KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 1971
- Esas Sayısı
- 1971/27
- Karar Sayısı
- 1971/50
- Karar Günü
- 6/5/1971
Karar Metni
2.563 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
Resmi Gazete tarih/sayı:22.10.1971/13994
İtiraz yoluna başvuran : siyasî parti kapatılması dâvasına bakan mahkeme sıfatıyle Anayasa Mahkemesi
İtirazın konusu : 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 32. ve 13/7/1965 günlü, 648 sayılı siyasî Partiler Kanunun 108. inci maddelerinde yer alan ve siyasî partilerin kapatılması dâvalarının Anayasa Mahkemesinde duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan hükümler Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı görülerek itiraz konusu edilmiştir.
I. Olay :
Millî
Nizam Partisinin kapatılması hakkındaki 1971/1 esas sayılı dâvaya bakmakta olan
Anayasa Mahkemesi, 28/4/1971 günlü duruşmada, dâvada uygulama durumunda
bulunduğu 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri hakkındaki Kanunun 32. ve 13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler
Kanununun 108. maddelerinde yer alan ve siyasî partilerin kapatılması
dâvalarının Anayasa Mahkemesinde duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan
hükümleri Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı gördüğünden her
şeyden önce bekletici sorun olarak bu konuda Anayasa'nın 151. maddesi ve 44
sayılı Kanunun 20. maddesinin 2 sayılı bendi uyarınca bir karar verilmek üzere
dâvanın geri bırakılmasını kararlaştırmıştır.
II. Yasa metinleri :
l- İtiraz konusu hükümler :
İtiraz konusu hükümleri de kapsayan 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 32. ve 13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 108. maddeleri şöyledir :
a) 44 sayılı Kanunun 32. maddesi :
Madde 32- Bu kanunun 20. maddesinin dördüncü bendi gereğince, siyasî partilerin kapatılması hakkında açılan dâvalarda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uygulanır.
Bu dâvalara duruşmalı olarak ve Cumhuriyet Başsavcısının huzuru ile bakılır.
35. madde hükümleri bu dâvalarda da uygulanır."
b) 648 sayılı Kanunun 108. maddesi :
"Madde 108- Siyasî partiler aleyhine kapatma dâvaları Anayasa Mahkemesinde görülür.
Bu dâvalarda savcılık görevi, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yerine getirilir. 22 Nisan 1962 tarihli ve 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkında Kanunun 35. maddesi bu halde de uygulanır.
Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamesine esas teşkil edecek olay ve fiillerin araştırılması ve soruşturulmasında ve dâvanın açılması ve yürütülmesinde, Cumhuriyet savcılarına ve sorgu hâkimlerine tanırdan bütün yetkilere sahiptir. Ancak, Anayasa ve kanunların sadece hâkimler tarafından kullanılabileceğini belirttiği yetkiler bunun dışındadır.
Dâva, Anayasa Mahkemesinde duruşmalı olarak görülür. Bu konuda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun son tahkikatla ilgili hükümleri uygulanır.
Cumhuriyet Başsavcısı soruşturmayı kendisi veya yardımcıları eliyle yürütür.
Anayasa Mahkemesince verilen kapatma kararları kesindir."
2- Konu ile ilgili hükümler :
44 sayılı Kanunun 20. maddesinin konu ile ilgili 2 sayılı bendi hükümleri şöyledir :
"Madde 20- Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri aşağıda gösterilmiştir :
........................
2. Anayasa'nın 151. maddesi gereğince, mahkemelerce kendisine intikal ettirilen işleri ve Yüce Divan sıfatiyle çalışırken veya bu kanunun 32. maddesi gereğince bakacağı dâvalarda Anayasa'nın aynı maddesi gereğince meselei müstehire olarak bakması gereken işleri karara bağlamak;
................................."
3- Dayanak olarak ileri sürülen veya konu ile ilgili bulunan Anayasa hükümleri :
a) İtiraz konusu hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki mahkeme görüşünü desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa'nın 148. maddesi aşağıdadır :
"Madde 148- Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla; Mahkemenin çalışma tarzı ve üyeleri arasındaki işbölümü kendi yapacağı içtüzükle düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatiyle baktığı dâvalar dışındaki işleri, dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde, sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri çağırır."
b) Anayasa'nın 57. maddesinin konu ile ilgili son fıkrası hükmü aşağıdadır:
"Madde 57- .........
.......................................
Siyasî partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara Anayasa Mahkemesinde bakılır ve kapatma kararı ancak bu mahkemece verilir."
III. Esasın incelenmesine karar verilmesi :
Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'dan kurulu olarak 28/4/1971 gününde toplanan Anayasa Mahkemesi;
1971/1 esas saydı dâvanın 28/4/1971 günlü duruşmasında 44 sayılı Kanunun 32. ve 648 sayılı Kanun 108. maddelerinde yer alan ve siyasî partilerin kapatılması dâvalarına duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan hükümlerin Anayasa'ya aykırı görüldüğü yolunda verilen karar üzerine ortaya çıkan bekletici sorunun incelenebilmesi için işin 28/4/1971 gündemine alınmasını oybirliğiyle kararlaştırdıktan sonra işin esasının incelenmesine ve içtüzükte yazılı süreler uyulmaksızın Başkanlıkça belirtilecek günde görüşmenin yapılmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
IV. Esasın incelenmesi :
İtirazın esasına ilişkin rapor; Anayasa'ya aykırılğı ileri sürülen hükümler, Anayasa'ya aykırılık görüşüne dayanaklılık eden Anayasa maddesi bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l- İtiraz konusu hühkümlerin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Anayasa'nın 147. maddesi Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini şöyle sıralamaktadır :
A)
Kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek.
B)
Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Yüksek Hâkimler Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Cumhuriyet Başsavcısını, Başkansözcüsünü, Askerî Yargıtay Başsavcısını ve kendi üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatiyle yargılamak.
C)
Anayasa ile verilen diğer görevleri yerine getirmek.
Anayasa Mahkemesine Anayasa ile verilen öteki görevler de şöyle özetlenebilir :
a) Siyasî partilerin gelir kaynaklarını ve giderlerini denetlemek (Madde 57).
b) Siyasî partilerin kapatılması hakkındaki dâvaları bakmak (Madde 19,57).
c) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ve üyeliğin düştüğüne Meclislerce karar verilmesi hallerinde iptal istemiyle yapılacak başvurmaları karara bağlamak (Madde 81).
Bu görev ve yetkilere karşılık Anayasa Mahkemesinin yargılama ve çalışma düzeni genel kapsamlı olarak tek maddede, yani 148. madde ile hükme bağlanmış; yalnızca "Siyasî partilerin Anayasa Mahkemesine ne suretle hesap vereceklerinin ve bu mahkemece malî denetimlerinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği" yolunda bir hükme 57. maddede yer verilerek bu iş 148. madde kapsamı dışında bırakılmıştır.
148.
maddenin birinci fıkrası temel ilkeyi şöyle koymaktadır : Anayasa Mahkemesinin
yargılama usulleri kanunla, çalışma tarzı kendi yapacağı içtüzükle düzenlenir.
Ancak Anayasa Koyucu, yargılama düzeninin saptanmasında kanun yapıcıya tam bir
takdir hakkı bırakmamış; hangi işlerin dosya üzerinde inceleme yoluyla yani
duruşmasız yapılacağına ilişkin kuralı ikinci fıkra ile bizzat kendisi hükme
bağlamıştır. Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasının açık ve kesin
hükmüne göre Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatiyle baktığı dâvalar dışındaki işleri
dosya üzerinde inceler duruşma yapamaz. Yine Anayasa Koyucu Yüce Divan olarak
bakılan dâvalar dışında duruşmaya cevaz verilmemesi karşısında kanun yapıcının
sözlü açıklamaların dinlenmesi yolunun açılıp açılamayacağında duraksamaya
düşebileceğini gözönünde bulundurarak burada bir temelyasa bakımından ayrıntı
sayılabilecek olan bu konuya kadar inmiş ve aynı ikinci fıkrada "ancak,
(Anayasa Mahkemesi) gerekli gördüğü hallerde, sözlü açıklamalarım dinlemek
üzere ilgilileri çağırır." hükmüne yer vermiştir.
Demek ki Anayasa Mahkemesinin görev ve yetki alanına giren ve Yüce Divan sıfatiyle bakılacak olanlar dışında kalan bütün işler ve bu arada siyasî parti kapatılması dâvaları ancak dosya üzerinde incelenebilecek ve gerektiğinde sözlü açıklamaları dinlemek üzere ilgililer çağırılacaktır.
Anayasa'nın
148. maddesinin yukarıda açıklanan ikinci fıkrası hükmü karşısında siyasî
partilerin kapatılması dâvalarının bu hükmün dışında kaldığını savunmak için
bir anayasal kanıtın ileri sürülmesine olanak yoktur. 57. maddenin son
fıkrasındaki "Siyasî partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara Anayasa
Mahkemesinde bakılır" hükmünde yer alan "dâvaya bakma"
deyiminden yararlanılarak böyle bir iddiayı destekleyebilecek bir yoruma
gidilmesi düşünülemez. Çünkü Anayasa'nın 149. maddesinde de "iptal
dâvası" nın sözü edilmekte; "Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya
iptal dâvası açabilecekler" açıklanmakta; 150. maddede yine "Anayasa
Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal dâvası açma hakkı" nın hangi süreden
sonra düşeceği belirlenmektedir. Bir mahkemenin kendisine açılan "dâvaya
bakması" veya "dâvayı görmesi" Türk diline uygun bir deyiş
biçimidir. İptal dâvalarına ise Anayasa'nın 148. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı
Kanunun 29. maddeleri gereğince dosya üzerinde inceleme yoluyla bakılması
gerektiği ve bakılmakta olduğu tartışılmasına yer olmayan bir vakıadır.
Demek ki "dâvaya bakma" deyiminden partilerin kapatılması dâvalarının 148. maddenin ikinci fıkrası hükmünün dışında kaldığı yolunda bir sonuca varmaya olanak yoktur. Öte yandan 57. maddenin üçüncü fıkrasında nasıl ki partilerin Anayasa Mahkemesine ne suretle hesap vereceklerinin ve bu Mahkemece malî denetimlerinin nasıl yapılacağının kanunla düzenlenmesi hakkında bir hükme yer verilmişse Anayasa Koyucunun, parti kapatılması dâvalarını 148. madde kapsamı dışında bırakmayı istemesi halinde, ereğini aynı maddede buna benzer bir hükümle açıklaması tabii idi.
Duruşmalı
düzenin daha güçlü bir teminat getireceği ve derneklerin kapatılması
dâvalarında bile duruşma yolu uygulanırken derneklerin kat kat üstünde önemi
olan siyasî partilerin kapatılmasında dosya üzerinde inceleme yapılmasının
tutarsız kalacağı yolunda ileri sürülecek bir iddianın da temelsizliği
ortadadır. Çünkü Anayasa Koyucu Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisine giren
işler yönünden asıl teminatı bu Mahkemenin kendine özgü kuruluşunda ve
bünyesinde görmüş ve düzenlemesini o görüşe göre yapmıştır. Anayasa Mahkemesi,
Anayasayı değiştiren bir kanuna ilişkin iptal dâvasını bile "dosya
üzerinde inceleme ve ilgililerin sözlü açıklamalarının dinlenmesi" yoliyle
karara bağlayabilirken ve burada teminat kaygısı duyulmazken bir parti
kapatılması dâvası dolayısiyle teminattan söz edilmesinin yeri yoktur. Kaldı ki
Anayasa'nın 148, maddesinin son fıkrasının açık hükmü karşısında duruşman düzenin
üstünlüğüne ilişkin iddia inceleme konusu hükmü Anayasa'yauygunluğunu savunmayı
değil ancak Anayasa'da bir değişiklik dileğini ifade edebilir.
Özetlemek geerkirse : 44 sayılı Kanunun 32. ve 648 sayılı Kanunun 108. maddelerinde yer alan ve siyasî partilerin kapatılması dâvalarına Anayasa Mahkemesinde duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan hükümler Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır; iptal edilmelidir.
Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Halit Zarbun, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
2- 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin uygulanması :
44 sayılı Kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve siyasî partilerin kapatılması dâvalarına duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan hükmün iptali öngörüldüğüne göre aynı fıkradaki "dâvalara Cumhuriyet Başsavcısının huzuru ile bakılacağı" na ilişkin hüküm de uygulanamayacak duruma gelmektedir.
44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir kanunun belirli bir madde veya hükmünün Anayasa'ya aykırılık dolayısiyle iptali o kanunun kimi hükümlerinin veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa Anayasa Mahkemesi, durumu gerekçesinde belirterek, kanunun söz konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline de karar verebilir.
Öngörülen iptal dolayisiyle artık uygulanamaz duruma gelen 44 sayılı Kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrasındaki Cumhuriyet Başsavcısına ilişkin hükmün de 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptaline gidilmesi gereklidir.
Sonuç :
1- 22/4/1962 günlü 44 sayılı Kanunun 32. ve 13/7/1965 günlü, 648 sayılı Kanunun 108. maddelerinde yer alan ve siyasi partilerin kapatılması dâvalarının duruşmalı olarak görülmesine ilişkin bulunan hükümlerin Anayasa'nın 148. maddesinin son fıkrasına aykırı olduğuna ve iptaline Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Halit Zarbun, Lütfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
2- İptal kararına göre artık uygulanamayacak duruma gelen 44 sayılı Kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrasındaki "dâvalara Cumhuriyet Başsavcısının huzuru ile bakılacağı" na ilişkin hükmün de aynı kanunun 28. maddesinin son fıkrası uyarınca iptaline oybirliğiyle,
Anayasa'nın 147., 151. ve 152. maddeleri ve 44 sayılı Kanunun 20. maddesinin 2 sayılı bendi gereğince 6/5/1971 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Kani Vrana
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY
YAZISI
22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Yasanın 32. ve 13/7/1965 günlü ve 648 sayılı Yasanın 108. maddelerinde yer alan ve Siyasi Partilerin kapatılması dâvalarının Anayasa Mahkemesinde duruşmalı olarak bakılmasına ilişkin bulunan hükümlerinin, Anayasa'nın 148. maddesinin yalnız sözü nazara alınarak ve "iş" kavramının "dâva" kavramını da içine aldığı varsayımından hareket olunarak yapılan bir incelemede bu maddeye aykırı düşüğü sonucuna varılabilir. Meselenin kökenine ve özüne inilerek yapılan araştırmalar, ilk nazarda göze çarpan bu görüntünün yanıltıcı olduğunu ve yasaların bu konudaki hükümlerinin Anayasa ile uyuntulu bulunduğunu ortaya koymaktadır.
l- Anayasa'nın 148. maddesinin son fıkrasında "Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyle baktığı dâvalar dışındaki işleri, dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde, sözlü açıklamalarım dinlemek üzere ilgilileri çağırır" ilkesi yer almıştır.
Çoğunluk, açık, mutlak ve kesin olarak nitelediği bu hükme göre, Anayasa Mahkemesinin, Yüce Divan sıfatiyle baktığı dâva dışındaki bütün işleri dosya üzerinde inceleyeceği, gerekli görülen hallerde sözü açıklamalarını dinlemek üzere ilgililerin çağrılacağı esas fikrini benimsemiştir.
Bu fıkrada kullanılan "iş" deyiminin geniş veya dar kapsamlı mı olduğunun, iş kavramının kapsamı içine siyasi partilerin kapatılması dâvalarının girip girmediğinin ve bu fıkra hükmünün neyi anlatmak istediğinin araştırılarak saptanması gerekir.
Anayasa'nın 147. maddesi dışında kalan ve Anayasa Mahkemesine görev yükleyen hükümleri incelendiğinde bu görevlerin :
a) Siyasi partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara bakmak,
(Madde 57)
b) Siyasi partilerin gelir kaynaklarını ve giderlerini denetlemek,
(madde 57)
c) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya üyeliğin düştüğüne meclislerce karar verilmesi hallerinde, Anayasaya veya içtüzük hükümlerine aykırılığı iddiasiyle iptalleri için yapılacak başvurmaları karara bağlamak, (Madde 81)
d) Danıştay Başkan ve üyeleriyle Başkamın sözcüsünü seçmek,
(Madde 140)
e) Uyuşmazlık Mahkemesine başkanlık edecek üyeyi seçmek,
(Madde 142)
den ibaret olduğu görülür.
Bu görevlerin nitelikleri ve hele sözlü açıklama ile varılmak istenilen amaç gözönüne alındıkta, "iş" kavramının geniş kapsamlı değil, bunun tamamen tersine dar kapsamlı olarak ve 44 sayılı Yasanın 29. maddesinde belirtildiği biçimde kullanıldığı anlaşılır. Gerçekten 29. madde "Anayasa Mahkemesi, 20. maddenin l-, 2 ve 6. bentlerinde bahis konusu işlere, dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle bakar; gerekli gördüğü hallerde, sözlü açıklamalarını dinlemek üzere, ilgilileri çağırır.
Cumhurbaşkanının çağrılmasına lüzum görülen hallerde, ayrıca vekâletname aranmaksızın tensip edeceği şahıstan gereken izahat alınır.
20. maddenin 5 inci bendinde bahis konusu olan denetimin hangi usule göre yapılacağı, özel kanunla gösterilir" hükmünü koymakla, işin mahiyeti ve bünyesi yönünden elverişli olanların incelemesinin dosya üzerinde yapılacağım başka kanıt göstermeyi gerektiremeyecek bir biçimde saptamıştır.
148. maddede kullanılan "iş" kavramının siyasî partilerin kapatmaları hakkındaki dâvayı da içine alıp almadığı konusuna gelince :
Anayasa'nın
148. maddesinde "baktığı dâvalar", 57. maddesinde "Siyasî
partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara Anayasa Mahkemesinde bakılır"
151. maddesinde "bir dâvaya bakmakta olan mahkeme" terimleri
kullanılmış 147. maddenin 2. fıkrasında "yargılar", aynı maddenin son
fıkrasında da "yargılamasında" kavramlarına yer verilmiştir.
Anayasa'da kullanılan bu terimlerdeki anlam birliği ve içeriklerindeki
benzerlik, Anayasa'nın, Yüce Divan sıfatiyle yapılan yargılamayı ve siyasî
partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara bakılmasını diğer işlerden ayrı
tuttuğunu açıklayıcı niteliktedir, işin ters açıdan düşünülmesi, 44 sayılı
Yasanın 20. maddesinin 2 numaralı bendini ve hele Anayasa Mahkemesinin bu
dâvada bu bent hükmüne dayanarak 151. madde uyarınca Anayasa'ya aykırılık
sorununu bekletici mesele yaparak işi karara bağlamasını izah edilemez hale
getirir.
Anayasa'nın
148, maddesindeki "Dâvalar dışındaki işler" kapsamını 44 sayılı
Yasanın 29. maddesinde yazılı olanların teşkil ettiği ve bu kapsama siyasî
partilerin kapatılması hakkındaki dâvaların girmediği böylece saptanınca bu tür
dâvalar hakkında da Yüce Divan sıfatiyle yapılan yargılamalara ait usullerin
uygulanması gerekir. Önemli olan husus Yüce Divan Sıfatiyle bakılan dâvaların
dosya üzerinde incelenemiyeceğinin Anayasa'ca saptanmış olmasıdır. Bir kısım
dâvalarda güvence olarak getirilen Anayasa hükümlerinin, benzeri dâvalara da
uygulanmak istenmesinin Kanunu Anayasa'ya aykırı bir biçime dönüştürdüğünü
düşünmek bir tarafa, o kanunun teminat ilkesini daha da şümullü hale getirerek
Anayasa'ya uygunluğu pekinleştirdiği ileri sürülebilir. Varılan bu sonuç ise Anayasa
Mahkemesinde yapılan yargılamaların, diğer deyimle Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanununa göre muhakeme yapılarak hüküm tesis etme işlemlerinin dosya üzerinde
inceleme suretiyle olamıyacağını ortaya koyar.
2-
Anayasa'nın 56. maddesi, siyasî partileri, ister iktidarda ister muhalefette
olsunlar, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu açıklamış ve
57. maddesi de bu kuruluşlar için derneklerden ayrı ve özel biçimde güvence
hükümleri getirmiştir. Sözü edilen maddenin gerekçesinde "Siyasî partiler
gibi, Devlet hayatında büyük rolü ve önemi olan teşekküllerin, herhangi bir
dernekle aynı hükme tabi olması, ne ihtiyaçlara ve ne de hukuk esaslarına uygun
düşer...... Siyasî partilerin bir sulh mahkemesi tarafından değil, Devlet
hayatında en önemli kararları vermeye yetkili en yüksek mahkeme tarafından
kapatılabilmesi onların arz ettiği önemin tabiî neticesidir"
denilmektedir. (Kâzım Öztürk, T. C. Anayasası Cilt 2 Sahife 2180)
Devlet
hayatında büyük ve önemli yeri ve rolü bulunan siyasî partilerin kapatılmaları
hakkındaki dâvaların Anayasa Mahkemesinde görülmesi başlı başına önemli bir
güvence teşkil etmekle beraber, bu mahkemede uygulanan usul hükümlerinin ya bu
güvenceyi pekiştireceğinde ya da zaafa uğratacağında kuşku edilemez. Diğer
taraftan bir siyasî partinin kapatılması dâvasının görülmesinde güvence
yönünden en büyük etkiyi yargılamanın açıklık içinde yapılması teşkil eder.
Mevzuatımıza göre aleniyet anacak duruşma yapılarak sağlanabilir. Büyük
vatandaş grubunu bünyesinde toplayabildi ve Devlet hayalında önemli yeri olan
siyasî partilerin yargılanmalarının milletin gözönünde cereyan etmesinde
teminattan da ötede yararlar vardır. Anayasa'nın, 147. maddesinde saydığı
kişilerin yargılamalarında 148. maddenin 2. fıkrasının sağladığı güvenceyi siyasî
partilerin yargılanmalarında onlardan esirgediği düşünülemez. Çünkü tam bir
inanca ve güvenceyi mahkemenin Kurulma tarzı ile uygulanacak usul hükümleri
birlikte sağlarlar.
Sonuç olarak siyasî partilerin kapatılmaları hakkındaki dâvaların duruşmalı olarak görüleceği yolundaki 44 sayılı Kanunun 32. ve 648 sayılı Kanunun 108. maddelerinin itiraza konu edilen hükümlerinin Anayasa'nın 148. maddesine uygun bulunduğu ve bu sebeple itirazın reddi gerektiği kanısı ile çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
Yukarıda karşıoy yazısına katılıyoruz.
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
Üye Lütfi · Ömerbaş Üye Nuri · Ülgenalp
Anayasa Mahkemesi, E. 1971/27, K. 1971/50, 6 Mayıs 1971 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası