KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Esas Sayısı
- 2011/134
- Karar Sayısı
- 2012/83
- Karar Günü
- 24.5.2012
- R.G. Tarih-Sayı
- 13.02.2013-28558
- İtiraz yoluna başvuranlar
- 1- Kocaeli 1. İş Mahkemesi (E.2011/134)
Karar Metni
1.370 kelime·7 dk okuma·19 bölüm
2- Söğüt Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2012/26)
İTİRAZIN KONUSU
12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesinin 'Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.' biçimindeki (2) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 141. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kıdem tazminatı, fazla mesai, ihbar tazminatı, milli bayram ve yıllık ücretli izin alacağının tahsili talebine ilişkin olarak açılan davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
12.1.2011 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren 109. maddesi şöyledir:
'Kısmi Dava
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 141. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- E.2011/134 Sayılı Dosyanın İlk İnceleme Kararı
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımıyla 4.1.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E.2012/26 Sayılı Dosyanın İlk İnceleme Kararı
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 30.3.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine Recep KÖMÜRCÜ ile Erdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
12.1.2012 günlü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan 'Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.' ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2012/26 sayılı davanın, aralarındaki hukukî irtibat nedeniyle E.2011/134 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılarak incelemenin E.2011/134 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 30.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir..
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Şebnem NEBİOĞLU ÖNER tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, itiraz konusu kural gereğince talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğu durumlarda hukuki ilişkinin taraflarına kısmi dava açma imkânı verilmeyerek, bu tür alacak hakkı sahiplerinin haklarını mahkeme önünde savunma imkânından yoksun bırakıldıkları, ayrıca bir kısım alacak iddialarının kısmi dava şeklinde öne sürülebilip bazılarının kısmi davaya konu olamayacakları düzenlenerek, adil yargılanma hakkı ve usul ekonomisi ilkesini zedeler şekilde usul kurallarında karmaşıklık oluşturulduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde ise talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olması durumunda kısmi dava açılamayacağının hüküm altına alındığı, bununla kısmi dava kurumunun amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmek istendiği, yani sözü edilen halde davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabul edildiği ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk politikasının belirlenmesinde kanun koyucunun takdir
yetkisinin bulunduğu açıktır. Anayasa'nın 142. maddesinde, mahkemelerin
kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla
düzenleneceği belirtilmiş olup, itiraz konusu kural yargılama usulleri
kapsamında ele alınacak bir düzenlemedir. Bu nedenle kanun koyucu anayasal
sınırlar içinde kalmak koşuluyla yargılama usullerine ilişkin hususlarda takdir
yetkisi kapsamında düzenlemeler yapabilir. Ancak, kanunların, kamu yararının
sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve
hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle
kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan bu takdir yetkisini
anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz
önünde tutarak kullanması gerekir.
İtiraz konusu düzenleme ile kanun koyucunun, talep konusunun
miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olması halinde
kısmi dava açılamayacağı hükmüne yer vererek, bölünebilir taleplere ilişkin
dava hakkının kötüye kullanımının önüne geçmeyi, hukuki uyuşmazlıkların bir an
önce kesin hükme bağlanması suretiyle hukuksal barışın korunmasını ve talep
konusunun taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olduğu alacak
iddialarının kısım kısım dermeyan edilmesi suretiyle dava sayısının artışını
engelleyerek yargılama faaliyetinin hızlandırılmasını amaçladığı
anlaşılmaktadır. Özellikle mahkemelerin iş yükü, hukuki uyuşmazlıkların karara
bağlanmasında geçen uzun sürelerin başka hak ihlallerine neden olması ve bu
sorunun yalnızca ülkemiz açısından geçerli olmayıp, birçok hukuk sistemi
tarafından ortak bir sorun olarak paylaşılması ve bu noktada hukuki
uyuşmazlıkların çözümünü hızlandıran usul hükümlerinin gerekliliği
gözetildiğinde, talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya
açıkça belirli olması halinde kısmi dava açılamayacağına ilişkin düzenleme
kanun koyucunun takdir yetkisi içinde kalmaktadır.
Anayasa'nın 'hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin gerekli araç ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Buna göre, hak arama özgürlüğünün en önemli iki öğesini oluşturan iddia ve savunma haklarının kısıtlanması, bu hakların noksansız kullanımının ve âdil yargılanmanın engellenmesi Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık oluşturur.
Anayasa'nın 36. maddesine göre, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. 'Meşru vasıta ve yollar' ibaresi, hukuk düzenine uygun vasıta ve yollar anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 142. maddesinde 'Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.' denilerek bu alanların Anayasa'ya uygun olarak düzenlenmesi yasama organına bırakılmıştır.
Anayasa'nın 13. maddesinde, 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.' denilmiştir.
Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarında
bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine öncelik
tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikte
uygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.
Hak arama özgürlüğü Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede
hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de
mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin
kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. ve davaların mümkün olan
süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. maddelerinin, hak arama
hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.
İtiraz konusu kural uyarınca, niteliği itibariyle bölünebilir ancak belirli ve tartışmasız olan alacak hakkı sahibine, hukuki uyuşmazlığa ve hukuki korunma ihtiyacına ilişkin talebini, iddia ve delillerini yargı makamları önünde dava yoluyla ileri sürme imkanı verilmiştir. Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olması halinde kısmi dava açılamayacağı belirtilmiş olmakla, yargılama sürecinin hızlandırılması ve uyuşmazlıkların kısa sürede sonuca bağlanmasını amaçladığı anlaşılan düzenlemenin hakkın özüne dokunduğu ve hakkı anlamsız kılacak dereceye vardığı söylenemez.
Anayasa'nın 141. maddesinde 'Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.' denilmektedir. Bu hükümle usul ekonomisi ilkesine işaret edilmiştir. Uyuşmazlıkların söz konusu ilkeye göre çözümlenmesinde hem bireyin hem de kamunun yararı söz konusudur. Aynı hukuki ilişkiden doğan ve talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğu bir alacak hakkının kısımlara ayrılarak dava edilmesi yerine tek bir dava konusu edilerek uyuşmazlığın kısa sürede çözümlenmesini öngören itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 141. maddesine de aykırı olmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 13., 36. ve 141. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
Zühtü
ARSLAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2011/134, K. 2012/83, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası