İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1988/36 K.1989/24

Geçici 4. Maddesi'nin birinci fıkrasının ilk tümce-sindeki "... bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz." hükmünün Anayasa'nın 2., 10., 35., 36. ve 44. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

Esas1988/36Karar1989/24Tarih2 Haziran 1989Okuma12 dk · 2.343 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Haziran 1989
Esas Sayısı
1988/36
Karar Sayısı
1989/24
Karar Günü
2.6.1989
R.G. Tarih-Sayı
28.09.1989-20296
İtiraz yoluna başvuran
Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazın konusu
21.6.198' günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.343 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

Geçici 4. Maddesi'nin birinci fıkrasının ilk tümce-sindeki "... bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz." hükmünün Anayasa'nın 2., 10., 35., 36. ve 44. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

I- OLAY

43.000 m2yüzölçümündeki, 138 parsel no.lu taşınmazın,

tapulama sırasında vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımına dayanılarak

zilyedi adına tespitine itirazı Tapulama Komisyonu'nca reddedilen Hazine

vekilinin, miktar fazlası bulunduğu savıyla Tapulama Mahkemesi'nde açtığı

davada dava konusu taşınmazın 4130 m2'lik kısmın adına tespit

yapılana bırakılarak 38.870 m2'lik kısmının Hazine adına tapuya

tesciline ilişkin karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk

Dairesi'nce onanıp, düzeltme yoluna gidilmediği için de kesinleşince, davalının

mirasçısı Hazineye karşı tapu iptaliyle kendi adına tescil isteyen davayı

açmış, vekili 23.2.1988 günlü dilekçesinde, 3402 sayılı Yasa'nın 17.

Maddesi'nin kendileri gibi taşınmazı ihya edenlere tescil için tanıdığı hakkın

Geçici 4. Madde ile engellendiğini ileri sürerek bumaddenin Anayasa'ya aykırı

olduğunu bildirmiş ve savının ciddi bulunarak iptali için Anayasa Mahkemesi'ne

götürülmesini dilemiş, yerel Mahkeme de bu kanıya vararak 3402 sayılı Kadastro

Kanunu'nun Geçici 4. Maddesi'nin birinci fıkrasının yukarda belirtilenhükmünün

iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III-YASA METİNLERİ

A. iptali İstenen Yasa Kuralı

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun iptali istenen hükmü de içeren Geçici 4. Maddesi şudur:

"Geçici Madde 4.- Tapulama ve kadastro mahkemelerince bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz. Tapulama mahkemeleri ile kadastro mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye mahkemelerinde halen görülmekte olan davalar ile 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak davalara bu Kanun hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun yürürlüğünden önce düzenlenmiş tapulama tutanakları ve kadastro beyannameleri ile verilmiş bulunan komisyon kararları geçerliliklerini korurlar. Bunlara süresi içinde itiraz durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.

2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler.

Tapulama ve kadastrosu yapılıp tespit dışı bırakılan yerlerde tapulu taşınmazların maliklerinin talep etmesi halinde, bu Kanunun hükümlerine göre bunların kadastrosu yapılır."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

1- "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2- "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

3- "Madde 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

4- "Madde 36.- Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

5- "Madde 44.- Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişiktarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.

Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez. Miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir."

IV-İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Adnan KÜKNER, Oğuz AKDOĞANLI; ihsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün katılmalarıyla 15.9.1988 günü yapılan ikinci ilk inceleme toplantısında, eksiklikleri nedeniyle geri çevrilen ve tamamlandıktan sonra gönderilmekle yeniden ele alınan dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiylekarar verilmiştir.

V-ESASIN İNCELENMESİ

işin esasına ilişkin rapor, başvuru kararıyla ekleri, iptali istenilen yasa kuralı ve dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A.3402 sayılı Yasa'nın Geçici 4. Maddesi'nin gerekçesinde;

"766 sayılı Tapulama ve 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunlarında

bulunmayan bu madde ile, hak sahipleri lehinde olmak üzere, tapulama

mahkemeleri ile kadastro mahkemesi sıfatıyla görev yapanasliye mahkemelerinde

halen görülmekte olan davalarla on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak

davalarda; bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı" esaslarının getirildiği

bildirilerek genelde "yasaların geriye doğru yürümezliği" ilkesine

ayrık kural oluşturulmuşsa da fıkranın iptali istenilen ibareyi içeren ilk

cümlesi kesin hükme uyma zorunluluğunu vurgulayan bir açıklık taşımaktadır.

Gerçekten, ".... kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun

uygulanmaz" kuralı, bu yasanın yürürlüğe girmesinden önceyürürlükte olan

ilgili yasalara göre verilerek kesinleşmiş kararların konusu olan

uyuşmazlıkların yeniden ele alınamayacağını öngörmektedir.

Türk hukukunda "Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini

geciktiremez." hükmüyle kaynağı Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü

fıkrasında bulunan kesin hüküm, mahkemelerce verilen, yasa yolları izlenerek ya

da izlenmesi gerekli görülmeyerek sonuçlanan, uyulması, yerine getirilmesi

zorunlu, itirazı ve konusunun yeniden ele alınması olanaksız kararları

amaçlamaktadır. Anlaşmazlıkların sürüp gitmesini önleyerek kamu düzenine katkıda

bulunma düşüncesine bağlanan "kesin hüküm" ilkesi, yürürlükteki

kurallara göre çözümlenen bir konunun, o konunun ilgilileri arasında, Yasa'nın

öngördüğü "iade-i muhakeme" gibi ayrık durum dışında, yeniden

incelenmesine engeldir. Değişik yasalarda yer alan bu hukuksal kurum, yargı

alanında kararlılık sağlamakamacına bağlanmaktadır. Biçimsel ve nesnel anlamda

tanımları yapılan bu kurumun öğeleri, yargı kararlarına tanınan bir nitelik

olması, bu niteliğin yasalarla tanınması ve yargı kararına uyulması

zorunluluğudur. Özel hukukta, dava konusunun, dayanaklarınınve yanlarının aynı

olması sorununun ikinci kez dava edilmesini engellemektedir.

B. 3402 Sayılı Yasa'nın Geçici 4. Maddesi'nin Birinci Fıkrasındaki itiraz Konusu Hükmün Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :

Fıkranın ilk cümlesi, 3402 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce tapulama ve kadastro mahkemelerince kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Yasa'nın uygulanmayacağını öngörmektedir. Durumun böylece saptanmasından sonra itiraz yoluna başvuran Mahkemenin iptal gerekçesindeki Anayasa maddelerine göre incelemeyapılacaktır:

1- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme:

İtiraz konusu kural, kesin hükmün bağlayıcılığını yineleyerek

geçerliğini korumaya almıştır. Yasa uygulamaları sırasında, önceki uygulamalara

ilişkin kesin kararların konusu olan durumların yeniden ele alınmasını önleyen

kural, kimi yanlış uygulama olasılıkları gözetilerek konulmuştur. Anayasa'nın

2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında "hukuk

devleti"ne yer vermiştir. Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında

belirtildiği gibi hukukdevleti; her işlem ve eyleminin hukuka uygunluğunu

başlıca geçerlik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı

amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen

kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı

duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukukun üstün

kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan yasaların

üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleriyle Anayasa

bulunduğu bilincinden uzaklaşmayan devlettir. Devlet işlemlerinin hukuka uygun

olması, kazanılmış haklara saygı duymayı gerektirir. Her kesin hüküm, bir

kazanılmış hakka yol açabileceğine göre, kesin hükme saygı, kazanılmış hakka

saygı demektir. Hukuk devleti, kazanılmış haklan korumakla duyarlı davranarak

hukuka bağlılığını örnek davranışlarla kanıtlar. İtiraz konusu kural, kesin

hüküm dokunulmazlığını öngördüğünden bu olguya dayanak olarak Anayasa'nın 2.

maddesine aykırılığından söz edilemez. Hukuk devleti niteliğine aykırılık,

ancak hukuka aykırı biçimde, kesin hükümlerin geçerli sayılmasını engelleyici

bir kural için öne sürülebilirdi. Kazanılmış hakkı çiğnemeyen, koruyan itiraz

konusu hüküm, bu nedenlerle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülmemiştir.

2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme:

Davacı vekilinin, aykırılık savının dayanaklarından başlıcası, Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesidir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, iptalini istediği kural olmasaydı gerekli incelemenin yapılarak önceki Yasanın kısıtlama getirmesinden kaynaklanan nedenlerle verilmeyen mülkiyet hakkının zilyedine kazandırılabileceğini, 766 sayılı Yasa'nın öngördüğü 50 dönümü, 3402 sayılı Yasa'nın 100 dönüme aktararak ayrıca "ihya" yoluyla taşınmaz edinilmesine olanak tanıdığım, oysa itiraz konusu hükmün lehteki hükümlerin uygulanmasını engellediğini bildirerek kesin hükme bağlanmış olanlarla olmayanlar arasında hukuksal eşitsizliğe neden olduğunu ileri sürmüştür.

Dava konusu olay yönünden soruna yaklaşıldığında, ilk bakışta, bir eşitsizlik olduğu izlenimini verecek bir düzenleme karşısında bulunulduğu sanılabilirse de, iptali istenilen kuralın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 9.10.1987 gününden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Yasa'nın uygulanmayacağını belirtmekle kesin hükme saygıyı vurguladığı açıkça anlaşılmaktadır.

3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin birinci fıkrasında

"Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam

yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100

dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az

yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi

veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir"

denilmektedir. Bu Yasa'nın 48. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı 28.6.1966

günlü, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun aynı doğrultudaki 33. maddesinde ise,

zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazın miktarı en çok 100 dönüm iken, 19.7.1972

günlü, 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu'nun yaptığı

değişiklikle, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mal edinebilme miktarı, tek

parçada 20, bir tapulama bölgesinde 50 dönümle sınırlanmıştır. Bu hükümler

yürürlükteyken yapılan tespitler ya da açıklanacak davalar sonunda, Yasanın

getirdiği sınırlamaları aşan taşınmazlara sahip olunamayacağı doğaldır. Uyuşmazlık

bir kesin hükme konu olmuşsa artık 3402 sayılı Yasa'nın miktar açısından zilyed

lehine getirdiği hükümlerden yararlanma olanağı hiç kalmayacak; örneğin,

yapılantespite itiraz eden ya da tescil davası açarak kazandırıcı zamanaşımı

yoluyla mal edinmenin öbür koşullarını yerine getirdiğini kanıtlayan kimse

Yasadaki miktar sınırlamasıyla karşılaşarak 766 sayılı Yasa'ya göre tek parçada

20, bir tapulama bölgesinde ençok 50 dönüm taşınmaza sahip olabilecek; mal

edinme, itiraz konusu olaydaki gibi miktar fazlası Hazine adına tescil edilerek

kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlık sonucunda olmuşsa 3402 sayılı Yasa'nın

lehte hükümlerinden hiçbir biçimde yararlanamayacaktır.Oysa, taşınmazının

bulunduğu bölgede tapulama çalışmalarına başlanmamış olan ya da bitişik

parselde de olsa tescil davası açmamış bulunan, yani kesin hüküm kapsamında

olmayan kimse 3402 sayılı Yasa'nın miktar açısından getirdiği lehte kurallardan

yararlanacak ve öncekilerden daha fazla taşınmaza sahip olabilecektir. Aynı

durum, "İmar ve ihya" da söz konusudur. Genelde "yoktan var

etmek", anlamına gelen ve tarıma elverişli olmayan bir taşınmazın büyük

emek ve giderle tarıma elverişli duruma getirilmesi biçiminde tanımlanabilecek

olan "ihya" yoluyla taşınmaz mal edinilmesi, 766 sayılı Yasa'ya göre

olanaksızdı. Sözü edilen Yasa'nın 37. maddesinde yazılı kurallar gereğince bu

tür taşınmazlar Hazine adına tespit ve tescil edilmekle birlikte, 27.3.1950 den

önce ihya edilmiş taşınmazlar üzerinde ihya edenlerin zilyetliklerinin

korunması, 3402 sayılı Yasa'nın 17. maddesindeki "Orman sayılmayan

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen

araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale

getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya

edenler veya halefleri adına aksi takdirde hazine adına tespit edilir.

İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan

taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" kuralı gereği ihya yoluyla taşınmaz

edinme olanağı tanınarak genişletilmiştir. Kendi çıkardıkları ya da

karşılaştıkları uyuşmazlıklar kesin hükümle sonuçlandırılanlar ihya ettikleri

taşınmazlara sahip olamazken, aynı durumda olupkesin hüküm engeliyle

karşılaşmayanlar yasa değişikliğiyle ihya ettikleri taşınmazlara malik

olabileceklerdir. Yasa değişikliğinin sonucu olan bu durumlarda her ne kadar

eşitsizlik var gibi görünüyorsa da, 766 sayılı yasa'nın yürürlükte olduğu zaman

tarafoldukları uyuşmazlık kesin hükümle sonuçlandırılmış olanlarla olmayanların

durumları, hukuksal konumları değişiktir. İtiraz konusu ibarenin yer aldığı

Geçici 4. Maddenin birinci fıkrası, bir tasfiye yasası olan 3402 sayılı

Yasa'nın uygulanmasını geriye yürüten ayrık kuralları içermektedir. Böyle bir

düzenleme sırasında, itiraz konusu hükmü koymakla yanlış anlamaların önlenmek

istendiği anlaşılmaktadır. Yoksa, bu hüküm olmasa, da kesinleşmiş hükme konu

olmuş uyuşmazlıkların bir kez de yeni yasaya göre çözümlenmesi söz konusu

olamazdı.

Ayrı hukuksal durumda bulunanlar arasında eşitlik gerekleri

gözetilemeyeceğinden bunların ayrı kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine

aykırılık sayılamaz. Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında değinildiği gibi

yasa önünde eşitlik, herkesin, her yönden aynı kurallara bağlı tutulmasını

zorunlu kılmaz. Bu doğrultuda anlam verilerek eşitlik ilkesini yorumlamak

eşitsizliklere ve aykırılıklara neden olabilir. Yasaların uygulanmasında dil,

ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri

nedenlerle ayrım gözetilerek eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerli

görülemez. Anayasa'nın öngördüğü mutlak yasak, aynı durumda olanlara ayrı

kuralların uygulanarak ayrıcalıklı kişi ve toplulukların varlığımönlemeyi

amaçlamaktadır. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanarak değişik kurallara

bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve

konumlarındaki özellik ve ayrılıklar, kimi kişiler ya da topluluklar için

değişik kuralları ve değişikuygulamaları gerektirebilir. Özelliklere ve

ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil,

geçerli kılar; ayrıcalık sayılamaz. Ancak, aynı durumda olanlar için ayrı

düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasa'nın aradığı eşitlikeylemli değil,

hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı

kurallarla düzenlenirse Anayasa'daki eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

İptali istenilen kural, kesin hükme bağlanmış olan ve olmayan durumları, daha başka bir anlatımla hukuksal konumları birbirinden ayrı olan tarafları kapsamına almakla, "kesin hüküm" haklı nedenine dayandığından Anayasa'nın 10. maddesiyle güvenceye alınan eşitlik ilkesine aykırı bulunmamaktadır.

3- Anayasa'nın 35., 36. ve 44. Maddeleri Yönünden inceleme:

a) itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı"nı düzenleyen 35. maddesiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Mülkiyet hakkını doğrudan ya da dolaylı olarak, olumsuz biçimde etkileme, ortadan kaldırma, sınırlama durumu olmadığı gibi, bu hakkın kullanımını düzenleme amacı da yoktur. Sorun, kesinleşmiş yargı kararlarının bir daha inceleme konusu yapılıp yapılmamasıdır. Bu nedenle Anayasa'nın 35. maddesine aykırılık savı yerinde değildir.

b) Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti'' başlıklı 36.

maddesinde; herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip

bulunduğu öngörülmüştür. Hiç, kuşku yok ki, bu "meşru vasıta ve

yollar", hukuk devletinde saygıyla karşılanan, yurttaşların en doğal

haklan içinde yer alan, hukuksal nitelikleri tartışması/, yasal yollar ve

yöntemlerdir. Koşullarına uyulduğunda izlenmesi herkes için geçerli olan dava

yolu, hak arma özgürlüğünün en belirgin biçimidir. Temel haklar ve ödevler

kapsamındaki buözgürlük ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabilir. Anayasa'nın

138. maddesinin dördüncü fıkrası, kesin hükmü güvenceye bağlamış, 142. maddesi

de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin

yasayla düzenleneceğini belirterek bu alanda Yasakoyucuya yetki vermiştir.

Yasakoyucu da kesin hükmü, 3402 sayılı Yasa uygulamaları yönünden güvenceye

almıştır. Bu durumda Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık saptanamamıştır.

c) Anayasa'nın "Toprak mülkiyeti" başlıklı 44. maddesi de itiraza dayanak olamaz. Konunun, toprağın verimli biçimde işletilmesini korumak ve geliştirmekle, önlemekle, toprak dağıtımıyla, toprak ve yeraltı servetleriyle, miras hükümleri dışında devri ya da işletilmesiyle ilgisi yoktur.

Açıklanan nedenler karşısında iptal istemi reddedilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 4. Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki ".... bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz." ibaresinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,

2.6.1989 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Üye

Ahmet

N. SEZER

Üye

Erol

CANSEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1988/36, K. 1989/24, 2 Haziran 1989 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı-yasa Metinleri
  5. A. iptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv-ilk İnceleme
  8. V-esasın İncelenmesi
  9. Darıcıoğlu
  10. Aliefendioğlu
  11. Turan
  12. Çınarlı
  13. Tüzün
  14. Şahin
  15. Pekel
  16. Tüzün
  17. N. Sezer
  18. Cansel
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1988/36
Karar No
1989/24
Tarih
2 Haziran 1989

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1989/7 K.1989/25
  • AYM Norm Denetimi E.1988/34 K.1989/26
  • AYM Norm Denetimi E.1988/50 K.1989/27
  • AYM Norm Denetimi E.1988/61 K.1989/28
  • AYM Norm Denetimi E.1988/39 K.1989/29
  • AYM Norm Denetimi E.1989/18 K.1989/31

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.