İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/27 K.2010/29

Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa'nın 123 ve 127. maddelerine aykırılığı savıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

Esas2008/27Karar2010/29Tarih4 Şubat 2010Okuma10 dk · 2.075 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
4 Şubat 2010
Esas Sayısı
2008/27
Karar Sayısı
2010/29
Karar Günü
4.2.2010
R.G. Tarih-Sayı
21.06.2010-27619
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Altıncı Dairesi
İtirazın konusu
3.7.2005 günlü, 5393 sayılı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.075 kelime·10 dk okuma·21 bölüm

Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa'nın 123 ve 127. maddelerine aykırılığı savıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

İzmir Yenişakran Belediye Meclisinin 5.1.2007 günlü, 6 sayılı kararının iptali istemiyle, İzmir Aliağa Kaymakamlığınca açılan davada idare mahkemesince verilen iptal kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunda, Danıştay 6. Dairesi itiraz konusu kuralın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun beşinci fıkrasının iptali istenilen 23. maddesi şöyledir:

'Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir.

Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.

Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.

Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülkî idare amirine gönderilir. Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez.

Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idarî yargıya başvurabilir.

Kesinleşen meclis kararlarının özetleri yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulur.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 29.4.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Genel Açıklama

Anayasa'nın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir

bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonra, idarenin kuruluş ve

görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme

bağlanmış, kamu tüzelkişiliğinin, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği

yetkiye dayanılarak kurulacağı belirtilmiş ve idari yapı içinde yer alan

kurumların bir bütünlük içerisinde çalışması öngörülmüştür. Bu kurumların,

idarenin bütünlüğü ilkesinin gereği olarak denetlenmeleri hiyerarşik denetim ve

idari vesayet yoluyla gerçekleştirilebilmekte ve burada geçen 'İdare' kavramı

da, sadece merkezi idareyi ve onun taşradaki uzantılarını değil, yerel

yönetimleri ve kamu tüzel kişiliğine sahip çeşitli kamu kurumlarını ve bütün bu

teşkilatın personelini de kapsamaktadır.

İdarenin bütünlüğü, tekil devlet modelinin yönetim alanındaki temel ilkesidir. Bu ilke, idari işlev gören ayrı hukuksal statülere bağlı değişik kuruluşların bir bütün oluşturduğunu anlatmaktadır. İdarenin bütünlüğü, merkezin denetimi ve gözetimi ile hayata geçirilmekte ve yönetimde bütünlüğü sağlamak için başlıca üç hukuksal araç, hiyerarşi, yetki genişliği ve idari vesayet kullanılmaktadır. Bunlardan idari vesayet, merkezi yönetim ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki bütünleşmeyi sağlamakta, ayrışmayı, farklılaşmayı ve kopmayı önlemektedir.

Anayasa'nın 'Mahalli idareler' başlıklı 127. maddesinin birinci

fıkrasında, mahalli idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek

ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar

organları, kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu

tüzelkişileri oldukları, kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden

yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği; beşinci fıkrasında ise

merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin

bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin

sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi

karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari

vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.

Yerel yönetimlere idari ve mali özerklik tanınmış olmasına karşın, 1924 yılından itibaren Anayasalarımızda, merkezi yönetime, yerinden yönetim kuruluşlarını denetleme yetkisi verilmiş ve bu yetki Anayasa'da idari vesayet olarak somutlaştırılmıştır.

Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hükme göre

idari vesayet; merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin

idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde

birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği

gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde sahip

olduğu yetkidir. Bu fıkrada, merkezi yönetim yerel yönetimler üzerinde idari

vesayet' ... yetkisine sahiptir.'denilerek, merkezi

idarenin yerel yönetimler üzerinde vesayet yetkisini kullanıp kullanmayacağı

yasa koyucunun takdirine bırakılmamıştır.Ayrıca fıkradaki idari

vesayet yetkisinin, hukuka uygunluk denetiminin yanında yerindelik denetimini

de içerdiği açıktır.

Vesayet makamınca vesayet yetkisi kullanılırken, işlemler üzerinde iptal, onama, erteleme, izin, tekrar görüşülmesini isteme, düzeltme gibi çeşitli denetim usulleri uygulanabilmektedir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında,Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında,

mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu

görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli

ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için

merkezi idareye yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisi tanındığı;

idarenin bütünlüğü ilkesinin sağlanmasına yönelik olarak merkezi idareye

tanınan ve çerçevesi Anayasa'da çizilmiş bulunan söz konusu yetkinin, iptali

istenilen kural ile yalnızca yargı mercileri aracılığıyla gerçekleştirilecek

hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılmasının vesayet yetkisini

etkisizleştirdiği, dolayısıyla etkin bir biçimde kullanılmasını imkansız hale

getirdiği, bunun da Anayasa'nın, idarenin bütünlüğüne ve idari vesayet

yetkisine ilişkin ilkelerine, dolayısıyla 123. ve 127. maddelerine aykırılık

oluşturduğu ileri sürülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun beşinci fıkrasının iptali istenilen 23. maddesinde belediye meclisi kararlarının kesinleşme ve yürürlüğe girme yöntemi gösterilmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, Belediye başkanının, hukuka aykırı

gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere

beş gün içinde meclise iade edebileceği; ikinci fıkrasında, yeniden görüşülmesi

istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye

tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararların kesinleşeceği, üçüncü

fıkrasında Belediye başkanının, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar

aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabileceği, dördüncü fıkrasında

kararların kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en

büyük mülkî idare amirine gönderileceği, mülkî idare amirine gönderilmeyen

kararların yürürlüğe girmeyeceği, iptali istenilen beşinci fıkrasında mülkî

idare amirinin hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idarî yargıya

başvurabileceği, son fıkrasında ise kesinleşen meclis kararlarının özetlerinin

yedi gün içinde uygun araçlarla halka duyurulacağı belirtilmektedir.

5393 sayılı Kanunun belediye meclisi kararlarının kesinleşme ve yürürlüğe girme yönteminin gösterildiği 23. maddesinin iptali istenilen beşinci fıkrasında, merkezi idareye, belediye meclisi kararları aleyhine idari yargı mercilerine başvurma yetkisi verildiği görülmektedir.

Açıklanan duruma göre, maddenin beşinci fıkrasında yer alan,'Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idarî yargıya başvurabilir.'biçimindeki kuralın, merkezi idarece Anayasa'nın 127. maddesinde çizilen çerçeve içinde kullanılması gereken, idarenin bütünlüğü ilkesinin gerektirdiği bir vesayet yetkisini içermediği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Haşim KILIÇ,Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasına ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkranın YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 4.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

VII- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında,'Kanun, kanun

hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların

hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten

kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği

tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı

günden başlayarak bir yılı geçemez'denilmektedir. 2949 sayılı Yasa'nın 53.

maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci

fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi'nin, iptal sonucunda meydana gelecek hukuksal

boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette görmesi

halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.

3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasının'Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idarî yargıya başvurabilir.' hükmününiptali nedeniyle doğan hukuksal boşluk, kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, iptal kararının, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VIII- SONUÇ

A- 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İptal edilen fıkranın doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL

HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA

YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

4.2.2010 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY GEREKÇESİ

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinde, Belediye

Başkanı'nın hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini de belirterek

yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebileceği, yeniden

görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye

meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararların

kesinleşeceği, Belediye Başkanı'nın meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar

aleyhine idari yargıya başvurabileceği, kararların kesinleştiği tarihten itibaren

en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülkî idare amirine gönderileceği,

mülkî idare amirine gönderilmeyen kararların yürürlüğe girmeyeceği

belirtildikten sonra, itiraz konusu beşinci fıkrada da mülkî idare amirinin

hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabileceği

öngörülmüştür. Böylece, meclis kararları üzerinde belediye başkanı tarafından

gerçekleştirilebilecek bir tür iç denetime olanak sağlanmış, bunun yanında

mülkî idare amirine gönderilmeyen kesinleşmiş meclis kararlarının yürürlüğe

girmeyeceği ve mülkî idare amirinin, hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine

hak veya menfaatinin ihlâl edilmiş olması gibi bir koşul da aranmaksızın idari

yargıya başvurabileceği hükme bağlanarak, zayıflatılmış da olsa vesayet

yetkisine yer verilmiştir.

Yerel yönetimlerin merkezi idare tarafından kanunların öngördüğü

yetki ve kapsam içinde denetlenmeleri yetkisini içeren idari vesayet,

Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre,

merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin

bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin

sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi

karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet

yetkisine sahiptir. Bu bağlamda vesayet, merkezi idareye 'görev' değil 'yetki'

olarak verildiğinden mutlak bir kullanım zorunluluğu içermez. Bu durumda,

vesayet yetkisinin anayasada belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla

kapsam ve sınırının belirlenmesi yasakoyucunun takdiri içinde bulunduğundan

yerel yönetimlerin tüm işlemlerinin idari vesayete bağlı tutulmasının anayasal

bir gereklilik olduğu ileri sürülemez. Yerel yönetimlerin özerkliği asıl olup,

Anayasa ile güvence altına alındığından bu özerkliği ortadan kaldıracak veya

etkisiz kılacak düzenlemelerin Anayasa'ya aykırılık oluşturacağı açık ise de

onu güçlendirmek amacıyla vesayet yetkisine getirilen sınırlandırmaların

Anayasa ile uyum içinde olmadığından söz edilemez. İdarenin bütünlüğünün

sağlanabilmesi için merkezi yönetime tanınan vesayet yetkisinin aşırı biçimde

kullanılması, yerel yönetimlerin özerkliğini etkisiz hale getireceğinden, bu

yetkinin kullanılmasının sınırları, Anayasa ile çizilerek özerklik Anayasal

güvenceye kavuşturulmuştur.

İtiraz konusu kural ile kesinleşmiş meclis kararlarının mahallin

en büyük mülkî idare amirine gönderilmeden yürürlüğe girememesi ve mülkî idare

amirinin genel hükümlere göre yargıya başvurması olanaklı iken, hukuka aykırı

gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabileceği vurgulanarak dava

ehliyetinin araştırılmasına da gerek bırakmayacak biçimde yargısal denetim

yolunun açılması, vesayet yetkisinin sınırlarının daraltılmakla birlikte

tümüyle de ortadan kaldırılmadığını göstermektedir. Kaldı ki, bu yetkinin

kullanılma biçiminin saptanması, Anayasal çerçeve aşılmamak koşuluyla yasa

koyucuya ait olduğundan, zaman içinde ortaya çıkabilecek gereksinmeler

doğrultusunda farklı düzenlemeler yapılarak daha güçlü bir vesayet yetkisinin

tanınması da olanaklıdır. Ayrıca anılan yetkinin konusu, sadece belediye

meclisi kararlarıyla sınırlı olmadığından, bu yetkinin belediyelerin diğer

idari işlemleri üzerinde de kullanılmasına Anayasal engel bulunmamaktadır.

Çeşitli yasalarda vesayet yetkisi içeren kuralların yer alması da bu hususu

doğrulamaktadır.

Açıklanan nedenlerle Kural'ın Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmadığından başvurunun reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Başkan

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

KARŞIOY GEREKÇESİ

03.07.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasında; 'Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.' denilmektedir.

Anayasa'nın 123. maddesinde idarenin bütünlüğü ilkesi öngörülmekte, 127. maddesinin beşinci fıkrasında ise merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet denetimi düzenlenmektedir.

Anayasa'nın 'Mahalli İdareler' başlıklı 127. maddesinin beşinci fıkrasında 'Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.' hükmü yer almıştır.

Görüldüğü gibi Anayasa, yerel yönetim idareleri ile merkezi idare arasındaki bütünlük ve uyumun sağlanabilmesi için merkezi idareye yerel yönetimlerin iş ve işlemleri üzerinde idari vesayet denetimi yapma yetkisi vermekte ve bu yetkinin esas ve usullerinin yasa ile düzenlenmesini öngörmektedir.

Yerinden yönetim idareleri varlıkları Anayasa ve Yasalarla güvence altına alınmış olan, seçilmiş organları, ayrı bütçe ve malvarlığına sahip özerk tüzel kişilerdir. Dolayısıyla Anayasa'nın 127. maddesinde yer alan idari vesayet yetkisi yerel yönetimlere tanınmış ve güvence altına alınmış bulunan özerkliğin bir istisnasıdır.

Bu durumda vesayet yetkisinin Anayasa'da belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla kapsam ve sınırlarının belirlenmesi yasakoyucunun takdiri içinde olup, yerel yönetimlerin bütün işlemlerinin idari vesayete bağlı tutulmasının anayasal bir gereklilik olduğu söylenemez.

İtiraz konusu 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm; Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine uygun bir şekilde idarenin vesayet yetkisini idarenin bütünlüğünü sağlamaya yönelik olarak, aynı zamanda demokratik toplum yapısının öngördüğü şekilde düzenlendiği açıktır.

Açıklanan nedenle iptali istenilen kural Anayasa'ya uygun olup, iptal isteminin reddi gerektiği düşüncesi ile karara katılmıyorum.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Serruh

KALELİ

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/27, K. 2010/29, 4 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Vı- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  8. Vıı- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Hükmünün, Kararın Resmî Gazete'de Yayımlanmasından Başlayarak Bir Yıl Sonra
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Erten
  14. Oto
  15. Özgüldür
  16. Apalak
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Kaleli
  19. Kılıç
  20. Adalı
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Kantarcıoğlu
  23. Kaleli
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/27
Karar No
2010/29
Tarih
4 Şubat 2010

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/65 K.2010/43
  • AYM Norm Denetimi E.2007/97 K.2010/32
  • AYM Norm Denetimi E.2008/75 K.2010/40
  • AYM Norm Denetimi E.2008/112 K.2010/31
  • AYM Norm Denetimi E.2008/28 K.2010/30
  • AYM Norm Denetimi E.2007/98 K.2010/33

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.