KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Ocak 2008
- EsasSayısı
- 2005/75
- KararSayısı
- 2008/1
- Karar Günü
- 3.1.2008
- Resmi Gazete Tarih ve Sayısı
- 30.01.2008 – 26772
- İtiraz yoluna başvuran
- Karşıyaka 1. Ağır Ceza
Karar Metni
916 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 17. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bıçakla yaralama suçundan dolayı 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/2, 457/1, 36. ve 40. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle sanık hakkında Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında, Mahkemece sanığın eyleminin adam öldürmeye tam teşebbüs suçunu oluşturduğu ve bu suçu yargılama görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, davaya bakmakta olan Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savını ciddi bularak, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Gönüllü vazgeçme" başlıklı 36. maddesi şöyledir:
"(1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 17. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 11.7.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesinde öngörülen düzenlemenin, ülkenin farklı gelişmişlik düzeyine sahip bölgelerinde yaşayan ve aynı suçu işleyen kişiler bakımından farklı hükümlerin uygulanması sonucunu doğuracağı, bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması hakkıyla da bağdaşmadığı belirtilerek, Anayasa'nın 2., 10. ve 17. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesinde gönüllü vazgeçme
durumu düzenlenmiştir. Yapılan bu düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda
sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme,
icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar
bakımından da öngörülmüştür. Maddede, gönüllü vazgeçme halinde kural olarak
faile icrasına başladığı suçtan dolayı ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar yapılan
hareketlerin müstakil bir suç oluşturması durumunda failin
cezalandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, fail suçun icra
hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçer veya kendi çabasıyla suçun
tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten dolayı
cezalandırılamayacaktır. Ancak, gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleşen eylem
ayrı bir suçu oluşturduğu takdirde, fail sadece o suça ait ceza ile
cezalandırılacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinde yasakoyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Anayasa Mahkemesi'nin değişik kararlarında vurgulandığı gibi yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez.
Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî
inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol
açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbiriyle aynı
durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve
toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Durum ve konumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik
uygulamaları gerekli kılabilir. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme
aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal
eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara
bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri gözönüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir.
Çağdaş ceza kanunlarında, toplumsal barışı bozan, bireyde korku ve toplumda gerginlik yaratan suçların önüne geçilebilmesi için failleri suç işlemekten ya da suçu tamamlamaktan vazgeçmeye özendirecek kurallara yer verildiği görülmektedir. İtiraz konusu kuralın, izlenen suç politikası uyarınca gerek icra hareketleri aşamasında gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, faillerin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmelerini teşvik etmek amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nda ve ceza hükmü içeren diğer kanunlarda yer alan tüm suçlarda uygulanacak genel hüküm niteliğindeki itiraz konusu kural, suçu işlemekten gönüllü vazgeçen faillerin yaşadıkları yerin az ya da çok gelişmişliğini dikkate alarak farklı hükümler öngörmemekte; aksine suçu işlemekten gönüllü vazgeçen tüm faillerin aynı hükümden yararlanmalarını sağlamaktadır. Esasen Türk Ceza Kanunu'nun benimsediği "mülkilik ilkesi" uyarınca, Türk Ceza Kanunu ülkenin tümünde ve suç işleyen kişilere her hangi bir ayırım yapmadan uygulanmak durumundadır. Bu nedenle, itiraz konusu kuralın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
Üye Serruh KALELİ Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2005/75, K. 2008/1, 3 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası