KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 2016/140
- Karar No
- 2017/92
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2017
Karar Metni
1.591 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
Esas Sayısı : 2016/140
Karar Sayısı : 2017/92
Karar Tarihi : 12.4.2017
R.G. Tarih-Sayısı : 25.5.2017-30076
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK, Özgür ÖZEL ile birlikte 122 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 3.5.2016
tarihli ve 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun’un;
A- 3. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,
2- (2) numaralı fıkrasının,
B- 5. maddesinin (10) numaralı fıkrasının,
Anayasa’nın 2. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
Dava konusu kuralların yer aldığı Kanun’un;
1- 3. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Kuruluş
MADDE 3- (1) Bu Kanunla verilen görevleri, kendi yetki ve sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirmek üzere Kolluk Gözetim Komisyonu kurulmuştur. Komisyon, İçişleri Bakanlığı bünyesinde sürekli kurul olarak görev yapar.”
“(2) Komisyon; Müsteşarın başkanlığında, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı, Kurul Başkanı, Bakanlık I. Hukuk Müşaviri, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, üniversitelerin ceza ve ceza usul hukuku ana bilim dallarında görevli öğretim üyeleri arasından Bakanın teklif edeceği üç aday ile baro başkanı seçilme yeterliğine sahip serbest avukatlar arasından Adalet Bakanının teklif edeceği üç aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek birer üyeden oluşur.”
2- 5. maddesinin (10) numaralı fıkrası şöyledir:
“(10) Komisyonun faaliyetleri ve diğer ihtiyaçları ile yolluk giderleri için, her yıl İçişleri Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konulur.”
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 2.8.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma taleplerinin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Volkan HAS tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- İptal Taleplerinin Gerekçesi
3. Dava dilekçesinde özetle; kolluk görevlileri hakkında
yürütülen soruşturmaların adil, etkin ve yeterli olabilmesi için uluslararası
sözleşmelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre bağımsız bir
şikâyet sisteminin varlığının gerektiği, bağımsızlığın ise soruşturmayı yürüten
mercilerle hakkında şikâyette bulunulan kolluk görevlisi arasında kurumsal veya
hiyerarşik bir bağlantının bulunmaması ve şikâyet merciine tanınacak mali
özerklik ile mümkün olabileceği, Kolluk Gözetim Komisyonunun (Komisyon), kolluk
görevlilerinin hiyerarşik olarak bağlı bulundukları İçişleri Bakanlığı
bünyesinde oluşturulması, üyelerinin tamamının yürütme organı tarafından
seçilen bürokratlardan ve hukukçulardan oluşması, bağımsız bir bütçesinin
bulunmaması, harcamalarının İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten
karşılanması ve şikâyette bulunan kişiye veya sivil toplum kuruluşlarına
Komisyonda yer verilmemesi nedenleriyle Komisyonun bağımsız bir yapıya sahip
olmadığı, bu nedenle etkin, adil ve yeterli bir kolluk şikâyet sisteminden
bahsedilemeyeceği, nesnel ve objektif bir değerlendirme yapılamayacağı için
keyfi uygulamaların söz konusu olabileceği, disiplin soruşturması sonucunda
verilecek kararlar yönünden öngörülebilirliğin ortadan kaldırıldığı, bu
itibarla hukuk devletinin unsurlarından olan “belirlilik” ilkesinin
ihlal edildiği, tüm bu olumsuzluklar karşısında yasal düzenlemelerden beklenen
kamu yararının gerçekleşmeyeceği belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 2. ve 90.
maddelerine aykırı oldukları ileri sürülmüştür.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
4. Dava konusu kurallar ile Komisyonun; İçişleri
Bakanlığı bünyesinde sürekli kurul olarak görev yapması; İçişleri Bakanlığı
Müsteşarının başkanlığında, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı,
İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı, İçişleri Bakanlığı I. Hukuk Müşaviri,
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, üniversitelerin ceza ve ceza usul
hukuku ana bilim dallarında görevli öğretim üyeleri arasından İçişleri
Bakanının teklif edeceği üç aday ile baro başkanı seçilme yeterliğine sahip
serbest avukatlar arasından Adalet Bakanının teklif edeceği üç aday arasından
Bakanlar Kurulunca seçilecek birer üyeden oluşması; faaliyetleri ve diğer
ihtiyaçları ile yolluk giderleri için her yıl İçişleri Bakanlığı bütçesine
gerekli ödeneğin konulması öngörülmektedir.
5. Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Hukuk devleti ilkesinin bir başka gereği ise
kanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek üzere çıkarılmasıdır. Anayasa
Mahkemesinin kimi kararlarında kamu yararı kavramından ne anlaşılması gerektiği
ortaya konulmuştur. Buna göre kamu yararı, genel bir ifadeyle bireysel, özel
çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Kanunun amaç öğesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için kanunun
çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.
İlgili yasama belgelerinin incelenmesinden kanunun kamu yararı dışında bir amaçla
çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa’ya
aykırı olduğu söylenebilir. Kanun koyucunun kamu yararı amacıyla hareket
edip etmediği ancak ilgili yasama belgeleri incelenerek ve kuralın objektif
anlamına bakılarak tespit edilebilir.
7. Öte yandan kanun koyucu, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla kural koyma yetkisine sahip olup yapılan bir düzenlemede kamu yararının bulunup bulunmadığını kendisi takdir eder. Anayasa’ya uygunluk denetiminde kanun koyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığı incelenir.
8. Dava konusu kurallar, Komisyonun oluşumunu, idare teşkilatı içindeki konumunu ve mali kaynağını düzenlemektedir.
9. Kanun koyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesinin bir gereği olarak Anayasa’da düzenlenmeyen bir alanı doğrudan düzenleyebilir. Bu bağlamda, ülkemizde kolluk şikâyet sisteminin iyileştirilmesi amacıyla yasal düzenlemeler yapılması, kurum veya kuruluşlar oluşturulması ve bunların teşkilat yapısı ile görev ve yetkilerinin belirlenmesi, bu çerçevede anayasal bir kurum olmayıp kanunla kurulan Komisyonun oluşumunun, idare teşkilatı içindeki konumunun ve mali kaynağının belirlenmesi, anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
10. Kanun’un genel gerekçesinde, yapılan düzenlemeyle
gözetilen temel amacın, kolluk hakkındaki şikâyetlerin incelenmesi,
izlenmesi ve sonuçlandırılmasını sağlayan mevcut mekanizmaların daha etkili ve
hızlı işlemesini sağlamak olduğu belirtilmiştir. Dava konusu kuralların gerekçelerinde
de Komisyonun Kanun’la verilen görevleri, kendi yetki ve sorumluluğu altında
bağımsız olarak yerine getireceği, bağımsızlıktan kastedilenin özerk bir yapı
şeklinde örgütlenme olmayıp fonksiyonel olarak tarafsız bir şekilde görev
yapılması olduğu, diğer bir ifadeyle Komisyonun organik değil fonksiyonel
anlamda bağımsızlığının sağlanmasının öngörüldüğü, bu çerçevede görev alanına
giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Komisyona
emir ve talimat veremeyeceğinin, tavsiye veya telkinde bulunamayacağının açık
bir şekilde belirtildiği, Komisyonun, İçişleri Bakanlığı Müsteşarının
başkanlığında oluşturulması suretiyle daha etkin görev yapmasının hedeflendiği,
Komisyonda kolluk teşkilatlarının (Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı) temsilcilerine yer verilmediği,
bununla Komisyonun fonksiyonel anlamdaki bağımsız niteliğinin
güçlendirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.
11. Anılan gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda dava konusu kuralların Komisyonun görev ve yetkilerini bağımsız ve etkin bir şekilde yerine getirebilmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılmakta, söz konusu düzenlemelerin kamu yararı dışında özel çıkarlar gözetilerek veya belirli kişiler lehine getirildiği sonucuna ulaşılamamaktadır. Bu konuda yapılacak değişikliklerle kamu yararının hangi ölçüde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemek ise yerindelik denetimi kapsamında olup anayasa yargısının denetiminin konusu dışında kalmaktadır.
12. Komisyonun görev ve yetkilerinin düzenlendiği 4. madde göz önünde bulundurulduğunda, Komisyona tanınan görev ve yetkilerin icrai olmaktan ziyade ilgili alanda gözetim, izleme, standart belirleme, önerilerde bulunma ve koordinasyon sağlama biçiminde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu kurallarla oluşturulan Komisyonun organik anlamda bağımsız ya da özerk olmasının anayasal bir zorunluluk olduğu söylenemez.
13. Diğer taraftan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
de “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi
gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey,
yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu
durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar.
Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu
güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
14. Kanun’a göre kolluk görevlilerini doğrudan soruşturma
yetkisi bulunmayan Komisyon, kolluk görevlilerinin işledikleri iddia edilen
suçlardan veya disiplin cezasını gerektiren eylem, tutum ve davranışlarından
dolayı gerektiğinde yetkili merciler tarafından haklarında disiplin
soruşturmasının yapılmasını isteyebilmektedir. Bu takdirde ilgili kolluk
görevlileri hakkında disiplin soruşturması yürürlükteki disiplin mevzuatına
göre yetkili olan merciler tarafından, yine mevcut disiplin mevzuatına göre
yapılacak, verilecek kararların itiraz üzerine incelenmesi ve yargısal
denetiminde de aynı mevzuat göz önünde bulundurulacaktır. Dava konusu
kurallarla kolluk görevlilerinin hangi eylem, tutum veya davranışlarına hangi
hukuksal yaptırımların veya sonuçların bağlandığı, disiplin amirlerinin kimler
olduğu, soruşturma sonucunda verilen kararların denetim usullerinin ne olacağı
konularında bir değişiklik öngörülmemesi, buna karşılık kuralların Komisyonun
oluşumunu, idare teşkilatı içindeki konumunu ve mali kaynağını ayrıntılı olarak
göstermesi karşısında kuralların soruşturma süreci sonucunda verilecek kararlar
yönünden hukuki belirsizliğe yol açtığı söylenemez.
15. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
16. Kuralların, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
17. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
3.5.2016 tarihli ve 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun’un;
A- 3. maddesinin;
1- (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine,
2- (2) numaralı fıkrasına,
B- 5. maddesinin (10) numaralı fıkrasına,
yönelik iptal talepleri, 12.4.2017 tarihli ve E.2016/140, K.2017/92 sayılı kararla reddedildiğinden, bu cümle ve fıkralara ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE, 12.4.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2016/140, K. 2017/92, 12 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası