İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/71 K.2012/90

Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi

Esas2011/71Karar2012/90Tarih31 Mayıs 2012Okuma14 dk · 2.756 kelime

KÜNYE

Anayasa İtiraz

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
31 Mayıs 2012
Esas Sayısı
2011/71
Karar Sayısı
2012/90
Karar Günü
31.5.2012
R.G. Tarih-Sayı
23.10.2012-28450
Yoluna başvuran
Hava
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.756 kelime·14 dk okuma·38 bölüm

Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN

KONUSU : 22.5.1930

günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I-

OLAY

Sanığın, üste hakaret suçundan yargılandığı kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III-

YASA METİNLERİ

A-

İtiraz Konusu Yasa Kuralı

22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 85. maddesi şöyledir:

'Madde 85-1. (Değişik : 22/3/2000 - 4551/21 md.)

Bir amire veya üste hakaret eden üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile, hakaret hizmet esnasında yahut hizmete müteallik bir muameleden dolayı vuku bulursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2. Hakaret bir maddei mahsusa tayini ile vukua gelmiş ise altı aydan beş seneye kadar hapsolunur.

3. Hakaret umuma teşhir olunmuş yazı, resim veya sair neşir vasıtalariyle veya resmi makamlara verilipte üzerine muamele cereyan etmiş evrak ile yapılmış ise bir seneden beş seneye kadar hapsolunur.'

B-

Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.

IV-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

Anayasa'nın

152. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan

mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin

hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, ilgili kural ya da

kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu

hükümler uyarınca, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,

yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren bakmakta olduğu bir davanın

bulunması ve iptali istenen kuralın da bu davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak

kural ise, bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların

çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak

nitelikteki kanun veya kanun hükmünde kararnamelerdir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 1632 sayılı Kanun'un 85. maddesinin tamamının iptalini istemiştir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'de görülmekte olan davada, sanığın kendisine edilen küfürlere karşılık olarak 'sensin' demek suretiyle üste hakaret suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan 1632 sayılı Kanun'un 85. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılması istenmiştir.

1632

sayılı Kanun'un 85. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, üste hakaret suçunun temel

şekli ve hakaretin hizmet esnasında yahut hizmete müteallik bir muameleden

dolayı vuku bulması; (2) numaralı fıkrasında hakaretin bir maddei mahsusa tayini ile vukua gelmiş olması;

(3) numaralı fıkrasında ise hakaretin umuma teşhir olunmuş yazı, resim veya

sair neşir vasıtalariyle veya resmi makamlara verilipte üzerine muamele cereyan

etmiş evrak ile yapılmış olması hali düzenlenmiştir. İtiraz yoluna başvuran

Mahkeme'nin önündeki davada, cezalandırılması istenilen suçun maddei mahsusa

tayini ile vukua gelmiş olması ve umuma teşhir olunmuş yazı, resim veya sair

neşir vasıtalariyle veya resmi makamlara verilipte üzerine muamele cereyan

etmiş evrak ile yapılmış olması söz konusu olmadığından itiraz konusu kuralın

(2) ve (3) numaralı fıkralarının uygulanması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle;

1- 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin (1) numaralı fıkrasının esasının incelenmesine, Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN ile Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

20.7.2011 gününde karar verilmiştir.

V-

ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen üste hakaret suçu ile 477 sayılı Kanun'da düzenlenen asta hakaret suçu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hakaret suçu için öngörülen ceza miktarları arasında orantısızlık bulunduğu, 5237 sayılı Kanun'da karşılıklı hakaret halinde verilecek cezada indirim veya ceza verilmesinden vazgeçilmesi imkanı bulunmasına rağmen 1632 sayılı Kanun'da üste hakaret suçu bakımından bu hallerin düzenlenmediği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

1632 sayılı Kanun'un 85. maddesinde sırf askeri suçlardan olan üste hakaret suçu düzenlenmiştir. Maddenin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasında, bir amire veya üste hakaret eden sanığın üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile, hakaretin hizmet esnasında yahut hizmete müteallik bir muameleden dolayı vuku bulması halinde ise sanığın altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa'nın

10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için

söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.

Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı

işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını

önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı

kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa

önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına

gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

Yasa

koyucu ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde yetkisini kullanırken kuşkusuz,

Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi

eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü,

cezayı ağırlaştırıcı veya hafifletici tutum ve davranışların neler olacağı,

hangi cezaların para cezasına çevrilebileceği veya ertelenebileceği gibi

konularda takdir yetkisine sahiptir. Söz konusu takdir yetkisinin

kullanılmasında suçun askeri suç olup olmamasının da dikkate alınacağı

açıktır. Askerlik hizmetinin ulusal güvenliğin sağlanmasındaki

belirleyici yeri ve ağırlığı, sivil yaşamda suç oluşturmayan ya da önemsiz

görülebilecek cezaları gerektiren kimi eylemlerin suç olarak kabul edilmelerini

ve ağır yaptırımlara bağlanmalarını gerekli kılabilmektedir.

İtiraz

yoluna başvuran Mahkeme itiraz konusu kuralla ilgili aykırılık savında, benzer

suçlar için öngörülen hükümleri karşılaştırarak ceza miktarları arasında

orantısızlık bulunduğunu ve 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen karşılıklı hakarete

ilişkin hükümlerin 1632 sayılı Kanun'a göre sanık lehine olduğunu belirtmişse

de sadece suçun konusunu esas alarak ve benzer suçlar için öngörülen ceza

miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge bulunup bulunmadığı

konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak ele almak

anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup

bulunmadığının saptanmasında benzer bir suç için konulmuş ceza ile yapılacak

bir kıyaslamanın değil, o suçun yarattığı etkinin ve sonuçlarının dikkate

alınması gerekir. Yasa koyucu, benzer eylemler için değişik cezalar yanında,

daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı da uygun görebilir. Bu yönüyle

de yasa koyucu, üste hakaret eyleminin askeri itaat ve disiplin üzerindeki

etkisini ve doğuracağı tehlikeyi dikkate alarak asta hakaret eylemine oranla

daha ağır bir şekilde cezalandırılmasını benimsemiştir. Dolayısıyla yasa

koyucunun, takdir yetkisine dayanarak ve eylemin meydana getireceği neticeleri

de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ile

çelişen bir yön bulunmamaktadır.

Diğer

taraftan yasa koyucu, farklı hukuksal konumda olan kişileri farklı kurallara

tâbi tutabilir. Asker kişiler ile sivil kişiler aynı hukuksal konumda

olmadıkları gibi 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nda 'ast' ve 'üst' olarak

tanımları yapılmış asker kişiler de aynı hukuksal konumda değildirler. Hakaret

suçunun, askeri düzen ve disiplinin gereği olarak askeri hiyerarşiye dayalı bir

ilişki içinde bulunan asker kişiler ile hiyerarşik ilişkinin bulunmadığı toplum

yaşamında ve kişiler üzerinde farklı etki ve sonuçlarının olduğu açıktır. Yasa

koyucu da bu farklı sonuçları dikkate alarak hakaret suçu bakımından sivil

asker ayrımı yanında asker kişiler açısından da ast ve üst ayrımı yaparak asta

hakaret ve üste hakaret eylemlerini farklı kurallara bağlamış ve itiraz konusu

kuralla üste hakaret eylemi için Askeri Ceza Kanunu'nda düzenleme yapmıştır. Bu

anlamda farklı hukukî statü içinde bulunan ast ve üst olarak sınıflandırılan

asker kişiler ile sivil kişilerin farklı kurallara tâbi tutulmasında eşitlik

ilkesine aykırılıktan bahsedilemez.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Haşim KILIÇ, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ile Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Fulya KANTARCIOĞLU, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Engin YILDIRIM ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 31.5.2012 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY

YAZISI

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, astına hakaret eden üst veya amirlerin eyleminin disiplin suçu olarak disiplin mahkemesinde, üst veya amirine hakaret eden astın eyleminin ise askeri suç olarak askeri mahkemede yargılanacağını, böylece aynı sözleri söyleyerek aynı suçu işleyen kişilerin farklı mahkemelerde yargılanıp, farklı sonuçların ortaya çıkacağını, bunun da Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Öncelikle

disiplin mahkemesinin bildiğimiz anlamda bir mahkeme olmadığını belirtmek

gerekir. Disiplin mahkemelerinin üyelerinin hâkim sınıfından olmaması, bu

mahkemelerde görev yapan subay ve astsubayların aynı zamanda normal kıta

görevlerini sürdürmeleri, bu üyelerin birlik komutanı tarafından seçilmeleri,

birlik komutanın aynı zamanda bu mahkemede iddianame düzenleyerek dava açması

gibi hususların varlığı bu mahkemelerin bağımsız ve tarafsızlığına gölge

düşürmektedir. Nitekim İrfan Bayrak-Türkiye davasında (Başvuru No: 39429/98),

AİHM, bağımsızlığı ve tarafsızlığı şüpheli disiplin mahkemelerinin mahkemeden

çok bir kurul niteliği taşıdığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucunu varmıştı.

Kanunlarda

yapılan sınıflandırmalar veya farklılaştırmalar, kişilerin ve durumların sahip

oldukları özelliklerin tümü veya bazı yönleri bakımından taşıdıkları benzerlik

ve farklılıklardan türemektedir. Herhangi bir ayrımcılığa imkân tanımamak için

eşitlik ilkesi, yasayla yapılan ayrım, sınıflandırma veya farklılaştırmaların

ilgili konunun içeriği bakımından meşrulaştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu

amaçla kullanılacak haklı neden veya nedenlerin anlaşılabilir, amaçla ilgili,

makul ve adil olması gerekir. Önümüzdeki konuda ayrımcılığı meşrulaştıran temel

neden astın üste hakareti ile üstün asta hakaretinin askeri disiplin, itaat ve

hiyerarşiyi korumada aynı değerde olmadıkları görüşüdür. Bu yaklaşım, askeri

disiplin ve hiyerarşiyi mutlak bir değer olarak anayasamızın ve insan

haklarının en temel ilkelerinden olan ayrımcılık yasağının üstüne

çıkarmaktadır. Ast ve üst olarak sınıflandırılan asker kişilerin hukuksal

konumlarının aynı olmaması, eşitlik ilkesinin en temel özelliği olan ayrım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını meşru göstermenin bir nedeni olmamalıdır.

Astın üste hakaret etmesi askeri disiplini bozan bir eylem olmakla birlikte üstün asta hakaret etmesinin de askeri disipline zarar verdiğini söyleyebiliriz. Hakarete uğrayan bir ast kendisini çaresizlik içinde hissedebilir ve motivasyonunu kaybedebilir. Sırf askeri hiyerarşi ve disiplin zarar görmesin diye aynı eylemi yapanlardan üstün daha çok, astın ise daha az korunması günümüzün insan hakları anlayışı ile bağdaşmamaktadır. Ast konumunda bulunanların insan haklarından daha az yararlanmaları demek olan bu durum kabul edilemeyeceği gibi askeri hiyerarşi ile askeri disiplin ve itaati sağlamaya yönelik düzenlemeler de Anayasa'ya ve insan haklarına aykırılık teşkil edemez.

Sonuç olarak, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen insan haklarına saygılı demokratik hukuk devleti ilkesi ile beraber düşünüldüğünde, 10. maddesine aykırı olduğu düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne muhalefet edilmiştir.

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

KARŞI

OY GEREKÇESİ

İtiraz

yoluna başvuran mahkeme, Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin iptali için

başvuruda bulunurken, ast ve üstün birbirlerine karşı hakaret suçlarını

kıyaslamakta ve astın üste hakaretinin bir askeri cürüm olarak düzenlenmesine karşın,

astın üste karşı hakaretinin 477 sayılı Kanun'da bir disiplin suçu şeklinde

düzenlendiğini, dolayısiyle ast yönünden vahim sonuçlara yol açan bir durumun

söz konusu olduğunu ileri sürmektedir. Diğer bir deyişle, itiraz başvurusu ast

yönünden bir değerlendirmeye dayalı bulunmaktadır. Oysa, astın bu kabil

fiilleri, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü Ve Disiplin

Suç Ve Cezaları Hakkında Kanun'un 'Astına söven, hakaret eden ve kötü

davrananlar' başlıklı 55. maddesinde bir disiplin suçu olarak özel şekilde

düzenlenmiştir. İtiraz Mahkemesinin gerekçesinde belirtilen mahzurlar, ancak bu

hükmün Anayasa Mahkemesi önüne getirilmesi halinde inceleme konusu

yapılabilecektir. Bu maddeyi getirme yetkisi ise kuşkusuz bu konuda yargılama

yapmayı yetkili Disiplin Mahkemesine ait bulunmaktadır. İtiraz yoluyla

getirilen Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesi ise astın üste karşı hakaret

fiillerini, bir askeri cürüm biçiminde düzenleyen bir hüküm mesabesindedir ve

bu kuralın iptali halinde, sadece astın üste karşı hakaret fiilleri suç

olmaktan çıkabilir ve bu halde dahi, bir başka özel Yasa'da düzenlenen bir fiil

(üstün asta hakareti) bu kararla Askeri Ceza Kanunu kapsamına alınamaz.

Açıklanan nedenlerle, itiraz yoluna başvuran mahkemenin, gerekçelendirdiği başvuruyu yapmaya yetkili olmadığı, dolayısiyle işin esasına geçilmeden başvurunun yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiği kanısına vardığımızdan; çoğunluğun işin esasına geçilmesine dair kararına katılmıyoruz.

Başkan

Haşim KILIÇ

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY

GEREKÇESİ

1632

sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin itiraz konusu ilk fıkrasında 'Bir

amire veya üste hakaret eden üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile hakaret

hizmet esnasında yahut hizmete müteallik bir muameleden dolayı vuku bulursa

altı aydan üç seneye kadar hapsolunur' denilmektedir. Disiplin suçu

niteliğindeki asta hakaret suçu ise 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu'nun

55. maddesinde düzenlenerek astına sövenlerin, hakaret edenlerin veya askeri

usul ve kurallar ve nizamlar dışında kötü davrananların iki aya kadar oda veya

göz hapsi cezası ile cezalandırılacakları öngörülmüştür. Böylece üste hakaret

suçu askeri suç olarak düzenlendiği halde asta hakaret suçu disiplin suçu

kapsamına alınmıştır.

Anayasa'nın

2. maddesinde yar alan hukuk devletinin, her alanda olduğu gibi ceza hukuku

alanında da eşitlik ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğu kuşkusuzdur. Bu

doğrultuda, Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında belirtildiği gibi, yasa

koyucunun cezalandırma yetkisini kullanırken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun

temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, hangi eylemlerin suç sayılacağını,

bunlara verilecek cezanın türünü, miktarını, oranını, artırım ve indirim

nedenlerini belirleme konusunda takdir yetkisi bulunmakta ise de bu yetki

kullanılırken suç ile ceza arasındaki adil dengenin korunması ve öngörülen

cezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması insan

haysiyetine aykırı ve zalimane olmaması gibi hususların dikkate alınması

zorunludur. Suç ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi bozan ya da

kişinin Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muameleye tâbi tutulması sonucunu doğuran veya 38. maddesindeki ilkeleri

gözetmeyen düzenlemeler yasa koyucunun takdir yetkisi içinde kabul

edilemeyeceğinden yalnız söz konusu Anayasal ilkelere değil, hukuk devleti

ilkesine de aykırılık oluşturur.

Askerlik hizmetinin, ulusal güvenliğin sağlanmasındaki yeri ve önemi, sivil yaşamda suç sayılmayan eylemlerin suç olarak kabul edilmelerini ya da hafif sayılabilecek cezaları gerektiren eylemlerin daha ağır yaptırımlara bağlanmalarını zorunlu kılabilir. Ancak, bu durumun, insan onurunu zedelemeyen adil ve hakkaniyete uygun bir ceza sisteminin uygulanması gereğini ortadan kaldıramayacağı açıktır.

Astın

üste hakareti halinde, itiraz konusu kural uyarınca uygulanacak ceza, aynı suçu

üstün asta karşı işlemesi durumunda verilecek ceza ile karşılaştırıldığında

arada çok büyük bir fark bulunduğu, ayrıca bu cezaların uygulandığı suçların

birinin askeri suç, diğerinin disiplin suçu kapsamında olması nedeniyle değişik

hukuki sonuçlara yol açtığı görülmektedir. Ölçüsüzlüğü ve adaletsizliği gözardı

edilemeyecek kadar belirgin olan, bu nedenle insan onuruyla da bağdaşmayan bir

kuralı, askeri hizmetlerin gereğine ve özelliğine dayanarak meşrulaştırmak,

kaçınılmaz olarak yasa koyucunun askeri suçlar konusundaki takdir yetkisinin

denetimsizliğe varacak derecede genişletilmesine yol açar. Oysa, hukuk

devletinde suç ile ceza arasındaki adil dengenin her koşulda aranması ve yasa

koyucunun bu konudaki takdir yetkisinin denetlenmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 2. ve 17. maddelerine aykırı olan itiraz konusu kuralın, iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Nuri NECİPOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

Askeri Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin itiraz konusu birinci fıkrasında, bir amire veya üste hakaret eden asker kişinin üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile, hakaret hizmet esnasında yahut hizmete müteallik bir muameleden dolayı vuku bulursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezası ile cezalandırılması öngörülmektedir.

İtiraz eden mahkeme, bu suçun, cezası ve yargı yeri yönünden asta hakaret suçuyla karşılaştırıldığında orantısız ve gayrı adil olduğunu belirterek kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğunu öne sürmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmiş, 17. maddesinde kişinin maddi ve manevi varlığı güvence altına alınmıştır.

Hakaret, kime yapılırsa yapılsın kişi haysiyetine yönelik haksız bir eylem olduğundan, bütün çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi, ceza kanunları ile yaptırıma bağlanmıştır. Askeri Ceza Kanunu'nda üste hakaretin ayrı bir suç olarak ihdas edilmesinin, askeri disiplini korumaya yönelik olduğu, buna karşılık asta hakaretin aynı derecede önemli görülmediği anlaşılmaktadır.

Asta

ve üste karşı hakaret eylemlerine verilen cezalar ve bunlara bağlı kanuni

sonuçlar bakımından itiraz eden mahkemenin başvurusunda açıklandığı üzere her

iki durumda aşırı derecede farklar bulunduğu, asta hakaretin askeri disiplinin

sağlanmasında elverişli ve zorunlu bir yöntem olmadığı, kişi haysiyetinin rütbe

ile ölçülemeyeceği, cezada farklılığın ancak askeri disiplin gerekleriyle

açıklanabilecek ölçülerde kalması gerektiği, kaldı ki asta hakaretin yeterli

yaptırımla karşılaşmamasının silahlı kuvvetler kurumundaki disiplin bozucu

etkisinin bazı hallerde üste hakaretin etkisinden bile daha fazla olabileceği

gözetildiğinde, itiraz konusu kuralın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı

sonucuna varılmaktadır. Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık nedeniyle

iptali gerekir.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/71, K. 2012/90, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın
  4. Konusu : 22.5.1930
  5. I-
  6. Olay
  7. Iıı-
  8. Yasa Metinleri
  9. A-
  10. B-
  11. Iv-
  12. İlk İnceleme
  13. V-
  14. Esasın İncelenmesi
  15. Vı-
  16. Kılıç
  17. Kaleli
  18. Altan
  19. Kantarcıoğlu
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. Üstün
  23. Yıldırım
  24. Necipoğlu
  25. Dursun
  26. Tercan
  27. Karşıoy
  28. Yazısı
  29. Topal
  30. Arslan
  31. Karşı
  32. Oy Gerekçesi
  33. Akıncı
  34. Özgüldür
  35. Karşıoy
  36. Gerekçesi
  37. Karşıoy
  38. Yazısı
  39. Kantarcıoğlu
  40. Paksüt
  41. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/71
Karar No
2012/90
Tarih
31 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/121 K.2012/80
  • AYM Norm Denetimi E.2011/48 K.2012/88
  • AYM Norm Denetimi E.2012/58 K.2012/74
  • AYM Norm Denetimi E.2011/90 K.2012/71
  • AYM Norm Denetimi E.2011/81 K.2012/78
  • AYM Norm Denetimi E.2012/48 K.2012/75

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.