KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2011
- Esas Sayısı
- 2009/83
- Karar Sayısı
- 2011/29
- Karar Günü
- 3.2.2011
- R.G. Tarih-Sayı
- 14.05.2011-27934
- İtiraz yoluna başvuranlar
- —
- 1- İstanbul 2. Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı
- 2009/83
- 2- Eskişehir 1. İdare Mahkemesi (Esas Sayısı
- 2010/34
- İtirazların konusu
- 21.7.1953 günlü, 6183
Karar Metni
1.258 kelime·6 dk okuma·18 bölüm
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinin beşinci fıkrasının, Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 125. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
6183 sayılı Yasa gereğince düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı dava açan amme borçlularının davalarının ret edilmesi üzerine, reddolunan itiraza konu amme alacaklarının %10 miktardaki zamla birlikte tahsili için gönderilen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davalarda itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
21.7.1953 günlü, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 58. maddesi şöyledir:
'Ödeme emrine itiraz
MADDE 58- Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.
Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.
(Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.)
İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.
İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir.
Borcun tamamına bu madde gereğince vâkı itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vâkı itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 125. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, 2009/83 Esas sayılı dosyanın 5.11.2009, 2010/34 Esas sayılı dosyanın ise 13.5.2010 tarihlerinde yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
21.7.1953 günlü, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan 'İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.' kuralının iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2009/83 esas sayılı dava ile birleştirilmesine, 2010/34 esas sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/83 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 13.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Vl- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, idare tarafından düzenlenen bir idari işlem
niteliğindeki ödeme emrinin yargı mercileri önünde dava edilebilmesi mümkün
olmakla birlikte, itiraz konusu kural ile ödeme emrine karşı açılan davanın
reddi hâlinde öngörülen haksız çıkma tazminatının, bir sınırlandırma yapılmaksızın
her türlü red kararı sonrasında alınmasına imkân verilmesi
nedeniyle kişilerin yargı yoluna başvurmasını zorlaştırıcı ve caydırıcı
bir etki yarattığı, söz konusu
yaptırım tehdidi ile hak
arama özgürlüğünün engellendiği, hukuk devleti ilkesinin gerçekleşme
aracı olan idarî işlemlerin yargı denetimine tâbi olması ilkesinin zedelendiği
belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, kamu alacağı ile ilgili kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkması hâlinde hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki kamu alacağının %10 zamla tahsil edileceği öngörülmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinin birinci
fıkrasında, 'Herkes meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma
hakkına sahiptir' denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak
başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma
hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla
hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer
temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların
korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Kişilere yargı
mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunu
oluşturur.
Anayasa'nın 125. maddesinde de; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.'denilmektedir.
6183 sayılı Yasa'nın 1. maddesine göre kamu alacakları, Devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine ait vergi, resim, harç, mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası, gecikme zammı ve gecikme faizi gibi alacaklardır. Kamu alacakları kamu hizmetlerinin ifasında kullanıldığından tahsilinde öncelik ve ayrıcalık tanınmıştır. 6183 sayılı Yasa'nın esası, vergiler başta olmak üzere kamu alacağını güvence altına almak ve ödenmediği taktirde kamu alacağını zora dayanarak, Devlet gücü ve memurları eliyle tahsil etmektir. İtiraz konusu kural ile yapılan düzenleme de kamu alacağının mümkün olduğunca kısa sürede tahsiline yöneliktir.
Kamu alacağını ödemekle yükümlü olan borçlunun, bu alacak ile
ilgili ödeme emri çıkartılması aşamasına gelmeden alacağın esasına ilişkin yargı
mercilerine başvurma hakkı bulunmaktadır. Özel yasasında hüküm bulunan hâllerde
ödeme vadesinde, yoksa 6183 sayılı Yasa'nın 37. maddesine göre tebliğden
itibaren bir aylık süre içinde yargı yerlerine başvurarak kamu alacağının esası
dava konusu edilebilecektir. Ödeme emri çıkartılmadan önce kamu alacağının
esasına ilişkin hukuki sakatlıkla ilgili iddiaların borçlunun talep etmesi
hâlinde yargı denetiminden geçtiği ya da borçlu dava yoluna gitmeye gerek
görmediği için itirazsız kesinleşmiş olduğu açıktır. 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesinin birinci
fıkrasına göre bu aşamada ödeme emrine itiraz hâlinde mahkeme davayı sırf
tahsile ilişkin olarak, böyle bir borcun olmadığı, borcun kısmen ödendiği ve
borcun zamanaşımına uğradığı nedenleriyle sınırlı olarak inceleyebilecektir.
İtiraz konusu kural, kamu alacakları için özel bir takip ve tahsil
esasını düzenleyen 6183 sayılı Yasa'nın öngördüğü süratli ve etkin takip ve
tahsilatın sağlanmasına yöneliktir. Öte yandan bireylerin idarenin
faaliyetlerine karşı korunması, adaletin sağlanması ve hukuk devleti ilkesinin
geçerli olabilmesi için idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı
denetimine tâbi olması gerekmektedir. İtiraz konusu kural ile ödeme emrine
karşı itirazın reddi durumunda haksız çıkma tazminatı koşulu bulunmakla
birlikte idarenin yapmış olduğu işlemler yargı denetimi kapsamındadır. Kamu
borçlusu ödeme emrinin tebliğinden önce kamu alacağının esası hakkında yargı
yoluna başvurabileceği gibi, itiraz konusu kural ile ödeme emrinin tebliğinden
sonra da tahsile ilişkin olarak dava açabilme olanağına sahiptir. Ayrıca,
kişilerin davacı veya davalı olarak, yargı mercileri önünde sahip oldukları
anayasal haklar engellenmemiş; idari bir işlem niteliğinde olan kamu alacağı
ile ilgili ödeme emrine karşı yargı yolu kapatılmamış; mahkemeler, bu
işlemlerle ilgili açılmış olan davaları inceleyerek gerekli kararları vermekten
alıkonulmamıştır. Bu nedenle kuralın hak arama özgürlüğünü engelleyen bir yönü
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Fettah
OTO
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2009/83, K. 2011/29, 3 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası