KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- Esas Sayısı
- 2025/16
- Karar Sayısı
- 2025/28
- R.G. Tarih – Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
1.113 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 3/11/1980
tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 80. maddesiyle değiştirilen;
A. İkinci
fıkrasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerinin,
B. İkinci
fıkrasına 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen yedinci cümlenin,
Anayasa’nın 2., 10., 60. ve 61. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Malullük aylığı bağlanmadan önceki sigortalılık sürelerinin yaşlılık aylığına hak kazanma şartları bakımından dikkate alınmamasına yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum) işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması ve süresi içinde ödenmemiş aylıkların yasal faiziyle Kurumdan tahsil edilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 4. maddesi şöyledir:
“Aylık bağlanması
Madde 4 – Bu Kanun kapsamına girenlerden;
a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…) % 25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.
(Değişik fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri hükümleri
uygulanarak aylık bağlananlara aylık bağlama tarihi itibarıyla sosyal güvenlik
kurumlarınca kendi sigortalılığı nedeniyle ödenmekte olan gelir ve/veya
aylıkların toplamı, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
36 ncı maddesi gereğince öğrenim durumuna göre belirlenecek giriş derece ve
kademesi ile 30 yıl fiili hizmet süresi esas alınarak mülga hükümleri de dahil
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak vazife malullüğü aylığının %25
artırımlı tutarından az olamaz ve bu şekilde belirlenen gelir ve/veya aylıklar
ilgili sigortalılık hâlindeki aylık artışları dikkate alınarak artırılır.
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin
hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı
olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde
yararlandırılır. Bu Kanuna veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık
bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı
Kanunun 56 ncıve mülga 64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin,
malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü
sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile
bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri,
malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık
süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemez. Bu şekilde aylık bağlanmasından
önce geçen söz konusu süreler; malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen
sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hâli ile mülga
2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen
sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul
veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili
mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak
değerlendirilir. Ancak, bu Kanuna göre aylık bağlandığı tarihten sonra
çalışmaya başlayanlardan, aylık bağlandıktan sonraki çalışmaları 5510 sayılı
Kanunun yürürlük tarihinden sonra olanlar için 5510 sayılı Kanunun geçici 4
üncü maddesi hükümleri uygulanamaz. Yukarıda belirtilen kanunlara göre malullük
aylığı bağlanmasına esas alınmış hastalık ya da engellilik hâlleri ve bu
hastalık ya da engellilik hallerindeki ilerlemeler, sonradan geçen çalışmalar
sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanılması koşullarının belirlenmesinde
dikkate alınmaz. (Ek cümle:
25/3/2020-7226/6 md.) Ancak,
bu kapsamdakiler aylık bağlandığı tarihten sonra geçen çalışmaları esas alındığında
en az 20 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 5000 gün malullük, yaşlılık ve
ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla talepleri halinde ayrıca yaşlılık
aylığından yararlanırlar.
(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.) Bu madde hükümleri 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındakiler ve harp malulleri hakkında da uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı
40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda
izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında
bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı
kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan
birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması
durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa
Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (b) bendinde “Başvuru
kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine gönderilecek
belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4)
numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun
olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye
geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde de başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği ile dava dosyasında sunulan belgelerin tarih sırasına göre başlıklar hâlinde sıralandığı dizi pusulası Anayasa Mahkemesine sunulacak belgeler arasında sayılmıştır.
4. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede Mahkemenin gönderdiği belgeler arasında dava dosyasında sunulan belgelerin tarih sırasına göre başlıklar hâlinde sıralandığı dizi pusulası ve başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ve İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ile (c) bentlerine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
A. İkinci
fıkrasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerinin,
B. İkinci fıkrasına 25/3/2020
tarihli ve 7226 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen yedinci cümlenin,
iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 11/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2025/16, K. 2025/28, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası