İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/196 K.2015/103

- 29564

Esas2014/196Karar2015/103Tarih12 Kasım 2015Okuma47 dk · 9.321 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Kasım 2015
Esas Sayısı
2014/196
Karar Sayısı
2015/103
R.G. Tarih - Sayı
16.12.2015
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

9.321 kelime·47 dk okuma·18 bölüm

- 29564

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara 16. Tüketici Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

31.3.2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin;

1- (4) numaralı fıkrasının ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin,

2- (11) numaralı fıkrasının,

Anayasa'nın 10., 17., 20. ve 59. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY

6222 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca gerçekleştirilen elektronik kart uygulamasının durdurulması, ihlal ettiği hakların tespiti, neden olduğu hukuka aykırılıkların giderilmesi ve bu uygulama nedeniyle zorla imzalattırılan sözleşmelerin geçersizliğine karar verilmesi talebiyle açılan davada, itiraza konu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ

6222 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 5. maddesi şöyledir:

"Spor alanlarının güvenlik ve düzenine ilişkin tedbirler

MADDE 5- (1) Ev sahibi spor kulüpleri;

a) Spor alanlarında sağlık ve güvenliğe,

b) Müsabakanın yapılacağı yerde konuk takım seyircilerine bağımsız bir bölüm ayırmak ve taraftarlar arasında temas olmamasını sağlamaya yönelik olarak, ilgili spor federasyonları ve uluslararası spor federasyonları tarafından belirlenen önlemleri almakla yükümlüdür.

(2) Spor kulüpleri, müsabakanın güvenliğini sağlamak amacıyla il veya ilçe spor güvenlik kurullarının kendileriyle ilgili olarak aldığı kararları yerine getirmekle yükümlüdür.

(3) Birinci ve ikinci fıkralar kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla özellikle;

a) Spor alanlarına, seyri engellemeyecek şekilde ve federasyonun bağlı olduğu uluslararası federasyonun talimatlarına uygun olarak seyirci ile müsabakanın yapıldığı yer arasına tel, duvar, bariyer ve benzeri fizikî engeller konulabilir.

b) Fizikî engeller, ilgili spor güvenlik biriminin görüşü alınarak, il veya ilçe spor güvenlik kurullarının kararı ile kaldırılabilir.

c) Spor alanlarında, çocuklar ve engellilerin müsabakaları izleyebilmeleri için durumlarına uygun yerler tahsis edilir.

ç) Spor alanlarında seyircilerin oturma yerleri numaralandırılır. Bilet satışları koltuk numarasıyla ilişkilendirilerek yapılır. Müsabaka alanlarına kapasitenin üzerinde veya biletsiz seyirci alınamaz.

(4) Spor müsabakalarının yapıldığı alanlara girişi sağlayacak

biletler, elektronik sistem üzerinden oluşturulur. Bilet satın almak

isteyen kişilerle ilgili olarak, üzerinde adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti

kimlik numarası ve fotoğrafı olan bir elektronik kart oluşturulur. Kişinin

yabancı olması halinde kart üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yerine

uyruğu olduğu devletin adı ile Türkiye'ye giriş yaptığı pasaportun seri

numarası kaydedilir. Bilet satışları kişilere özgü elektronik kart üzerinden

yapılabilir. Spor müsabakalarına, kişi ancak adına düzenlenen elektronik kart

ile izleyici olarak girebilir. Spor müsabakasına izleyici olarak

girecek kişilerin kontrolünü ev sahibi kulüp yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük

ev sahibi olmayan müsabakalarda, müsabakaya katılan her iki kulüp; milli

müsabakalarda ise, ilgili federasyon tarafından yerine getirilir.

(5) Spor alanlarında; güvenliğin sağlanması ve bu Kanuna aykırı davrananların tespiti amacıyla, gerekli teknik donanımlar kurulur. Kameralar ve benzeri teknik donanımların yerleştirilecekleri yerler ve sayıları il veya ilçe spor güvenlik kurulları tarafından belirlenir.

(6) Futbol dalında en üst lig ile bir altındaki ligde bulunan kulüpler, dördüncü ve beşinci fıkralardaki sistemle ilgili teknik donanımları kendi kullanımındaki spor alanlarında kurmakla yükümlüdür. Elektronik karta ilişkin hükümler hariç olmak üzere aynı yükümlülükler, basketbol, voleybol ve hentbol dallarındaki en üst ligde bulunan kulüplerin kendi kullanımındaki spor alanları bakımından da geçerlidir.

(7) Futbolda en üst profesyonel lig ve bir altındaki ligde bulunan

kulüplerin müsabakalarının yapıldığı spor alanlarında; bu Kanunda sayılan diğer

spor branşlarında ise uluslararası spor müsabakalarının yapıldığı spor

alanlarında ev sahibi ve misafir takım için ayrı ayrı olmak ve gerektiğinde

kullanılmak üzere azami yirmi kişi kapasiteli en az iki tane bekletme odası ile

genel kolluk görevlileri ile özel güvenlik görevlilerinin kullanımına açık

tutulacak güvenlik kameraları ve anons sistemlerinin yönetildiği yeteri kadar

kontrol odasının oluşturulması zorunludur. Kontrol odasında federasyon ve spor

kulübü temsilcileri de bulunur. Kayıt altına alınan görüntü ve dokümanların

birer örneği, müsabakanın sonunda ilgili spor güvenlik birimine, federasyona ve

her iki kulüp temsilcisine verilir.

(8) Dördüncü, beşinci ve yedinci fıkralarda belirtilen güvenlik sistemlerinin ve odalarının giderleri, en üst profesyonel futbol ligi ve bir altındaki ligdeki kulüplerin kendileri tarafından; basketbol, voleybol ve hentbol dalları için ise spor tesisinin kullanım hakkına sahip olan kulüp ya da kuruluş tarafından karşılanır.

(9) Spor alanlarında hangi güvenlik sistemi veya teknik donanımın uygulanacağı ilgili federasyonun bağlı olduğu uluslararası spor örgütlerinin düzenlemeleri çerçevesinde yönetmelikle belirlenir.

(10) Spor alanları ile çevresinde; bu alanlara sokulması yasak maddelere ve eşyalara, yasak olan davranışlara ve bu alanlarda elektronik takibin yapıldığına ilişkin uyarı levhalarına yer verilir. Bu yükümlülük ilgili spor alanı kullanımında olan spor kulübü tarafından yerine getirilir.

(11) Dördüncü fıkrada belirtilen elektronik kart uygulaması ile ilgili olarak;

a) Bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetim yetkisi federasyonlara ait olup federasyonlar bu amaçla bünyelerinde merkezi kontrol sistemi oluşturur. Elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınacak kişisel bilgiler federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutulur. Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı erişimine açıktır.

b) Elektronik kart ile elektronik kart kapsamında satışı gerçekleştirilecek biletlerin basım, satış ve dağıtımına ilişkin yerel uygulamalar kulüpler tarafından, sistem üzerinden merkezi satışları ise ilgili federasyonlar tarafından gerçekleştirilir.

c) Elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasında ilgili federasyonlar yetkilidir. Merkezi pazarlama ve bilet satışından elde edilecek gelirler kulüplere ait olup federasyon ya da yetki verdiği üçüncü kişiler nezdinde oluşacak bu gelirler kamu kurum ve kuruluşlara ilişkin alacaklar hariç olmak üzere haczedilemez, devir ve temlik edilemez. Federasyonlar bu fıkra kapsamında belirtilen yetkilerini kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebilir."

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 25.12.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ümit DENİZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

A- Uygulanacak Kural Sorunu

3. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre, mahkemeler,

bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde

kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri

sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali

için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca

bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince

açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen

kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa

kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya

davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte

bulunan kurallardır.

4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5. maddenin (11) numaralı

fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinin de iptalini istemiştir. Anılan cümle,

merkezi pazarlama ve bilet satışından elde edilecek gelirlerin kulüplere ait

olduğunu ve federasyon veya yetki verdiği üçüncü kişiler nezdinde oluşacak bu

gelirlerin, kamu kurum ya da kuruluşlarına ilişkin alacaklar hariç olmak üzere

haczedilemeyeceğini, devir ve temlik edilemeyeceğini öngörmektedir. İtiraz

yoluna başvuran Mahkemedeki bakılmakta olan dava ise elektronik kart ve biletin

somut uygulamasının ihlal ettiği hakların tespiti, neden olduğu hukuka

aykırılıkların giderilmesi ve bu uygulama nedeniyle zorla imzalattırılan

sözleşmelerin geçersizliğine karar verilmesine ilişkindir. Söz konusu davanın

kulüplerin haklarına yönelik değil, bizatihi taraftar haklarına yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Bu durumda, elektronik kart ve biletin taraftar yönünden

uygulaması ile ilgisi bulunmayan bu cümlenin bakılmakta olan davadaki

uyuşmazlığın çözümüne bir etkisi yoktur. Dolayısıyla belirtilen kuralın, itiraz

başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı

bulunmamaktadır.

5. Açıklanan nedenle, 31.3.2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin (11) numaralı fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- Kanun'un 5. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Cümleleri ve (11) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin Birinci Cümlesi ile (b) Bendinin İncelenmesi

1- İtirazın Gerekçesi

6. Başvuru kararında özetle, bilim, sanat ve müzik gibi insanlığın

pozitif müşterek birikimlerinden biri olan sporun birçok ırk, mezhep, cinsiyet,

sosyal kesim ve farklı insanları bir araya getirmesi nedeniyle evrensel bir

nitelik taşıdığı, ayrıca eğlenme ve dinlenme haklarını içeren başlı başına

temel bir hak ve hürriyet olduğu, bunların yanında insan haysiyeti ve

şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel

haklardan biri olarak kabul edildiği, bu hakkın haberleşme ve seyahat

özgürlükleri ile özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı ile de ilgili olduğu,

sporda şiddetin ulusal ve uluslararası alanda büyük sorun teşkil ettiği,

şiddetten sporcuların yanı sıra sportif faaliyetleri izlemek isteyenlerin de

mağdur olduğu, kanun koyucunun şiddeti önlemek için yaptığı yasal düzenlemelerin

yeterli olmadığı ve bu düzenlemelerin şiddet mağduru bireylerin

mağduriyetlerini artırdığı, şiddetin masum ve mağdur insanların temel hak ve

özgürlüklerinin kısıtlanması suretiyle önlenemeyeceği, temel bir hak ile ilgili

düzenlemelerin evrensel normlar dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği

halde elektronik kart uygulamasının gerçek sporseverlerin haklarını ihlal

ettiği, kısıtlıların vasilerinin izni olmaksızın kendi başlarına kart

alamamaları nedeniyle spor müsabakalarını izlemelerinin engellenmesinin

reşit olmayanlar ile kısıtlıların haklarını ihlal ettiği, ayrıca uygulamanın

sadece futbol ve bu branşın da süper lig ve birinci ligiyle sınırlı olup diğer

ligler ile basketbol, voleybol, hentbol ile diğer branşlarda uygulanmamasının

kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu, elektronik kart ile toplu bilet

alımı olmadığından, kimsenin başkasını maça davet etme olanağının kalmamasının

toplumumuzda var olan ikram kültürünü ortadan kaldırdığı, uygulamanın özgür

irade ve hareket serbestisine ciddi bir müdahale oluşturduğu belirtilerek

kuralların, Anayasa'nın 10., 17., 20. ve 59. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

7. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, itiraz konusu kurallar ilgileri nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.

8. Kanun'un itiraz konusu kuralları da içeren 5. maddesi, spor alanlarının güvenlik ve düzeni için başta ev sahibi olmak üzere spor kulüplerinin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri, alınacak güvenlik tedbirlerini, elektronik kart ve bilet uygulamasını ve gerçekleştirilme usullerini düzenlemektedir.

9. 5. maddenin (4) numaralı fıkrasında, elektronik bilet ve kart

uygulaması ile spor müsabakasına gireceklerin kontrolüne ilişkin yükümlülükler

öngörülmekte olup itiraz konusu cümlelerde, elektronik bilet satın almak

isteyen kişilerle ilgili olarak, üzerinde adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti

kimlik numarası ve fotoğrafı olan bir elektronik kart oluşturulacağı, kişinin

yabancı olması halinde kart üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yerine

uyruğu olduğu devletin adı ile Türkiye'ye giriş yaptığı pasaportun seri

numarasının kaydedileceği, bilet satışlarının kişilere özgü elektronik kart

üzerinden yapılabileceği ve spor müsabakalarına, kişinin ancak adına düzenlenen

elektronik kart ile izleyici olarak girebileceği düzenlenmektedir.

10. Anılan maddenin itiraz konusu (11) numaralı fıkrası ise elektronik bilet uygulamasının ayrıntılarını düzenlemekte olup fıkranın (a) bendinin birinci cümlesinde bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetim yetkisinin federasyonlara ait olduğu ve federasyonların bu amaçla bünyelerinde merkezi kontrol sistemi oluşturacakları, (b) bendinde de, elektronik kart ve elektronik kart kapsamında satışı gerçekleştirilecek biletlerin basım, satış ve dağıtımına ilişkin yerel uygulamaların kulüpler tarafından, sistem üzerinden merkezi satışların ise ilgili federasyonlar tarafından gerçekleştirileceği öngörülmektedir.

11. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

12. Kanun koyucu düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. "Elverişlilik", başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, "gereklilik" başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, "orantılılık" ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da "ölçülülük ilkesi" gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.

13. Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önünde

eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu

ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin

amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı

tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar

uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde

eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.

Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

14. Anayasa'nın 59. maddesinin birinci fıkrasına göre, "Devlet,

her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri

alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder." Bu maddenin

gerekçesinde de "Sporun geliştirilmesi sadece fiilen spor yapanlara

değil, seyircileri için de eğitici ve sağlık kurallarına uygun bir ortamda

yaşamaya sevk edici etkileri sebebiyle Devletçe ele alınması için bir başka

sebeptir." denilmektedir. Bu düzenlemeye göre vatandaşlarını spora teşvik

etmek ve ona uygun olarak vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü

yatırımı ve altyapıyı hazırlamak Devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.

Ancak kamu düzeninin sağlanmadığı bir ortamda, hak ve özgürlüklerden gereği

gibi yararlanılması mümkün değildir. Dolayısıyla, Devletin vatandaşlarını spora

teşvik etme ve ona uygun olarak vatandaşların ihtiyaçlarını karşılama

yükümlülüğünün yanında kamu düzenini sağlama görevi de bulunmaktadır. Bu

nedenle, sporda şiddetin ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla çeşitli

tedbirler almak, Anayasa'nın 59. maddesiyle Devlete yüklenen yükümlülüğün bir

gereğidir.

15. Yasamanın genelliği ilkesi gereğince Anayasa'da düzenlenmemiş

bir alanın kanun koyucunun takdirine bırakıldığı, Anayasa'nın temel ilkeleri

ile yasaklayıcı hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, bu konudaki tercihin kanun

koyucunun takdiri kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. Spor müsabakalarına

giriş ve çıkışların kontrolü ve bilet basım, satış ve dağıtımına ilişkin olarak

Anayasa'da bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa'da düzenlenmeyen bir konunun

öngörülebilir ve uygulanabilir şekilde kanunla düzenlenmesi kanun koyucunun

takdirindedir. Bunun yanında hukuk devletinde, ülkenin sosyal, kültürel yapısı,

etik değerleri ve ekonomik hayatın gerekleri dikkate alınarak ceza siyasetini,

idari yaptırımları, kamu düzeninin sağlanması için alınacak idari önlemleri belirleme

yetkisi de kanun koyucuya aittir. Kanun koyucu, kendisine tanınan takdir

yetkisini anayasal sınırlar içinde kullanarak ve adalet, hakkaniyet ve

kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak çeşitli düzenlemeler yapabilir.

16. Anayasa Mahkemesince "kamu yararı" konusunda

yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının

araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa'nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamu

yararı kavramının Anayasa'da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa

Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi, kamu yararı, bireysel, özel

çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı

düşüncesi olmaksızın, yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerin

yararına olarak kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve

kesin olarak saptanması halinde, söz konusu kanun hükmü Anayasa'nın 2.

maddesine aykırı düşer. Açıklanan ayrık hâl dışında, bir kanun hükmünün ülke

gereksinimlerine uygun olup olmadığı ve hangi araç ve yöntemlerle kamu

yararının sağlanabileceği bir siyasî tercih sorunu olarak kanun koyucunun

takdirinde olduğundan, bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa

yargısıyla bağdaşmaz.

17. Kanun koyucunun, kamu düzeni ve güvenliği açısından büyük önem arz eden sporda şiddetin önlenmesi için tedbir alabileceği de kuşkusuzdur. Nitekim gerekçesine bakıldığında itiraz konusu kuralların, kamu düzenini korumak, toplumun, refah, huzur ve mutluluğunu etkileyen sporda şiddetin önlenmesini sağlamak, dolayısıyla kişilerin can ve mal güvenliğini de korumak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu sebeple anılan düzenlemelerin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu açıktır.

18. Kanun koyucu, itiraz konusu kurallarla Anayasa'nın 59.

maddesinin öngördüğü yükümlülük nedeniyle sportif faaliyetlerde gerçekleşen

şiddetin toplum üzerinde oluşturduğu tehlikeyi ve sportif faaliyetlerde işlenen

suçlardaki artışı dikkate alarak elektronik kart uygulamasını tercih etmiştir.

Böylece bilet satın almak isteyenler için üzerinde adı, soyadı, Türkiye

Cumhuriyeti kimlik numarası ve fotoğrafının olduğu bir elektronik kart

oluşturulacak, bilet almak isteyen kişinin yabancı olması hâlinde elektronik

kartın üzerine Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yerine uyruğu olduğu

devletin adı ile pasaportunun seri numarası yazılacak, bilet satışları sadece

elektronik kart üzerinden yapılabilecek ve spor müsabakasına kişi ancak adına

düzenlenmiş elektronik kart ile girebilecektir. Bilet organizasyonu,

seyircilerin müsabakalara giriş ve çıkış kontrolleri ilgili federasyonlarca

gerçekleştirilecektir. Ayrıca belirtilen kart ve biletlerin basım, satış ve

dağıtımına ilişkin yerel uygulamalar kulüplerce; sistem üzerinden merkezi

satışlar ise ilgili federasyonlarca yapılacaktır. Uygulama ile harici bilet

satışı ya da taraftar gruplarına toplu bilet temini mümkün olmayacak, bir kişi

ancak kendi adına düzenlenmiş kart ile müsabakalara girebileceğinden yasaklanan

kişilerin başkasına ait bilet ile müsabakalara girmeleri engellenebilecektir.

Üstelik kart ve bilet satışı ile kontroller ilgili federasyonlar tarafından

gerçekleştirilecektir. Böylece elektronik kart ve bilet satışı ile denetimler,

uygulamanın düzenli ve kurallara uygun olmasını, her alanda yeknesaklığın

sağlanabilmesini temin edecektir. Ayrıca, güvenliğin yanında vergisel olarak

mali denetim de daha kolay yapılabilecektir.

19. Elektronik kart ve bilet uygulaması ile bu kapsamda biletlerin

basımı, satışı ve dağıtımlarına ilişkin olarak kulüplere verilen görevler ve

biletlerin merkezi satışları ile bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka

alanlarına giriş ve çıkışlarının kontrol ve denetimi federasyonlara verilen

görevlerin, gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan, zamanında ve etkin tedbir

alınmadığı takdirde engellenmesi daha da güçleşecek olan sporda şiddet sorununu

çözme ve sporseverlerin kurallara uymalarını sağlama amacı için gerekli ve

elverişli olmadığı söylenemez. Dolayısıyla bu uygulama ile sporda şiddetin

önlenmesine katkı sağlanabileceğinden, söz konusu düzenlemelerin toplumu

oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğini temin etmek, kamu düzenini ve

güvenliğini sağlamak için kamu yararı amacıyla yapıldığı sonucuna da

ulaşılmaktadır.

20. Öte yandan sportif müsabakaları izleyecek olanların faaliyetlerini engelleyecek, sınırlayacak nitelikte bir uygulama olmayan, günümüz teknolojisine uygun olarak bilet yüklenmesini ve denetimini kolaylaştıran, tüm spor müsabakalarında aynı kuralların uygulanması sonucu bütünlüğü sağlayan, içerisinde güvenlik amaçlı sınırlı sayıda bilgi barındıran elektronik kart uygulamasının getirilmesi ile daha önce kullanılan basılı bilet kullanılarak gerçekleştirilen uygulama arasında ulaşılmak istenen amaç bakımından bir orantısızlık olduğundan da söz edilemez.

21. Diğer taraftan başvuru kararında, elektronik bilet

uygulamasının sadece futbol müsabakalarında ve bu branşın süper lig ve birinci

liginde uygulanmakta olduğu, diğer spor dallarında uygulanmamasının eşitlik

ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir. Oysa, spor alanlarının güvenlik ve

düzeninin sağlanması kapsamında Kanun'un 5. maddesinin (4) numaralı fıkrasında

branş ayrımı olmaksızın tüm spor müsabakalarının yapıldığı alanlara girişi

sağlamak üzere elektronik kart ve bilet uygulaması öngörülmüştür. Bu nedenle,

itiraz konusu kurallar sadece futbol ile sınırlı olmayıp diğer spor

dallarındaki müsabakalar için de geçerlidir. Ayrıca reşit olmayanlar ile

kısıtlı olanlar yönünden kuralların eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri

sürülmüş ise de kurallarda bu kişilere ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı,

belirtilen hususun bu kişilerin hak ve fiil ehliyetine yönelik düzenlemeler

içeren diğer hukuk kurallarının uygulanmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, itiraz konusu kuralların eşitlik ilkesini düzenleyen Anayasa'nın

10. maddesine aykırı olduğu söylenemez.

22. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kurallar, Anayasa'nın 2., 10. ve 59. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.

23. Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

24. Kuralın Anayasa'nın 17. ve 20. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

C- Kanun'un 5. Maddesinin (11) Numaralı Fıkrasının Kalan Kısımlarının İncelenmesi

1- İtirazın Gerekçesi

25. Elektronik kart uygulamasının reşit-reşit olmayan ya da

kısıtlı-kısıtlı olmayan ayrımı olmaksızın tüm elektronik bilet alanların özel

hayat ve aile hayatının gizliliğini ihlal ettiği, şiddeti önlemek amacıyla

getirilen ve kişisel verileri içeren elektronik kart bilgilerinin kulüpler

adına reklam ve pazarlanmasında federasyonlara yetki verilmesinin, elektronik

kartı ve elektronik kart uygulamasını ticari bir meta haline getirdiği,

spordan gelir elde edenlerin elektronik kart uygulaması ile gelir kaybına

uğrayacakları, insanların doğrudan harcama ile ulaşmaları gereken alana kart zorunluluğu

nedeniyle kısıtlanarak ulaşabilmelerinin hak ihlali olduğu, Devletin

yükümlülüğü gereği spora ulaşıma engel olan unsurları ortadan kaldırması

gerektiği belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 17., 20. ve 59. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

a- (11) Numaralı Fıkranın (a) Bendinin İkinci ve Üçüncü Cümlelerinin İncelenmesi

26. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, itiraz konusu kurallar ilgileri nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 13. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

27. İtiraz konusu (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci cümlesinde, elektronik kart oluşturulması amacıyla alınan kişisel bilgilerin federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutulacağı, üçüncü cümlesinde ise belirtilen veri tabanının Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının erişimine açık olacağı öngörülmektedir.

28. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel

hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu,

özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü

fıkrasında da "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler

hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya

silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını

öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya

kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas

ve usuller kanunla düzenlenir." denilerek kişisel verilerin korunması

hakkı, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında anayasal güvenceye

kavuşturulmuş ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların ancak

kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

29. Özel hayatın gizliliği kapsamında kişisel verilerin korunması

amacıyla Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen "kişisel verilerin

korunması hakkı" mutlak ve sınırsız bir hak

olmayıp Anayasa'nın 13. ve 20. maddeleri gereğince hakkın özüne

dokunulmaksızın ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine

aykırı olmamak üzere kanunla sınırlanabilir. Nitekim Türkiye'nin imzaladığı

ancak onaylanmasının henüz bir kanunla uygun bulunmadığı ve bu nedenle taraf

olamadığı 1981 tarihli ve 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi

Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin

9. maddesinde de devlet güvenliği, kamu güvenliği, devletin ekonomik

menfaatlerinin korunması ve suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncü

kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veya

bilimsel amaçlarla kullanılması durumlarında kişisel verilerin korunmasına

sınırlamalar getirilebileceği öngörülmüştür.

30. Kişisel veri kavramı, belirli veya kimliği belirlenebilir

olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. Bu

bağlamda adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini

ortaya koyan bilgiler değil, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal

güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses

kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi,

hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri

gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler

kişisel veri kapsamındadır. Kurallarda yer alan merkezi veri tabanında yer

alacak bilgiler ilgili kişinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası

ve fotoğrafıdır. Bilet almak isteyen kişinin yabancı olması hâlinde ise

üzerinde kimlik numarası yerine uyruğu olduğu devletin adı ile Türkiye'ye giriş

yaptığı pasaportunun seri numarası kaydedilecektir. Dolayısıyla elektronik kart

üzerinde yer alan bu kişisel verilerin, politik düşünce, dini inanç, sağlık,

cinsel yaşam veya ceza mahkûmiyetlerine ilişkin olanlar gibi hassas veri

niteliği taşımadığı açıktır.

31. Vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri

almak ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmek için sporda şiddetin

önlenmesi amacıyla çeşitli tedbirler almanın Anayasa'nın 59. maddesi uyarınca

Devlete verilen yükümlülüğün gereği olduğu açıktır. Kanun koyucunun, bu

yükümlülüğü gerçekleştirmek üzere getirdiği elektronik kart uygulamasının etkin

olabilmesi için kartta yer alan bilgilerle müsabakaya giren kişilerin

bilgilerinin karşılaştırılması amacıyla bilgilerin yer aldığı veri tabanının

oluşturulmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu veri tabanı kullanılarak gerek

bilet alanlar gerekse vergi denetimi bakımından bilet içeriği ve bedeli kontrol

edilebilir hâle gelebilecektir. Veri tabanı olmaksızın güvenlik kontrolünün

gerçekleştirilmesi, buna bağlı olarak da spor müsabakasına girmeleri

yasaklananların, müsabaka sırasında suç işleyenlerin tespiti ve haklarında

yasal işlem yapılması olanağı azalacağından elektronik kart ve bilet uygulaması

ile ulaşılmak istenilen amaç gerçekleşmeyebilecektir. Dolayısıyla sınırlı

sayıdaki kişisel verinin, kamu güvenliği, sportif faaliyetlere katılanların hak

ve özgürlüklerinin korunması; suçların önlenmesi, araştırılması, soruşturulması

ve kovuşturulması, ülkenin ekonomik veya mali çıkarının korunması amacıyla

tutulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kuralların amaçlarına ve gerekçelerine

bakıldığında kanun koyucunun elektronik kart uygulamasını içeren itiraz konusu

kuralları, sporda şiddetin önlenmesine katkı sağlayabileceğini düşünerek

toplumu oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğini temin etmek, kamu düzenini

ve güvenliğini sağlamak, vergi kaçırılmasını engellemek için kamu yararı

amacıyla düzenlediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bağlamda federasyonların

bünyesinde ortak veri tabanının bulunmasının, elektronik kart uygulaması ile

ulaşılmak istenilen amaçları gerçekleştirmek için zorunlu olduğu

anlaşılmaktadır.

32. Diğer taraftan spor federasyonları, teknik ve idari bakımdan bir veya birden fazla spor dalının bağlı olduğu, spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi kuruluşlardır. Dolayısıyla veri tabanının, görevleri arasında ilgili spor dalında organizasyon ve birlikteliğin sağlanması bulunan federasyonların bünyesinde tutulması federasyonların işlevlerinin bir gereğidir.

33. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön

koşulları arasında hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri bulunmaktadır.

Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk

normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde

devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven

duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi

ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Belirtilen ilkeler doğrultusunda

temin edilecek kişisel verilerin neden ve hangi gerekçeyle temin edileceğine

ilişkin olarak konu ve amaç sınırlamasının yapılması suretiyle bu verilerin

kapsamının ve ne şekilde kullanılacağının belirli olması gerekmektedir.

34. Söz konusu veriler, gerek kamu güvenliğinin gerekse vergi

denetiminin sağlanması bakımından tutulmaktadır. Söz konusu veri tabanının,

vatandaşların çok daha ayrıntılı ve hassas verilerinin bulunduğu Maliye ve

İçişleri Bakanlıklarının erişimine açılması veri güvenliği açısından sorun

teşkil etmez. Elektronik kart almak isteyenlerin başvuruları sonucu elde edilen

verilerin amaç ve kapsam dışında depolanması ve kullanılması hâlinde, 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki kişisel verilerin korunmasına ilişkin ceza

hükümlerinin uygulanacak olması nedeniyle bu konuda kanuni güvence de

bulunmaktadır. Belirtilen amaçlarla sınırlı olarak ve spor müsabakalarının

güvenli bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik olarak tutulan bu

verilerin, temin edilme sebebine ilişkin olarak konu, amaç sınırlaması ve bu

verilerin kapsamı ile kullanılma şekline dair bir belirsizlik bulunmadığından

söz konusu kurallar hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmez.

35. İtiraz konusu kurallar, sporda şiddetin önlenmesi,

kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması, bireylerin can ve mal güvenliğinin

temin edilmesi, vergi kaçırılmasını engellemek gibi demokratik toplum düzeni

yönünden zorlayıcı toplumsal ihtiyaçları karşılamaya yöneliktir. Kurallar

ile özel hayatın ve kişisel verilerin korunması haklarına bir sınırlama

getirilmiş ise de bu sınırlandırma Anayasa ile Devlete yüklenen demokratik

toplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında kalmaktadır.

Ayrıca öngörülen sınırlandırma için kullanılan araç, hak ve özgürlüğü en

az sınırlayacak, amaca uygun dengeli bir orantı oluşturmakta, kamu düzeni ve

güvenliğinin korunması şeklindeki kamu yararı ile kişisel verilerin korunması

hakkı arasında makul denge kurmaktadır. Dolayısıylasınırlamanın, ölçülülük

ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık teşkil ettiği söylenemez.

36. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 13., 20. ve 59. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

37. Kuralın Anayasa'nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

38. Serdar ÖZGÜLDÜR ve Engin YILDIRIM (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci ve üçüncü cümleleri yönünden, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Alparslan ALTAN ise (11) numaralı fıkranın (a) bendinin üçüncü cümlesi yönünden bu görüşe katılmamışlardır.

b- Kanun'un 5. Maddesinin (11) Numaralı Fıkrasının (c) Bendinin Birinci Cümlesinin İncelenmesi

39. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

40. Kanun'un 5. maddesinin (11) numaralı fıkrasının (c) bendinin itiraz konusu birinci cümlesi, elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasında ilgili federasyonların yetkili olmasını öngörmektedir. Reklam ve pazarlaması yapılabilecek olan bilgiler, (4) numaralı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca kişinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, fotoğrafı, kişinin yabancı olması durumunda kimlik numarası yerine uyruğu olduğu devletin adı ile Türkiye'ye giriş yaptığı pasaportunun seri numarasıdır. Dolayısıyla kulüpler adına reklam ve pazarlanması mümkün olan bilgiler kişisel verilerdir.

41. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Ölçülülük amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir.

42. Anayasa'nın 20. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere

özel hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması,

başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Kişinin özel hayatında

yaşananların, yalnız kendisi veya kendisinin rıza gösterdiği kimseler

tarafından bilinmesini isteme hakkı, kişinin temel haklarından biridir ve bu

niteliği nedeniyle insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde yer

almış, tüm demokratik ülkelerin mevzuatlarında açıkça belirlenen istisnalar dışında

devlete, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. Bu koruma

bireyin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin rızası olmaksızın

açıklanmamasını, yayılmamasını, nakledilmemesini ve bu bilgilere başkalarının

ulaşamamalarını da kapsamaktadır.

43. Kişisel verilerin ilgili üçüncü kişiler ya da kamu kurum ve

kuruluşları ile paylaşılabilmesi için, söz konusu kişi ve kurumların bu

verilere erişebilme hususunda kanunen yetkilendirilmiş olmaları ve bu verilerin

ilgili kurum ve kişilerin görevlerini yapması için gerekli olmasının yanı sıra

bu görevlerin yerine getirilmesi ile de sınırlı olması gerekir. Bu bağlamda

sportif faaliyetleri izlemek isteyenlerin kişisel verilerinin de sadece

Kanun'da öngörülen amaçla ve bu kayıtların hizmetin devamı için zorunlu olduğu

müddetle sınırlı olarak tutulması zorunludur. Kişisel verilere ilişkin

kuralların aynı zamanda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin teminine,

kullanılabilmesine, işlenebilmesine, ulaşılabilmesine, saklanma süresine,

temin edilme gerekçesine ilişkin hususlarda bir belirlilik içermesi

gerekmektedir. Diğer taraftan kuralın objektif olarak amaçlanan kamu yararını

gerçekleştirmeye elverişli ve bu amacın gerçekleştirilmesi için zorunlu olması

gerekir.

44. İtiraz konusu kural uyarınca kişisel veriler, ilgili federasyon

tarafından kulüpler adına reklam ve pazarlamada kullanılabilecektir. Böylece

spor müsabakalarını izlemek amacıyla verilen kişisel verilerin üçüncü kişilere

aktarılması olanaklı hâle gelmektedir. Ancak kişisel verilerin elektronik kart

almak üzere verilmiş olması, söz konusu verilerin üçüncü kişilere aktarımına

rıza gösterildiği anlamına gelmez. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinde

kişisel verilerin "ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık

rızasıyla işlenebileceği"nin açıkça ifade edilmesi karşısında, kişisel

veri niteliğinde bulunan elektronik kart bilgilerinin, ilgili kişilerin

rızaları alınmaksızın, federasyon tarafından reklam ve pazarlama amacıyla

üçüncü kişilere verilmesi sonucuna yol açan kuralın özel hayatın ve

kişisel verilerin korunması haklarına bir sınırlama getirdiği açıktır.

45. Öte yandan demokratik toplum düzeninin oluşturulması,

korunması ve geliştirilmesi açısından, sportif faaliyetlerde yaşanan şiddet

önlenirken bireylerin haklarının ölçüsüz şekilde sınırlanmaması için gerekli

özenin gösterilmesi hayati öneme sahiptir. Ancak kişisel verilerin rıza

olmaksızın üçüncü kişilere aktarımı sonucunu doğuracak şekilde elektronik kart

bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasında ilgili federasyonların

yetkili kılınmasının, sporda şiddetin önlenmesi için demokratik toplum

düzeni bakımından alınması gereken tedbirlerden olduğu söylenemez. Aynı

zamanda söz konusu yetkinin federasyona verilmesi suretiyle özel hayatın ve

kişisel verilerin korunması haklarına getirilen sınırlandırma, sportif

faaliyetlerde yaşanan şiddeti önleme amacını gerçekleştirmeye elverişli de

değildir. Dolayısıyla belirtilen amaç için gerekli ve elverişli olmayan

kuralın, ölçülülük ilkesine uygun olmadığı açıktır.

46. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

47. Kurallar, Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden, Anayasa'nın 17. ve 59. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

c- Kanun'un 5. Maddesinin (11) Numaralı Fıkrasının (c) Bendinin Üçüncü Cümlesinin İncelenmesi

48. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

49. Kanun'un 5. maddesinin (11) numaralı fıkrasının (c) bendinin itiraz konusu üçüncü cümlesi, federasyonların fıkra kapsamındaki yetkilerini kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere devredebileceğini öngörmektedir. Üçüncü kişilere kısmen ya da tamamen devredilebilecek yetkiler şunlardır:

a- Bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrolü ve denetimi yapmak ile bu amaçla merkezi kontrol sistemi oluşturulması,

b- Elektronik kart oluşturmak amacıyla alınan kişisel bilgilerin merkezi veri tabanında tutulması,

c- Elektronik kart ve elektronik kart kapsamında satışı gerçekleştirilecek biletlerin basım, satış ve dağıtımına ilişkin sistem üzerinden merkezi satışlar gerçekleştirilmesi,

d- Elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlanması.

50. Yasamanın genelliği ilkesi gereğince Anayasa'da düzenlenmemiş bir alanın, Anayasa'nın temel ilkeleri ile yasaklayıcı hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla öngörülebilir ve uygulanabilir şekilde kanunla düzenlenmesi kanun koyucunun takdirinde olup kanun koyucu, kendisine tanınan takdir yetkisi çerçevesinde düzenlemeler yapabilir. Spor müsabakalarına giriş, girişlerin kontrolü, bilet basım, satış ve dağıtımına ilişkin olarak da Anayasa'da bir düzenleme bulunmamaktadır.

51. Kuralda devredilmesi öngörülen bilet organizasyonu ve

seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetim

yetkisi ile bu amaçla merkezi kontrol sistemi oluşturma ve elektronik kart ve

elektronik kart kapsamında satışı gerçekleştirilecek biletlerin basım, satış ve

dağıtımına ilişkin sistem üzerinden merkezi satışlar gerçekleştirme yetkisi,

Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel

idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinden

değildir. Bu nedenle belirtilen bu görevlerin özel hukuk tüzel kişilerince

yerine getirilmesi mümkündür. Spor federasyonları da özel hukuk

hükümlerine tabi bağımsız nitelikte kuruluşlardır. Dolayısıyla tamamen

özel hukuk alanında kalan, genel idare esaslarına göre yürütülmesi

zorunlu olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görev

niteliği taşımayan görevlerin idarece yerine getirilme zorunluluğu olmadığı

gibi bizatihi federasyonlar eliyle yürütülmesi de gerekmemektedir. Söz konusu

yetkilerin devri, Devlete verilen yükümlülükleri öngören Anayasa'nın 59.

maddesine aykırılık oluşturmadığı gibi özel hayatın ve kişisel verilerin

korunması hakkını engelleyecek bir nitelik de taşımamaktadır. Bu nedenle

kuralın belirtilen görev dolayısıyla federasyonlara tanınan yetkinin

devredilebilmesine olanak sağlamasında Anayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.

52. Elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlanması yetkisinin ilgili federasyonlara verilmesini öngören (11) numaralı fıkrasının (c) bendinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinden belirtilen bu yetkinin üçüncü kişilere devrinin Anayasa'ya uygunluğunun ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

53. Öte yandan üçüncü kişilere devredilebilecek yetkiler arasında elektronik

kart oluşturmak amacıyla alınan kişisel bilgileri merkezi veri tabanında tutmak

da bulunmaktadır. Bu yetki uyarınca sportif faaliyetleri izlemek isteyenlerin

kişisel verilerin bulunduğu veri tabanı ilgili federasyon tarafından üçüncü

kişilere devredilebilecektir. Üstelik bu işlem için kişisel veri sahibi

ilgilinin veri paylaşımına rızasının bulunması koşulu da aranmamaktadır. Ayrıca

kişisel veri tabanının devri sonrasında kime, hangi amaçlarla aktarılacağı

konusunda da denetim imkânı öngörülmemiştir. Diğer anlatımla kural, kötüye

kullanım olasılığını engelleyici etkili ve yeterli tedbirlere de yer

vermemektedir. Bu durum kuralı öngörülme amacının ötesinde kişisel

bilgilerin gizliliğinin keyfi şekilde ihlal edilmesi sonucunu doğurabilecek bir

araca dönüştürmektedir.

54. İptali istenilen düzenlemenin temel amacının sporda şiddeti

önlemek ve bu şekilde kamu düzeni ve güvenliğini korumak olduğu görülmektedir.

Bu meşru amaç için öngörülen düzenleme uyarınca gerçekleştirilen veri tabanının

üçüncü kişilere devrinin özel hayatın ve kişisel verilerin korunması hakkını

sınırlandırdığı açıktır. Ancak kişisel verilerin üçüncü kişilere devri sonucu

gerçekleşecek bu sınırlandırmanın elektronik kart ve bilet uygulaması ile

gerçekleştirilmek istenilen sporda şiddetin önlenmesine hiçbir katkısı

bulunmamaktadır. Hakkı sınırlayan düzenlemeyle, ilgili federasyona, ihtiyaç

duyulandan çok daha geniş bir yetki verilmektedir. Bu durum sınırlama

aracıyla sınırlama amacı arasında bulunması gereken makul dengeyi bozmakta, özel

hayatın ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına kuralda belirtilen

sınırlama amacı dışında ölçüsüz bir şekilde müdahale edilebilmesine imkân

tanımaktadır. Öte yandan, temel hak ve hürriyetlere getirilen sınırlamaların,

demokratik toplum düzeni bakımından zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralla, özel hayatın

gizliliğine ve kişisel verilerin korunması hakkına sınırlama getirilirken

sınırlama aracının sınırlama amacına uygun ve orantılı olarak kullanılmasını

temin edecek güvencelere yer verilmemesi demokratik toplum düzeninde gerekli

olmayan ölçüsüz bir sınırlama niteliğindedir.

55. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci cümlesi yönünden Anayasa'nın 13., 20. ve 59. maddelerine aykırıdır. Kuralın bu cümle ile federasyona verilen yetkinin üçüncü kişilere devri yönünden iptali gerekir.

56. Kural, (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci cümlesi dışındaki hükümler yönünden ise Anayasa'nın 13., 20. ve 59. maddelerine aykırı değildir. Belirtilen hükümlerle federasyonlara verilen yetkilerin üçüncü kişilere devri yönünden iptal talebinin reddi gerekir.

57. Serdar ÖZGÜLDÜR, kuralın iptaline ilişkin görüşe farklı gerekçeyle katılmış, iptal talebinin reddine ilişkin görüşe ise katılmamıştır.

58. Kuralın Anayasa'nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

31.3.2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin;

A- (11) numaralı fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

B- (4) numaralı fıkrasının ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C- (11) numaralı fıkrasının;

1- (a) bendinin;

a- Birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,

b- İkinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM ile Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

c- Üçüncü cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Alparslan ALTAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,

3- (c) bendinin;

a- Birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Üçüncü cümlesinin;

ba- (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci cümlesi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

bb- (11) numaralı fıkranın (a) bendinin ikinci cümlesi dışındaki hükümler yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

12.11.2015 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

KARŞIOY GÖRÜŞÜ

6222 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (a) fıkrasında "...Elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınacak kişisel bilgiler federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutulur. Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı erişimine açıktır" düzenlemesi yer almaktadır.

1981 tarihli ve 108 sayılı, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 2. maddesi, kişisel veriyi belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait tüm bilgiler şeklinde tanımlamaktadır. Anayasa Mahkemesi de bu tanımı çeşitli kararlarında benimsemiştir. Elektronik kartta bilet satın almak isteyen kişilerin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve fotoğrafı bulunmaktadır. Bu tür veriler Anayasa Mahkemesinin E.2013/122, K.2014/74 sayılı kararında da belirtildiği gibi kişisel veri kapsamındadır.

Kişisel verilerin toplanması ve işlenmesinde dikkat edilmesi

gereken en önemli hususlardan biri verilerin amacın gerektirdiğinden daha uzun

bir süre tutulmamasıdır. Ülkemizde kişisel verilerin korunmasını denetleyecek

bağımsız bir kurul ya da devlet kuruluşu bulunmamaktadır. Kişisel verilerin

korunması ancak dava yoluyla gerçekleştirilebilmektedir. Kişisel verilerin

korunması kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesine imkân tanıyarak,

bireyin hayatını kendi özgür iradesiyle düzenlemesine katkı sağlamaktadır.

Bireyin kişisel verileri üzerindeki hakkı yeteri kadar korunmazsa, kişiliğini

serbestçe geliştirmesi zora gireceğinden, özgür iradeleriyle yaşamlarını

biçimlendiren bireylerden oluşan demokratik bir toplum düzeninin ortaya çıkması

ve korunması da güçleşecektir. Kişisel verilerin korunmasıyla, kişisel veri

toplanması, saklanması ve işlenmesi sırasında bireyin hak ve özgürlüklerinin

korunarak demokratik toplum düzeninin oluşmasına katkı yapmak

hedeflenmektedir. Anayasa'nın 20. maddesinin son fıkrası çok açık bir

şekilde kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla

düzenleneceğini hüküm altına almakla birlikte ülkemizde kişisel verilerin

korunmasını düzenleyen çerçeve bir kanun bulunmamaktadır.

İtiraz konusu kural uyarınca ilgili federasyonlar bünyesinde

elektronik kart üzerinde yer alan bilgilerin yer alacağı bir merkezi veri

tabanı oluşturulacaktır. (Somut olarak TFF tarafından oluşturulmuştur.) Bu veri

tabanı da İçişleri ve Maliye Bakanlıklarının erişimine açık olacaktır.

Dolayısıyla belirtilen bilgilere ulaşılması bu bakanlıklar yönünden mümkün hâle

gelmektedir. Bu durumda kişilerin özel hayatlarına müdahale olduğu açıktır. Kişisel

verilerin tutulduğu veri tabanının Maliye ve İçişleri Bakanlıklarının

denetimine açılması vergi denetimi ve kamu güvenliği gibi meşru amaçlar taşısa

bile demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından herhangi bir acil ve

baskın toplumsal ihtiyaca denk gelmemektedir.

Belirtilen nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle, çoğunluk kararına muhalefet edilmiştir.

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY ve FARKLI GEREKÇE

1. "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı" Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce (TBMM) 31.3.2011 tarih ve 6222 sayılı Kanun olarak kabul edilmiş ve 14.4.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu Kanunun "Spor alanlarının güvenlik ve düzenine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddenin (11) numaralı fıkrası anılan Kanun Tasarısı'nda yer almadığı gibi, TBMM Adalet Komisyon'unca kabul edilen metinde de yer almadığı ve TBMM Genel Kurulu'nda verilen bir önergenin kabulüyle kanun metnine eklendiği anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 88. maddesinde "Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.

Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde

görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir." denilmektedir.

Anayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasının ihlâli sonucu bir yasalaştırma

söz konusuysa, bu konudaki ihlâl Anayasa'nın 148. maddesi anlamında bir "şekil

sakatlığı"na değil, doğrudan 88. maddesine aykırı düşer ve yapılacak

anayasal denetimin, "şekil bakımından" değil, "esas

bakımından" söz konusu olması gerekir. 88. maddenin ikinci fıkrasındaki

"Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme

usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir" hükmünün de, bu açıklama

çerçevesinde yorumlanması ve bu düzenlemenin aynı maddenin birinci fıkrasındaki

anayasal hüküm doğrultusunda anlaşılması ve hüküm ifade etmesi gerekir. Yani,

birinci fıkraya aykırı bir durum söz konusu ise artık ortada doğrudan bir

Anayasa ihlâli söz konusu olacak ve Anayasa'nın bu hükmünün bir tekrarından

ibaret olan TBMM İçzüğü'nün 35. maddesinin ihlâli nedeniyle, Anayasa'nın

148. maddesinde belirtilen (ve son oylamaya ilişkin olmadığından kanunun

iptalini gerektirmeyen) bir şekil sakatlığından ve şekil denetiminden değil;

88. maddenin birinci fıkrasının ihlâli sonucu esası ilgilendiren bir

sakatlıktan ve esas denetimden söz edilebilecektir.

Davanın somutu ile ilgili olarak düzenleme öngören TBMM İçtüzüğü'nün "Komisyonların yetkisi, toplantı yeri ve zamanı" başlıklı 35. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: "Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı ve/veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilirler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kendilerine ayrılan salonlarda toplanırlar.

Ancak, komisyonlar, 92 nci maddedeki özel durum dışında kanun teklif edemezler, kendilerine havale edilenler dışında kalan işlerle uğraşamazlar. Başkanlık Divanının kararı olmaksızın Genel Kurulun toplantı saatlerinde görüşme yapamazlar ve kanun tasarı ve tekliflerini bölerek ayrı ayrı metinler halinde Genel Kurula sunamazlar."

İçtüzüğün 35. maddesinin yukarıdaki açık metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, komisyonların kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerini görüşme yetkileri sınırlandırılmış olup, komisyonların İçtüzüğün 92 nci maddesindeki özel durum dışında (genel veya özel af ilanını içeren kanun tasarı ve teklifleri) kanun teklif etme yetkileri yoktur. Yukarıda belirtilen yasa değişiklikleri Bakanlar Kurulunca önerilen Tasarı metninde olmadığı halde TBMM Genel Kurulunda Tasarı metnine ilave edilerek kanunlaştırıldığından; bu durum Anayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasına (dolayısiyle de bu hükmün açıklaması mahiyetinde bulunan TBMM İçtüzüğü'nün 35 inci maddesine) açıkça aykırı düşmektedir.

Anayasa'nın 88. maddesinin birinci fıkrasının açık âmir hükmü karşısında, TBMM İçtüzüğü'nün 87 nci maddesi gerekçe gösterilerek, görüşülmekte olan bir tasarı veya teklifin konusu olmayan "başka" kanunlarda ek ve değişiklik getiren "yeni bir kanun teklifi mahiyetindeki" değişikliklerin "Genel Kurul" tarafından da yapılamayacağı açıktır.

Anayasa'nın 148. maddesindeki "Kanunların şekil bakımından

denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı.

hususları ile sınırlıdır." hükmünün de bu belirlemeye etkisinin

olamayacağı kuşkusuzdur. Gerçekten, 88 nci maddenin birinci fıkrasına açıkça

aykırı bir yasama faaliyeti sözkonusu olduğundan, Genel Kurulca öngörülen

çoğunlukla yapılacak bir "son oylama"nın belirtilen Anayasa'ya

aykırılığı düzelteceği kabul edilemez. Ancak 88 inci maddenin birinci fıkrasına

uygun bir yasama faaliyeti içerisinde 148 inci maddedeki "şekil

denetimi" kuralı işletilebilir. Davanın somutunda ise yukarıda açıklandığı

üzere, aksi yönde bir yasama faaliyeti bulunduğu görüldüğünden; 148 inci

maddenin bu davanın somutunda uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. (Bu konudaki

bir inceleme için bkz.: Torba Yasalar ve Yasama sürecindeki İçtüzük

Hükümlerinin Şekil Denetimi Sorunu, Hıfzı DEVECİ, TBB Dergisi, 2015 (117) s.

55-90)

Esasen Anayasa Mahkemesinin 25.12.2008 tarih ve E.2008/71, K.2008/183 sayılı kararına (RG 9.4.2009, Sayı:27195) konu iptal davası başvurusunun içeriğinden de, bu şekildeki bir uygulamanın TBMM İçtüzüğü'nün 35. maddesine aykırı düştüğünün TBMM Başkanlığınca saptandığı ve ilgili komisyona kabul edilen tasarı metninin iade edilmesine karşılık, ilgili komisyonca iade edilen tasarı metninin yeniden bir üst yazı ile Genel Kurulun onayına sunulmak üzere TBMM Başkanlığına geri gönderildiği ve akabinde yasalaştığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle; anılan kuralın Anayasa'nın 88. maddesine aykırı düşmesi nedeniyle iptali gerektiği kanaatine vardığımdan; Kurulca uygulanacak kural olmadığına karar verilen 2. cümle dışındaki fıkranın tamamının bu nedenle iptali gerektiğini değerlendiriyorum.

2. Anayasa'nın "Sporun geliştirilmesi ve tahkim" başlıklı 59. maddesi "Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder." hükmü öngörmekte; anılan maddenin gerekçesinde ise "sağlık hizmetlerinin bir parçası, beden sağlığının spor yaptırarak korunmasıdır. Sporun kitlelere yayılması bu amacın teminine yarayacak araçlardan biridir. Sporun geliştirilmesi sadece fiilen spor yapanlara değil, seyircileri için de eğitici ve sağlıklı uygun bir ortamda yaşamaya sevkedici etkileri sebebiyle Devletçe ele alınması için bir başka sebeptir." denilmektedir.

Yine Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20.

maddesinin son fıkrasında "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili

kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak Kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir." Hükmünü taşımakta; anılan

düzenlemenin gerekçesinde de "Anayasada kişisel verilerin korunmasına

yönelik dolaylı hükümler bulunmakla birlikte yeterli değildir. Mukayeseli

hukukta ve tarafı olduğumuz uluslararası belgelerde ve kişisel verilerin

korunması önemle vurgulanmaktadır. Maddeyle, herkesin, kendisiyle

ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, anayasal bir hak

olarak teminat altına alınmaktadır. Bu bağlamda, bireylerin

kendilerini ilgilendiren kişisel veriler üzerinde hangi hak ve yetkilere sahip

olduğu ve kişisel veriler hangi hallerde işlenebileceği hükme bağlanırken,

kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin Kanunla düzenleneceği

öngörülmektedir." denilmektedir.

Anayasa'nın 20. maddesinin çıkarılmasını öngördüğü kanun ise henüz çıkarılmamıştır. Ancak, örneğin Türk Ceza Kanunu'nun 135-140. maddesinde kişisel verilen hukuka aykırı olarak kaydedilmesi ve işlenmesi halleri suç olarak düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.

Öte yandan, bir çok uluslararası sözleşmede de kişisel verilerle

ilgili düzenlemeler yapılmış ve konunun önemi bu uluslararası metinlere

yansımıştır. Örneğin, Türkiye'nin 1981'de imzalamasına karşın henüz

onaylamadığı, Avrupa Konseyi'nin 28.1.1981 tarih ve 108 numaralı "Kişisel

Nitelikli Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların

Korunmasına Dair Sözleşme"nin 6. maddesine göre, iç hukukta uygun

güvenceler sağlanmadıkça, ırk menşeini, politik düşünceleri, dini veya

diğer inançları ortaya koyan verilerle diğer kişisel nitelikteki veriler,

sağlık veya cinsel yaşamla ilgili kişisel nitelikteki veriler ve ceza

mahkumiyetleri, otomatik bilgi işlemine tâbi tutulamazlar. Anılan Sözleşme'nin

2. maddesine göre "Kişisel Veri: kimliği belirtilen veya

belirtebilen gerçek kişiyle ilgili tüm bilgiler"dir. Kişinin kimlik

numarası, fiziksel, psikolojik, duygusal, ekonomik ve kültürel kimliği veya

sosyal kimliği, isim, telefon numarası, elektronik posta adresi, doğum tarihi,

parmak izi, DNA bilgileri, adresi, sosyal güvenlik numarası gibi bilgiler

kişisel veri olarak değerlendirilmektedir. Yine Avrupa Birliği'nin 24 Ekim 1995

tarihli "Kişisel Verilerin İşlenmesinde Gerçek Kişilerin Korunması

Yönergesi (95/46/EC)"nde de siyasi, dini felsefi görüşler veya uyuşturucu,

alkol bağımlılığı veya sağlık gibi hassas verilerin korunmasına ilişkin

düzenlemelere yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilerin

fiziki ve sosyal kimlikleri, kişisel bilgileri, cinsiyetleri, şahıslarına ait

özerk sahaları, adları, medeni hali, parmak izi, fotoğrafları, fiziki ve sosyal

bütünlükleri (sağlık/tıbbi bilgileri), iş ilişkileri, sosyal etkinlikleri,

kişisel gelişimi, fiziki ve moral güvenliği, dış çevrede insanlarla ilişkileri

gibi hususları, Sözleşme'nin "Özel hayatın ve aile hayatının

korunması" başlıklı 8. maddesi kapsamında "özel hayat" kavramı

içinde değerlendirmektedir.

Anayasa Mahkemesi de aşağıda işaret edilen kararlarında, söz konusu yasal düzenlemelerin ilgili kurallarını, kişisel verilerin korunmasına ilişkin Anayasa'nın 20. maddesine aykırı bularak iptali yoluna gitmiştir:

- 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu'nun 8. ve 54/b maddelerinin iptaline dair 20.3.2008 tarih ve E.2006/167, K.2008/86 sayılı karar (R.G. 25.6.2008; Sayı: 26917),

- Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16. maddesinin (2) nolu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "gerçek" ve "gizli olsa dahi" ibareleri ile 47. maddesinin (1), (2) ve (3) no'lu fıkralarının iptaline dair 14.2.2013 tarih ve E.2011/150, K.2013/30 sayılı karar (R.G. 25.6.2013; Sayı: 28688),

- 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 51. maddesinin iptaline dair 9.4.2014 tarih ve E.2013/122, K.2014/74 sayılı karar (R.G. 26.7.2014, Sayı: 29072),

- 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 126. maddesi ile değiştirilen 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarlar Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (4) no'lu fıkrasının iptaline dair 2.10.2014 tarih ve E.2014/149, K.2014/151 sayılı karar (R.G. 1.1.2015, Sayı: 29223),

- 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun 3. maddesinin (1) no'lu fıkrasının (a) bendindeki ".ilgili mevzuatı saklı kalmak kaydıyla." ibaresinden sonra gelen ".gerçek." ibaresinin iptaline dair 4.12.2014 tarih ve E.2013/84, K.2014/183 sayılı karar (R.G. 13.3.2015, Sayı: 29294),

- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 78. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi ile son cümlesinin iptaline dair 25.12.2014 tarih ve E.2014/74, K.2014/201 sayılı karar (R.G. 23.5.2014, ayı: 29364).

Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın somutuna dönüldüğünde;

6222 sayılı Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istenen ikinci,

üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, spor müsabakalarına girişte elektronik kart

alınması uygulamasıyla ilgili genel çerçeveyi çizdiği, ilk nazarda sadece

kimlik ya da pasaport numarası verilmesinin bunun için yeterli olduğu

izlenimini verdiği ve yasanın diğer maddeleriyle birlikte değerlendirilmemesi halinde

Anayasa'ya aykırı bir yönünün olmayabileceği düşünülebilirse de; 5. maddesinin

(11) no'lu fıkrasında aynı elektronik kart uygulamasıyla ilgili olarak

öngörülen "Elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınacak kişisel bilgiler

federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutular",

"Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı erişimine

açıktır", "Federasyonlar bu fıkra kapsamında belirtilen yetkilerini

kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebilir" şeklindeki kurallar

dikkate alındığında, öngörülen sistemin salt bir "isim, kimlik

tespiti"nden ibaret olmadığı, uygulamada da Türkiye Futbol Federasyonu'nun

bir özel bankayla anlaşmak suretiyle seyircilere ilişkin tüm kişisel bilgilerin

bu banka ile yapılan kredi sözleşmesine dercedildiği ve isim, adres, telefon

numarası, elektronik posta adresi gibi kişisel verilerin depolandığı ve bu

bilgilerin iki Bakanlığın erişimine açık olduğu gerçeği karşısında, iptali

istenen kuralların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Kişisel verilerin sistematik biçimde kayıt altına alınabilmesi

için, verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların da kanunda gösterilmesi

gerekir. Keza, kişisel verilerin alınması ve işlenmesinin demokratik bir

toplumda gerekli olması, amaçla orantılı ve ölçülü bir tedbir olması da

gerekmektedir. İtiraz konusu düzenlemede elektronik kart uygulaması sonucu

toplanacak kişisel verilerin toplanması, işlenmesi ve korunması konularında

hiçbir belirlilik olmadığı gibi, bilakis Anayasa'nın 20. maddesiyle tanınan

kişisel verilerin korunması hakkını önemli ölçüde zedeleyen mahiyeti itibariyle

kuralın ölçüsüz olduğu ve bu yönü itibariyle aynı zamanda hukuk devleti

ilkesiyle bağdaşmadığı görülmektedir.

Öte yandan, anılan kuralla getirilen zorlaştırıcı mahiyetteki tedbirler nedeniyle, sporun kitlelere yayılmasının teşvik edilmesini öngören Anayasa'nın 20. maddesinin de ihlâl edildiği açık olduğu gibi; "sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi" düşüncesi de anılan anayasal kuralın ihmaline gerekçe teşkil edemez.

Açıklanan nedenlerle; anılan düzenlemelerin Anayasa'nın 2., 13., 20. ve 59. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatine vardığımdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

KARŞIOY GEREKÇESİ

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin (11) numaralı fıkrasının (a) bendinde federasyonların bir merkezi kontrol sistemi oluşturacakları ve elektronik kart oluşturulmak üzere alınacak kişisel bilgilerin merkezi veri tabanında tutulacağı belirtildikten sonra, bahse konu veri tabanının Maliye ve İçişleri Bakanlıklarının erişimine açık olacağı öngörülmektedir. Adı geçen Bakanlıkların veri tabanına erişimi konusu, bendin son cümlesi olarak düzenlenmiştir.

Veri tabanının kişisel bilgileri ihtiva etmesi, bu kişisel bilgilerin Anayasa'nın 20. maddesinin güvencesi altında olması, bilgilerin kullanımının konu ile ilgisi bulunmayan ve hangi amaçla, ne şekilde bu verileri kullanacakları belli olmayan idare birimlerine açılmasının 20. maddede belirtilen temel hakkın sınırlanmasına ilişkin nedenler kapsamına girmemesi ve yine Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen, demokratik bir toplumda zorunluluk ölçütlerini karşılamaması nedeniyle iptali gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY GEREKÇESİ

6222 sayılı Kanun'un itiraz konusu (11) numaralı fıkranın (a)

bendinin ikinci ve üçüncü cümlelerinde "...Elektronik kart oluşturulmak

amacıyla alınacak kişisel bilgiler federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi

veri tabanında tutulur. Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı

erişimine açıktır" düzenlemesine yer verilerek, elektronik kart

oluşturulmak amacıyla alınan kişisel bilgilerin federasyon bünyesinde

oluşturulan merkezi veri tabanında tutulacağı, üçüncü cümlesinde ise belirtilen

veri tabanının Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının erişimine açık olacağı

öngörülmektedir. Federasyon bünyesinde oluşturulması ve Maliye ve İçişleri

Bakanlıklarının erişimine açık olması öngörülen "kişisel bilgiler"in

"kişisel veri" kapsamında olduğu hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel

hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu,

özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." denilerek kişisel

verilerin korunması hakkı, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında

anayasal güvenceye kavuşturulmuş ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul

ve esasların ancak kanunla düzenleneceği öngörülmek suretiyle bu hak kamu

makamlarının kanuni olmayan müdahalelerine karşı koruma altına alınmıştır.

Anayasa'nın 20. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere özel

hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması,

başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Kişinin özel hayatında

yaşananların, yalnız kendisi veya kendisinin rıza gösterdiği kimseler

tarafından bilinmesini isteme hakkı, kişinin temel haklarından biridir ve bu

niteliği nedeniyle insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde yer

almış, tüm demokratik ülkelerin mevzuatlarında açıkça belirlenen istisnalar

dışında devlete, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. Bu koruma

bireyin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin rızası olmaksızın

açıklanmamasını, yayılmamasını, nakledilmemesini ve bu bilgilere başkalarının

ulaşamamalarını da kapsamaktadır.

Çağdaş demokrasiler temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvenceler hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri bulunmaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.

Konu kişisel veriler olunca, Anayasa tarafından kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sağlanan anayasal güvencenin ve Anayasanın 2.

maddesinde esasları düzenlenen hukuk devletinin ön koşulları arasında yer alan

hukuki güvenlik ile belirlilik ilkelerinin gereklerinin yerine getirilebilmesi

için bu hakkı ilgilendiren yasal düzenlemelerin, açık, anlaşılabilir ve

kişilerin söz konusu haklarını kullanabilmelerine elverişli olması

gerekir.Ancak böyle bir düzenleme ile kişilerin özel hayatlarını ilgilendiren

veri, bilgi ve belgelerin resmi makamların keyfi müdahalelerine karşı korunması

olanaklı hale getirilebilir. Belirtilen ilkeler doğrultusunda, kişisel

verileri düzenleyen kanunlarda kişisel verilerin neden ve hangi gerekçeyle

temin edileceğine ilişkin olarak konu ve amaç sınırlamasının yapılması yanında

bu verilerin kapsamının ve ne şekilde kullanılacağının da belirlenmiş olması

gerekmektedir.

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporunda, 5149 sayılı Kanunun uygulanması döneminde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi, uluslararası sözleşmelere ve gelişmelere paralellik sağlanması ve sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi amacıyla; konuya ilişkin diğer ülkelerin ve uluslararası spor örgütlerinin düzenlemeleri ve teamülleri göz önünde bulundurularak bu tasarının hazırlandığı belirtilmiştir.

Tasarı metninde bulunmayan itiraz konusu kuralın da içerisinde

yeraldığı 5. madde 31.3.2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23.

Dönem 5. Yasama Yılı 85. Birleşiminde verilen bir önergeyle metne dahil

edilmiştir. Önergenin gerekçesinde, "yapılan teklifle, elektronik

kart ve elektronik karta dayalı bilet uygulamasına ilişkin koşullara açıklık

getirilmekte" olduğunun belirtilmesi ile yetinilmiştir. Tasarı, Rapor

ve görüşmelerde sporda şiddetin önlenmesinden bahsedilmekle birlikte genel

olarak kamu güvenliğinin ve vergi denetiminin sağlanması ile ilgili herhangi

bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu durum karşısında, çoğunluk gerekçesinde

yer verilen "itiraz konusu kural ile kişisel verilerin kamu

güvenliği ve vergi denetiminin sağlanması bakımından tutulduğuna, sözkonusu

veri tabanının, vatandaşların çok daha ayrıntılı, mahrem ve hassas verilerinin

bulunduğu Maliye ve İçişleri Bakanlıklarının erişimine açılmasının veri

güvenliği açısından sorun teşkil etmeyeceğine" yönelik açıklama ve

argümanlar yasama belgeleri ve "kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkı"nın anayasal niteliğiyle de bağdaşmamaktadır. Burada

önemli olan Maliye ve İçişleri Bakanlıklarının elinde vatandaşlara ait çok

fazla kişisel verinin olup olmaması değil, sporda şiddetin önlenmesi amacıyla

kanunla öngörülen sınırlı bir amaçla ve sınırlı bir alanda elde edilecek

verilerin amacı, ölçüsü, sınırı ve kapsamı belirtilmeksizin başka kamu

makamlarının erişimine ve kullanımına açılmış olmasıdır.

Öte yandan, kişisel verilerin amaç ve kapsam dışında depolanması

ve kullanılması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki kişisel verilerin

korunmasına ilişkin ceza hükümlerinin uygulanacak olması nedeniyle bu konuda

kanuni güvencenin bulunduğuna yönelik çoğunluk gerekçesine de katılma olanağı

bulunmamaktadır. Zira, kişisel verilerin korunması hakkı, buna yönelik

ihlallerin cezalandırılmasını isteme hakkından daha kapsamlı bir hak

niteliğindedir. Başka bir anlatımla, kamu makamları veya yasakoyucu yalnızca

ceza kanunlarında kötüye kullanımları müeyyideye bağlayan ceza kuralları

koyarak kişisel verilerin korunması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmiş

sayılamazlar. Zira, bu koruma daha geniş bir alanı, bireyin kendisine

ilişkin herhangi bir bilginin rızası olmaksızın açıklanmamasını, yayılmamasını,

nakledilmemesini ve bu bilgilere başkalarının ulaşamamalarını kapsamaktadır.

Mahkememiz 2.10.2014 tarih ve E.2014/149, K.2014/151 sayılı

kararında, internet trafik bilgisinin TİB

tarafından ilgili işletmecilerden herhangi bir hukuki inceleme ya da sürece

dahil olmadan alınmasını ve hâkim tarafındankarar verilmesi durumunda bu

bilginin ilgili mercilere verilmesini düzenleyen 5651 sayılı Kanun'un 3.

maddesinin (4) numaralı fıkrasının iptaline karar verirken dayandığı

gerekçelerden bazıları şöyledir: ".Kuralda, temin

edilecek bilgiyle ilgili olarak herhangi bir konu ve amaç sınırlaması

bulunmadığı gibi bilginin kapsamı, ne şekilde kullanılacağı, tutulacağı süre,

temin edilme gerekçesi gibi hususlarla ilgili olarak da herhangi bir belirlilik

bulunmamaktadır...Bu durumda verilerin işlenebileceği hallerin kanunda açıkça

yer alması zorunluluğu bulunmasına karşın, kuralda herhangi bir belirleme ve

sınırlama yapılmaksızın doğrudan kişisel veri niteliğindeki trafik bilgisinin

temin edilmesine ve işlenmesine olanak sağlanmasının bu yönüyle Anayasa'nın 20.

maddesine aykırı olduğu açıktır...Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerinde yer alan

güvencelere rağmen dava konusu kural ile kişiler, bilgi toplama, saklama,

işleme ve değiştirme yetkisi olan idareye ve diğer kişilere karşı korumasız

bırakılmış, veri toplamanın amaç, gerekçe, kapsam ve sınırlama yasal

düzenlemede yer verilmemiştir...".

Anayasa Mahkemesinin kişisel verilerin korunması ile ilgili olarak

verdiği diğer kararlarda da ortaya koyduğu bu gerekçeler dikkate alındığında,

kişisel verilerin ilgili üçüncü kişiler ya da kamu kurum ve kuruluşları ile

paylaşılabilmesi için, söz konusu kişi ve kurumların bu verilere erişebileceği

hususunda kanunen yetkilendirilmiş olmaları ve bu verilerin ilgili kurum ve

kişilerin görevlerini yapması için gerekli olmasının yanı sıra bu görevlerin

yerine getirilmesi ile de sınırlı olması gerekir. Kişisel verilere ilişkin

kuralların aynı zamanda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin teminine,

kullanılabilmesine, işlenebilmesine, ulaşılabilmesine, saklanma süresine, temin

edilme gerekçesine ilişkin hususlarda bir belirlilik içermesi de gerekmektedir.

Bu ilkelere göre itiraz konusu kurala bakıldığında, sportif

faaliyetleri izlemek isteyenlerin kişisel verilerinin de sadece Kanun'da

öngörülen amaçla ve bu kayıtların hizmetin devamı için zorunlu olduğu müddetle

sınırlı olarak tutulması zorunludur. İtiraz konusu

düzenlemede elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınan kişisel

bilgilerden oluşan ve federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanının

Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının erişimine açık olacağı

öngörülmektedir. Ancak, kuralda Maliye ve İçişleri Bakanlıklarınınbu verilerle

ilgili erişim, işleme, paylaşma, kullanma yetki ve sınırları ile bu verilerin

korunmasına ilişkin usul ve esaslara yer verilmemiştir. Bu anlamda kişisel veri

niteliğindeki bilgilerden oluşan veri tabanını amaç, kapsam, kullanım ve işleme

yetkileri açısından gereksiz, ölçüsüz ve belirsiz biçimde Maliye Bakanlığı

ve İçişleri Bakanlığının erişimine açan kural Anayasa'nın 2., 13. ve

20. maddelerine aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Alparslan

ALTAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/196, K. 2015/103, 12 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. Olay
  6. I- İptali İstenilen Kanun Hükümleri
  7. Iı- İlk İnceleme
  8. Iıı- Esasın İncelenmesi
  9. Özgüldür
  10. Kömürcü
  11. Altan
  12. Necipoğlu
  13. Akıncı
  14. M. Emin KUZ
  15. Gökcan
  16. Karşıoy Görüşü
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Özgüldür
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Altan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/196
Karar No
2015/103
Tarih
12 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2015/95 K.2015/104
  • AYM Norm Denetimi E.2015/32 K.2015/102
  • AYM Norm Denetimi E.2015/43 K.2015/101
  • AYM Norm Denetimi E.2014/195 K.2015/116
  • AYM Norm Denetimi E.2014/122 K.2015/123
  • AYM Norm Denetimi E.2014/183 K.2015/122

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.