İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/49 K.2017/113

Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi

Esas2017/49Karar2017/113Tarih14 Haziran 2017Okuma8 dk · 1.521 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Haziran 2017
Esas Sayısı
2017/49
Karar Sayısı
2017/113
R.G.Tarih-Sayısı
11.8.2017-30151
İtiraz yoluna başvuran
Gaziantep Bölge
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.521 kelime·8 dk okuma·9 bölüm

Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi

İTİRAZIN KONUSU

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 281. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 281. maddesi şöyledir:

“Duruşma hazırlığı

Madde 281- (1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar. Tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir.

(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar verilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 1.3.2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü ve dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle istinaf kanun yoluna savcı, malen

sorumlu veya katılanın başvurması ve duruşmaya gelmemesi hâlinde istinaf

incelemesine devam edilecekken tutuksuz sanığın yapmış olduğu istinaf

başvurusunun sanığın duruşmaya gelmemesi nedeniyle reddedilmesinin hukuk

devletine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, yine itiraz konusu kuralın adil

yargılanma hakkının bir parçası olan silahların eşitliği ilkesiyle bağdaşmadığı

ve istinaf kanun yoluna başvuran sanık her ne kadar ilk derece mahkemesince

suçlu bulunmuşsa da istinaf kanun yoluna başvurduğundan sanığın suçluluğunun

hukuk önünde kesinleşmediği, itiraz konusu kuralın masumiyet ilkesine de

aykırılık oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36., ve 38.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Kuralın Anlam ve Kapsamı

4. İtiraz konusu kural, istinaf kanun yolunda duruşma hazırlığının nasıl yapılacağını hüküm altına almaktadır. Bu kapsamda tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda, kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediği takdirde davasının reddedileceğinin ayrıca bildirileceği düzenlenmektedir.

5. İstinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın verilen esastan ret ve bozma kararları ile duruşma sonunda hükmedilen esastan ret ya da ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması üzerine verilecek yeni hükmün düzenlendiği CMK’nın 280. maddesinde meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmeyen tutuksuz sanık hakkında nasıl bir karar verileceği düzenlenmemişse de itiraz başvurusuna konu edilen kural, maddede belirtilen koşullarda yapılan davetiyeye rağmen istinaf duruşmasına katılmayan sanığın istinaf talebinin reddedileceğini öngörmektedir.

6. İtiraz konusu kuralın uygulama alanı bulabilmesi için istinaf duruşmasına gelmeyen tutuksuz sanığın kabule değer bir mazeretinin bulunmaması gerekir. Diğer bir ifade ile sanığın duruşmaya gelmemesi iradesi dışında bir nedene dayanmamalıdır. Bu gibi hâllerde sanık, CMK’nın 198. ve 274. maddelerinde düzenlenen “eski hâle getirme” müessesesinden faydalanarak istinaf talebini tekrar geçerli hâle getirebilir.

7. İstinaf kanun yoluna başvuran tutuksuz sanık kendisine yapılan meşruhatlı davetiyeye rağmen istinaf duruşmasına katılmamakla birlikte kendisini bir müdafi vasıtasıyla temsil ettirmesi durumunda da itiraz konusu kural uygulama alanı bulur. Bu hâlde de kural, sanığın istinaf talebinin reddedilmesini öngörmektedir. Bu durumu bertaraf edecek, sanığın müdafi yardımından faydalanmasına imkân verecek bir düzenleme CMK kapsamında mevcut değildir.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hak arama özgürlüğünün en önemli iki ögesini

oluşturan iddia ve savunma haklarını kısıtlayacak, bu hakların eksiksiz

kullanımını engelleyecek ve adil yargılanmaya engel olacak yasa kurallarının

Anayasa’nın 36. maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır. Maddeyle güvence

altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir.

9. Ceza muhakemesi kapsamında bir suçlamayla karşı karşıya kalan şüpheli ya da sanığın sahip olduğu en önemli hakların başında suçlamadan kurtulmasını sağlayacak olan savunma hakkına sahip olması gelir. Anayasa’nın 36. maddesinde savunma hakkı güvence altına alınmakla birlikte anılan maddede belirtilen “meşru vasıta ve yollardan faydalanmak” ifadesi, bu kapsamda müdafi yardımından yararlanmayı da içermektedir. Böylece şüpheli veya sanık, kendisini bizzat savunabileceği gibi seçilen ya da atanan bir müdafi yardımından da yararlanabilecektir. Suç isnadı ile karşı karşıya kalan şüpheli ya da sanığın müdafi yardımından yararlanması, savunma hakkının işlerlik kazanması bakımından önemlidir.

10. Ceza yargılamasının asıl amacı maddi gerçeğe ulaşılmasıdır.

Maddi gerçeğe ulaşılabilmesinin önemli şartlarından birini de adil ve etkin bir

şekilde yürütülen ceza kovuşturması oluşturmaktadır. Ceza yargılamasında

soruşturma ve kovuşturma evreleri bir bütün olup adil yargılanma hakkı, soruşturma

evresinde olduğu gibi kovuşturma evresi yönünden de geçerlidir. Bu bağlamda

savunma hakkının etkili kullanımı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması,

dolayısıyla etkin kovuşturma bakımından hayati derecede önemlidir. Bu açıdan da

savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına hizmet eden müdafi yardımından

yararlanma hakkı maddi gerçeğe ulaşmak amacına da hizmet eder. Başka bir ifade

ile sanığın müdafi vasıtasıyla kovuşturma aşamasında kendini savunması, adil

bir yargılamaya ve bu yargılama sonucunda verilecek hükmün maddi gerçekle

örtüşmesine aracılık eder.

11. Anayasa Mahkemesinin daha önceki bazı kararlarında da

belirtildiği üzere kanun yoluna başvurma hakkı da hak arama hürriyeti ve adil

yargılanma hakkı kapsamındadır. Kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen

ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir kararın kural olarak başka bir yargı

yeri tarafından incelenmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Kanun yolunun amacı,

yargı yerleri tarafından verilen kararların kural olarak başka bir yargı yeri

tarafından denetlenmesine imkân tanımak suretiyle daha güvenceli bir yargı

hizmeti sunmaktır. Adil yargılanma hakkının güvencelerinin kanun yolu başvurusu

üzerine yapılacak yargılamalarda da korunması gerekir. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) de kanun yolu başvurusu sonucunda sanığın duruşmada bizzat

hazır bulunmaması durumunda müdafiinin de duruşmaya kabul edilmemesini ya da

istinaf başvurusunun reddedilmesini adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirmiştir (bkz. Neziraj/Almanya, B. No: 30804/07, 8.11.2012).

12. Öte yandan kovuşturmanın etkinliğini oluşturan başlıca

unsurlardan biri de kovuşturmanın mümkün olan en kısa sürede bitirilmesidir.

Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek

suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade

edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını

engelleyecek etkin tedbirler almak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve

özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içerisinde bitirilmesini

mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve bu düzenlemelerde davaların nedensiz

olarak uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, makul sürede

yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin

yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar

verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır. Bu ilkelere uygun

olmak kaydıyla yargılama yöntemini belirlemek ise Anayasa’nın 142. maddesi

gereğince kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Hiç kuşkusuz bu takdir

yetkisinin Anayasa’da güvence altına alınmış olan adil yargılanma hakkının özüne

dokunmaması gerekir.

13. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü

anlamsız kılan çekirdek alanı ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak

açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu

çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz

hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamalar hakkın özüne dokunmaktadır.

Savunma hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle

getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu

doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır. Kanun koyucunun,

yargılamaların mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi kapsamında istinaf

yargılamasını hızlandıran çeşitli tedbirler öngörmesi takdir yetkisi kapsamındadır.

Ancak bu tedbirler adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda savunma hakkının

özüne dokunmamalıdır. Bu nedenle adil yargılanmanın güvencelerinden olan müdafi

yardımından yararlanma hakkını ortadan kaldıran ya da kullanılmasına imkân

vermeyen usul kuralları şüphesiz ki adil yargılanma hakkının özüne dokunur.

14. İtiraz konusu kural ile kanun koyucu, tutuksuz sanığa

yapılacak çağrıda sanığın istinaf duruşmasına katılmadığı takdirde açtığı

istinaf davasının reddedileceğinin ihtar edileceğini düzenlemiştir. Bu hüküm

uyarınca davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmayan tutuksuz sanığın

istinaf başvurusunun reddine karar verilecektir. Bununla birlikte kural,

istinaf duruşmasına katılmayan tutuksuz sanığın kendisini bir müdafi

vasıtasıyla temsil ettirmesi hâline de özel bir düzenleme öngörmemiştir. Başka

bir ifade ile istinaf duruşmasına katılmayan sanık, kendisini bir müdafi

aracılığıyla o duruşmada temsil ettirse dahi kural gereği istinaf başvurusu

reddedilecektir. Bu sonuç da sanığın savunma hakkı kapsamında müdafi

yardımından yararlanma hakkını zedelemektedir. İtiraz konusu kuralla kanun

koyucunun ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma amacı

karşısında istinaf yargılamasının hızlandırılması amacına öncelik verdiği

anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda ifade edildiği üzere bu konudaki tercihin;

kişilerin savunma hakkını, bu çerçevede müdafi yardımından yararlanma hakkını

kullanılamaz hâle getirmemesi gerekir. Tutuksuz sanığın müdafi yardımından

yararlanma hakkını yitirmesine neden olan itiraz konusu kural bu yönüyle adil

yargılanma hakkıyla bağdaşmamaktadır.

15. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 36. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

16. Kural, Anayasa'nın 36. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 281. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 14.6.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/49, K. 2017/113, 14 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. İtirazın Gerekçesi
  9. B. Kuralın Anlam ve Kapsamı
  10. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/49
Karar No
2017/113
Tarih
14 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/133 K.2017/110
  • AYM Norm Denetimi E.2017/131 K.2017/109
  • AYM Norm Denetimi E.2016/182 K.2017/111
  • AYM Norm Denetimi E.2015/46 K.2017/130
  • AYM Norm Denetimi E.2017/26 K.2017/116
  • AYM Norm Denetimi E.2016/191 K.2017/131

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.