KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 1972
- Esas Sayısı
- 1972/28
- Karar Sayısı
- 1972/53
- Karar Günü
- 17.10.1972
- İtiraz yoluna başvuran mahkeme
- Isparta
Karar Metni
1.168 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Sulh Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU
6831 sayılı Orman Kanununa bir madde eklenmesine dair 19.7.1971 günlü, 1444 sayılı Kanunun Anayasanın 131. maddesine ve eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu yolundaki müdahil avukatının iddiasının ciddî olduğu kanısına varan mahkeme Anayasanın değişik 151. maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I. OLAY
Sanık hakkında Isparta Cumhuriyet Savcılığınca 6831 sayılı Orman
Kanununun 93. maddesinin ikinci fıkrasına göre cezalandırılması istemiyle ve
19.3.1970 günlü, 1970/230-124 sayılı iddianame ile açılan ve Isparta Sulh Ceza
Mahkemesinin 1970/245 esas sayısını alan kamu davasında müdahil Isparta Orman
İşletmesi avukatı, Orman Kanunu kapsamına giren suçlar dolayısiyle Orman
İdaresince müdahil sıfatiyle ve avukat eliyle takip edilen davalarda idare
lehine takdir edilecek maktu vekâlet ücretini o yer avukatlık ücret tarifesinde
yazılı asgarî ücretin onda birine indiren 19.7.1971 günlü, 1444 sayılı Kanunun
Anayasanın 131. maddesine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüş;
mahkeme iddiayı ciddî görerek 23.9.1971 günlü duruşmada Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına karar vermiştir.
II. İTİRAZA İLİŞKİN GEREKÇELER
1- Anayasa aykırılık iddiasında bulunan müdahil vekilinin gerekçesi özeti:
a) 1444 sayılı Kanun Anayasanın 131. maddesine aykırıdır. Bu maddede ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemiyeceği yazılıdır. Orman davalarından doğan vekâlet ücretinin onda bire indirilmesi ise suça teşvik niteliğini taşımaktadır. Çünkü daha önce vekâlet ücretinin fazla oluşu orman suçlularını düşündürmekte idi. Şimdi bu çekinme nedeni de ortadan kalkmıştır.
b) Sulh ceza mahkemesinde bir davaya giren avukat, ücret tarifesindeki maktu vekâlet ücretinin tümüne hak kazanırken orman avukatının, o mahkemedeki belki de daha çok olan emeğinin aynı maktu ücretin onda biri ile değerlendirilmesi Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır.
2- Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî gören mahkemenin gerekçesi özeti:
Mahkemece müdahil vekilinin gerekçesi benimsenmiş ve bunu ayrıca 250-300 lira vekâlet ücretinin orman suçlarını azalttığı hiç değilse artmasını engellediği görüşü eklenmiştir.
III- YASA METİNLERİ
1- İtiraz konusu Kanun:
Anayasaya aykırılığı ileri sürülen 19.7.1971 günlü, 1444 sayılı Kanun (Beşinci Tertip Düstur -Cilt 10-Üçüncü Kitap, Sayfa: 2962 deki metne göre) şöyledir:
“Madde 1- 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki madde eklenmiştir:
Ek Madde 1- Bu kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı açılmış olup, Orman İdaresince müdahil sıfatiyle ve avukat marifetiyle takibedilen ceza davalarında idare lehine takdir edilecek maktu vekâlet ücreti, davanın görüldüğü mahkemeye göre avukatlık ücret tarifesinde yazılı asgarî ücret miktarının onda biridir.
Madde 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 3- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.”
2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa kuralları:
1444 sayılı Kanunun Anayasaya aykırı olduğu yolundaki iddia ve itirazı desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa kuralları şunlardır:
“Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.”
“Madde 131- (17.4.1970 günlü, 1255 sayılı Yasa ile değişik)- Üçüncü fıkra:
………………….
…………………..
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.”
IV. İLK İNCELEME
7.12.1971 gününde yapılan ilk inceleme sonunda “Anayasaya aykırılık iddiası üzerinden sanığın savunmasının alınmadığı görüldüğünden 44 sayılı Kanunun 27. maddebinin 2 sayılı bendi hükmüne göre bu eksiklik tamamlanmak üzere dosyanın geri çevrilmesine oybirliği ve 1971/51-78 sayı ile karar verilmiştir.
İşin yeniden Anayasa Mahkemesine gelmesi üzerine İçtüzüğün 15. maddesi uyarınca 6.6.1972 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Ziya Önel, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H.Boyacıoğlu’nun katılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında Isparta Sulh Ceza Mahkemesinin 16.5.1972 günlü, 1970/245 sayılı yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlara göre dosyadaki eksikliğin tamamlandığı anlaşıldığından Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uygun düştüğü görülen işin esasının incelenmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır.
V. ESASIN İNCELENMESİ
İtirazın esasına ilişkin rapor, mahkemenin 16.5.1972 günlü, 970/245 sayılı yazısına bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen Kanun, aykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa kuralları; bunlarla ilgili gerekçeler ve Yasama Meclisleri tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Orman suçlarından ceza giyenlere yükletilen vekâlet ücretini ceza
veya cezanın bir bölümü saymak yersiz ve olanaksızdır. Vekâlet ücreti,
miktarına ve ilgilinin varlık derecesine göre hükümlü üzerinde ceza kadar,
belki de ondan çok etki gösterebilir; ancak bu nedenle vekâlet ücretinin ceza
niteliğinde olduğu savunulamaz. 6831 sayılı Orman Kanununda yazılı cezaların
hafifliğini, ormanların korunmasına ve geliştirilmesine bu cezaların
yetmediğini ileri sürmek olanak içindedir. Böyle bir iddia belki haklı da
görülebilir ve cezaların ağırlaştırılmasına gidilir. Ancak hafif olduğu kabul
edilen cezaları kanunda olduğu gibi bırakmak ve bunların etkilerini başka yollardan
desteklemeye ve ağırlaştırmağa gitmek ceza hukuku ve ceza siyaseti yönünden
uygun bir yol sayılamaz.
Öte yandan tarifelerle genel olarak saptanmış maktu vekâlet ücretlerinin orman ceza davalarının özellikleri göz önünde tutulmadığı için uygulamalarda dava sonuçlariyle uyuşamadığı da bir gerçektir.
1444 sayılı Kanunun kapsam ve ereği, işte bu aksaklığı düzelterek
orman suçlarından dolayı verilecek cezalar ile idare lehine hükme bağlanacak
vekâlet ücretleri arasında daha usa yatkın, adaletli ve ülke gerçeklerine uygun
bir denge sağlamaktan ibarettir. İtiraz konusu Kanunu ormanlara zarar
verebilecek faaliyet ve eylemlere müsaade edilmesi veya orman suçu işleyenlerin
imtiyazlı bir zümre durumuna getirilmeleri biçiminde manalandırmak kanunun
apaçık olan kapsamı ve ereğini aşacak, yanıltıcı ve zorlama bir yorum olur.
Orman ceza davalarında idare lehine hükme bağlanacak vekâlet ücreti düzeninin
1444 sayılı Kanunla değiştirilmesinin orman suçlarının artmasına ve ormanların
tahribine yol açacağı gibi bir iddia, Kanunun uzunca bir uygulama süresi
geçirip bundan önceki ve sonraki dönemlerin suç durumu birbiriyle titizce
kıyaslanarak iddiayı destekleyecek veriler elde edilmedikçe bir varsayımdan,
hattâ bir önyargıdan ileri geçemez.
Görülüyor ki itiraz ve inceleme konusu 1444 sayılı Kanunun Anayasanın değişik 131. maddesinde yer alan ve ormanlara zarar verebilecek faaliyet ve eylemlere müsaade edilmesini yasaklayan kurala aykırılığı, hattâ bu kuralla ilişkisi yoktur.
Eşitlik ilkesine gelince: Anayasanın 12. maddesi, kanun önünde
dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı
gözetilmesini yasaklamıştır. Bunların dışında kanun önünde eşitlik ancak kanunî
şart ve niteliklere uyarlık halinde ve o oranda söz konusu olabilir. Orman
İdaresi avukatları belirli koşullara göre çalıştırılan bir topluluktur.
Bunların bu topluluk dışındaki avukatlarla vekâlet ücreti yönünden ve kanun
önünde eşitlik ilkesi açısından kıyaslandırılmaları düşünülemez. Kaldı ki orman
davalarında vekâlet ücreti Orman İdaresi lehine hükmedilir ve idareye ödenir.
Öte yandan 1444 sayılı Kanun Orman Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı
açılmış olup Orman İdaresince müdahil sıfatiyle ve avukat eliyle takip edilen
ceza davalarının sonuçlarının tümünü vekâlet ücreti konusunda aynı esaslara
bağlı tutmaktadır. 1444 sayılı Kanun kapsamı içinde olanlar ile dışında
kalanlar arasında bir kıyaslama yönü bulmağa bu bakımdan da olanak yoktur.
Özetlenecek olursa: 1444 sayılı Kanun Anayasanın 12. ve değişik 131. maddelerindeki kurallara veya başka anayasal ilkelere aykırı değildir; itirazın reddi gerekir.
Muhittin Taylan, Avni Givda, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kâni Vrana ve Şevket Müftügil bu görüşe katılmamışlardır.
TAYLAN
Başkanvekili
Avni GİVDA
Üye
Fazıl ULUOCAK
Üye
Sait KOÇAK
Üye
Nuri ÜLGENALP
Üye
Şahap ARIÇ
Üye
İhsan ECEMİŞ
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Ziya ÖNEL
Üye
Kâni VRANA
Üye
Muhittin GÜRÜN
Üye
Lûtfi ÖMERBAŞ
Üye
Şevket
MÜFTÜGİL
Üye Ahmet H.BOYACIOĞLU
Anayasa Mahkemesi, E. 1972/28, K. 1972/53, 17 Ekim 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası