KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2017
- Esas Sayısı
- 2017/160
- Karar Sayısı
- 2017/178
- R.G. Tarih – Sayı
- 31.1.2018-30318
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara Bölge İdare
Karar Metni
3.082 kelime·15 dk okuma·18 bölüm
Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi
İTİRAZIN KONUSU
12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin (9) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Ankara İl Özel İdaresinde daire başkanı olarak görev yapmakta iken bu idarelerin 6360 sayılı Kanun gereğince kapatılması üzerine söz konusu Kanun hükümlerine göre diğer bir kamu kurumuna araştırmacı olarak atanan davacının atama işleminin iptali ve yoksun kaldığı mali hakların iadesi talebiyle açtığı davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İtiraz Konusu Kanun Hükmü
Kanun’un geçici 1. maddesinin (9) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendi şöyledir:
“a) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi
memur kadrolarındaki personel 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamaları Hakkında Kanunun değişik 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve
beşinci fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum
ve kuruluşlarına, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren
doksan gün içinde nakledilir. Ayrıca, nakledilen personelden devir tarihi
itibarıyla müdür ve daha üstü yönetici kadrolarında bulunan personel hakkında
aynı tarihteki kadro unvanları dikkate alınarak söz konusu maddenin altıncı
fıkra hükümleri de uygulanır ve üç yıllık süre, devir tarihinden itibaren
başlar. Ancak, 4046 sayılı Kanunun anılan maddesi uyarınca yapılacak fark
tazminatı hesabında, 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesine
göre yapılan ödeme dikkate alınmaz. Personel nakledildiği kurumda göreve
başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her
türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 22. maddesinin ilgili görülen ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkraları şöyledir:
“Kuruluşlardaki Personelin Nakli
Madde 22- (Değişik: 3/7/2005-5398/8 md.)
…
Nakle tâbi personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre
kazanılmış hak aylık derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş
kadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan
Başkanlık tarafından kırkbeş gün içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının
(özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veya pozisyonlarına
da ihtiyaçlar doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. Bu personelden 22/1/1990
tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı Cetveldeki
kadrolarda istihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan
diğer statülerdeki personelin atama teklifleri, Araştırmacı unvanlı kadrolara
veya istekleri hâlinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı
Cetvelde yer alan unvanlar hariç olmak üzere öğrenim durumları itibarıyla ihraz
etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara, daha önce bu unvanlara ilişkin
kadro veya pozisyonlarda bulunmuş olması ve atama yapılacak kadro unvanının 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alması kaydıyla yapılır.
Ancak (1) sayılı cetvelde yer alan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve
belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda
göreve alınanların atama teklifleri, söz konusu görev unvanına uygun kadrolara
yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif
yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz
gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması
zorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleri
dikkate alınır.
Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışan
nakle tâbi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atama
emri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdam
fazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlama
sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerinin
uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum ve
kuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş gün
içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevine
başlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuata
uygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarınca
atanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki süreler
terhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu madde gereğince diğer
kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro ve
pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
…
Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen
sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet Personel
Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak
bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla
mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik
ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar
sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro
veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her
türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam
tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek
ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her
türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek
ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark
tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya
kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya
pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka
kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen
kadrolarda görev yapmakta iken nakle tâbi tutulan personelin (bu Kanuna göre
anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet
Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak
bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel
hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün
olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç
yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434
sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin
hesabında (daha önce nakledilenler dâhil) dikkate alınır. İlgililerin yeni
kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı
haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı
haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş
hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak
kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe
ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde, şahsa bağlı
olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin
yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin
(bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel
dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına
ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge,
ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı
dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai
ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan
ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar
sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum
ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam,
özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı
ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek
ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla
yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı
ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki
fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark
kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro
unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik
olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark
tazminatı ödenmesine son verilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 7.9.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sadettin CEYHAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Uygulanacak Kural Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ve
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava
sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini
Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali
için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o
davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta
olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un geçici 1. maddesinin (9) numaralı fıkrasının (a) bendinin iptalini talep etmiştir.
5. İtiraz konusu kuralın birinci cümlesi kapatılan il özel
idarelerinde görevli olup 657 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan personelin
4046 sayılı Kanun’un değişik 22. maddesinin ikinci, üçüncü ve beşinci fıkrası
hükümlerine göre nakil işlemlerinin yapılacağını, ikinci cümlesi müdür ve daha
üstü yönetici kadrolarında görev yapan personel hakkında söz konusu maddenin
altıncı fıkra hükümlerinin de uygulanacağını, üçüncü cümlesi
fark tazminatı hesaplanırken 4688 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre
yapılan ödemenin dikkate alınmayacağını, dördüncü cümlesi ise tüm bu personelin
nakledildikleri kurumlarında göreve başlayana kadar eski kurumlarında çalışmaya
devam edeceklerini ve bu süre zarfında maaşlarını da çalıştıkları kurumlardan
alacaklarını düzenlemektedir. Kuralın atıfta bulunduğu 4046 sayılı Kanun’un 22.
maddesinin üçüncü fıkrası diğer kurumlara nakledilen personele yapılacak
tebligat usulünü, göreve başlanmaması durumunda yapılacak işlemleri ve personel
nakline ilişkin usulleri, beşinci fıkrası ise sözleşmeli personel ile iş
kanunlarına tâbi personele ödenecek fark tazminatına ilişkin hükümleri
düzenlemektedir. Ayrıca itiraz konusu kuralın üçüncü cümlesi fark
tazminatına dâhil edilmeyecek olan bir ödemeyi, son cümlesi ise nakledilen
personelin nakil işlemleri gerçekleşmeden önce eski kurumunda çalışmaya devam
edeceğini kayıt altına almaktadır.
6. İtiraz yoluna başvuran mahkemede görülmekte olan dava; kapatılan il özel idaresinde daire başkanı olarak görev yapmakta olan personelin yeni kurumuna araştırmacı kadrosuyla atanması, eski kadrosuna ilişkin saklı hakların üç yılla sınırlı olması ve bu sürenin bitiminde atandığı araştırmacı kadrosuna ait maaşa ek olarak fark tazminatı alacak olması nedeniyle açılmış bir davadır.
7. Açıklanan nedenlerle 12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin (9) numaralı fıkrasının (a) bendinin, birinci cümlesindeki “üçüncü ve beşinci” ibaresi ile üçüncü ve dördüncü cümlelerinin itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu ibare ve cümlelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında özetle, kapatılan il özel idarelerinde müdür ve üzeri kadrolarda görev yapan personelin diğer kurumlara araştırmacı unvanlı kadrolara atanmalarının bu kurumlardaki eş değer kadrolarda bulunan kişilerle eşitsizlik oluşturduğu ve bu kişilerin saklı haklarının sadece üç yıl süreyle korunacak olmasının kazanılmış haklara müdahale teşkil ettiği ve bu hâliyle düzenlemenin hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. İtiraz konusu kural, kapatılan il özel idarelerinde müdür ve
daha üstü yönetici kadrolarında görev yapan personelin 4046 sayılı Kanun’un
değişik 22. maddesinin ikinci fıkrası ve altıncı fıkrası hükümlerine göre diğer
kurumlara atanacağını hüküm altına almaktadır. Söz konusu maddenin ikinci
fıkrasına göre kapatılan il özel idarelerindeki müdür ve daha üstü yönetici
kadrosunda görev yapmakta olan personel diğer kamu kurumlarındaki araştırmacı
kadrolarına atanacak; altıncı fıkrasına göre ise bu personelin Devlet Personel
Başkanlığına bildirim tarihi itibarıyla almakta olduğu aylık, ek gösterge, zam,
özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı ve görev tazminatı bir
bütün olarak göreve başladığı tarihi izleyen ayın başından geçerli olmak üzere
“şahsa bağlı hak” kabul edilecek ve üç yıl süre ile saklı tutulacaktır.
10. Ayrıca 4046 sayılı Kanun’un değişik 22. maddesinin altıncı
fıkrasıyla, bu personele yapılacak ödemeler bakımından üç yıl süreyle saklı
tutulan “şahsa bağlı hak” uygulamasının yanında “fark tazminatı
ödenmesi” uygulaması da kabul edilmiştir. Buna göre şahsa bağlı hakların
saklı tutulacağı üç yılın bitiminde personelin Devlet Personel Başkanlığına
bildirildiği tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla
almakta oldukları ödemelerin toplam net tutarının nakledildiği kurum ve kuruluş
tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen her türlü ödemelerin toplam net
tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarının herhangi bir vergi ve
kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak
ödenmesi gerekmektedir.
11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk devletinin gereklerinden biridir.
12. Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulundukları görevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine son verilememesi, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelinin bulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında bu yönde idari işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte, hukuki ve fiilî zorunluluk hâllerinde bu hususlarda yasal düzenlemeler yapılabileceği de kabul edilmektedir. Söz konusu zorunluluklar nedeniyle getirilen ve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemeler, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
13. Kanun koyucu Anayasa’ya uygun olmak kaydıyla kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir ve bu kapsamda kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği gibi mevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Ayrıca kamu idareleri ile kamu görevlileri arasındaki ilişkiler kural tasarruflarla düzenlendiğinden kamu görevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar koyabilir ya da var olan kuralları değiştirebilir.
14. Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında teşkilat yapısı değiştirilen veya tamamen kaldırılan kurum ve kuruluşların bazı kadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerek başka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukuki ve fiilî zorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğini oluşturmaktadır.
15. Bu durumda ilgililerin başka kadrolara atanmalarının sebep unsuru il özel idarelerinin kapatılması ve bu idarelerin görevlerinin diğer kamu kurumlarına verilmesi olup bu durum, yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Söz konusu hukuki ve fiilî zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarak başka kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
16. Kanun’un genel gerekçesinde; vatandaşların günlük yaşantısını
ve hayat kalitesini doğrudan etkileyen, halkın refahının artırılması ve
hayatının kolaylaştırılmasını sağlayan temel unsurların yerel yönetimlerin
sundukları hizmetlerle ilgili olduğu, bu sebeple mahalli idarelerin sürekli
biçimde geliştirilmesi ve etkin hizmet üretme kapasitesine sahip hâle
getirilmesinin gerekliliği vurgulanmış ve yerel yönetimlerin sunmakta oldukları
hizmetlerin tek bir elden yönetilmesinin hizmetlerin koordineli, etkin ve verimli
bir şekilde vatandaşa sunulmasını beraberinde getireceği ifade edilmiştir.
Büyükşehirleri zorunlu kılan temel hususlardan bir başkasının ise belli bir
coğrafi alanda çok sayıda yerel yönetimin yetkili olması hâlinde planlama ve
koordinasyonun sağlanamaması ve ölçek ekonomisinden yeterince yararlanılamaması
nedenleriyle kaynak israfına yol açılması olduğu belirtilmiştir. Tüm bu
hususları dikkate alan kanun koyucu, büyükşehir statüsünde olan illerdeki il
özel idarelerini kapatıp bu idarelerin görev ve yetkilerini de büyük oranda
belediyelere devretmiştir. Genel gerekçeden, kanun koyucu tarafından mahalli
müşterek nitelikteki hizmetlerin tek bir kurumsal çatı altında toplanması
durumunda koordineli, esnek ve süratli çözüm üretebilen bir hizmet teşkilatlanmasının
oluşturulacağı ve yürütülen hizmetin etkinliğinin artırılacağı
değerlendirilerek il özel idarelerinin kapatıldığı ve bu kurumlar tarafından
sunulan hizmetlerin büyük oranda büyükşehir belediyelerince yerine
getirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
17. Hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri de kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış hak kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır.
18. Kamu görevlilerinin kazanılmış hakları, istihdam türüne bağlı
olarak tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak
niteliğine dönüşmüş haklardır. Objektif ve genel hukuksal durumun şart işlemle
özel hukuksal duruma dönüşmesi, kazanılmış hak yönünden yeterli değildir. Kural
işlemler her zaman değiştirilebilir ya da yargı organları tarafından Anayasa’ya
veya kanuna aykırı görülerek iptal edilebilir. Bir statüye bağlı olarak ileriye
dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Diğer bir ifadeyle bir kamu
görevlisinin daha önce görev yaptığı unvana bağlı olarak elde ettiği mali
haklar, ileriye dönük kazanılmış hak şeklinde değerlendirilemez. Bu nedenle kanun
koyucunun takdir yetkisi gereği kapatılan bir kurumda yönetici kadro veya
pozisyonunda görev yapmakta olan kamu görevlilerinin bu görevler nedeniyle elde
ettikleri mali hakların atandıkları yeni kadrolar bakımından kazanılmış hak
olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
19. İdarenin yönetici kadro veya pozisyonlarına atadığı kişileri
meslek hayatları boyunca bu kadrolarda çalıştırma gibi bir zorunluluğu
bulunmamaktadır. Bu nedenle yönetici kadro veya pozisyonlarına atanan kişiler
yönünden bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönünden
kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklardan yahut bu durumunun
devam edeceği yönündeki haklı beklentiden söz edilemez. Dolayısıyla il özel
idarelerinin kapatılmasının zorunlu bir sonucu olarak il özel
idarelerinin iptal olan yönetici kadrolarında görev yapanların atanacakları
kadroları belirleyen itiraz konusu kuralın kazanılmış hak ve hukuki güvenlik
ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
20. Kaldı ki kural; söz konusu personelin en son bulundukları kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı ve görev tazminatının bir bütün olarak göreve başladıkları tarihi izleyen ayın başından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulacağını, bu saklı hakkın memur maaş zamları oranında artırılacağını ve üç yıllık sürenin bitiminde de yönetici kadrolar için öngörülen mali haklarla araştırmacı kadrosuna ilişkin mali haklar arasındaki fark tutarının aradaki fark kapanıncaya kadar bir tazminat olarak ödeneceğini kayıt altına almaktadır.
21. İlgililerin şahsa bağlı hakları kapsamında öngörülen parasal haklarının belli bir süre ile sınırlandırılması hukuki güvenlik ilkesinin ihlali anlamına gelmeyeceğinden itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırı bulunmamaktadır.
22. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
23. Kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
B. İkinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE,
C. Üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, itiraz
başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümlelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
28.12.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2017/160, K. 2017/178, 28 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası