İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/8 K.2011/35

Edildi.

Esas2011/8Karar2011/35Tarih10 Şubat 2011Okuma14 dk · 2.898 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
10 Şubat 2011
Esas Sayısı
2011/8
Karar Sayısı
2011/35
Karar Günü
10.2.2011
R.G. Tarih-Sayı
Tebliğ
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.898 kelime·14 dk okuma·22 bölüm

Edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara Birinci İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

12.4.1991 günlü,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '... (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki...' ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Davacının, yaralanmasına neden olan olayın 3713 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilerek faizsiz konut kredisinden faydalandırılması için hak sahipliği belgesi verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddi üzerine açtığı davada; itiraz konusukuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI

İtiraz konusu kuralı da içeren Terörle Mücadele Kanunu'nun 'Malul olanlarla aylığa müstehak dul ve yetimlere yardım' başlıklı 21. maddesi şöyledir:

'Madde 21- Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca;

a) (Değişik: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Malul olanlarla, ölenlerin

aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların

görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların

öldürülmeleri halinde ise,dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı

ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak

için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç

olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet

memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet

yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla

olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca

Hazineden tahsil edilir.

b) Yurtiçinde ve yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta iken malul olanların kendileri, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri, Kamu Konutları Kanununda gösterilen özel tahsisli konutlarda oturanlar hariç olmak üzere, bir yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam ederler. Bu süre sonunda kamu konutundan çıkacaklar ile kamu konutundan yararlanmayanlar ve özel tahsisli konutlarda oturanların istekleri halinde ikametgah olarak kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedeli on yıl süre ile Devletçe karşılanır. Yurtdışındaki özel tahsisli konutlarda oturanların yurtdışı kira bedelleri de istekleri halinde bir yıl süre ile Devletçe karşılanır.

c) Konut kredisinden istifade bakımından 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun Ek 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki hüküm; malul olanlar ile bunların dul kalan eşi, eşi hayatta değilse veya evlenmiş ise çocukları hakkında da uygulanır.

d) (Değişik: 8/7/1999 - 4404/1 md.) Malül olanlar, ölenlerin dul kalan eşleri, T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmıyan ve bu kuruluşlardan aylık almayan kız çocukları, çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malül ve muhtaç olan erkek çocukları, reşit olmayan çocukları ile anne ve babaları, yurtiçinde Devlet Demiryollarında, Denizyolları Şehir Hatlarında ve belediye toplu taşım araçları ile belediye tarafından kurulan şirketler veya özel firmalar aracılığıyla yaptırılan toplu taşım işinde kullanılan araçlarda ücretsiz seyahat ederler.

e) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.; Değişik: 29/6/2006-5532/15 md.)

Malûl olanlar ile ölenlerin dul ve yetimleri, Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığınca kendilerine verilen tanıtım kartlarını ibraz etmeleri durumunda,

kamu kurum ve kuruluşlarına ait bütün hastanelerde muayene ve tedavi edilirler.

Bunların her türlü tedavi giderleri; ilgililerin herhangi bir kamu kurumu veya

kuruluşunda çalışmaları halinde bu kurum veya kuruluşça, emekli, yaşlılık,

malûllük veya dul ve yetim aylığı almaları halinde bağlı bulundukları sosyal

güvenlik kurumunca, herhangi bir kuruma tâbi olarak çalışmamaları, 1/7/1976

tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk

Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında aylık alanlar hariç

emekli, yaşlılık, malûllük veya dul ve yetim aylığı almamaları durumunda Millî

Savunma veya İçişleri Bakanlığınca karşılanır. Malûl olanların eksilen vücut

organları, yurt içi veya yurt dışında en son teknik usûllere göre yapılması

mümkün sunileriyle tamamlatılır ve gerekirse tamir ettirilir veya yenisi

yaptırılır.

f) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Yurtiçinde tedavileri mümkün olmayanlar, yetkili sağlık kuruluşlarının raporlarına istinaden yurtdışında(') (Bentte yer alan 've tedavi ettirilirler.' ibaresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un değişik 106/18. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

g) (Ek: 28/2/1995 - 4082/6 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz olanlar ile kimsesizler, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, bunlar bulunmadığı takdirde özel rehabilitasyon ve bakım merkezleri, yurtlar ve huzurevlerinde parasız olarak veya masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere barındırılır, baktırılır (') (Bentte yer alan 've tedavileri yaptırılır.' ibaresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un değişik 106/18. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

h) (Değişik: 8/7/1999 - 4404/1 md.) Terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya sakatlanarak haklarında 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmış olan erbaş ve erler, yukarıdaki(d), (e), (f) ve (g) bentlerindekihaklardan; ölen erbaş ve erlerin dul kalan eşleri ve T.C. Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan ve bu kuruluşlardan aylık almayan kız çocukları, çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malül ve muhtaç olan erkek çocukları, reşit olmayan çocukları ile anne ve babaları ise, yukarıdaki (d) bendindeki haklardan aynen yararlanırlar.

ı) (Ek: 13/11/1995 - 4131/1 md.; Değişik: 29/6/2006-5532/15 md.) Terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilere ve ölenlerin çocuklarına yüksek öğrenimleri süresince Devletçe karşılıksız burs verilir.

Kendilerine aylık bağlanan dul ve yetimler; ilgili sosyal güvenlik kurumları mevzuatı gereği aylıklarının kesilmesi halinde, bu madde ile verilen diğer haklardan da yararlanamazlar.'

III- İLK İNCELEME

7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu Yasa kuralı ve gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta

olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde

kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin

ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali

için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca

bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince

açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen

kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise,

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki

kurallardır.

Başvuru kararında;itiraz konusu kuralın da bulunduğu3713 sayılı

Yasa'nın 21. maddesinin bir bütün olarak incelenmesinden, kamu görevlilerinin,

bu görevi yapmalarından dolayı terör eylemlerine maruz kalarak malul duruma

düşmeleri halinde kendilerinin, ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin bu

yasa hükmü ile tanınan bütün haklardan yararlanabileceği, buna karşın anılan

madde hükmünün (h) bendindeki düzenleme ile haklarında 2330 sayılı Nakdi

Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmış olan erbaş ve

erlerin ise sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenen

haklardan yararlanabilecekleri kabul edilerek askerliği ücret karşılığında kamu

görevlisi olarak yapanlarla bunu ödev olarak yapanlar arasında farklı

uygulamaya gidildiği ve erler yönünden sınırlama getirildiği, bu durumunAnayasa'nın

10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3713 sayılı Yasa'nın 21. maddesinde; kamu görevlilerinden

yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatı kalkmış olsa

bile, bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak

yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi

Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'da hüküm altına alınan haklardan ve

ayrıca söz konusu maddede belirtilen diğer haklardan yararlanabilecekleri

kurala bağlanmıştır. Anılan maddenin (h) bendinde ise terörle mücadele görevi

ifa ederken yaralanarak veya sakatlanarak haklarında 2330 sayılı Yasa hükümleri

uygulanmış olan erbaş ve erlerin sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g)

bentlerinde düzenlenen haklardan yararlanabilecekleri belirtilmiştir.

Başvuru dosyasının incelenmesinden, askerlik görevinin ifası

sırasında operasyon bölgesine yaya olarak intikal ederken başka bir askerin el

bombasının patlaması sonucu yaralanan davacıya, bu olay sonucunda 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve

Aylık Bağlanması Hakkında Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca vazife malulü

kabul edilerekanılan mevzuat hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödendiği ve

vazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacının yaralanmasına neden olan olayın

3713 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilerek faizsiz konut kredisinden

faydalandırılması için hak sahipliği belgesi verilmesi istemiyle yapmış olduğu

başvurunun, 3713 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanmadığından bahisle reddi

üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır.

3713 sayılı Yasanın 21. maddesinde sayılan haklardan yararlanmak için kamu görevlilerinin bu görevlerinin ifası sırasında veya görevlerinden dolayı terör eylemine muhatap olma veya terörle mücadele görevinin yerine getirilmesi esnasında ölüm, yaralanma veya sakatlanma durumunun meydana gelmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda ise davacının böyle bir görevin ifası veya teröre maruz kalma sonucunda yaralanmadığı, güven ve asayişi korumakla görevli olduğu sırada ifa ettiği askerlik hizmeti nedeniyle yaralandığı anlaşıldığından 3713 sayılı Yasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan'' (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki '' ibaresinindavada uygulanacak kural niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; itiraz konusu kural, bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.Başvurunun, Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- SONUÇ

1-7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2-12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '' (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki '' ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Alparslan ALTAN, Engin YILDIRIM ile Erdal TERCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

10.2.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

KARŞIOY GEREKÇESİ

Ankara 1. İdare Mahkemesince bakılmakta olan davada, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen (h) bendinde yer alan '... (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki...' ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla iptali için başvurulmuş, ancak, çoğunluğun görüşüyle, 'kuralın bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle başvurunun reddine' karar verilmiştir.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri

Hakkındaki Kanun'un 28. maddesi hükmü uyarınca yapılacak ilk incelemede itiraz

konusu kuralın, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada

'uygulanacak yasa kuralı' olup olmadığı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.

'Uygulanacak yasa kuralı' kavramı, bir davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan

sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde

etki yapacak nitelikte bulunan ya da tarafların istek ve savunmaları

çerçevesinde bir karar vermek için göz önünde tutulması gereken kuralları ifade

etmekte olup, uygulanacak yasa kuralı, bakılmakta olan davayı yürütmeye,

uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veya kararın dayanağını oluşturmaya

yarayacak kural olarak tanımlanmaktadır.

Başvuruya konu olayda, piyade er olarak askerlik hizmetini

yapmakta iken ve operasyon bölgesine yaya olarak intikal ederken, başka bir

piyade erin üzerinde bulunan el bombasının patlaması sonucunda yaralanan

davacıya, bu olay sonucunda, nakdi tazminat ödendiği ve 5434 sayılı Yasa

hükümleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ancak, davacının faizsiz konut

kredisinden yararlanmak için tarafına hak sahipliği belgesi verilmesi istemiyle

yapmış olduğu başvurunun, kendisine 3713 sayılı Yasa hükümlerine göre aylık

bağlanmadığından bahisleitiraz konusu kurala dayanılarakSosyal Güvenlik

Kurumunca reddedildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada başvuran

mahkemenin re'sen itiraz konusu kuralın iptali isteminde bulunduğu

görülmektedir.

3713 sayılı Yasanın 21. maddesinde,yaptıkları görevden dolayı terör eylemlerine maruz kalarak malul duruma düşmeleri halinde sağlanacak haklar bakımından kamu görevlileri ile erbaş ve erler arasında farklılık oluşturacak bir düzenlemeye yer verilmiştir. Kamu görevlilerinin, kendileri, ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin bu yasa hükmü ile tanınan bütün haklardan yararlanabileceği, buna karşın anılan madde hükmünün (h) bendinde, haklarında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmış olan erbaş ve erlerin ise sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenen haklardan yararlanabilecekleribelirtilmiştir.

3713 sayılı Yasanın 21. maddesinin(c) bendindeise 'Konut kredisinden istifade bakımından 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki hüküm; malul olanlar ile bunların dul kalan eşi, eşi hayatta değilse veya evlenmiş ise çocukları hakkında da uygulanır.' hükmüne yer verilmiştir.

Başvuru gerekçesinde itiraz konusu kuralla kamu görevlilerine kanunda sayılan tüm haklardan yaralanma imkânı getirilirken, er ve erbaşların sadece sayılı haklardan yararlanabilmelerine imkân tanınmasının,bu kapsamda er ve erbaşlara 21. maddenin (c) bendinden yararlanma imkânı tanınmamasının kamu görevlileri ile er ve erbaşlar arasında ayrımcılığa neden olduğuve bunun da Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz yolunabaşvuran Ankara 1. İdare Mahkemesibakmakta olduğu

davada, Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgilinin isteminin reddine ilişkin işlemin

iptal istemini değerlendirirken verilen kararın dayanaklarını belirlemek ve

mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek zorundadır. Dava konusu

red işlemi doğrudan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin

birinci fıkrasının 8.7.1999 günlü, 4404 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

değiştirilen (h) bendine dayandırıldığından, başvuran mahkeme davanın kabulüne

de reddine de karar verse her iki halde de bu kuralı uygulayarak uyuşmazlığı

davacı açısından olumlu veya olumsuz biçimde çözümleyecektir. Bu durumda,

Mahkemenin davada; bu kuralı uygulayarak uyuşmazlığı çözeceği açık olup,

başvuran Ankara 1. İdare Mahkemesi tarafından re'sen Anayasa Mahkemesine

başvurulan bu kuralın Anayasal denetiminin yapılmasındaki hukuki yarar açıktır.

İtiraz konusu kural, kamu görevlilerinin, bu görevi yapmalarından dolayı terör eylemlerine maruz kalarak malul duruma düşmeleri halinde kendileri, ölmeleri halinde ise dul ve yetimlerinin bu yasa hükmü ile tanınan bütün haklardan yararlanabileceğini, buna karşın erbaş ve erlerin ise sadece aynı maddenin (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenen haklardan yararlanabileceklerini öngören ve erbaş ve erlerin kamu görevlilerine tanınan haklardan yararlanmalarını engelleyen 'olumsuz- eksik bir düzenleme' mahiyetindedir.

Anayasa Mahkemesi birçok kararında, eksik düzenleme nedeniyle ilgili yasa kurallarının iptali yoluna gitmiştir. Örneğin, 27.11.1984 günlü, 3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde tanımlanan kıyı çizgisi ve kıyı tanımlarını, bu tanımlarda jeolojik bakımdan kıyı sayılması gereken 'kayalıklar'a yer verilmemesi nedeniyle iptal etmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 25.2.1986 tarih ve E.1985/1, K.1986/4sayılı kararı)

Bu konuda Mahkemenin başka bir kararı Türk Ceza Kanunu'nun 3255 sayılı Kanun'la değişik olan ve semavi dinlere mensup olanlara ait kutsal değerlere hakaret etmeyi suç sayan 175. maddesinin iptaline ilişkindir. Burada Mahkeme, söz konusu kuralla kanun koyucunun semavi dinlere mensup olanlara ait kutsal değerleri koruma altına alırken, semavi olmayan dinlerin mensuplarını bu koruma dışında bırakmasını laiklik ve eşitlik ilkelerine aykırı görerek iptal kararı vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin 4.11.1986 tarih ve E. 1986/11, K. 1986/26 sayılı kararı)

Eksik düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturması nedeniyle iptal edilen başka bir kural da, hâkim ve savcıların noterlik stajından muaf tutulmalarına ilişkindir. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 6. maddesine göre, adli veya askeri hâkimlik yahut savcılıklarına atanmış olanlar noterlik stajına tâbi tutulmuyorlardı. Bir itiraz başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi, adli ve askeri yargı hâkim ve savcıları noterlik stajına tâbi tutulmaz iken, idari yargı hâkim ve savcılarının noterlik stajına tâbi tutulmaları ile ilgili yasa kuralını incelemiş ve iptal etmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 12.11.2002 tarih ve E.2001/252, K.2002/102 sayılı kararı)

Eksik düzenleme niteliğinde olup, eşitlik ilkesine aykırı

bulunarak iptal edilen diğer bir kural, 506 sayılı SSK'nun EK- 5. maddesinin

birinci fıkrasının IV numaralı bendinde yer alan 'azotlu gübre ve şeker

sanayiinde' çalışanların 90 gün itibari hizmet süresinden yararlanmaları

hükmüdür. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının gerekçesinde; itiraz konusu yasa

kuralının ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerde çalışan kişilere itibari

hizmet süresinden yararlanma olanağı tanımak amacıyla kabul edilmiş olduğu,

oysa bu nitelikteki işlerin sadece azotlu gübre ve şeker sanayiinde

bulunmadığı, diğer pek çok sanayi dalında da bu nitelikte işlerin

mevcudiyetinin görülebileceği, bu durumda itibari hizmet süresinden

yararlanılabilecekler belirlenirken yapılan işin niteliğinin dikkate

alınmasının, böylece hangi iş kolunda çalışıyor olursa olsun ağır, riskli ve

sağlığa zararlı işleri yapan bütün sigortalıların bu olanaktan yararlanmalarını

sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesinin Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesinin

gereği olduğu, dolayısıyle aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara

tâbi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı sonucuna varmıştır.

(Anayasa Mahkemesinin 4.10.2006 tarih ve E.2002/157, K.2006/97 sayılı kararı)

Yine, 6.4.2001 günlü 4638 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Emniyet

Teşkilatı Kanunu'na eklenen Geçici Madde 20'de yer alan,"Bu Kanun'un

yürürlüğe girdiği tarihten önce, dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun

olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler ile bulunduğu rütbede dört

yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçen

polis amirleri, (A) grubunda değerlendirilir"şeklindeki kuralla ilgili

olarak, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce, dört yıllık yükseköğretim

kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayanların da madde

kapsamına alınması gerekirken alınmamasının hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine

aykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvuru üzerine verdiği kararda,'komiser

yardımcılığı kursu devam etmekte iken çıkarılan 4638 sayılı Yasa ile Emniyet

Teşkilatı Kanunu'na eklenen Geçici 20. maddede, bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği

tarihten önce dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser

yardımcılığı kursunu bitirenlerin (A) grubunda değerlendirileceği yolundaki

düzenlemenin kapsamına anılan Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte komiser

yardımcılığı kursuna devam edenlerin alınmamış olması(nın), hukuk güvenliği

ilkesine aykırılık oluştur(duğu)' sonucuna varılarak kural iptal

edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 7.2.2008 tarih ve E.2005/38, K.2008/53 sayılı

kararı)

Belirtilen kararlar da gözetildiğinde, 'eksik düzenleme' ile ilgili sorunun Anayasal öneme haiz görüldüğü durumlarda Anayasa Mahkemesinin işin esasını incelediği ve gereğinde sözkonusu düzenlemenin iptaline karar verdiği görülmektedir.

Anayasa yargısının en önemli işlevi, iptal ve itiraz davaları

sırasında Anayasa'ya aykırılığı saptanan kuralları ayıklayarak hukuk devletinin

tüm çağdaş nitelikleriyle gerçekleşmesine katkıda bulunmaktır. Çoğunluk

tarafından benimsenen görüş esas alınmak suretiyle, eksik düzenleme ile ilgili

aykırılık iddiası içeren her başvurunun 'bakılmakta olan davada uygulanacak

kural olmaması' gerekçesiyle esası incelenmeksizin reddine karar verilmesi

halinde, bu nitelikte olan, Anayasaya aykırılığı açık birçok düzenleme yönünden

itiraz yoluyla başvuru yolu kapatılmış olacaktır. Böyle bir uygulamanın ise,

Anayasa Mahkemesinin varlık nedeni, itiraz yoluna başvuru yolunun

tanınmasındaki temel espri ve Anayasa'ya aykırı düzenlemelerin evleviyetle

hukuk aleminden ayıklanması düşüncesi ile bağdaşmayacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibareye ilişkin incelemenin sürdürülerek sonuçlandırılması gerektiği düşüncesiyle 'uygulanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle istemin Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddi' yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Erdal

TERCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/8, K. 2011/35, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iı- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
  7. Iıı- İlk İnceleme
  8. Kılıç
  9. Kantarcıoğlu
  10. Akyalçın
  11. Erten
  12. Oto
  13. Özgüldür
  14. Kaleli
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Üstün
  18. Yıldırım
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Necipoğlu
  21. Tercan
  22. Altan
  23. Yıldırım
  24. Tercan
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/8
Karar No
2011/35
Tarih
10 Şubat 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2009/88 K.2011/39
  • AYM Norm Denetimi E.2009/83 K.2011/29
  • AYM Norm Denetimi E.2009/89 K.2011/40
  • AYM Norm Denetimi E.2009/64 K.2011/34
  • AYM Norm Denetimi E.2009/61 K.2011/38
  • AYM Norm Denetimi E.2009/57 K.2011/33

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.