İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2021/3518 K.2025/1142

... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2021/3518Karar2025/1142Tarih25 Şubat 2025Okuma13 dk · 2.695 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3518 E., 2025/1142 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
25 Şubat 2025
Esas No
2021/3518
Karar No
2025/1142
Temyiz eden (davacılar)
1-... adına velayeten ... ve
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.695 kelime·13 dk okuma·7 bölüm

... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın 07/03/2017 tarihinde boyun ve kol ağrısı şikayetiyle başvurduğu İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde yapılan ameliyatı sonrası engelli duruma gelmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık toplam 1.000,00 TL maddi ve 285.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin alınan Adli Tıp Kurumu raporuna davacılar tarafından yapılan itirazların raporu kusurlandıracak nitelikte bulunmadığı değerlendirilerek anılan raporun hükme esas alınabilecek yeterlilikte bulunduğu, öte yandan, davacılar tarafından, aydınlatılmış onamın alınış şeklinde eksiklikler bulunduğu, aydınlatılmış onamda sözlü ya da yazılı olarak felç kalma ihtimalinin bildirilmediği, aydınlatılmış onamı ... imzalayacak durumda iken eşinin imzalamış olması ve olası tehlikelerden ilgilinin haberdar olmaması durumunun söz konusu olduğu ileri sürülmüş ise de;

dosyada bulunan ve davacının eşinin imzasını taşıyan "tedavi işlemleri aydınlatılmış rıza belgesi" ve "anterior servikal füzyon ile diskektomi ameliyatı" hasta bilgilendirme ve rıza belgesinde; ameliyat sonrası oluşabilecek (5. maddede şok ve ölüme gidebilen yan etkiler dahi) risklerin arasında doku ve organ hasarı ile sinir yapısının seyir değişikliği sebebi ile sinirlerde zedelenme olabileceğinin belirtildiği, ameliyat sırasında ortaya çıkabilecek acil bir durumda bir acil tedavi ya da başka bir cerrahi işlem gerekirse bunun da ameliyat olan için en iyi ihtimal göz önünde tutularak yapılacağının bildirildiği,

nitekim ameliyat sırasında kalbi duran ...'ın ameliyat sırasında hayata döndürülmeye çalışıldığı ve tekrar hayata döndürüldüğü, diğer yandan dava dilekçesine ekli düzenleme şeklindeki vekaletname incelendiğinde de; okur yazar olan fakat rahatsızlığı sebebiyle yazamayan ...'ın parmak izi alınarak ve iki şahit huzurunda vekalet verebildiği, diğer yandan davacının hastaneye başvurma ve yakınma sebebinin de iki kolundaki şiddetli ağrı olduğu da gözetildiğinde anılan iddialara itibar edilmediği,

bu durumda, tamamı dosya içeriğinde yer alan ve davalı idarenin kusuru yönünden de somut olayı inceleyen ve değerlendirmelerde bulunan Adli Tıp Kurumu raporu ile dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idare personeli tarafından davacılardan...'ın tedavisi ve ameliyatı sırasında yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, aksi bir durumu tevsik eden somut delilin bulunmadığı,

davacılardan ...'da ameliyat sonrası gelişen durumların komplikasyon olarak kabul edilmesi gerektiği de bilirkişi raporu ile ortaya konulduğundan yaşanan olayla ilgili davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı,

bu sebeple davacılar tarafından hizmet kusuruna dayalı olarak talep edilen maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığından davacıların talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, vekalet ücreti yönünden de, ilgili mevzuat hükümlerinden, manevi tazminat davasının maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması ve davanın reddine karar verilmesi durumunda, reddedilen maddi ve manevi tazminat açısından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedileceği,

maddi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilirken maktu tutarın altında vekalet ücreti belirlenmesinin ancak reddedilen veya kabul edilen kısım daha az bir miktarsa mümkün olabileceği şeklinde ayrıksı bir düzenlemeye gidildiği anlaşılmakta olup, reddedilen maddi tazminat tutarı yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın sağlam şekilde girdiği ameliyattan hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle boynundan aşağısı tutmayacak halde felçli olarak çıktığı, yapılan yanlış ameliyat neticesinde tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığı, yapılan tıbbi uygulamada gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, komplikasyonun gerçekleşme ihtimali konusunda gerekli aydınlatmanın yapılmamış olması nedeniyle davalı idarece aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...

DÜŞÜNCESİ

Dava dosyasında yer alan hastane kayıtlarının incelenmesinden; davacı ...'ın boyun fıtığı teşhisi ile ameliyat edildiği, yapılan ameliyattan sonra quadriparezi (kol, gövde, bacak ve pelvik organlarda motor ve duyusal fonksiyonların azalması) meydana geldiği, davacının anılan ameliyat öncesinde oluşabilecek bu komplikasyon hakkında bilgilendirilip aydınlatılmadığı, davacı yakını tarafından imzalanan rıza formunda yapılan ameliyat sonrası oluşan quadriparezi durumuna ilişkin komplikasyondan bahsedilmediği,

böylece onamın yetersiz olduğu anlaşılmakta olup, bu eksikliklerin, davacılarda, sunulan sağlık hizmetinin eksik işletildiği yolunda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken reddinde hukuka uyarlık bulunmadığından Mahkeme kararının manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının bozulması, maddi tazminatın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden; Davacı ...'ın boyun ve sağda daha fazla olan her iki kol ağrısı şikayetleri ile Çiğli Bölge Eğitim Hastanesine başvurduğu, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda boyun fıtığı teşhisi ile ameliyatı planlanarak yatışının yapıldığı ve 10/03/2017 tarihinde ameliyat edildiği, yapılan ameliyattan sonra davacıda quadriparezi (kol, gövde, bacak ve pelvik organlarda motor ve duyusal fonksiyonların azalması) meydana geldiği, Davacılar tarafından, meydana gelen zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,

Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, " Kişiye Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde 10/03/2017 tarihinde C6-7 servikal disk hernisi tanısıyla yapılan anterior yaklaşımla C6-7 mikroskopik diskotomi, mesafeye servikal disk protezi yerleştirilmesi ameliyatının endikasyon ve tekniğinin doğru olduğu,

ameliyat esnasında disk protezinin geriye kaçmasının ve oluşan quadriparezi tablosunun her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyon tedavisine yönelik ameliyat esnasında disk protezinin geriye kaçmasının fark edilerek düzeltilmesinin ve ameliyat sonrasında Prednol tedavisi ve fizyoterapi verilmesinin uygun olduğu, dolayısıyla Uzm.

Dr. ...’ün uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yönünde görüş bildirildiği,

İdare Mahkemesince, anılan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte bulunarak, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin karşılanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş.

"Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği.

"Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu. 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu.

15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde,

yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

Diğer taraftan, Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır.

Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).

11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.

5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde.

“Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”. "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde. “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir.

Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.

Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.

01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse,

rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar.

Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır.

Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasını öngörmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Belirtilen niteliği gereği manevi tazminat miktarının idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi, olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup; bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Oysa ki, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, ameliyat esnasında disk protezinin geriye kaçması durumunun tedavide özen eksikliği olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, davacıda ameliyat sonrası gelişen quadriparezi tablosunun sebebinin ne olduğu, ameliyat esnasında servikal spinal kord yaralanmasının gerçekleşip gerçekleşmediği, servikal spinal kord yaralanması gerçekleşmiş ise bu hususta herhangi bir tıbbi hatanın bulunup bulunmadığı, oluşan quadriparezi durumuna bunun sebep olup olmadığı, ameliyattan sonra dren konulmasının gerekip gerekmediği,

davacıda ameliyat sonrası oluşan durumda düzelme sağlanması için hangi tedavilerin uygulanması gerektiği, somut olayda uygun tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususlarına yönelik tatmin edici bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu amaçla; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yukarıda belirtilen hususları karşılamadığı açık olup, konuyla ilgili uzman hekimlerin katılımının sağlandığı Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, yukarıda belirtilen hususların açık, anlaşılır şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak davalı idarenin olayda bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, alınacak rapor sonrası davalı idarenin sağlık hizmetini yürütmesinde kusuru bulunmadığı kanaatine varılsa bile, dosya içerisinde bulunan, 'Teşhis ve Tedavi İşlemleri Aydınlatılmış Rıza Belgesi' başlıklı belge ile 'Anterior Servikal Füzyon ile Diskektomi Ameliyatı Hasta Bilgilendirme ve Rıza Belgesi' başlıklı belge incelendiğinde, damar yolunun açılması ve damardan kan alınması esnasında sinirlerde zedelenme olabileceği riskine yer verildiği, ancak uyuşmazlık konusu olayda sinirlerde zedelenme oluşmasına damar yolunun açılması ve damardan kan alınması durumlarının sebep olmadığı,

yapılan ameliyat sonrası quadriparezi durumunun oluştuğu, anılan belgeler incelendiğinde yapılan ameliyat sonrası quadriparezi durumunun oluşma ihtimali bulunduğu üzerine herhangi bir bilgilendirme bulunmadığı görülmektedir.

Bu nedenle anılan evrakın hukuken yeterli ve itibar edilebilecek bir onam formu niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşıldığından; aydınlatma ve rıza alma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda endişe ve üzüntüye düşen davacıların manevi zararlarının, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanmasının gerekeceği kuşkusuzdur.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/3518, K. 2025/1142, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/3518
Karar No
2025/1142
Tarih
25 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 6. Daire E.2021/3576 K.2025/334
  • Danıştay 6. Daire E.2021/3591 K.2025/335
  • Danıştay 6. Daire E.2021/3592 K.2025/699
  • Danıştay 10. Daire E.2021/3596 K.2025/1132
  • Danıştay 10. Daire E.2021/3629 K.2025/452
  • Danıştay 10. Daire E.2021/3654 K.2025/663

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.