KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2011
- Esas Sayısı
- 2009/4
- Karar Sayısı
- 2011/15
- Karar Günü
- 13.1.2011
- R.G. Tarih-Sayı
- 15.10.2011-28085
- İtiraz yoluna başvuran
- Serik 1. Asliye Hukuk
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·17 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
20.8.2008 günlü 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun, geçici 5. maddesinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Vakıf şerhinin terkini için açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
III- İPTALİ İSTENEN YASA KURALI
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5737 sayılı Kanun'un iptali istenen Geçici 5. maddesi şöyledir.
'GEÇİCİ MADDE 5- Vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda; diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümler bu Kanun açısından uygulanmaz.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında Anayasa'nın 10. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 29.1.2009 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği düşünüldü:
Başvuru kararında, 5737 sayılı Kanun'un Geçici 5. maddesinde, kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin vakıf şerhlerinin terkini ile ilgili davalarda uygulanmayacağı belirtildiğinden, diğer kişiler ile vakıflar arasında ayrım yapılmak suretiyle eşitsizlik oluşturulduğu, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Vakıf, bir mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsis edilmek üzere özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmak suretiyle kamu yararına özgülenmesidir. Vakıflar sahip oldukları bu özellikler nedeniyle hukukumuzda diğer kurumlardan farklı düzenlemelere bağlı tutulmuşlardır.
Gerek Türk Medeni Kanununda gerekse Vakıflar Kanunu ve diğer
kanunlarda, vakıflara ait taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla
kazanılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 117.
maddesinde 'Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri
uygulanmaz' kuralı yer almaktadır. Aynı hüküm 5737 sayılı Kanun'un 23. maddesinde
de yer almıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 15. maddesinde 'Vakıfların hayrat
taşınmazları haczedilemez, rehnedilemez, bu taşınmazlarda mülkiyet ve irtifak
hakkı için kazandırıcı zamanaşımı işlemez' kuralı, 18. maddesinin son
fıkrasında ise 'Vakıf şerhleri ile ilgili olarak, diğer kanunlarda yer alan
zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümler uygulanmaz' kuralı yer
almaktadır. Tüm bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere yürürlükteki kanunlar
uyarınca vakıf mallarının zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Ancak
Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olmayan eski vakıfların icareteyn ve
mukataaya bağlanmış olan taşınmazlarının tasfiyesi amacıyla bu taşınmazlara ait
taviz bedellerinin ödenmesi koşuluyla özel mülke konu olabileceği belirtilmiş ve
buna ilişkin düzenlemelere 2762 sayılı eski ve 5737 sayılı yeni Vakıflar
Kanununda yer verilmiştir. Yasakoyucu her iki kanunda da bu taşınmazların
tasfiyesini taviz bedelinin ödenmesi koşuluna bağlamıştır. Dolayısıyla üzerinde
vakıf şerhi bulunan bir taşınmazın, kullanıcısının mülkiyetine geçirilmesi ve
vakıf şerhinin silinmesi, Kanunda belirtilen taviz bedelinin ödenmesi koşuluyla
mümkün kılınmıştır.
5737 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre tapu kayıtlarında, icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir. Bu kanun hükümleri gereğince taviz bedelinin tamamı ilgili vakıf adına ödenmedikçe, taşınmaz üzerindeki temliki tasarruflar tapu dairelerince tescil olunmaz.
Yukarıdaki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tasfiye edilen
vakıflara ait mallardan hayrat niteliğinde bulunmayanların mülkiyetinin
tasarruf edene geçmesi için getirilen taviz bedeli, bir anlamda taşınmazın
takdiri kıymeti niteliğinde olup taşınmazı kullanan tarafından ödenmesi
öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralda ise Yasakoyucu, vakıfların hak ve
menfaatlerini korumak amacıyla vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan
davalarda diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin
hükümlerin vakıflar hakkında uygulanmayacağını belirtmiştir. Dava konusu
kuralın gerekçesi incelendiğinde kuralın daha çok taviz bedelinin tahsili
amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Çünkü madde gerekçesinde düzenlemenin
açıkça taviz bedellerine ilişkin olduğu ve vakıfların hak ve menfaatlerinin
korunmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlâl edilmiş olmaz.
Vakıfların özellikleri dikkate alındığında bu kurumların diğer gerçek veya tüzel kişilerle aynı hukuksal durumda bulunmadıkları açıktır. Farklı hukuksal durumda bulunanların ayrı kurallara tabi tutulması Anayasada yer alan eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Fettah
OTO
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye Celal · Mümtaz AKINCI
Anayasa Mahkemesi, E. 2009/4, K. 2011/15, 13 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası