İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1970/37 K.1971/29

Resmi Gazete tarih/sayı:6.8.1971/13918

Esas1970/37Karar1971/29Tarih9 Mart 1971Okuma12 dk · 2.324 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
9 Mart 1971
Esas Sayısı
1970/37
Karar Sayısı
1971/29
Karar Günü
9/3/1971
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.324 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:6.8.1971/13918

İstemde bulunan mahkeme : Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesi.

İstemin konusu : 14/8/1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun 4/5/ 1331 günlü Kanunla değişik 11. maddesindeki kişilerin dâva açma süresini altı ayla sınırlayan hükmün iptali isteminden ibarettir.

Olay : Davacı vekilince Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dâvada, müvekkilinin gerçek doğum tarihi 1316 olduğu halde, nüfus kayıtlarına yanlışlıkla 1317 olarak yazıldığından, 1317 doğum kaydının 1316 olarak düzeltilmesi istenmiş ve dâva açılmasını sınırlayan hükmün Anayasanın 12. ve 31. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dâvaya bakan mahkeme Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi görerek, Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın geri bırakılmasına karar vermiştir.

İlk inceleme :

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi gereğince yapılan ve Lûtfi Ömerbaş, Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya önel, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları 3/7/1970 günlü toplantıda, dosyada eksik bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Esasın incelenmesi :

İşin esasının incelenmesi için belli edilen günde, esasa ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı, dosyadaki kağıtlar, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun hükmü, Anayasa hükümleri, bunlarla ilgili yasama belgeleri okunduktan; itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu dâvanın niteliğine göre Sicilli Nüfus Kanununun değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri hükümlerinin yaş düzeltme konusu ile sınırlı olarak incelenmesine oybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Gerekçe :

Nüfus

sicil kayıtları, aksi ispat edilinceye kadar itibar edilmesi lâzım gelen delil

ve belgelerdendir. Kişilerin, mal, şahıs, aile ve miras haklarına ilişkin

muamele ve tasarrufları ile, kamu haklan bakımından her zaman bu kayıtlara

başvurmak ve yararlanmak durumunda bulundukları düşünülür, kamu yükümlerinin

tayin ve tespitinde tek kaynak olduğu gözönünde tutulursa, sicil kayıtlanılın

ne büyük önem taşıdığı ortaya çıkar ve başkaca açıklamayı gerektirmez. Kişisel

yararlar yanında, toplumsal ihtiyaçlara da cevap veren ve kamu düzeni ile

ilgili bulunan, bu kayıtların, olabildiğince gerçeğe uygun olarak kurulup

korunmasında zorunluk vardır. Bu nedenlerle doğan her kişinin ötekilerden ayırt

edilecek şekilde adı, sanı, doğumu vesairesi ile belli süre içinde belli formül

ve belgelere dayanılarak aile kütüğüne yazılması ve ölüm olaylarının da, aynı

şekilde işlenerek sicilin kapatılması kanun ve tüzüklerle düzenlenmiş ve

düzenin normal işleyişini sağlamak amacıyla cezai müeyyideler konulmuştur.

Diğer taraftan sicil kayıtlarında yapılacak düzeltmeler için mahkeme ilâmı

öngörülmüş ve böylece itibarlı, güvenilir bir nüfus sicili meydana getirilmesi

istenmiştir.

Bu kayıtlarda bulunabilecek az sayıdaki yanlışlıkların düzeltilmesini zaman aşımı veya hak düşürücü nitelikte bir süre ile sınırlamak için haklı bir neden düşünülemez.

Kamu adına açılacak dâvaların, kamu yarar ve düzeni ile ilgili olduğu gözönünde tutulursa, bir bakıma cezai nitelik taşıyan hak düşürücü süre ile sınırlanamıyacağı kendiliğinden ortaya çıkar.

Üçüncü kişilerin dâva hakkı ise, ne zaman doğacağı kestirilemiyecek özel hukuk ilişkilerine dayanır ve genel hükümlere göre gerçek hasım karşısında dâvaya bakılarak hükme bağlanır. Bu dâvalarda Sicilli Nüfus Kanununun 11. maddesi hükümlerinin uygulama yeri yoktur, işin Sicilli Nüfus Kanununa göre çözüleceği düşünülse bile, bir süre ile sınırlanması, kayıt sahibinin kusurlu hareket ve kayıtsız davranışlarından üçüncü kişileri sorumlu tutmak ve dâva hakkının doğumundan önce öldüğünü kabul etmek gibi bir sonuca ulaştırır ki, tutarlı bir görüş olarak benimsenemez.

Genci yazım yoluyla nüfus siciline geçirilenlerin dâva hakkına gelince; bu yazımların yukarıda değinilen normal yollarla yazılanlar gibi belli bir biçimde uymadığı, dayanaklardan yoksun bir takım beyan ve tahminlere göre düzenlendiği düşünülürse, kayıtların özellikle yaş yönünden çoğukez gerçeği yansıtmaktan uzak bulunduğu ve böyle bir durumun yaratacağı sakıncaların ise, küçümsenmiyecek kadar büyük olduğu görülür. Gerçekten geçen zaman oranında bu kayıtlara ilişkin türlü iddia ve anlaşmazlıkların çözümünde doğru yolu bulmakta hatalara düşüleceği ve hiç değilse sonuca ulaşmanın çok güç ve geç olacağı inkâr edilemez.

Kayıtların düzeltilmesi ise ön planda kayıt sahiplerinin başvurmasına bağlıdır. İnsanların çoğunlukla o zaman için yarar veya zararı bulunmadıkça harekete geçmedikleri de bir vakıa olarak bilinmektedir. O halde kayıt sahibini yanlışlığın düzeltilmesine yöneltmek için hak düşürücü bir sürenin kabulünde yarar ve zorunluluk vardır.

Görülüyor

ki kamu adına açılacak dâvalarla üçüncü kişilerin veya kayıt sahiplerinin

açacakları dâvaların kendilerine özgü oluşum koşulları, amaçları, hukukî

dayanak ve nitelikleri vardır. Onun içindir ki birbirlerine benzemezler. Öte

yandan genel nüfus yazımı yoluyla oluşturulan sicil kayıtları çoğu kez doğumdan

uzak zamanlarda belgelerden yoksun olarak, beyan ve tahminine dayanılmak

suretiyle meydana getirilmektedir. Oysa Anayasa'nın 12. maddesinde yazılı

eşitlik ilkesi, aynı koşullar içinde olan ve aynı nitelikte bulunan durumların

yasalar bakımından aynı işleme tabi tutulmasını gerektirir. Başka bir deyişle

kendilerine özgü koşulları ve nitelikleri bulunan işlerde, özelliklerine ve

ereklerine uygun değişik hükümlerin uygulanması, eşitlik ilkesinin gereğidir.

Bu nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa'nın 12. maddesinde yazılı eşitlik

ilkesini zedelediği kabul edilemez. Dâva açılması haklı nedenlerle hak düşürücü

bir süre ile sınırlandığına göre ortada dâva bulunamayacağından, Anayasa'nın

31. maddesinde yazılı meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle davacı ve

dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkında da söz edilemez ve itirazın bu

nedenlerle reddi gerekir.

Avni Givda, Celâlettin Kuralmen, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Muhittin Gürün, Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

Sonuç :

Sicilli Nüfus Kanununun değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının sınırlama kararı uyarınca incelenen ikinci ve üçüncü cümleleri hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Avni Givda, Celâlettin Kuralmen, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Muhittin Gürün ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 9/3/1971 gününde karar verildi.

Başkan

Hakkı Ketenoğlu

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Şahap Arıç

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın hak arama hürriyetine ilişkin 31. maddesine göre herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Anayasa'nın 11. maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlanabileceği ilkesi ve kanunun kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi nedenlerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamıyacağı buyruğu yer almıştır.

Nüfus

kütüğü kurulmasını, işlenmesini ve kütük hareketlerini düzenler bir yasa olan 5

Şevval 1332 -14 Ağustos 1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun değişik 11.

maddesindeki "kendi yaşını, kaydını, adını düzelttirmek isteyen kimsenin

bu konudaki iddiasının kimlik cüzdanının verilmesinden altı ay geçinceye dek

dinleneceğine, ondan sonra dinlenemiyeceğine; kimlik cüzdanının verilmesi

sırasında kayıtlara göre on sekiz yaşma girmemiş bulunanların itiraz haklarının

on sekiz yaşına girmelerinden altı ay geçinceye dek süreceğine ilişkin itiraz

konusu hükmün hak arama hürriyetini bir alanda ve bir oranda sınırladığında

kuşku yoktur. Bu hükmün Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken sınırlamanın

Anayasa'nın 11. maddesinde yazılı nedenlerden birine, başka deyimle haklı bir

nedene dayanıp dayanmadığının, dayanıyorsa bile sınırlamanın hürriyetin özüne

dokunup dokunmadığının araştırılması ve saptanması gereklidir.

Sicilli Nüfus Kanunu incelenirse bu kanunun işleyişinin on yılda bir nüfus yazımı yapılarak kayıtların yenilenmesi düzenine oturtulduğu görülür, böyle bir durumda, her on yılda bir kütükte düzeltmeler yapılması ve dâva hakkının yeniden kazanılması öngörüldüğüne göre, bu hakkın altı ayla sınırlandırılmasında, o gün için bir kamu yararı bulunduğu düşünülebilir. Ancak on yılda bir nüfus yazımı düzeni isletilememiş ve dâva hakkının sınırlandırılması haklı bir nedene dayanır olmaktan çıkmıştır.

Bu gün bu sınırlandırmada Anayasanın 11. maddesinde yazılı hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlandırılması nedenlerinden hiçbiri bulunmadığı gibi üstelik bir kamu zararından söz etmenin de yeri vardır. Çünkü "ahvali şahsiye" kayıtlarındaki aksaklıkların kaydın ilişkin bulunduğu kimse kadar toplumu da ilgilendirdiği ve etkileyeceği hattâ kimi durumlarda topluma olan etkinin daha da ağır olacağı ortadadır, Cumhuriyet savcılarının düzeltme dâvaları açmaya yetkili bulunmalarının kamu zararını önliyeceği ileri sürülebilirse de bu yetkinin ve kullanılışının sınırlı oluşundan doğacak sonuçlar gözden uzak tutulmamalıdır.

Yukarıdan

beri açıklandığı üzere 5 Şevval 1322-14 Ağustos 1330 günlü Sicilli Nüfus

Kanununun değişik 11. maddesindeki "Kendi yaşını, kaydını, adını düzelttirmek

isteyen kimsenin bu konudaki iddiasının kimlik cüzdanının verilmesinden altı ay

geçinceye dek dinleneceğine, ondan sonra dinlenemiyeceğine, kimlik cüzdanının

verilmesi sırasında kayıtlara göre on sekiz yaşına girmemiş bulunanların itiraz

haklarının on sekiz yaşına girmelerinden altı ay geçinceye dek

süreceğine." ilişkin hüküm Anayasanın 31. ve 11. maddelerine aykırıdır.

Hükmün itiraz yoluna başvuran mahkemenin uygulama durumunda bulunduğu yaş

düzeltme konusu ile sınırlı olarak iptal edilmesi gerekli iken Anayasaya aykırı

olmadığı ve itirazın reddi yolunda verilen 9/3/1971 günlü, 1970/37-1971/29

sayılı Karara bu nedenlerle karşıyım.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

I-

Türk Medeni Kanunu, ahvali şahsiyenin buna mahsus sicil kayıtları ile taayyün edeceğini 35. maddesinde, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla isbat olunacağını 29. maddesinde, resmi sicillerin doğru olmadığı ispatlanıncaya kadar münderecatı ile amel olunacağını 7. maddesinde, hâkimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicilinde düzeltme yapılamıyacağını 38. maddesinde, şahsi menfatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimsenin dâva hakkının varlığını 24. maddesinde ilke olarak açıklamıştır.

5 şevval 1332-14 Ağustos 1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun, Türk toprakları üzerinde yaşayan Türklerin medenî ahavli ile ilgilendiğinde ve bu amaçla tedvin edildiğinde kuşku yoktur. Türk Kanunu Me-deniyesinin yukarıda değinilen maddelerinde de aynı konunun düzenlenmekte olduğu açıkça görülür. Doğru bir sonuca varabilmek için her iki yasanın böyle bir düzenleme ile elde etmek istediği yaranın ne olduğunu ve bununla güttüğü amacı araştırıp ortaya koymak icabeder.

Kişinin

aile, Devlet ve alelıtlak hukukî topluluk içindeki hukukî durumu o kimsenin

medenî ahvalini teşkil eder. Bir kimsenin vatandaş olup olmadığını, rey hakkım

veya medenî hakları haiz veya onlardan yoksun yada kısıtlı bulunup

bulunmadığını, aile durumu açısından bekâr, evli, dul, boşanmış olduğunu, nesep

ve miras durumunu, isim, cinsiyet ve yaşını ve temyiz kudretini haiz olup

olmadığını belli etmesi, bundan başka askerlik veya vergi mükellefiyetleri veya

okula gitme yükümü gibi Devlet hayatında etkisi açık olan hususlara ait temel

verileri belirlenmesi bakımından medenî halin doğru bir sicille tespitinin

taşıdığı büyük önemi açıklamaya gerek yoktur. Hukuk nizamına yaptığı etkinin

büyük olması dolayısiyle bütün devletler konuya önemle eğilmişler ve şahsî

ahvalin resmî kayıtlara geçirilmek suretiyle tespiti zaruretini duymuşlardır.

Şahsi ahvalin resmi kayıtla tespiti, kişinin hukuki topluluk içinde ayakta

durabilmesini, hukuki ehliyetlerini kullanabilmesini ve haklarının güvence

altına alınmasını mümkün kılmış ve Devlete de adlî, askeri ve İdarî alanlarda

görevlerini yerine getirebilme imkânını vermiştir.

Tescil işinin taşıdığı bu önem sicilde aranacak şartlan oluşturmak tadır. O halde ahvali şahsiye (Nüfus) sicili, büyük bir titizlik içinde ve doğrulukla düzenlenmelidir; boşlukları ve hataları taşımamalı ve herkesin kişisel halini düzenli ve tam bir güvenlik içinde tespit etmelidir ve sadelik, güvenirlilik ve alenililik içinde olmalıdır.

II-

Anayasa'nın 11. maddesi şu üç temel ilkeyi açıklamaktadır. Bunlardan biricisi, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla ve Anayasa'nın sözüne ve özüne uygun bir biçimde sınırlanabileceği kuralıdır. İkinci ilkede kanunun ne gibi sebeplerle temel hak ve özgürlükleri sınırlayabileceği belirtilmiş, üçüncü ilkede bu sebepler var olsa dahi bir hakkın ve özgürlüğün özüne dokunulamıyacağı buyruğu yer almıştır.

Öyleyse

Anayasa Mahkemesi, herşeyden önce, Sicilli Nüfus Kanununun 11. maddesinde ifade

edilen ve itiraza konu teşkil eden "kendi sin ve kayıt ve ismini tashih

ettirmek isteyen şahsın bu baptaki iddiası hüviyet cüzdanının itası tarihinden

altı ay müruruna kadar mesmu olup sonra mesmu olmaz. Hüviyet cüzdanının itası

esnasında kayıtlara nazaran on sekiz yaşına dahil olmamış bulunanların hakkı

itirazı dahi on sekiz yaşına duhullerinden altı ay müruruna kadar devam eder"

hükmü ile haklar sınırlandırılırken kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni,

sosyal adalet ve millî güvenlik gibi bir sebebe dayanılıp dayanılmadığını,

başka bir deyimle hakkın sınırlandırılmasını gerekli kılan hal ve sebebin var

olup olmadığını veya varlığını devam ettirip ettiremediğini araştırmak

durumundadır.

III-

Hatalı veya yanlış şahsî ahval kaydının nüfus sicilinde yer almasının yalnız o

kimseyi ilgilendireceği yolundaki düşünce tutarsız olduğu kadar Devlet ve

toplum fikrine de aykırı düşer. Özellikle doğum tarihlerindeki yanlışlıkların

çoğu kez kişiden çok toplumu etkilediği bir gerçektir. Örneğin yanlış doğum

tarihli kişilerin seçim, askerlik ve okuma gibi mükellefiyetlerin yerine

getirilmesinde yanlış sicil kayıtlan yüzünden topluma verdikleri zararın kendi

zararlarına oranla daha büyük olduğu iddiası Türkiyenin bulunduğu koşullar

içinde yanlış sayılamaz. Kişi veya toplum açısından yarar veya zararı kesin

ölçülerle ayırma olanağı bulunmadığına ve kişiyi zarara sokan yanlış şahsî

ahvalin toplumu ve özellikle Devleti de zarara sokacağına göre, ahvali şahsiye

sicilindeki yanlışın düzeltilmesini istemek hakkının sınırlandırılmasının kamu

düzeni ve millî güvenlik gereği olduğu veya bunda kamu yararı bulunduğu iddia

edilemez. Aksine Devlet bakımından yararın sicil kayıtlarının doğru olmasında

bulunduğu rahatlıkla öne sürülebilir.

Diğer

taraftan Sicilli Nüfus Kanunu kül halinde incelendiği takdirde kanuna hâkim

olan temel görüşün (Md. 17), genel nüfus sayımına dayandırıldığı ve her on

senede bir sayım yapılması ilkesinin bütün kanunu çerçevelediği görülür. Bundan

çıkan anlam ise açıktır : Devlet her on senede yeni nüfus sayımı yaparak

kişilere yeni nüfus cüzdanları verecektir. Bu cüzdanlarda doğumları veya diğer

halleri yanlış yazılmış olanlar kanunun öngördüğü süre içinde dâva yoluna

başvuramadıkları takdirde yeni nüfus sayımına kadar başka dâva

açamıyacaklardır. Özgürlüğün bu biçimde sınırlandırılmasını kanunun kabul

edildiği tarihte haklı görmek ve bunda kamu yaran olduğunu ve hakkın özüne

dokunan bir yönü de olmadığını söylemek mümkündür. Çünkü kanun on senelik

periyodik tahrir süreleri kabul etmiş ve kişilerin süresi içinde dâva haklarını

kullanmamaları sonucu yanlış sicil kaydını sonuna kadar devam ettirmeyerek

müteakip tahrirde düzeltme ve dâva yolunu tekrar açma imkânını tanımış olmasına

göre, bu hükmün kamu düzenini bozduğu veya bunun kamuya zararlı sonuçlar

getirdiği öne sürülemez. Ancak kanunun 17. maddesinde yapılması öngörülen sayım

buyruğu yerine getirilmemiş olduğundan, itiraza konu olan hüküm, beklenen kamu

yararını sağlamak şöyle dursun, 14 Ağustos 1330 da var olan kamu yaran fikrini

bu gün ters düşmüş ve böylece kamu düzeni aleyhine dönüşmüştür.

IV-

Kamuyu ilgilendiren her nüfus kaydının düzeltilmesi için Cumhuriyet

savcılarının dâva açmaya yetkili olduklarını ve sonuç olarak savcının amme

dâvası açmak suretiyle yanlış veya hatalı kaydın düzeltilmesi imkânının

doğacağını ve zararlı halin böylece izale edileceğini düşünmek ve bu suretle

itiraza konu olan hükmün kamuya yararlı olduğunu göstermeye çalışmak mümkün

değildir. Cumhuriyet savcılarının görev alanı kanunlar tarafından çizilmiş

olduğuna göre, yasaların görev vermediği konularda savcıların dâva açmaları da

söz konusu olmaz. Kaldı ki, cumhuriyet savcılarının kamu adına dâva açma

olanağı, kişi yönünden kullanılmamak suretiyle düşen haklar bakımından değilde

belki ve çoğu kez onların dâva haklarını kullanmamaları nedeniyle

verebilecekleri zarardan toplumu korumak için tanınmıştır.

V-

Genel nüfus tahriri üzerine nüfus cüzdanı alanlarla nüfusa doğrudan doğruya tescilleri sebebiyle cüzdan verilenler arasında yaş düzeltmesi dâvaları bakımından ayrık görüşlerle itiraz konusu hükme tabi olup olmadığı yolunda değişik sonuçlara varmanın (Yargıtay'ca benimsenen içtihat gibi) aynı durumdaki kişiler arasında kanunla korunması gereken eşitliği bozucu bir netice meydana getireceğinde kuşku yoktur. Bu sonucu Anayasa'nın 12. maddesindeki ilke ile bağdaştırmak olanaksızdır.

Yukarıdan beri açıklanan düşünce ve nedenlerle itiraza konu 11. madde hükmünün Anayasa'nın 11. ve 12. maddelerine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanısı ile dâvayı reddeden çokluk görüşüne karşıyız.

Üye Avni Givda Üye Nuri · Ülgenalp Üye Muhittin · Taylan Üye Muhittin · Gürün Üye Ahmet · H.Boyacıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1970/37, K. 1971/29, 9 Mart 1971 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşıoy
  4. Yazısı
  5. H. Boyacıoğlu
  6. Karşıoy
  7. Yazısı
  8. I-
  9. Iı-
  10. Iıı-
  11. Iv-
  12. V-

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1970/37
Karar No
1971/29
Tarih
9 Mart 1971

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1970/50 K.1971/31
  • AYM Norm Denetimi E.1971/18 K.1971/32
  • AYM Norm Denetimi E.1970/57 K.1971/33
  • AYM Norm Denetimi E.1970/61 K.1971/35
  • AYM Norm Denetimi E.1971/23 K.1971/34
  • AYM Norm Denetimi E.1971/2 K.1971/36

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.