İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/60 K.2011/147

Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE

Esas2011/60Karar2011/147Tarih27 Ekim 2011Okuma44 dk · 8.837 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Ekim 2011
Esas Sayısı
2011/60
Karar Sayısı
2011/147
Karar Günü
27.10.2011
R.G. Tarih-Sayı
15.12.2011-28143
İptal davasını açan
Anamuhalefet (Cumhuriyet
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.837 kelime·44 dk okuma·27 bölüm

Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE

İPTAL DAVASININ KONUSU

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu'nun 1. ve 2. maddelerinin, Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yasanın, dava konusu 1. ve 2. maddeleri şöyledir:

'Amaç ve kapsam

MADDE 1 − (1) Bu Kanunun amacı, kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere;

a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek;

1) Mevcut bakanlıkların birleştirilmesine veya kaldırılmasına, yeni bakanlıklar kurulmasına, anılan bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarıyla hiyerarşik ilişkilerine,

2) Mevcut bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerinin yeniden belirlenmesine veya bunların mevcut, birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıklar bünyesinde hizmet birimi olarak yeniden düzenlenmesine,

3) Mevcut bakanlıklar ile birleştirilen veya yeni kurulan bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesine, taşrada ve yurt dışında teşkilatlanma esaslarına,

b) Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına,

ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektir.

(2) Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler;

a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;

1) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda,

2) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda,

3) 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13/12/1983 Gün ve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda,

4) 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda,

5) 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,

6) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,

7) 9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,

8) 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,

9) 27/10/2004 tarihli ve 5251 sayılı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda,

10) 10/11/2004 tarihli ve 5256 sayılı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda,

11) 1/12/2004 tarihli ve 5263 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda,

12) 13/12/1983 tarihli ve 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

13) 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

14) 8/6/1984 tarihli ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

15) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

16) 7/8/1991 tarihli ve 441 sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

17) 2/7/1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

18) 19/6/1994 tarihli ve 540 sayılı Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

19) 25/3/1997 tarihli ve 571 sayılı Özürlüler İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede,

20) Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerine ilişkin hükümlerinde,

b) Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak;

1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda,

2) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda,

3) 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunda,

4) 23/6/1981 tarihli ve 2477 sayılı 23/4/1981 Tarih ve 2451 Sayılı Kanunun Kapsamı Dışında Kalan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usulüne İlişkin Kanunda,

5) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununda,

6) 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamede,

7) Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin hükümlerinde,

yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemeleri kapsar.

İlkeler ve yetki süresi

MADDE 2 − (1) Bakanlar Kurulu bu Kanuna göre verilen yetkiyi kullanırken;

a) Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin olarak;

1) Bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların Devlet bakanlarına bağlanması ve ilgilendirilmesi uygulamasına hizmetlerin özelliğinden kaynaklanan zorunluluklar dışında yer verilmemesini,

2) Sosyal hizmetler alanında halen bağlı kuruluşlar eliyle yürütülen aile, özürlüler, çocuklar, kadınlar ve sosyal yardımlar alanındaki hizmetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sunulabilmesini sağlamak üzere yeni bir bakanlık kurulmasını,

3) Ekonomiyle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak, ekonomi politika, hedef ve stratejilerini belirlemek üzere yeni bir bakanlık kurulmasını,

4) İç ve dış ticarete yönelik hizmetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sunulabilmesini sağlamak üzere yeni bir bakanlık kurulmasını,

5) Gençlik ve spora yönelik hizmetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sunulabilmesini sağlamak üzere yeni bir bakanlık kurulmasını,

6) Kamu hizmetlerinin verimli, süratli ve etkin bir şekilde yürütülmesini, ülkenin ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak hizmetin özelliği ve gereklerine uygun düzenlemeler yapılmasını,

7) Kamu hizmetlerinde iş bölümü ve koordinasyonun sağlanmasını, benzer hizmetlerin tek kuruluş veya birim tarafından yürütülmesini ve kaynak kullanımında israfın önlenmesini,

8) Teşkilatların, hizmetlerin özelliğinden kaynaklanan zorunlu farklılıklar saklı kalmak kaydıyla, hiyerarşik bağlılık ve unvan standardizasyonu sağlanacak şekilde düzenlenmesini, zorunlu olmadıkça yeni birim kurulmamasını, kadro ihdasında azami tasarrufa riayet edilmesini,

9) Kaynakların ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara uygun ve rasyonel kullanılmasını, kamu hizmetlerinde etkinliğin artırılması yönünde düzenlemeler getirilmesini,

b) Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak;

1) Yürütülen hizmetin, özelliklerini de dikkate alacak şekilde çağdaş kamu yönetimi anlayışına uygun bir şekilde geliştirilmesini,

2) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen hizmetlerin, özelliğinden kaynaklanan zorunlu farklılıklar saklı kalmak kaydıyla, standardizasyon sağlanacak şekilde düzenlenmesini,

3) Yönetim görevlerine atanmada ve bu görevlerde yükselmede kariyer ve liyakat esasları ile nitelikli personel istihdamının esas alınmasını,

göz önünde bulundurur.

(2) Bakanlar Kuruluna verilen yetki, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay süre ile geçerlidir. Bu süre içinde Bakanlar Kurulu birden fazla kanun hükmünde kararname çıkarabilir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ,

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah

OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN,

Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz

AKINCI ile Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında:

Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE;

Yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına,

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın

'Yürürlüğün durdurulması kararının hemen verilmesi' gerektiği yolundaki

karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 30.6.2011 gününde karar verilmiştir.

IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu'nun:

A- 1- 1. maddesinin;

a- (1) numaralı fıkrasının (b) bendine,

b- (2) numaralı fıkrasının (b) bendine,

2- 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine,

ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın 'Yürürlüğün durdurulması isteminin kabulü' gerektiği yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 1. ve 2. maddelerinin kalan bölümlerine ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 20.7.2011 gününde karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Genel Açıklama

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Yasa toplam 4 maddeden oluşmaktadır. İptali istenilen 1. ve 2. maddeler dışında kalan 3. madde 'yürürlük', 4. madde ise 'yürütme' başlıklarını taşımakta ve kısa birer cümleden oluşmaktadır. 3. maddeye göre Kanun, yayımı tarihinde (3.5.2011 tarihinde) yürürlüğe girmiştir ve 4. maddeye göre de Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülecektir.

Yetki yasası ve KHK'lerle ilgili hükümler Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerinde yer almaktadır. 87. maddede, Bakanlar Kurulu'na 'belli konularda' KHK çıkarma yetkisi verilmesi TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 91. maddede, KHK çıkarılmasına yetki veren yasada bulunması zorunlu öğeler belirtilmiştir. Buna göre, yetki yasasında, çıkarılacak KHK'nin amacının, kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının belirtilmesi gerekir. Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, yasada öngörülen konu, amaç, kapsam, ilke ve süre ile sınırlı bir yetkidir.

Anayasa'nın 7., 87. ve 91. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, yasama yetkisinin genel ve asli bir yetki olması, TBMM'ne ait bulunması ve devredilememesi karşısında KHK çıkarma yetkisinin istisnai bir yetki olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasa'da kimi konuların KHK'lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır. 91. maddenin birinci fıkrasında 'sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler...'in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiş, 163. maddede ise 'Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez.' denilmiştir. Bu kurallar gereğince, TBMM, Bakanlar Kuruluna ancak, sayılan bu yasak alanlara girmeyen belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.

Yetki Yasası'nda Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin 'amaç', 'kapsam' ve 'ilkeleri'nin belirlenmesinden amaç, bu yetki ile Bakanlar Kurulunun neleri gerçekleştirebileceğinin açıklığa kavuşturulmasıdır. Verilen yetkinin konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönünden belirgin duruma getirilmesi, başka bir anlatımla somutlaştırılması, yürürlüğe konulacak KHK'lerin yetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının, 91. maddede belirlenen yasak alana girip girmediklerinin saptanabilmesi yönünden gereklidir.

KHK çıkarılmasına yetki verilmesi, Anayasa'da öngörülen bu koşullar ve sınırlar içinde kalmak kaydıyla yasama yetkisinin devri anlamına gelmez.

B- Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. Maddeleri Yönünden İnceleme

Dava dilekçesinde özetle, ortada KHK'lerle düzenlemelere gidilmesi

yönünde, 'önemli, zorunlu ve ivedi durum' yok iken, yasama organının ve buna

bağlı olarak yürütme organının yenilenmesine karar verilmiş iken, hem mevcut

Bakanlar Kurulunu hem de seçimden sonra kurulacak Bakanlar Kurulunu kapsayacak,

aynı zamanda da gelecek yasama ve yürütme organlarını ipotek altına alacak

şekilde, 6 ay süreyle, KHK çıkarma yetkisi verilmesinin, Anayasa'nın demokratik

hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi yasama yetkisinin devri anlamına da

geldiği; 6 aylık sürenin uzunca bir bölümünün, henüz kurulu olmayan, ne zaman

kurularak göreve başlayacağı belli olmayan bir Bakanlar Kurulunu kapsadığı ve

bunun da, hukuk devletinin 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleriyle

birlikte, 'önemli, zorunlu ve ivedi durum' ilkesinin ihlali anlamına geldiği;

Yasa kapsamında, teşkilat, görev ve yetkilerle ilgili olarak, 11'i yasa, 8'i

KHK olmak üzere toplam 19 yasa ve KHK'nin, personelle ilgili olarak da 5'i

yasa, 1'i KHK olmak üzere toplam 6 yasa ve KHK'nin sayıldığı ancak, Yasa'nın

kapsamının, sayılan yasalar ve KHK'lerle sınırlı olmadığı, adı geçen yasa ve

KHK'lerle bile, 'belli konu' ilkesi dışına çıkılıp, kapsamı çok geniş bir

düzenleme yapıldığı halde, 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının, (a) bendinin

20. sırasında yer alan düzenleme ile (b) bendinin 7. sırasında yer alan

düzenlemelerle Yetki Yasasının zaten çok geniş olan kapsamının daha da

genişletilmiş, belirsiz ve sınırsız hale getirilmiş olduğu, bu genişlemeye

hangi yasa ya da KHK'lerin gireceğinin öngörülmesinin olanaklı olmadığı;

Sınırları bu kadar geniş ve belirsiz konularda düzenleme yapmak üzere Bakanlar

Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmesinin, Anayasa'nın 87. maddesinde

belirtilen 'belli konu'larda verilen yetki olarak değerlendirilemeyeceği;

Anayasa'nın belirlediği öğelerin belli bir içeriğe kavuşturularak

somutlaştırılmadığı, verilen yetki açıkça belirlenerek Bakanlar Kuruluna

çerçeve çizilmediği, tam tersine, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek şekilde

yaygınlaştırılıp genelleştirildiği ileri sürülmüş ve sonuç olarak dava konusu

kuralların Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. maddelerine aykırı olduğu iddia

edilmiştir.

Dava konusu yasa kuralları, özetle, kamu hizmetlerinin düzenli,

süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere;

kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi,

yeni bakanlıklar kurulması, var olan bakanlıkların birleştirilmesi,

bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının yeniden belirlenmesi

için Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi vermektedir. Buna bağlı olarak da

kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli

personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak üzere,

bunların atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden

alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin konularda

düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi

vermektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa'nın 7. maddesinde 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.' ifadeleri yer almaktadır. 87. maddesinde ise 'Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek'.' Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Anayasanın 91. maddesinde ise kanun hükmünde kararnamelerin hukuksal rejiminin belirlendiği dokuz fıkradan oluşan bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Dava dilekçesinde ileri sürülen birinci anayasaya aykırılık iddiası, 6223 sayılı Kanunun konusunun ve kapsamının belirsiz olduğuna ilişkindir. Bu bağlamda, yetki kanununun çok geniş bir alanda düzenleme yapmak üzere Bakanlar Kuruluna yetki vermiş olduğu, çıkarılacak KHK'lerle hangi yasalarda değişiklik yapılabileceğinin yetki kanununda sınırlı olarak sayılmadığı, aksine, bir kısım kanun ve KHK'lerin isimleri belirtildikten sonra konuyla ilgili 'diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler'in hükümlerinde de değişiklik yapılabileceği şeklinde bir ifade kullanıldığı, böylece kapsamın daha da belirsiz kılındığı iddia edilmektedir.

Anayasa'nın 87. maddesinde TBMM'nin Bakanlar Kuruluna 'belli konularda' KHK çıkarma yetkisi verebileceği hükmü yer almaktadır. Bu nedenle yetki yasasında, çıkarılması için yetki verilen KHK'lerin 'konu'sunun belirtilmesi gerekmektedir. Dava konusu kurallar bu yönden incelendiğinde 6223 sayılı Kanunun iki konuda Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verdiği görülmektedir:

Bunlardan birincisi özetle 'Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi'dir. Bu çerçevede gerekli görülmesi halinde yeni bakanlıklar kurulması, var olan bakanlıkların birleştirilmesi, bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarının yeniden belirlenmesi için KHK çıkarma yetkisi verilmiştir.

İkincisi ise 'Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin olarak değişiklikler ve yeni düzenlemeler' yapılması için KHK çıkarma yetkisi verilmiştir.

Yetki kanunu, çıkarılacak KHK'lerin konusunu ve kapsamını bu

şekilde belirleyip sınırlandırmıştır. Yetki yasalarında, çıkarılması için izin

verilen KHK'lerin konusunun belirlenmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte

belirlenen bu konunun mutlaka dar kapsamlı olması gerektiği yönünde Anayasada

herhangi bir kural bulunmamaktadır. Kaldı ki, yetki kanunlarında KHK'lerle

düzenlenmesi için yetki verilen konunun kapsamının sınırlı mı yoksa geniş mi

olduğu şeklindeki bir irdelemenin, sübjektif değerlendirmeleri ortaya

çıkaracağı hususu, izahı gerektirmeyecek derecede açıktır. Ayrıca, konu ve

kapsamın belirlenmiş olduğunun söylenebilmesi için, hangi yasalarda değişiklik

yapılacağının yetki kanununda mutlaka sayma yoluyla gösterilmesi de şart

değildir. Bu nedenle, dava konusu yasa kurallarında, bir kısım kanunların

isimleri sıralandıktan sonra belirlenen bu iki konuyla ilgili 'diğer kanun

ve kanun hükmünde kararnameler'de de değişiklik yapılabileceğinin ifade

edilmiş olması, konunun belirli olmadığı iddiasına dayanak teşkil edebilecek

bir husus değildir. Zira konu ve kapsamın belirtilmiş olması kaydıyla,

belirlenen bu konu ve kapsamın sınırları içine hangi yasa ya da KHK'lerin

girdiğinin yetki yasasında sayma yoluyla gösterilmesi şart değildir. Bu husus

1961 ve 1982 Anayasalarının konuyla ilgili düzenlemelerinin

karşılaştırılmasından da açıkça anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 1961 Anayasasının

konuyla ilgili 64. maddesinde 'Yetki veren kanunda ' yürürlükten

kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi' şartı aranmışken, 1982

Anayasasının 91. maddesinde böyle bir şarta yer verilmemiştir. Yürürlükten

kaldırılacak kanun hükümlerinin yetki yasasında açıkça gösterilmesi şart

olmadığına göre, hangi kanunlarda ya da KHK'lerde değişiklik yapılacağının

yetki kanununda sayma yoluyla gösterilmesi de şart değildir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu yasa kurallarıyla Bakanlar Kuruluna hangi konularda KHK çıkarılması için yetki verildiğinin belirli olmadığına ilişkin iddia isabetli görülmemiştir.

Dava dilekçesinde ikinci olarak, yetki yasasının zamanlaması

bakımından da anayasaya aykırılıklar taşıdığı iddia edilmiştir. Buna göre, kısa

bir süre sonra seçime gidecek olan bir hükümetin seçimden sonra gelecek olan

hükümeti de bağlayacak şekilde yetki yasası çıkarmasının Anayasa'ya aykırı

olduğu ileri sürülmüştür. Yetki yasası ile Bakanlar Kuruluna belli konularda

KHK çıkarma yetkisi verilmektedir. Bu yetkiyi kullanıp kullanmamak Bakanlar

Kurulunun takdirindedir. Bu nedenle seçimden sonra gelecek Bakanlar Kurulunun

bu suretle ipotek altına alındığı yolundaki iddialar dayanaktan yoksundur.

Ayrıca, yetki yasasının yürürlükte olacağı 6 aylık süre zarfında yeni seçimler

yapılacağı, yeni bir hükümetin kurulacağı belirtilerek yetki yasasının hangi

hükümete verilmiş olduğu yönünden de bir belirsizliğin olduğu, bu durumun da

hukuk devletinin 'belirlilik' ilkesiyle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür. Buna

karşılık, Anayasa'nın 91. maddesinin üçüncü fıkrasında '' yasama

döneminin bitmesi, belli bir süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine

sebep olmaz' denilerek bu hususta doğabilecek tereddütlerin önü

kesilmiştir.

Bir başka anayasaya aykırılık iddiası ise, yetki yasası ve buna

bağlı olarak KHK'ler çıkarılmasını gerektiren acil, ivedi, önemli ve zorunlu

bir durumun bulunmadığına ilişkindir. Dava konusu yetki yasasıyla çıkarılması

için izin verilen KHK'ler olağan kanun hükmünde kararnamelerdir. Bu

tür KHK'lerin çıkarılabilmesi için acil, ivedi, önemli ve zorunlu bir durumun

olması gerektiğine dair Anayasa'da herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu

itibarla, yetki kanunlarının ve KHK'lerin anayasaya uygunluğunun incelenmesinde

Anayasa'da öngörülmeyen yeni şartlar ihdas edilmesi mümkün olmadığı gibi, neyin

'önemli', 'ivedi' ve 'zorunlu' olduğuna anayasaya uygunluk denetimi yapan yargı

organının karar vermesi de bu organın işlevine uygun değildir. Ayrıca bu

kavramların sübjektif nitelik taşıdığı ve göreceli olduğu da açıktır. Bu

nedenle, yetki yasası ve buna bağlı olarak KHK çıkarılmasını gerektiren acil,

ivedi, önemli ve zorunlu bir durumun olup olmadığının incelenmesi, Anayasa'da

öngörülen çerçevenin dışına taşacak ölçüde bir denetim yapılması anlamına

gelebilecektir. Oysa yetki yasaları üzerindeki denetimin, Anayasa'da öngörülen

çerçevenin sınırları içinde kalması gerekir. Bu nedenle, KHK çıkarılması için

yetki verilen konunun acil, ivedi, önemli ve zorunlu olup olmadığının

incelenmesine gerek görülmemiştir.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın herhangi bir hükmündeki kanunla düzenleme şartı, o konuda KHK çıkarılmasına engel teşkil etmemektedir. Diğer bir ifadeyle, Anayasa'nın yasayla düzenleme yapılacağını öngören her maddesi, mutlaka ve yalnız yasa çıkarılmasını gerektiren bir anlama sahip değildir. Anayasa'da KHK'lerle düzenlenemeyeceği açıkça belirtilen yasak alanlar hariç olmak kaydıyla, yasayla düzenlenmesi emredilen konularda KHK çıkarılmasına bir engel bulunmamaktadır.

Dava konusu kuralların Anayasa'nın 7. maddesinde yer alan yasama

yetkisinin devredilmezliği ilkesine uygun olup olmadığının incelenmesine

gelince: Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi karşısında Bakanlar Kurulunun

KHK çıkarma yetkisine sahip olmasının hukuken nasıl izah edilebileceği ile

ilgili öğretideki ayrıntılı tartışmalar bir yana bırakılırsa, Anayasa

Mahkemesi'nin önceki kararlarında da belirtildiği gibi, şayet Anayasa'da

öngörülen çerçeveye uygun bir yetki yasası ile Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma

yetkisi tanınmış ise bu durumda yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine

aykırı bir durumdan söz edilemeyecektir. Yukarıda yapılan açıklamalarda

gösterildiği üzere, dava konusu yetki yasası, Anayasa'nın 91. maddesinde

öngörülen çerçevenin sınırları içinde kalmaktadır.

Açıklanan nedenlerle dava konusu yasa kuralları, Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. maddelerine aykırı değildir; iptal isteminin reddi gerekir.

Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Recep KÖMÜRCÜ, Yasa'nın 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin (20) numaralı alt bendi ile (b) bendinin (7) numaralı alt bendi yönünden bu görüşe katılmamışlardır.

Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinin tamamı yönünden bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin Ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev Ve Yetkileri İle Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu'nun;

A- 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin (20) numaralı alt bendi ile (b) bendinin (7) numaralı alt bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Recep KÖMÜRCÜ'nün karşıoyları ve 6216 sayılı Kanun'un 65. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince OYÇOKLUĞUYLA,

B- 1. maddesinin kalan bölümleri ile 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

27.10.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

KARŞIOY GEREKÇESİ

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı 'Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin Ve

Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum Ve

Kuruluşlarının Teşkilat Görev ve Yetkileri İle Kamu Görevlilerine İlişkin

Konularda Yetki Kanunu'nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde,

'Kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında dağılımının yeniden belirlenmesine

ilişkin olarak', 19 alt bent halinde, değişiklik ve yeni düzenleme

yapılacak kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler sıralanmış; ancak (20)

numaralı alt bentte 'Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin

görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilatlanma esasları,

kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve ilgilerine ilişkin

hükümlerinde' yapılacak değişiklik ve yeni düzenlemelerin de

bu kanun hükmünde kararname (KHK) kapsamında olduğu belirtilmiştir.

Aynı şekilde 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde

'Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli

personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme,

terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına

ilişkin olarak', 6 alt bent halinde, değişiklik ve yeni düzenleme yapılacak

kanunlar ve KHK'ler sıralanmış; ancak (7) numaralı alt bendde 'Diğer

kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin memurlar, işçiler, sözleşmeli personel

ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi,

yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına

ilişkin hükümlerinde' yapılacak değişiklik ve yeni

düzenlemelerin de bu KHK kapsamında olduğu hüküm altına alınmıştır.

1. maddenin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde 19 alt bend halinde ve (b) bendinde 6 alt bend halinde değişiklik yapılacak ve yeni düzenlemelere tabi tutulacak kanunlar ve KHK'ler belirtildikten ve Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen 'belli' konu koşulu bu şekilde yerine getirildikten sonra, ayrıca (20) ve (6) no'lu alt bendlerle bu kez konusu belli olmayacak ve net biçimde saptanamayacak şekilde 'Diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde' de değişiklik ve yeni düzenlemeler yapma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin bu güne kadarki yerleşik içtihatları ile Anayasa'nın 7., 87. ve 91. maddelerine aykırı düşmektedir.

Konuya açıklık getirilmesi amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin kararlarına işaret etmek yararlı olacaktır:

- Anayasa Mahkemesi'nin 12.10.1988 günlü, 3479 sayılı Yetki

Kanunu'nu denetlediği 1.2.1990 tarih ve E:1988/64, K.1990/2 sayılı kararında

(R.G. 21.4.1990, S. 20499) ''Bu Yasanın amacı, memurlar ve diğer kamu

görevlilerinin çalışmalarında müessiriyeti artırmak ve kamu hizmetlerinin

düzenli, süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini temin

etmektir. Niteliği itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmaları

zorunlu kılan personel mevzuatı genelde ivediliği gerektiren bir konu

olarak değerlendirilemez' Memurları ve diğer kamu görevlilerinin

çalışmalarında müessiriyeti artırmak ve kamu hizmetlerinin düzenli,

süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla

bunların idari, mali ve sosyal haklarında iyileştirmeler yapmak, kısa sürede

gerçekleştirilebilecek işlerden değildir' bu işin KHK'lerle düzenlenmesi,

parlamentonun yasama yetkisinin bu konularda işlerliğini kaybetmesi ve

yürütmeye devri sonucunu doğurur'' gerekçesiyle Yetki Yasası'nın ilgili

maddelerinin iptaline karar verilmiştir.

- Anayasa Mahkemesi'nin 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı Yetki

Kanunu'nu denetlediği 23.6.1990 tarih ve E.1988/62, K.1990/3 sayılı

kararında (R.G. 12.10.1990, S.20663) '' Anayasanın 91 inci maddesi yetki

yasasında Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin amacı, kapsamı ve ilkelerinin

de belirtilmesini zorunlu kılmıştır. KHK'nin amacı ve kapsamı da

konusu gibi geniş içerikli, her yöne çekilebilecek yuvarlak ve genel

anlatımlarla gösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişli olmamalıdır'

Yetki yasasının gerekçesinde güdülen amacın, Bakanlar Kurulunun ivedi çözümler

getirmesi ya da kısa sürede etkin önlemler alması için yetkilendirilmesi

olmayıp, uzun ve yoğun çalışmaları gerektiren bir alanda yürütme

organına kolaylık sağlamak olduğu belirtilmektedir' Verilen yetkinin amaç,

kapsam ve ilkeler açısından sınırları kesin çizgilerle gösterilmemiştir. Amaç

ve kapsam çok geniş ve genel anlatımlarla belirtildiğinden, verilen yetki, amaç

ve kapsam bakımından sınırsız gözükmektedir'' gerekçesiyle Yetki

Yasası'nın ilgili maddelerinin iptaline karar verilmiştir.

- Anayasa Mahkemesi'nin 24.6.1993 günlü, 3911 sayılı Yetki

Kanunu'nu denetlediği 16.9.1993 tarih ve E.1993/26, K.1993/28 sayılı

kararında (R.G. 8.10.1993, S.21722) ''Verilen yetkiler çok geniş bir alanı kapsamaktadır.

Bu alanın boyutu personel reformuna ve örgütsel yapının tüm ayrıntılarına kadar

uzunırken, özelleştirmeye ilişkin tüm konuları kapsamakta, kamu

taşınmazları konusunda her türlü tasarruf yapabilme hakkını içermekte; sosyal

güvenlik, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinin önemli yasalarında

değişiklik yapılmasını olanaklı kılacak biçimde genişliğe ulaşmaktadır'

Böylece, Bakanlar Kuruluna, emeklilik, özelleştirme, kamu taşınmazları,

sosyal güvenlik ve bankacılık, sigortacılık gibi çok çeşitli

konularda çok geniş bir yetki verildiği; özelleştirme konusunda çıkarılacak KHK

için KHK'nin amaç ve kapsamının, diğerlerinde ise amaç, kapsam ve

ilkelerin hiç gösterilmediği, bu belirsizliğin sonuçta, amaç ve kapsam

sınırsızlığına kadar vardığı,böylece TBMM'nin yürütme organına,

yasama yetkisini sınırsız biçimde kullanma olanağı sağladığı

görülmektedir'' gerekçesiyle Yetki Yasası'nın ilgili maddelerinin

iptaline karar verilmiştir.

- Anayasa Mahkemesi'nin 31.5.1995 günlü, 4109 sayılı Yetki

Kanunu'nu denetlediği 4.7.1995 tarih ve E:1995/35, K.1995/26 sayılı

kararında (R.G. 2.11.1995, S.22451) ''KHK çıkarma yetkisi, kendine özgü

sınırlı ve ayrık durumlarda kullanılabilecek bir yetki olup, Anayasaya

getiriliş amacına uygun olarak çıkarılmalıdır. TBMM tarafından Bakanlar

Kuruluna yasama yetkisinin devri anlamına gelebilecek nitelikte geniş

kapsamlı yetki verilmesi, yasama ve yürütme erki arasındaki

dengeyi bozar, yürütme organına üstünlük sağlar. Bu durum ise parlamenter

demokrasinin dayanağı olan kuvvetler ayrılığı ve Anayasanın 2.

maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkesi ile çelişir' Anayasa Mahkemesinin

bundan önceki kararlarında da; örgütlenmeye ilişkin işlemlerin ivedi ve

zorunlu olmadığı, bu konuların özelliği nedeniyle uzun süreli ve çok yönlü

çalışmaları zorunlu kıldığı, bir plâna dayalı olarak ve sık sık

değiştirilmeyecek biçimde yasal kurallarla düzenlenmesi gerektiği

belirtilmiştir'' gerekçesiyle Yetki Yasası'nın ilgili maddelerinin iptaline

karar verilmiştir.

- Anayasa Mahkemesi'nin 8.6.1995 günlü, 4113 sayılı Yetki

Kanunu'nu denetlediği 19.9.1995 tarih ve E.1995/44, K.1995/44 sayılı

(R.G. 29.9.1995, S.22419) ile 19.9.1995 tarih ve E.1995/39, K.1995/45 (R.G.

20.4.1996, S.22617) sayılı kararlarında ''Yetki yasasında Bakanlar

Kurulunun hangi konularda KHK çıkarabileceği açıkça belirtilmeli ve verilen

yetki, konu yönünden mutlaka belirgin olmalıdır. Yetki yasasında,

çıkarılacak KHK'lerin amaç, kapsam ve ilkelerinin belirtilmesinden amaç;

Bakanlar Kurulunun kendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirebileceğinin

açıklıkla gösterilmesidir. KHK'nin amacı, kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi

geniş içerikli, her yöne çekilebilecek yuvarlak ve genel anlatımlarla

gösterilmemeli; değişik biçimlerde yorumlanmaya elverişli olmamalıdır''

gerekçesiyle Yetki Yasası'nın ilgili maddelerinin iptaline karar verilmiştir.

Yukarıda işaret edilen Mahkememiz kararlarının gerekçelerinden de

açıkça anlaşılacağı üzere; iptal istemine konu 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun 1.

maddesinin (2) No'lu fıkrasının (a) bendinde 19 alt bend, (b) bendinde 6

alt bend halinde, NASILKİ belli konu koşulunu yerine getirmek

üzere sayılarak yazılan ve bu nedenle de Anayasa'ya aykırılık kapsamında

değerlendirilmeyen niteleme gibi bir açıklık, netlik, belirlilik içermeyen 20

ve 6 No'lu alt bentlerde yer alan 'Diğer Kanun ve KHK'lerin '.'

şeklindeki kuralın, hangi Kanun ' hangi KHK ' sorusunu sordurarak

bir bilinmeyene işaret etmesi, düzenlemenin amaç ve kapsam yönünden çok geniş

ve genel anlatımla, ilgili ilgisiz tüm mevzuatı değiştirme yetkisi

tanıması itibariyle ucu açık bir mahiyet arzetmesi karşısında,

artık 'belli' bir konu ve kanundan da söz edebilmeye

imkân yoktur ve bu somut tespit sözkonusu kuralları Anayasa'ya

aykırılıkla sakatlamış bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ilgili kuralların iptali gerektiği kanısına vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

KARŞIOY GEREKÇESİ

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve

Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının

Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki

Kanunu'nun iptali istenilen 1. maddesinde, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

değişiklik ve yeni düzenleme yapılacak kanun ve KHK'ler sayılmış, ayrıca diğer

kanun ve KHK'lerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında teşkilâtlanma

esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların bağlılık ve

ilgilerine ilişkin hükümleri ile kamu personelinin atanma, nakil görevlendirme,

seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve

esaslarına ilişkin hükümleri de yetki kapsamına alınmıştır. 2. maddede ise göz

önünde bulundurulacak ilkeler ve yetki süresine yer verilmiştir.

Yetki Yasası ve KHK'lerle ilgili hükümler Anayasa'nın 87. ve 91.

maddelerinde düzenlenmiştir. Bakanlar Kurulu'na 'belli konularda' KHK çıkarma

yetkisinin verilmesi, 87. maddede TBMM'nin görev ve yetkileri arasında

sayılmış, 91. maddede ise KHK çıkarılmasına yetki veren yasada bulunması

zorunlu hususlar belirtilmiştir. Buna göre, yetki yasasında, çıkarılacak

KHK'nin amacı, kapsamı, ilkeleri, yetki süresi ile bu süre içinde birden fazla

kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterilmesi gerekmektedir. Bakanlar

Kurulu'na verilen yetki, konu, amaç, kapsam, ilke ve süre ile sınırlı bir yetki

olduğundan yetki yasasının, bu unsurları, somutlaştırarak Bakanlar Kurulu'na

çerçeve çizmesi Anayasal bir zorunluluktur. Ayrıca, 91. maddenin sekizinci

fıkrasında, yetki yasalarının, TBMM komisyonları ve Genel Kurulu'nda öncelik ve

ivedilikle görüşüleceği öngörülmüş ancak, görüşülmemesi halinde nasıl bir yol

izleneceği belirlenmemiş, bu konuda yaptırım getirilmemiştir. Anayasa'nın 91.

maddesinin birinci fıkrasında sayılan hallerde de KHK çıkarılamayacağı

belirtilerek yasama organı ve buna paralel olarak Bakanlar Kurulu için söz

konusu yetkinin kullanılamayacağı bir alan oluşturulmuştur.

Anayasa'nın 7., 87. ve 91. maddelerinin birlikte incelenmesinden,

yasama yetkisinin genel ve asli bir yetki olup, TBMM'ne ait bulunması ve

devredilememesi karşısında, KHK çıkarma yetkisinin, kendisine özgü ve ayrık bir

yetki olduğu bu nedenle yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu

izlenimi verecek biçimde yaygınlaştırılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda,

maddenin Danışma Meclisi'nde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesi için hükümete

yetki verilmesinin nedeni ''çok acele hallerde hükümetin elinde uygulanacak bir

seri kural olmadığı için, acele olarak çıkarılıp ve hemen olayın üstüne

gidilmesi gereken hallerde çıkarılması için bu düzenleme getirilmiştir''

biçiminde açıklanmış; Anayasa Komisyonu Başkanı'nca da 'Kanun hükmünde

kararname' yasama meclisinin acil bir durumda, kanun yapmak için geçecek sürede

çıkaracağı kanun ihtiyacı, halledilmesi gereken meseleyi çözemeyeceğine; o

zaman çok geç kalınacağı endişesinden kaynaklanan bir müessesedir ve bu

müessese bunun için kurulmuştur.' denilerek, getirilen düzenlemenin amacı

vurgulanmıştır.

Bütün ayrık durumlarda olduğu gibi, KHK çıkarma yetkisinin sınırlarının da genişletilmemesi, yasama belgelerinde yer alan getiriliş amacı dışında kullanılmaması ve yaygınlaştırılarak yasama yetkisinin devri sonucunu doğurmaması gerekir. TBMM'nde öncelik ve ivedilikle görüşülme zorunluluğuna uyulmamasının bir yaptırıma bağlanmamış olması, yasama organının bu konudaki denetimini etkisiz hale getirdiğinden, söz konusu yetkinin olabildiğince dar kapsamlı kullanılmasının, Anayasa'nın 91. maddesinin getiriliş amacıyla bağdaşmayan tasarrufların önlenmesi bakımından büyük önem taşıdığı açıktır.

Öte yandan, Anayasa'daki ilkelere uygun olarak çıkarılması koşuluyla yetki kanunları ile Bakanlar Kurulu'na tanınan yetkinin, KHK çıkartılarak somutlaştırılmadığı sürece, süratle önlem alınmasını gerektiren konularda sorunların gecikmeden çözümlenebilmesi amacına yönelik olarak kullanılıp kullanılmayacağını belirleme olanağı bulunmadığından, bu tür denetimin KHK aşamasında yapılması kuşkusuz daha doğru bir yöntemdir. Ancak, yetki kanununun, konu ve içerik bakımından çok geniş bir alanı kapsamı nedeniyle aciliyet ve ivediliğin söz konusu olamayacağının açıkça anlaşıldığı durumlarda Anayasa'ya uygunluk denetiminin KHK aşaması beklenmeksizin yapılabileceğinde duraksamaya yer yoktur.

6223 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi ile, kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasında dağılımının

yeniden yapılandırılması kapsamında tüm devlet teşkilâtı ve bunların, görev,

yetki ve kadrolarının belirlenmesi; (b) bendi ile de kamu personelinin

tamamının, atanmalarından emekliliklerine kadar bütün özlük haklarının

düzenlenmesi için Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisi verilmiş, bununla da

yetinilmeyerek aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin (20) numaralı

alt bendi ile fıkrada isimleri sayılarak değişiklik yapılabilmesine izin

verilen kanun ve KHK'lere ek olarak tüm devlet teşkilâtı, aynı fıkranın (b)

bendinin (7) numaralı alt bendi ile de (b) bendinde sayılan kanun ve KHK'ler

dışında kalan kamu personelinin tamamı kapsama alınarak sayma yönteminin

getirdiği sınırlama ortadan kaldırılmış, böylece Bakanlar Kurulu'na teşkilât ve

personel konusunda sınırsız bir düzenleme yetkisi verilmiştir.

Bu durumda, dava konusu kurallarla tanınan yetkinin, TBMM'nin, Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda KHK çıkarma yetkisi verebileceğini öngören Anayasa'nın 87. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Ayrıca, tüm devlet teşkilâtını ve personelini kapsayan bir yetkilendirmenin, Anayasa'nın 87. maddesinin amacına uygun olarak öncelik ve ivedilik unsurlarını taşıdığı da ileri sürülemez.

Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasına göre, siyasi haklar

ve ödevlerin KHK'lerle düzenlenmesi olanaklı değildir. Kamu hizmetlerine girme

hakkının düzenlendiği 70. maddeye Anayasa'nın 'siyasal haklar ve ödevler'

başlıklı bölümünde yer verilmiştir. Bu maddede, Her Türk'ün, kamu hizmetlerine

girme hakkına sahip olduğu, hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden

başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceği belirtilmiş, Madde gerekçesinde de 'Kamu

hizmetlerine girme vatandaşların en tabii hakkıdır. 1961-1980 arası, siyasi

partilerin, uygulamada pek titizlik göstermedikleri bir maddedir. Prensip

olarak, kamu hizmetlerine girme hakkı 1961 Anayasasında olduğu gibi aynen

muhafaza edilmiştir. Ancak kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileri

ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümler

getirilmiştir.' denilerek, Madde'nin düzenlenmesindeki amaç belirtilmiştir.

Buna göre, kamu hizmetlerine girme hakkının, KHK'lerle düzenlenemeyeceğinde

duraksamaya yer yoktur. 6223 sayılı Yetki Kanunu'nun dava konusu 1. maddesinin

1 numaralı fıkrasının (b) bendinde, 'Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam

edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin

çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirme,

seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve

esaslarına ilişkin konularda düzenlemede bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna kanun

hükmünde kararname çıkarma yetkisi' verildiği belirtilmiştir. Böylece Bakanlar

Kuruluna memurlar ve diğer kamu görevlilerinin seçilmeleri, atanmaları,

görevden alınmaları ve emekliye sevk edilmeleri gibi Anayasa'nın, 70.

maddesinde düzenlenen kamu hizmetlerine girme hakkıyla ilgili konularda da KHK

çıkarma yetkisi verilmiştir. Bu durumun, siyasi haklar ve ödevlerle ilgili

alanlarda, KHK çıkarılmasına izin vermeyen Anayasa'nın 91. maddesiyle

bağdaşmadığı açıktır.

Belirtilen nedenlerle 6223 sayılı Yasa'nın amaç ve kapsamını belirleyen 1. maddesi ve bu doğrultuda ilkeler öngören 2. maddesinin Anayasa'nın 7., 87. ve 91. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Öte yandan, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 65. maddesinin birinci fıkrasında, 'Genel Kurul ve

bölümler kararlarını katılanların salt çoğunluğuyla alır. Oyların eşitliği

halinde başkanın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda karar verilmiş olur'

denilmektedir. Buna göre, kararlarda salt çoğunluk sağlanamayarak oyların eşit

çıkması durumunda ortada oy çokluğuyla alınmış bir karar bulunmayıp, yasa

gereği başkanın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda verilmiş sayılan bir

karar söz konusu olduğundan, kısa kararın (A) bölümünde, '6216 sayılı Yasa'nın

65. maddesi uyarınca' karar verildiğinin belirtilmesiyle yetinilmesi 'oy

çokluğu' ifadesinin kullanılmaması gerekir. Bu yönden de çoğunluk görüşüne

karşıyız.

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

KARŞIOY GEREKÇESİ

6.4.2011 günlü, 6223 sayılı 'Yetki Kanunu'nun 1. ve 2. maddelerinin Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesi.

İptali istenilen kurallar ile kamu hizmetlerinin bakanlıklar

arasındaki dağılımının yeniden belirlenerek, bu hizmetlerin düzenli, süratli,

etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesinin; atanma, nakil,

görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk

edilme konularında düzenlemeler yapılmak suretiyle de kamu kurum ve

kuruluşlarında istihdam edilen memur, işçi, sözleşmeli personel ile diğer kamu

görevlilerinin çalışmalarında etkinliklerinin artırılmasının sağlanması için,

Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilmekte,

bunun için de toplam yirmi beş kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik

ve yeniden düzenleme yapma imkânı tanınmakta, ayrıca, 'Diğer kanun ve kanun

hükmünde kararnamelerin görev, yetki, merkez, taşra ve yurt dışında

teşkilatlanma esasları, kadrolar, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların

bağlılık ve ilgilerine ilişkin hükümlerinde' biçimindeki düzenlemelerle de

diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler kapsama alınmaktadır.

Anayasa'nın Başlangıç'ının dördüncü paragrafında, kuvvetler ayrımının Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğuna işaret edildikten sonra, 6. maddesinde, egemenliğin yetkili organlar eliyle kullanılacağı, 7. maddesinde yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) olduğu ve devredilemeyeceği, 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirileceği, 9. maddesinde de yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiştir.

Anayasa'nın 87. maddesinde, TBMM'nin görev ve yetkileri arasında Bakanlar Kurulu'na belli konularda KHK çıkarma yetkisi verilmesi de sayılmıştır. Anayasa'nın 91. maddesinde ise kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin verilemeyeceği yasak alanlar belirtildikten sonra, yetki veren yasada, çıkarılacak KHK'nin amacının, kapsamının, ilkelerinin, kullanma süresinin ve bu süre içinde birden çok kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının belirtilmesi aranmış ve yetki yasalarının TBMM komisyonları ve Genel Kurulu'nda öncelik ve ivedilikle görüşüleceği de hükme bağlanmıştır.

TBMM'ne ait bulunan yasama yetkisi, devredilemeyen, genel ve asli

bir yetkidir. KHK çıkarma yetkisi ise Anayasa'da sınırları belirtilen, belli

konular için verilebilen kendine özgü ve istisnaî (müstesna) bir yetkidir. Kuvvetler

ayrımı çerçevesinde devredilemeyen bir görev olan yasama yetkisine, istisna

olarak getirilen KHK çıkarma yetkisinin çabukluk gerektiren belli ve önemli

konularda, teknik düzenleme gerektiren alanlarda ya da değişkenlik gösteren

durumlarda ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yapmak üzere verilen bir yetki

olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Bu belirleme, KHK çıkarma yetkisi

verilmesinin getiriliş amacında mevcut olduğu gibi, yetki verilmesi için

öngörülen özel yöntemlerden, devredilemeyen genel ve asli bir yetkinin

istisnası olmasından ve Danışma Meclisi'nin KHK görüşmeleri sırasında '...çok

acele hallerde hükümetin elinde uygulanacak bir seri kural olmadığı için, acele

olarak çıkarılıp ve hemen olayın üstüne gidilmesi gereken hallerde çıkarılması

için bu düzenleme getirilmiştir...' şeklindeki açıklamalardan anlaşılmaktadır.

Bu konu, Anayasa Mahkemesi'nin 20.3.2001 günlü ve E.2001/9,

K.2001/56 sayılı kararında incelenerek ''Anayasanın 7., 87. ve 91.

maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, yasama yetkisinin genel ve asli

bir yetki olması, TBMM'ne ait bulunması ve devredilememesi karşısında KHK

çıkarma yetkisinin kendisine özgü ve ayrık bir yetki olduğu anlaşılmaktadır. Bu

nedenle bu yetki, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi

verecek biçimde yaygınlaştırılıp genelleştirilmemelidir. KHK'ler ancak ivedilik

gerektiren belli ve önemli konularda, kısa süreli yetki yasaları temel

alınarak, etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulur'',

'...Yetki yasalarına kullanma süreleri uzatılarak süreklilik kazandırılması ve

her konuda KHK'lerle düzenlemelere gidilmesi, 'önemli, zorunlu ve ivedi

durumlar' dışında bu yetkinin verilmesi yasama yetkisinin devri anlamına gelir.

Böylece yasama, yürütme ve yargı erki arasındaki denge bozularak yürütme,

yasama organına karşı üstün duruma gelir'' biçiminde açıklamalarda bulunulmuş

ve bir çok kararında da benzer yorumlar yapılmıştır.

İptali istenilen kurallarla kamu hizmetlerinin düzenli, süratli,

etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesi, kamu kurum ve

kuruluşlarında istihdam edilen personel ile diğer kamu görevlilerinin

çalışmalarında etkinliklerinin artırılması için Bakanlar Kuruluna toplam yirmi

beş kanun ve KHK de değişiklik ve yeniden düzenleme yapma yetkisi verilmiş,

ayrıca, diğer kanun ve kanun hükmünde kararnameler de kapsama dâhil edilmiştir.

Yetki Yasası'nda isimleri sayılan yirmi beş kanun ve KHK'nin amaçları,

yürürlükte geçen süreleri, düzenledikleri alanlar ile Bakanlar Kurulu'na

verilen yetkinin amacına bakıldığında, ortada KHK'lerle düzenleme

yapılmasını gerektiren önemli, zorunlu, aceleyi gerektiren, teknik

düzenlemeye ihtiyaç duyulan ve değişkenlik gösteren bir durumun

bulunmadığı, kapsama dâhil edilen diğer kanun ve KHK'lerin de Yetki

Yasası'nda isimleri sayılan kanun ve KHK'lerden bu anlamda bir farklarının

olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Yetki Yasası, yirmi beş kanun ve KHK gibi

esasen geniş kapsamlı sayılan mevzuatta değişiklik yapılması için yetki

vermekle yetinmemiş, 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının, (a) bendinin 20.

sırasındaki ve (b) bendinin 7. sırasındaki düzenlemeler ile kapsamını daha da

genişleterek genelleştirmiştir.

Diğer taraftan, Yetki Yasası'nın 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin 20. ve (b) bendinin 7. sıralarındaki kurallar ile sınırları geniş ve belirsiz olan konularda düzenleme yapmak üzere Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmesi, Anayasa'nın 87. maddesinde belirtilen belli konular kavramı içinde sayılması gereken bir yetkilendirme olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.

6223 sayılı 'Yetki Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri uyarınca Bakanlar Kurulu'na verilen yetki ile Yetki Kanunu'nda sayılan ve kapsama alınan kanun ve KHK'lerde önemli, zorunlu, acele olarak değişiklik yapma ve yeniden düzenleme yapılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, sınırları geniş ve belirsiz olan konularla kapsamın genişletilerek genelleştirildiği ve böylece kapsamın belirsizleştirildiği gözetildiğinde, söz konusu Yasa ile yasama yetkisinin devredildiğinin kabulü gerekmektedir.

Öte yandan, Anayasa'nın 70. maddesinde yer alan, kamu hizmetlerine

girme hakkı, bu hizmete girenlerin görevde kalma hakkının da bir güvencisidir.

Atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve

emekliye sevk edilme konularında düzenlemeler yapılmak üzere Bakanlar Kuruluna

yetki veren kural, KHK ile kamu hizmeti görevinde bulunanların görevden

alınmalarını ve emekliye sevk edilmelerini mümkün hale getirmiştir. Anayasanın

91. maddesinde, Anayasanın dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve

ödevlerin, KHK ile düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Görevde kalma hakkının

güvencesi olan 70. maddede ise Anayasanın dördüncü bölümünde yer almaktadır.

Buna göre, Bakanlar Kuruluna verilen görevden alma ve emekliye sevk

etmeyi de içeren bu yetki yasak alan içinde kalmaktadır.

Açıklanan nedenlerle 6223 sayılı 'Yetki Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri Anayasa'nın, Başlangıç bölümünde yer alan kuvvetler ayrımına, 7., 87. ve 91. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

Bu düşüncelerle redde ilişkin görüşlere katılmadım.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Fettah

OTO

KARŞIOY YAZISI

6223 sayılı Kanun'la, kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkileri ile kamu görevlilerine ilişkin konularda Kanun Hükmünde Kararname çıkartmak için Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir.

Anayasa'nın 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri belirtilmiş; çeşitli maddelerinde de bu görevlerin somutlaştırılması bağlamında Devletin ilgili konularda gerekli tedbirleri alacağı ayrıca ifade edilmiştir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin hangi organlarca kullanılacağı sırasıyla 7., 8. ve 9. maddelerde hükme bağlanmış; kamu hizmeti görevlileriyle ilgili genel ilkeler de 128. maddede yer almıştır.

Kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi esasen Devletin asli ve sürekli görev alanı olup, devlet hayatına yön veren tüm düzenlemeler ve İdare'nin tüm faaliyetleri bu kapsamda mütalaa olunabilir.

Anayasa'nın 91. maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Bakanlar Kurulu'na Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi verebileceği belirtilmiş, maddenin ikinci fıkrasında bu amaçla çıkarılacak yetki kanununun, KHK'nin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını göstereceği öngörülmüştür.

Dava konusu 6223 sayılı Kanun'un 1. maddesinde amaç ve kapsam, 2. maddesinde de ilkeler ve yetki süresi belirtilmiştir. Birinci madde Bakanlar Kurulu'na merkezi idare teşkilatında her türlü değişikliği yapma yetkisini verdiği gibi, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarında da düzenlemelerde bulunma yetkisini vermiştir.

Anamuhalefet Partisi, dava dilekçesinde, yetki yasasının çok geniş bir alanı kapsaması ve belirsiz olması, ayrıca ortada önemli, ivedi ve zorunlu bir ihtiyaç yokken Bakanlar Kurulu'na bu kadar geniş yetkiler verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geldiğini öne sürerek Kanun'un 1. ve 2. maddelerinin Anayasa'nın 2., 7., 87. ve 91. maddelerine aykırılıktan dolayı iptali isteminde bulunmuştur.

İstemin reddi yönünde verilen karara aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum:

Anayasa'nın doğru yorumlanabilmesi bakımından öncelikle, KHK'nin ne olduğu, hangi tarihsel ihtiyaçlardan doğduğu, hangi tarihsel evrelerden geçerek Anayasa'daki bugünkü şekline geldiği üzerinde durulmalıdır.

Kanun Hükmünde Kararname ilk anayasa denememiz diyebileceğimiz 1876 Osmanlı Anayasası (Kanun-u Esasi) ile Türk hukukuna girmiştir.

1876 tarihli Osmanlı Kanun-u Esasisinin 36. maddesinde Heyet-i Vükelaya (Bakanlar Kurulu) geçici kanun çıkarma yetkisi verilmişti. Madde metni şöyledir:

'Meclis-i Umumi mün'akit olmadığı zamanlarda Devleti bir

muhataradan veya emniyet-i umumiyeyi halelden vikaye için bir zaruret-i

mübreme zuhur ettiği ve bu bapta vazına lüzum görülecek kanunun

müzakeresi için Meclisin celp ve cem'ine vakit müsait olmadığı halde Kanun-u

Esasi ahkamına mugayir olmamak üzere Heyet-i Vükela tarafından

verilen kararlar, Heyet-i Mebusan'ın içtimaiyle verilecek karara kadar ba

irade-i seniye, muvakkaten kanun hüküm ve kuvvetindedir'.

Maddenin sonuna 1909 yılında yapılan değişiklikle '' ilk içtimada

Heyet-i Mebusan'a tevdi edilmek lazımdır' ibaresi eklemiştir. Buna

göre, Osmanlı Genel Meclisi toplantı halinde olmadığı zamanlarda Devleti bir

tehlikeden korumak veya kamu güvenliğine bir zarar gelmesini önlemek için acil

bir ihtiyaç doğduğunda, bu konuda çıkarılması gerekli görülecek

kanunun görüşülmesi için Meclisin toplantıya çağırılmasına vakit bulunmadığı

takdirde Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla Bakanlar Kurulu tarafından

verilecek kararlar, Mebusan Meclisinin toplanarak karar vermesine kadar Padişah

onayıyla geçici kanun hüküm ve kuvvetinde olacaktır.

Osmanlı Meclisi Umumisi Meclisi iki meclisten (Mebusan ve

Ayan) meydana gelmekteydi. Meclis yılda sadece birkaç ay toplanırdı.

Toplantıların açılış ve kapanışı da Padişahın takdirine göre olurdu. Yasalar,

her iki mecliste her madde ayrı ayrı ve sonra da tümüyle oylanarak onaylanmak

suretiyle yapılırdı. Yani oldukça yavaş işleyen bir sistem söz konusudur.

Sürekli savaş ve gailelerle boğuşan Osmanlı Devletinde ilk Anayasa deneyine

girişilirken böyle bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur. 1908'de İkinci Meşrutiyetin

ilanından sonra iş başına gelen İttihat ve Terakki döneminde 'kanunu

muvakkat' yöntemine yaygın şekilde başvurulmuştur.Enver Paşa'nın tarihe

geçen 'yok kanun, yap kanun' sözünün ortaya koyduğu gibi, İttihat ve Terakki

yöneticileri gerek duydukları yasaları Meclisi devreye sokmaksızın, bu yöntemle

süratle çıkarabilmekteydiler. Yine de bu dönemde, oldukça başarılı ve

sistematik kanunların da yapıldığını belirtmek yerinde olur. Nitekim, Memurin

Muhakematı Hakkında Geçici Kanun, Cumhuriyet döneminde de uzun yıllar

uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde 1921 ve 1924 anayasalarında KHK kurumuna yer verilmemiştir. 1961 Anayasasında da yer almayan bu kurum,Türk Anayasa sistemine 1971 askeri müdahalesi ile geri gelmiştir. 12 Mart muhtırası ile görevdeki Hükümet istifaya zorlandıktan sonra, partisinden istifa ettirilerek tarafsız hale getirilen bir Başbakan başkanlığında teknokrat ağırlıklı bir hükümet kurdurulmuştur. Siyasi tabanı olmayan bu hükümetin 'anarşi' ortamında iki meclisli (Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) bir sistemde icraat yapabilmesi için KHK müessesesinin Anayasaya konması yoluna gidilmiştir. Bu amaçla 20.9.1971 tarihli ve 1488 sayılı Kanunla Anayasa'nın 64. maddesi şu şekilde değiştirilmiştir:

'' (ikinci fıkradan itibaren) Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunla, belli konularda, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameler çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki veren kanunda, çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanma süresinin ve yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi ve kanun hükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğunun belirtilmesi lazımdır.

Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir. Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler, Anayasa'nın ve yasama meclisleri içtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre, ancak komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasarı ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak ve hürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Anayasa Mahkemesi, bu kararnamelerin Anayasaya uygunluğunu da denetler'.

Değişikliğin gerekçesinde 'Parlamenter rejimlerde kanun yapmanın belli usullere uyulmak zorunluluğu nedeniyle, bir zaman aldığı ve gecikmeler meydana getirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadi ve sosyal şartların gereği olarak, bazı hukuk kurallarının bu usuller dışında yürürlüğe konulabilmesi çağdaş Devlet anlayışının tabii bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.' denilmiştir. 1961 Anayasası'nda, savaş ve sıkıyönetim hallerinde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler hakkında özel hükümler yer almamıştır.

Kanun hükmünde kararname müessesesi, 1982 Anayasası'na daha da

genişletilerek girmiştir. Anayasa'nın 91. maddesinde genel

olarak kanun hükmünde kararnameler; 121. maddesinin son fıkrasında olağanüstü

hal süresince çıkarılabilecek kanun hükmünde kararnameler; 122. maddesinin

ikinci ve üçüncü fıkralarında da sıkıyönetim süresince çıkarılabilecek kanun

hükmünde kararnameler düzenlenmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinde ise

olağanüstü hallerde, savaş ve sıkıyönetim hallerinde çıkarılan kanun hükmünde

kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa

Mahkemesi'nde dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeler Anayasa'ya

Milli Güvenlik Konseyi tarafından koydurulmuştur. Böylece, 12 Eylül

1980 askeri darbesini yapan kadro, Osmanlı Kanunu Esasisinde devletin bir

tehlikeye düşmesi ihtimaline karşı, Meclisin toplanamadığı dönemlerde Bakanlar

Kurulu'na, ivedi ihtiyaçlar karşısında geçici kanun çıkarma konusunda yetki

verilmesi amacına yönelik düzenleme ile 1961 Anayasasındaki, kanun yapma

sürecinin uzun ve karmaşık olasından doğan sakıncaları önlemek ihtiyacına

dayanan düzenlemeyi birleştirmiş; hem yetki kanununa dayanan kanun hükmünde

kararname müessesesini hem de herhangi bir yetki kanununa dayanmayan, üstelik

Anayasallık denetimi olmayan bir hukuk ucubesini Anayasamıza

koymuştur. Kuşkusuz bu düzenleme mutlaka gerekliyse, hiç olmazsa, Anayasa

yargısına açık tutulması ancak verilecek bir iptal kararının sıkıyönetim veya

olağanüstü halin kalktığı tarihte yürürlüğe girmesi öngörülerek, temel haklara

daha saygılı bir yol izlenebilirdi. 1982 Anayasası bu haliyle, Osmanlı

Hukukunun temel belgelerinden olan Mecelle-i Ahkamı Adliye'nin,

hukukun genel prensiplerini yansıtan 'Zaruretler memnu olanı mubah

kılar. Mani zail oldukta yasak avdet eder' kuralının dahi

gerisindedir.

Batı ülkelerinin bazılarında olağanüstü durumlarda geçerli benzer düzenlemeler varsa da, soğuk savaşın bitiminden sonra hiçbir ileri demokrasi bu yöntemleri kullanmamıştır.

Anayasa'nın Başlangıç bölümünde 'Kuvvetler ayrımının,

Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet

yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir

işbölümü ve işbirliği olduğu' belirtilmiş; 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk

Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) olduğu vurgulanmıştır.

Anayasanın Üçüncü Kısmının Birinci Bölümünde TBMM'nin kuruluşu, üyeliği ve

işleyişi düzenlenmiş; bu bağlamda 88.maddede kanun tasarı ve tekliflerinin

TBMM'de görüşülme usul ve esaslarının İçtüzükle düzenleneceği belirtilmiş, 95.

maddede içtüzük hükümlerinin, siyasi parti gruplarının Meclisin bütün

faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenleneceği

öngörülmüştür. Anayasa'nın 97. maddesine göre 'TBMM Genel Kurulundaki

görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır'.

TBMM İçtüzüğü'nün 90. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerin ve yetki kanunlarının, 91. maddesinde temel kanunların yapılması usul ve esasları düzenlenmiştir. Temel kanunların yapılması usul ve esasları TBMM İçtüzüğünde 31.1.2007 tarihinde yapılan değişikliklerle önemli ölçüde kolaylaştırılmış; görüşme süreleri kısaltılmıştır.

Çoğunluğa sahip olanın istediğini yapması şeklindeki ilkel

demokrasi evresini geride bırakmış, katılımcı demokrasi esaslarını benimsemiş

çağdaş rejimlerde yasalar açık, şeffaf ve serbest tartışma esaslarına dayalı

süreçlerle yapılır. Bu yolla azınlıktaki görüşlerin de yasalaşma sürecinde dile

gelmesi, çıkacak yasanın fayda ve mahzurlarının etraflıca değerlendirilmesi,

toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini Meclise iletme olanağını bulması, ortaya

atılacak fikirlerin ve karşıt görüşlerin ilerideki yasama çalışmalarında da

gözetilmesi sağlanır. Anayasa, Meclis görüşmelerinin tutanağa kaydedilmesini

öngörmüştür. Tutanaklar daha sonraki uygulamalara ve yargı kararlarına

ışık tutmaktadır. Kanun hükmünde kararnamelerin yapılışı ise bu özellikleri

taşımamaktadır. Bu nedenle demokratik bir ülkede aslolan, kanun niteliğindeki

hukuk kurallarının kararname ile değil olağan yasama yoluyla yapılmasıdır.

Kanun hükmünde kararnamelerin özelliği ise tartışılmadan, süratle yasal

bir düzenleme yapılmasıdır. Kararnamelerin yayımlandıkları gün Meclise sunulma

zorunluluğu ve Meclis komisyonları ile genel kurulda öncelikle ve ivedilikle

görüşüleceklerinin Anayasada öngörülmüş olması, bunlara ancak ivedilik bulunan

hallerde başvurulabileceğinin kanıtıdır. Genel ve çok kapsamlı konularda ivedilikten

söz edilemez. 'İvedilik', konuya Bakanlar Kurulunun atfettiği ivedilik değil,

koşulların yarattığı nesnel ivediliktir. Yasama organının tek meclisli olduğu,

uzun ve kendi içinde belli bir sistematiğe sahip olan veya bütünlük arz eden

konuların temel kanun yoluyla yasalaştırılması da mümkün olduğundan, yasama

yetkisinin kullanımına bir istisna niteliğindeki kanun hükmünde kararnamelerin

olağan kanun süreci bir kenara bırakılarak geniş biçimde kullanılması,

katılımcılığı kısıtladığından, demokrasi ilkeleriyle de bağdaşmaz.

Anayasa'nın bir konuyu kanun hükmünde kararname ile düzenlemek

veya olağan yoldan kanun tasarısı sunmak konusunda tam bir serbesti içinde

bırakmadığı, konuda siyasal iktidarın geniş bir takdir hakkına sahip olmadığı

açıktır. KHK müessesesinin tarihi geçmişi, Anayasa'daki özel hükümlerle çizilen

çerçeve ve katılımcı demokrasinin gerekleri başka bir yoruma imkan

bırakmamaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi müstakar içtihatlarıyla

Anayasa'nın bir yorumunu yapmış ve konuyu bir dengeye kavuşturmuştur. (Anayasa

Mahkemesinin E:2001/9, K:2001/56 sayılı ve aynı doğrultudaki E:2000/45,

K:2000/27; E:1997/3,K:1997/2; E:1994/49,K:1994/45; E:1993/26,K:1993/28 ve

E:1988/64,K:1990/2 sayılı kararları). Kanun hükmünde kararname yöntemine ancak

özel durumlarda başvurulabilecek olması ve bu müessesenin mahiyeti, başka türlü

bir yoruma esasen olanak vermemektedir.

E:2001/9, K:2001/56 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında, yetki yasasında Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin 'amaç', 'karsam' ve 'ilkeleri'nin belirlenmesinden amacın bu yetki ile Bakanlar Kurulunun neleri gerçekleştirebileceğinin açıklığa kavuşturulması olduğu; KHK'nin amacı, kapsamı ve ilkelerinin de konusu gibi geniş içerikli, her yöne çekilebilecek, yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemesi, değişik biçimlerde yorumlanmaya elverişli olmaması gerektiği belirtildikten sonra, her konuda KHK'lerle düzenlemelere gidilmesinin, 'önemli, zorunlu ve ivedi durumlar' dışında bu yetkinin verilmesinin, yasama yetkisinin devri anlamına geleceği vurgulanmaktadır.

İptali istenen 6223 sayılı Yasa kuralları, kamu kurum ve

kuruluşlarının tüm teşkilatı ve kamu görevlilerine ilişkin tüm konularda kanun

hükmünde kararname ile düzenleme yapmak üzere Bakanlar Kurulu'na yetki vermektedir.

Her ne kadar yasanın 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde kamu

hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin

olarak 19 adet kanun ismen sayılmak suretiyle yasanın kapsamı belirtilmeye

çalışılmışsa da 20. alt bent olarak 'diğer kanun ve kanun hükmünde

kararnamelerin '' denilerek, mer'i kanunların tamamında amaca

uygun görülecek düzenlemelerin yapılması yolu açılmıştır.Yasanın 1.maddesinin

(2) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam

edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu

görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme,

görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarıyla ilgili

olarak ismen sayılan 6 adet kanunda yapılacak değişiklik ve düzenlemeler için

yetki verilmesine ilaveten 7. alt bent olarak 'diğer kanun ve kanun

hükmünde kararnameler '' denilmek suretiyle, anılan tüm bu

kişiler ve bunlara ilişkin statüler, yasa kapsamına alınmıştır. Bu kadar geniş

bir alana giren düzenlemelerin hepsinin ivedilik taşıdığından söz edilemez.

Merkezi idare teşkilatının ve burada çalışan her statüdeki kişilerin bütünüyle

etkileneceği, sayısı belirsiz bir seri düzenlemenin olağan yasama yoluyla

TBMM'de yapılması yerine istisnai bir yöntem olan, açıklık, şeffaflık,

demokratik katılım ve tartışma ölçütlerine uymayan kanun hükmünde

kararnamelerle yapılması demokrasi ilkelerine uymadığından Anayasa'nın 2.

maddesine, yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğundan 7. maddesine KHK'leri

düzenleyen 91. maddesine aykırıdır.

6223 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının (b) bentlerinde yapılacak düzenlemelerin kimleri etkileyeceği ve nelere ilişkin olduğu belirtilmiştir. Bunlar 'kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlileri'dir. Düzenlenecek hususlar 'bunların atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esasları'dır.

Anayasa'nın 70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, her Türk, kamu hizmetine girme hakkına sahiptir; hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Kamu hizmetlerine girme hakkı, Anayasanın 'Temel Haklar ve Ödevler' başlıklı İkinci Kısmının 'Siyasi Haklar ve Ödevler' başlıklı Dördüncü Bölümü'nde yer almaktadır. Bu bölümde yer alan hak ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasıyla yasaklanmıştır.

Kamu hizmetine girme hakkı, diğer siyasi haklarda olduğu gibi, bir kez kullanılmakla tüketilecek bir hak değildir; Anayasa'nın 12. maddesinde belirtildiği gibi 'kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez'dir. Bu nedenle bahse konu hak, ilk kez kamu hizmetine girmek anlamına geldiği kadar, görevin gerektirdiği niteliklere sahip olunduğu sürece, bulunduğu kamu hizmetinden başka bir kamu hizmetine geçebilmeyi, üst görevlere terfi edebilmeyi, hukuka aykırı olarak kamu hizmetinden ayrılmak zorunda bırakılmamayı ve emekli edilmemeyi de içerir. Bunlar, kamu hizmetine girme hakkına anlam ve süreklilik kazandıran alt açılımlarıdır.

Anayasalarda olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de çok kısa ve özlü olarak belirtilen temel hakların tüm alt açılımlarıyla birlikte koruma altında kabul edilmesi, çağdaş hak ve özgürlük anlayışının gereği olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları da bu yöndedir.

6223 sayılı Yasa 'istihdam edilen kişilere' ilişkin düzenleme yetkisi vermiş olduğuna bakılarak, zaten kamu hizmetinde olan kişileri kapsadığı, bu nedenle kamu hizmetine girme hakkını etkilemediği öne sürülemez. Bu nedenle iptali istenen yetki yasası, Anayasa'nın 70. maddesine aykırıdır.

Yasa'nın 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen

'ilkeler' ve (2) numaralı fıkrasında altı ay olarak belirlenen 'süre' ye

gelince: İlkeler çok geniş kapsamlı, genel ve değişik şekillerde

yorumlanabilecek nitelikte olduğundan, Anayasa'ya aykırı her türlü düzenlemeyi

gerekçelendirmeye elverişlidir. Bu nedenle Anayasa'nın 91.maddesi anlamında,

çıkarılacak kanun hükmünde kararnamelerin ilkelerinin yetki yasası ile belirlendiği

söylenemez. Bu durumda yasanın 1. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde 2.

maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci maddeye ilişkin aynı nedenlerle

iptali gerekir. Anayasa'ya aykırı olarak verilen bir yetkinin süresinin de

geçerliliği olamayacağından, (2) numaralı fıkra da iptal edilmelidir.

İptal davasının görüşülmesi sırasında, davacının istemi doğrultusunda yürürlüğün durdurulması kararı verilip verilmeyeceği de ele alınmış ve koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Yetki Yasası'nın, Anayasa'nın 70. maddesindeki kamu hizmetlerine girme hakkını ihlal eden düzenlemelere olanak verdiği ve bundan dolayı telafisi güç mağduriyetler doğabileceği gözetilerek, 1. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının (b) bentleri ile 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin yürürlüklerinin durdurulması gerektiği düşüncesiyle, yürürlüğün durdurulması isteminin reddine ilişkin karara da katılmadım.

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/60, K. 2011/147, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Kaleli
  10. Altan
  11. Kantarcıoğlu
  12. Erten
  13. Oto
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Üstün
  17. Yıldırım
  18. Necipoğlu
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Dursun
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Kaleli
  23. Özgüldür
  24. Kömürcü
  25. Karşıoy Gerekçesi
  26. Kantarcıoğlu
  27. Oto
  28. Karşıoy Yazısı
  29. Erten
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/60
Karar No
2011/147
Tarih
27 Ekim 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/46 K.2011/145
  • AYM Norm Denetimi E.2010/75 K.2011/150
  • AYM Norm Denetimi E.2010/4 K.2011/152
  • AYM Norm Denetimi E.2010/1 K.2011/149
  • AYM Norm Denetimi E.2010/11 K.2011/153
  • AYM Norm Denetimi E.2010/115 K.2011/154

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.