İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/50 K.2019/96

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa’nın 2., 11., 13., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

Esas2019/50Karar2019/96Tarih25 Aralık 2019Okuma20 dk · 3.957 kelime

KÜNYE

R.G.

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Aralık 2019
Esas Sayısı
2019/50
Karar Sayısı
2019/96
Tarih-Sayısı
24/3/2020-31078
İtiraz yoluna başvuran
Osmaniye İş Mahkemesi
İtirazın konusu
21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.957 kelime·20 dk okuma·24 bölüm

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa’nın 2., 11., 13., 49. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY: Bir kamu kurumunda çalışılmaya başlandığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine ve o ana kadar ödenen aylıkların iadesine yönelik işlemlerinin iptalleri talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 30. maddesi şöyledir:

“Madde 30- Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.

Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.

Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;

a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler,

b) Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bakanlığa atananlar,

c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler,

d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,

e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler,

f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),

g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,

h) Özel kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler,

i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar,

j) (Ek: 31/10/2016-KHK-678/20 md.; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7071/20 md.) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Millî Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar,

k) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/34 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/30 md.) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları,

Hakkında uygulanmaz.

(Ek fıkra: 10/1/2013-6385/2 md.) İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 15/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.

maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle

uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini

Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin

iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler

uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde

yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali

talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural

ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların

çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak

nitelikte bulunan kurallardır.

3. Başvuru kararında 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptalleri talep edilmiştir.

4. Bakılmakta olan davada davacı 17/7/1964 tarihli ve 506

sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 81. maddesinin (B) bendinin (a) alt

bendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan bir sigortalı olup dava, bu kapsamda

bağlanan yaşlılık aylığı kesilmeksizin davacının belediye tarafından kurulan

bir işletmede çalıştığı gerekçesiyle aylığın kesilmesine ve o ana kadar ödenen

aylıkların iadesine yönelik işlemlere ilişkindir. Dolayısıyla 5335 sayılı

Kanun’un 30. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasında yer alan “Herhangi

bir sosyal güvenlik kurumundan…”, “…yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları

kesilmeksizin;…”, “…belediyeler…”, “…tarafından kurulan…”, “…işletmeler,…” ve

“…herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev

yapamazlar.” ibareleri dışında kalan bölümün bakılmakta olan davada

uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu ibarelerin yaşlılık

aylığının yanı sıra bakılmakta olan davanın konusu olmayan 8/6/1949 tarihli ve

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca emeklilik aylığı

alanlar bakımından da ortak ve geçerli kurallar olduğu gözetildiğinde ibarelere

ilişkin esas incelemenin “…yaşlılık…” ibaresiyle sınırlı olarak

yapılması gerekir.

5. Öte yandan Kanun’un 30. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan itiraz konusu kuralın “Diğer kanunların…”, “…yaşlılık aylığı almakta iken…”, “…yaşlılık aylıkları…”, “…kesilmeksizin…”, “…çalıştırılmaya…”, “…izin veren hükümleri…” ve “…uygulanmaz.” ibareleri dışında kalan bölümü 5434 sayılı Kanun gereğince emeklilik aylığı alan kişiler bakımından geçerli olduğundan davada uygulanacak kural değildir. Ayrıca anılan ibarelerin yaşlılık aylığının yanı sıra bakılmakta olan davanın konusu olmayan 5434 sayılı Kanun uyarınca emeklilik aylığı alanlar bakımından da ortak ve geçerli kurallar olması nedeniyle esas incelemenin “…yaşlılık…” ibareleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir.

6. Açıklanan nedenlerle 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesinin;

A. İkinci

fıkrasında yer alan “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan…”, “…yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin;…”, “…belediyeler…”, “…tarafından kurulan…”, “…işletmeler,…” ve “…herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına,

B. İkinci

fıkrasının kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

C. Üçüncü

fıkrasında yer alan “Diğer kanunların…”, “…yaşlılık aylığı almakta iken…”, “…yaşlılık aylıkları…”, “…kesilmeksizin…”, “…çalıştırılmaya…”, “…izin veren hükümleri…” ve “…uygulanmaz…” ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibareleriyle sınırlı olarak yapılmasına,

Ç. Üçüncü

fıkrasının kalan bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama Sorunu

8. Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan itiraz konusu “…yaşlılık…” ibareleri 506 sayılı Kanun’un yanı sıra 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını da kapsamaktadır. Bakılmakta olan davanın konusunun ise 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı olduğu gözetildiğinde 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan itiraz konusu “…yaşlılık…” ibarelerinin “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar” yönünden incelenmesi gerekir.

B. İtirazın Gerekçesi

9. Başvuru kararında özetle; çalışmanın sadece bir hak değil aynı zamanda bir ödev olduğu, itiraz konusu kuralların çalışma hürriyeti ve hakkını sınırladığı, bu sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu ve ölçüsüz olduğu, yaşlılık aylığının alınması konusunda kazanılmış bir hakka müdahalede bulunması nedeniyle sosyal güvenlik hakkını ve hukuk devleti ilkesini zedelediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 11., 13., 49. ve 60. maddelerine aykırı oldukları ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

10. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden de incelenmiştir.

11. Kurallarla, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin belediyeler tarafından kurulan işletmelerde herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları, diğer kanunların yaşlılık aylığı almakta iken yaşlılık aylıkları kesilmeksizin çalıştırılmaya izin veren hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmektedir. Kurallar “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar” yönünden incelenmiştir.

12. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır.

13. Mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomik

değerleri koruyan bir temel haktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir

mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi, bu konudaki menfaati ne kadar güçlü

olursa olsun mülkiyet kavramı içinde değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan

Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği

iddia edilen bir gelirin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün

değildir (Sultan Tokay ve diğerleri, B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 42).

Buna karşılık mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma

hakkı içermemekle birlikte, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla

veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması

öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı

şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin

doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166,

25/6/2015, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan

kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarak

kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No: 2013/3391,

16/9/2015, § 56).

14. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir. Bu çerçevede belediyeler tarafından kurulan işletmelerde çalışılması üzerine yaşlılık aylığının kesilmesini öngören kuralların mülkiyet hakkını sınırladığı açıktır.

15. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması, hakkın özüne dokunmaması ve ölçülü olması gerekir.

16. Anayasa’nın 35.

maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği

öngörülmüştür. Gerekçelerinde de ifade edildiği üzere kurallarla eğitim

kurumlarından ve özellikle yükseköğretim kurumlarından mezun olan genç ve

nitelikli kişilerin sayısının artmasına rağmen, kamu kurum ve kuruluşlarının

personel alımlarının oldukça kısıtlı olması nedeniyle işsizlik sorununun yoğun

olarak yaşandığı bu dönemde, tercihini emeklilik yönünde kullanmış ve bu

suretle emeklilik haklarını elde etmiş kişilerin tekrar kamuda istihdamının

önlenmesi suretiyle öncelikle işsiz kesimin istihdamının sağlanması

amaçlanmıştır. Bu yönüyle kurallarla getirilen sınırlamanın kamu yararına dayalı

meşru bir amacı içerdiği anlaşılmaktadır.

17. Dokunulamayacak

öz her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir. Kurallarla

kişilerin emeklilik statüsü zarar görmemekte, yeniden çalışmaya başlanması

nedeniyle ve çalışıldığı sürece yaşlılık aylığının kesilmesi öngörülmekte, bu

çalışma sona erdiğinde ise sigortalıya tekrar yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.

Bu bağlamda yaşlılık aylığının geçici olarak kesilmesinin mülkiyet hakkından yararlanma

imkânını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olduğundan veya bu

hakkın etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşıdığından söz

edilemeyeceğinden sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu söylenemez.

18. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

19. Kuralların yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yeniden çalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmek suretiyle emekli olmuş kişilerin tekrar kamuda istihdamının önlenmesi ve bu suretle öncelikle işsiz olan kesimin istihdamının sağlanmasını hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların istihdamın artırılmasına yönelik amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.

20. Kurallarla kişilerin kendilerinin çalışma gücüne sahip olduklarını görerek daha iyi bir yaşam elde etme düşüncesiyle kendi istekleriyle yeniden çalışmaya başlamaları hâlinde yeniden çalışma durumu devam ettiği sürece ve bu süreçle sınırlı olarak yaşlılık aylığının kesilmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda kişilerin yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski karşılığında sosyal güvenlik sisteminin sağladığı yaşlılık aylığı bütünüyle ortadan kaldırılmamakta ve yeniden çalışma durumu sona erdiğinde sigortalıya tekrar yaşlılık aylığı bağlanmaktadır.

21. Öte yandan kuralların yaşlılık aylığı alan herkesi kapsadığı, öngörülemez ve keyfi bir nitelik taşımadığı da açıktır. Kuralların hedeflediği gençlerin işsizlik sorununa çözüm bulma ve istihdamın sağlanması şeklindeki meşru amacın ağırlığı da dikkate alındığında, kurallarla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların orantısız bir sınırlamaya da neden olmadığı, dolayısıyla anılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır (aynı yönde yapılan değerlendirmeler için bkz. İsmail Hakkı Bulunmaz, B. No: 2014/2960, 4/10/2017, §74).

22. Diğer taraftan Anayasa'nın 49. maddesinde çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilerek çalışma hakkı güvence altına alınmıştır. Kurallarla kişilerin yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlamaları üzerine ve çalışmaya devam ettikleri sürece yaşlılık aylıklarının kesilmesi öngörüldüğünden kuralların çalışma hakkına da sınırlama getirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca öncelikle getirilen sınırlamanın anayasal bağlamda meşru bir nedene dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekmektedir.

23. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere özel sınırlama nedeni öngörülmemiş özgürlüklerin de o özgürlüğün doğasından kaynaklanan sınırları bulunmakta, ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

24. Anayasa’nın 49. maddesinin ikinci fıkrasında devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Kurallarla çalışma hakkına getirilen sınırlamanın devletin anılan pozitif yükümlülükleri kapsamında gençlerin işsizlik sorununa çözüm bulunması biçimindeki meşru amaca yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

25. Kurallar yaşlılık aylığı alanların çalışma imkânını tamamen ortadan kaldırmamakta ve yaşlılık aylığı kesilmek suretiyle çalışabilme imkânı devam etmektedir. Bu bağlamda kurallarla getirilen sınırlamanın çalışma hakkından yararlanma imkânını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olduğundan veya bu hakkın etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşıdığından söz edilemeyeceğinden sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu da söylenemez.

26. Kuralların, yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yeniden çalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmek suretiyle, emekli olmuş kişilerin tekrar kamuda istihdamlarının önlenmesini ve öncelikle işsiz olan kesimin istihdamının sağlanmasını hedeflediği gözetildiğinde kuralların anılan amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı da değerlendirilemez.

27. Öte yandan kurallarla getirilen

sınırlamayla çalışma hakkı yaşlılık aylığının kesilmesi şartına bağlanmakta; bu

suretle işsizliği önlemeye elverişli bir ortamın yaratılması ve öncelikle işsiz

olan kesimin istihdamının sağlanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Buna göre

çalışma imkânının ortadan kaldırılmadığı, kişinin yaşlılık aylığının kesilmesi

şartıyla çalışıp çalışmama konusunda seçim hakkına sahip olduğu da gözönünde

bulundurulduğunda kurallarla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile

çalışma hakkı arasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiği

anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların orantısız bir sınırlamaya da neden

olmadığı, dolayısıyla anılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

28. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir./ Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir. Buna göre sosyal güvenlik herkes için bir hak ve bunu gerçekleştirmek devlet için bir görevdir.

29. Sosyal güvenlik, kişilerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerinin en aza indirilmesi, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardının güvence altına alınmasıdır. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır. Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi için devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

30. Yaşlılık aylığı alan kişilerin belediyeler tarafından kurulan işletmelerde çalışmaları hâlinde yaşlılık aylığının kesilmesini hükme bağlayan kuralların sosyal güvenlik hakkına yönelik olarak da bir sınırlama öngördüğü açıktır. Buna göre Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca öncelikle getirilen sınırlamanın anayasal bağlamda meşru bir nedene dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekmektedir.

31. Anayasa’nın 60. maddesi uyarınca devlete yüklenen tedbirleri alma yükümlülüğü,

sosyal güvenlik sistemine yapılan malî transferlerin doğru ve etkin bir şekilde

yönetimini gerektirir. Ancak bu şekilde sosyal güvenlik sisteminin korunması ve

devamlılığının sağlanması mümkün olur. Bu kapsamda yaşlılık aylığının, yaşlılık

nedeniyle çalışma gücü ve imkânı olmadığı kabul edilen kişilere asgari yaşam

düzeyi sağlamayı hedefleyen uzun vadeli bir sigorta türü olduğu, kişinin

yeniden çalışmaya başlamasının ise, yaşlılığın o kimsenin çalışmasına engel

olmadığını ortaya koyduğu gözetildiğinde çalışan kişinin yaşlılık aylığının

kesilmesini öngören kuralların sosyal güvenlik sisteminin korunması ve

devamlılığının sağlanması biçimindeki kamu yararı amacına hizmet ettiği

anlaşılmaktadır.

32. Diğer yandan kuralların Anayasa’nın 49. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca devlete yüklenen ödevler kapsamında yer alan işsizlerin korunması, işsizliği önlemeye elverişli bir ortamın yaratılmasına yönelik amaçları da gözönünde bulundurulduğunda kurallarla sosyal güvenlik hakkına getirilen sınırlamanın meşru bir amacı olduğu açıktır.

33. Kurallarla sigortalının emeklilik statüsünde de herhangi bir değişiklik yapılmamakta ve bu çalışması sona erdiğinde sigortalıya yaşlılık aylığı tekrar bağlanmaktadır. Bu itibarla kurallarla getirilen sınırlamanın sosyal güvenlik hakkından yararlanma imkânını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olduğundan veya bu hakkın etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşıdığından söz edilemeyeceğinden sınırlamanın hakkın özüne dokunduğu söylenemez.

34. Kuralların, yaşlılık aylığı alanların belediyeler tarafından kurulan işletmelerde yeniden çalışmaya başlamaları hâlinde yaşlılık aylıklarının kesilmesini öngörmek suretiyle bir yandan yaşına rağmen çalışabilir konumda olmaları nedeniyle bu kişilere yaşlılık aylığının ödenmesinin önüne geçilerek sosyal güvenlik sisteminin korunmasını ve devamlılığının sağlanmasını, diğer yandan da işsizlerin istihdamına imkân tanınmasını hedeflediği gözetildiğinde kuralların anılan amaçlara ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı da değerlendirilemez.

35. Ayrıca kurallarla kişilerin yaşlılık

nedeniyle çalışamama riski karşılığında sosyal güvenlik sisteminin kendilerine

sağladığı yaşlılık aylığı, kişilerin kendilerini çalışma gücüne sahip görerek

daha iyi bir yaşam elde etme düşüncesiyle kendi istekleriyle yeniden çalışmaya

başlaması nedeniyle kesilmektedir. Söz konusu yaşlılık aylığının sadece yeniden

çalışılması hâlinde ve çalışma süresince kesildiği, bu çalışmanın sona ermesi

durumunda sigortalıya tekrar yaşlılık aylığının bağlandığı, bu itibarla

yaşlılık aylığının kesilmesinin geçici nitelikte olduğu, sigortalının emeklilik

statüsünün zarar görmediği dikkate alındığında kişilerin elde ettiği sosyal

güvenlik hakkı çerçevesinde sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin

sağlanması amacının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.

36. Genç nüfusun kamuda istihdamının artırılmasını

sağlamak amacıyla kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmış kişilerin yeniden kamu

sektöründe çalışmaya karar vermeleri durumunda sosyal güvenlik hakkı kapsamında

yapılan ödemelerden çalıştıkları süre boyunca yararlanamayacaklarının

öngörülmesi, sınırlı kamu kaynaklarının etkin bir biçimde yönetim ve

kullanımının bir tezahürü olarak görülebilir. Bu yolla devletin, çalışma

hayatını geliştirme, çalışanları ve işsizleri koruma, sosyal güvenlik

sisteminin etkin bir biçimde işlemesini sağlayacak tedbirleri alma

yükümlülükleri ile sosyal güvenlik hakkı arasında bir dengelemeye gittiği; bu

görevlerin amaçlarına uygun önceliklerini gözeterek sınırlı malî kaynakların

toplumun huzur ve refahını sağlayacak şekilde kullanılmasını sağlamak için

tedbir almayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralların sosyal

güvenlik hakkına getirilen sınırlama ile kamu yararı arasında kurulması gereken

adil dengeyi bozmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla kurallar orantısız bir

sınırlamaya da neden olmamakta ve anılan hakka ölçüsüz bir sınırlama

getirmemektedir.

37. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 13., 35., 49. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

Kuralların Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 35., 49. ve 60. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralların Anayasa’nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “…yaşlılık…” ibarelerinin;

A. Esasına ilişkin incelemenin “17/7/1964 tarihli ve 506

sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre yaşlılık aylığı bağlananlar” yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,

B. “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar”

yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

25/12/2019 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Mahkeme çoğunluğu tarafından benimsenen görüş doğrultusunda, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin; sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin kuralda sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışamayacaklarına ilişkin 2. ve 3. fıkralarının iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara ve gerekçelerine aşağıda açıkladığım nedenlerle katılmamaktayım.

2. Sosyal güvenlik, irade dışı gerçekleşebilecek sosyal

risklerin (hastalık, kaza, yaşlılık vb.) çalışan ve geçindirmekle yükümlü

oldukları üzerindeki gelir ve yaşam düzeylerine ilişkin olumsuz yansımalarının

azaltılarak, sağlıklı ve asgari bir yaşam düzeyinin sağlanmasını

amaçlamaktadır. Sosyal güvenlik hakkı kapsamındaki yaşlılık aylığı güvencesi,

Anayasanın 60. maddesi uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri içerisinde

görülmektedir. Kişi hakları teorisinde pozitif statü hakları içerisinde

değerlendirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi ve bu kapsamda yaşlılık

aylığının amacı, yaşa ve çalışma gücündeki azalmaya bağlı olarak kişinin

gelirinde de azalma olacağı öngörüsünden hareketle, insan onuruna uygun ve

sağlıklı bir asgari yaşam seviyesinin oluşturulmasıdır. Bu arada sosyal

güvenlik sistemimizin prim ödenmesi esasına dayandığına da işaret edilmelidir.

3. Diğer taraftan çalışma hakkı, kişinin maddi ve manevi

varlığını geliştirme hakkının bir yansıması olarak temel haklardan biridir.

Aynı zamanda kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin asgari yaşam düzeyini

sağlayabilecek bir gelir elde etme faaliyetinde bulunma yükümlülüğü

getirdiğinden bu hak Anayasada bir ödev olarak nitelenmiştir. Devletin pozitif

yükümlülüğü iş alanlarının çoğalması ve iş bulunmasını kolaylaştırıcı tedbirler

alma yönündedir. Negatif yükümlülük ise çalışma hakkının kullanılmasına engel

olunmaması noktasındadır. Yaşlılık aylığı alan kişilerin de çalışma hakkının

devam ettiği açıktır. Onların da maddi ve manevi varlığını çalışarak geliştirme

hakkı bulunmaktadır. Yaşlılık aylığını hak edip almakta olan birisinin kamu

kuruluşunda çalışmaya başlaması dolayısıyla bu aylığının kesilmesi karşısında,

kuralın çalışma özgürlüğünü sınırlamadığı söylenemez. Kural, yaşlılık aylığı

aldığı halde çalışmak isteyenin mülkiyetinde (gelirinde) azalmaya yol açacak

bir hukuki sonuç öngörmekte ve dolayısıyla çalışmanın önüne ciddi bir engel

konulmaktadır. Bu yönüyle kural Devletin negatif yükümlülüğüne aykırılık

oluşturmaktadır. Elbette kuralın genç işsizliği azaltmak şeklinde meşru amacı

bulunmaktadır. Fakat bu amacın varlığı sınırlamanın demokratik toplumda gerekli

ve ölçülü olmasını sağlamayabilir.

4. Yine, hak edilmiş yaşlılık aylığının mülkiyet hakkı kapsamında görüldüğü Mahkememizin çeşitli kararlarında belirtiliyor (bkz. Muratcan Kolçak, B. No: 2016/5490, 12/6/2019; Veysel Kara, B. No: 2014/12139, 5/10/2017; Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941, 5/10/2017). Bu durumda kamu kuruluşlarında çalışmaya başladığı için yaşlılık aylığının kesilmesinin mülkiyet hakkına bir müdahale ve sınırlama teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Mülkiyet hakkı yönünden de sınırlamanın meşru amacı olduğu söylenebiliyor ise de gerekliliği ve ölçülülüğü tartışılabilir durumdadır.

5. Sosyal güvenlik sisteminde çalışan ve işverenden

kesilen primlerden oluşan havuzdan tüm katılımcılara sosyal güvenlik yardımları

yapılmaktadır. Yaşlılık aylığının özel hukuktaki gibi sigorta bedeli olmayıp

bir sosyal güvenlik ödemesi niteliğinde olduğu dikkate alınmalı ise de bu

durum, çalışanların prim ödeyerek bu haktan yararlandıkları gerçeğini gözardı

etmemelidir. Kanunlarda belirtilen yıl ve prim sayısı şartlarını tamamlayarak

yaşlılık aylığı hak edinip almaya başlayan bir kimsenin mülkiyet hakkı

kapsamındaki bu hakkının çalışma gibi doğal bir hak vesilesiyle kesilmesi

sadece mülkiyet hakkı ve çalışma hakkına müdahale oluşturmayıp, sosyal güvenlik

hakkına da müdahale teşkil eder. Değerlendirme yapılırken yaşlılık aylığının

atıfet kurumu yönü, prim ödeme karşılığı kanunen hak edinilme yönünü

perdelememelidir.

6. Sosyal güvenlik yardımının iki önemli güvencesinden

biri sağlık yardımlarıdır. Ancak esasen kişinin çalışması dolayısıyla kesilecek

primler karşılığı da sağlık yardımı alma hakkı bulunmaktadır. Diğer taraftan

kişinin güncel yaşamı için aldığı aylığın ne kadar önem taşıdığı açıktır.

Yaşlılık aylığının, çalışma karşılığı ödenen ücret gibi değerlendirilemeyeceği

ve sosyal yardım niteliği gereği sınırlandırılabileceği kabul edilebilir. Bu

anlamda işsizliğin önlenmesi amacıyla hakkın sınırlanmasının demokratik toplum

bakımından gerekli ve elverişli olduğu da söylenebilir. Ancak çalışma gibi

doğal ve temel bir hakkın kullanımı nedeniyle yasa gereği hak edilen yaşlılık

aylığının kesilmesinin, ilgili anayasal haklara aşırı ve ölçüsüz bir müdahale

oluşturduğu açıktır. Emeklilik statüsünün iptal edilmeyip çalışma süresince

askıya alınması da ölçülülüğü temin için yeterli değildir. Bu anlamda maddi ve

manevi varlığını geliştirmek amacıyla çalışmayı tercih eden sosyal güvenlik

emeklisinin aylığının tümüyle kesiliyor olmasının hakkın özünü zedelediği,

ölçülü ve adil olmadığı düşüncesindeyim.

Açıklanan hukuki nedenler dolayısıyla tarafımca çoğunluk görüşüne iştirak edilememiştir.

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/50, K. 2019/96, 25 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  4. II. İlk İnceleme
  5. A. İkinci
  6. B. İkinci
  7. C. Üçüncü
  8. Ç. Üçüncü
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. A. Sınırlama Sorunu
  11. B. İtirazın Gerekçesi
  12. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. A. Esasına ilişkin incelemenin “17/7/1964 tarihli ve 506
  14. B. “506 sayılı Kanun’a göre yaşlılık aylığı bağlananlar”
  15. Arslan
  16. Kömürcü
  17. Özgüldür
  18. Üstün
  19. Yıldırım
  20. Dursun
  21. Topal
  22. Özkaya
  23. Güleç
  24. Karşıoy Gerekçesi
  25. Seferinoğlu
  26. Menteş
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/50
Karar No
2019/96
Tarih
25 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/102 K.2019/99
  • AYM Norm Denetimi E.2019/106 K.2019/100
  • AYM Norm Denetimi E.2019/62 K.2019/98
  • AYM Norm Denetimi E.2019/34 K.2019/97
  • AYM Norm Denetimi E.2019/108 K.2019/101
  • AYM Norm Denetimi E.2018/138 K.2019/94

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.