KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Mart 2012
- Esas Sayısı
- 2011/22
- Karar Sayısı
- 2012/31
- Karar Günü
- 1.3.2012
- R.G. Tarih-Sayı
- 13.10.2012-28440
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara 4. İdare
Karar Metni
1.695 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
4.12.1984 günlü, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun'un 439. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin, Anayasa'nın 2., 10. ve 13. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğüne karşı açılan idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.12.1984 günlü, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun'un 439. maddesiyle değiştirilen itiraz konusu kuralı da içeren 6. maddesi şöyledir:
'Madde 6- (Değişik: 23/1/2008-5728/439 md.)
Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen cihazların bandrolsüz veya
etiketsiz satışını yapan imalatçı veya ithalatçıya Kurum tarafından bandrolsüz
veya etiketsiz satılan veya satışa arzedilen her cihaz için cihazın satış
bedeli kadar idarî para cezası verilir. Bu cihazları
bandrolsüz veya etiketsiz satın alan, devralan veya kullananlara bandrolsüz
veya etiketsiz her bir cihaz için cihazın rayiç değerinin yarısı kadar idarî
para cezası verilir. (Ek cümleler: 16/6/2009-5904/37 md.) Tahakkuku müteakip
tebliğ edilen para cezalarını ödemeyenler hakkında 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre işlem yapılır. Bu maddeye göre
kesilecek idari para cezalarına karşı, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren,
bir ay içerisinde yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10. ve 13. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 10.3.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta
oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname
kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için
Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da
o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 3093 sayılı Türkiye Radyo
Televizyon-Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun'un
439. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin tamamının Anayasa'ya aykırılığını
ileri sürmüş ise de, başvuru kararı incelendiğinde; itiraza konu olan davanın,
Yasa'da belirtilen cihazların bandrolsüz satışını yapan firmaya TRT tarafından
idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline yönelik olduğu, davanın
6. maddenin ikinci cümlesinde düzenlenen bu cihazları bandrolsüz veya etiketsiz
satın almak, devralmak veya kullanmak eylemleriyle ilgisi bulunmadığı gibi
iptal davası açılması nedeniyle idari para cezasının ödenmemesi koşulunun
gerçeklememiş olmasından dolayı 6. maddenin üçüncü cümlesiyle de ilgisinin
olmadığı, 6. maddenin dördüncü cümlesinin bu maddeye göre kesilecek idari para
cezalarına karşı başvurulacak yetkili mahkemeyi göstermesi nedeniyle davada
uygulanacak kural olmasına rağmen, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bu cümle
ile ilgili herhangi bir Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunmadığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 3093 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin
ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleleri, bakılmakta olan davada uygulanacak
kural niteliği taşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
1- 4.12.1984 günlü, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun'un 439. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümlelere ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 4.12.1984 günlü, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun'un 439. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin birinci cümlesinin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Hakan ATASOY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın, ihlal ile yaptırım arasında adil bir denge kurmadığı, idari para cezasının üst sınırını belirlemediği ve ithalatçı firmalar tarafından malı nihai tüketiciye satacak olan firmaya yapılan satış işleminden sonra, TRT'den bandrol alınması durumunda uygulanması gereken para cezası miktarının nasıl olacağı hususunu, bir diğer ifade ile kusurluluğu azaltan ya da ortadan kaldıran nedenleri düzenlemediği, bu sebeplerle Anayasa'nın eşitlik, belirlilik ve ölçülülük ilkelerine, dolayısıyla 2. 10. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun
3. maddesinde, bu Kanun'un 1. maddesinde belirtilen cihazları imal veya ithal
edenlerin satıştan önce bandrol veya etiket almaya mecbur oldukları
belirtilerek, itiraz konusu kural ile bu cihazların bandrolsüz veya etiketsiz
satışını yapan imalatçı veya ithalatçıya Kurum tarafından bandrolsüz veya
etiketsiz satılan veya satışa arz edilen her cihaz için cihazın satış bedeli
kadar idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre itiraz konusu
kural ile düzenlenen kabahat eylemi, 3093 sayılı Kanun'un 1. maddesinde
belirtilen radyo, televizyon, video ve birleşik cihazların imalatçı veya
ithalatçı tarafından bandrolsüz satılması ya da satışa arz edilmesi ile
işlenmiş olmaktadır.
Değişen sosyal, siyasal ve ekonomik koşullar kimi durumlarda devlet idarelerine bir takım yetkilerin tanınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan toplumsal gereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin bir biçimde karşılayabilmek için çağdaş yönetimlerde idareye değişik alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmaktadır.
İtiraz konusu kural ile düzenlenen idari para cezası, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan bir idari yaptırımdır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, Kabahatler Kanunu'nun genel hükümlerinin idari para cezası yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle itiraz konusu kuralda öngörülen idari para cezasına da Kabahatler Kanunu'nda yer alan genel hükümler uygulanacağı açıktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi kabahatler hukuku açısından da Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerinin, kusurluluğu azaltan ya da ortadan kaldıran sebeplerin, etkin pişmanlık hallerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
İdari para cezası, kabahat sayılan eylemin işlenmesini önlemeye yönelik caydırıcılık fonksiyonu gördüğü gibi, kamu açısından oluşmuş olan zararın giderilmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu nedenle, idari para cezasının alt ve üst sınırı gösterilmeden, nispi olarak belirlenmesi mümkündür.
İtiraz konusu kuralda, Kurum tarafından verilecek idari para cezasının, bandrolsüz veya etiketsiz satılan veya satışa arz edilen her cihaz için cihazın satış bedeli kadar olduğu belirtilerek, cezanın üst sınırı gösterilmeden, nispi olarak belirleneceği hükme bağlanmıştır. İtiraz konusu kural ile Kuruma tanınan nispi idarî para cezası verme yetkisinin, kamuda oluşan zararın giderilmesi yanında, caydırıcı olma amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olup, bu konuda bir belirsizlik bulunmamaktadır.
İtiraz başvurusunda, ithalatçı firmalar tarafından malı nihai
tüketiciye satacak olan firmaya yapılan satış işleminden sonra, TRT'den bandrol
alınması durumu, kusurluluğu azaltan ya da ortadan kaldıran neden olarak
nitelendirilerek, itiraz konusu kuralın kusurlulukla ilgili nedenleri
düzenlememesi nedeniyle belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise
de, itiraz konusu kural ile düzenlenen kabahat fiili, 3093 sayılı Kanun'un 1.
maddesinde belirtilen cihazların bandrolsüz veya etiketsiz olarak satılması
veya satışa arz edilmesi anında işlenmiş olduğundan, bandrol ya da etiketin söz
konusu cihazların satılması ya da satışa arz edilmesinden sonra alınması
halinde, kusurluluğu azaltan ya da ortadan kaldıran nedenlerden değil, etkin
pişmanlık kavramından söz edilebilir. Zira faildeki iradenin oluşum şartlarını
etkileyerek, failin işlediği fiilden dolayı şahsen sorumlu tutulup
tutulamayacağı hususuyla ilgili olan yaş küçüklüğü, akıl hastalığı gibi
kusurluluğu azaltan ya da ortadan kaldıran sebeplerin, fiilin işlendiği anda mevcut
olması gerekmekte olup, fiilin işlenmesinden sonra oluşan neticenin ortadan
kaldırılması, etkin pişmanlıkla ilgili bir durumdur.
Kanun koyucu ceza alanında düzenleme yaparken sahip olduğu takdir yetkisine dayanarak bazı suç ya da kabahatlerde, fiil işlendikten sonra etkin pişmanlık gösterilerek işlenen haksızlığın neticelerinin mümkün olduğunca izale edilmesi, azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması halinde, faile hiç ceza verilmemesini veya cezasında indirim yapılmasını öngörebilmektedir. İtiraz konusu kuralda etkin pişmanlıkla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemesi, anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olup, kuralda bu açıdan da bir belirsizlik bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal
durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal
eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını
ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi
ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.
Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için
değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı,
ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen
eşitlik ilkesi zedelenmez.
Kanun'da belirtilen cihazların satışını yapan imalatçı ya da ithalatçı firmalar, sattıkları ya da satışa arz ettikleri cihazların satış değeri ve miktarı bakımından farklı ekonomik büyüklüğe ve güce sahip olabileceği ve bu nedenle, aynı konumda bulunmayan imalatçı veya ithalatçı firmalara, işledikleri kabahat nedeniyle verilecek idari para cezasının miktarının nispi olarak belirlenmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 13. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
ALTAN
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye Erdal TERCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2011/22, K. 2012/31, 1 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası