İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/143 K.2018/40

üyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK ve Özgür ÖZEL ile birlikte 124 milletvekili

Esas2017/143Karar2018/40Tarih2 Mayıs 2018Okuma15 dk · 2.904 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Mayıs 2018
Esas Sayısı
2017/143
Karar Sayısı
2018/40
R.G.Tarih Sayısı
5/6/2018-30442
İptal davasını açan
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.904 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

üyeleri Engin ALTAY, Levent GÖK ve Özgür ÖZEL ile birlikte 124 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 29. maddesine eklenen on dördüncü fıkranın Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

3213 sayılı Kanun’un 29. maddesine 7020 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklenen iptali talep edilen kuralı da içeren değişiklikler şöyledir:

“(Değişik fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Birbirine bitişik veya yakın maden sahaların-da, yapılan üretimin çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimli işletilmesi ve benzeri sebeplerden dolayı yapılacak proje ve planlama çerçevesinde Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayı ile maden bölgesi ilan edilebilir. Maden bölgesindeki ruhsatların bir veya birden fazla ruhsatta birleştirilmesi Genel Müdürlükçe yapılır.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Maden bölgesinde belirlenen

alandaki ruhsatların tüzel kişiliği haiz bir şirkette birleştirilmesi için

ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre verilir. Ruhsat sahiplerinin kurulacak

olan bu şirketteki ortaklık payları, maden rezervi de göz önüne alınarak

belirlenir. Ruhsatların birleştirilmesi, belirlenen alandaki toplam rezervin en

az yarısına tekabül eden ruhsat sahiplerinin talebi hâlinde gerçekleştirilir.

Bu talep sahipleri ikiden az olamaz. Talep sahibinin iki olması hâlinde ise

hissedarlardan birinin rezerv oranı en az yüzde on olmalıdır. Yeterli talebin

sağlanamaması durumunda belirlenen alandaki tüm ruhsatlar iptal edilir. Bu

sahalar, alan sınırlamasına bağlı kalmaksızın Genel Müdürlük tarafından

belirlenen kriterlere göre ihale edilerek ruhsatlandırılır. İptal edilen

ruhsatlara ilişkin Genel Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri Bakanlık

bütçesinden karşılanır. Birleşen ruhsatların alan sınırlarını belirleme yetkisi

Genel Müdürlüğe aittir. Maden bölgesi içerisinde bulunan ihalelik sahalar,

ihale taban bedeli yatırılarak birleşen ruhsata ilave edilebilir.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Belirlenen alandaki toplam rezervin en az yarısına tekabül eden ruhsat sahiplerince birleştirmenin talep edilmesi hâlinde, birleştirmeye dâhil olmayan diğer ruhsatlar iptal edilir. İptal edilen ruhsatların Genel Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri, birleştirme yapılan ruhsat sahibince ödenir ve bu ruhsat alanları birleştirilmiş ruhsata ilave edilir. Tespit edilen yatırım giderinin ruhsat sahibince altı ay içinde ödenmemesi hâlinde ise belirlenen alandaki ruhsatların tümü iptal edilir.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Şehirleşme, çevresel ve benzeri etkiler dikkate alınarak bazı alanlardaki I. Grup ve II. Grup (a) madencilik faaliyetleri valilik görüşü ile Bakanlık tarafından kısıtlanabilir. Bakan onayı ile kısıtlanan alandaki I. Grup ve II. Grup (a) bendi maden ruhsatları, rezervi dikkate alınmak suretiyle maden bölgesine ya da başka bir alana taşınarak ruhsatlandırılabilir. Bu tür ruhsatlandırma işlemi ihalelik sahalar üzerinde de ihalesiz yapılabilir. Kısıtlama ve taşınma alanlarındaki rezerv tespitleri valiliklerce yapılır.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Maden bölgesi olan illerde bu bölgeleri yönetmek üzere maden bölgesi komisyonu kurulur. Bu komisyon, büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde, diğer illerde ise il özel idaresi bünyesinde faaliyet gösterir. Komisyon; valilik, ilgili belediye ve ruhsat sahibi şirket temsilcilerinden oluşur.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Komisyon, ruhsat sahasındaki faaliyetlerin proje-ye, çevre ve insan sağlığına uygun yürütülmesini kontrol ederek madencilik faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması dâhil gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar. Komisyon geçici olarak durdurma faaliyetlerini Genel Müdürlüğe bildirir. Genel Müdürlük, komisyonun maden bölge-leri ile ilgili faaliyetlerini inceler ve denetler.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Ruhsat sahibi tarafından, ocak başı satış tutarının %0,5’i, komisyonun maden bölgesi için yapacağı harcamaları karşılamak üzere, büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, diğer illerde ise il özel idaresi hesabına yatırılır. Maden bölgesindeki her grup maden işletme ruhsatı için bu Kanun kapsamında irtifak ve/veya intifa hakkı tesis edilebilir ve kamulaştırma yapılabilir. Maden bölgesi alanında rödövans sözleşmesi yapılamaz ve varsa mevcut sözleşmeler iptal edilir.

(Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Maden bölgesi ilan edilmesi, ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, bir veya birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri komisyonunun oluşturulması, toplanma ve çalışma süresi, görev ve yetkileri, faaliyetlerin inceleme ve denetimi ile ruhsatların taşınması, proje ve planlaması gibi uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 26/7/2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Sadettin CEYHAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

3. 7020 sayılı Kanun’la 3213 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle belirli maden sahalarında maden bölgesi ilan edilmesi ve bunun tabii sonucu olarak ortaya çıkan birtakım zaruri iş ve işlemler düzenlenmiştir.

4. 3213 sayılı Kanun’un 29. maddesinin yedinci fıkrasında, birbirine bitişik veya yakın maden sahalarında, yapılan üretimin çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimli işletilmesi gibi sebeplerden dolayı yapılacak proje ve planlama çerçevesinde Maden İşleri Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile maden bölgesi ilan edilebileceği belirtilmiştir.

5. Kanun’un söz konusu maddesiyle, maden bölgesi ilan edilen

alanlardaki ruhsatların birleştirilmesi yöntemi de benimsenmiştir. Buna göre

maden bölgesinde belirlenen alandaki ruhsatların tüzel kişiliği haiz bir

şirkette birleştirilmesi için ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre

verilecektir. Ruhsat sahiplerinin kurulacak olan bu şirketteki ortaklık

payları, maden rezervi de göz önüne alınarak belirlenecek; ruhsatların

birleştirilmesi, belirlenen alandaki toplam rezervin en az yarısına tekabül

eden ruhsat sahiplerinin talebi hâlinde gerçekleştirilecektir. Yeterli talebin

sağlanamaması durumunda, belirlenen alandaki tüm ruhsatlar iptal edilecek ve bu

sahalar, alan sınırlamasına bağlı kalmaksızın Genel Müdürlük tarafından

belirlenen kriterlere göre ihale edilerek ruhsatlandırılacaktır. İptal edilen

ruhsatlara ilişkin olarak Genel Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri

Bakanlık bütçesinden karşılanacaktır. Birleşen ruhsatların alan sınırlarını

belirleme yetkisi Genel Müdürlüğe ait olacak ve maden bölgesi içerisinde

bulunan ihalelik sahalar, ihale taban bedeli yatırılarak birleşen ruhsata ilave

edilebilecektir. Belirlenen alandaki toplam rezervin en az yarısına tekabül

eden ruhsat sahiplerince birleştirmenin talep edilmesi hâlinde, birleştirmeye

dâhil olmayan diğer ruhsatlar iptal edilecek, iptal edilen ruhsatların Genel

Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri, birleştirme yapılan ruhsat sahibince

ödenecek ve bu ruhsat alanları birleştirilmiş ruhsata ilave edilecektir. Tespit

edilen yatırım giderinin ruhsat sahibince altı ay içinde ödenmemesi hâlinde ise

belirlenen alandaki ruhsatların tümü iptal edilecektir.

6. Maddenin onuncu fıkrasında ruhsatların taksir ve taşınması ile

ilgili hükümler yer almaktadır. Fıkrayla şehirleşme, çevresel ve benzeri

etkiler dikkate alınarak bazı alanlardaki I. Grup ve II. Grup (a) madencilik

faaliyetlerinin valilik görüşü ile Bakanlık tarafından kısıtlanabileceği ve

Bakan onayı ile kısıtlanan alandaki I. Grup ve II. Grup (a) bendi maden

ruhsatlarının, rezervi dikkate alınmak suretiyle maden bölgesine ya da başka

bir alana taşınarak ruhsatlandırılabileceği yönünde bir düzenleme

getirilmiştir. Fıkraya göre bu tür ruhsatlandırma işlemi ihalelik sahalar

üzerinde de ihalesiz yapılabilecektir. Kısıtlama ve taşınma alanlarındaki

rezerv tespitleri ise valiliklerce yapılacaktır.

7. Maddenin on birinci, on ikinci ve on üçüncü fıkraları ise ilan

edilen maden bölgelerini idare etmek üzere kurulması öngörülen maden

bölgeleri komisyonları ile ilgili hükümleri ihtiva etmektedir.

Komisyon, büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde,

diğer illerde ise il özel idaresi bünyesinde faaliyet gösterecek ve valilik,

ilgili belediye ve ruhsat sahibi şirket temsilcilerinden oluşacaktır. On ikinci

fıkra hükmüne göre Komisyon, ruhsat sahasındaki faaliyetlerin projeye, çevre ve

insan sağlığına uygun yürütülmesini kontrol ederek madencilik faaliyetlerinin

geçici olarak durdurulması da dâhil olmak üzere gerekli tedbirlerin alınması

görevini haizdir. Komisyonun maden bölgeleri ile ilgili faaliyetlerini inceleme

ve denetleme görevi ise Genel Müdürlük tarafından yapılacaktır. On üçüncü

fıkraya göre ruhsat sahipleri tarafından, ocak başı satış tutarının binde beşi,

komisyonun maden bölgesi için yapacağı harcamaları karşılamak üzere,

büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, diğer illerde ise il

özel idaresi hesabına yatırılacaktır. Maden bölgesindeki her grup maden işletme

ruhsatı için bu Kanun kapsamında irtifak ve/veya intifa hakkı tesis

edilebilecek ve kamulaştırma yapılabilecektir. Ayrıca maden bölgesi alanında

rödövans sözleşmesi yapılamayacak ve varsa mevcut sözleşmeler iptal

edilecektir.

B. İptal Talebinin Gerekçesi

8. Dava dilekçesinde özetle; maden bölgesi ilan edilmesi ve maden bölgeleri ile ilgili yapılacak her türlü iş ve işlemler, maden komisyonu oluşturulması ve çalışma usul ve esasları ile uygulamaya ilişkin bütün hususlarda düzenleme yapma yetkisinin sınırları belirsiz bir şekilde Bakanlığa verilmesinin belirlilik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca Kanun’la düzenlenmesi gereken konularda genel hususlar belirlenmeden düzenleme yapma yetkisinin yürütme organına verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geldiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 168. maddesi yönünden de incelenmiştir.

10. Dava konusu kural, maden bölgesi ilan edilmesi, ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, bir veya birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri komisyonunun oluşturulması, toplanma ve çalışma süresi, görev ve yetkileri, faaliyetlerin inceleme ve denetimi ile ruhsatların taşınması, proje ve planlaması gibi uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini hüküm altına almaktadır.

11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

12. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir.

Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi

bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,

uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle

bağlantılı olup birey yasadan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve

olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir. Birey

ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını

ayarlar. Hukuk güvenliği; normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm

eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal

düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar.

13.Yasama organının bir konuda düzenleyici işlem yapma yönünde

yürütme organına yetki vermesi tek başına belirlilik ilkesine aykırı değildir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre belirlilik ilkesi bireylerin

hukuk kurallarını önceden bilmeleri, tutum ve davranışlarını bu kurallara göre

güvenle belirleyebilmeleri anlamını taşımaktadır. Belirlilik ilkesi yalnızca

yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir.

Bir başka deyişle hukuk kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla

düzenleme yapılması anlamına gelmemektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak

erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri

karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri

ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan,

bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde

öngörülebilir olmasıdır. Dolayısıyla kanun koyucunun bir konuda yürütme

organına düzenleyici işlem yapma yetkisi vermesi ve yürütme organının da bu yetkiye

dayanarak o konuya ilişkin esas ve usulleri ayrıntılı olarak düzenlemesi

belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.

14. Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinin devredilememesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması hususu demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum olarak nitelendirilmiştir.

15. Anılan madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinin devredilmezliği esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 7. maddesi ile yasaklanan husus, kanun yapma yetkisinin devredilmesi olup bu madde, yürütme organına hiçbir şekilde düzenleme yapma yetkisi verilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Kanun koyucu, yasama yetkisinin genelliği ilkesi uyarınca bir konuyu doğrudan kanunla düzenleyebileceği gibi bu hususta düzenleme yapma yetkisini yürütme organına da bırakabilir.

16. Yürütmenin türevselliği ilkesi gereğince yürütme organının bir

konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesi

gerekmektedir. Kural olarak, kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını

yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi

öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi

verilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık

oluşturmaktadır. Bu nedenle Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların

atanmaları, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen

konularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması

gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü

konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve

idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri

olarak yorumlanamaz.

17. Anayasa’nın 168. maddesinde “Tabiî servetler ve kaynaklar

Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı

Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere

devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin,

Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve

tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek

ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim

usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.” denilmek suretiyle,

madenlerle ilgili olarak da birtakım konuların kanunla düzenlenmesi açıkça

öngörülmüştür. Buna göre, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya

doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılmasını öngördüğü madencilik

faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslar açıkça kanunda gösterilecek ve bu

durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak

gözetim, denetim usul ve esasları ve yaptırımlar kanunda belirtilecektir.

Sayılan hususlar dışında kalan konuların ise münhasıran kanunla düzenlenmesi

zorunluluğu bulunmamaktadır.

18. Kanun’da 7020 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerle birbirine yakın veya bitişik maden sahalarında “maden bölgesi” ilan edilmesi, bu bölgelerdeki faaliyetleri kontrol etmek ve denetlemek üzere “maden bölgesi komisyonu” kurulması ve bunların tabii sonucu olarak ortaya çıkan ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve taşınması, birleşme olmayan sahaların durumu gibi bazı zaruri iş ve işlemler düzenlenmiş, dava konusu kuralla da maden bölgesi ilan edilmesi ve bunun doğal bir sonucu olan iş ve işlemlerin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.

19. Maden bölgeleri ile ilgili hükümler, Kanun’un “İşletme

faaliyeti” başlıklı 29. maddesinde yer almaktadır. Anılan maddede maden

bölgesinin hangi durumlarda ilan edileceği, maden bölgesi ilan edilmesinin

süreci, yetkili kurumlar, maden bölgesi ilan edilen alanlardaki ruhsatların

durumu, yatırım giderleri ve maden bölgelerinin yönetimi gibi hususlar detaylı

bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca dava konusu kuralın da yer aldığı söz konusu

maddeye 7020 sayılı Kanun’la eklenen hükümlerde, oluşturulması öngörülen maden

bölgeleri ve bu bölgelerdeki madencilik faaliyetlerini kontrol etmek üzere

kurulacak maden bölgesi komisyonları ile ilgili olarak Anayasa’da Devlet

tarafından yerine getirilmesi öngörülen gözetim ve denetim faaliyetlerine

ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Diğer taraftan Kanun’un “Beyan usulü”

başlıklı 10. maddesinde, “Faaliyetlerin denetimi” başlıklı 11.

maddesinde ve “İşletme faaliyeti” başlıklı 29. maddesinde madencilik

faaliyetleri ile ilgili olarak Bakanlık tarafından yapılacak denetime ilişkin

hükümler ve uygulanacak müeyyideler detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.

Kanun’un 29. maddesinde maden bölgesi komisyonunun oluşumu ve faaliyetlerine

ilişkin temel esaslar belirlenmiştir. Kanun’un 29. maddesinin on ikinci

fıkrasında maden bölgesi komisyonuna, madencilik faaliyetlerinin çevre ve insan

sağlığına uygun olarak yürütülmesinin kontrolü görevi de verilmiştir. Komisyon

yapacağı denetimler sonucunda faaliyetlerin geçici olarak durdurulması da dâhil

olmak üzere gerekli tedbirleri alacaktır. Kanun’un 7. maddesinin onuncu

fıkrasında madencilik faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığına uygun şekilde

yürütülmesi gerektiği belirtilmiş; çevre ve insan sağlığına aykırı şekilde

yürütülen faaliyetlerin durdurulması yönünde bir müeyyide de benimsenmiştir.

20. Her ne kadar dava konusu kuralla maden bölgesi ilan edilmesi

ve maden bölgelerinde yürütülen madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak

kontrol ve denetim faaliyetlerini yürütecek olan komisyonların oluşturulması,

toplanma ve çalışma süresi, görev ve yetkilerinin Bakanlık tarafından

çıkarılacak olan yönetmelikte belirlenmesi öngörülmüş olsa da, 3213 sayılı

Kanun’un 7., 10., 11. ve 29. maddelerinde, maden bölgesi ilan edilen ve

edilmeyen bölgelerin tümünü kapsayacak şekilde madencilik faaliyetlerinin

kontrolü, denetlenmesi ve uygulanacak müeyyidelerle ilgili hususların kanun

koyucu tarafından düzenlendiği görülmektedir. Maden bölgesi ilan edilmesi ve

madencilik faaliyetleriyle ilgili olarak Devlet tarafından yapılacak kontrol ve

denetim faaliyetleri ile uygulanacak müeyyidelerin Kanun’un çeşitli

maddelerinde açıkça düzenlendiği, bu suretle Bakanlığı bağlayıcı genel

çerçevenin çizildiği, kuralla Bakanlığa tanınan yetkinin maden bölgesi ilan

edilmesinin doğal sonucu olan birtakım iş ve işlemlerin Kanun’un anılan hükmü

uyarınca uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesinden ibaret olduğu

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Kanun’da çizilen çerçeve içinde kalmak kaydıyla

maden bölgeleri ilan edilmesi ve bu bölgelerdeki madencilik faaliyetlerinin

kontrol ve denetimi görevlerini yerine getirecek olan komisyonların

oluşturulmasıuygulamalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan ruhsatların

birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi

ve ödenmesi, birleştirmeye dâhil olmayan maden sahalarının ihale edilmesi,

rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, ruhsatların taşınması, proje ve planlaması

gibi uygulamaya ilişkin birtakım iş ve işlemlere yönelik değişken ve teknik

konularla ilgili uygulama esaslarını belirleme yetkisinin yürütme organına

bırakılması; belirsizlik oluşturmadığı gibi yasama yetkisinin devredilmezliği

ilkesinin ihlali anlamına da gelmemektedir.

21. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 7. ve 168. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

22. Dava dilekçesinde özetle iptali istenen hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu ve Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediğinden dolayı verilecek kararın yürürlüğe girmesine kadar geçecek olan sürede Kanun’un verdiği yetkilere dayanılarak yapılacak işlemler sonucunda ileride telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına sebebiyet verileceği belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulması talep edilmiştir.

18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 29. maddesine eklenen on dördüncü fıkraya yönelik iptal talebi, 2/5/2018 tarihli, E.2017/143, K.2018/40 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya ilişkin yürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE, 2/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 29. maddesine eklenen on dördüncü fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE 2/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/143, K. 2018/40, 2 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  5. II. İlk İnceleme
  6. III. Esasın İncelenmesi
  7. A. Genel Açıklama
  8. B. İptal Talebinin Gerekçesi
  9. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  10. IV. Yürürlüğün Durdurulması Talebi
  11. Kömürcü
  12. Akıncı
  13. M. Emin KUZ
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/143
Karar No
2018/40
Tarih
2 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/109 K.2018/39
  • AYM Norm Denetimi E.2018/65 K.2018/36
  • AYM Norm Denetimi E.2018/72 K.2018/44
  • AYM Norm Denetimi E.2017/169 K.2018/42
  • AYM Norm Denetimi E.2018/66 K.2018/37
  • AYM Norm Denetimi E.2018/98 K.2018/46

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.