İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2005/151 K.2008/37

2- Akdağmadeni Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/155)

Esas2005/151Karar2008/37Tarih3 Ocak 2008Okuma15 dk · 2.941 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Ocak 2008
Esas Sayısı
2005/151
Karar Sayısı
2008/37
Karar Günü
3.1.2008
R.G. Tarih-Sayı
29.03.2008-26831
İtiraz yoluna başvuran mahkemeler
1- Eskişehir 2. Sulh Ceza Mahkemesi
Esas
2005/151
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.941 kelime·15 dk okuma·22 bölüm

2- Akdağmadeni Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/155)

3- Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/160)

4- Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/161)

5- Çarşamba Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/162)

6- Ulus Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2005/164)

7- Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/3)

8- Marmaris Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/5)

9- Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/6)

10- Nazilli Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/7)

11- Nazilli Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/8)

12- Çardak Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/18)

13- Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/27)

14- Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/29)

15- Haymana Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/30)

16- Haymana Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/31)

17- Tokat Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/32)

18- Gevaş Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/39)

19- Kazan Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/40)

20- Sındırgı Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/41)

21- Pozantı Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/59)

22- Balıkesir 1. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/62)

23- Yozgat Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/63)

24- İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/87)

25- Kiğı Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/115)

26- Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/126)

27- İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/160)

28- Ermenek Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/164)

29- Ermenek Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2006/165)

30- Ermenek Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/10)

31- Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/40)

32- Derik Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/106)

33- Bafra Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/111)

34- Sinop Sulh Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/113)

İTİRAZLARIN KONUSU

26.09.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 31.3.2005 günlü 5328 sayılı Yasayla değiştirilen (3) numaralı fıkrasının Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 6., 10., 11., 12., 13., 17., 19., 20., 36., 38., 41. ve 74. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- OLAY

Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan mahkemeler iptali ve yürürlüğünün durdurulması için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

26.9.2004 günlü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu kuralı içeren "Kasten Yaralama" başlıklı 86. maddesi şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek 2. fıkra: 5328 - 31.3.2005 / m.4) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz başvurularında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın Başlangıcına, 2., 5., 6., 10., 11., 12., 13., 17., 19., 20., 36., 38., 41. ve 74. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, değişik tarihlerde yapılan ilk inceleme toplantıları sonunda, sulh ceza mahkemelerinin yaptığı otuz başvuruda OYBİRLİĞİ; Pozantı, İskenderun 5., Ordu 1. ve Çardak Asliye Ceza Mahkemelerinin yaptığı dört başvuruda ise OYÇOKLUĞU ile dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASINA İLİŞKİN İSTEMLER

2006/59, 2006/63 ve 2007/40 Esas sayılı dosyalarda başvuran Mahkemeler, itiraz başvurularına konu olan kuralın uygulanmasından giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı gerekçesiyle, başvuru konusu yasa hükümlerinin yürürlüğünün durdurulması isteminde bulunmuşlardır. Yürürlüğün durdurulması istemleri, 2006/59 ve 2006/63 Esas sayılı başvurularda 6.4.2006 gününde, 2007/40 Esas sayılı başvuruda ise 17.4.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE reddedilmiştir.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

A- Birleştirme Kararı

26.09.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 31.3.2005 günlü 5328 sayılı Yasayla değişik (3) numaralı fıkrasının tamamının ve kimi kurallarının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurularına ilişkin davaların aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2005/151 Esas sayılı dosyada BİRLEŞTİRİLMESİNE, birleştirilen dosyaların esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2005/151 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 3.1.2008 gününde OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

B- Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta

oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname

kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık

savının ciddî olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa

Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış

ve Mahkeme'nin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen

kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa

kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya

davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki

kurallardır.

İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemelerin bakmakta oldukları davalarda yaralama suçu üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenmiş olduğundan, 26.09.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 31.3.2005 günlü 5328 sayılı Yasayla değişik (3) numaralı fıkrasının (b), (c), (d) ve (e) bentlerinin, uygulama olanağı bulunmadığından, bu bentlere ilişkin başvuruların Mahkemelerin yetkisizliği nedeniyle reddine, 3.1.2008 gününde OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Öte yandan, Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesine göre Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.

26.09.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 31.3.2005 günlü 5328 sayılı Yasayla değişik (3) numaralı fıkrasının sonunda yer alan "şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır" ibaresinin tüm bentler açısından uygulanması söz konusu olduğundan esasa ilişkin incelemenin, fıkranın (a) bendi yönünden yapılmasına 3.1.2008 gününde OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuran mahkemeler, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek

ölçüdeki yaralama suçlarında üçüncü kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma

yapılabilmesi için şikâyet şartı aranırken, üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe

karşı işlenen aynı nitelikteki yaralama suçunun şikâyet olmaksızın doğrudan

takip edildiğini; sanığın üçüncü kişilere nazaran daha ağır şekilde

cezalandırıldığını; şikâyetten vazgeçme hakkının sınırlandırılmasının aile içi

şiddetin artmasına neden olduğunu, bu durumun aile birliğini bozduğunu; etkili

eylemde bulunan kişilerin iki defa cezalandırılma sonucuyla karşı karşıya

kaldığını; evlilik birliği dışında yaşayan çiftler arasındaki basit tıbbi

müdahaleyle giderilebilecek yaralamaların şikâyete bağlı olması nedeniyle eşit

korumanın sağlanamadığını; aynı şekilde Türk Ceza Kanunu'nda cezanın miktarı,

mağdurlar üzerindeki sosyal ve psikolojik etkisi ve benzer yönleriyle yaralama

suçundan daha ciddi bir suç olan aile içi cinsel saldırı suçunun (m.102) takibi

şikâyete bağlı olduğu halde, basit yaralama suçunun re'sen takip edildiğini

belirterek, Kural'ın Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

1- "Şikâyet aranmaksızın" sözcüklerinin (a) bendi yönünden incelenmesi

İtiraz konusu kuralın da bulunduğu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin üçüncü fıkrasında kasten yaralama suçunun nitelikli halleri ve yaralama suçlarına verilecek cezanın artırım nedenleri düzenlenmiştir. İptali istenen kuralda da yaralama suçunun kanunda sayılan yakın aile bireylerine karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılması ve kovuşturma ile soruşturmanın şikâyete bağlı olmaması öngörülmüştür.

Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa'nın 5. maddesinde "Devletin temel amaç ve görevleri": "Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." şeklinde tanımlanmıştır.

Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" ile ilgili 10. maddesinde: "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." denilmektedir.

Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" ile ilgili 12. maddesinde: "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa'nın "Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı" başlıklı 17. maddesinde: "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz." denilmektedir.

Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse, kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz", üçüncü fıkrasında "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" dördüncü fıkrasında da "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" denilerek "suç ve cezanın yasallığı" ilkesi getirilmiştir.

Anayasa'nın "Ailenin korunması" ile ilgili 41. maddesinde: "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar." hükmü bulunmaktadır.

Ulusal ve uluslararası kuruluşların hazırladığı istatistiklerin

incelenmesinden, aile içi şiddet suçları ve bu suçlara bağlı olarak ortaya

çıkan sonuçların tüm toplumların ortak sorunu olduğu anlaşılmaktadır.

Devletlerin sosyal birikimlerini, geleneklerini ve bireylerinin psikolojik

eğilimlerini dikkate alarak, bu suçları önlemek için cezai, hukuki ve idari

önlemler aldıkları, bu bağlamda, bazı devletlerde aile içi şiddet suçlarının

doğrudan takip edilmesi kabul edilirken, bazılarında da suçtan zarar görenlerin

şikâyeti üzerine soruşturma ve kovuşturma yapıldığı

görülmektedir. Ülkemizde de, son yıllarda aile içi şiddet olaylarının

önlenmesi ve aile içi şiddet suçlularının etkin şekilde cezalandırılmaları için

yapılan geniş kapsamlı yasal ve yönetsel çalışmalar kapsamında aile içi

şiddetin en yaygın görünümlerinden biri olan basit tıbbi müdahale ile

giderilebilecek kasten yaralama olaylarında baskı yapılarak şikâyetin

engellenebileceği gözetilerek yasakoyucu tarafından, itiraz konusu kuralla

şikâyet aranmaksızın soruşturma ve kovuşturma esasının kabul edildiği

anlaşılmaktadır.

Yasakoyucu, suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi, özel

hayatın gizliliği ve benzeri unsurları nazara alarak doğrudan takip edilmesi

gereken suçlarla, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları

birbirinden ayırabilir. Yapılan bu ayırımın bazı suçları içine alması veya almaması,

anayasal ilkeler çerçevesinde sosyal ihtiyaçları gözeten yasakoyucunun

takdirindedir. Buna göre, yasakoyucu aile içi şiddet suçlarının

azaltılması ve aile içinde işlenen suçların da örtbas edilmemesi için,

birbirlerine şefkatle davranmak konusunda en fazla yükümlülüğe sahip olan aile

bireylerinin birbirlerini kasten yaralamaları halinde, sanıklar hakkında

şikâyet aranmaksızın doğrudan takip ilkesinin getirilmesini öngörebilir.

Ceza hukuku alanında yasa önünde eşitlik ilkesinin uygulanması, kuşkusuz, aynı suçu işleyen tüm suçluların kimi özellikleri göz ardı edilerek her yönden aynı kurallara bağlı tutulmalarını gerektirmemektedir. Eşitlik ilkesi, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı eşitlik mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz.

Mağdurun veya failin durumlarındaki farklılıklar bunlara değişik kurallar uygulanmasını gerektirebilir. İtiraz konusu kuralda belirtilen kişilerin, birlikte yaşamalarından kaynaklanan yükümlülükleri, onları üçüncü kişilerden ayırdığından, bunlara farklı kuralların uygulanması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.

Öte yandan, toplumun temelini oluşturan ailede bireylerin, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmelerinin huzur ve güven ortamının sağlanmasına bağlı olduğu, bunun için de öncelikle aile içi şiddetin önlenmesi gerektiği açıktır.

Yasakoyucunun, itiraz konusu kuralla ceza hukuku alanında, anayasal sınırlar içinde takdir hakkını kullanarak, aile bireylerinin ve yakın akrabaların üçüncü kişilere nazaran daha ayrıcalıklı korunması yönünde bir tercih yaptığı anlaşılmaktadır. Toplumun temeli olan ailenin, fiziksel ve psikolojik açıdan sağlıklı bireylerden oluşması amacıyla yasakoyucunun itiraz konusu kuralda belirtilen aile bireylerinin birbirlerine karşı işledikleri kasten yaralama suçlarında şikâyet aramaması ve bu yolda düzenleme yapmasında, Anayasa'nın 41. maddesinde belirtilen ailenin korunması ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Devlet, toplumun ve ailenin temel taşı olan bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür. Bu bağlamda itiraz konusu kural, Anayasa'nın 17. maddesiyle devlete yüklenen pozitif yükümlülüğün ceza hukuku alanındaki yansımalarından birisini oluşturmaktadır.

Açıklanan nedenlerle Kural, Anayasa'nın 2., 5., 10., 12., 17., 38. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Haşim KILIÇ, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.

Kural'ın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 6., 11., 13., 19., 20., 36. ve 74. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

2- "Verilecek ceza yarı oranda arttırılır" sözcüklerinin (a) bendi yönünden

incelenmesi

Türk ceza yasalarının geçmişteki ve günümüzdeki düzenlemeleri incelendiğinde; yasakoyucunun, sanık ve mağdur olarak aile bireylerinin ve akrabaların konumuna yaklaşımının iki şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Bazı suçların işlenmesinde sanığın aile bireyi veya yakın akraba olması, verilecek cezanın artırım nedeni olurken, bazı suçların işlenmesinde de indirim veya cezasızlık nedeni sayılabilmektedir.

Yasakoyucunun, ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde kuşkusuz Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda takdir yetkisi bulunmaktadır.

Aile içi şiddetin önlenebilmesi amacıyla suçun, Fıkra'nın (a) bendinde belirtilen kişilere karşı işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılması yasakoyucunun takdiri içinde olduğundan Kural, Anayasa'nın 2., 5., 10., 17., 38. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kural'ın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 6., 11., 12., 13., 19., 20., 36. ve 74. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun 86. maddesinin, 31.3.2005 günlü, 5328 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasının sonunda yer alan;

1- "... şikâyet aranmaksızın, ..." sözcüklerinin, fıkranın (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- "... verilecek ceza yarı oranında artırılır." sözcüklerinin, fıkranın (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

3.1.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY

GEREKÇESİ

1- Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin kararlarında açıkça işaret edildiği üzere, kural olarak, suçların şikâyete bağlı olması veya doğrudan soruşturulabilir olması, benimsenen suç ve ceza politikasına uygun olarak yasakoyucunun takdirindedir. Yine, hukuk devleti ilkesine uygun olmak koşulu ile kamu yararını sağlama amacıyla ceza belirlemede değişik ölçütleri seçmek yasakoyucunun takdiri içindedir. (Any. Mah.nin 17.6.2004 günlü E.2004/24, K.2004/82 sayılı kararı)

2- Aile içi şiddeti önleme ve bu nedenle de caydırıcı önlemler

alma (yaptırımlar öngörme), işaret edilen suç ve ceza siyasetinin doğal sonucu

olarak kabul edilebilir. Ne var ki aile içi şiddetin önlenmesi düşüncesinin

ailenin korunması, refah ve huzurunun sağlanması olgularından bağımsız

düşünülebilmesi mümkün değildir. Çünkü, "Ailenin korunması" başlıklı

Anayasa'nın 41. maddesinin gerekçesinde "Ailenin sosyal yapısının yanı

başında bugün millet hayatında oynadığı rol, onun korunması yolunda bir hükmün

Anayasa'da yer almasını zorunlu kılmıştır... Madde, kanun koyucuya

aileyi milletin temeli olarak koruma, refahı ve huzurunu sağlama ödevini de

yüklemektedir..." denilmektedir. Dolayısıyla, "aile"yi

doğrudan ilgilendiren bir yasal düzenlemede Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerinin

yanı sıra 41. maddesinin de gözetilmesi zorunlu ve gereklidir.

3- Aile içi şiddetin hoşgörülmesi hukuken asla tasvip edilmemekle

birlikte, bu fiillerin faillerine öngörülecek ceza ve bunun yargılama yöntemi

bakımından, şikâyetin geri alınması ya da uzlaşma olanaklarından yoksun kılınma

suretiyle, hiçbir zaman geri dönüşü olmayacak şekilde faillerin mahkum edilmesi

halinde, bunun aile içi şiddeti önleme de olumlu katkısı olacağı düşüncesi

yerinde değildir. Aile içinde baskı olmaksızın birbirini affetmenin veya

bağışlamanın olamayacağının varsayılarak, bu varsayıma hukuki sonuçlar

yüklenmesi Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. Diğer bir deyişle, aile

bireylerine ve yakın akrabalara şikâyet etme ve şikâyetten vazgeçme hakkının

tanınmamasının Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerinde belirtilen "toplum

huzuru" ve yine 2. maddesinde belirtilen "adalet anlayışı" ile

bağdaştırılması mümkün değildir.

4- Yakın aile üyelerine karşı basitte olsa yaralama fiilini

işleyen aile mensubunun cezasının yarı oranında artırılması, yasakoyucunun bu

konuda öngördüğü amaca elverişli bir yaptırım mahiyetinde ise de; aynı suçu

işleyen üçüncü kişilere karşı soruşturma açılmasının şikâyete bağlı tutulması,

aile bireylerinin ise bundan mahrum bırakılması şeklinde beliren yasakoyucu

takdirinin, ailenin huzurunu sağlama bakımından bir değerlendirmeden yoksun

oluşu, bilakis bu kuralla ailenin huzurunun onarılmaz biçimde yaralanacağı

gerçeği karşısında, Anayasa'nın 41. maddesine aykırı düştüğü açıktır.

Gerçekten, "şikâyetten vazgeçme" imkânının tanınmaması aile içinde

yargıya yansıyan durumların, tarafların barışmaları, şikâyet ve cezalandırma

iradelerinin artık olmamasına karşın, aile huzurunun bozulması ve

ailenin temeli olan karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı özel alanın

zedelenmesi sonucunu doğuracaktır. Bu bakımdan, iptali istenen

kuralın ailece bir koruma alanı yaratmadığı gibi yaptırımın

sonuçları itibarı ile diğer aile bireylerine de eza getireceği durumunun

şikâyet ve Anayasa'nın 41. maddesi ile uyarlı olmadığı kuşkusuzdur.

5- Açıklanan nedenlerle; dava konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 41. maddelerine aykırı düştüğü ve bu nedenle iptali gerektiği kanısında olduğumuzdan; Anayasa'ya uygunluk iddiasının reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Başkan

Haşim KILIÇ

Üye

Ahmet AKYALÇIN

KARŞI OY

Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un sulh ceza mahkemelerinin görevini düzenleyen 10. maddesinde, "Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanması, sulh ceza mahkemelerinin görevi içindedir" denilmektedir.

İtiraz başvurusunda bulunan Asliye Ceza Mahkemesinin, kabul ettiği iddianamedeki anlatımlardan, sanığa isnat edilen kasten yaralama fiilinin mağdur üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu açıkça anlaşılmakta ve bu haliyle de eylemin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin, 31.3.2005 günlü ve 5328 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrasında yer alan dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasını öngören suçu oluşturduğunda ve öngörülen hapis cezasının üst haddi gözetildiğinde de davanın görülmesinin Sulh Ceza Mahkemesinin görevi içine girdiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.

İşin başında davanın görülmesinin mahkemenin görevine girmediği iddianamedeki anlatımlardan açıkça anlaşılan kamu davası ile ilgili, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesi mümkün ve gerekli iken, 5235 sayılı Kanun'un göreve ilişkin 10. maddesine aykırı davranmak ve ceza sürelerini hatalı olarak gösteren iddianameyi kabul etmek suretiyle kendini görevli hale getiren Asliye Ceza Mahkemesinin, 2949 sayılı Kanun'un 28. maddesi anlamında itiraz başvurusunda bulunmaya yetkili mahkeme olduğunun kabulüne olanak yoktur.

Bu nedenle başvurunun yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğinden, esasın incelenmesine ilişkin karara katılmadık.

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serruh

KALELİ

Anayasa Mahkemesi, E. 2005/151, K. 2008/37, 3 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazların Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Yürürlüğün Durdurulmasına İlişkin İstemler
  8. Vı- Esasın İncelenmesi
  9. Kılıç
  10. Adalı
  11. Kantarcıoğlu
  12. Akyalçın
  13. Erten
  14. Özgüldür
  15. Apalak
  16. Karşıoy
  17. Gerekçesi
  18. Kaleli
  19. Karşı Oy
  20. Özgüldür
  21. Erten
  22. Yıldırım
  23. Oto
  24. Kaleli
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2005/151
Karar No
2008/37
Tarih
3 Ocak 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2005/100 K.2008/50
  • AYM Norm Denetimi E.2004/81 K.2008/48
  • AYM Norm Denetimi E.2007/21 K.2008/40
  • AYM Norm Denetimi E.2007/76 K.2008/46
  • AYM Norm Denetimi E.2005/15 K.2008/2
  • AYM Norm Denetimi E.2004/48 K.2008/49

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.