İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/48 K.2019/74

– 30953

Esas2019/48Karar2019/74Tarih19 Eylül 2019Okuma29 dk · 5.722 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Eylül 2019
Esas Sayısı
2019/48
Karar Sayısı
2019/74
R.G. Tarih – Sayı
19/11/2019
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.722 kelime·29 dk okuma·28 bölüm

– 30953

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Bakırköy 13. İş Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen;

A. 14. maddesinin

ikinci fıkrasının,

B. Ek

1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinin,

Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ödenmeyen fazla çalışma ücreti ile fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlası olan alacaklarının tahsiline karar verilmesi talebiyle açılan alacak davasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralların da yer aldığı;

1. 14. maddesi şöyledir:

“Ücret:

Madde 14 - (Değişik: 4/1/1961 - 212/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/83 md.) Kararlaştırılan ücret,

her ay peşin olarak ödenir. İlave ücretlerin sigorta primlerinin ödenmesi

mecburidir. Çalıştırılan gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki

her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle

ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü,

çalıştırdığı gazeteci sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları

dikkate alarak işverenleri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret,

prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakın, brüt ya da kanuni

kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını

belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine

Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı

gazetecilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını

özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan

işverenler, gazetecilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler.

Gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarının

özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin

diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle

düzenlenir.

Gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.

Mukavele müddeti sona ermeden evvel kendisine atfedilebilecek bir kusuru olmaksızın işine son verilen gazeteci, peşin almış olduğu ücretin henüz işlememiş bulunan kısmını iade etmeye mecbur tutulamaz.

Gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin sağladığı karın emeklerine düşen nispi karşılığı olarak asgari birer aylık ücret tutarında ikramiye alırlar.”

2. Ek 1. maddesi şöyledir:

“Çalışma Müddeti ve fazla mesai:

Ek Madde 1 – (Değişik: 12/2/1954 - 6253/2 md; Değişik: 4/1/1961 - 212/1 md.)

5953 sayılı Kanunun birinci maddesindeki gazeteci tabirinin şümulü içinde bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve büro gibi yerlerde hizmetlerinin mahiyeti itibariyle müstemirren çalışanlar için günlük iş müddeti, gece ve gündüz devrelerinde sekiz saattir.

Yukarıki fıkra hükmünün dışında kalarak, gündüz veya gece devresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlere artırılması ve ulusal bayram, genel tatiller ve hafta tatilinde çalışılması bu kanuna göre (Fazla saatlerde çalışma) sayılır.

Pazar gününden başka bir gün hafta tatili yapan gazeteci, pazar günü fazla mesai yapmış sayılmaz.

Her bir fazla çalışma saati için verilecek ücret, normal çalışma saati ücretinin % 50 fazlasıdır.

Ancak, günlük normal çalışma müddetine ilaveten bu madde gereğince tatbik edilecek fazla çalışmaların saat 24 den sonraya tesadüf eden saatlerinde ücret bir misli fazlasiyle ödenir.

Fazla saatlerin hesabında, yarım saatten az olan müddetler yarım saat, fazlası ise bir saat sayılır.

Fazla saatlerde çalışma, ücretlerini parça başına veya yapılan iş miktarına göre alan gazetecilere yaptırıldığı takdirde dahi bu kimselerin fazla saatlere tekabül eden ücretleri bu maddedeki esaslara göre ödenir.

Fazla çalışmalara ait ücretin, mütaakıp ücret tediyesiyle birlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi halinde, her geçen gün için % 5 fazlasiyle ödenir.

Fazla mesai günde üç saati geçemez.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 15/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan

mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması

durumunda bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.

Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrası ile ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinin iptallerini talep etmiştir. Kanun’un 14. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrası, ücreti zamanında ödenmeyen 5953 sayılı Kanun’a tabi basın mensubunun bu ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesini öngörmekte iken ek 1. maddenin sekizinci fıkrasının itiraz konusu ikinci cümlesi, Kanun kapsamındaki basın mensubuna ödenmeyen fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla tahsil edilmesini hükme bağlamaktadır.

4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davanın konusu, 5953 sayılı Kanun’a tabi bir basın mensubu olan davacının, çalıştığı dönemde mesai saatleri dışında yapmış olduğu çalışmaları karşılığında kendisine ödenmesi gereken fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla tahsiline karar verilmesi talebidir.

5. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla tahsiline yönelik talebin dayanağını, Kanun’un “Çalışma Müddeti ve fazla mesai:” başlıklı ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi oluşturmaktadır.

6. Bakılmakta olan davada, davacı tarafından fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle ödenmeyen fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla tahsiline karar verilmesi talep edilmekte olup 14. maddede düzenlenen aylık ücretin ödenmediğine ilişkin bir iddia veya bu yönde bir talep bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kanun’un 14. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasının somut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

7. Açıklanan nedenlerle 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen;

A. 14. maddesinin

ikinci fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Ek 1. maddesinin sekizinci

fıkrasının ikinci cümlesinin esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

8. Başvuru kararı ve ekleri Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

9. Başvuru kararında özetle; iş sözleşmesi ile işçi

statüsünde çalışanların büyük bölümünün 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu’na tabi olarak çalıştığı, bunun yanı sıra basın sektöründe çalışan

gazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özel kanunların da bulunduğu,

4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçilerin ücret ve fazla çalışma ücreti

alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda en yüksek banka mevduat faizinin

uygulanmasının öngörüldüğü, basın çalışanlarına ücret ve fazla çalışma ücreti

alacaklarının zamanında ödenmemesi hâlinde ise temerrüt şartı dahi aranmaksızın

borcun günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825 fazlası ile ödenmesinin gerekeceği,

ayrıca bu zamlı ödemeye yıllık yüzde dokuz oranında yasal faiz uygulanacağı, bu

durumda basın mesleğinde çalışanların diğer çalışanlara göre yüz kat daha fazla

ödeme alacağı, çalışanlar açısından ücret ve fazla çalışma ücretinin zamanında

ödenmemesi durumunda uygulanacak zam ve faiz oranında yüz kat gibi bir fark

oluşması nedeniyle diğer çalışanlara göre gazetecilere bariz bir ayrıcalık

tanındığı ve bunun kanun önünde eşitlik, hukuk devleti ve hukuki güvenlik

ilkelerini zedelediği, gazetecilerin görevleri ve konumları gereği diğer

çalışanlardan farklı olduğu düşünülse bile zam ve faiz oranında yüz kat gibi

bir fark oluşmasının makul ve ölçülü olmadığı, söz konusu hükmün basın mesleğinde

çalışanlar ile çalıştıranlar arasında serbestçe sözleşme yapılmasını önlediği

için sözleşme hürriyetini zedelediği ayrıca çalışma barışına da zarar verdiği

belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

10. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

12. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.

13. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” denilerek çalışma ve teşebbüs hürriyeti güvence altına alınmıştır.

14. Çalışma hürriyeti, kişinin çalışıp çalışmama, çalışacağı işi seçme ve çalıştığı işten ayrılma özgürlüğünü korur. Çalışma hürriyeti, ücretli olarak bağımlı çalışma hakkını olduğu kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma ve mesleki faaliyette bulunma hakkını da içerir. Çalışma hürriyetinin bir parçası olan özel teşebbüs hürriyeti de her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alanda iktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere teşebbüs kurabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyetiyle mesleğini devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini güvence altına almaktadır.

15. İtiraz konusu kural, gazetecilere fazla çalışma ücretlerinin gününde ödenmemesi durumunda bu ücretlerin her geçen gün için yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin olup bu oran yıllık yüzde 1825’e tekabül etmektedir. Söz konusu yüzde beş fazla ödeme kuralı, bu kuralın icrası ve doğurduğu sonuçlar bakımından basın sektöründe faaliyette bulunan teşebbüs ve işletmeleri doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle itiraz konusu kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin öncelikle basın sektöründe faaliyet yürüten kişilerin teşebbüs özgürlüğü çerçevesinde ele alınması gerekir.

16. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir. Buna göre teşebbüs hürriyetine sınırlama getiren kanuni düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması ve ölçülü olması gerekir.

17. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

18. Anayasanın 13. maddesi, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını ilgili temel hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde gösterilen özel sebeplerin bulunmasına bağlı kılmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarında özel sınırlama nedeni öngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin de temel hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

19. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55. maddesinde, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için devletin gerekli önlemleri alacağı öngörülmüştür. Anılan maddeyle çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret almaları anayasal güvence altına alınmıştır.

20. İşçinin

emeğinin karşılığı olan ücret gelirini korumak ve bu yolla kamu düzenini

sağlamak amacıyla birtakım hukuki düzenlemelerin yapılması doğaldır.

Mevzuatımızda da işçi ücretlerini koruyucu hükümlere yer verilmiş ve bu suretle

işçi için önem arz eden ücret alacağının güvence altına alınması

hedeflenmiştir. İş hukukumuzda işçinin gereksinimleri asgari ücret yolu ile

asgari düzeyde karşılanmaya çalışılmış olsa da bu ücretin eksiksiz ve zamanında

ödenmesini sağlamak üzere kanuni düzenlemelere yer verilmesi ücretin sosyal

karakterinin getirdiği bir ihtiyaçtır. Ücret hakkının gerçek anlamda korunması

sadece işçiye adaletli bir ücret sağlamayla değil bu ücretin işçiye tam ve

zamanında ödenmesini sağlayacak güvenceli bir düzenin kurulabilmesiyle mümkün

olacaktır.

21. Bu çerçevede devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında ücrette adaletin sağlanması için çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri almak amacıyla teşebbüs hürriyetine sınırlamalar getirmesi mümkündür.

22.

Gazeteciliğin diğer iş kollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratik

toplumun varlığında ve devam ettirilmesinde sahip olduğu önemli rolü nedeniyle

bazı özel düzenlemelere bağlı kılınması konusunda gazeteciler yönünden farklı

bir koruma rejiminin benimsenmesi kanun koyucunun takdirindedir. Toplumu doğru

bilgilendirme gibi önemli görevleri bulunan gazetecilerin bu görevi yerine

getirirken işverenin etkisinden mümkün olduğu kadar arındırılmaları ve bunun

için de ücretlerinin güvence altına alınması gerekmektedir. Bazı alacakların

gününde ödenmemesi hâlinde günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesi gerektiği

yönündeki düzenlemenin amacının da toplumu doğru bilgilendirme görevi olan

gazetecilerin ücret ve fazla çalışma ücreti alacaklarını güvence altına almak

olduğu anlaşılmaktadır.

23. Bu bağlamda, gazetecilerin demokratik toplumda yüklendikleri görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için diğer ücretlilere göre ücret alacaklarının özel düzenlemelerle teminat altına alınmasının anılan amaca ulaşma yönünde elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.

24. Ancak getirilen sınırlamanın orantılı bir tedbir olup

olmadığı da değerlendirilmelidir. Kişilerin iktisadi faaliyetlerini

etkileyebilecek düzenlemeler açısından orantılılık ilkesi kamu yararı ile

kişinin teşebbüs hürriyetinden yararlanabilmesi arasında makul bir denge

kurulmasını gerektirmektedir. Bir başka ifadeyle işverenin teşebbüs özgürlüğü

ile gazetecilerin ve toplumun çıkarları arasında makul bir denge kurulmalıdır.

Bu bağlamda fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda

uygulanacak yaptırımın teşebbüs sahiplerine aşırı ve katlanılamaz bir külfet

yüklememesi gerektiği açıktır. Çok yüksek meblağlara ulaşabilen yüzde beş fazla

ödeme kuralının, işverene aşırı bir külfet getirdiği ve bu sınırlamanın sebepsiz

zenginleşmeye sebep olabileceği anlaşılmaktadır.

25. Ülkemizde reel enflasyon ve yasal faiz oranları dikkate alındığında yılda yüzde 1825 oranında fazla ödemeye ulaşabilen sorumluluğun orantılı bir sınırlama öngördüğü söylenemez.

26. Yüzde beş fazla ödemenin yılda yüzde 1825 oranına

ulaşabilmesinin yanı sıra fazla çalışma ücreti esas ücretle birlikte ödenecek

olup 4857 sayılı Kanun’dan farklı olarak ücret ve fazla çalışma ücretinin

ödenme zamanının 5953 sayılı Kanun’da belirlenmiş olması nedeniyle gazeteciler

yönünden temerrüt şartı da aranmayacaktır. Bir başka ifadeyle ücretin ödenme

zamanı kesin biçimde Kanun’da gösterildiğinden ücret alacağı ile birlikte yüzde

beş fazla ödeme talep edebilmek için işverenin temerrüde düşürülmesi dahi

gerekmemektedir. Bunun yanı sıra yüzde beşlik fazla ödemeye faiz yürütülmesi de

mümkün olup fazla çalışma ücreti alacağı ile yüzde beşlik fazla ödemeye ayrıca

yasal faiz uygulanabilecektir.

27. Gazetecinin fazla çalışma ücretini korumak, elde edemediği fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmesini sağlamak için kuralla getirilen ekonomik tedbirin ağırlığı dikkate alındığında, böyle bir ödemeye karar verildiğinde ulaşılan miktar, işverenin ekonomik varlığını ve geleceğini ağır bir şekilde etkileyebilecektir.

28. Açıklanan nedenlerle kuralla teşebbüs ve çalışma özgürlüğüne getirilen sınırlamanın orantısız olduğu ve bu nedenle kuralın ölçülülük ilkesini ihlal ettiği anlaşılmaktadır.

29. Diğer iş kollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratik bir toplumda sahip olduğu önemli rol nedeniyle gazetecilerin ücret alacağının teminat altına alınması amacıyla özel düzenlemeler yapılması kanun koyucunun takdirindedir. Ancak itiraz konusu kural gereğince fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda temerrüt şartı dahi aranmaksızın günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825’e varan oranda fazla ödeme yapılması zorunluluğunun ve bu fazla ödemeye yasal faiz uygulanması sonucunda fazla çalışma ücreti olarak ödenmesi gereken çok yüksek meblağların ortaya çıkması hukuk devletinin gereklerinden olan adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.

30. Diğer taraftan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,

dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./Kadınlar ve erkekler

eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla

yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak

yorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve

yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı

sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik

ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanun

önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.

31. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde

eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile

eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı

durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun

karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her

yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

32. İş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalışmakla birlikte

farklı kanun hükümlerine tabi olan işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarının

zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak eşitlik ilkesi yönünden yapılacak

anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya

da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı

tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında

farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı

muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde nesnel

ve makul bir temele dayanıyorsa söz konusu farklı muamelenin ölçülü olup

olmadığı hususları irdelenmelidir.

33. İş sözleşmesi; bir çalışan ile işveren arasında kurulan iş ilişkisine dayalı, işçinin iş görmeyi işverenin de bu işe karşılık ücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. İş sözleşmesi ile işçi statüsünde çalışanların büyük bölümü 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışmakla birlikte basın sektöründe çalışan gazetecilerin tabi olduğu 5953 sayılı Kanun gibi özel iş kanunları da bulunmaktadır.

34. Bu itibarla fazla çalışma ücretlerinin zamanında

ödenmemesi durumu bakımından, farklı kanun hükümlerine tabi olmakla birlikte iş

sözleşmesiyle işçi statüsünde çalışan kişilerin karşılaştırma yapılmaya müsait

olacak şekilde benzer durumda oldukları açıktır. Öte yandan fazla çalışma

ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak 4857 sayılı

Kanun’a tabi olarak çalışan işçiler bakımından en yüksek banka mevduat faizinin

uygulanması öngörülmüştür. Basın sektöründe çalışan gazetecilere fazla çalışma

ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda ise günlük yüzde beş

oranında fazla bir ödemenin düzenlendiği, bu yolla 5953 sayılı Kanun’a tabi

çalışan gazeteciler ile diğer kanunlara tabi çalışan işçiler arasında bir

farklılık yaratıldığı anlaşılmaktadır.

35. Eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırma

yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı

lehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınması niteliğinde

olmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması ve ölçülü olması gerekir.

İtiraz konusu kural ile demokratik toplumun varlığında ve devam ettirilmesinde önemli bir rol oynayan gazetecilerin görevlerini

yerine getirirken fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmesinin güvence altına

alınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Gazetecilerin ifa ettikleri görevin

özelliği gözetildiğinde diğer ücretlilere göre fazla çalışma ücreti

alacaklarının birtakım özel düzenlemeler ile teminat altına alınması için

gazeteciler lehine getirilen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele

dayanmadığı söylenemez.

36. Ancak nesnel ve makul bir temele dayalı olan farklı

muamelenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Mevzuatımızda

4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçiler yönünden fazla çalışma ücreti

alacaklarının zamanında ödenmemesi durumuna ilişkin olarak en yüksek banka

mevduat faizinin uygulanması öngörülmüştür. İtiraz konusu kural ise gazeteciler

için fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda temerrüt

şartı dahi aranmaksızın günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825’e varabilen yüksek

oranda fazla ödeme yapılması zorunluluğunu öngörmekte olup bu fazla ödemeye

ayrıca yasal faiz uygulanmaktadır. Bu hâliyle kural, basın sektöründe

çalışanlar için diğer çalışanlara göre nesnel ve makul bir nedenle de olsa

orantısız bir farklı muamelenin getirilmesine yol açmaktadır. Bu itibarla

kuralla gazeteciler lehine kabul edilen farklı muamelenin ölçülü olduğu

söylenemeyeceğinden kural eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Muammer TOPAL ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kural, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 49. maddesi yönünden incelenmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 5. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 4/1/1961 tarihli ve 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Muammer TOPAL ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 19/9/2019 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Engin

YILDIRIM

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

KARŞIOY GÖRÜŞÜ

1. İtiraz konusu kural, Basın İş Kanunu’na tabi gazetecilerin fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi halinde her geçen gün için yüzde beş fazla ödeme yapılmasını öngörmektedir.

2. Çoğunluk, kuralı yüzde beş fazla ödemenin bir yılda çok yüksek bir orana ulaşması olasılığının işveren gazetenin ekonomik varlığına tehdit oluşturarak basın özgürlüğünün bir parçası olan yayın yapma girişimine ve halkın haber alma özgürlüğüne ölçüsüz yaptırım olarak değerlendirmiş ve kuralı iptal etmiştir.

3. Anayasa Mahkemesi konuyla ilgili daha önce verdiği bir kararda (E.2005/28, K.2008/122) kuralın “Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren karşısında korumak amacıyla getirildiği” ve “basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü” tespitinde bulunmuştur.

4. Kural, fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmemesi şartına bağlı olarak uygulanma imkânına sahiptir. Fazla çalışma ücretinin zamanında ödenmesi halinde kuralın öngördüğü yaptırım uygulanmayacaktır. Gazetecilerin haber alma, verme, basma ve yayma gibi demokratik toplum düzeninin inşasında ve sürekliliğinin sağlanmasında hayati öneme sahip işlevleri yerine getiren bir mesleğe mensup olduklarını düşündüğümüzde çalışma şartları ve ücretlerle ilgili konularda diğer çalışanlardan daha ayrıcalıklı bir muameleye tabi tutulmalarının haklı bir nedene dayandığını söyleyebiliriz.

5. Gazetecinin basın ve ifade özgürlüğü için oynadığı

önemli rolden kaynaklanan sahip oldukları hakların gazete işvereninin girişim

ve çalışma özgürlüğünü ölçüsüz bir şekilde sınırlandırdığı söylenemez. Her

şeyden önce gazete işvereni çoğu durumda büyük bir holding veya gruptur ve

gazeteciye göre iktisaden çok daha güçlü bir konumdadır. Öngörü sahibi

basiretli bir tacir olarak gazete işvereni gazetecinin fazla çalışma ücretini

gününde ödememesinin kendisine ne gibi mali külfetler yükleyeceğinin farkında

olması gerekir. Gazetecinin emeği karşılığında hak ettiği fazla çalışma ücretini,

gazete işvereninin, örneğin bir yıl gibi uzun bir süre ödememesinin mali

boyutunu hesap etmesi ve ona göre teşebbüsü için gerekli tedbirleri alması

beklenir. Böyle bir öngörüde bulunmayarak işletmesini zora sokması tamamen

kendi hatasından kaynaklanacaktır.

6. Sonuç olarak, itiraz konusu kuralın çalışma hürriyetine ölçüsüz bir müdahalede bulunmadığı kanaatiyle karara katılmıyorum.

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. İptal istemine konu kural on bir yıl önce yine Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirilmiş; Anayasa Mahkemesi 12/6/2008 tarih ve E.2005/28, K.2008/122 sayılı kararıyla (oybirliğiyle) şu gerekçeyle iptal istemini reddetmiştir;

“...İptali istenen kurallarla gazetecilere, zamanında

ödenmeyen ücret ve fazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara tanınmayan

lehe düzenlemeler getirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama belgelerinde,

basında mevcut bir huzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışma

koşullarına tâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın İş

Kanunu kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na tâbi

olanlardan farklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki grup,

aynı hukuki statüde bulunmadıklarından, itiraz gerekçelerinde öne sürülen

karşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin Anayasa’nın

eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir... İptali istenen kurallarda yer

alan ‘günlük yüzde beş fazlası’ ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma

olarak zamanında ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği

anlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda

olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren

karşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kurallarla,

gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise

belli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışma

ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralların,

‘zamanında’ ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir oldukları açıktır.

Ayrıca, bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü de

yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamu

düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında, kuralların

başlı başına çalışma barışını bozacak nitelikte oldukları söylenemez...

Yaptıkları işin özelliği nedeniyle basın çalışanlarının ödenmeyen ücretleri

konusunda korumaya yönelik düzenlemelerin Anayasa’nın bu (55nci) maddesine

aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın

2., 5., 10., 11., 49. ve 55. maddelerine aykırı olmadıkları sonucuna varılmakla

itirazın REDDİ gerekir...”

Anılan kararın gerekçesinin güncelliği devam etmekteyken, tam aksi yönde bir değerlendirmeyle kuralın iptaline karar verilmesi şeklindeki sonuca katılmaya imkân görülememiştir.

2. Konuyla çok yakından ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin çok önceki bir kararı da, yukarıda özetlenen kararla aynı mahiyettedir. Bu karara konu kural, 8/6/1965 tarih ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 35. maddelindeki “Yönetici ve öğretmenlere ücretlerini zamanında ödemeyen kurumlar bu ücretleri geçen her gün işin yüzde üç zammı ile öderler” şeklindeki düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi 19/10/1971 tarih ve E.1971/34, K.1971/72 sayılı kararıyla (oybirliğiyle) şu gerekçeyle iptal istemini reddetmiştir:

“... İtiraz ve inceleme kanunu ‘zam’ itiraz yoluna

başvuran mahkemenin ileri sürdüğü gibi faiz değil, yasal bir gecikme

tazminatından ibarettir. Yasa koyucu bu hükümle ücretin gününde ödenmemesi

halinde gecikme süresince ücret alacaklısının uğrayacağı zararların çalışan

için zararını kanıtlama yükümü olmaksızın ve işveren bakımından tazminat

ödemekten sıyrılma yollarını kapatarak, götürü bir biçimde karşılanmasını,

başka bir deyimle genel hükümlerin elverişsizliği karşısında, belirli bir

alanda çalışanların ücretlerinin gününde ödenmesini özel bir inanca almayı

öngörmüştür. Bu düzenleme Türk İş hukukunda bir yenilik sayılamaz. 20.6.1952

gününde yürürlüğe giren Basın Mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasında

Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki 13.6.1952 günlü, 5953 Sayılı Kanunun ‘ücret’

başlıklı 14. maddesinde, gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenleri

bu ücretleri geçecek her gün işin yüzde iki fazlasıyla ödemeye mecbur tutan bir

hüküm vardır. 10.1.1961 gününde yürürlüğe giren 4.1.1961 günlü, 212 sayılı

Kanunun 1. maddesi bu 14. maddeyi değiştirmiş ve yüzde iki fazlayı yüzde beşe

çıkarmıştır. Özel öğretim kurumlarında çalışanların ücretlerinin gününde

ödenmesini sağlama gibi olağan ve haklı bir nedene dayanan ve benzeri

tedbirlerin başka alanlarda çalışanlar içinde alınmasını engeller veya yasaklar

bir yönü bulunmayan itiraz konusu hükmün özel öğretim kurumları yönetici ve

öğretmenlerini imtiyazlı bir duruma getirdiği düşünülemez. Hüküm, haklı nedene

dayandığına ve tüm özel öğretim kurumlarındaki yönetici ve öğretmenleri

kapsadığına göre, yasa önünde eşitlik ilkeleriyle de çelişmekte değildir. Demek

ki itiraz ve inceleme konusu hükmün Anayasa’nın 12. maddesine aykırı bir yönü

yoktur. Çalıştırdığı kimselere ücretlerini vaktinde ödeyen bir özel öğretim

kurumunun gecikme tazminatına hüküm giymesi söz konusu olamaz... Hüküm

işverenin durumunu ağırlaştırıyorsa, bundan kurtulmasının tek yolu, borcunu

gününde yerine getirmektir. Onun içindir ki hükmün öğretim alanındaki özel

teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını engellediğini ve böylece

Anayasa’nın 40. maddesiyle çelişkiye düştüğünü hukukça savunmanın olanağı

yoktur... Özel öğretim kurumları yönetici ve öğretmenlerinin ücretlerinin

gecikme zamlarıyla yükselmesi sırf işverenin kendi tutumunun bir sonucudur.

Eğer işverenin tutumu yüzünden bu ücret gerçekten adaletsiz sayılabilecek bir

tutara varabiliyorsa, aksaklığı alacaklıda veya kanunda bulmanın ve Anayasa’nın

45. maddesine aykırılıktan söz etmenin yeri yoktur. Unutmamalıdır ki şahısların

yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi

sağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleri için Devletin 45.

madde uyarınca, almakla yükümlü bulunduğu tedbirler içinde böyle bir ücretin

korunmasına yönelik tedbirlerin de yeri ve gereği vardır ve itiraz konusu

hüküm, bu niteliği ile Anayasa’nın 45. maddesine aykırı olmak şöyle dursun, bu

madde ile öngörülenlerden bir bölüm çalışanlar yönünden yerine getirilmesi

anlamını taşır. Özetlemek gerekirse itiraz ve inceleme konusu hüküm Anayasa’nın

12., 40., 45. maddelerine aykırı olmadığı gibi öteki ilkeleriyle de çelişir

durumda değildir. İtirazın bu nedenle reddi gerekir...”

Görüldüğü üzere, anılan karar 2008 tarihli kararla paralellik göstermekte ve karar gerekçesinde, iptal istemine konu 5953 Sayılı Kanunun ilgili düzenlemesine de yollama yapmaktadır.

3. 5953 sayılı

Kanun’un 14. ve ek 1. maddeleri (ki bunlardan sadece ek 1. madde uygulanacak

kural olarak kabul edilmiştir) 1952 yılından bu yana 67 yıldır yürürlükte olup,

gazetecinin hukukunu korumak suretiyle basın özgürlüğünün gerçekleşmesine büyük

katkı yapmıştır. Edimini zamanında yerine getiren (gazetecinin özlük haklarını

-başvurunun somutunda fazla çalışma ücretini- gecikmeksizin ödeyen) gazete

işvereni yönünden herhangi bir ek tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu

değildir. Öte yandan, bu edimin bir yıl sonra yerine getirilmesi halinde,

işverence ödenecek tutarın (tazminatın) yıllık yüzde 1825 oranına ulaşacağı,

bunun da ölçüsüz olduğu savı da yerinde görülemez. Bilakis, Yargıtay’ın

uygulamada Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden yararlanarak, yüksek tazminat

tutarlarından hakkaniyet indirimi yapması ve bunu bir İçtihadı Birleştirme

Kararıyla ortaya koyması uygulama yönünden de herhangi bir sorun çıkmadığını ortaya

koyucu mahiyettedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda işaret edilen iki

kararındaki gerekçeler dikkate alındığında, kural ölçülülük ilkesine aykırı

düşmediği gibi, kuralla teşebbüs ve çalışma özgürlüğüne herhangi bir müdahalede

bulunulduğu da kabul edilemez.

4. Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmadığından; iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine ulaştığımdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

KARŞIOY GEREKÇESİ

İtiraz başvurusunda, zamanında ödenmeyen fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesini düzenleyen itiraz konusu kural gereğince, geçecek günle orantılı olarak ödenmesi gereken meblağın kısa sürede büyük rakamlara ulaştığı, böylece gazetecilere, İş Kanunu’na tâbi olarak işçi statüsünde çalışanlardan farklı olarak ayrıcalık tanındığı, ayrıca sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde çalışma barışını bozduğu gerekçesiyle kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş; çoğunluk kararında ise kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

5953 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesine göre, gazetecilerin fazla çalışma ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücreti geçecek her gün için %5 fazlasıyla ödemeye mecburdurlar.

Kanun’un 1. maddesine göre “gazeteci”, “Bu Kanun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara” denilmekte ve Kanun’un, ”Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunu’ndaki “işçi” tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı” belirtilmektedir. Dolayısıyla gazetecilik işyerinde yapılan çalışmada fikir ve sanat işi yapma koşulunun da gerçekleşmesi gerekmektedir.

5953 sayılı Kanun`a eklenen 1. maddenin sekizinci

fıkrasına göre, fazla çalışmalara ait ücretin müteakip ücret tediyesiyle

birlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretleri, gününde verilmemesi

halinde, her geçen gün için % 5 fazlasıyla ödenir. Aynı maddede, gazeteci

tabirinin şümulü içinde bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve büro

gibi yerlerde hizmetlerinin mahiyeti itibarıyla müstemirren çalışanlar için

günlük iş müddetinin, gece ve gündüz devrelerinde sekiz saat olduğu, bunun

dışında gündüz veya gece devresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlere

artırılması ve ulusal bayram, genel tatiller ve hafta tatilinde çalışılmasının

bu Kanuna göre (fazla saatlerde çalışma) sayılacağı, her bir fazla

çalışma saati için verilecek ücretin, normal çalışma saati ücretinin % 50

fazlası olduğu belirtilmiştir.

Başvuru gerekçesinde, kuralda yer alan günlük yüzde beş fazlasıyla ödemeye ilişkin düzenlemenin itiraza konu edildiği anlaşılmaktadır.

Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez

İptali istenen kuralla gazetecilere, zamanında ödenmeyen

fazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara tanınmayan lehe düzenlemeler

getirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama belgelerinde, basında mevcut bir

huzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışma koşullarına

tâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın İş Kanunu

kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na tâbi olanlardan

farklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki grup, aynı hukuki

statüde bulunmadıklarından itiraz gerekçelerinde öne sürülen karşılaştırmaya

elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin Anayasa’nın eşitlik ilkesine

aykırı bir yönü görülmemiştir.

İptali istenen kuralda yer alan “her geçen gün için %5

fazlasiyle” ibaresi nedeniyle, fazla çalışma olarak zamanında ödenmeyen

meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır. Çalışma

koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru

bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren karşısında korumak

amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu kuralla, gazetecilerin fazla

çalışma ücretlerinin zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise belli miktarda

ilave yapılarak tahsiline imkân sağlanmıştır. Fazla çalışma ücretinin yüzde beş

fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu kuralın, “gününde” ödenmeme koşuluna bağlı

olarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca, bu düzenlemenin basın özgürlüğü

yönünden önemli bir işlev gördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber

alma, verme, basma ve yayma gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliği

de gözönüne alındığında kuraldaki müdahalenin orantısız olduğu söylenemez.

Basın mensuplarının yaptıkları işin özelliği nedeniyle basın çalışanlarını ödenmeyen ücretleri konusunda korumaya yönelik düzenlemenin Anayasaya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 48. maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldığından, çoğunluğun kuralın iptali yönündeki kararına katılınmamıştır.

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un ek 1. maddesinin sekizinci fıkrasının “Fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi halinde, her geçen gün için % 5 fazlasiyle ödenir.” şeklindeki ikinci cümlesi Mahkememiz çoğunluğunca iptal edilmiştir.

2. İtiraz başvurusunda, 4857 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışan işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi durumunda en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasının öngörüldüğü, basın çalışanlarına fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanında ödenmemesi hâlinde ise temerrüt şartı dahi aranmaksızın borcun günlük yüzde beş, yıllık yüzde 1825 zamlı olarak ödenmesinin gerekeceği, ayrıca bu zamlı ödemeye yasal faiz uygulanacağı, bu durumun kanun önünde eşitlik, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerini zedelediği, ayrıca çalışma barışına da zarar verdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. İtiraz konusu kural gereğince, fazla çalışma ücretlerinin, gününde verilmemesi halinde, bu ücretin her geçen gün için yüzde beş artırımlı olarak ödenmesi gerekmektedir.

4. Gazetecilerin

iş ilişkilerinin özel bir kanun ile düzenlenmesi ve özel olarak korunması

gazetecilik mesleğinin demokratik toplum yönünden taşıdığı önemden

kaynaklanmakta olup bu tür düzenlemeler basın özgürlüğünün korunmasına da

hizmet etmektedir. Gazetecilik mesleğinin özelliği nedeniyle diğer

çalışanlardan farklı olarak getirilen özel düzenlemelerden birisi de yüzde

beş fazla ödeme kuralıdır. Diğer

işkollarına göre farklı çalışma tarzı ve demokratik bir toplumda sahip olduğu

önemli rol nedeniyle gazetecilerin ücret alacağının teminat altına alınması

amacıyla birtakım özel düzenlemeler yapılması kanun koyucunun takdirindedir. Bu

bağlamda gazetecilerin ücretinin zamanında ödenmesini sağlamaya yönelik yüzde

beş fazla ödeme kuralının Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti

ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

5. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi kararlarında

vurgulandığı üzere Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik

ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli

değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda

bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak,

ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında

eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı

kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi

kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

6. İptali istenen kuralla gazetecilere, zamanında

ödenmeyen fazla çalışma ücreti açısından farklı bir düzenleme öngörülmüştür. Bu

düzenleme ile işçi ve memur statüsünden farklı çalışma koşullarına tâbi ve

demokratik toplumun varlığında ve sürdürülmesinde önemli bir role sahip olan

gazetecilerin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.5953 sayılı Kanun

kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek 4857 sayılı İş Kanunu’na

tâbi olanlardan farklı kanuni düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu iki

grup, aynı hukuki statüde bulunmadıklarından itiraz gerekçelerinde öne sürülen

karşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemenin Anayasa’nın

eşitlik ilkesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

7. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin aynı kuralın iptali

talebiyle yapılan başvuruya ilişkin olarak verdiği kararda (AYM, E.2005/28,

K.2008/122) ifade ettiği üzere “iptali istenen kuralda yer alan ‘günlük

yüzde beş fazlası’ ibaresi nedeniyle, fazla çalışma ücreti olarak zamanında

ödenmeyen meblağın yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır” Ancak

“fazla çalışma ücretinin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine ilişkin bu

kuralın, ‘zamanında’ ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir olduğu

açıktır. Ayrıca bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev

gördüğü de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma

gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında”

kuralın çalışma ve teşebbüs hürriyetine aykırı olduğu da söylenemez.

8. Açıklanan gerekçelerle itiraz konusu kural Anayasa’ya aykırı görülmediğinden iptal isteminin reddi gerektiği oyuyla çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Hicabi

DURSUN

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/48, K. 2019/74, 19 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. A. 14. maddesinin
  6. B. Ek
  7. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  8. II. İlk İnceleme
  9. A. 14. maddesinin
  10. B. Ek 1. maddesinin sekizinci
  11. III. Esasın İncelenmesi
  12. A. İtirazın Gerekçesi
  13. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  14. Arslan
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Üstün
  19. Dursun
  20. Topal
  21. Özkaya
  22. Güleç
  23. Akyel
  24. Karşıoy Görüşü
  25. Seferinoğlu
  26. Menteş
  27. Karşıoy Gerekçesi
  28. Karşıoy Gerekçesi
  29. Karşıoy Gerekçesi
  30. Dursun
  31. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/48
Karar No
2019/74
Tarih
19 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/144 K.2019/72
  • AYM Norm Denetimi E.2018/105 K.2019/71
  • AYM Norm Denetimi E.2019/79 K.2019/76
  • AYM Norm Denetimi E.2019/53 K.2019/75
  • AYM Norm Denetimi E.2019/86 K.2019/68
  • AYM Norm Denetimi E.2019/91 K.2019/70

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.