İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2010/11 K.2011/153

Daire

Esas2010/11Karar2011/153Tarih17 Kasım 2011Okuma14 dk · 2.889 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
17 Kasım 2011
Esas Sayısı
2010/11
Karar Sayısı
2011/153
Karar Günü
17.11.2011
R.G. Tarih-Sayı
14.02.2012-28204
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Dördüncü
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.889 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

Daire

İTİRAZIN KONUSU

25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen 'Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir' şeklindeki son cümlesinin Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- OLAY

2008/13903 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesinin ''amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklendikleri katma değer vergisi dahil edilmez' bölümünün iptali istemiyle açılan davada, söz konusu Kararın dayanağını oluşturan itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varan Danıştay Dördüncü Daire iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun iptali istenilen kuralı da içeren 29. maddesi şöyledir.

'1. Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler:

a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi,

c) (Ek alt bent: 03/06/1986 - 3297/9 md.) Götürü veya telafi edici usulde vergiye tabi mükelleflerden gerçek usulde vergilendirmeye geçenlerin, çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki mallara ait fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

2. (Değişik fıkra: 25/12/2003 - 5035 S.K./9. md.) Bir

vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi

toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer

vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere

devrolunur ve iade edilmez. Şu kadar ki, 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu

tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve

hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar

Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal

sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan

borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha

fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile

organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin

borçlarına mahsuben ödenir. (Değişik cümle: 04/6/2008 '

5766/12 md.) Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen

mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi

kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını

kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve

esasları belirlemeye yetkilidir.

3. (Ek bent: 03/06/1986 - 3297/9 md.) İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.

4. Maliye ve Gümrük Bakanlığı vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, bu Kanunun ana ilkelerine uygun olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkilidir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, 25.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Uygulanacak Kural Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta

oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname

kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için

Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve

mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da

o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

İptali istenilen kural, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Bakanlar Kurulu'na, ikinci bölüm ise Maliye Bakanlığı'na yetki verilmesine ilişkindir. Bakanlar Kurulu'na yetki veren kural ile Maliye Bakanlığı'na fıkranın tümünü içeren şekilde usul ve esasları belirleme yetkisinin verilmesi birbirinden tamamen ayrı konulardır.

İtiraz başvurusunda bulunan Danıştay Dördüncü Daire'de, 19.7.2008 günlü, 26941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2008/13903 sayılı 'İndirimli Orana Tabi İşlemlerde iade Edilecek Verginin Hesabına Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlere Ait Katma Değer Vergisinin Dahil Edilmemesine İlişkin' Bakanlar Kurulu Kararının, ''amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklendikleri katma değer vergisi dahil edilmez'bölümünün iptali istemiyle dava açılmıştır.

Mahkeme'de bakılmakta olan davanın konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemine ilişkin olduğundan, itiraz konusu kuralın ''Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir'şeklindeki bölümünün davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, 25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin, '' Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir' bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 17.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- Anlam ve Kapsam

İtiraz konusu kuralda, katma değer vergisi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Katma Değer Vergisi (KDV), üretim ve tüketim zincirinin her

aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân

tanımak suretiyle de her aşamada katılan değer artışını temel alan, çok

aşamalı, genel bir satış vergisidir. Katma değer, bir malın satış değeri ile

bunun yapılması için gerekli olan girdilerin alış fiyatı arasındaki farktan

oluşmakta, ödenecek KDV de, satış tutarı üzerinden hesaplanacak KDV'den alışlar

üzerinden ödenen KDV'nin mahsup edilmesi suretiyle bulunmaktadır. KDV sisteminde,

mal ve hizmetin üretim aşamasından nihaî tüketiciye kadar olan bütün

aşamalarında vergi alınmakta ve her bir aşamada alınan vergiden bir önceki

aşamada alınan vergi indirilmek suretiyle kalan vergi, Hazineye intikal

ettirilmektedir.

İndirim müessesesi, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun

'Vergi İndirimi' başlıklı 29. maddesinde düzenlenmiş, mükelleflerin yaptıkları

teslimler veya ifa ettikleri hizmetler üzerinden hesaplayacakları vergiden,

kendilerine yapılan teslimler veya ifa olunan hizmetler ile ithal ettikleri

mallara ait vergiyi indirebilecekleri öngörülmüştür. KDV indirimi,

vergilendirme dönemleri itibariyle uygulanmaktadır. Mükellefler, bir

vergilendirme döneminde teslim ettikleri mal bedeli üzerinden hesapladıkları

vergiden sadece o malların alımında ödedikleri vergiyi değil, vergilendirme

döneminde satın aldıkları diğer malların vergisini de indirebilmektedir. 29.

maddenin (2) numaralı fıkrasına göre, bir vergilendirme döneminde indirilecek

katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla

hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark

sonraki dönemlere devrolunmakta, iade edilmemektedir.

KDV kapsamına giren işlemlerden bir bölümü ülkenin içinde

bulunduğu sosyal, kültürel, ekonomik durumlar nedeniyle, uluslararası ticarette

rekabet eşitliği sağlayabilmek amacıyla ya da vergilendirme tekniğinden

kaynaklanan nedenlerle vergiden istisna edilmiş; bir bölümü, Bakanlar Kuruluna

tanınan yetkiye istinaden farklı oranlarda vergilendirilmiş; bir bölümü ise,

alınacak verginin güvenliği açısından vergi tevkifatı kapsamına alınmıştır.

KDV'den istisna edilen, indirimli oranda vergilendirilen veya vergi tevkifatı

uygulanan işlemler nedeniyle bu işlemlere konu olan mal ve hizmetlerin edinimleri

veya üretimleri safhalarında ödenen vergiler, mükelleflerin üzerinde fazla

vergi yükü oluşturmakta, dolayısıyla mükelleflerin fazladan katlandıkları vergi

yükünden arındırılabilmesi, gerçek vergi yüküne ulaşılması bu vergilerin

mahsuben veya nakden iadeye konu edilmesi ile mümkün olmaktadır.

Vergiden istisna olmamakla birlikte, genel oranda vergi ödenerek

temin edilen girdilerden üretilen mal veya hizmetlerin indirimli oranda vergi

uygulanmak suretiyle teslim edilmesi halinde, hesaplanan vergi her zaman genel

oranlı girdiler nedeniyle ödenen verginin indirimi için yeterli olmadığı

durumda, mükelleflerin fazla vergi yükünden arındırılabilmesi amacıyla 3065

sayılı Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile aynı Kanun'un 28.

maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu

tarafından vergi oranları indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve

hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar

Kurulunca tespit edilen sınırı aşan kısmı vergi yılı içinde mahsuben, mahsuben

iade edilemeyen vergi ise nakden iade edilmektedir.

Kanun'un 29. maddenin (2) numaralı fıkrasında mahsuben veya nakden

iade, 'Şu kadar ki, 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi

nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin

gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar

Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal

sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan

borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha

fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile

organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin

borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi nakden

iade edilir' şeklinde belirtilmiştir.

4.6.2008 günlü, 5766 sayılı 'Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' ile KDV Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, Bakanlar Kurulu, vergi oranları indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibariyle amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen KDV'nin iade hakkını kaldırmaya yetkili kılınmış, nakden veya mahsuben iade edilecek vergilerde uyulması gereken usul ve esasları belirleme konusunda ise Maliye Bakanlığı'na yetki verilmiştir.

Bakanlar Kurulu, Kanunun kendisine tanıdığı bu yetkiyi kullanarak,

2008/13903 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 24.12.2007 günlü, 2007/13033

sayılı Kararnamenin eki (II) sayılı listenin 'B) Diğer Mal ve Hizmetler'

bölümünün 25. sırasında sayılan konaklama tesislerini işleten mükelleflerin, bu

kararın yürürlüğe girdiği 19.7.2008 tarihinden sonra, indirimli orana tabi

konaklama hizmetleri işlemlerinden doğan iade hesabına, amortismana tabi

iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen vergilerden pay verilmeyeceğini,

bunların iade hesabına dâhil edilmeyeceğini kararlaştırmıştır. Bu karara

göre, otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini

işletenler, indirimli oranlı satışlarından kaynaklanan iade hesaplarına

20.7.2008 tarihinden itibaren bina, tesis, makine vb. gibi amortismana tabi

iktisadi kıymetlerin alımı için ödenen katma değer vergisini dâhil

edemeyecekler, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin katma değer vergilerini

sadece indirim yoluyla giderebileceklerdir.

KDV iadesi, belirli koşulların varlığı halinde yasa koyucu

tarafından bir 'hak' olarak mükelleflere tanınmıştır. İade hakkı, amortismana

tabi iktisadi kıymetlerin satın alınmasında ödenen katma değer vergisinin,

indirimli vergi oranlarının uygulanması nedeniyle mükellefin vergiye tabi

işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla

olmasından diğer bir anlatımla indirilemeyen KDV'den kaynaklanmaktadır.

Amortismana tabi olan iktisadi kıymetlerden dolayı yüklenilen KDV'nin

yüklenildiği dönemde indirim konusu yapılamaması nedeniyle iade edilmesi

yasayla yapılması gerekirken, itiraz konusu kuralda Bakanlar Kuruluna, vergi

oranları indirilen 'mal ve hizmet grupları' ile 'sektörler' itibariyle

amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer

vergisinin iade hakkını kaldırma yetkisi verilmiştir.

İtiraz konusu kuralın gerekçesinde, '' yapılan düzenleme ile vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile farklı sektörler itibarıyla amortismana tabi iktisadi kıymetler için yüklenilen vergiler bakımından iade hakkının kaldırılmasına yönelik Bakanlar Kurulu yetkilendirilmektedir' denilmiştir.

C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasına 5766 sayılı Kanunla eklenen son cümleyle, katma değer vergisinin mahsuben veya nakden iade edilmesi hakkının kaldırılması yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verildiği, Kanun ile verilen iade hakkını kaldırma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verilmesiyle hukuk devletinin ihlal edildiği ve Anayasa'nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasında Bakanlar Kurulu'na verilen ve anayasal sınırları çizilen yetkinin dışına çıkıldığı, bu nedenle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 'Vergi indirimi'

başlıklı 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasında 5766 sayılı Kanun'un 12.

maddesiyle yapılan değişiklikle, Bakanlar Kurulu'na, vergi nispeti indirilen

mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi

kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergileri bakımından, iade

hakkının kaldırmasına yönelik yetki verilmiştir. Bu yetki sonucu, aynı Kanun'un

28. maddesi uyarınca teslim ve hizmetlerin gerçekleştiği vergilendirme

döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulu'nca tespit edilecek sınırı

aşan verginin, maddede sayılan borçlara mahsuben, mahsuben iade edilemeyen

verginin ise nakden iade edilmesi engellenmiştir.

Anayasa'nın 73. maddesinde, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu; vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğu; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı öngörülmüştür.

Buna göre, devletin vergilendirme yetkisinin sınırı, aynı zamanda

kişilerin hak ve özgürlüklerinin de sınırını oluşturduğundan, bu yetkinin keyfiliğe

kaçacak biçimde kullanılmasının önlenmesi, hukuk devleti olmanın gerekleri

arasında öncelikli bir yere sahip bulunmaktadır. Vergilendirme alanında olası

keyfi uygulamalara karşı düşünülen ilk önlem, kuşkusuz yasallık ilkesidir.

Ancak vergilerin yasayla getirilmesi, yalnız başına vergilendirme yetkisinin

keyfi kullanılarak adaletsiz sonuçlar doğurmasını engelleyemeyeceğinden,

yasallık ilkesi yanında verginin genel ve eşit olması, idare ve kişiler

yönünden duraksamaya yol açmayacak belirlilik içermesi, geçmişe yürümemesi,

öngörülebilir olması ve hukuk güvenliği ilkesine de uygunluğunun sağlanması

gerekir.

Anayasa koyucunun, her çeşit mali yükümlerin yasayla konulması,

değiştirilmesi ve kaldırılmasını buyururken, keyfi, takdiri ve sınırsız

ölçülere dayalı uygulamaları önleyecek ilkelerin yasada yer alması amacını

güttüğünde kuşku yoktur. Yasa koyucunun, yalnızca konusunu belli ederek bir

mali yükümün ilgililere yükletilmesine izin vermesi, bunun, yasayla konulmuş

sayılması ve Anayasa'ya uygunluğun kabulü için yeterli değildir. Mali

yükümlerin, konusu, yükümlüleri, matrah ve oranları, muaflık, istisna ve

indirimleri, mahsup ve iadesi, yükümü doğuran olay, tarh ve tahakkuku, tahsil

usulleri, yaptırımları, zamanaşımı gibi çeşitli yönleri vardır. Vergi, resim ve

harç koyma kavramı içine, konulan vergi veya mali yükümden muaflık, istisna,

indirim ve iade yapma kavramları da girmektedir. Anayasa'nın eşit önemde

bulunan konulardan bir kısmı için yasa hükmünü zorunlu sayarken diğerleri için

zorunlu saymamış olması düşünülemez. Bu bakımdan yükümlüklerin, belli başlı

unsurları da açıklanarak ve temel hukuki çerçeveleri kesin çizgilerle

belirtilerek yasayla düzenlenmeleri, vergi unsurlarının açık bir şekilde yasada

yer alması ve uygulayanların anlayışına ve yorumuna bırakılmaması zorunludur.

Katma değer vergisi, verginin konusunu oluşturan işlemler

nedeniyle bir mal veya hizmetin el değiştirmesi sonucu, her el değiştirmede

eklenen değerin vergilendirmesine dayandığından, vergiye tabi işlemlerin her

aşamasında, yüklenilen KDV'nin tahsil edilen KDV'den indirilmesi ve kalan

tutarın beyan edilerek, vergi dairesine ödenmesi söz konusudur. KDV'nin

özelliğinden kaynaklanan bu durum, mahsup ya da nakit ödeme yoluyla iade

kurumunun da KDV ile bütünleşmesine neden olmuş ve 'iade' yasa koyucu

tarafından düzenlenmiştir. 3065 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeyle, 'mahsuben

iade' ve mahsuben iade edilmeyen tutar için 'nakden iade' kurumu getirilmiş ve

yükümlünün hukuk güvenliği kanunla sağlanmıştır. Yasa koyucu tarafından kanunla

sağlanan hukuk güvenliğinin Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılması, yasama

yetkisinin devri niteliğindedir.

Vergi, devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu giderlerine katılımı sağlamak amacıyla kişilerden aldığı ekonomik değer olmakla birlikte, yasal düzenlemeler, sadece devlet yönünden değil, yükümlüler yönünden de hukuksal güveni sağlamalıdır. Anayasa'nın 73. maddesinde yerini bulan 'vergide yasallık' ilkesi, aynı zamanda devletin vergilendirme yetkisinin anayasal ilkelerle sınırlandırılmasıdır. Verginin ödenmemesi durumunda devletin alacağı yasalarla güvence altına alınırken, mahsup ya da nakdi iade hangi yolla olursa olsun, mükellefin alacağının yasalarla güvence altına alınmaması düşünülemez.

Vergi tekniği, vergi adaletini yansıtmadıkça, maliye politikasının sosyal amacını gerçekleştiremez. Verginin tahsiliyle ilgili düzenlemeler nasıl vergi tekniğinin konusuysa, gerçek vergi yükünü belirleyen iadelere ilişkin düzenlemeler de vergi tekniğinin konusudur. Yasayla verilen bir hakkın idari düzenlemeyle kaldırılması mümkün değildir. Kanunla getirilen mahsup ve iade hakkının Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılması da vergi yükünün dağılımında adalet ve dengeyi bozar ve Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan 'herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi' ile 'vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı' ilkelerinin idari düzenlemelerle zedelenmesine yol açar.

İtiraz konusu kuralla Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin teknik ve ayrıntı içerdiği de ileri sürülemez. Yasa kuralı, KDV iade hakkının kaldırılması konusundaki takdir yetkisinin kapsam ve sınırını belirlememiştir. Usul ve koşullar, belirsiz biçimde tamamıyla Bakanlar Kurulu'na bırakılmıştır. Böylece, mükellefe keyfi müdahalelere karşı uygun bir yasal koruma olanağı da sağlanmamış, verilen yetkinin kapsam ve kullanma koşulları yasada yeterli açıklıkta belirlenmemiştir.

Öte yandan, Anayasa'nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasında

Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, 'vergi, resim, harç ve benzeri

yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına' ilişkindir.

Buradaki temel koşul da kanunun, yukarı ve aşağı sınırlar belirlemesidir. Buna

göre, Bakanlar Kurulu ancak, 'muaflık, istisna, indirim ve oranlar'da yasanın

belirttiği alt ve üst sınırlar içinde değişiklik yapabilecek; bu alanları ve

sınırları aşacak biçimde herhangi bir düzenleme getiremeyecektir. Bakanlar

Kurulu'na verilen bu yetki 'koşullu ve sınırlı bir yetki'dir. Vergilendirmede

esas kural, vergilerin kanunla konulup, kaldırılması ve değiştirilmesidir.

Bakanlar Kurulu'na tanınan yetkinin, yeni düzenlemeler içermesi ve/veya çok

geniş olması, verginin yasallığı ilkesinin zedelenmesine yol açarak yasama

yetkisinin yürütme organına devri sonucunu doğurabileceğinden kabul edilemez.

73. maddenin son fıkrasında, itiraz konusu kuralda yer alan 'vergi iadesi'

konusunda, ne iade hakkının getirilmesi ne de kısmen ya da tamamen kaldırılması

hususlarında Bakanlar Kurulu'na yetki verilmemiştir. Bu nedenle itiraz konusu

kuralın 73. maddenin son fıkrasıyla ilgisi bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin, 'Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya;'bölümünün Anayasa'nın 73. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa'nın 2. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin 'Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya;' bölümünün yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, 17.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'un 29. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, 4.6.2008 günlü, 5766 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle değiştirilen son cümlesinin 'Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya;' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 17.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2010/11, K. 2011/153, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Üstün
  18. Yıldırım
  19. Necipoğlu
  20. Dursun
  21. Tercan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2010/11
Karar No
2011/153
Tarih
17 Kasım 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/115 K.2011/154
  • AYM Norm Denetimi E.2011/120 K.2011/158
  • AYM Norm Denetimi E.2011/117 K.2011/156
  • AYM Norm Denetimi E.2011/122 K.2011/159
  • AYM Norm Denetimi E.2010/114 K.2011/148
  • AYM Norm Denetimi E.2011/11 K.2011/151

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.