İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2002/169 K.2007/88

Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'nın 2., 10., 11., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas2002/169Karar2007/88Tarih27 Kasım 2007Okuma12 dk · 2.464 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Kasım 2007
EsasSayısı
2002/169
KararSayısı
2007/88
Karar Günü
27.11.2007
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı
19.02.2008 - 26792
İtiraz yoluna başvuran mahkemeler
1- Konya İdare Mahkemesi
Esas
2002/169
2- Malatya İdare Mahkemesi (Esas
2004/82)
İtirazların konusu
657 sayılı Devlet Memurları
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.464 kelime·12 dk okuma·19 bölüm

Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'nın 2., 10., 11., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca davacılar hakkında verilen "kınama" cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptal istemiyle başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, itiraz konusu kuralların yer aldığı 12.5.1982 günlü, 2670 sayılı Kanun'la değişik 135. ve 136. maddeleri şöyledir:

"Madde 135- Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir.

Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir."

Madde 136- Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür.

Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.

İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.

Kaldırılan cezalar sicilden silinir."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 10., 11., 36., 125. ve 129. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A) Birleştirme Kararı

14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2004/82 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2002/169 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2002/169 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 27.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

B) Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararlarında, uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı

yolunun itiraz konusu kurallar gereğince kapalı olduğu, idarenin bu

işlemlerinin yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti ilkesi ile

bağdaşmadığı, 657 sayılı Yasa'ya tâbi olmayan kamu personelinin uyarma ve

kınama cezasına dava açabilmesine rağmen 657 sayılı Yasaya tâbi personele bu

hakkın tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Anayasa'da uyarma ve

kınama cezalarına karşı yargı yolu açıkça kapatılmamış iken yasa koyucu

tarafından bu yönde bir sınırlama getirilmesinin Anayasa'nın üstünlüğü

ilkesiyle bağdaşmadığı, söz konusu kuralların hak arama özgürlüğüne ve idarenin

her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu yolundaki Anayasa

kuralına aykırı olduğu, uyarma ve kınama cezalarının dava konusu edilebilmesi

bakımından Anayasanın 129. maddesinde yasa koyucuya bir takdir hakkı tanınmakla

birlikte bunun sınırsız olmadığı ve Anayasanın diğer hükümleri ile bağdaşacak

şekilde kullanılması gerektiği, Anayasanın konuyla ilgili diğer maddeleri

dikkate alındığında uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında

bırakacak bir düzenleme yapılabilmesine olanak bulunmadığı belirtilerek, itiraz

konusu kuralların Anayasanın 2., 10., 11., 125. ve 129. maddelerine aykırı

olduğu ileri sürülmektedir.

657

sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinde, disiplin cezalarına karşı

ilgililerin başvurabilecekleri yollar öngörülmektedir. Maddenin birinci

fıkrasında uyarma ve kınama cezalarına karşı varsa bir üst disiplin amirine

yoksa disiplin kurullarına itiraz edilebileceği, itiraz konusu ikinci

fıkrasında da aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet

memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği

belirtilmektedir. Yasa'nın 136. maddesinde ise disiplin cezalarına karşı

itirazda bulunma süresi ve itirazın sonuçları düzenlenmektedir. Maddenin iptali

istenilen dördüncü fıkrasında, itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine

verilen kararların kesin olduğu ve bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna

başvurulamayacağı hükme bağlanmaktadır.

Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.

Anayasa'nın 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.

Anayasanın 129. maddesinde ise:

"...Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır..." denilmektedir.

Anayasa'nın 36. maddesinde genel olarak hak arama özgürlüğünü, 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu düzenleyen Anayasa koyucu, Anayasa'nın 129. maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlilerine verilecek disiplin cezalarının yargısal denetimine ilişkin bir istisna getirmiştir. Böylece, uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamayacaktır.

Anayasa'da kural olarak, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu kabul edilmekle birlikte, Anayasa'nın bazı maddelerinde belirli idari işlemlere karşı yargı yolu kapatılmıştır. Doktrinde "yasama kısıntısı" olarak adlandırılan bu durum, anayasa koyucunun bu yöndeki tercihini göstermektedir. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ve Yüksek Askerî Şûra kararları gibi yargı denetimi dışında tutulan işlemlerden birini de memurlar ve diğer kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama cezaları oluşturmaktadır.

Anayasa'nın 129. maddesinin gerekçesinde "...disiplin kararlarının yargı denetimi dışında tutulamayacağı da, tereddütleri giderecek biçimde ifade edilmiş; ancak, uyarma ve kınama cezaları özellikleri dolayısıyla bu kuralın dışına çıkarılmıştır." denilmek suretiyle, uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında bırakılacağı ifade edilmiştir.

Yargısal denetim bakımından uyarma ve kınama

cezalarının, genel kural kapsamı dışında tutulmasının sebebi olarak madde

gerekçesinde bu cezaların "özellikleri" gösterilmiştir. Disiplin

cezalarının ağırlıkları birbirinden farklı olup, uyarma ve kınama cezaları en

hafif disiplin cezalarını oluşturmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nda disiplin cezaları olarak, uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe

ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezaları

öngörülmüştür. Anılan Yasa'da "uyarma" cezası,

"memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin

yazı ile bildirilmesi", "kınama" cezası ise "memura,

görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi"

olarak tanımlanmıştır. Uyarma ve kınama cezasını gerektiren fiiller aylıktan

kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma

cezalarını gerektiren fiil ve hareketlere nazaran çok daha hafif nitelikteki

kusurlu davranışlardır.

Öte yandan uyarma ve kınama cezaları, sonuçları bakımından da

diğer disiplin cezalarından ayrılmaktadır. Aylıktan kesme veya kademe ilerlemesini

durdurma cezası verilenlerin, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşar

yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı

görevlerine atanamayacakları hükme bağlanmış iken uyarma ve kınama cezası

verilenler yönünden benzer bir hükme yer verilmemiştir. Aynı durum, atamaları

Bakanlar Kurulu tarafından yapılanlar bakımından da geçerli bulunmaktadır.

Ayrıca, disiplin cezalarının memurun sicil dosyasından silinmesi bakımından da

cezalar arasında benzer bir ayrıma gidilmiş ve aylıktan kesme ve kademe

ilerlemesinin durdurulması cezalarının uygulanmasından on sene sonra ilgililere

bu yönde bir talepte bulunabilme hakkı tanınmış iken, uyarma ve kınama cezaları

yönünden bu süre beş yıl olarak belirlenmiştir.

Anayasanın 129. maddesinde yargı denetimi dışında bırakılamayacak disiplin cezalarının belirtilmesi ve uyarma ve kınama cezalarının bu kapsam dışında tutulması, Anayasa koyucunun bu cezaları yargı denetimi dışında bıraktığının bir göstergesini oluşturmaktadır. Yasa koyucunun, Anayasa'nın anılan maddesine aykırı olarak uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu açabilmesi olanaklı değildir. Anayasa'da yasa koyucuya bu konuda bir takdir hakkı tanınmamıştır.

İtiraz konusu yasa kuralları ile Devlet memurlarına verilen uyarma ve kınama cezaları, Anayasa'da yer alan hükme ve Anayasa koyucunun bu yöndeki iradesine uygun olarak yargı denetimi dışında tutulduğundan söz konusu kuralların Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez.

Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 125. ve 129. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Mehmet ERTEN ve A. Necmi ÖZLER bu sonuca farklı gerekçe ile katılmışlardır.

Kuralların Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 27.11.2007 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket APALAK

KARŞIOY

YAZISI

Anayasanın 129. maddesinin üçüncü fıkrasında disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı yolundaki temel ilke vurgulanmış, ancak uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili kararların yargı denetiminin dışında tutulabileceği şeklinde bir istisna da öngörülmüştür.

Anayasada uyarma ve kınama cezasının tanımı yapılmadığı gibi diğer

disiplin cezalarının neler olduğu sayılmamış, hangi eylemlerin hangi disiplin

suçunu gerektireceği de düzenlenmemiştir. Buna göre, Anayasada, disiplin

suçlarının türlerinin ve sonuçlarının düzenlenmesi işin mahiyeti icabı yasaya

bırakılırken, pek hafif ve kalıcı etkileri bulunmayan bazı disiplin cezalarının

yargı denetimi dışında tutulabilmesi hususunda yasa koyucuya bir takdir hakkı

verilmiş, ancak bütün disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açık tutulması da

engellenmemiştir. Anayasa tarafından düzenlenmemiş bir alanda, verilebilecek

cezaların hafif nitelikli iki tanesinin zikredilmiş olmasına dayanılarak, bunların

yargı denetimi dışında tutulmasının Anayasa'nın amir hükmü olduğu söylenemez.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun itiraz konusu kurallarının

anılan yasaya tabi kamu görevlileri ile aynı cezaların öngörüldüğü ancak başka

yasalara tabi olmaları nedeniyle yargı yoluna başvurabilen diğer kamu

görevlileri arasında ayrım yarattığı, tekerrür halinde sonuçlarının

ağırlaştığı, böylece uygulamada bu cezaların "hafif" ve

"geçici" niteliğini yitirdiği, kamu görevlilerinin disiplin

cezalarına ilişkin yasalar ve kurallar bütün olarak gözetildiğinde itiraz

konusu kuralların, Anayasanın 129. maddesinde uyarma ve kınama cezalarının

yargı denetimi dışında tutulması yolunda yasa koyucuya istisnai nitelikte

verilen takdir hakkının amacını aştığı, bu nedenle kuralların, Anayasanın 2. ve

10. maddelerine aykırılıktan dolayı iptal edilmeleri gerektiği düşüncesiyle,

karara katılmıyorum.

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

AZLIK

OYU

Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak yasayla sınırlandırabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa 10. maddesiyle de yasa önünde eşitlik temel bir ilke olarak düzenlenmiştir.

Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine

yansımamış olan uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu kapatan

sınırlama, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görev ve sorumlulukları

ile disiplin ilkelerini düzenleyen 129. maddede öngörülmüştür. Sözü edilen

kuralın yazılış biçimiyle kesin bir yasaklama getirdiği sonucuna ulaşmak

güçtür. Çünkü kural "Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç,

disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz" biçimindedir. Bu

anlatımla yargı denetimi dışında bırakma konusunun seçimli nitelikte olduğu, bu

yolda düzenleme yapılırken hak arama özgürlüğünün göz önüne gelmesi

kaçınılmazdır. Öte yandan, itiraza konu kuralı içeren yasa kapsamı dışında da

memurlar ve kamu görevlilerinin bulunmuş olması ve onlarla ilgili metinlerin

irdelenmesinde, yasakoyucunun kimi durumlarda yargı kısıntısı yoluna

gitmediği ya da idari düzenlemelere bıraktığı anlaşılmaktadır. Anayasal eşitlik

ilkesi ve hak arama özgürlüğü, yargı yasağına ilişkin sınırlamanın tüm memur ve

kamu görevlilerini kapsayacak şekilde düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Bu

bakımdan Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen maddesinde yer almayan,

129. maddesinde kesin buyurucu bir ilke olarak düzenlenmediği sonucuna varılan

yargı kısıntısının salt 657 sayılı Yasa içinde yer alması, Anayasa'nın eşitlik

ilkesi ve hak arama özgürlüğünün genel niteliğiyle bağdaşmayacaktır.

Belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırı kuralın iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyız.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

FARKLI

GEREKÇE

Disiplin kovuşturulmasını güvenceye bağlayan Anayasa'nın 129. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz", gerekçesinde de "...disiplin kararlarının yargı denetimi dışında tutulamayacağı da tereddütleri giderecek biçimde ifade edilmiş; ancak, uyarma ve kınama cezaları özellikleri dolayısıyla bu kuralın dışına çıkarılmıştır." denilmektedir.

Buna göre, diğer disiplin kararları için getirilen zorunlu yargı denetimi,

uyarma ve kınama cezaları için getirilmemiştir. Başka bir ifadeyle Anayasa, yasa

koyucuya, diğer disiplin cezaları için yargı denetimini öngören düzenlemeleri

yapma zorunluluğu getirirken, uyarma ve kınama cezaları için böyle bir

zorunluluk getirmemektedir. Madde ve gerekçesi, Anayasa'nın 125. maddesi ile

birlikte değerlendirildiğinde, yasa koyucunun uyarma ve kınama cezaları için

yargı denetimini öngören bir düzenleme yapamayacağı anlamında yorumlanamaz.

Anayasa, diğer disiplin kararlarından farklı olarak uyarma ve kınama cezalarını

zorunlu yargı denetimine tabi tutmamak suretiyle bu konuda durum ve koşullara

göre düzenleme yapma yetkisini yasa koyucunun takdirine bırakmıştır.

Dolayısıyla yasa koyucu, uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimine tabi

tutan bir düzenleme yapabileceği gibi, Anayasa'nın 129. maddesinin buna olanak

veren üçüncü fıkrasının açık hükmü uyarınca yargı denetimi dışında da

tutabilir.

İtiraz konusu kurallar açıklanan nedenle Anayasa'ya aykırı değildir.

Redde ilişkin çoğunluk görüşüne bu gerekçeyle katılıyoruz.

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY GEREKÇESİ

İtiraz konusu kural, 14.7.1965 günlü ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12.5.1982 günlü ve 2670 Sayılı Kanunla değişik 135. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir" ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz" yolundaki hükümleridir.

657 Sayılı Yasa'nın 125. maddesinde; devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet

memurluğundan çıkarma olarak sayılmış olup, aynı Yasanın 135. maddesinin birinci

fıkrası ile uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz edilebilecek merciler gösterilmiş,

ikinci fıkrası ile de idari yargı yoluna başvurulabilecek disiplin cezaları aylıktan kesme,

kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma olarak

sayılmıştır.

Anayasa'nın Cumhuriyetin niteliklerini düzenleyen 2. maddesinde Türkiye

Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu, 125. maddesinin birinci fıkrasında

ise idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu

belirtilmektedir. 129. maddesinin üçüncü fıkrasında ise "uyarma ve kınama cezaları ile

ilgili olanlar hariç disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz" hükmü yer

almıştır.

Anayasa'nın sistematiği ve diğer maddeleri ile birlikte değerlendirildiğinde sözü

geçen madde hükmü ile disiplin cezaları yönünden hak arama özgürlüğüne bir

sınırlama getirilmemekte, aksine uyarma ve kınama cezaları dışındaki cezaların yargı

denetimi dışında bırakılamayacağı belirtilmek suretiyle memurlar için özel bir hukuki

güvence sağlanmaktadır.

Nitekim, itiraz konusu kuralın yasalaşma süreci içinde gerek tartışmalarda

gerekse gerekçede uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapatılmasında

yasa koyucunun amacıyla ilgili hiçbir bilgi bulunmadığı gibi bu düzenlemelerin 1982

Anayasa'sı yürürlüğe girmeden önce 657 sayılı Yasaya eklendiği görülmüştür.

Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin T.B.M.M. tarafından

onaylanarak kabulünden sonra, 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Yasa ile yapılan

değişiklikle Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama hürriyeti "herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia

ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" denilmek suretiyle güvence altına

alınmıştır.

Bu durumda Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerinde bu konuya ilişkin bir sınırlama nedenine yer verilmediğinden, hiç bir nedene dayanmadan hak arama özgürlüğüne ve idarenin yargısal denetimine sınırlama getiren ilgili yasal düzenleme Anayasa'nın 36. ve

125. maddelerine de aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında da hak arama özgürlüğünün

hukuk devleti açısından taşıdığı önem üzerinde durulmuş ve 13.7.1999 tarih ve

K.1999/31 sayılı kararında "hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk

güvenliği kişilerin, hukuk düzeninin koruması altındaki haklarını elde edebilmeleri için

her türlü önlemin alınmasını zorunlu kılar" gerekçesine yer verilmiştir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından 6615/03 nolu başvuru üzerine

27.3.2007 tarihinde verilen kararda "disiplin cezalarına karşı dava yolunun kapalı

olmasının memurları güvenceden yoksun bıraktığı" gerekçesiyle Türkiye aleyhinde bir

başvuruyu sonuçlandırmış bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimi dışında

bırakan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12.5.1982 gün ve 2670 sayılı yasa ile

değişik 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 136. maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri

Anayasa'nın 2., 36., 125., 129. maddelerine aykırılık oluşturduğu ve iptali gerektiği

düşüncesiyle verilen karara karşıyım.

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Başkanvekili Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2002/169, K. 2007/88, 27 Kasım 2007 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Yıldırım
  8. A. Necmi ÖZLER
  9. Özgüldür
  10. Karşıoy
  11. Yazısı
  12. Perktaş
  13. Azlık
  14. Oyu
  15. Farklı
  16. Gerekçe
  17. Yıldırım
  18. Apalak
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Erten
  21. A. Necmi ÖZLER
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2002/169
Karar No
2007/88
Tarih
27 Kasım 2007

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2003/27 K.2007/84
  • AYM Norm Denetimi E.2004/114 K.2007/85
  • AYM Norm Denetimi E.2006/61 K.2007/91
  • AYM Norm Denetimi E.2002/162 K.2007/89
  • AYM Norm Denetimi E.2001/376 K.2007/82
  • AYM Norm Denetimi E.2004/67 K.2007/83

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.