İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/48 K.2017/129

Esas Sayısı : 2017/48

Esas2017/48Karar2017/129Tarih26 Temmuz 2017Okuma20 dk · 4.056 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/48
Karar No
2017/129
Karar tarihi
26 Temmuz 2017
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.056 kelime·20 dk okuma·20 bölüm

Esas Sayısı : 2017/48

Karar Sayısı : 2017/129

Karar Tarihi : 26.7.2017

R.G. Tarih-Sayısı : 26.9.2017-30192

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR

1. İstanbul 7. Çocuk Mahkemesi (E. 2017/48)

2. Denizli 6. Asliye Ceza Mahkemesi (E. 2017/99)

3. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesi (E. 2017/102)

4. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi (E. 2017/112)

5. İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi (E. 2017/116)

İTİRAZLARIN

KONUSU

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;

A. 173. maddesinin, 2.1.2017 tarihli ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle yapılan değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan (6) numaralı fıkrasının,

B. 284. maddesinin,

C. 286. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,

Anayasa’nın 2., 5., 9., 10., 36., 37., 138. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talepleridir.

OLAY: Verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulması ve hükümlerin bölge adliye mahkemesince bozulması üzerine yapılan yargılamalarda itiraz konusu kuralları Anayasa’ya aykırı bulan Mahkemeler iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

İtiraz konusu kuralların yer aldığı Kanun’un;

1. 173. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır.”

2. 284. maddesi şöyledir:

“Direnme yasağı

MADDE 284- (1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.

(2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.”

3. 286. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri şöyledir:

“(2) Ancak;

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,

…

Temyiz edilemez.”

II. İLK İNCELEME

A. E. 2017/48 Sayılı Başvuru Yönünden

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1.3.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve başvurunun yöntemine uygunluğu sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre, bir

davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya

kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya

taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına

varması durumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte olan kurallardır.

3. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin iptalini talep etmiştir.

4. 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemeyeceği, bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemeyeceği; (2) numaralı fıkrasında ise itiraz ve temyize ilişkin hükümlerin saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

5. İtiraz konusu kanun hükmü, hem bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı direnilememesi ve bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilememesi esasını öngörmekte, hem de bu esasın istisnalarını düzenlemektedir.

6. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede görülmekte olan dava ise ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulması ve hükmün bölge adliye mahkemesince bozulması üzerine yapılan yargılamaya ilişkindir. Bu itibarla somut olayda, bölge adliye mahkemesi kararına direnilememesi ve herhangi bir kanun yoluna gidilememesi söz konusu olup 284. maddenin (2) numaralı fıkrasının uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu fıkra yönünden başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

7. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda iptali istenen kuralların Anayasa’nın hangi maddelerine aykırı olduklarının açıklanması gerektiği belirtilmiş; anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.

8. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği belirtilmiştir.

9. Yapılan incelemede, itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” biçimindeki bölümünün hangi nedenlerle Anayasa’nın 9., 138. ve 141. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.

10. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

11. Açıklanan nedenlerle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin;

A. (2)

numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu fıkraya yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. (1)

numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

C. (1)

numaralı fıkrasının kalan bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B. E. 2017/99 Sayılı Başvuru Yönünden

12. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 29.3.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.

13. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptalini talep etmiştir.

14. Yapılan incelemede, itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” biçimindeki bölümünün hangi nedenlerle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.

15. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

16. Açıklanan nedenlerle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;

A. “…bunlara

karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

B. Kalan

bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

C. E. 2017/102 Sayılı Başvuru Yönünden

17. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 12.4.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve başvurunun yöntemine uygunluğu sorunları görüşülmüştür.

18. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin iptalini talep etmiştir.

19. 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemeyeceği, bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında ise itiraz ve temyize ilişkin hükümlerin saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

20. İtiraz konusu kanun hükmü, hem bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı direnilememesi ve bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilememesi esasını öngörmekte hem de bu esasın istisnalarını düzenlemektedir.

21. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede görülmekte olan dava ise ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulması ve hükmün bölge adliye mahkemesince bozulması üzerine yapılan yargılamaya ilişkindir. Bu itibarla somut olayda bölge adliye mahkemesi kararına direnilememesi ve herhangi bir kanun yoluna gidilememesi söz konusu olup 284. maddenin (2) numaralı fıkrasının uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu fıkra yönünden başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

22. Öte yandan yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” biçimindeki bölümünün hangi nedenlerle Anayasa’nın 2., 5., 9., 36., 37., 138. ve 141. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.

23. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

24. Açıklanan nedenlerle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin;

A. (2)

numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. (1)

numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

C. (1)

numaralı fıkrasının kalan bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

Ç. E. 2017/112 Sayılı Başvuru Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 4.5.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.

26. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptalini talep etmiştir.

27. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” biçimindeki bölümünün hangi nedenlerle Anayasa’nın 2., 10. ve 138. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.

28. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

29. Açıklanan nedenlerle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;

A. “…bunlara

karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

B. Kalan

bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

D. E. 2017/116 Sayılı Başvuru Yönünden

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 31.5.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve başvurunun yöntemine uygunluğu sorunları görüşülmüştür.

31. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 173. maddesinin, 2.1.2017 tarihli ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) yapılan değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan (6) numaralı fıkrası ile 284. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 286. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptallerini talep etmiştir.

32. Kanun’un 173. maddesinin 680 sayılı KHK’yla yapılan

değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan itiraz konusu (6) numaralı fıkrası,

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddedilmesi hâlinde

Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını

açabilmesinin, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza

hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlı olduğunu hükme bağlayan bir usul

hükmüdür. Başvuruya konu davada Bölge Adliye Mahkemesi, yargılamaya konu suç

isnadı hakkında daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve bu

karara yapılan itirazın da reddedilmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 173.

maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan usul hükmü yerine getirilmeden dava

açılmış olmasını gerekçe göstererek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

Anılan usul hükmünün 2.1.2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’yla değiştirilmiş

olması ve usul hükümlerinin derhâl uygulanması nedeniyle itiraz konusu kuralın

somut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

33. Öte

yandan 5271 sayılı Kanun’un 286. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bölge

adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin kural

olarak temyiz edilebileceği belirtilmiş; istisnaları ise maddenin (2) numaralı

fıkrasında sayılmıştır. (2) numaralı fıkranın itiraz konusu (a) ve (b)

bentlerinde, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis

cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf

başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları ile ilk

derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan

bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceği öngörülmüştür. Anılan

bentlerin uygulanabilmesi için öncelikle bölge adliye mahkemesince verilmiş istinaf

başvurusunun esastan reddine dair kararın veya ilk derece mahkemelerinden

verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan, bölge adliye

mahkemesince kurulmuş yeni bir hükmün varlığı gerekmektedir. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede görülmekte olan davada ise

bölge adliye mahkemesince verilmiş bozma kararının bulunması karşısında

itiraz konusu kuralların somut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

34. Dolayısıyla söz konusu fıkra ve bentler yönünden başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

35. Öte yandan yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” biçimindeki bölümünün hangi nedenlerle Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 36. maddelerine aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.

36. Buna göre de 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

37. Açıklanan nedenlerle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;

A. 173. maddesinin, 2.1.2017 tarihli ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle yapılan değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan (6) numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;

1. “…bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.” bölümüne yönelik başvurunun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

2. Kalan bölümünün esasının incelenmesine,

C. 286. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu bentlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III.

BİRLEŞTİRME KARARLARI

38. 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez;…” bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurularına ilişkin E. 2017/99 sayılı davanın 29.3.2017 tarihinde, E. 2017/102 sayılı davanın 12.4.2017 tarihinde, E. 2017/112 sayılı davanın 4.5.2017 tarihinde, E. 2017/116 sayılı davanın 31.5.2017 tarihinde aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E. 2017/48 sayılı dava ile birleştirilmesine; esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin E. 2017/48 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

39. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Volkan HAS tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazların Gerekçeleri

40. Başvuru kararlarında özetle

Yargıtay kararlarına karşı dahi direnme kararı verebilen ilk derece

mahkemelerinin bölge adliye mahkemesinin bozma kararlarına karşı direnme

yetkisinin bulunmayışının bir çelişki olduğu, hukuk mantığıyla bağdaşmadığı,

adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, direnme kararı verilememesi

nedeniyle ilk derece mahkemelerinin yargılama görev ve yetkisinin ortadan

kaldırıldığı, ilk derece mahkemelerinin bölge adliye mahkemelerinin emir ve

talimatlarını yerine getiren idari bir büro hâline getirildiği, direnme

yasağının varlığı nedeniyle ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri

arasında çıkabilecek hukuki ihtilafların bir merci tarafından çözümüne imkân

tanınmadığı, bu durumun ise yargılama neticesinde adil ve isabetli bir karara

ulaşma olasılığını azalttığı ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarının

yargısal denetimini imkânsız kıldığı, ilk derece mahkemesi hâkiminin vicdani

kanaati doğrultusunda vermiş olduğu kararın bölge adliye mahkemesince bozulması

hâlinde bu bozma kararına karşı direnme kararı verilememesi nedeniyle ilk

derece mahkemesi hâkiminin vicdani kanaatine aykırı şekilde hüküm kurmak

zorunda bırakıldığı, ilk derece mahkemesinin bozma kararı doğrultusunda yeniden

yargılama yapıp yine vicdani kanaati doğrultusunda karar vermesi hâlinde ise

yargılamanın gereksiz yere uzayacağı ve yargılama giderlerinin artacağı,

direnme kararı verilememesi nedeniyle bölge adliye mahkemeleri arasında içtihat

birliğinin sağlanamayacağı belirtilerek kuralın

Anayasa’nın 2., 5., 9., 10., 36., 37., 138. ve 141. maddelerine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

41. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ilgisi nedeniyle kural, Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de incelenmiştir.

42. İtiraz konusu kuralda, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine

karşı direnilemeyeceği hükme bağlanmaktadır. 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında itiraz ve temyize ilişkin hükümlerin saklı olduğunun

belirtilmesi, aynı Kanun’un 286. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da bölge

adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz

edilebileceğinin hükme bağlanması ve “direnme”nin mâhiyeti gereği kanun

yolu yargılaması sonucunda üst mahkemece verilen karar üzerine dosyanın yeniden

yargılama yapılıp yeni bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine

gönderilmesi hâlinde mümkün olabileceği gözetildiğinde direnme kararı

verilemeyecek kararların bölge adliye mahkemelerinin bozma kararları olduğu

anlaşılmaktadır.

43. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

44. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

45. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilerek, yargılama maliyetinin en düşük şekilde olmasının ve bu sürecin mümkün olan en hızlı yöntemlerle gerçekleştirilmesinin, yargının görevlerinden olduğu ifade edilmiştir.

46. Anayasa’nın 142. maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa’nın temel ilkelerine ve Anayasa’da öngörülen kurallara bağlı kalmak koşuluyla yargılama usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir.

47. Anayasa’nın hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını düzenleyen

36. maddesinde bu hakka yönelik herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise

de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin

kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın 142. ve davaların mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa’nın 141. maddelerinin hak arama

özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır. Nitekim Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup

aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından uygulamada bunlardan birine

öncelik tanımak mümkün değildir. Bu nedenle Anayasa kurallarından biri,

diğerinin sınırını oluşturabilmektedir. Bu bağlamda

hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün, yargılamaların makul süre

içerisinde bitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve bu

düzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yol açacak usul kurallarına

yer verilmemesi makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu

amaçla alınacak kanuni tedbirlerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik

adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği

de tartışmasızdır. Bu ilkelere uygun olmak kaydıyla yargılama yöntemini

belirlemek ise Anayasa’nın 142. maddesi gereğince kanun koyucunun takdir

yetkisindedir.

48. İtiraz konusu kuralın gerekçesinde bölge adliye mahkemelerinin yalnızca

Kanun’da sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinde bozma kararı verebilecek

olmaları nedeniyle bu bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerine direnme

yetkisinin tanınmadığı belirtilmiştir. Nitekim, Kanun’un 280. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (b) bendinde 289. maddede sayılan bir hukuka kesin

aykırılık hâlinin varlığıyla sınırlı olarak bölge adliye mahkemesinin bozma

kararı verip dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece

mahkemesine gönderebileceği düzenlenmiştir. İstisnai olan bu hâller dışında

esas olan, istinaf başvurusunu haklı bulması durumunda bölge adliye

mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeniden bir hüküm

kurmasıdır.

49. Kanun’un 289. maddesine göre bölge adliye mahkemesinin bozma kararı

verebileceği ve ilk derece mahkemesinin bu bozma kararlarına direnemeyeceği

hukuka kesin aykırılık hâlleri “Mahkemenin kanuna

uygun olarak teşekkül etmemiş olması”, “Hâkimlik

görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması”, “Geçerli

şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul

olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak

reddedilip hâkimin hükme katılması”, “Mahkemenin kanuna aykırı olarak

davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi”, “Cumhuriyet

savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin

yokluğunda duruşma yapılması”, “Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık

kuralının ihlâl edilmesi”, “Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi

içermemesi”, “Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile

savunma hakkının sınırlandırılmış olması” ve “Hükmün hukuka aykırı

yöntemlerle elde edilen delile dayanması” durumlarından ibarettir. Anılan

durumlar gözetildiğinde bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği ve

ilk derece mahkemesinin bu bozma kararıyla bağlı olacağı sınırlı hâllerin

davanın esasına ilişkin hususlar olmayıp yargılamaya ilişkin usul kurallarının

ağır ve açık ihlallerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

50. Direnme yasağı öngören itiraz konusu

kuralla bölge adliye mahkemesinin bozma kararına konu olan hukuka kesin

aykırılık hâllerinin ilk derece mahkemesince tekrar ele alınması önlenmektedir.

Hukuka kesin aykırılık hâllerinin üst mahkeme olan bölge adliye mahkemeleri

tarafından değerlendirilmesi sonucu bozma kararı verildiği ve bu hâllerin

davanın esasıyla ilgili olmayıp yargılama usulüne ilişkin bulunduğu

gözetildiğinde aynı hususun tekrar üst mahkemelerce incelenmesine neden

olacak şekilde direnme yetkisinin tanınması, hem davaların uzamasına neden

olacak hem de yüksek mahkemelerin iş yükünü artıracaktır. Kişiler arasındaki

uyuşmazlıkların daha kısa süre içinde kesin bir şekilde çözümlenmesi, usul

ekonomisi bakımından önemli olduğu gibi davanın taraflarını davaların uzaması nedeniyle

oluşabilecek mağduriyetlere karşı korumak bakımından da önem taşımaktadır. Bu

kapsamda itiraz konusu kuralın adalet duygusunu zedeleyen ve demokratik

toplum düzeninin gerekleri ile çelişen bir yönünün bulunmadığı açıktır.

51. Bu nedenlerle yargılamaların hızlandırılması ve makul sürede neticelenmesine yönelik kamu yararı amacıyla öngörülen itiraz konusu kural, hukuk devleti ilkesine ve adil yargılanma hakkına bir aykırılık taşımadığı gibi davaların mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını öngören Anayasa’nın 141. maddesiyle de uyumludur.

52. Anayasa'nın 9. maddesinde “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” denilmektedir. İtiraz konusu kural, bölge adliye mahkemesinin bozma kararına ilk derece mahkemesinin uyma zorunluluğunu öngörmekte olup gerek bozma kararından önceki ve gerek sonraki evrede yargı yetkisini, davaya bakan bağımsız mahkeme kullanacaktır. Bu nedenle kuralın yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağını belirten Anayasa'nın 9. maddesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

53. Öte yandan Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında ise hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı belirtilerek hukuk devleti olmanın zorunlu bir gereği olan mahkemelerin bağımsızlığı teminat altına alınmıştır.

54. Bununla birlikte Anayasa'nın 138. maddesi, kanun yollarına başvurmayı

ve bir mahkeme kararının başka bir hâkim veya mahkemece incelenmesini

engelleyici bir hüküm koymuş değildir. Bu maddenin öngördüğü bağımsızlığın

amacı, herhangi bir işi veya davayı tek bir hâkime veya tek bir mahkemeye

gördürüp yalnızca o hâkim veya o mahkemenin kanısına göre hükme bağlatmak

olmayıp yargı işlerinin dışarıdan gelecek etkilerden uzak ve yalnız hukuki ölçülere

göre değerlendirilip hükme bağlanmasını sağlamaktır. Bu bakımdan verilen

kararların veya hükümlerin Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygunluğunu güvence

altına almak üzere bir işin veya davanın, başka bir hâkim veya mahkemeye

incelettirilmesini ve o hâkim veya mahkemenin kararının ilk hâkim veya mahkeme

için bağlayıcı olmasını öngören bir kanun hükmü, Anayasa'nın sözü edilen

maddesindeki bağımsızlık ilkesine aykırılık oluşturmaz.

55. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2., 9., 36., 138., 141. ve 142. maddelerine aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.

56. Kuralın Anayasa’nın 5., 10. ve 37. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 284. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez;…” bölümünün, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 26.7.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/48, K. 2017/129, 26 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuranlar
  4. İtirazların
  5. Konusu
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. A. (2)
  9. B. (1)
  10. C. (1)
  11. A. “…bunlara
  12. B. Kalan
  13. A. (2)
  14. B. (1)
  15. C. (1)
  16. A. “…bunlara
  17. B. Kalan
  18. Birleştirme Kararları
  19. IV. Esasın İncelenmesi
  20. A. İtirazların Gerekçeleri
  21. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/48
Karar No
2017/129
Tarih
26 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/106 K.2017/132
  • AYM Norm Denetimi E.2017/110 K.2017/133
  • AYM Norm Denetimi E.2017/122 K.2017/122
  • AYM Norm Denetimi E.2017/27 K.2017/117
  • AYM Norm Denetimi E.2017/149 K.2017/128
  • AYM Norm Denetimi E.2017/148 K.2017/127

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.