İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2013/54 K.2013/161

İnfaz Hâkimliği

Esas2013/54Karar2013/161Tarih26 Aralık 2013Okuma9 dk · 1.868 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
26 Aralık 2013
Esas Sayısı
2013/54
Karar Sayısı
2013/161
Karar Günü
26.12.2013
R.G. Tarih-Sayı
29.05.2014-29014
İtiraz yoluna başvuran
Çankırı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.868 kelime·9 dk okuma·10 bölüm

İnfaz Hâkimliği

İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004

günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22., 25., 26. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Ceza infaz kurumu mektup okuma komisyonunun “hükümlünün yazmış olduğu mektubun yerine gönderilmemesine” ilişkin verdiği karara karşı yapılan itirazın incelenmesi sırasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun’un “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68. maddesi şöyledir:

“Madde 68- (1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22., 25., 26. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ’un katılımlarıyla 28.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya

aykırı görürse veya

taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına

varırsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak,

bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için

elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir davanın bulunması ve iptali

istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanun

kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve

davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte

bulunan kurallardır.

Başvuru kararında, Kanun’un 68. maddesinin tamamının iptali

istenilmektedir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında, hükümlünün bu

maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve

telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme

hakkına sahip olduğu; (2) numaralı fıkrasında, hükümlü tarafından gönderilen ve

kendisine gelen mektup, faks ve telgrafların; mektup okuma komisyonu bulunan

kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği; (3)

numaralı fıkrasında, kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,

görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer

suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,

faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmeyeceği; (4) numaralı fıkrasında ise, hükümlü tarafından resmî

makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların

denetime tâbi olmadığı kurala bağlanmıştır.

Bakılmakta olan davada, hükümlünün yazmış olduğu mektup, cezaevi mektup okuma komisyonu tarafından Kanun’un 68. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca denetime tabi tutulmuş ve (3) numaralı fıkrası gereğince de bu mektubun yerine gönderilmemesine karar verilmiştir.

Buna göre, Mahkeme, hükümlünün itirazını incelerken Kanun’un 68. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarını dikkate alarak itirazı sonuçlandıracaktır. Dolayısıyla, hükümlünün mektup gönderme hakkı ile bu hakkın denetim dışı tutulmasına ilişkin hususların düzenlendiği maddenin (1) ve (4) numaralı fıkralarının davada uygulanması söz konusu değildir.

Açıklanan nedenlerle;

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin;

1- (1) ve (4) numaralı fıkralarının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2- (2) ve (3) numaralı fıkralarının esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, yazılı haberleşme hakkının hem Anayasa hem

de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alındığı ve bu hakkın

cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler için de geçerli olduğu, oysa itiraz

konusu kuralla belirli bir yakınlık derecesi olsun veya olmasın yine mensubu

olsun veya olmasın tüm gerçek ve tüzel kişi ve kurumlarla hükümlülerin yapacağı

yazılı iletişimlerin denetime tabi tutulmasının öngörüldüğü, bu durumun temel

hakların dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez niteliği ve haberleşmenin gizliliği

ilkesi ile bağdaşmadığı, ayrıca hükümlü de olsa hakkında haberleşmenin

kısıtlanması yolunda alınmış hâkim kararı olmadıkça haberleşmenin gizliliği

esas olduğundan haberleşmenin denetlenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı

belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 12., 13., 17., 20., 22., 25., 26.

ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun’un 68. maddesinin itiraz konusu (2) numaralı fıkrasında, hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgrafların, mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği; (3) numaralı fıkrasında ise kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği kurala bağlanmıştır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların da

Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı; “Haberleşme hürriyeti”

başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrasında herkesin, haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu

belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise haberleşme hürriyetine, ancak

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel

ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim

kararı ile ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yine bu sebeplere bağlı

olarak kanunla yetkili kılınmış mercinin yazılı emri ile müdahalede

bulunulabileceği; kararın yetkili merci tarafından verilmesi hâlinde yirmidört

saat içinde görevli hâkimin onayına sunulması ve hâkimin de kararını kırksekiz

saat içinde açıklaması gerektiği; aksi hâlde verilen kararın kendiliğinden

kalkacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin son fıkrasında da istisnaların

uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarının kanunda belirtileceği öngörülmüştür.

Haberleşme özgürlüğünün kullanılması demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde ve Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak, kanunla, belli koşullara, sınırlamalara bağlanabilir. Ancak, getirilen bu sınırlamalar hakların özüne dokunamaz, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Anayasal açıdan dokunulamayacak özün, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surette güçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir.

Ceza infaz kurumlarının, özgürlüğü mahkeme kararıyla kısıtlanan

hükümlülerin tutulduğu Devletin kontrolü altındaki özel alanlar olması ve

dolayısıyla Devletin hem bu kurumda bulunanların güvenliklerinin korunması hem

de düzen ve disiplini tesis etme yükümlülüğünün bulunmasının doğal sonucu

olarak hükümlülerin sosyal ilişkilerinin ve dış dünya ile iletişimlerinin

sınırlandırılması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, itiraz konusu

kuralla ceza infaz kurumunda düzenin, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

ve suç işlenmesinin önüne geçilmesi açısından hükümlülerin yazılı

haberleşmelerinin denetim altına alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, itiraz

konusu kuralla kamu düzenin sağlanması amacıyla hükümlülerin haberleşme

özgürlüğüne bir sınırlandırma getirildiği, sınırlamanın kanunla ve Anayasa’nın

22. maddesinde belirtilen özel sınırlandırma nedenine bağlı kalınarak yapıldığı

açıktır.

Diğer taraftan itiraz konusu kural uyarınca hükümlülerin her türlü

yazılı haberleşmesinin ötesinde, bu kişilerin, asayiş ve güvenliği tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret

içeren mektup, faks ve telgrafları engellenecektir. Kurala konu

sınırlandırmanın hükümlülerin haberleşme özgürlüğünün kullanımını ciddi surette

güçleştirip, kişinin amacına ulaşmasına engel olmadığı ve haberleşme

özgürlüğünü ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımadığı, dolayısıyla hakkın özüne

zarar vermediği açıktır. Zira kuralda belirtilen bu sınırlamalar dışında hükümlülerin

yazılı haberleşmelerinin engellenmesi gibi bir durum söz konusu

değildir.

Ayrıca itiraz konusu kuralla, cezanın infaz hukukunun amacına

uygun olarak infaz edilebilmesi, başka bir anlatımla hükümlünün yeniden

suç işlemesini engelleyici etkenlerin güçlendirilmesi, toplumun suça karşı

korunması, hükümlünün, yeniden sosyalleşmesinin teşvik edilmesi, kurallara

saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunun

kolaylaştırılması amacıyla haberleşme özgürlüğüne bir sınırlama

getirilmekte olup bu sınırlama, kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratik

toplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında

kalmaktadır. Bu şekilde, hükümlülerin haberleşme özgürlüğü

sınırlandırılırken, Kanun’da sınırlandırma aracının sınırlandırma amacına uygun

ve orantılı şekilde kullanılmasını sağlayacak yasal güvencelere yer

verilmiş, böylece kamu yararı ile kişilerin haberleşme özgürlüğü arasında

makul denge de kurulmuştur.

Bu bağlamda, Kanun’un 68. maddesinin itiraz konusu (2) numaralı

fıkrasında ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan yazılı

haberleşme denetimini gerektiren yasal

amaçlar sıralanmış, başka bir anlatımla ceza

infaz kurumu idaresinin hükümlülerin yazılı haberleşmelerini denetlemesindeki

yetkisinin yasal sınırları açık ve anlaşılır bir şekilde belirlenmiştir. Öte

yandan, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasıyla da hükümlü tarafından resmî

makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların

denetime tâbi olmadığı belirtilerek hükümlülerin yazılı haberleşme özgürlüğü

yanında adil yargılanma hakkı da güvence altına alınmıştır. Bu

yönüyle kuralda öngörülen denetim ile Kanun’da hükümlülere tanınan diğer

iletişim imkânları da (avukat ve noterle görüşme, süreli veya süresiz

yayınlardan yararlanma, telefon ile haberleşme, radyo, televizyon yayınları ile

internet olanaklarından yararlanma) dikkate alındığında, hükümlülerin

yazılı haberleşme özgürlüğü ile kuralla getirilen sınırlama arasında bulunması

zorunlu adil denge korunmuştur.

Başvuru kararında, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yazılı haberleşmesinin hâkim kararı olmaksızın denetlenemeyeceği ileri sürülmüşse de Anayasa’nın 22. maddesinin son fıkrasında haberleşme hürriyeti ve gizliliğinin istisnai olarak kısıtlanabileceği kamu kurum ve kuruluşlarının kanunla belirtileceğinin öngörülmüş olması, aynı zamanda Kanun’da kurala konu uygulamalara karşı yargı yolu da açık tutularak idarenin sınırlandırma aracını sınırlandırma amacına ve Kanun’a aykırı şekilde kullanmasının önüne geçecek güvencenin de sağlanmış olması karşısında Anayasa’ya aykırılıktan söz etmek mümkün değildir.

Bu itibarla, kuralla tutuklu ve hükümlülerin haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlandırmanın, hakkın özünü zedelediğinden söz edilemeyeceği gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı düştüğü de söylenemez.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2., 13. ve 22. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 12., 17., 20., 25., 26. ve 38. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkralarının Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, 26.12.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/54, K. 2013/161, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu : 13.12.2004
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Altan
  9. Özgüldür
  10. Perktaş
  11. Akıncı
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2013/54
Karar No
2013/161
Tarih
26 Aralık 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/63 K.2013/163
  • AYM Norm Denetimi E.2013/43 K.2013/168
  • AYM Norm Denetimi E.2013/133 K.2013/169
  • AYM Norm Denetimi E.2013/139 K.2013/147
  • AYM Norm Denetimi E.2013/142 K.2013/150
  • AYM Norm Denetimi E.2013/140 K.2013/148

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.