İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/35 K.2011/65

28003

Esas2008/35Karar2011/65Tarih14 Nisan 2011Okuma25 dk · 4.931 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Nisan 2011
Esas Sayısı
2008/35
Karar Sayısı
2011/65
Karar Günü
14.4.2011
Resmi Gazete
23.7.2011 -
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.931 kelime·25 dk okuma·23 bölüm

28003

İPTAL DAVASINI AÇAN

Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY, Kemal KILIÇDAROĞLU ile Kemal ANADOL

İPTAL DAVASININ KONUSU

26.3.2008 günlü, 5751 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle 3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen Geçici 4. Madde'nin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10., 11., 45. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralı

3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na 26.3.2008 günlü, 5751 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen ve iptali istenilen Geçici 4. madde şöyledir:

'Geçici Madde 4- (Ek: 26/3/2008-5751/2 md.)

11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.

Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler. Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili idarelerce durdurulur.

Tarım arazisi vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştirir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10., 11., 45. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 29.4.2008 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Geçici 4. Maddenin Birinci Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenilen kural ile 11.10.2004

tarihinden önce gerekli izinleri almadan tarım arazilerini tarım dışı kullanıma

açan özellikle belli bir yabancı şirketin tarım arazilerinde kurulu kimi sanayi

tesislerine, izin, onay ve ruhsatlarının yargı kararıyla iptal edilip

edilmediğine bakılmaksızın üretim etkinliklerini sürdürme olanağı getirilerek

yargı kararlarının etkisiz kılındığı, iptali istenilen kuralın belirlilik,

genellik, soyutluk ve öngörülebilirlik özelliklerini taşımadığı gibi kamu

yararı amacıyla da çıkarılmadığı, kuralda amaç dışı kullanılan tarım

arazilerine, her metrekaresi beş Yeni Türk Lirası karşılığında izin

verilmesinin öngörülmüş olması nedeniyle maddi olanakları olmayanların bu aftan

yararlanamayacağı, ayrıca Anayasa'nın Devlet'e, tarım arazilerinin endüstri

sebebiyle yok edilmesini önlenme görevini vermiş olmasına karşın, bu düzenleme

ile verilen görevin tam aksine olarak birinci sınıf tarım arazilerinin endüstriye

feda edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10.,

11., 45. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Yasa'nın iptali istenen Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; 11.10.2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verileceği öngörülmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan

haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve

işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu

geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku

tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,

yargı denetimine açık olan devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması

amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet

ölçütlerini gözetmesi de hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle, yasa

koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal

sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde

tutarak kullanması gerekir.

Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, bireylerin hukuksal güvenliğinin sağlanması bakımından da önem arz etmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı hukuksal durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve yasalarla kişiler arasında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.

Anayasa'nın 'Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması' başlıklı 45. maddesinde, 'Devlet tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek 'için gereken tedbirleri alır' hükmüne yer verilmiş, ancak bu tedbirlerin türü ile uygulanma yöntemi yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun birinci

maddesinde Yasa'nın amacının; toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve

niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini ve çevre

öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, plânlı arazi

kullanımını sağlayacak usûl ve esasları belirlemek olduğu, 2. maddesinde ise

Yasa'nın kapsamının; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun

olarak belirlenmesi, sınıflandırılması, arazi kullanım plânlarının hazırlanması,

koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının

katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların

önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin sorumluluk,

görev ve yetkilerin tanımlanması ile ilgili usûl ve esaslar olduğu hüküm altına

alınmıştır.

Anayasa, yasa koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda

tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi vermektedir. Bu bağlamda, yasa

koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak

kullanılmasını sağlamak için Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış

bulunmaktadır. Söz konusu Yasa'da yer alan iptali istenen kuralın da tarım

arazisi niteliğini kaybetmiş, toprak vasfını tekrar kazanması mümkün olmayan

arazilerin yasal statüye kavuşturulup ekonomiye kazandırılması ve bu gibi

arazilerde yatırım yapmış olan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için

kamu yararı amacıyla öngörüldüğü, bu düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde

yasa koyucunun takdirinde olduğu açıktır.

Ayrıca, iptali istenilen kuralda tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı olarak kullanılabilmesi için gerekli olan koşullar açık, net, anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirtildiğinden, kuralda belirsizlik ve hukuk devletine aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanılabilmesi için iptali istenilen kuralda belirtilen diğer koşulların yanında tarım arazisinin tarım dışı kullanımının tarımsal bütünlüğü bozmaması ve hazırlanacak olan toprak koruma projesine uyulması gerekmekte ve bu şartlar gerçekleşmedikçe de tarım arazisinin tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilmesi söz konusu olmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, belirtilen koşullar tarım arazilerinin korunmasını ve planlı arazi kullanımını sağlamaya yönelik olduğundan, iptali istenilen kural Anayasa'nın 45. maddesine de aykırı değildir.

Öte yandan, yasaların ve yasalarla getirilen kuralların genel

olması, hukuk devleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucudur. Yasanın

genelliğinden anlaşılan, belli bir kişiyi hedef almayan, özel, aktüel, geçici

bir durumu gözetmeyen, önceden saptanıp, soyut biçimde herkese uygulanabilecek

kurallar içermesidir. Buna göre, yasa kurallarının her şeyden önce genel

nitelikte olması, herkes için objektif hukuki durumlar yaratması ve aynı hukuki

durumda bulunan kişilere ayırım gözetilmeksizin uygulanabilir olması gerekir.

Bu anlamda iptali istenilen kural, yasada öngörülen koşulları yerine getiren

herkese aynı olarak uygulanacağından yasaların genelliği ve eşitlik ilkelerine

aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 45. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı, 8., 11. ve 138. maddeleri ile bir ilgisi görülmemiştir.

B- Geçici 4. Maddenin İkinci Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenilen kural ile 11.10.2004

tarihinden önce gerekli izinleri almadan tarım arazilerini tarım dışı kullanıma

açan özellikle bir yabancı şirketin, tarım arazilerinde kurulu kimi sanayi

tesislerine, izin, onay ve ruhsatlarının yargı kararıyla iptal edilip

edilmediğine bakılmaksızın üretim etkinliklerini 5578 sayılı Yasa'nın yayımı

tarihinden itibaren toplam 3 yıl sürdürme olanağı getirildiği, kuralın

belirlilik, genellik, soyutluk ve öngörülebilirlik özellikleri taşımaması

nedeniyle hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı, kamu yararı amacıyla da

çıkarılmadığı belirtilerek, kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10.,

11., 45. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenilen kuralın ikinci fıkrasında; söz konusu arazi ve tesislerin yani 11.10.2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan araziler ve bunlar üzerindeki tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemlerin, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahiplerinin faaliyetlerine devam edeceği, bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetlerinin ilgili idarelerce durdurulacağı öngörülmektedir.

Yasa koyucunun iptali istenilen kural ile tarım arazilerini tarım

dışı amaçlı kullanıma açmış bulunan kişilere ge­rek­li ruh­sat ve izin­le­ri

Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren iki yıl­lık sü­re içe­ri­sin­de almaları

zo­run­lu­lu­ğu ge­ti­rerek bu sürecin uzamasını önlemeyi, sü­re­si içe­ri­sin­de

ge­rek­li izin­le­ri alama­yanların üre­tim fa­ali­yet­le­ri­nin ilgili

idarelerce dur­du­rulmasını öngörerek de tarım dışı kullanıma açılamayacak olan

tarım arazilerinin niteliğinin bozulmasını engellemeyi amaçladığı

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, tarım arazilerinin korunması yönünde Devlet'e

verilen görevin bir gereği olarak, belirli ruhsat ve izinlerin alınması için

bir süre belirlenerek bu süre zarfında işlemler tamamlanıncaya kadar başvuru sahiplerinin

faaliyetlerine devam edeceğinin öngörülmesi ve belirtilen süre içerisinde

gerekli izinler alınamadığı takdirde üretim faaliyetlerinin ilgili idarelerce

durdurulacağının belirtilmesi yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisi

kapsamındadır.

Öte yandan, iptali istenilen kuralda ruhsat ve izin gibi işlemler için gerekli olan süre, bu sürenin ne zaman başlayacağı, ruhsat ve izin gibi işlemler tamamlanıncaya kadar başvuru sahiplerinin faaliyetlerini sürdürüp sürdürmeyeceği ve bu süre içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetlerine devam edip etmeyeceği açık, net, anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirtildiğinden, yasa kuralının uygulanacak kişi ve kurumlar açısından belirli ve öngörülebilir olmadığından da söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 45. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı, 8., 10., 11. ve 138. maddeleri ile bir ilgisi görülmemiştir.

C- Geçici 4. Maddenin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, iptali istenen hükmün Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10., 11., 45. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenilen kuralda, tarım arazisi vasfından çıkarılan arazilerin ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştireceği belirtilmektedir.

İptali istenilen kuralın, tarım arazisi niteliğinden çıkarılan arazilerin bazı ilgili kuruluşlarca tarım arazisi olarak değerlendirilmeye devam etmesi nedeniyle karışıklığın giderilmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı, 8., 10., 11., 45. ve 138. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ

26.3.2008 günlü, 5751 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle, 3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen Geçici 4. maddeye yönelik iptal istemi, 14.4.2011 günlü, E. 2008/35, K. 2011/65 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 14.4.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

26.3.2008 günlü, 5751 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle, 3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen Geçici 4. maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 14.4.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

AYRIŞIK OY GEREKÇESİ

26.3.2008 günlü, 5751 sayılı 'Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' un 2. maddesiyle 3.7.2005 günlü 5403 sayılı 'Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na Geçici 4. madde eklenmiştir.

İptal başvurusuna konu geçici 4. maddede; '11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.

Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gereken ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler. Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri idarelerce durdurulur.

Tarım arazisi vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştirir.' hükmü yer almaktadır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu 19.7.2005

tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yasa yürürlüğe

girmeden önce, toprak ve arazi sınıflandırılması konusunda herhangi bir yasal

düzenleme yapılmamıştır. Araziler tapu kayıtlarında tarım arazisi olarak

belinlendiği takdirde buraları tarım arazisi olarak nitelendirilmekte, eğer

herhangi bir şekilde arazinin vasfında belirlilik yoksa, bu arazinin işletmeye

açılışı sırasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından arazinin tarım

arazisi olup olmadığı saptanmaktadır. Tarım dışında kullanılmaya tahsis

edilecek arazileri tespit ve bunların kullanılmasına izin verilmesinin, Tarım

ve Köyişleri Bakanlığının görevleri arasında olduğu ilgili mevzuatta

belirtilmektedir (ilgili mevzuat; 441 sayılı Tarım ve Köyişleri

Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2.

maddesinin (i) ve (t) fıkraları ile Tarım Arazilerinin Korunma ve

Kullanılmasına Dair Yönetmelik hükümleri),

İptali istenen Geçici 4. madde hükmü ile benzer ilk düzenleme, 5403 sayılı Yasa'nın Geçici 1. Maddesiyle getirilmiştir. Maddede, '11.10.2004 tarihinden önce tarım arazileri; gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise, söz konusu arazinin istenilen amaçla kullanımı için, altı ay içerisinde Bakanlığa müracaat edilmesi, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.' denilmektedir.

5403 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi ile iptal istemine konu 5403 sayılı Yasa'ya 5751 sayılı Yasa'nın 2. Maddesiyle eklenen Geçici 4. Maddenin birinci fıkrası benzer niteliktedir. Fark olarak; Geçici 1. Maddede yer alan altı aylık başvuru süresi, Geçici 4. Maddede bir yıl olarak belirlenmiştir. Geçici 4. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları da Geçici 1. Maddede bulunmamaktadır. 5403 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.2006 günlü, E:2005/89, K:2006/120 sayılı Kararı ile iptal isteminin REDDİNE karar verilmiştir. Karar gerekçesinin konumuz yönünden önemli bölümü şöyledir:

'Söz konusu yerlerin korunması ve amacına uygun kullanılmasını

sağlamak için iptali istenen maddenin de yer aldığı 5403 sayılı Toprak Koruma

ve Arazi Kullanım Kanunu çıkartılmış bulunmaktadır. Kanunda bu konu ile ilgili

düzenlemeler yer almış ve iptali istenen hüküm ile de tarım arazisi olan ancak,

tarım dışı amaçla kullanılan arazilerin belirli şartların gerçekleştirilmesi

halinde kullanılmasına izin verilmiştir. Geçici 1. Maddede belirtilen iznin

verilebilmesi için diğer koşulların yanında tarım arazisinin tarım dışı

kullanımının tarımsal bütünlüğü bozmaması, hazırlanacak olan toprak koruma

projesine uyulması şartları öngörülmüştür. Konulan bu şartlar tarım

arazilerinin korunmasını sağlamaya yönelik olup, bunlar gerçekleşmedikçe tarım

arazisinin tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilmesi söz konusu

olmayacaktır.'

Kararda, tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesi için belirli koşulların yanında, tarımsal bütünlüğün bozulmamasının ve hazırlanacak toprak koruma projesine uyulmasının gerektiğinin belirtilmesinin iptali istenen hükmün kamu yararı amacı ile çıkarıldığını gösterdiği de vurgulanmaktadır.

Geçici 1. Maddede belirtilen altı aylık süre geçtikten sonra 31.1.2007 günlü, 5578 sayılı Yasa ile 5403 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 3. Maddede, Geçici 1. Madde ile aynı konuyu düzenlemiştir. Ancak bu düzenlemede ilk düzenlemenin aksine 'tarımsal bütünlüğün bozulmaması' şartı çıkarılmış, ayrıca önceki hükümden farklı olarak iki ayrı fıkra eklenmiştir. Bu hüküm ile ilgili olarak ta Anayasa Mahkemesine iptal ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından 19.2.2007 tarihinde Geçici 3. Maddenin yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.

Geçici 3. Maddenin yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesinden sonra 26.3.2008 günlü, 5751 sayılı Yasa'nın 2. Maddesi ile 5403 sayılı Yasa'nın Geçici 3. Maddesi yürürlükten kaldırılmış ve iptal istemine konu Geçici 4. Madde hükmü eklenmiştir. Geçici 4. Madde, Geçici 3. Madde hükmü ile aynı hususları kapsamaktadır. Farkı, birinci fıkraya 'tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise' ibaresinin eklenmiş olmasıdır.

Dava dilekçesinde dayanılan temel gerekçelerden biri dava konusu Maddenin çıkarılmasında 'kamu yararı'nın bulunmadığına ilişkindir. Anayasa Mahkemesine göre, kamu yararı, bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kanunun amaç ögesi bakımından anayasaya uygun sayılabilmesi için kamu yararı dışında bir amaç gözetilmeden çıkarılmış olması gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 5.1.2006 günlü, E. 2005/55 Esas, K.2008/4

sayılı kararında, 'Yasaların kamu yararını sağlaması amacına yönelik

olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini

gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle, yasa koyucunun hukuki

düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde

adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması

gerekir. Buna göre, kamu yararı düşüncesi olmaksızın, diğer bir

anlatımla, yalnız özel çıkar veya belli kişiler için bir yasa kuralı

konulamaz.' 28.1.2008 günlü E.2007/76, K.2008/46 sayılı kararında

da, 'Hukuk devleti, yasaların kamu yayarına dayanması ilkesini de

içerir. Buna göre, özel çıkarlar için veya yalnızca belli kişilerin yararına

olarak herhangi bir yasa konulamaz. Hukuk devletinde yasaların genel,

eşit, nesnel kurallar içermesi ön koşuldur.' denilmektedir.

Öğretide de, Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun görüşler dile

getirilmiştir. Örneğin Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ'e göre '' Kanunların

hangi amaçlarla yapılacağı anayasada belirtilir. Bütün kamusal işlemler

gibi, kanunun amacı da kamu yararını gerçekleştirmek olmalıdır.

Anayasada belirtilen amacı, ya da kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla, kanun

koyucu belli bir sonuca ulaşmak için değişik yolların seçimini siyasi

tercihlerine göre yapmakta serbesttir. Burada da takdir yetkisi kanun

koyuculara aittir ve bu husus Anayasa Mahkemesi'nin denetimine girmez. Fakat

kanun koyucunun kişisel, siyasal ya da saklı bir amaç güttüğü durumlarda, yani

başka bir amaca ulaşmak için bir konuyu kanunla düzenlediği durumlarda,

ortada teknik anlam ile bir yetki saptırması, giderek de amaç

unsuru bakımından Kanunun sakatlığı söz konusu olur. Kuşkusuz kanun

koyucu, kendi siyasi tercihlerine göre neyin kamuya yararlı olup olmadığını

takdir etmekte serbesttir. Bu bakımdan kamu yararı kavramı, kanunun yöneldiği

amacı saptamak açısından ağırlık kazanır. Anayasa Mahkemesi denetimini

yaparken, kanunun kamuya yararlı olup olmadığını değil, fakat kanunun gerçekten

kamu yararı amacı ile yapılıp yapılmadığını denetleyebilir.' [1]

Burada iptali istenilen hükmün kamu yararı amacıyla mı, yoksa özel çıkarları korumak için mi düzenlendiği konusunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

751 sayılı Yasanın Meclis görüşmeleri sırasında açıklanan; Başkanlıktan Tarım ve Köyişleri Bakanlığına gönderilen, 28 Nisan 2006 tarihli ve B.02.0.HUK.641.02S-2005-1666/3020 sayılı Resmi Yazıda, 'Bursa İli Orhangazi İlçesi Gemiç ve Gürle Köyleri Karapınar mevkiinde kurulu bulunan Cargill Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'e ait mısır işleme tesislerinin kurulmasına ve faaliyetine imkan veren işlemlerin iptali talebiyle Bursa İlindeki bazı meslek kuruluşları ve şahıslar tarafından gerek İdare Mahkemeleri gerekse Danıştay nezdinde açılan davarların idare aleyhine sonuçlanmakta olduğu malumlarınızdır.

Son olarak, fabrikanın kurulu bulunduğu alanın Bakanlar Kurulu'nun

05.5.2005 tarih ve 2005/8944 sayılı Kararıyla Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan

edilmesine ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle

Danıştay 10. Dairesinin 2005/6613 ve 2006/36 esasında iki ayrı dava açılmıştır.

Bunlardan 2005/6613 esasında açılan davada, dava konusu işlemin yürütmesinin

durdurulmasına hükmedilmiştir. Bunun üzerine, davalara karşı hazırlanacak

dilekçelerde izlenecek stratejiyi belirlemek ve yargı süreci sonunda

verilebilecek olası bir aleyhe karara karşı izlenecek yol ve yöntemleri tespit

etmek üzere Başbakanlıkta, 10.4.2006 tarihinde Müsteşar Yardımcısı Mustafa

Çetin'in Başkanlığında Başbakanlık, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Sanayi ve

Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Cargill Firması

yetkililerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilmiştir.

Yapılan toplantıda, Danıştay 10. Dairesince verilen yürütmenin durdurulması kararının tesisin faaliyetlerini durduracak nitelikte olduğu belirtilerek tesisin faaliyetine devamının sağlanabilmesi için hukuki yönden neler yapılabileceği tartışılmış, sonuçta Bakanlığınızın faaliyet alanı ile ilgili olarak;

1- 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda yapılacak bir değişiklikle, ildeki kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite temsilcileri yanında sivil tolum örgütü temsilcilerinin katılımıyla oluşan Toprak Kurulunun, bu Kanundan kaynaklanan yetkisinin, tarım ürünü işleyen ve ileri teknoloji kullanan mevcut tesislerin bulunduğu alanlar için Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredilmesinin sağlanabileceği ve böylece sivil toplum örgütlerinin bu konudaki olumsuz tutumlarının bertaraf edilebileceği,

2- 5403 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinde yer alan, gereli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmayan tarım arazilerinin istenilen amaçla kullanımı için Bakanlığa müracaatta tanınan 6 aylık sürenin, yapılacak bir Kanun değişikliği ile altı ay daha uzatılmasının Şirketin izinlerini yenileyebilmesine imkân vereceği ve böylece faaliyetine devamını sağlayabileceği görüşleri ortaya konmuştur.

Belirtilen bu görüşlerin Bakanlığınızca incelenerek, sorunların aşılması için gerektiği düşünülen çalışmaların hususunu değerlendirmelerinize ve bilgilerinize rica ederim.' denilmektedir. Başbakan adına Müsteşar Yardımcısı Mustafa Çetin tarafından imzalanan bu yazının Başbakanlığın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına verdiği 'Bu Firmayla ilgili kanun tasarısı hazırlayın' yolunda bir talimat olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan, iptali istenen hükümle ilgili Çevre Komisyonu Raporunda da, bu düzenleme ile yabancı bir şirketin tarım arazileri üzerindeki sanayi yatırımlarının kurtarılmaya çalışıldığı, bu şirketin yasal olmadığı halde iki yıldır faaliyetlerine devam ettiği ve bu tür yatırımların çevre kirliliğine neden olduğu belirtilmektedir.

T.B.M.M. belgeleri incelendiğinde, Meclis görüşmelerinde Geçici 1. Madde hükmünün kamu yararı amacı dışında çıkarıldığına ilişkin herhangi bir tartışma ve tespitin yapılmadığı; Geçici 3. ve Geçici 4. Maddelerde ise, bu düzenlemelerin Cargill Firması (Cargill Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş) için çıkarıldığı konusunda Meclis'te yoğun tartışmaların yaşandığı görülmektedir.

Başbakanlıktan Tarım ve Köyişleri Bakanlığına gönderilen 28 Nisan

2006 tarih ve 3020 sayılı Resmi Yazıda, yapıldığı açıklanan Resmi Toplantıya

Cargill Firmasının katılması, ayrıca bu Firma için altı aylık başvuru süresinin

altı ay daha uzatılmasının istenmesi ve gerçekten Geçici 3. ve Geçici 4.

Maddelerle getirilen düzenlemelerde de bu istem doğrultusunda başvuru süresinin

altı ay daha uzatılarak bir yıla çıkarılması, yukarıda belirtilen Çevre

Komisyonu Raporunda yer alan görüşler, Meclis görüşmelerinde öne sürülen, bu

yasal düzenlemelerin Cargill Firmasının çıkarlarının korunması amacıyla

getirildiğine ilişkin iddiaların doğruluğunu ortaya koymaktadır. Açık

kanıt niteliğindeki bu belgeler ve Meclis görüşmeleri görmezden gelinerek bu

düzenlemenin kamu yararı amacıyla çıkarıldığı söylenemez. Bu nedenle

iptali istenen Geçici 4. Madde hükmünün 1. fıkrası, Anayasa'nın 2. maddesinde

belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında, 'Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme karalarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.' hükmü bulunmaktadır.

19.12.1990 onay tarihli 1/25.000 ölçekli İznik Gölü Çevre Düzeni

İmar planında, Cargill Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye ait Tarımsal Sanayi

Amaçlı Nişasta fabrikasının üzerinde bulunduğu 212.240 m2 olan

alanın,1. sınıf tarım arazisi ve tarımsal niteliği korunacak sulama ve uzun

mesafeli koruma alanı olduğu belirtilmektedir. Bu planda, çevre etki

değerlendirme raporu dahi alınmadan yapılan, bu arazinin 'Tarımsal Amaçlı Mısır

İşleme Tesisleri' alanına dönüştürülmesine ilişkin plan değişikliği, Danıştay

Altıncı Dairesinin 26.11.2002 günlü, E.2002/4839, K.2002/5652 sayılı kararıyla,

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun bozma kararı doğrultusunda iptal

edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun 5.5.2005 tarih ve 2005/8944 sayılı kararıyla

söz konusu alanın 'Özel Endüstri Bölgesi' olarak ilan edilmesine ilişkin

işlemin iptal isteğiyle açılan dava da, Danıştay 10. Dairesinin 8.2.2006 gün

E.2005/6613 sayılı kararı ile sonuç olarak 'söz konusu alanın endüstri

bölgesi olarak ilan edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir' gerekçesiyle

yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Ayrıca, Bursa Üçüncü İdare

Mahkemesinin, Cargill A.Ş.'nin İznik Gölü'nü besleyen su kaynaklarını tükettiği,

tesisin kurulu bulunduğu alanın 1. sınıf tarım arazisi olduğu ve atıklarını

Karsak Deresi yolu ile Gemlik Körfez'ine boşalttığı hususlarını göz önüne

alarak tesisin işletme faaliyetlerinin iptal edilmesine ilişkin dört kararı

bulunmaktadır.

Gerek Başbakanlığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığına yazdığı yukarıda sözü edilen yazısı ve gerekse anılan Yargı Kararları dikkate alındığında, iptale konu yasal düzenlemeyle Anayasa'nın 138. Maddesine aykırı olarak Yargı Kararlarının etkisiz hale getirildiği, Cargill Firmasına af niteliğinde hukuka uygun bir zemin hazırlandığı açık olarak görülmektedir.

Anayasa'nın 45. Maddesi yönünden inceleme; Anayasa'nın 45.

maddesinde 'Devlet tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı

kullanılmasını ve tahribini önlemek'. için gereken tedbirleri alır' hükmüne

yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, tarım

arazilerinin korunması ve amacına uygun kullanılması için çıkarılmıştır. 5403

sayılı kanunun amacı 1. maddesinde, kapsamı da 2. maddesinde gösterilmiştir.

Kanunun amacı ile kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Yasa Koyucunun 5403

sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu çıkarma amacının, Anayasanın

45. maddesinde yer alan hükme uygun olarak toprağı korumak ve geliştirmek, amaç

dışı ve yanlış kullanımlarını önlemek, çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma

ilkesine uygun olarak, planlı arazi kullanımını sağlayacak usul ve esasları

belirlemek olduğu anlaşılmaktadır.

İptali istenen düzenlemede ise, tarım dışı amaçla kullanımına çok

zor koşullarda izin verilen tarım için en değerli arazilerin, tarım dışı amaçlı

kullanıma açıldığı görülmektedir. Tarım için değerli kabul edilen bu

arazilerin, tarım dışı amaçlı kullanıma açılmasıyla, bu araziler tekrar tarım

arazisi vasfına dönüştürülemeyecek şekilde tarımsal özelliklerini kaybedecek

hale gelecektir. Dolayısıyla bu arazilerin daha çok tahrip edilmesinin yolu da

açılmış olacaktır. Yukarıda belirtilen Anayasa'nın 45. maddesi Devlete tarım

arazilerinin koruma ve gerekli tedbirleri alma görevi yüklemiştir. Görüldüğü

gibi iptali istenen düzenleme Anayasanın belirtilen hükmüne aykırı olduğu gibi,

5403 sayılı Kanunla getirilen toprağı korumak ve geliştirmek, amaç dışı

kullanımını önlemek amaçlarına da ters düşmektedir.

Öte yandan, iptali istenilen Geçici 4. Madde hükmü ile ilgili

Meclis görüşmelerinden, daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlüğünün

durdurulmasına karar verilen Geçici 3. Madde hükmünün, getirilen Geçici 4.

Madde düzenlemesiyle Anayasaya Mahkemesinin Geçici 1. Maddenin iptali istemi

hakkında açılan davada vermiş olduğu 'RED' kararına uygunluğun sağlanması

olduğu anlaşılmaktadır. Bu uygunluğun geçici 1. Maddede yer alan, ancak geçici

3. Maddeden çıkarılan 'tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise' ibaresinin

Geçici 4. Maddeye tekrar yerleştirilmesiyle sağlanacağı düşünülmüştür. Ancak

Maddeye yerleştirilen 'tarımsal bütünlüğün bozulmaması'ibaresi

yürütme organı tarafından değerlendirilecek istismara açık bir hüküm

görünümündedir. Nitekim dosyadaki bilgilere göre, bu konunun iki ziraat mühendisi

tarafından hazırlanan rapor ile çözümlenebileceğinin öngörüldüğü görülmektedir.

Diğer bir anlatımla iki ziraat mühendisinin düzenleyeceği raporla 1. sınıf

tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılmasının yolu açılmıştır. Ayrıca

Maddede tarım dışı kullanıma açılacak arazilerin niteliği ve miktarı konusunda

somut bir kurala yer verilmediği gibi, bu konularla ilgili idarenin takdir

yetkisini sınırlayacak tüzük veya yönetmelik gibi alt düzenlemelerin yapılması

da öngörülmemiştir. Bu durumda 'tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise' ibaresinin

geçici 4. maddeye yerleştirilmesiyle hükmün Anayasaya uygun hale getirildiğini

kabul etmenin doğru bir yorum olmadığı ortadadır.

Geçici 4. maddenin 2. fıkrasına gelince; Yukarıda Anayasa'nın 45.

Maddesi ve 5403 sayılı Yasa hükümlerine göre, tarım arazilerinin tarım dışı

amaçla kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştik. Geçici 4. Maddenin

2. fıkrasındaki hükümle kurumlardan alınması gerekli izin ve ruhsat gibi

işlemlerin sonuçları belli oluncaya kadar hukuka aykırı durumun devam etmesine

izin verilmektedir. Bu süre başvuru tarihine göre iki yıl, Maddenin 1.

fıkrasındaki bir yıllık sürede eklendiğinde üç yıllık süreyi kapsamaktadır.

Başvuran kişi veya kurum sözü edilen ruhsatı alamayacak durumda olsa bile, hukuka

aykırı durum ve hukuki belirsizlik üç yıl sürebilecektir. Bu durumun hukuk

devleti ilkesine aykırı olduğu açıktır.

Geçici 4. maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması, Maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile bağlantılıdır. Yukarıda anlatılan gerekçelerle bu fıkrada Anayasa'nın ilgili hükümlerine aykırıdır. Maddenin birinci ve ikinci fıkralarının iptali halinde üçüncü fıkranın uygulanma olanağı kalmayacağı için, bu fıkranın da 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu'nun 43. maddesinin 4. fıkrası uyarınca iptali gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle iptali istenen düzenlemenin Anayasa'nın 2., 45., ve 138. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

2.4.2008 günlü, 5751 sayılı Kanun ile 3.7.2005 günlü ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen geçici 4. maddede; '11.10.2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş yeni Türk lirası ödenmesi şartıyla izin verilir.

Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler. Bu süreler içerisinde gerekli izinleri alamayanların üretim faaliyetleri ilgili idarelerce durdurulur.

Tarım arazisi vasfından çıkarılan araziler, ilgili kuruluşlarca başvuru sahibinin isteği doğrultusunda vasfını değiştirir.' hükmü yer almıştır.

Görüldüğü gibi madde hükmü ile 11.10.2004 tarihinden önce gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na başvurulması ve hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş yeni Türk lirası ödenmesi şartıyla izin verileceği belirtilmektedir.

Anayasa'nın 45. maddesinde 'Devlet tarım arazileri ile çayır ve meralarının amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır' hükmü yer almıştır.

Anayasa'da yer alan bu düzenleme ile tarım arazilerinin ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek korunmaları ve genişletilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenleme ile bir tarım ülkesi olan ülkemizde tarım arazilerinin yok edilmesinin önlenmek istendiği açıktır.

Maddenin gerekçesinde ise 'Madde, Devlete tarım arazilerinin ve çayırlarla meraların amaç dışı kullanılmasını önleme görevini yüklemektedir. Bu ifade ile amaçlanan tarım arazilerinin endüstri ve şehirleşme sebebiyle yok edilmesinin önlenmesidir. Devlet bu amaçla yasal düzenlemeler yapmalıdır.' denilmektedir.

Nitekim 03.07.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi

Kullanımı Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı toprağın doğal veya yapay

yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını,

geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun

olarak planlı arazi kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olarak

tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 13. maddesinde ise; mutlak tarım arazileri, özel

ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve sulu tarım arazileri tarımsal üretim

amacı dışında kullanılamayacağı; ancak alternatif alan bulunmaması ve kurulun

uygun görmesi şartıyla maddede tek tek sayılan faaliyet ve amaçlarda

kullanılmak üzere tarım arazilerinin kullanılabileceği belirtilmektedir. Buna

göre tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanımı ancak bu faaliyetle ilgili

alternatif alan bulunmaması halinde mümkün bulunmaktadır .

İptali istenilen düzenleme ile gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanılması imkanı verildiğinden, 5403 sayılı Yasada aranan koşullara göre daha farklı ve kolay koşullarla tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılmaları olanaklı hale gelmektedir.

Anayasa'nın 45. maddesinde Devlete tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını ve tahribini önleme görevi verilmiş olup, maddenin gerekçesinde ise 'devlet bu amaçla yasal düzenlemeler yapmalıdır.' denilmek suretiyle bu görevin nasıl yapılacağı da açıkça belirtilmiştir.

Bu durumda tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımını kolaylaştıran dava konusu düzenleme, bu haliyle tarım arazilerinin nitelik değiştirmelerine ve sonuçta zaman içerisinde azalmasına neden olacağı göz önünde bulundurulduğunda; düzenleme ile Anayasa'nın 45. maddesine göre devlete tarım arazilerini koruma ve gerekli tedbirleri alma konusunda verilen ödevin ihlal edildiği açıktır.

Belirtilen nedenlerle 2.4.2008 günlü 5751 sayılı Kanun ile 3.7.2005 günlü ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa eklenen geçici 4. maddenin, iptali gerektiği oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Fettah

OTO

[1] Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ, Anayasa Hukuku. 13. Baskı. Beta yayınları. Sy.199-200

Üye Zehra Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/35, K. 2011/65, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasını Açan
  4. İptal Davasının Konusu
  5. Iı- Yasa Metinleri
  6. Iıı- İlk İnceleme
  7. Iv- Esasın İncelenmesi
  8. V- Yürürlüğün Durdurulması İsteminin İncelenmesi
  9. Vı-
  10. Kılıç
  11. Kantarcıoğlu
  12. Akyalçın
  13. Erten
  14. Oto
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Üstün
  19. Yıldırım
  20. Necipoğlu
  21. Dursun
  22. Ayrışık Oy Gerekçesi
  23. Tercan
  24. Karşıoy Gerekçesi
  25. Oto
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/35
Karar No
2011/65
Tarih
14 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/23 K.2011/64
  • AYM Norm Denetimi E.2009/39 K.2011/68
  • AYM Norm Denetimi E.2009/56 K.2011/71
  • AYM Norm Denetimi E.2009/93 K.2011/73
  • AYM Norm Denetimi E.2009/66 K.2011/72
  • AYM Norm Denetimi E.2009/86 K.2011/70

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.