İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/16 K.2019/15

Esas Sayısı : 2019/16

Esas2019/16Karar2019/15Tarih14 Mart 2019Okuma14 dk · 2.749 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/16
Karar No
2019/15
Karar tarihi
14 Mart 2019
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.749 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

Esas Sayısı : 2019/16

Karar Sayısı : 2019/15

Karar Tarihi : 14/3/2019

R.G. Tarih – Sayı : 10/4/2019 – 30741

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 14. Vergi Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 22/7/1998 tarihli ve 4369 sayılı Kanun’un 52. maddesiyle değiştirilen mükerrer 120. maddesinin dördüncü fıkrasının (11/8/1999 tarihli ve 4444 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle maddeye eklenen ikinci fıkra nedeniyle mevcut madde metninde dördüncü fıkra olarak yer almaktadır) ikinci cümlesinde yer alan “…ve ceza…” ibaresinin, Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: 2013

yılı Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici kurumlar vergisi tarhiyatları ile bu tarhiyatlar üzerinden tekerrür hükümleri de dikkate alınarak kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN

HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren mükerrer 120. maddesi şöyledir:

“Geçici vergi:

Mükerrer Madde 120 – (Değişik: 22/7/1998-4369/52 md.)

Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç)

ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup

edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin

hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanununun değerlemeye

ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin altışar

aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini

ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden,

103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici

vergi öderler. Geçici vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal

mevcutları, kayıtlar üzerinden tespit edilebilir. (Mülga son cümle:

9/4/2003-4842/37 md.)

(Ek fıkra: 11/8/1999-4444/2 md.) Cumhurbaşkanı geçici vergi dönemlerini üç aya indirmeye, geçici verginin beyan süresini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın ondördüncü, ödeme süresini ise onyedinci günü akşamı olarak belirlemeye yetkilidir.

Hesaplanan geçici vergi, altı aylık dönemi izleyen ikinci ayın ondördüncü günü akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine beyan edilir ve onyedinci günü akşamına kadar ödenir. Aynı dönem içinde tevkif edilmiş bulunan gelir vergisi (42 nci maddede belirtilen kazançlardan yapılan tevkifat hariç) hesaplanan geçici vergiden mahsup edilir.

Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin % 10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.

Bir önceki takvim yılında altışar aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı, o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir.

İşin bırakılması halinde, işin bırakıldığı dönemi izleyen dönemlerde geçici vergi ödenmez.

Geçici vergi uygulamasına ilişkin usuller Maliye Bakanlığınca tespit edilir.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükmü

13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şu şekildedir:

“(2) Kurumlar vergisi mükelleflerince, (dar mükellefiyete tâbi kurumlarda ticarî ve ziraî kazançlarla sınırlı olarak) câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir. Tam mükellef kurumlar için geçerli olan esaslar, dar mükellef kurumlara da aynen uygulanır.

(3) Cumhurbaşkanı, ikinci fıkrada yazılı geçici vergi oranını 5 puana kadar indirmeye veya tekrar kanunî seviyesine kadar getirmeye yetkilidir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 13/2/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Yunus Emre YILMAZOĞLU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve

Kapsam

3. Geçici kurumlar vergisi, 5520 sayılı Kanun’un 32. maddesinin (2) numaralı fıkrasının yollamada bulunduğu 193 sayılı Kanun’un mükerrer 120. maddesinde yer alan kuralda belirtilen esaslara göre tarh ve tahsil edilmektedir.

4. 193 sayılı Kanun’un mükerrer 120. maddesine göre geçici vergi; basit usulde vergilendirilenler hariç olmak üzere ticari kazanç ve serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerinin, içinde bulundukları takvim yılında, kesin miktarı ertesi yılın ilgili beyan döneminde verilecek beyannamede hesaplanacak gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere belirli oran ve yöntemlere göre önceden yapacakları avans ödemeleri ifade etmektedir.

5. Anılan maddenin itiraz konusu kuralın yer aldığı fıkrasının ilk cümlesinde, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak maksadıyla yapılan incelemeler sonucunda geçmiş dönemlere ait geçici verginin % 10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde eksik beyan edilen kısım için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca resen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği belirtilmiştir.

6. İtiraz konusu kuralın yer

aldığı ikinci cümlede ise mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici

vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ile cezanın tahsil edileceği

hükme bağlanmıştır. Bir takvim

yılı içinde ödenen toplam geçici vergi tutarı, izleyen yılda verilecek gelir

veya kurumlar vergisi beyannamesinden mahsup edileceğinden mahsup dönemi o yıla

ait gelir veya kurumlar vergisinin beyan dönemidir. Tarh edilen geçici vergi

tutarı bu dönem geçtikten sonra kesinleştiği takdirde terkin edilecektir. Ancak

kuralda tarh edilen geçici vergi tutarı gözönünde bulundurularak geçici verginin

eksik tahakkuk ettirilmesi nedeniyle kesilen ceza ile devletin

geçici vergi alacağının ekonomik değerini korumak amacıyla talep edilen gecikme

faizinin tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.

7. Fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “…ve ceza…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

B. İtirazın Gerekçesi

8. Başvuru kararında özetle; kuralla mahsup

döneminin sona ermesi nedeniyle aslı aranmayan geçici vergi tutarının dikkate

alınarak sadece cezanın tahsil edilmesinin öngörüldüğü, vergi ziyaı cezasının

uygulanmasının idari ve yargısal yoruma dayandığı, bu konuda kanuni bir

belirsizliğin bulunduğu, geçici verginin zamanında tahakkuk ettirilmediğinin

veya eksik tahakkuk ettirildiğinin mahsup döneminin sona ermesinin ardından

tespit edilmesi hâlinde ticari kazanç ve serbest meslek kazancı sahibi

mükelleflerin hem geçici vergi bakımından hem de gelir vergisi bakımından ayrı

ayrı vergi ziyaı cezalarına maruz kaldıkları, bu itibarla anılan mükelleflerin

diğer gelir vergisi mükelleflerine göre daha ağır bir şekilde ve bir fiil

nedeniyle birden fazla cezalandırıldıkları, mahsup döneminin bitiminden sonra

vergi incelemesine tabi tutulan geçici vergi mükellefleri ile mahsup dönemi

sona ermeden vergi incelemesine tabi tutulan mükellefler arasında da

cezalandırılma yönünden bir eşitsizlik yaratıldığı, anılan nedenlerle kuralın

suç ve cezaların kanuniliği, aynı fiil nedeniyle birden fazla yargılanmama ve

cezalandırılmama ile eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek Anayasa’nın

10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.

10. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

11. Hukuk devletinin temel ilkeleri arasında yer alan aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz (ne bis in idem) ilkesi gereğince kişi aynı fiil nedeniyle birden fazla yargılanamaz ve cezalandırılamaz.

12. Anayasa’nın 10. maddesinde

belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi ise hukuksal durumları

aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik

öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar

karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrım yapılmasını

ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi

ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali

yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı

tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı

hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

13. Anayasa'nın 38.

maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte

bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz”

denilerek suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasında da “Ceza ve

ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” ifadesine

yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi güvence altına

alınmıştır. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada

kanunilik ilkesi uyarınca hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak

eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda

gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması

gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan

bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.

Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım

yapılmadığından vergi suç ve cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.

14. Vergi cezalarına

ilişkin düzenlemelerin Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında incelenmesinde vergi

kanunlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Vergi,

resim, harç veya benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemeler yapılırken bu

yükümlülüklere ilişkin tüm unsurların aynı kanun, madde veya fıkrada

düzenlenmesi zorunlu değildir. Bu çerçevede kanunla belirlenmesi zorunlu olan

temel unsurlar aynı kanunun farklı hükümlerinde düzenlenebileceği gibi farklı

kanunlarda da düzenlenebilir. Bu

bağlamda vergi suç ve cezalarına ilişkin hükümlerin yer aldığı 213 sayılı

Kanun, geçmiş dönemler için yapılacak vergi incelemesi sonucunda eksik tahakkuk

nedeniyle gerçekleştirilecek resen ya da ikmalen tarhiyatlarda kesilecek

cezanın belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar açısından uygulanabilir niteliktedir.

15. 213 sayılı Kanun’un 341. maddesinin birinci fıkrasında yer alan tanıma göre vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini ya da eksik tahakkuk ettirilmesini ifade etmektedir. Aynı maddenin üçüncü

fıkrasında ise verginin sonradan tahakkuk ettirilmesinin veya tamamlanmasının ya da haksız iadenin geri alınmasının cezanın uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Anılan Kanun’un 344. maddesinde de vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hâlinde uygulanacak ceza düzenlenmiştir.

16. Söz konusu kurallar birlikte değerlendirildiğinde vergi ziyaı suçunun şekli bir suç olduğu ve vergi ziyaı cezasının, vergi tahakkukunun kanuni süresinden sonra veya eksik olarak gerçekleştirilmesi fiiline caydırıcı bir müeyyidenin bağlanması amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Kanun’da cezanın uygulanmasına yol açan fiil, cezanın uygulanma yöntemi, muhatabı ve miktarı belirli ve öngörülebilir bir biçimde düzenlenmiştir. Buna göre geçici verginin eksik tahakkuk etmesi hâlinde mali düzenin korunmasını sağlayıcı bir tedbir olarak vergi ziyaı cezasının uygulanacağı açık olduğundan bu konuda bir belirsizliğin bulunduğu söylenemez.

17. İtiraz konusu kural

ile basit usulde vergilendirilenler hariç olmak üzere ticari kazanç sahipleri

ile serbest meslek erbabından cari vergilendirme döneminin gelir vergisine

mahsup edilmek üzere alınan geçici verginin eksik beyan nedeniyle eksik tahakkuk

ettirilmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda kanun koyucu eksik

tahakkuk eden geçici vergi nedeniyle gecikme faizi yanında itiraz konusu

kuralla geçici vergi tutarı üzerinden hesaplanacak cezanın tahsil edileceğini

kurala bağlamıştır. Kuralda öngörülen ceza, geçici vergi yönünden mali düzenin

korunması ve mükelleflerin bu düzene aykırı davranışlarına etkin ve caydırıcı

bir yaptırımın uygulanması amacıyla öngörülmüş bir tedbir niteliğindedir.

18. Cari yılda

ödenecek geçici vergi için beyan ve ödeme dönemleri ulaşılabilir, belirli ve

öngörülebilir niteliktedir. Geçmiş dönemler için yapılan inceleme sonucunda

geçici verginin % 10’u aşan tutarda eksik beyan edilmesi, 213 sayılı Kanun’un

341. maddesinde öngörülen tahakkukun eksik gerçekleştirilmesi fiilini

oluşturmakta ve Kanun’un 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini

gerektirmektedir. Geçmiş dönemlere yönelik bu tespit aynı zamanda o yıla ait

gelir vergisi matrahının da eksik beyan edildiğini ve gelir vergisi

tahakkukunun eksik yapıldığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle gelir vergisi

yönünden de vergi ziyaı suçunun işlenmesi söz konusu olduğundan eksik tahakkuk

ettirilen gelir vergisi tutarı üzerinden ayrıca vergi ziyaı cezası

kesilmektedir.

19. Gelir vergisi ve kurumlar vergisi ile bu vergilere mahsuben alınan geçici verginin tarh ve tahsil dönemlerinin farklı olduğu gözetildiğinde geçmiş dönemlere ilişkin incelemede elde edilen gelirin beyan dışı bırakıldığının saptanması ayrı ayrı fiillerle, birbirinden farklı vergilendirme dönemlerinde bu vergilerin eksik tahakkuk ettirildiğini göstermektedir. Bu durumda birden fazla vergi ziyaı suçu işlendiğinden aynı fiilden dolayı birden fazla cezalandırmama ilkesi kapsamında fiillerin aynılığından söz edilemez.

20. Öte yandan kanun koyucu suçların niteliği, işlenme biçimi, içerik ve yoğunluğu, kamu düzenini ihlal derecesi ve cezaların caydırıcılığı gibi nedenleri gözeterek Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezaların tür ve miktarını saptayabileceği gibi toplumsal sonuçları bakımından doğurduğu tehlikenin ağırlığına göre bazı eylemlere hürriyeti bağlayıcı cezalar dışında idari yaptırımlar uygulanmasını da öngörebilir.

21. Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi vergi yükümlülüğünün zamanında ve eksiksiz ödenmesi ile gerçekleşir. Vergi kanunlarının gereklerinin zamanında ve kurallarına uygun yerine getirilmesi ve böylece kanunların etkinliğinin ve caydırıcılığının sağlanması için vergi suç ve cezaları öngörülmüştür. Vergi cezaları, mükelleflerin ya da sorumluların kanunlarda belirtilen suçları işlemeleri durumunda uygulanması gereken yaptırımlardır.

22. Gecikme zammı ve gecikme faizinin amacı, kamu alacaklarının zamanında ödenmemesinden dolayı Hazinenin uğradığı zararı karşılamak iken vergi cezalarının amacı vergi suçlarını işleyenleri cezalandırmak ve caydırıcılığı sağlamaktır. Bu cezalar, vergi idareleri tarafından idari usullerle ve yargı kararı gerekmeksizin uygulanan mali ve idari nitelikli yaptırımlar olabileceği gibi yargı organlarınca ceza yargılama usulleri uygulanarak hürriyeti bağlayıcı ceza niteliğindeki yaptırımlar da olabilir.

23. Kanun koyucunun idari yaptırıma konu eylemleri ve bu eylemler karşılığında uygulanacak yaptırımları belirlemesi anayasal sınırlar içerisinde takdir yetkisi kapsamındadır. Kanun koyucu bu yetkisini kullanırken suç ve yaptırım arasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. İdari yaptırımların yerine getirilmesine ilişkin düzenlemelerde kuralların cezaların etkinliğini ve caydırıcılığını sağlama amacına uygun olarak adil ve orantılı olması gerekir.

24. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengenin kurulabilmesi için bunun ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir. Bu ilkenin alt ilkelerinden olan elverişlilik ilkesi öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, zorunluluk ilkesi öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve orantılılık ilkesi ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.

25. Geçici vergi, gelir

elde eden mükellefler arasında verginin ödeme zamanının farklılığından doğan

eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve devletin vergi alacağına cari yılda

kavuşarak enflasyon nedeniyle oluşabilecek zararını gidermek amacıyla

öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralda resen ya da ikmalen tarh edilen ve mahsup

dönemi geçtikten sonra kesinleşen geçici verginin terkin edileceği ancak

cezanın tahsil edileceği belirtilmiştir. Ceza, geçici verginin kanunda

gösterilen süresi içinde ve eksiksiz tahakkuk ettirilmesi ile gelir vergisinde

cari yılda ödemeye dayalı vergilendirme sisteminin devamlılığının sağlanması

amacıyla öngörülmüştür. Ayrıca söz konusu cezanın, mükellefin veya sorumlunun

vergilendirme ile ilgili ödevlerini eksik yerine getirmesi sebebiyle verginin

eksik tahakkuk ettirilmesinden doğan vergi ziyaı suçunun işlenmesini ve

yaygınlaşmasını önlemeye elverişli bir yaptırım olmadığı söylenemez. Geçici

verginin öngörülmesine ilişkin mali, hukuki ve ekonomik amaçlar gözönünde

bulundurulduğunda geçmiş dönemler için yapılan inceleme sonucunda ziyaa

uğratılan gelir vergisi için kesilen cezanın yanında eksik tahakkuk ettirilmesi

suretiyle işlenen vergi ziyaı suçu nedeniyle geçici vergi yönünden de cezai

tedbire başvurulmasının ağır ya da orantısız olduğu da savunulamaz. Bu itibarla

kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngörmüş olduğu söz konusu cezai

tedbirde hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.

26. Ayrıca geçici vergi, gelir

vergisi mükellefleri arasında ödeme zamanından doğan eşitsizlikleri gidermeyi

amaçlamaktadır. Böyle bir vergisel tedbire ihtiyaç olup olmadığı ve varsa bunun

hangi vergi mükellefleri yönünden geçerli olacağını belirlemek kanun koyucunun

takdirindedir. Devletin geçici vergi ödemekle yükümlü kıldığı mükellefler

doğrudan cezalandırma tedbirine muhatap olmamaktadır. Bu tedbirin uygulanması

için gelir vergisine mahsuben alınan geçici verginin mükellef tarafından

kanunda gösterilen tutarı aşan oranda eksik tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla zamanında ve tam olarak geçici vergi beyanında bulunup tahakkuk

eden geçici vergiyi kanunda öngörülen süresi içinde ödeyen mükellefin ceza,

gecikme faizi ve gecikme zammı gibi tedbirlerle karşılaşması söz konusu

değildir. Gerek geçici verginin uygulamaya konulmasında gözetilen eşitliği

sağlama amacı gerekse cezalandırma tedbirinin sadece bu mükellefiyetini gereği

gibi yerine getirmeyenler yönünden geçerli olduğu dikkate alındığında geçici

vergi ödemekle yükümlü mükellefler ile diğer gelir vergisi mükellefleri

arasında eşitlik karşılaştırmasının yapılamayacağı açıktır.

27. Diğer yandan mahsup dönemi sona ermeden yapılan vergi

incelemesi sonucunda geçici vergiyi ziyaa uğrattığı tespit edilen mükellefler

hakkında cezalı tarhiyat yapılacaktır. Ancak bu mükellefler kesinleşen ve

ödedikleri geçici vergi tutarını izleyen yılda hesaplanacak gelir vergisinden

mahsup edebileceklerinden gelir vergisi yönünden bir vergi ziyaı doğmamış

olacaktır. Geçmiş dönemlere ait vergi incelemesi sonucunda hem geçici vergi hem

de gelir vergisi yönünden cezalı tarhiyata tabi tutulan mükelleflerin ise ayrı

ayrı bu vergilerin eksik tahakkukuna neden oldukları açıktır. Ayrıca bu

mükelleflerin tarhiyatın tahakkuk tarihi uyarınca hesaplanacak gecikme faizi

yönünden mahsup dönemi geçmeden incelenen mükelleflere göre devletin daha fazla

zarara uğramasına neden oldukları da şüphesizdir. Dolayısıyla mahsup dönemi

bitiminden sonra vergi incelemesine tabi tutulan geçici vergi mükellefleri ile

mahsup dönemi sona ermeden vergi incelemesine tabi tutulan mükelleflerin hukuki

durumları farklı olduğundan aralarında eşitlik karşılaştırmasının yapılması

mümkün değildir.

28. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 22/7/1998 tarihli ve 4369 sayılı Kanun’un 52. maddesiyle değiştirilen mükerrer 120. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…ve ceza…” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 14/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/16, K. 2019/15, 14 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay: 2013
  5. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun
  6. Hükümleri
  7. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  8. B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
  9. II. İlk İnceleme
  10. III. Esasın İncelenmesi
  11. A. Anlam ve
  12. B. İtirazın Gerekçesi
  13. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. M. Emin KUZ
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Seferinoğlu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/16
Karar No
2019/15
Tarih
14 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/14 K.2019/16
  • AYM Norm Denetimi E.2019/26 K.2019/9
  • AYM Norm Denetimi E.2019/29 K.2019/10
  • AYM Norm Denetimi E.2019/33 K.2019/17
  • AYM Norm Denetimi E.2018/136 K.2019/21
  • AYM Norm Denetimi E.2017/154 K.2019/18

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.