KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Esas Sayısı
- 2025/105
- Karar Sayısı
- 2025/95
- R.G. Tarih – Sayı
- Tebliğ edildi.
- İtiraz yoluna başvuran
- Bozüyük 3. Asliye Ceza Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 31/3/2011
Karar Metni
1.486 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 18. maddesinin Anayasa’nın 2., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Seyirden yasaklama tedbirine uymama suçundan açılan ceza davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu 18. maddesi şöyledir:
“Seyirden yasaklanma
MADDE 18 – (1) Kişinin, bu Kanunda tanımlanan veya yollamada
bulunulan ilgili kanunlardaki suçlardan dolayı mahkemece kurulan hükümde,
hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına
karar verilir. Seyirden yasaklanma ibaresinden kişinin müsabakaları ve antrenmanları
izlemek amacıyla müsabaka, antrenman ve seyir alanlarına girişinin yasaklanması
anlaşılır. Hükmün kesinleşmesiyle infazına başlanan seyirden yasaklanma
yaptırımının süresi cezanın infazı tamamlandıktan itibaren bir yıl geçmesiyle
sona erer. Bu güvenlik tedbirine ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile
birlikte hükmedilmesi halinde, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl
geçmesiyle bu güvenlik tedbirinin uygulanmasına son verilir. Güvenlik tedbiri
olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklama kararı 25/5/2005 tarihli ve 5352
sayılı Adli Sicil Kanunu hükümlerine göre kaydedilir. (Ek cümle:4/7/2019-7182/13 md.) Bu fıkradaki bir
yıllık süreler, ikinci kez seyirden yasaklanma yaptırımına karar verildiğinde
üç yıl; üçüncü kez seyirden yasaklanma yaptırımına karar verildiğinde ise beş
yıl olarak uygulanır.
(2) Bu madde hükümleri, taraftar gruplarınca spor alanlarının dışında işlenen kasten yaralama, hakaret veya tehdit içeren tezahürat ve mala zarar verme suçları bakımından da uygulanır.
(3) Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma başlatılması halinde şüpheli hakkında spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbiri derhal uygulamaya konulur. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından bu tedbirin kaldırılmasına karar verilmediği takdirde bu yasağın uygulanmasına koruma tedbiri olarak devam edilir.
(4) Koruma tedbiri olarak uygulanan ve güvenlik tedbiri olarak hükmedilen spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbirine ilişkin bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde tutulan bu amaca özgü elektronik bilgi bankasına derhal kaydedilir. Bu bilgi bankasına spor kulüplerinin ve federasyonların erişimi sağlanır. Yasaklanan kişilere ilişkin bilgiler, ilgili spor kulüplerine ve yurt dışında yapılacak müsabaka öncesinde müsabakanın yapılacağı ülkenin yetkili mercilerine bildirilir.
(5) Koruma tedbiri olarak uygulanan spor müsabakalarını seyirden yasaklanma tedbiri;
a) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kaldırılmasına karar verilmesi,
b) Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi,
c) Sanık hakkında beraat veya düşme kararı verilmesi,
halinde derhal kaldırılır. (Ek cümle:4/7/2019-7182/13 md.) Bu kararlar Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerce işlemi yapan kolluk birimine derhâl bildirilir ve kollukça elektronik bilgi bankasına işlenir.
(6) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hapis cezası yerine seçenek yaptırım olarak tedbire veya hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten itibaren; önödeme halinde ise, önödemede bulunulduğu tarihten itibaren, bir yıl süreyle spor müsabakalarını seyirden yasaklama tedbirinin uygulanmasına devam edilir.
(7) Alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisinde olduğu açıkça anlaşılan kişi, müsabaka, antrenman ve seyir alanlarına alınmaz. Bu şekilde belirtilen alanlara giren ve dışarı çıkmamakta ısrar eden kişi zor kullanılarak dışarı çıkarılır ve bu madde hükümlerine göre bir yıl süreyle spor müsabakalarını seyirden yasaklanır.
(8) Bu madde hükümlerine göre spor müsabakalarını seyirden yasaklanan kişi, yasaklama kararının sebebini oluşturan fiilin işlendiği müsabakanın tarafı olan ve taraftarı olduğu takımın katıldığı spor müsabakalarının yapılacağı gün, yurt içinde bulunduğu takdirde, müsabakanın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurmakla yükümlüdür. (Ek cümle:4/7/2019-7182/13 md.) Bu yükümlülüğün takibi amacıyla kolluk birimlerince biyometrik yöntemler de kullanılabilir.
(9) Sekizinci fıkradaki yükümlülüğe aykırı hareket eden kişi, her bir müsabaka için yirmibeş günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.
(10) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanma kararı verilen kişi, yasak süresince spor kulüplerinde ve federasyonlarda ve taraftar derneklerinde yönetici olamaz; spor müsabakalarında hakem, temsilci veya gözlemci olarak görev yapamaz.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın “Anayasaya
aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin
dördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red
kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun
hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” denilmiştir.
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” başlığını taşıyan
41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek
verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren geçmedikçe aynı
kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.”
hükmüne yer verilmiştir.
3. 6222
sayılı Kanun’un itiraz konusu 18. maddesinin (3) numaralı fıkrasına, (8)
numaralı fıkranın birinci cümlesine ve (9) numaralı fıkrasına yönelik iptal
talepleri Anayasa Mahkemesinin 11/9/2014 tarihli ve E.2013/157, K.2014/138
sayılı kararıyla esastan incelenerek kuralların Anayasa’ya aykırı olmadıklarına
ve iptalleri talebinin reddine karar verilmiştir. Bir itiraz başvurusu üzerine
verilen söz konusu karar 10/7/2015 tarihli ve 29412 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanmıştır. Belirtilen karardan sonra anılan (8) numaralı fıkraya 4/7/2019 tarihli ve 7182 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle ikinci cümle ve (9) numaralı fıkraya “…her bir
müsabaka için…” ibaresi eklenmiştir. Dolayısıyla (3) numaralı fıkra, (8)
numaralı fıkranın birinci cümlesi ve (9) numaralı fıkranın “…her bir müsabaka için…” ibaresi dışında kalan
kısmı bakımından yeni bir
başvurunun yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı
10/7/2015 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz
dolmamıştır.
4. Bu itibarla (3) numaralı fıkraya, (8) numaralı fıkranın birinci cümlesine ve (9) numaralı fıkranın “…her bir müsabaka için…” ibaresi dışında kalan kısmına yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
5. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un “Anayasaya aykırılığın
mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine
itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz
konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu
davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini
Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri
dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği hükme bağlanmış; söz konusu
fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi
maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa
Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Anılan maddenin (4)
numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun
olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye
geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
6. Söz konusu İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş, 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği belirtilmiştir.
7. Yapılan incelemede itiraz konusu kuralın (1), (2), (4), (5), (6) ve (7) numaralı fıkraları, (8) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, (9) numaralı fıkrasında yer alan “…her bir müsabaka için…” ibaresi ile (10) numaralı fıkrasına yönelik olarak söz konusu fıkraların, cümlenin ve ibarenin hangi nedenlerle Anayasa’ya aykırı olduklarının ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte ortaya konulmaksızın soyut olarak Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunulduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla anılan fıkralara, cümle ve ibareye yönelik başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
8. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan söz konusu fıkralara, cümle ve ibareye yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
A. (1) ve (2)
numaralı fıkralarına yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
B. (3) numaralı fıkrasına yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,
C. (4), (5), (6) ve
(7) numaralı fıkralarına yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
Ç. 1. (8) numaralı fıkrasının birinci cümlesine yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,
2. (8) numaralı fıkrasına 4/7/2019 tarihli ve 7182 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen ikinci cümleye yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
D. 1. (9) numaralı
fıkrasında yer alan “…her bir müsabaka için…” ibaresine yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
2. (9) numaralı fıkrasının kalan kısmına yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,
E. (10) numaralı
fıkrasına yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
22/4/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2025/105, K. 2025/95, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası