alandaki sermaye darlığından doğacak sakıncaların

etkisinin olabildiğince daraltılması amacı güdülmüştür. Bu hükümlerin Vakıflar

Bankası için uygulanmasının gerekçesi ise, vakıf paraların aksaklığa uğramadan

işletilmesi ve özellikle ipotek karşılığı verilen paraların bir an önce geri

alınarak ihtiyaç sahibi başka yurttaşların ihtiyaçlarının giderilmesi

düşüncesidir; bunda ise gerek, yurt ekonomisinde az olan sermayeden

olabildiğince çok sayıda yurttaşın yararlanmasının sağlanması, gerekse (6219

sayılı Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununun 6. maddesi

hükümlerinden anlaşıldığı üzere) sermayenin % 75'i mazbut ve mülhak vakıfların

paralarından oluşan Bankanın, bu paraların daha çok el değiştirmesi sonucunda

ortaya çıkacak kazanç paylarının artması dolayısıyle bu vakıfların amacı olan

iyilik işlerinin daha güzel görülmesi olanağının elde edilmesi biçiminde önemli

bir kamu yararı bulunduğu görülmektedir.

Hukukî

durumu başka türlü açıklamak gerekirse denilebilir ki taşınmaz mal rehini

karşılığınca ödünç para veren Vakıflar Bankasının hukukî durumu ve bunlardan

başka taşınmaz mal rehni almış olan öbür alacaklıların hukukî durumları

karşılaştırılınca bu durumlar arasında eşitlik bulunmadığı ve bu bakımdan başka

alacaklılar yararına uygulanan hükümlerle bunlar yararına uygulanan hükümlerin

yerinde olarak değerlendirilen kamu yararına dayanılarak başka başka

olabileceği ve bu başkalığın zorunlu olarak borçluların hukukî durumlarını

etkileyeceği ve ancak her yönden eşit sayılabilecek kişiler arasında söz konusu

edilebilecek olan ve Anayasa'nın 12. maddesinde öngörülmüş bulunan yasa önünde

eşitlik ilkesinin böyle durumlarda uygulama yeri olmayacağı anlaşılmaktadır.

b) İtiraz konusu 21. madde hükmü, yazılışı bakımından genel hükümlere göre açılabilecek olan dâvalara engel olmadığı gibi özellikle İcra ve İflâs Kanununun değişik 72. maddesi gereğince açılacak geri alma dâvasına dahi engel değildir; çünkü, anılan geri alma dâvası, icra kovuşturmasının bitmesinden sonra açılabilecek bir dâva olması dolayısiyle itiraz konusu 21. maddenin kapsamı dışında katmaktadır ve anılan 21. madde ancak icra kovuşturması süresince uygulama yeri olan bir maddedir. Buna göre iptal konusu hükmün dâvaları engelleyen bir niteliği bulunmadığı için Anayasa'nın 31. maddesindeki hak arama özgürlüğüne aykırı bir yönü de yoktur.

İtiraz

konusu 21. maddede mahkemelerin ihtiyatî tedbir yolu ile kovuşturmaları

durdurması yasak edilmiş ise de bu yasağın da Anayasa'nın 31. maddesine aykırı

bir yanı yoktu; çünkü ihtiyati tedbir kararı hukukî nitelikçe bir yargı kararı

olmakla birlikte yasa koyucu kamu yararının bulunduğu ayrık durumlarda

mahkemelerden tedbir kararı istenmesini veya mahkemelerin tedbir kararı vermesini

yasaklayabilir. Burada 21. madde hükmünün yerinde takdir edilmiş olan bir kamu

yararı düşüncesine dayandığı az önceki a bendinde açıklanmış bulunmaktadır.

Bundan başka Anayasa'nın 31. maddesinde tanınmış hak arama özgürlüğü

"meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle" diye

sınırlandırılmıştır. Demek ki hukuk düzenin yasak etmediği bütün vasıta ve

yollarla hak arama söz konusu olabilir; başka deyimle hukuk düzeni kamu

yararına dayanarak belli durumlarda bir takım vasıta ve yolları hukuka aykırı

sayabilir ve böyle durumlarda artık hak arama özgürlüğü söz konusu edilemez. Az

önce belirtildiği gibi burada da kamu yararı düşüncesi ile tedbir kararı

İstenmesi ve verilmesi yasak edilmiştir. Bundan dolayı hükümde Anayasa'ya

aykırı bir yön yoktur; nitekim Mahkememizin esas 963/144 Karar 67/6 sayılı ve

14/12/1967 günlü kararının gerekçesinin 4. sayılı bendinde açıklandığı üzere

belli durumlarda ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin yasaklanması Anayasa'nın

31. maddesine aykırı görülmemiştir. "27/6/1967 günlü, 12632 sayılı Resmî

Gazete; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı 5 sayfa 47. 48"

Mahkememizin esas 64/15, karar 64/45 sayılı ve 5/6/1964 günlü kararında dahi

aynı ilke benimsenmiştir. "... 24/10/1964 günlü, 11841 sayılı Resmî

Gazete; Anayasa Mahkemesi Dergisi Sayı 2 Sayfa 134-144."

c)

Yukarıki (a), (b) bentlerinde açıklandığı üzere iptal konusu 21. madde hükmü

ila açılacak dâvaların görülmesini engelleme bakımından herhangi bir

sınırlandırma öngörülmüş değildir. Buna göre mahkemelerin uyuşmazlıkları çözmekten

ibaret olan temel yetkilerine herhangi bir dokunma söz konusu olamaz. Kaldı ki

Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkemeler Anayasa'ya

kanuna, hukuka göre hüküm vereceklerinden yasalardaki Anayasa'ya uygun

sınırlandırmalarla ilgililere bir takım hakların tanınmamış olmasından ve bunun

sonucu olarak yargı yetkisinin bir türlü tanınmayan haklar bakımından

sınırlandırılmasında Anayasa'nın 132. maddesine aykırı bir yön düşünülemez.

Demek ki Anayasa'nın 132. maddesine itiraz nedeni dahi yersizdir.

ç) Emlâk ve Kredi Bankası yararına uygulanan hükmün, Vakıflar Bankası yararına uygulanmasını sağlayan 11. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu yukarıki B bölümünde açıklandığı üzere 21. madde hükmünün Vakıflar Bankası bakımından Anayasa'ya aykırı bulunmaması karşısında sözü edilen 21. maddeye gönderme yapan 6219 sayılı Yasanın 11. maddesindeki gönderme hükmünde dahi, Anayasa'ya herhangi bir aykırılık söz konusu edilemez.

d) Yukarıda açıklanan gerçeklerle Anayasa'ya aykırılık itirazı yerinde değildir. Ve reddedilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

4947 sayılı Kanunun 21. maddesinin ve 6219 sayılı Kanunun bu hükme göndermede bulunan 11. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 26/12/1968 gününde esasta oybirliği ile gerekçenin yazılısında İhsan Ecemiş ve Recai Seçkinin karşı oylarıyle karar verildi.

Başkanvekili

Lütfi Ömerbaş

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celalettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

KARŞI

OY YAZISI

Kararın (Esasın incelenmesi) bölümünün A bendindeki gerekçenin yeterince açık olabilmesi için 4947 sayılı Yasadaki özel hükümlere ilişkin aşağıdaki açıklamaların dahi gerekçeye eklenmesini zorunlu görmekteyiz ve bu nedenle gerekçeye katılmıyoruz :

4947 sayılı Yasaya göre kovuşturma, bankaca İcra İflâs Kanununun 146. maddesi hükümlerince yazılmış bulunan bir ödeme bildiriminin borçluya ve ipotekli mal borçlunun değilse ayrıca, ipotekli malın malikine tebliğ İle başlar.

Borçlu

tebliği gününden başlıyarak 10 gün içinde icra hâkimliğine itirazda bulunursa

hâkim bankadan dosyasını getirterek bu itirazı çözümler. ödeme emrine itiraz

olunmaz veya itiraz icra hâkimliğince reddolunursa Bankanın isteği üzerine icra

hâkimi kuracağı üç kişilik bilirkişi kuruluna taşınmaz malın değerini biçtirir

ve bu değer Bankaya, borçluya ve öbür ilgililere bildirilir. Bundan sonra

taşınmaz mal başka bir işleme tâbi olmaksızın yirmi gün süre ile ve malın

bulunduğu yeri geleneklerine göre en elverişli biçimde saptanacak artırma

koşullarına göre ve açık artırma ile Bankaca satışa çıkarılır. Satışa çıkarılan

malın yasadaki belli koşullar içinde üçüncü kişiye satılması veya malı bankanın

kendi üzerine alması ya da malın bankanın isteği ile icra hâkimliğince el

konularak idare edilmek özere bankaya teslim edilmesi yoluna gidilir.

Artırma sonunda Bankaca taşınmaz malın isteklisine verilmesi veya o malı bankanın kendi üzerine alması yolunda verilecek karardan sonra satış dosyası İcra Hâkimliğine gönderilir ve ihale bankaca borçluya ve öbür ilgililere tebliğ olunur. Bu tebliğ işleminden başlıyarak on gün içinde borçlu ve öbür ilgililer satış işlemlerine karşı itiraz ederlerse bu itirazlar icra hâkimince incelenip karara bağlanır. Bankaca yapılan kovuşturma ve satış işlemleri üzerinde ve İcra Hâkimince verilen kararlara karşı icra İflâs Kanununun 363. maddesinde yazılı olan ve temyiz yolu açık bulunan konulardan dolayı Yargıtaya başvurulabilir.

İhalenin kesinleşmesi sonunda, üzerine ihale edilen kişi veya Banka adına tescilin yapılması için tapuya tezkere yazılır ve taşımaz mal yeni maliki adına tapuya tescil olunur.

Satışa ilişkin Bankaca yapılacak kovuşturma ve her türlü işlem ve tebliğler icra ve İflâs Kanunu çerçevesinde yapılır.

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Muhittin Gürün

KARŞI

OY YAZISI

Mahkemenin,

davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına vararak

iptalini istediği hüküm 4947 sayılı Türkiye Emlâk Kredi Bankası Kanununun 21.

maddesidir. Bakmakta olduğu dâva ise Türkiye Emlâk Kredi Bankasına değil,

Türkiye Vakıflar Bankasına ilişkindir. 4947 sayılı Yasanın 21. maddesinin

Türkiye Vakıflar Bankasına ilişkin bir işte uygulanabilmesine ancak 6219 sayılı

Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununun "4947 sayılı

Yasanın 15-26. maddelerindeki hükümlerin bu banka işlemlerinde de aynen

uygulanacağı" hükmünü koyan 11. maddesi imkân vermektedir. 4947 sayılı

Yasanın 21. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varılırsa Türkiye

Emlâk Kredi Bankası bakımından yürürlükte kalması zorunlu olan bu hükmün değil,

Türkiye Vakıflar Bankasının o hükmünden yararlanmasını sağlayan bağlantı

hükmünün yani 6219 sayılı Yasa'nın 11. maddesinin iptali gerekir. Oysa mahkeme

6219 sayılı Yasanın 11. maddesinin iptalini istemiş değildir.

22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 28. maddesinin birinci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle gelen işlerde istemle bağlıdır. İstemi genişletemez ve değiştiremez. 6219 sayılı Yasa'nın 11. maddesinin de itirazın kapsamı içine alınması, itiraz yoluna başvuran mahkemenin isteminin genişletilmesi demektir ve yasaya aykırıdır. Böylece esasa geçilmeden reddi gereken itirazın incelenmesine ve esas yönünden karara bağlanmasına yol açılmıştır.

1968/9 esas sayılı işte ilk inceleme sonunda verilen 26/3/1968 günlü karara bu nedenlerle karsıyım.

Üye İhsan · Ecemiş Üye Recai · Seçkin Üye Avni Givda

Anayasa Mahkemesi, E. 1968/9, K. 1968/67, 26 Aralık 1968 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. İlk
  5. İnceleme
  6. Konu
  7. İle İlgili Hükümler
  8. A)
  9. B)
  10. C)
  11. Esasın
  12. İncelenmesi
  13. A)
  14. B-
  15. A)
  16. Karşı
  17. Oy Yazısı
  18. Karşı
  19. Oy Yazısı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1968/9
Karar No
1968/67
Tarih
26 Aralık 1968

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1968/10 K.1968/66
  • AYM Norm Denetimi E.1968/67 K.1969/2
  • AYM Norm Denetimi E.1968/24 K.1969/4
  • AYM Norm Denetimi E.1968/80 K.1969/3
  • AYM Norm Denetimi E.1967/19 K.1969/6
  • AYM Norm Denetimi E.1967/13 K.1969/5

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.