KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2014
- Esas Sayısı
- 2014/58
- Karar Sayısı
- 2014/163
- Karar Günü
- 30.10.2014
- R.G. Tarih-Sayı
- 10.1.2015-29232
- İtiraz yoluna başvuran
- Bursa
Karar Metni
1.628 kelime·8 dk okuma·17 bölüm
3. İcra Ceza Mahkemesi (E. 2014/58, E.2014/79)
İTİRAZLARIN KONUSU
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun;
1- 18.2.1965 günlü, 538 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen 25/a maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının son cümlelerinin,
2- 31.5.2005 günlü, 5358 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değiştirilen 341. maddesinin,
Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 41. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Takip borçlusu anne hakkında çocuk teslimi emrine muhalefetten dolayı açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
1- Kanun'a, 538 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen ve itiraz konusu kuralları da içeren 25/a maddesi şöyledir:
"Çocukla şahsi münasebet tesisine dair ilamın icrası:
Madde 25/a- (Ek: 18/2/1965 - 538/15 md.)
Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmünün yerine getirilmesi talebi üzerine icra müdürü, küçüğün ilam hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını; aksi halde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri ile tebliğ eder. Bu emirde ilam hükmüne aykırı hareketin 341 inci maddedeki cezayı müstelzim olduğu da yazılır.
Borçlu bu emri tutmazsa ilam hükmü zorla yerine getirilir. Borçlu alacaklının şikâyeti üzerine ayrıca 341 inci maddeye göre cezalandırılır."
2- Kanun'un, 5358 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kural olan 341. maddesi şöyledir:
"Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası:
Madde 341- (Değişik: 31/5/2005 - 5358/12 md.)
Çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 41. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- E.2014/58 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 13.3.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B- E.2014/79 Sayılı Başvuru Yönünden
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 14.5.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na, 18.2.1965 günlü, 538 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen 25/a maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile ikinci fıkrasının son cümlesinin iptallerine karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2014/58 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2014/79 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2014/58 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 14.5.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, çocukla şahsi münasebet tesisine ilişkin hükmün
ihlalinin sonradan telafi edilmesi mümkün olmayan bir ihlal durumu olduğu,
Kanun'un 341. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurunun, çocuk teslimi
hakkındaki ilâmın ya da ara kararının gereğini yerine getirmemek veya
getirilmesini engellemek, bu suçun koruduğu hukuki değerin ise lehine hüküm
verilenlerin çocuğu teslim almaktaki hukuki yararı olduğu, oysa çocukla şahsi
münasebet tesisine ilişkin ilâmın gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde, suçun
maddi unsurunun, çocukla şahsi münasebete mani olunması, korunan hukuki değerin
ise çocuğun şahsi ve sosyal gelişimi ile lehine hüküm verilenin çocuk ile
ilişkisinin geliştirilmesi ve korunması olduğu, bu nedenle bu suçun farklı
şekilde cezalandırılması gerektiği; çocuk teslimi konusunda borçlu eşin bu
borcunu yerine getirmemesi durumunda, alacaklı tarafın şikâyeti üzerine hapsen
tazyikine karar verilse dahi daha sonra çocukla kişisel ilişki kurulması
hakkındaki ilamın gereğini yerine getirmesi hâlinde, Kanun'un 341. maddesi
gereğince kendisine ceza verilemediği ve başlangıçtaki ihlâlin cezalandırılamaz
duruma geldiği, bu durumun da alacaklının hakkını etkili bir şekilde aramasına
engel olduğu; boşanma davaları sonucunda çocuğun velayetinin genelde anneye
bırakıldığı hususu dikkate alındığında, Kanun'un 341. maddesinin daha çok
annelerin, çocuklarının babaları ile kişisel ilişki kurmalarına engel olmak
için yetkilerini kötüye kullanmalarının önünü açtığı, hatta bunu
meşrulaştırdığı belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 41.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un itiraz konusu kuralları da içeren 25/a maddesinde,
çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmünün yerine
getirilmesi talebi üzerine icra müdürünün, küçüğün ilam hükümleri dairesinde
lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını;
aksi hâlde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24. maddede
yazılı şekilde bir icra emri ile tebliğ edeceği, bu emirde ilam hükmüne aykırı
hareketin 341. maddedeki cezayı müstelzim olduğunun da yazılacağı, borçlunun bu
emri tutmazsa ilam hükmünün zorla yerine getirileceği, borçlunun alacaklının
şikâyeti üzerine ayrıca 341. maddeye göre cezalandırılacağı; Kanun'un itiraz konusu
341. maddesinde ise çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini
yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm
verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar
verileceği, hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının
gereği yerine getirilirse, kişinin tahliye edileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak şartıyla, toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir.
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önünde
eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu
ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde
eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,
görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." denilmektedir.
Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir
temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden
gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili
güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya
zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama
veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını
giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava
hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması
adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
Anayasa'nın "Ailenin korunması ve çocuk hakları" başlıklı 41. maddesinin birinci fıkrasında, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu ve eşler arasında eşitliğe dayandığı; ikinci fıkrasında, Devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı, teşkilâtı kuracağı; üçüncü fıkrasında ise her çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Kanun'un 25/a maddesi, sahip oldukları ilâm hükmü gereğince
çocukla şahsi münasebet kurmaya hakkı olan anne, baba veya üçüncü kişilerin,
ilâm hükmünün yerine getirilmemesi hâlinde haklarını icra yolu ile elde
etmelerine imkân tanıyan bir düzenlemedir. Bu düzenleme sayesinde çocuğun da
Anayasa ile güvence altına alınan ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki
kurma ve sürdürme hakkı korunmakta ve somut olarak hayata geçirilmektedir.
Ayrıca, alacaklının hakkını icra yoluyla alabileceğine ilişkin düzenlemeyle
yetinilmemiş, maddenin son fıkrasında, çocukla kişisel ilişki kurulmasını
engelleyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine Kanun'un 341. maddesine göre
cezalandırılacağı belirtilerek, hakkın etkin bir şekilde korunması
amaçlanmıştır.
Kanun'un itiraz konusu 341. maddesinde düzenlenen tazyik hapsi, suç karşılığı uygulanan bir ceza değildir. Tazyik hapsinde kişi yasal yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlanmak amacıyla belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılmakta, ancak, yükümlülüğünü yerine getirmesi ya da sürenin dolması hâlinde bu yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu bakımdan, tazyik hapsinin amacı, kişinin işlediği bir eylem nedeniyle cezalandırılması değil, belli bir yükümlülüğü yerine getirmeye zorlanmasıdır.
İtiraz konusu kuralların amacının, çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmüne uymayan borçlunun eylemini suç sayarak cezalandırmak değil, borçluyu ilam hükmünün gereğini yerine getirmeye zorlamak ve lehine hüküm verilen tarafın yargı yerlerine başvurarak bu konudaki hakkını etkin bir şekilde koruyabilmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, kanun koyucunun takdir yetkisi içinde olan kuralların, hukuk devleti ilkesine, hak arama hürriyetine, ailenin korunması ve çocuk haklarına aykırı bir yönü yoktur.
Öte yandan itiraz konusu kurallar, çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmüne uymayan ve bu konuda lehine hüküm verilmiş herkes için geçerli olup kuralların eşlerden birine ya da diğer kimselere ayrıcalık tanıyarak eşitsizlik yaratan bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
Zühtü
ARSLAN
Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2014/58, K. 2014/163, 30 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası