KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/9060 E., 2023/329 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2023
- Esas No
- 2019/9060
- Karar No
- 2023/329
- Temyiz eden (davalı)
- … Valiliği
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma·5 bölüm
İstemin_konusu
Davacı tarafından, Bingöl ili, Solhan ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken bölgede meydana gelen terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararın 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Bingöl Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 23/10/2018 tarihli ve E:2014/7491, K:2018/7163 sayılı bozma kararına uyularak ... İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, zarar gördüğünü ispatla yükümlü olan tarafın davacı olduğu, komisyon tarafından yapılan keşifte zarara uğranılan bir malvarlığının tespit edilmediği, sonradan yapılan keşif tutanakları ve tapu kayıtlarının esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucular lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması,
zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacılardan (başvuruculardan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenilmesi gerekmekte olup, bu ispatın gerçekleştirilemediği tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği, bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/9060, K. 2023/329, 8 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama