İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2007/105 K.2008/75

Esas Sayısı: 2007/105

Esas2007/105Karar2008/75Tarih6 Mart 2008Okuma29 dk · 5.798 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2007/105
Karar No
2008/75
Karar tarihi
6 Mart 2008
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.798 kelime·29 dk okuma·40 bölüm

Esas Sayısı: 2007/105

Karar Sayısı : 2008/75

Karar Günü : 6.3.2008

R.G. Tarih-Sayı :18.03.2009-27173

İPTAL

DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri İlhan KESİCİ ve Faik ÖZTRAK ile birlikte 111 milletvekili

İPTAL

DAVASININ KONUSU

9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un;

1- 3. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının,

2- 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesindeki "İÇH'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde" ibareleri ile

3- Geçici 1. maddenin ikinci tümcesinin,

Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

II-

YASA METİNLERİ

A-

İptali İstenilen Yasa Kuralları

9.12.2007 günlü 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un iptal istemine konu kuralları da içeren hükümleri şöyledir:

"MADDE

3- (1) Nükleer güç santrallarının yapılmasına ilişkin seçim süreci Bakanlık tarafından ve bu Kanundaki usuller uygulanmak suretiyle başlatılır.

(2) TA­EK, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içinde yayınlar.

(3) Bu Kanuna göre yapılacak nükleer güç santralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar, şirketin seçimi, yer tah­si­si, li­sans be­de­li, alt­ya­pı­ya yö­ne­lik teşvik­ler, seçim süreci, yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacak enerjinin miktarı, süresi ve enerji birim fiyatını oluşturma usul ve esasları bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde Bakanlık tarafından hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek bir yönetmelikle belirlenir.

(4) Bu Kanuna göre yapımı öngörülen nükleer güç santralları için üçüncü fıkrada belirtilen yönetmeliğin yayımlanmasından sonra en geç bir ay içerisinde teklif almak üzere TETAŞ tarafından ilana çıkılır.

(5) Alınan tekliflerden, TAEK tarafından belirlenen ölçütleri

karşıladığı TAEK tarafından belgelenen şirketlerin teklifleri yarışmaya

sokulur, bu ölçütleri karşılamayan şirketlerin teklifleri yarışma dışı

bırakılır. Alınan teklifler TETAŞ tarafından bu Kanun ve çıkarılacak yönetmelik

hükümleri çerçevesinde değerlendirildikten sonra en uygun teklif belirlenerek,

ilgili şirketle sözleşme imzalanmasına izin alınmak üzere Bakanlar Kurulunun

onayına sunulur. TETAŞ tarafından gönderilen teklifin uygun görülmesi halinde,

Bakanlar Kurulunca ilgili şirketle TETAŞ arasında sözleşme imzalanması

hususunda izin verilir. EPDK tarafından, sözleşme imzalanması uygun görülen

şirkete ilgili mevzuat çerçevesinde lisans verilir. EPDK tarafından lisans

verilmesini müteakip, ilgili şirketle TETAŞ arasında, santralın işletmeye

girmesinden itibaren onbeş yılı aşmayan enerji satışını düzenleyen sözleşme

imzalanır.

MADDE

7- (1) Ba­kan­lar Ku­ru­lu, ku­ru­la­cak san­tra­la iliş­kin tek­no­lo­ji edin­me­ye yö­ne­lik ya­tı­rım­lar ile iş­let­me per­so­ne­li­nin eği­ti­mi­ni teş­vik­ler­den ya­rar­lan­dı­ra­bi­lir.

(2) Bu Kanun

kapsamında üzerinde santral kurulacak taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetinde

veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması halinde, bu taşınmazlar

üzerinde şirket lehine Maliye Bakanlığı tarafından, diğer kamu kurum veya

kuruluşlarının mülkiyetinde bulunması halinde ise Bakanlar Kurulu kararı ile

bedelsiz olarak kullanma izni, irtifak hakkı tesis edilir. Sözleşme sürelerinin

sonunda nükleer güç santralının sökülmesi zorunludur. Söküm işinden ve

taşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir hale getirilerek

Hazineye iadesinden şirket sorumludur. Söküm maliyeti 5 inci maddenin ikinci

fıkrası kapsamında oluşturulan İÇH'den karşılanır. Bu işlem­ler için İÇH kay­nak­la­rı­nın

ye­ter­siz kal­ma­sı du­ru­mun­da İÇH'den oluş­muş kay­nak­la­rın

yüz­de yir­mi­be­şi­ne ka­dar ma­li­yet­ler Ha­zi­ne ta­ra­fın­dan,

bunun da yetmemesi halinde şirket tarafından karşıla­nır.

GE­Çİ­Cİ

MAD­DE 1- (1) TAEK, nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi görevini yerine getirecek yeni bir kurum kurulana kadar 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu gereğince bu görevine devam eder. TAEK görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilir. Bunlara ödenecek ücret ve diğer mali haklar Başbakan tarafından belirlenir."

B-

Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine dayanılmıştır.

III-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımları ile 18.12.2007 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliği ile karar verilmiştir.

IV-

ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrası gereğince Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler, Müsteşar Vekili Selahattin Çimen, Enerji İşleri Genel Müdürü Budak Dilli, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı Ali Tanrıkut, Hukuk Müşaviri Fatih Kurhan'ın 26.2.2008 günlü sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A-Yasa'nın 3. Maddesinin İncelenmesi

1- (2) Numaralı Fıkra

Dava

dilekçesinde, nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılamaları gereken

ölçütlerin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenerek yayımlanmasına

ilişkin kuralın, yasama organına ait olan asli düzenleme yetkisinin temel

ilkeleri Yasa'da belirlenmeden yürütmeye devri niteliğinde bulunduğu;

yürütmenin, Anayasa'da belirtilen ayrık durumlar dışında düzenleme yetkisinin

aslî değil ikincil olması nedeniyle öncelikle yasamanın bir alanı temel

ilkeleriyle belirleyip düzenlemesi gerektiği, yürütmenin ise daha sonra

çerçevesi belirlenmiş alanda düzenleyici bir takım işlemler yapabileceği,

kuralın bu nedenlerle Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılık

oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Fıkrada, Yasa'nın Geçici 1. maddesi gereğince nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi görevini yerine getirmek üzere yeni bir kurum oluşturulana kadar, bu alanda yetkili kılınan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Yasa'nın yürürlük tarihinden itibaren bir aylık süre içinde, nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılamaları gereken ölçütleri tespit edip yayımlaması yükümlülüğü öngörülmektedir.

Söz konusu kuralın gerekçesinde, Yasa kapsamında nükleer güç santrali yatırımını gerçekleştirecek şirketlerin belirlenmesi sürecine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenecek teknolojik ölçütleri sağlayan şirketlerin katılabileceklerinin düzenlendiği ifade edilmektedir.

Anayasa'nın

2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan

haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda

adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı

durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan,

yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel

hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğunun bilincinde olan devlettir. Hukuk

devleti, siyasal iktidarı hukukla sınırlayarak ve devlet etkinliklerinin

düzenli sürdürülebilmesi için gerekli olan hukuksal alt yapıyı oluşturarak aynı

zamanda istikrara da hizmet eder. Bu istikrarın özü hukuki güvenlik ve

öngörülebilirliktir. Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik sağlanabilmesi ise,

kuralların genel, soyut, açık ve anlaşılabilir olmalarına bağlıdır. Hukuk

devleti, yasaların kamu yararına dayanması ilkesini de içerir.

Anayasa'nın 6. maddesinde egemenliğin kayıtsız ve şartsız Türk milletine ait olduğu, egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı ve hiç kimsenin ya da organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı; 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde ise yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa'ya ve yasalara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği öngörülmüştür.

Türkiye

Atom Enerjisi Kurumu, 2690 sayılı Kuruluş Yasası çerçevesinde nükleer enerjinin

barışçıl amaçlı kullanımına yönelik bütün alanlarda görevli, yetkili ve sorumlu

bir kuruluştur. Kurum, anılan Yasa doğrultusunda Türkiye'de atom enerjisinin

kalkınma plânlarına uygun olarak ülke yararına kullanılmasını sağlamak, bu

konudaki temel ilke ve politikaları belirleyip önermek, bilimsel, teknik ve idari

çalışmaları yapmak, düzenlemek, desteklemek, koordine etmek ve denetlemek

amacıyla kurulmuş, bu konuda Yasa ile yetkili ve görevli kılınmış olup

faaliyetlerini Başbakan'a bağlı olarak yürütmektedir. Ayrıca nükleer alanda

düzenleyici ve denetleyici otorite olan Kurum, 2690 sayılı Kuruluş Yasası ve

5710 sayılı Yasa'nın 3. maddesi hükümleri çerçevesinde, kuruluş amacını

gerçekleştirebilmesi bakımından çeşitli yetki ve görevlerle donatılmıştır.

Türkiye

Atom Enerjisi Kurumunca belirlenecek olan nükleer güç santrali kurup işletecek

şirketlerin karşılamaları gereken ölçütlere ilişkin genel çerçeve ve

kriterlerin her ne kadar 5710 sayılı Yasa'da yer almadığı görülmekte ise de,

Kurumun faaliyetlerini Anayasa, ilgili yasalar ve özellikle de 2690 sayılı

Kuruluş Yasası'nda belirlenen ilke ve sınırlar çerçevesinde yürütmesinin

gerekli olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Atom

Enerjisi Kurumunun bu alandaki görev ve sorumluluklarının 2690 sayılı Yasa'da

düzenlenmiş olması karşısında, 5710 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci

fıkrasıyla verilen görev ve yetkinin sınırları hukukî güvenlik ve dolayısıyla

da hukuk devleti ilkelerine aykırılık oluşturacak biçimde belirsizlik

taşımamakta ve keyfi uygulamalara sebebiyet verecek nitelikte bulunmamaktadır.

Öte yandan yasakoyucu, gerektiğinde sınırlarını belirlemek koşuluyla özel bir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Nükleer enerji alanındaki faaliyetlerin düzenlenmesi ve nükleer enerji santrali kurup işletecek şirketlerin karşılamaları gereken ölçütlerin belirlenmesi, bilim ve teknik temellere dayanan ve uzmanlık gerektiren bir husustur. Yasa'da bilimsel ve teknik ölçütlere dair katı sınırlar koyan düzenlemelere yer verilmesi, yöntem olarak işin doğasıyla da uzlaşmamaktadır. Bu bağlamda bilimsel ve teknik alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra ayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.

Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı bir yönü görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

2- (3) Numaralı Fıkra

Dava

dilekçesinde, kuralla, nükleer güç santralleri kurmak için yarışmaya

katılacaklarda aranacak şartların, şirketin seçiminin, yer tahsisinin, lisans

bedelinin, alt yapıya yönelik teşviklerin, seçim sürecinin, yakıt temininin,

üretim kapasitesinin, alınacak enerji miktarının, süresinin ve enerji birim

fiyatının oluşturmasının usul ve esaslarının, Yasa'da temel ilkeleri

belirlenmeksizin yürütmeye bırakılmasının yasama organına ait olan aslî

düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğinde olduğu; yürütmenin, Anayasa'da

belirtilen ayrık durumlar dışında düzenleme yetkisinin aslî değil, ikincil

nitelikte bulunması nedeniyle öncelikle yasamanın bir alanın temel ilkelerini

belirleyip düzenlemesinden sonra yürütmenin çerçevesi belirlenmiş alanda

düzenleyici bir takım işlemler yapabileceği, anılan fıkradaki düzenlemenin bu

nedenlerle Anayasa'nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırılık oluşturduğu

ileri sürülmüştür.

İptal istemine konu fıkrada, kurulması öngörülen nükleer güç santrallerinin yapımı sürecine ilişkin olarak; yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar, şirketin seçimi, yer tahsisi, lisans bedeli, altyapıya yönelik teşvikler, seçim süreci, yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacak enerjinin miktarı, süresi ve enerji birim fiyatının oluşturulmasının usul ve esaslarının Yasa'nın yürürlüğe girmesinden itibaren iki aylık süre içinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek bir yönetmelikle belirleneceği hükmü yer almaktadır.

Çıkarılması öngörülen yönetmeliğin kapsamında yer alacak konulara ilişkin temel ilkeler Yasa'nın çeşitli maddelerinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda olmak üzere, Yasa'nın 3. maddesinde santral kuracak şirketin belirlenmesi sürecinin, 4. maddesinde Yasa kapsamında üretilen enerjinin satışına ilişkin uygulama esaslarının, 5. maddesinde santralin yakıt temini, atık yönetimi, devreden çıkarılması ile şirketin almakla yükümlü bulunduğu lisans ve izinlerin, 6. maddesinde Yasa gereğince nükleer güç santrali kurma hakkı kazanan şirkete ilişkin düzenlemelerin, 7. maddede teşviklere ilişkin hükümlerin yer aldığı görülmektedir.

Bilimsel

tanımlama ve gelişmenin önceden belirgin gözüktüğü özel durumlarda dahi, teknik

alanlardaki sorunların ve kullanılacak yöntemlerin çok yönlü ve karmaşık olması

dolayısıyla, güvenilir tekniklerin detaylarının yasayla saptanması

olanaksızdır. Nükleer enerjinin teknik ve çok boyutlu bir alan olmasından

kaynaklanan özelliği nedeniyle, konunun bütün yönleriyle Yasa'nın durağan

kalıplarına bağlanması mümkün bulunmamakta olup nükleer güç santrallerinin

kurulması ve işleyişine ilişkin yasal düzenlemelerde hızla gelişen bilim ve

tekniğin sağlayacağı yeniliklerin de dikkate alınması gerekmektedir.

Dolayısıyla yasakoyucu, bu alanda detaylı kuralları koymuş olsa dahi, zaman

içinde ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle yasal düzenlemenin son gelinen duruma

uyarlanması zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Bu alanda, yasakoyucunun belirlilik

ilkesi adına sabit ve katı kurallar koymaya zorlanması, teknik gelişmeyi

desteklemek yerine engelleyici bir etki yapar.

Yasama

organı, herhangi bir alanı Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla düzenleyebilir. Bu

düzenlemede bütün olasılıkları göz önünde bulundurarak detaylara ait kuralları

da belirlemek yetkisini haiz ise de; temel hükümleri belirledikten sonra

uzmanlık gerektiren ve yönetim tekniğine bağlı konuların düzenlenmesi için

Bakanlar Kurulunun görevlendirmesi de yasama yetkisinin kullanılmasından başka

bir şey değildir. Bilim ve teknik kurallarına göre yürütülmesi gereken ve bunun

dışına çıkıldığında insan ve çevre güvenliği bakımından ciddi boyutlarda tehdit

oluşturabilecek konuları kapsayan ve geciktirmeden zamanında tedbirler alınması

gereken bu alanın, yasakoyucu tarafından her yönüyle doğrudan doğruya

düzenlenmesi yasama organının yapısı ve çalışma biçimi itibarıyla sakıncalar

doğurabilir.

Bütün bu hususlar göz önüne alındığında, nükleer güç santrallerinin kuruluşu ve işletilmesine dair yasama tercihinin ortaya konulup belirli temel konuların ve bunun sınırlarının Yasa'da belirlenmesinden sonra bu alana ilişkin ayrıntılı düzenlemenin ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanıp Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek yönetmeliğe bırakılmasının yetki devri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Ayrıca, fıkrada sözü edilen yönetmelik aleyhine ve bu yönetmeliğin uygulamasına ilişkin idari işlemlere karşı yargı mercilerinde dava açılmasının da olanaklı bulunduğu açıktır.

Bu nedenlerle, kural ile yürütmeye belli hususlara ilişkin yönetmelik çıkarma yetkisinin tanınması, düzenleme konusu alanın gereklerinden kaynaklanmakta olup, söz konusu hükmün Anayasa'nın 2., 6., 7. 8. ve 11. maddelerine aykırı bir yönü görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

B-

7. Maddenin (2) Numaralı Fıkrasının Son Tümcesindeki "İÇH'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde" İbarelerinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, nükleer santrallerin işletme sürelerinin sonunda sökülmesi ve üzerine kurulu bulundukları taşınmazların çevre kurallarına göre kabul edilebilir duruma getirilebilmesinin finanse edilmesi amacıyla oluşturulan İÇH'da (İşletmeden Çıkarma Hesapları) biriken fonların bu giderleri karşılamada yetersiz kalması durumunda İÇH'deki birikimin %25'i oranında Hazine tarafından katkı sağlanması yükümlülüğüne ilişkin Yasa kuralının, bu işlemlere ilişkin giderlerin halkın üzerine yüklenmesi anlamına geldiği, kamu yararı ile bağdaşmadığı nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmektedir.

Fıkranın son tümcesinde, nükleer güç santrallerinin çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir duruma getirilerek Hazine'ye iadesi sürecinde gereksinim duyulacak ekonomik kaynağın, İÇH adında oluşturulacak fondaki birikimlerden karşılanması ilkesi benimsenmiştir. İşletmeden çıkarma sürecindeki giderleri karşılamada söz konusu fon kaynağının yeterli olmaması durumunda ise Hazine'ye İÇH'da oluşmuş kaynağın % 25'i oranında bu giderlere katkı sağlama yükümlülüğü getirilmektedir.

Yasa'ya

göre, sözleşme sürelerinin sonunda nükleer güç santralının sökülmesi ve

taşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir duruma getirilerek

Hazine'ye geri verilmesinden şirket sorumludur. İÇH ise santralin sözleşme

süresinin sonunda sökülmesi ve çevre kurallarına göre kabul edilebilir şekle

getirilmesi için yapılan giderleri karşılamak üzere oluşturulan, kamunun

yönetim ve denetimi altındaki bir tür uzun vadeli birikim hesabıdır. Bu yolla

nükleer güç santralinin sökümü sürecinde; gerekli malzemelerin temini, sahanın

güvenliğinin sağlanması ve gözlemlenmesi, atıkların işlenmesi ve bertaraf

edilmesi, sahanın temizlenmesi, proje yönetimi ve mühendislik, araştırma ve

geliştirme, projelendirme ve denetim faaliyetleri için gereksinim duyulan

parasal kaynağın sözleşme süresinin sonunda, kullanıma hazır bulundurulabilmesi

hedeflenmektedir.

İÇH'de oluşan kaynaklara Hazine katkısı öngören kuralın, ileri teknoloji ve büyük sermaye gerektiren nükleer güç santrali yatırımlarına yönelik bir teşvik niteliğinde olduğu, ülkemizde ilk defa nükleer güç santrali kurulacak olmasının yatırımcılar bakımından ortaya çıkaracağı olumsuz durumun bu yolla giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin bir kuralın kamu yararı açısından Anayasa'ya aykırılık sorununu çözümlerken yapacağı inceleme, Yasa'nın yalnızca kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığını araştırmaktır. Diğer bir ifadeyle Yasa ile kamu yararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemek anayasa yargısıyla bağdaşmaz. Çünkü bir yasanın kamu yararını gerçekleştirip gerçekleştirmediği veya ülke gereksinimlerine uygun olup olmadığı bir siyasî tercih sorunudur ve yasakoyucunun takdirine aittir.

Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

C-

Geçici 1. Maddenin İkinci Tümcesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, maddede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelikli" şeklindeki tanımlamaların "belirlilik ilkesi"ne uygun olmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kural, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilmesini öngörmektedir. Bu yolla, nükleer faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi için yeni bir kurum kuruluncaya kadar geçecek süreçte 2690 sayılı Yasa çerçevesinde bu görevi sürdürmesi öngörülen Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun, düzenleme ve denetim görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisası gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikteki yerli ve yabancı personel istihdamına olanak sağlanmaktadır.

Yasa'nın gerekçesinde, Ku­rum bün­ye­sin­de nük­le­er alanda de­ne­yim sa­hi­bi Türk bi­lim adam­la­rı­ ile bu alanda ulus­la­ra­ra­sı dü­zey­de ta­nın­mış yaban­cı uy­ruk­lu bi­lim adam­la­rı­nın hiz­me­tlerine gereksinim du­yulduğundan anılan düzenlemenin yapıldığı ifade edilmektedir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2690 sayılı Kuruluş Yasası çerçevesinde; nükleer politikanın esaslarını belirlemek, radyasyondan korunma ve radyasyon güvenliğini sağlamak ve güvence altına almak, Ülkenin nükleer tehlikelere karşı korunma stratejisini belirlemek, nükleer bilimler ve teknoloji alanlarında araştırma yapmak ve araştırmaları desteklemek, Ülkenin nükleer ve radyolojik tekniklerden faydalanmasına yönelik çalışmaları teşvik etmek, nükleer alanda görev yapacak personel yetiştirmek, uluslararası kuruluşlarla nükleer alanda işbirliği içinde çalışmalar yapmak ve bu konularda halkı bilgilendirmekle görevlidir.

Anayasa'nın

2. maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan

haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve

işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu

geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı

durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı

denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da bozamayacağı

temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinin

temel öğelerinden biri de güvenilirliliktir. Hukuk devleti, tüm eylem ve

işlemlerinde yönetilenlere en güçlü en kapsamlı şekilde hukuksal güvence

sağlayan devlettir. Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk

güvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşuludur.

Hukuk güvenliği, "belirlilik ve öngörülebilirlik" gerektirir. Kuralda yer alan "özel bilgi ve ihtisası gerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramları, yürütme organına öznel olarak belirlenebilecek, sınırları konulmamış bir yetki tanımaktadır. Bu durum, kimlerin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından bu kural kapsamında çalıştırılabileceği konusundaki belirlilik ve öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır.

Düzenleme

konusu nükleer enerjinin özellikli oluşu, "özel bilgi ve ihtisası

gerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramlarının Yasa'da bütün

yönleriyle kesin ve açık biçimde düzenlenmesine engel oluşturmakla birlikte,

kuralın alanın elverdiği ölçüde belirgin ve açık biçimde düzenlenmesi

gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, bu durumda yasakoyucu düzenlenecek yaşamsal

alanın özelliğine uygun olarak genel-soyut düzenlemeye elverişli olanı

gerçekleştirmeli ve normu kamu yararı amacı çerçevesinde, herkes için geçerli,

genel, nesnel ve sınırlarını belirli bir biçimde koymalıdır. Ancak bu durumdaki

bir kural, hukuk güvenliğine, hukuk düzeninden beklenen belirlilik ve

öngörülebilirliğe ve hukuk devleti anlayışına aykırı düşmeyecek nitelik

kazanabilir.

Anılan tümcede geçen, "özel bilgi ve ihtisası gerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramlarının bu bağlamda yapılan değerlendirmesinden, kapsamları belirsiz ve içerikleri sınırlandırılmamış ibareler olduğu anlaşılmaktadır. Bu biçimdeki bir düzenleme Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devletinin vazgeçilmez koşullarından birisi olan normların açıklığı ve belirliliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptali istenilen kural Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamıştır.

V-

İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın

153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının

Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde

Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca

kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden

başlayarak bir yılı geçemez." denilmektedir. 2949 sayılı Yasa'nın 53.

maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci

fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesinin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksal

boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesi

halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.

5710 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesinin iptali nedeniyle doğan hukuksal boşluk, kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte görüldüğünden, yeni düzenleme yapması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI-

YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un

A-

1- 3. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarına,

2- 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesindeki "İÇH'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar" ve "Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde" ibarelerine,

Yönelik iptal istemleri, 6.3.2008 günlü, E. 2007/105, K. 2008/75 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkralara ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

B-

Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesine ilişkin iptal hükmünün süre verilerek yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu tümceye yönelik YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

6.3.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

VII-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un;

A- 1- 3. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son tümcesinde yer alan "... İÇH'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar ..." ve "... Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde ..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

3- Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İptal edilen tümcenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, KARARIN RESMÎ GAZETEDE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

6.3.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY YAZISI

9.11.2007 günlü, 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un Geçici 1. maddesinin iptal davasına konu edilen tümcesinde, "TAEK görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilir." kuralı yer almaktadır. Bu düzenleme ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na (TAEK) Yasa'da öngörülen düzenleme ve denetim görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisası gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikteki yerli ve yabancı personel istihdam edebilme olanağı sağlanmaktadır.

TAEK, 9.7.1982 günlü, 2690 sayılı Yasa çerçevesinde, nükleer politikanın esaslarını belirlemek, radyasyondan korunma ve radyasyon güvenliğini sağlamak ve güvence altına almak, ülkenin nükleer tehlikelere karşı korunma stratejisini belirlemek, nükleer bilimler ve teknoloji alanlarında araştırma yapmak ve araştırmaları desteklemek, ülkenin nükleer ve radyolojik tekniklerden faydalanmasına yönelik çalışmaları teşvik etmek, nükleer alanda görev yapacak personel yetiştirmek, uluslararası kuruluşlarla nükleer alanda işbirliği içinde çalışmalar yapmak ve bu konularda halkı bilgilendirmekle görevlidir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Yasakoyucunun kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve kamu görevlilerinin statülerinin belirlenmesine ilişkin yeni kurallar koyma ya da var olan kuralları değiştirme yetkisi anayasal ilkelere bağlı kalmak ve hizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla takdir yetkisi içinde kalan yasama işlemleridir. Yasakoyucunun bu alanda sahip bulunduğu takdir yetkisi ise Anayasa'da belirtilen ilke ve kurallarla sınırlıdır.

Maddede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelikli" şeklindeki tanımlamaların "belirlilik ilkesi"ne uygun olmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ve bu iddia iptal yönünde oy kullanan çoğunluk tarafından da benimsenmiştir.

Kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık oluşturup

oluşturmadığının incelenmesinde öncelikle hukuk devleti ilkesinin en önemli

öğelerinden birini oluşturan "belirlilik ilkesi" doğrultusunda

değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan

hukuk devleti ilkesi yürütme organının faaliyetlerinin yönetilenlerce belli

ölçüde öngörülebilir olmasını gerektirir. Belirlilik ve dolayısıyla hukuki

güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. Şu kadar ki,

belirlilik ilkesinin gerekleri, düzenlemenin yapıldığı alana ilişkin koşulların

dayattığı zorluklara göre de değişebilmektedir. Nitekim bazı kavramların belli

alanlarda kullanımı belirlilik ilkesi açısından yeterli olarak

değerlendirilmekte iken, aynı yaklaşım diğer bir alan açısından yeterli

sayılmayabilir. Hatta farklı değerlendirme yapılması zorunluluğunun aynı hukuk

disiplini içinde dahi ortaya çıkabilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda

yasakoyucu pratik olarak genel-soyut düzenlemeye elverişli olanı

gerçekleştirecektir.

Hukuk devletinin bir gereği olarak yasama organı tarafından yapılan düzenlemelerin, belirlilik esasına uygun olması gerekmektedir. Bu zorunluluğun yasama organınca düzenlenen tüm yaşamsal alanlar bakımından konunun özellikleri nedeniyle aynı ölçüde açık ve kesin olduğunun söylenmesi ve sınırlarının konulması ise mümkün değildir.

Bu açıdan nükleer enerjinin güvenlik boyutu ile bu alandaki baş döndürücü gelişmeler nazara alındığında, yasakoyucunun "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelik" konularında teknik ve ayrıntılı düzenlemeler getirmesindeki zorluk göz ardı edilmemelidir. Yasakoyucuyu böyle bir alanda belirlilik ilkesi adına sabit ve katı kurallar koymaya zorlamak, belirlilik ilkesinin amacıyla uyuşmamaktadır.

Çoğunluk görüşü Kanun'un Geçici 1. maddesinde yer alan "özel bilgi ve ihtisas gerektiren işler" ve "uygun nitelikli" şeklindeki tanımlamaların kapsamlarının belirsiz ve içeriklerinin sınırlandırılmamış olmasından dolayı "belirlilik ilkesi"ne ve Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varırken, bizatihi kendisi dahi nükleer enerjinin özellikli oluşunun anılan kavramların Yasa'da bütün yönleriyle kesin ve açık biçimde düzenlenmesine engel oluşturduğunu kabul etmiş ve kapsamların belirlenmesine ve içeriklerin sınırlandırılmasına yönelik bir çerçeve belirleyememiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında Anayasa'nın 2. maddesi

çerçevesindeki "belirlilik ilkesinin" sabit ve katı kurallar

konulması olarak algılanmadığı görülmektedir. Mahkeme, teknik konuları kapsayan

ve geciktirmeden zamanında tedbirler alınması ve icabında derhal kaldırılması

ve değiştirilmesi gereken alanın, yasakoyucu tarafından doğrudan doğruya

düzenlenmesinin bazı sakıncalar doğurabileceği, yasama organlarının yapısı

itibarıyla günlük olayları izleyememesi ve ağır işlemesi nedeniyle, kanun

koyucunun düzenleme alanının esaslarını tespit ve amacı tayin ettikten sonra

alınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunu sağlamak üzere yürütme organının

görevlendirmesi ve bu görevin gerektirdiği tasarruflarda bulunmak yetkisini

yürütme organına bırakmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Bilimsel tanımlamaların ve gelişmelerin önceden belirgin gözüktüğü

ayrık ve özel durumlarda dahi, teknik alanlardaki sorunların ve kullanılacak

yöntemlerin çok yönlü ve karmaşık olması dolayısıyla, yasada bütün güvenilir

tekniklerin detaylarına kadar saptanması genelde olanaksızdır. Bu noktada bilim

ve teknikle ilgili konularda yapılacak tanımlama ve gelişim formatlanmasının

zamana uyumlu biçimde yapılabilmesi bakımından kanun koyucunun hukuksal açıdan

çeşitli olanakları bulunmaktadır. Bu bağlamda, iptal istemine konu edilen

tümcede geçen "özel bilgi ve ihtisas gerektiren iş" ve "uygun

nitelikli" kavramlarının, TAEK'in görevlerini yürütürken bilgisine ve

hizmetine ihtiyaç duyulan konusunda uzmanlaşmış kişiler olması gerektiği açıktır.

Nükleer teknolojinin çok boyutu ve çok sayıda disiplini ilgilendiren yönü

bulunması itibarıyla, bu alanda ortaya çıkabilecek olan ihtiyacın önceden yasal

sınırlarının konulması, TAEK'in nükleer teknolojinin güvenli bir biçimde

kamunun yararına sunulmasındaki düzenleyici ve denetleyici fonksiyonlarını

etkin bir biçimde ve gereği gibi yerine getirmesine engel oluşturabilecektir.

Bu bağlamda Yasa'da yer alan bu tür kavramların içeriğinin belirginleştirilmesi, bilim ve teknik gelişmeye uyumlu biçimde yürütmeye ve uyuşmazlıkların ortaya çıkması durumunda ise yargı alanına bırakılmış olmasının "hukuk devleti" ilkesine aykırılık oluşturmayan bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, "özel bilgi ve ihtisası gerektiren iş" ve "uygun nitelik" kavramlarının yürütme organınca ve mahkemelerce yetkileri düzeyinde açıklığa kavuşturulmasının gerekeceği açıktır.

Sonuç olarak, iptal istemine konu Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ikinci tümcesindeki kuralla TAEK'na görevlerini yerine getirirken özel bilgi ve ihtisası gerektiren işlerde kadro aranmaksızın uygun nitelikli yerli ve yabancı uyruklu sözleşmeli personel çalıştırabilirle yetkisinin tanınmasının Anayasa'ya aykırılık oluşturmadığı kanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞIOY

GEREKÇESİ

9.11.2007

günlü 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile

Enerji Satışına İlişkin Kanun'un 3. maddesinin iptali istenen 2 numaralı

fıkrasında "TAEK", Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleer

santral kurup işletecek şirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içinde

yayınlar; 3 numaralı fıkrasında da "Bu Kanuna göre yapılacak nükleer güç

santralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar, şirketin seçimi,

yer tahsisi, lisans bedeli, altyapıya yönelik teşvikler, seçim süreci, yakıt

temini üretim kapasitesi, alınacak enerjinin miktarı, süresi ve enerji birim

fiyatını oluşturma usul ve esasları bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra iki

ay içerisinde Bakanlık tarafından hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ile

yürürlüğe girecek bir yönetmelikle belirlenir" denilmektedir.

Anayasa'nın

7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet

Meclisinin olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği, 8. maddesinde de yürütme

yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve

kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği belirtilmektedir.

Buna göre idarenin düzenleme yetkisi, bağımlı, ancak yasalar çerçevesinde ve

onların uygulanmasını sağlamak amacıyla kullanılabilecek bir yetkidir. Özel

uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren veya süratle değişen ekonomik konularda,

önceden öngörülebilme olanağının bulunmaması nedeniyle yasaların ayrıntılı

kurallar içermesi mümkün olmayabilir. Düzenlenen konunun özelliğinden

kaynaklanan böyle durumlarda da idarenin yasayla yetkilendirilmesi ve yetkinin

amacının, sınırlarının ve kapsamının yasada belirtilmesi gerekir. Temel

kurallar konulmadan, çerçevesi çizilmeden idareye keyfi uygulamalara yol

açabilecek çok geniş bir alanda düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin

devri anlamına geleceğinden Anayasa'nın 7 ve 8. maddeleri ile bağdaşmaz.

5710 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin iptali istenen 2 numaralı fıkrasında, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun yayınlayacağı, nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılaması gereken ölçütlerin, türü ve özellikleri belirtilmeyerek, Madde'nin 3 numaralı fıkrasında da temel esaslara, yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin düzenleme yapılmayarak nükleer güç santralleri gibi kişi ve çevre sağlığı bakımından önemi büyük olan ve telafisi güç veya imkânsız sorunlara yol açabilecek bir konuda idareye sınırları çizilmemiş alanda yetki devrinde bulunulmuştur.

2960 Sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu ve 5710 Sayılı Yasa'nın diğer maddelerinde de idareye verilen düzenleme yetkisinin sınırlarını oluşturabilecek gerekli ölçütlere yer verilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle dava konusu fıkraların Anayasa'nın 7 ve 8. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.

Başkan

Haşim KILIÇ

AZLIK

OYU

5710 sayılı Nükleer Güç Santralların Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un:

1- 3. Maddesinin (2) ve (3) nolu fıkraları

Anayasa'nın 7. maddesi, yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu ve devredilemiyeceğini belirtmiştir. Anayasa'ya göre kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak yasama organının önde gelen görevidir. Gene Anayasa 115. ve 124. maddesinde tüzük ve yönetmeliklerin yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamak üzere yürütme organınca çıkarılacağını öngörmüştür.

Anayasal bu vurgulara göre, hukuksal ortamı düzenleyen asıl yetki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez. Yürütme, yasada yer almış kuralların uygulanmasına yönelik olarak düzenleme yetkisine sahiptir. Bir konu öncelikle yasada düzenlenecek, gerekli kurallar konup, sınırları belirlendikten sonra yönetsel düzenlemeler için yetki verilecektir.

İptali istenen kurallarda ise yasal ilkeler konmadan, çerçevesi ve sınırı çizilmeden idareye düzenleme yetkisi tanınmıştır. (2) nolu fıkrada konu edilen ve bir ay içinde yayınlanması öngörülen ölçütlerin, teknik ve zamanla ortaya çıkacak zorunlulukların bir sonucu olmadığı da açıktır. Bir aylık süreye ertelenen konular yasal düzenleme içinde yer bulabilir ve asli yetki kullanımının gereklerine uyulabilirdi.

(3)

nolu fıkrada ise, nükleer santral gibi yaşamsal önemi olan bir konuda yapım ve

işletmeye yönelik konular hiçbir kural öngörülmeden ve asıl yetki kapsamından

çıkılarak iki ay içerisinde hazırlanacak yönetmeliğe bırakılmıştır. Az önce de

değinildiği gibi teknik ve uygulamaya ilişkin yeni sorun ve gereksinimlerin

ancak iki ay içinde ortaya çıkacağı veya belirlenebileceği söylenemez. Fıkrada

öngörülen konular ayrıntı özelliği de taşımamaktadır. Kaldı ki yönetmelikler

ayrıntılar için değil yasaların uygulanmasını sağlamak için yapılan

düzenlemelerdir. Yasa nükleer santralları yapacaklar, yapılacak yer

özellikleri, üretim ve satım bedelleri konusunda hiçbir belirleme, ölçü,

çerçeve ve sınır öngörmediğinden bunların uygulanmasına yönelik olarak

kullanılacak kamu gücü asli düzenleme yetkisinin üstlenilmesine neden

olacaktır.

Öte yandan, başka Yasalarda ve kurallarda ilkelerin belirlenmesi olduğu gerekçesi, bu maddeyle verilen yetkinin dayanağı olamaz. Çünkü tartışılan maddenin boyutu bu kuralla irdelenebilir. Kaldı ki diğer kuralların değişimi ve yürürlükten kalkması olasılığı, bu maddeye dayalı düzenlemenin dayanaklarının da ortadan kalkabileceği izlenimini taşır.

Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 2., 7. ve 11. maddelere aykırılığı nedeniyle iptali gerekir.

2- 7. Maddesinin (2) nolu fıkrasının son tümcesindeki ibareler

Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletinin içinde barındırdığı yasal düzenleme olgusu ve yasaların amaçsal nitelikleri kamu yararını gerekli kılar.

Nükleer santrallerin kurulması kadar sökülmesi de önemli bir gerekliliktir. Nükleer santralı kullanan, işleten ve ondan yarar sağlayanın işletme süresi sonunda onu sökme yükümlülüğünde olması ve bunun getireceklerini üstlenmesi doğal ve kaçınılmaz bir ödevdir.

Buna karşın bu işteki girdilerin İÇH'den karşılanamaması halinde bir bölümünün hazine tarafında üstlenilmesinin, iş ve işletme ilkeleriyle ve böylece giderlerin kamuya yayılması ve işleticinin korunmuş olması karşısında kamu yararıyla çeliştiği açıktır. Çevreyi ve birey sağlığını koruma temel ilkeyse de, bu iş için İÇH (İşletmeden çıkarma hesabı) oluşturulduğuna göre, bu hesaptaki yetersizlik halinde yükümlünün ilgili şirket olması kamusal yararın gereğidir. Kaldıki hazinenin yüzde yirmibeş katılımı yetersiz kalırsa kalan miktar şirket tarafından karşılanacağına göre, çevre sağlığıyla ilgili yaklaşımlar yükümlülüğün hazine tarafından üstlenilmesinin gerekçesini de tartışılır kılmaktadır.

Açıklanan nedenle kuralın Anayasa'nın 2. ve 11. maddeleri gereği iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

GEREKÇESİ

9.11.2007 günlü ve 5710 sayılı Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun'un;

1- 3. maddesinin ikinci fıkrası;

"TAEK, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren nükleer santral kurup işletecek şirketlerin karşılaması gereken ölçütleri bir ay içinde yayınlar" denilmektedir. Madde hükmü ile Kanun kapsamında nükleer güç santralı yatırımını gerçekleştirecek şirketin belirlenmesi sürecinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenecek teknolojik kriterleri sağlayacak şirketlerin katılacağı hükme bağlanmaktadır.

Anayasa'nın

7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet

Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez" denilmektedir. Buna göre

Yasakoyucunun temel ilkeleri koymadan çerçeveyi çizmeden yürütmeye sınırsız

yetki vermemesi, belirsiz bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması

gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin bir kararında "idarenin görevleri

genel olarak yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamaktır. Yasakoyucu özel

bir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren konularda hükümete yetki verebilir.

Ancak bu yetkinin yasa ile belirlenmesi gerekir. Yasa ile yetkilendirme

Anayasanın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez. İdareye keyfi

uygulamalara yol açabilecek geniş takdir yetkisi verilmesi Anayasanın 7.

maddesine aykırılık oluşturur" denilmektedir.

Bu durumda; bilimsel ve teknik açıdan özellikli bir alan olan nükleer enerji konusunda nükleer reaktörler ve nükleer santralların çalışma prensipleri, santralların güvenlik sistemi, deprem güvenliği, reaktörde kullanılacak hammadde türü ve temini, santrallere ilişkin yer seçimi, bu alanda denenmiş veriler ya da uluslararası standartlar konusunda Yasa'da herhangi bir çerçeve çizilmeden ve ölçü getirilmeksizin belirsiz bir alanda idarenin yetkilendirilmesi Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.

2- 3. maddesinin üçüncü fıkrası;

"Bu

Kanuna göre yapılacak nükleer güç santralları için yarışmaya katılacaklarda

aranacak şartlar; şirketin seçimi, yer tahsisi, lisans bedeli, alt yapıya

yönelik teşvikler, seçim süreci, yakıt temini, üretim kapasitesi, alınacak

enerjinin miktarı, süresi ve enerji birim fiyatını oluşturma usul ve esasları

bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra iki ay içerisinde Bakanlık tarafından

hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunun onayı ile yürürlüğe girecek bir yönetmelikle

belirlenir" denilmektedir. Madde hükmü ile yapılacak nükleer güç

santralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar konusunda her bir

şart hakkında belli bir çerçeve ve ölçü gösterilmeden sayılmak suretiyle Kanun'la

düzenlenmesi gereken konular yönetmeliğe ve idarenin takdirine bırakılmıştır.

Bu durumda 3. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Anayasa'ya aykırılık gerekçesi 3. maddenin üçüncü fıkrası içinde geçerlidir.

Diğer taraftan iptali istenilen fıkrada bu Kanun'a göre nükleer güç santralları için yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar arasında; "sözleşme süresinin sonunda santralın sökümü" ile ilgili herhangi bir şart aranmaması bu konuda da yasayı aşan yetkilerin yürütmeye verilmesi anlamındadır.

Açıklanan nedenlerle yasamaya ait asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri niteliğindeki düzenleme Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.

3- 7. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesindeki düzenlemede yer alan "... İÇH (İşletme Çıkarma Hesabı)'den oluşmuş kaynakların yüzde yirmibeşine kadar"; "... Hazine tarafından, bunun da yetmemesi halinde" ibareleri;

Yasa'nın 7. maddesinin ikinci fıkrasında;

"Bu

kanun kapsamında üzerinde santral kurulacak taşınmazların Hazinenin özel

mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması halinde, bu

taşınmazlar üzerinde şirket lehine Maliye Bakanlığı tarafından, diğer kamu

kurumu veya kuruluşlarının mülkiyetinde bulunması halinde ise Bakanlar Kurulu

Kararı ile bedelsiz olarak kullanma izni, irtifak hakkı tesis edilir. Sözleşme

sürelerinin sonunda nükleer güç santralının sökülmesi zorunludur. Söküm işinden

ve taşınmazın çevre kuralları kapsamında kabul edilebilir hale getirilerek

Hazineye iadesinden şirket sorumludur. Söküm maliyeti 5. maddenin ikinci

fıkrası kapsamında oluşturulan İÇH (İşletmeden Çıkarma Hesabı)'den karşılanır.

Bu işlemler için İÇH kaynaklarının yetersiz kalması durumunda İÇH'den oluşmuş

kaynakların yüzde yirmibeşine kadar maliyetler Hazine tarafından, bununda

yetmemesi halinde şirket tarafından karşılanır." denilmektedir.

Nükleer güç santrallarının işletme süresi sonunda sökülmesinin, kurulması kadar hatta daha fazla maliyet gerektirdiği bilinmektedir. Nitekim Yasa'da bu durum gözetilerek nükleer santralın işletme süresinin sonunda sökülmesi için gereken maliyetin şirket üzerinde bırakılmadığı, bu amaçla oluşturulan fondan karşılanması esasının benimsendiği, hatta fon kaynaklarının yetersiz kalması durumunda maliyetin Hazine tarafından karşılanacağı belirtilmektedir. Bu durum düzenlemenin Hazine'ye büyük mali yük getirdiğini göstermektedir.

Yasa'nın genel olarak serbestleştirilmiş enerji piyasası sistemi içinde kamu kaynakları kullanılmadan, özel sektör üretim şirketlerinin nükleer güç santralı kurmaları ve elektrik enerjisi üretimlerini özendirici kurallar içerdiği göz önünde bulundurulduğunda, nükleer güç santrallarının sökülmesi için kurulan fonun yetersiz kalması halinde maliyetin Hazine tarafından karşılanacağının belirtilmesi bir çelişkidir. Öte yandan nükleer santralı kuran ve elektrik üreterek satan şirketin fona aktaracağı payın elektrik fiyatlarına yansıtılması suretiyle elektriği kullanan kişilerden alınacağı açık olup, bu haliyle düzenleme kamu yararı amacına da uygun değildir.

Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin koşullarından biri de Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında da belirtildiği gibi Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesidir.

Bu durumda santralın sökülmesi maliyetinin aslında bu işlemi yapmakla yükümlü olan ve işletme süresince ürettiği elektrik enerjisini satarak gelir elde etmiş bulunan şirketin (İÇH) İşletmeden Çıkarma Hesabına katkısının işletme süresi sonunda santralın sökülmesi maliyetini karşılamaya yetecek tutarda olmasını sağlayacak ölçütlere Yasa'da yer verilmemiş olması Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle Yasa'nın yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerinin iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Şevket APALAK

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2007/105, K. 2008/75, 6 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal
  4. İptal
  5. Davasının Konusu
  6. Iı-
  7. Yasa Metinleri
  8. A-
  9. "Madde
  10. Madde
  11. Ge­çi­ci
  12. B-
  13. Iıı-
  14. İlk İnceleme
  15. Iv-
  16. Esasın İncelenmesi
  17. B-
  18. C-
  19. V-
  20. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  21. Vı-
  22. Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  23. A-
  24. B-
  25. Vıı-
  26. Kılıç
  27. Adalı
  28. Kantarcıoğlu
  29. Akyalçın
  30. Erten
  31. Özgüldür
  32. Apalak
  33. Karşıoy Yazısı
  34. Kaleli
  35. Karşıoy
  36. Gerekçesi
  37. Azlık
  38. Oyu
  39. Kantarcıoğlu
  40. Karşıoy
  41. Gerekçesi
  42. Perktaş
  43. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2007/105
Karar No
2008/75
Tarih
6 Mart 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2004/90 K.2008/78
  • AYM Norm Denetimi E.2004/72 K.2008/72
  • AYM Norm Denetimi E.2007/92 K.2008/85
  • AYM Norm Denetimi E.2006/78 K.2008/84
  • AYM Norm Denetimi E.2006/167 K.2008/86
  • AYM Norm Denetimi E.2008/20 K.2008/87

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.