İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2018/33 K.2018/113

Mahkemesi

Esas2018/33Karar2018/113Tarih20 Aralık 2018Okuma15 dk · 2.961 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
20 Aralık 2018
Esas Sayısı
2018/33
Karar Sayısı
2018/113
R.G.Tarih-Sayısı
20/2/2019-30692
İtiraz yoluna başvuran
Konya 1. Asliye Hukuk
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.961 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun, 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin, 26/2/2014 tarihli ve 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının ikinci, dördüncü ve beşinci cümlelerinin, Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Davacı idare tarafından yapılan orman kadastrosunda orman olarak tespit edilen yerin tapu kaydının iptali ve orman vasfı ile tescili talebiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 11. maddesi şöyledir:

“Madde 11- (Değişik : 5/11/2003-4999/6 md.)

(Değişik birinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman kadastro

komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı

suretiyle otuz gün süre ile ilan edilir. Bu ilan ilgililere şahsen

yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı

olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde,

kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli

mahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonra, dava

açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman

kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği

tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere

dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

(Değişik ikinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım Orman Genel Müdürlüğü; 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.

(Değişik üçüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerdir.

(Değişik dördüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazır vasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.

Bu Kanunun;

a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,

b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi,

Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.

Sınır noktaları ile ölçü işinde kullanılan tüm noktalardaki taş, beton kazık ve diğer işaretler Orman Genel Müdürlüğünce korunur. Noktaların tahribatı veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 28/3/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvuruya engel durumun varlığı sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde

ileri sürülmesi” başlığını taşıyan 152. maddesinin son fıkrasında,

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de

yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya

aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamayacağı belirtilmiş, 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” kenar başlığını

taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da Mahkemenin işin esasına

girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren on yıl

geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla itiraz

başvurusu yapılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

3. 6831 sayılı Kanun’un, 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin, 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “İlan süresi geçtikten sonra…” ibaresine yönelik iptal talebi, Anayasa Mahkemesinin 28/1/2016 tarihli ve E.2014/92, K.2016/6 sayılı kararıyla söz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve bu karar 3/3/2016 tarihli ve 29642 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

4. Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek reddedilen itiraz başvurusuna konu kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 3/3/2016 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır. Bu itibarla kuralda yer alan “İlan süresi geçtikten sonra…” ibaresine yönelik itiraz başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.

5. Açıklanan nedenlerle 6831 sayılı Kanun’un, 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin, 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının;

A. İkinci cümlesinin esasının incelenmesine,

B. Dördüncü cümlesinin

1. “İlan süresi geçtikten sonra…” ibaresine yönelik başvurunun, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,

2. Kalan bölümünün esasının incelenmesine,

C. Beşinci cümlesinin esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

7. Orman kadastrosunun yapılış ve ilan usulü 6831 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Kanun’un 7. maddesine göre devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da sınırlandırma sırasında orman olduğu hâlde orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.

8. 6831 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre orman kadastrosunun ve

orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin yapılacağı il ve ilçeler belirlenir

ve kadastro çalışmalarının yapılacağı yerler en az bir ay önce radyo ve diğer

yayın araçları ile ilan olunur. Orman kadastrosu ve sınırları dışına

çıkarma işlerine ait arazi çalışmalarının başlama tarihi ise orman kadastro

komisyonu tarafından en az on beş gün önceden çalışılacak belde, mahalle ve

köylerle bunlara bitişik belde, mahalle ve köylerin uygun yerlerine asılarak

ilan edilir. Kanun’un 9. maddesine göre ilan işleri tamamlanan belde, mahalle

ve köylerde kadastrosu yapılacak ormanların sınırları komisyonlarca, arazi

üzerinde belirlenerek tutanakla tevsik edilir ve belirlenen sınır noktaları

ölçülerek haritalama işlemleri yapılır. Bu tutanak; sınırlandırılan ormanların

işletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaç türlerini, mülkiyet ve diğer aynî

hakları, sınırda bulunan taşınmaz malların cinsini, maliklerinin ve işgal

edenlerin ad ve soyadını, gösterilen veya verilen belgelerin tarih, numara ve

nitelikleri ile ilgililer tarafından yapılan itirazları kapsayacak şekilde

düzenlenir ve tutanak defterine yazılır. Bu tutanaklar komisyon başkanı,

üyeler, bilirkişiler ve hazır bulundukları takdirde orman içinde veya

bitişiğinde taşınmaz mal sahibi olanlar ile kullananlar veya kanuni

mümessilleri veya vekilleri tarafından imzalanır. Kadastrosu yapılan ormanların

sınır noktaları zeminde tespit ve tesis edilir. Tespit edilen sınır

noktalarının tahrip edilmesi veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.

9. Kanun’un 10. maddesine göre sınırlaması ve Kanun’un 2.

maddesine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemleri bitirilen köy, belde

veya mahallelere ait düzenlenen kadastro dosyaları Orman Genel Müdürlüğüne

gönderilir. Orman Genel Müdürlüğünce bulunan şeklî ve hukuki noksanlıklar

komisyonlarca düzeltildikten sonra, kadastro tutanak suretleri haritaları ile

birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy, belde veya mahallelerin

uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan edilir. Ayrıca, tutanak suretleri Maliye

Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün mahalli kuruluşlarına intikal ettirilir.

Asılma tarihi, beldelerde belediye encümenlerinin, mahalle ve köylerde ihtiyar

heyetlerinin tasdik edecekleri belgelerle tevsik olunur.

10. 6831 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralların yer aldığı 11.

maddesine göre orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin olarak

düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilan edilir.

Bu ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara

karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro

mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına

bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonra

dava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman

kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten

itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak

Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Kadastrosu yapılıp kesinleşen

devlete ait ormanlar orman vasfı ile kesinleşme tarihleri tescil tarihleri

olarak gösterilmek suretiyle en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel

alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.

B. Kanun’un 11. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci

Cümlesinin, Dördüncü Cümlesinin “İlan süresi geçtikten sonra…” İbaresi Dışında Kalan Bölümünün ve Beşinci Cümlesinin İncelenmesi

1. Uygulanacak Kural Sorunu

11. 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu beşinci cümlesinde, orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç, itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.

12. Orman idaresi tarafından açılan ve başvuran mahkemede görülmekte olan dava, itiraz konusu kuralda yer alan kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak açılan bir dava olmayıp yapılan orman kadastrosu sonucu orman vasfında görülen yerin kesinleşme tarihinden itibaren on yıl içinde ilgililer tarafından dava açılmaması nedeniyle kadastrodan önceki tapu kaydının iptali ve orman kadastrosu gereğince orman vasfı ile tescili talebiyle açılan bir davadır. Bu itibarla 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “…Hazine hariç…” ibaresi bakılmakta olan davada uygulanacak kural değildir.

13. Açıklanan nedenlerle 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “…Hazine hariç…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

2. İptal Talebinin Gerekçesi

14. Başvuru kararında özetle; orman kadastro komisyonu tarafından yapılan orman sınırı tespitlerinden maliklerin haberdar olmadıkları, bu nedenle anılan tespitlere itiraz edemedikleri ve orman kadastro tutanağının kesinleştiği, kesinleşen tutanaklara ilişkin on yıllık süre içinde dava açılamadığı ve dava açma hakkının hak düşürücü süre nedeniyle sona erdiği, malikin idarenin yaptığı tüm işlemlerden habersiz olması nedeniyle tapuda kendisini hep malik olarak gördüğü ve dava açamadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

15. İtiraz konusu kurallar ile askı suretiyle yapılan ilanın ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu, dava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritaların kesinleşeceği ve orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.

16. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

17. Hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ilkesi bulunmaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının belirli ve öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

18. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”denilmektedir. Mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren temel bir haktır.

19. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama hürriyeti, bir temel hak niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve hürriyetlerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

21. Hak arama hürriyetinin temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması hak arama hürriyetinin ön koşulunu oluşturur.

22. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama hürriyeti için herhangi

bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde

sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa

Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

Mevzuatta öngörülen itiraz ve dava açma süreleri aynı zamanda hukuk devletinin

gereklerinden olan hukuki güvenlik ve hukuki istikrar ilkeleriyle doğrudan

ilgili olup kuralların belirli ve öngörülebilir olmalarının yanı sıra idarenin

söz konusu kurallara yönelik uygulamalarındaki sürekliliğin idare ve tüm

bireyler açısından önemi açıktır. Bu bağlamda, kamu yararı düşüncesinin de bir

yansıması olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkelerinin, hak arama hürriyetinin

sınırını oluşturabilmesi mümkün olmakla birlikte bu sınırlamanın Anayasa’nın

13. maddesinde öngörülen güvencelere aykırı olmaması gerekir.

23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti, yalnızca kanunla ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ayrıca getirilen bu sınırlamalar hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

24. Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.

25. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

26. Tebligat; yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. İşlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Tebligat, Anayasa’da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.

27. Kanun’un 11. maddesinin itiraz konusu kuralların yer aldığı birinci

fıkrasında orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin tutanak ve

haritaların askı suretiyle otuz gün süre ile ilan edileceği, anılan ilanın

ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olacağı, tutanak ve haritalara

karşı itirazı olanların askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro

mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına

bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilecekleri, ilan süresi geçtikten sonra,

dava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritaların kesinleşeceği, orman

kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği

tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere

dayanarak Hazine hariç itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı

belirtilmiştir.

28. Buna göre kanunda belirtilen süreler geçtikten sonra kişilerin kadastrodan önceki sebeplere dayanarak taşınmazlarına ilişkin hak talebinde bulunmalarına imkân tanınmadığından itiraz konusu kuralların mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyetine yönelik bir sınırlama getirdiği açıktır. Ancak kuralların anılan kadastro tespitlerine karşı dava açma hakkını tamamen ortadan kaldırmayıp tebligat usulü ve dava açma süresi bakımından bazı sınırlamalar öngördüğü dikkate alındığında kurallarla mahkemeye erişim hakkının ve mülkiyet hakkının özüne dokunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle değerlendirilmesi gereken husus söz konusu sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığıdır.

29. Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin

tutanak ve haritaların askı suretiyle ilan edilmesi ve askı tarihinden itibaren

otuz gün içinde dava açılmaması hâlinde bu tutanak ve haritaların kesinleşmesi

ile gerek orman gerekse diğer vasıflardaki taşınmazların sınırları belirlenmiş

olacak ve tapu kütüğüne kayıt edilebilecektir. Kadastro çalışmalarının

kesinleşmesinde sürenin uzaması taşınmaz mülkiyetine ilişkin tereddütlerin

oluşmasına, hukuki belirsizliklerin yaşanmasına ve hak sahiplerinin haklarına

geç ulaşmalarına neden olabilecektir. Yapılan kadastro tespitlerinin ilgililere

tebliğinin ilan suretiyle yapılmasının da tek bir taşınmazı değil kadastro

yapılan yerdeki tüm taşınmazların mülkiyetine ilişkin belirsizlikleri bir an

önce sona erdirme amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Orman kadastrosunun pek

çok parseli ilgilendirdiği ve bazı hâllerde tapu kaydının bulunmadığı yerlerde

yapıldığı da dikkate alındığında ilanen tebligat usulünün benimsenmesinin

anılan amaca ulaşma yönünden elverişli ve gerekli bir araç olmadığı söylenemez.

30. Orman kadastro komisyonunca alınan kararlara ilişkin

tutanak ve haritaların askı suretiyle ilan tarihinden itibaren bu tutanak ve

haritalara karşı kadastro mahkemelerinde açılacak davalar için otuz günlük süre

öngörülmüş ise de bu durum söz konusu süre geçtikten sonra ilgililerin dava

açamamaları sonucunu doğurmamaktadır. İlgililer orman kadastro komisyonlarınca

düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içinde genel

yetkili mahkemelerde dava haklarını kullanabileceklerdir. Söz konusu sürelerin

kişilerin dava haklarını kullanabilmeleri açısından kısa ve yetersiz olduğu

söylenemez. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması biçimindeki kamu düzenine ilişkin genel yarar ile taşınmazlarından

uzun süre haberdar olmayan kişilerin bireysel yararının dengelenmesi açısından

da anılan hak taleplerinin on yıllık hak düşürücü süreye bağlanmasının gereksiz

olduğu veya anılan sürenin yetersiz olduğu ileri sürülemez.

31. Bu çerçevede taşınmaz mülkiyetine ilişkin hukuki belirliliğin sağlanması böylece hukuki güvenlik ve istikrarın tesis edilmesi amacıyla öngörülen itiraz konusu kuralların, anılan amaçlara ulaşma yönünde gerekli ve elverişli olmadığının değerlendirilemeyeceği, kurallarla bireyin hakları ile kamu yararı arasındaki makul dengenin gözetildiği, dolayısıyla kuralların mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti yönünden ölçüsüz bir sınırlama niteliği taşımadığı ve hukuk devleti ilkesini ihlal eden bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 5. ve 10. maddeleri ile bir ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin 26/2/2014 tarihli ve 6527 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrasının;

A. İkinci cümlesinin,

B. Dördüncü cümlesinin “İlan süresi geçtikten

sonra…” ibaresi dışında kalan bölümünün,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE,

C. Beşinci cümlesinin

1. “…Hazine hariç…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,

20/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2018/33, K. 2018/113, 20 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  6. II. İlk İnceleme
  7. B. Dördüncü cümlesinin
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Genel Açıklama
  10. B. Kanun’un 11. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci
  11. B. Dördüncü cümlesinin “İlan süresi geçtikten
  12. C. Beşinci cümlesinin
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. M. Emin KUZ
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2018/33
Karar No
2018/113
Tarih
20 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/14 K.2018/112
  • AYM Norm Denetimi E.2018/62 K.2018/117
  • AYM Norm Denetimi E.2018/107 K.2018/114
  • AYM Norm Denetimi E.2018/71 K.2018/118
  • AYM Norm Denetimi E.2018/153 K.2018/119
  • AYM Norm Denetimi E.2018/101 K.2019/3

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.