KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2013
- Esas Sayısı
- 2012/149
- Karar Sayısı
- 2013/63
- Karar Günü
- 22.5.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 28.12.2013-28865
- İtiraz yoluna başvuran
- Kara
Karar Metni
1.627 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun, 29.6.2006 günlü, 5530 sayılı Kanun'un 61. maddesiyle değiştirilen ek 1. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanununun adlî kontrole ilişkin 109 ilâ ' maddeleri hükümleri hariç olmak üzere diğer hükümleri askerî yargıda da uygulanır.' bölümünün Anayasa'nın 2., 5., 10., 19. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Tutukluluk hâlinin devamı yerine adli kontrol uygulanmasına ilişkin olarak verilen kararın infazı için gönderildiği askeri savcılık tarafından itiraz konusu kural uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun adli kontrole ilişkin 109. maddesinin askeri yargıda uygulama alanı bulunmadığından bahisle tavzih kararı istenilmesi üzerine, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
353 sayılı Kanun'un, 5530 sayılı Kanun'un 61. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralın da yer aldığı ek 1. maddesi şöyledir:
'Ek Madde 1- (Ek: 21/1/1981 - 2376/8 md.; Değişik: 29/6/2006-5530/61 md.)
Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanununun adlî kontrole ilişkin 109 ilâ 115, değerlendirme raporu yetkisine ilişkin 166 ve istinafa ilişkin 272 ilâ 285 inci maddeleri hükümleri hariç olmak üzere diğer hükümleri askerî yargıda da uygulanır.
Bu Kanunun uygulanmasında, atıf yapılan hükümlerde yer alan, Adalet Bakanı, Millî Savunma Bakanını; Yargıtay, Askerî Yargıtay'ı; mahkeme, askerî mahkemeyi; hâkim ve sulh ceza hâkimi, askerî hâkimi; mahkeme başkanı, duruşma hâkimini; Cumhuriyet Başsavcılığı, askerî savcılığı; Cumhuriyet savcısı, askerî savcıyı ifade eder.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 19. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 27.12.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- ''adlî kontrole ilişkin 109 ilâ'' İbaresinin İncelenmesi
Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenleme yapan adli kontrol kurumunun mesnetsiz kaygılarla askeri yargıda uygulanamamasının asker kişiler ile sivil kişiler arasında eşitsizlik oluşturduğu, hürriyeti tahdit, özgürlük ve sanık arasında denge kurulmasına yardımcı olan adli kontrol kurumunun askeri yargıda uygulanmaması durumunun gerekçesizliği de nazara alındığında ölçülülük ilkesinden uzak olup hak arama hürriyetine aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 5., 10., 19. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
353 sayılı Kanun'un, 5530 sayılı Kanun'un 61. maddesiyle
değiştirilen ve itiraz konusu kuralın da yer aldığı ek 1. maddesinin birinci
fıkrasında, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun adli kontrole ilişkin 109 ilâ 115.
maddelerinin askeri yargıda uygulanamayacağı hususu düzenlenmektedir. Bu
düzenleme nedeniyle askeri yargıda görülmekte olan kamu davasında yargılanmakta
olan bir kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun adli kontrole ilişkin
hükümlerinin uygulanmasına karar verilebilme imkânı bulunmamaktadır. Yine aynı
şekilde askeri mahkemede yargılanan kişi, yargılama devam ederken asker kişi
sıfatını kaybetse dahi, 353 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca davaya
askeri yargıda devam edileceğinden dolayı bu kişi hakkında da, itiraz konusu
kural uyarınca adli kontrole ilişkin hükümlerin uygulanmasına imkân
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, askeri yargılamada tutuklama yerine geçebilecek
daha hafif tedbir niteliğini haiz adli kontrole ilişkin hükümlerin uygulanması
imkânı bulunmadığı için hâkim, şüpheli veya sanığı tutuklamak ya da tamamen
serbest bırakmak arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamayacağı belirtilmiştir. Eşitlik ilkesiyle, birbirinin
aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanması, ayrıcalıklı kişi ve
toplulukların yaratılması engellenmektedir. Aynı durumda olanlar için farklı
düzenleme eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlak
ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik
ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar
arasında, kanunlara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'Adlî kontrol' başlıklı
109. maddesinde, adli kontrol koruma tedbirine ilişkin hükümler yer almakta
olup bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı
hâlinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar
verilebileceği hüküm altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun ile Türk ceza
yargılaması sistemine getirilen adli kontrol kurumu, serbest bırakılma ile
tutuklanma arasında etkinliğe sahip olan koruma tedbiri niteliğindeki bir
kurumdur. Bu kurum ile kişi özgürlüğünden tamamen yoksun kılınmamakla birlikte,
gözlemeyi ve denetlemeyi olanaklı kılan tedbirlere tâbi olmakta, böylece kişinin
kaçma riski azaltılırken özgürlüğünden tümü ile yoksun kalmasının zararları da
ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Hukuk devletinde, tutuklama ve adli kontrol gibi kişi hürriyetini sınırlandıran koruma tedbirlerine ilişkin kurallar ceza muhakemesi hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri göz önüne alınarak saptanacak ceza yargılaması siyasetine göre belirlenir.
İtiraz konusu kural uyarınca askeri yargıda hâkim, şüpheli
veya sanığı tutuklamak ya da tamamen serbest bırakmak arasında bir seçim yapmak
zorunda bırakılmaktadır. Kuralın gerekçesinde, aksine hüküm bulunmayan
hâllerde Ceza Muhakemesi Kanunu'na genel atıf yapıldığı ve askerî yargıda
uygulama olanağı bulunmayan hükümlerin ayrık tutulduğu belirtilmiş ancak neden
uygulama olanağının bulunmadığı açıklanmamıştır. Kanun koyucu, askeri yargıda
adli kontrol kurumunun ayrık tutulmasına ilişkin düzenleme yaparken hukuk
devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan
ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise 'elverişlilik', 'gereklilik'
ve 'orantılılık' olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. 'Elverişlilik',
başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, 'gereklilik'
başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, 'orantılılık'
ise başvurulan önlem ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü
ifade etmektedir. Tutuklamanın kişiler üzerindeki ağır etkilerini ortadan
kaldırmak amacıyla getirilmiş bir kurum olan adli kontrol kurumunun, askeri
yargıda uygulanmasına imkân vermeyen itiraz konusu kuralın, kamu yararı ile
bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından
ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu
açıktır.
Ceza yargılamasında, kişi temel hak ve özgürlüklerine müdahale
eden tedbirlere en son çare olarak ve özgürlüğü en az kısıtlayarak
başvurulması, insan hak ve özgürlüklerini vurgulayan adil yargılanma hakkına
uyulması gerekmektedir. İtiraz konusu kural uyarınca askeri yargıda, insan
haklarına yapılan orantısız müdahalelerin önüne geçmeyi ve en az kişi özgürlüğü
sınırlamasını amaçlayan adli kontrol kurumunun uygulanmasına imkân verilmemesi,
asker kişiler ile sivil kişiler arasında eşit olmayan uygulamalar yaratmakta ve
özgürlüklerinden mahrum olmalarına sebep olmaktadır. İtiraz konusu kural
uyarınca askeri yargıda adli kontrol tedbirlerinin uygulanamamasının,
anlaşılabilir haklı neden veya kamu yararına dayanmadığı, amaçla ilgili, ölçülü
ve adaletli olmadığı gibi askeri yargı ile bağdaşan bir yönünün de bulunmadığı
açıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural olan ''adlî kontrole ilişkin 109 ilâ'' biçimindeki ibare Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 5., 19. ve 36. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
B- Kalan Bölümün İncelenmesi
Başvuru kararında, 353 sayılı Kanun'un, 5530 sayılı Kanun'un 61.
maddesiyle değiştirilen ek 1. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu Kanunda
aksine hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanununun adlî kontrole
ilişkin 109 ilâ ' maddeleri hükümleri hariç olmak üzere diğer hükümleri askerî
yargıda da uygulanır.' biçimindeki bölümünün Anayasa aykırılığı ileri
sürülmüş ise de, fıkranın 'Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde
Ceza Muhakemesi Kanununun '.. maddeleri hükümleri hariç olmak üzere diğer
hükümleri askerî yargıda da uygulanır' biçimindeki bölümü, fıkrada yer
alan ancak dava konusu edilmeyen 'değerlendirme raporu
yetkisine ilişkin 166 ve istinafa
ilişkin 272 ilâ 285 inci' biçimindeki bölümünü de içeren ortak ibare
niteliğinde olup yukarıda açıklanan gerekçeler gözetildiğinde Anayasa'ya aykırı
bir yönü bulunmamaktadır.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, Anayasa Mahkemesine yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinde adli kontrol, 110.
maddesinde adli kontrol kararını verecek merciler, 111. maddesinde adli kontrol
kararının kaldırılması, 112. maddesinde adli kontrol tedbirlerine uymama, 113.
maddesinde güvence, 114. maddesinde güvencenin önceden ödetilmesi ve 115.
maddesinde güvencenin geri verilmesi hususları düzenlenmiştir. 353 sayılı
Kanun'un, 5530 sayılı Kanun'un 61. maddesiyle değiştirilen ek 1. maddesinde yer
alan ''adlî kontrole ilişkin 109 ilâ'' ibaresinin iptali nedeniyle
uygulanma olanağı kalmadığından dolayı fıkrada yer alan ''115''
ibaresinin de 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2012/149, K. 2013/63, 22 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası